Category: slıder

  • Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Başkent Londra’da düzenlenen bir halk toplantısında konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Kürt halkının önünde çetin bir mücadele dönemi olduğunu belirterek, yeni sistemlerini demokratik federal sistem olarak tanımladıklarını ve bu sistemi tüm Suriye için istediklerini söyledi. Müslim, Türk cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın, Demirtaş için ‘YPG gelsin sizi kurtarsın’ sözüne de cevap vererek, ‘Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcudur’ dedi.

    Aladdin Sinayiç

    Bir dizi toplantı ve görüşme için Britanya’da bulunan Demokratik Birlik Partisi-PYD Eşbaşkanı Salih Müslim Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde konuştu. Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Müslim önemli değerlendirmelerde bulundu. Müslim’in El Bab konusu, YPG’nin Minbic’ten çekilmesi, Rakka operasyonu ve Türk devletinin Kuzey Kürdistan’a yönelik saldırılar başta olmak üzere bir çok konuda görüşlerini ifade ettiği toplantıya yoğun bir katılım oldu.

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in toplantıda yaptığı değerlendirmelerden öne çıkanlar;

    20’inci yüzyılda başaramadıklarını şimdi yapmak istiyorlar

    Halkı köklerinden koparmak istiyorlar. Bir yok etme politikası. Siyasetleri buydu. Özellikle Türkler, 20 yüzyılda isteyip te başaramadıklarını, 2’inci yüzyılda yapmak istiyorlar. Bundan öte de planları vardı. Dört yıl önce söylüyorduk, kimse inanmıyordu. Fakat bugün her şey ortaya çıktı. Mesele sadece Rojava meselesi değildi. Mesele Kuzey Kürdistan’dı. Rojava üzerinden halkı soykırımdan geçirmek, bölgenin demografisini değiştirip istedikleri gibi dizayn etmek. Sonrasında da Rojava’da yaptıklarını Kuzeyde de yapmak. Srilanka örneğindeki gibi bir planlamaları vardı. Önce Kobane’yi Daiş eliyle hal edeceklerdi, sonra da Kürdistan’ın diğer kentlerini.

    Şırnak’ın Kobane’den Farkı Yok

    Yaptıklarını hepiniz görüyorsunuz; Cizre’nin, Şırnak’ın Kobane’den farkı yok. Oralarda yapılanların Kobane’den yapılanlardan farkı yok. Evleri yıkılan Şırnak halkının kentin kıyısında kurdukları çadırlara bile tahammül edemeyip onları da yaktılar. Bunun anlamı şudur, bu toprakları temizlemek istiyorlar kendilerince. Osmanlı tarihinde yapılanlar bir nevi tekrarlanıyor. Orta Anadolu Kürtleri nereden geliyor. Bunların hepsi Kürdistan’dan zorla göç ettirilen insanlar. Hepsini asimile edip eritmek için. Mesela şuanda Maraş’ta yapılmak istenen kamp ta bu planın bir parçasıdır. Tamamı Alevi olan bir yerleşim yerine Sünni Arapları getirmenin anlamı budur.

    Bu bir ahlak savaşıdır

    Ahlak savaşı veren, insani değerlere bağlı olan, sadece özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren bir hareketiz, başka da bir amacımız yok. Diğer tarafta ise tüm dünyanın korktuğu Daiş ve El Nusra gibi bir terör var. Bu yüzden tüm uluslararası güçler planlarını yeniden gözden geçiriyor. Kürtler yeniden tarih sahnesine çıkıyor, tarihte ilk defa bu düzeyde tanınıyor. Mesela 1 Kasım dünya Kobane gününde uluslararası düzeyde bu kadar büyük destek görüyorsak bu bizim için bir değerdir. Bu bir tanınmadır, birçok halktan şehitlerimizin olması da bunun bir göstergesidir.

    Çetin bir mücadele Kürtleri bekliyor

    Bu durum Kürtler başardı anlamına gelmiyor. Önümüzde çetin bir mücadele var. bunu askeri anlamda söylemiyorum, askeri mücadele günlük olarak devam ediyor zaten. Biz şuan Rojava’da bir sistem inşa ediyoruz. Tabi biz bu sistemi sadece Rojava için değil tüm Ortadoğu için istiyoruz. Kendimiz için 2012’den beri demokratik özerklik inşası yürütüyoruz. Ama bize yeni katılan Minbic, Gre Spi ve benzeri yeni bölgeler var. Bunlarda Arap nüfusu da yoğun. Bu noktada sistemimizi de değiştirme mecburiyetimiz var. Tüm halkların birlikte yaşayabileceği demokratik bir sistem. Bu sistemi de şimdi federalizm olarak tanımlıyoruz. Tüm Suriye için demokratik federal bir sistem. Ancak birileri halen Kürtlerin irade sahibi olduğu bir sistem istemiyor. Kendilerinin sistem önerileri de yok. Suriye eski Suriye olmayacak, bu mümkün değil. Bunu herkesin görmesi lazım.

    Bunlar ne ordudur, ne özgürdür, ne de Suriyelidir!

    Bizim için El Bab’ın kuzeyindeki köyler çok önemli. Tabi Türkiye baştan beri dillendirdiği güvenli bölge planını uygulamanın peşinde. Demografik değişiklikler yapmanın peşinde. Bir yandan da Daiş ile ilişkisinin kopmasını istemiyor. Bu sebeplen de tankıyla, topuyla ve savaş uçaklarıyla oraya giriyor. Şimdiye kadar El Bab’a ulaşmış değil. Ulaşabileceğini de sanmıyorum. Bizimkiler doğudan doğru 7-8 kilometre El Bab’a yakınlar. El Bab’ın 10 km güneyinde de rejim güçleri var. Özgür Suriye Ordusu yalandır bu noktada. Bunlar ne ordudur, ne özgürdür ne de Suriyelidir. Bu konuda uluslararası koalisyon da halen bir karar vermiş değil. Türk ordusu ilerlemek istedi, bizimkiler durdurdu. Tabi direk Türk ordusu ile değil, ÖSO denilen güçlerle oldu çatışmalar. El Bab halen Daiş’in elinde. Türk devletinin de halen Daiş ile ilişkisi kopmuş değil. Orada savaşan güçler DSG değil, oradaki yerel güçler, El Bab askeri meclisi, Cephe tul Ekrad gibi.

    Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcu

    Rojava’dan baktığımızda, bizim açımızdan Erdoğan ile Bağdadi arasında bir fark yoktur. Daiş Suriye’de ne yapıyorsa, Erdoğan da Kuzey Kürdistan’da aynısını yapıyor. Kuzey Kürdistan halkıyla dayanışmak sorumluluğumuzdur, mecburuz buna. Tayip Erdoğan çıkıp Demirtaş için, ‘YPG gelsin size kurtarsın’ diyor. Burada şunu belirtmek isterim. Onları kurtarmak bizim boynumuzun borcudur. Devlet bizi bunları söylemeye mecbur bırakıyor. Evet sonuna kadar mücadele edip Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayacağız.’’

    Bayrak meselesi ulusal kongre meselesidir

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim yaptığı sunumdan sonra halkın sorularını yanıtladı. Kürdistan bayrağı ile ilgili gelen soruya da cevap veren Muslim, mevcut bayrağın Kürdistan Bölgesel Hükümeti meclisi tarafından kendilerini sembolize eden bayrak olarak karar altına alınıp kullanıldığını ve tüm Kürdistanı temsil edecek bir bayrağın henüz Kürtlerin geneli tarafından belirlenip karar altına alınmadığını ifade ederek, bayrağın da yapılacak Kürt ulusal konferansında ancak çözülebileceğini ve Ulusal kongrede alınacak karara da herkesin saygı duyacağını ifade etti. Kürdistan bölgesel hükümetini temsil eden bayrağa sonsuz saygıları olduğunu ancak bunun kendilerini temsil etmediğini, çünkü bayrak ile ilgili Kürt halkının genelinin verdiği bir karar olmadığını ifade etti. Bayrak konusunun çözümü için ulusal kongreyi işaret eden Muslim, bir bayrakta tüm Kürdistan halkının kararının olması gerektiğini belirtti.

    YPG görevini tamamlayıp Minbic’ten çekilmiştir

    YPG’nin Minbic’ten çekilmesiyle ilgili gelen soruya da Muslim; ‘‘YPG tüm Kürdistan halklarının çıkarları ve güvenliği için kuruldu. Minbic gibi yerlerde yerel güçler oluştuğunda ve güvenliklerini sağlayabilecekleri noktaya geldiklerinde YPG’nin orada durmasına ihtiyaç kalmaz. Tabi bu mesele Türkiye ile ABD arasında bir krize de dönüştü. En son orada askeri eğitim için kalan 200’yakın bir güç vardı, onlar da görevini tamamlayıp geri çekildi. Madem krize neden oldu, al sana çekiliyoruz ve Raqqa’ya ilerliyoruz. Kimse Minbic’i merak etmesin, orası Ebu Leylaların diyarıdır, orayı koruyacak yiğitler var.’’

    saleh-muslim3

    salih-muslim6

    saleh-muslim4

    saleh-muslim2
    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim
  • DBP’li Belediyelere Yönelik Saldırıların Bilançosu

    DBP’li Belediyelere Yönelik Saldırıların Bilançosu

    Türk devletinin DBP’li belediyelere yönelik siyasi soykırım saldırıları hız kesmeden devam ediyor. HDP eş genel başkanları, milletvekilleri ile DBP Eş Genel Başkanı’nın yanı sıra DBP’li 37 belediye eş başkanını da rehin alan Türk devleti, yine 38 DBP’li belediyenin de iradesini gasp etti.

     

    38 EŞ BAŞKAN GÖREVDEN ALINDI, 37’Sİ TUTUKLANDI

    Kürt siyasi hareketine dönük saldırılar sürerken, bu kapsamda HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu milletvekilleri, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata, Amed Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı tutuklandı. Yine çok sayıda belediye eş başkanı, MYK ve PM üyesi ile partililer de tutuklanmış durumda. Adeta açık bir cezaevine dönüştürülmüş olan Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların ardı arkası kesilmezken, AKP/Saray’ın inkar ve imha konseptini hayata geçirdiği il, ilçe ve beldelerde Kürt siyasi hareketi ve mücadelesinin ne denli sahiplenildiği ve desteklendiği de geride bırakılan seçimlerde ortaya çıkan sonuçlara bakılınca daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

    Şu ana kadar DBP’li olan 34 belediyeye direkt olarak, 4 tanesine de fiili olarak kayyum ataması yapıldı. Toplamda DBP’li 38 belediyeye dönük sivil bir darbe gerçekleştirilmiş durumda. DBP’li 38 belediye eş başkanınIN görevden alınması ve 4’ü eş başkan vekili olmak üzere DBP’li 37 belediye eş başkanın tutuklu olması, yine DBP’li 7 belediye eş başkanın hakkında da arama kararının bulunması Türkiye’de AKP/Saray öncülüğünde her geçen gün daha da derinleştirilen kaosun boyutunu gözler önüne seriyor. Ayrıca DBP’li 43 belediye eş başkanı da kimisi gözaltına alındıktan sonra kimisi de tutuklandıktan sonra görülen dava kapsamında serbest bırakıldı.

    KAYYUM ATANAN BELEDİYELER VE OY ORANLARI

    Van, Mardin büyükşehir belediyeleri ile Dersim ve Siirt belediyelerine atanan kayyumlar ile birlikte 4’ü fiili olmak üzere aralarında Amed Büyükşehir Belediyesi’nin de olduğu DBP’li 38 belediyeye kayyum atanmış durumda.

    Kayyum atanan DBP’li belediyeler ve son seçimlerde aldıkları oy oranları şöyle:

    *DBP’nin yüzde 55.89 ile aldığı Batman Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Şeref Aksoy.

    *DBP’nin yüzde 66.83 ile aldığı Hakkari Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Coney Epçim.

    *DBP’nin yüzde 48.43 aldığı Diyadin Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mekan Çeviren.

    *DBP’nin yüzde 50.45 aldığı Beşiri Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mustafa Maslak.

    * DBP’nin yüzde 52.43 aldığı Gercüş Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ünal Koç.

    * DBP’nin yüzde 69.55 ile aldığı Silvan Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Murat Kütük.

    * DBP’nin yüzde 54.41 ile aldığı Sur Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Bilal Özkan.

    * DBP’nin yüzde 39.08 ile aldığı Hınıs Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Bülent Ay.

    * DBP’nin yüzde 51.67 ile aldığı Tuzluca Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam İbrahim Civelek.

    * DBP’nin yüzde 60.16 ile aldığı Dargeçit Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam M. Yaşar Yeşiltaş.

    * DBP’nin yüzde 64.4 ile aldığı Derik Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam M. Fatih Saltürk.

    * DBP’nin yüzde 61.71 ile aldığı Mazıdağ Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Halit Benek.

    * DBP’nin yüzde 78.78 ile aldığı Nusaybin Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ergün Baysal.

    * DBP’nin yüzde 45.84 ile aldığı Bulanık Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ömer Şahin.

    * DBP’nin yüzde 52.37 ile aldığı Eruh Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Murat Dayanç.

    * DBP’nin yüzde 52.58 ile aldığı Suruç Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Tarık Açıkgöz

    * DBP’nin yüzde 81.61 ile aldığı Cizre Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ahmet Adanur

    * DBP’nin yüzde 78.19 ile aldığı Silopi Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Savaş Konak.

    * DBP’nin yüzde 78.9 ile aldığı İdil Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ersin Tepeli.

    * DBP’nin yüzde 50.91 ile aldığı Edremit Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam İbrahim Özkan.

    * DBP’nin yüzde 49.43 ile aldığı Erciş Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam M.Şirin Yaşar.

    * DBP’nin yüzde 48.32 ile aldığı İpekyolu Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Önder Can.

    * DBP’nin yüzde 71.62 ile aldığı Özalp Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Serdar Karal.

    * DBP’nin yüzde 56.22 ile aldığı İkiköpru Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mustafa Maslak.

    * DBP’nin yüzde 61.75 ile aldığı Hoşhaber Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Bilgehan Karafil.

    * DBP’nin yüzde 45.8 ile aldığı Hani Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Yusuf Turan.

    * DBP’nin yüzde 55.32 ile aldığı Amed Büyükşehir Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Cumali Atilla.

    * DBP’nin yüzde 60.91 ile aldığı Şırnak Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Turan Bedirhanoğlu.

    * DBP’nin yüzde 63.40 ile aldığı Varto Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mehmet Nuri Çetin.

    * DBP’nin yüzde 35.12 ile aldığı Bitlis Ahlat – Ovakışla Beldesi.

    Son olarak da Siirt Belediyesi, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Van Büyükşehir Belediyesi ve Dersim Belediyesi’ne kayyum atayarak halk iradesini gasp eden AKP/Saray rejimi, toplamda 34 DBP’li belediyeye direkt olarak ve Viranşehir, Halfeti ve Bozova belediyelerine de fiili kayyum olarak ilçe kaymakamlarını atayarak Kürt halkına karşı düşmanlığını bir kez daha ortaya koyuyor.

    TUTUKLU DBP’Lİ BELEDİYE EŞ BAŞKANLARI

    1 – Adile Kozay – Gever Belediye Eş Başkan Vekili

    2- Dilek Hatipoğlu – Hakkari Belediyesi Eş Başkanı

    3- Nurullah Çiftçi – Hakkari Belediyesi Eş Başkanı

    4- Sevil Rojbin Çetin – Edremit Belediye Eş Başkanı

    5- Handan Bağcı – Van Özalp Belediye Eş Başkanı

    6- Ali Çam – Iğdır Hoşhaber Beldesi Eş Başkanı

    7- Diba Keskin – Erçiş Belediyesi Eş Başkanı

    8- Rahmi Çelik – Bulanık Belediyesi Eş Başkanı

    9- Burhan Kocaman – Elazığ Karakoçan Belediye Eş Başkanı

    10- Cennet Ayık – Elazığ Karakoçan Belediye Eş Başkanı

    11- Zeynep Şimşik – Dargeçit Belediye Eş Başkanı

    12- Seyran Argan – Beytüşşebap Belediye Eş Başkanı

    13- Abdurrahman Çağan – Erçiş Belediyesi Eş Başkanı

    14- Abdulkerim Erdem – Derik Belediye Eş Başkanı

    15- Sabahat Çetinkaya – Derik Belediye Eş Başkanı

    16- Hazal Aras – Diyadin Belediyesi Eş Başkanı

    17- Kasım Ağgün – Iğdır Hoşhaber Beldesi Eş Başkanı

    18 – Aygün Taşkın – Ergani Belediye Eş Başkanı

    19 – Figen Yaşar – Bulanık Belediyesi Eş Başkanı

    20- Nazmi Çoşkun – Hakkari Belediyesi Eş Başkan vekili

    21- Şerafettin Özalp – Özalp Belediye Eş Başkanı

    22- Nevin Oyman – İdil Belediyesi Eş Başkanı

    23- Tülay Karaca – Erzurum Tekman Belediye Eş Başkanı

    24 – Abdurahman Zorlu – Hani Belediyesi Eş Başkanı

    25 – Mehmet Muhdi Aslan – İdil Belediyesi Eş Başkanı

    26 – Zilan Aldatmaz – Van Saray Belediye Eş Başkanı

    27 – Gültan Kışanak – Amed Büyükşehir Belediyesi Eş başkanı

    28 – Fırat Anlı – Amed Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı

    29 – Suna Atabay – Van Çaldıran Belediyesi Eş Başkanı

    30 – Ahmet Demir – Ovakışla Beldesi Eş Başkanı

    31 – Servin Karakoç – Ovakışla Beldesi Eş Başkanı

    32 – Sabite Ekinci – Varto Belediye Eş Başkanı

    33 – Hüseyin Güneş – Varto Belediye Eş Başkanı

    34 – Kadir Konur – Cizre Belediyesi Eş Başkanı

    35 – Tuncer Bakırhan – Siirt Belediye Eş Başkanı

    36 – Mehmet Ali Bul – Dersim Belediye Eş Başkanı

    37 – Nurhayat Altun – Dersim Belediyesi Eş Başkanı

    Kaynak: ANF

  • ‘İtaat Yok İsyan Var’ Şiarıyla 19 Kasım’da Alanlarda Olacağız

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bu hafta cumartesi gecesi (19.10.2016) Londra merkezde kadına karşı her türlü erkek şiddetine karşı sokakları işgal ediyoruz. Türkiye’de de 25 Kasım’da ‘İtaat yok, İsyan Var’ diyerek erkek/devlet şiddetine karşı kadınlar sokaklarda olacak.

     

    Hêvî Can-Londra

     

    Erkek şiddetine kadınlar her gün, her an, her alanda, her yerde maruz kalıyor. Konuştuğumuz dilde, okulda, işyerlerinde, mecliste, sokakta, otobüste sürekli erkek şiddetinin çeşitli formlarına tanıklık ediyoruz. Türkiye’de seçilmiş kadın milletvekillerinin tutuklanmasının kadın iradesine yapılan bir saldırı olduğunu biliyoruz. Kadına karşı şiddetle ve cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden onlarca kadın derneğinin kapatılmasıyla, sivil inisiyatifin ve kadınların özgürlük ve eşitlik talebiyle örgütlenmesinin engellenmek istenildiğini biliyoruz. Kadın odaklı habercilik yapan kadın haber ajanslarını kapatarak kadınların sesinin susturulmak istendiğini biliyoruz.

    Otobüste şort giydiği için bir erkeğin kadını tekmelemesinin, bunu kendisinde bir hak görmesinin münferit bir suç olayı olmadığını, asıl suçlunun kadını aşağı gören erkek egemen zihniyet olduğunu biliyoruz. Tekme atan saldırganın 2 kez tahliye edilmesinin hukuki, adil bir karar olmadığını, kadının özgürlüğünü düşman gören eril zihniyet olduğunu biliyoruz. 2015 yılında yaşanan toplam 303 kadın cinayetinin kadınla değil, erkeklikle ilgisi olduğunu biliyoruz. Kadın cinayetlerine karşı yapılan devlet girişimlerin kadını korumak yerine aileyi korumaya yönelik olmasının cinsiyetçi ve muhafazakar devlet politikası olduğunu ve kadını asla koruyamayacağını biliyoruz.

    Suriye’de başta Ezidi kadınlara olmak üzere kadınlara yapılan zulmün, işkencenin, her türlü şiddetin kirli bir savaş politikası olduğunu, kadına yönelik şiddetin bir savaş silahı olarak kullanıldığını biliyoruz. ‘Madam gibi değil, adam gibi ölmek’ isteyen devlet yöneticilerinin basit bir deyim kullanmadığını, bu dilin cinsiyet ayrımcılığı ve eşitsizliğin devletleştirilmiş temsili olduğunu biliyoruz.

    Kadın sığınmacıların kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırıldığından, emek sömürüsünden, fuhuşa zorlandığından haberdarız. Sığınmacı kız çocuklarının erken yaşta ve para karşılığı evlendirilmesinin kültürle bir ilgisi veya zor durumda olan sığınmacıların tek ve zorunlu seçimi olamayacağını, bunun ticari cinsel sömürü olduğunu, bunun savaştan kaçan insanları, çocukları istismar eden erkek şiddeti olduğunu ve kadının ve kız çocuklarının en ağır sistematik cinsel şiddete maruz kaldığını biliyoruz.

    Sadece Türkiye’de ya da Ortadoğu’da değil, kadınlar dünyanın her yerinde erkek şiddetine maruz kalmaktadır. İngiltere’de ve Galler’de her 4 kadından 1’i hayatlarında aile içi şiddete uğramakta ve haftada iki kadın halihazırdaki veya eski eşi tarafından öldürülmektedir. Her 5 kadından biri 16 yaşından sonra herhangi bir cinsel şiddete maruz kalmakta, her yıl yaklaşık 85.000 kadın tecavüze uğramakta, ve 400.000’den fazla kadın cinsel saldırıya uğramaktadır.

    Ancak tüm bunlara rağmen kadınlar her yerde örgütlenerek erkek/devlet şiddetine karşı mücadelesini büyütmektedir. Rojava’daki demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasının inşasına öncülük eden kadın devriminin verdiği güçle, dünyanın her yerinde, kadın dayanışmasına mühür vurulamayacağını, kadın iradesinin hapsedilemeyeceğini, kadın yoldaşlığının barış, umut ve onur olacağını göstereceğiz.

    Tüm kadınları erkek şiddetine karşı isyanını, adalet, özgürlük, eşitlik ve barış taleplerini haykırmaya çağırıyoruz.

    Yaşasın kadın dayanışması. Her bijî piştevaniya jinan. Long live women’s solidarity.

    Önemli bir not, Gece Yürüyüşü sadece kadınlarındır.

    Zaman ve yer: 19 Kasım 2016, 18:30
    Toplanma yeri: Great College Street, London SW1P
    En yakın istasyon: Westminster

  • PYD Eşbaşkanı Salih Müslim İngiltere’de Bir Dizi Toplantıda Konuşacak

    Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim İngiltere’de bir dizi toplantıda konuşacak. Halkla gerçekleştirilecek toplantılarının yanında bazı devlet yetkilileri ile de görüşmeler yapacak.

     

    Özelde Rojava olmak üzere Suriye genelinde yaşanan son siyasal gelişmeleri konu alacak toplantılarda Müslim’in önemli değerlendirmeler yapması bekleniyor. Raqqa operasyonu, YPG’nin Fırat’ın doğusuna çekilip çekilmeyeceği, Türk devletinin saldırıları, ABD ile ilişkiler gibi bir çok önemli konuda Müslim değerlendirmeler yapacak.

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in şimdiye kadar netleşen toplantıları şöyle;

     

    Tarih: 19 Kasım 2016, Saat 17:00

    Yer: University of Leicester / Ken Edwards Lecture Theatre 1 (KE LT1)

    Organize: Leicester Üniversitesi (bilgi için: politics@le.ac.uk)

     

    Tarih: 20 Kasım 2016 Saat: 17:00

    Yer: Kürt Toplum Merkezi (KCC) Haringey N4 1HU

    Organize: Britanya Kürt Halk Meclisi

     

    Tarih: 21 Kasım 2016, Saat 17:00

    Yer: Palmerston Room, St John’s College, Cambridge CB2 1TP

    Organize: Cambridge Üniversitesi Kürt Topluluğu

     

    Tarih: 22 Kasım 2016, Saat 19:00

    Yer: Britanya Parlamentosu, 10 Numaralı Komite Odası, Westminster

    Organize: Kurdish Progress (Bilgi için kurdishprogress2014@gmail.com

  • Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması

    Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 79’uncu yıldönümünde, Kürdistan tarihinin en kanlı ve vahşi katliamlarından birisi olan Dersim katliamında yaşamını yitirenleri anmak amacıyla Dersim-Der tarafından bir anma etkinliği düzenlendi.

    Haber: Jonas Tekin

    Dersim katliamı sırasında 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ’daki Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Londra’da anma etkinliği organize edildi.

    Londra’da çalışmalarını yürütüen Dersim Kültür Merkezi tarafından Haringey’de bulunan İntimate tiyatrosunda yapılan anmaya çok sayıda kişi katıldı. Pazar akşamı yapılan anma etkinliğinde sahnenin önüne Seyit Rıza ve arkadaşlarının fotoğrafları sergilenirken, önüne de mumlar yakıldı. Dersim katliamı başta olmak üzere özgürlük ve demokrasi uğruna yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anmada, çocuklar ellerinde üzerinde ‘Dersim katliamını unutmadık’, ‘Munzur Özgür Akacak’ gibi sloganların olduğu pankartlarla sahneye çıkması dakikalarca alkışlandı.

    Dersim Kültür Merkezi Eşbaşkanı Birgül Timur, anmanın başlangıcında yaptığı konuşmada Dersim katliamında idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının yelerlerinin halen bilinmediği belirtilirken Dersim’de yaşanan acıları asla unutmayacaklarını ve zulüm sürdükçe mücadelenin de devam edeceğini belirtti.

    Anma etkinliği kapsamında bir de panel düzenlendi. Dersim-Der yöneticisi Kudret Erden tarafından yönetilen panelde Siyasetçi Yazar İbrahim Okçuoğlu ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Erdal Kılıçkaya birer sunum yaptı.

    Panelin sonunda Kudret Erden’in, ‘Ne 79 yıl önce devletin alçaklığını yüzüne haykıran Seyid Rızaları, ne de Cizre bodrumlarından düşmana teslim olmayacağız diyen Mehmed Tunçları unutmayacağız.’ cümlesi büyük alkış topladı.

    Anmaya katılan Haringey belediye başkanı Ali Gül Özbek te bir konuşma yaptı. Özbek konuşmasında ülkede devam eden zulme dikkat çekerek, Dersim katliamında yaşamlarını yitirenleri andı.

    https://youtu.be/99WQapAvPjw
    Anma Yılmaz Çelik’in müzik dinletisinden sonra sona erdi. Yapılan anmada elde edilen gelirin tümü Kürdistan’da devam eden Kardeş Aile kampanyası çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine gönderilecek.

    dersim-der-1

    dersim-der-afis

    dersim-der2

    dersim-der3
    Dersim Kültür Merkezi Eşbaşkanı Birgül Timur

    dersim-der4

    dersim-der5

    Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması 7

    dersim-der1

    Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması 8
    Dersim-Der yöneticisi Kudret Erden, Siyasetçi Yazar İbrahim Okçuoğlu ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Erdal Kılıçkaya

     

  • Boris Johnson: Türkiye’ye Aşırı Tepki, Çıkarlarımıza Ters!

    Brüksel’de devam eden Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısında Türkiye ile ilgili gündemde konuşan Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, AB’nin, Türkiye’nin üzerine fazla gitmemesi uyarısı yaptı.

     

    Birleşik Krallığın AB’den çıkması için yapılan referandumda Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunu yoğunca kullanan dışişleri bakanı Boris Johnson, idam konusunda AB’den Türk devletinin üzerine fazla gitmemesi ve köşeye sıkıştırmaktan vazgeçmesi çağrısı yaptı. Johnson, idam cezasının 1980’lere kadar Avrupa ülkelerinin de anayasasında olduğunu ve idam cezası üzerinden Türkiye ile ilişkilerin durdurulmamasını istedi. Johnson konuşmasında, her şeye rağmen Ankara ile ilişkilerin açık tutulması çağrısını da yaptı.

    Boris Johnson’ın bu çıkışına diğer AB dışişleri bakanlarından tepki geldi. Johnson’ın konuşması sırasında araya giren, AB dışilişkiler şefi Federica Mogherini, idam cezasının AB yasalarına göre tamamen yasadışı olduğunu ve kabul edilemeyeceğini ifade etti. Diğer bakanlar da tepki göstererek, Johnson’u AB kriterlerini ve ilkelerini zayıflatmaya çalışmakla suçlayarak, AB’den çıkmaya çalışan Britanya referandumunu hatırlatarak, açıklamayı ‘inanılmaz’ olarak değerlendirdiler.

    Johnson konuşmasında; ‘‘Türkiye ile ilgili bazı kaygılar var, ama Türkiye’yi köşeye sıkıştırmamalıyız, aşırı tepki vermek çıkarlarımıza uygun değil. Unutmayınız ki, Türkiye zor bir dönemden geçiyor, ciddi bir askeri darbe girişimi yaşadı.’’

  • Okurlarımızdan Telgraf Gazetesi İle Dayanışma Amaçlı Fotoğraf Sergisi

    Okurlarımızdan Telgraf Gazetesi İle Dayanışma Amaçlı Fotoğraf Sergisi

    Britanya’da Kürtçe ve Türkçe olarak iki dilde yayın yapan gazetemiz Telgraf ile dayanışma amaçlı sergi düzenleniyor.

    Onuncu yılına giren Telgraf gazetesi haftalık olarak Kürtçe ve Türkçe olmak üzere iki dilde yayınlanıyor. Zorlu bir yolculuğa rağmen büyük emeklerle onuncu yılına giren gazetemiz ile dayanışma amaçlı ‘Kapılar ve Merdivenler’ konulu bir sergi düzenleniyor.

    Okurlarımızdan oluşan bir grup gönüllü tarafından organize edilen sergide Mehmet Ali Kaplan’ın Kürdistan ve dünyanın birçok merkezinden çektiği fotoğraflar sergilenecek. ‘Kapılar ve Merdivenler’ konulu sergiden elde edilecek tüm gelirler Telgraf gazetesine bağışlanacak.

    Dalston’da bulunan Che Men Cafe Bar’da Pazar günü açılacak olan sergide fotoğraflar dayanışma amaçlı satışa da sunulacak.

    Sergiyi organize eden gönüllü grup tarafından yapılan açıklamada, Britanya’da yoğun olarak yaşayan Kürt toplumunun Kürtçe yayın yapan bir gazetesinin olmasını çok önemsediklerini ve maddi boyutundan çok manevi dayanışmayı göstermek adına böylesi bir organizasyona imza attıklarını ifade ettiler.

    13 Kasım 2016 Pazar, Saat 15.00’te açılış

    Che Men Cafe Bar: 488-490 Kingsland Road, Hackney, E8 4AE – 02072416835

    fotog%cc%86raf-sergi%cc%87si%cc%87-3