İstanbul Dolmabahçe’deki Beşiktaş Vodafone Arena’nın yanında ve Maçka Parkı’nda TAK tarafından yapılan eylemlerde ölenlerin sayısı 44 oldu. İçişleri bakanı süleyman soylu tarafından yapılan açıklamada ölenlerden 37’sinin polis, 7’sinin de sivil olduğu belirtildi.
İstanbul Eylemini TAK Üstlenmişti
Cumartesi akşamı İstanbul’da gerçekleştirilen bombalı saldırıları TAK üstlenmişti. TAK, resmi web sayfasından yaptığı açıklamada her iki eylemin Şehid Tirej intikam timi tarafından gerçekleştirdiğini duyurmuştu.
Teyrebazen Azadiya Kurdistan-TAK tarafından resmi web sayfasında yapılan açıklamada şunlar belirtilmişti;
‘‘10 Aralık 2016 tarihinde saat 22:30’da İstanbul Vodafone Arena Stadyumu ve Maçka’daki eş zamanlı eylemi Ş. Tirej İntikam Timimiz gerçekleştirmiştir. 100’e yakın polis öldürüldüğü, yüzlercesinin de yaralandığı bu eylemde 2 fedai yoldaşımız kahramanca şehid olmuşlardır. Bu yoldaşların bilgilerini önümüzdeki günlerde paylaşacağız.
Türk Halkı TAK’ın direk hedefi değildir. Nitekim Ş. Tirej İntikam Timi büyük bir titizlikle bu eylemi gerçekleştirmiştir. Ancak Başkan Apo’nun tutsaklığı devam ederken, TC-AKP faşizmi Kürdistan’da her gün analara işkence yaparken, genç kızların cenazeleriyle oynarken, çocukları katlederken Türkiye’de rahat bir yaşamın sürdürülebileceği beklenmemelidir. Türkiye Halklarının bu faşizme artık dur demesi gerekmektedir. Çünkü bu kaostan sadece AKP faşizmi sorumludur.
Faşizm ya kendi eliyle ipini çekecek, ya da biz onu döktüğü kanda boğacağız. Yoldaşlarımızın dökülen her damla kanı TAK’ın fedai savaşçıları için yeni eylemlerin biricik talimatıdır. Kürt Halkı rahat olsun; bu korkunç savaşın kazananı biz olacağız!’’
İstanbul’da dün gece gerçekleştirilen bombalı saldırıları TAK üstlendi. TAK, resmi web sayfasından yaptığı açıklamada her iki eylemin Şehid Tirej intikam timi tarafından gerçekleştirdiğini duyurdu. İstanbul’un Beşiktaş semtinde gerçekleştirilen eylemde İçişleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 30’u polis, 38 kişinin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.
Teyrebazen Azadiya Kurdistan-TAK tarafından resmi web sayfasında yapılan açıklama şöyle;
‘‘10 Aralık 2016 tarihinde saat 22:30’da İstanbul Vodafone Arena Stadyumu ve Maçka’daki eş zamanlı eylemi Ş. Tirej İntikam Timimiz gerçekleştirmiştir. 100’e yakın polis öldürüldüğü, yüzlercesinin de yaralandığı bu eylemde 2 fedai yoldaşımız kahramanca şehid olmuşlardır. Bu yoldaşların bilgilerini önümüzdeki günlerde paylaşacağız.
Türk Halkı TAK’ın direk hedefi değildir. Nitekim Ş. Tirej İntikam Timi büyük bir titizlikle bu eylemi gerçekleştirmiştir. Ancak Başkan Apo’nun tutsaklığı devam ederken, TC-AKP faşizmi Kürdistan’da her gün analara işkence yaparken, genç kızların cenazeleriyle oynarken, çocukları katlederken Türkiye’de rahat bir yaşamın sürdürülebileceği beklenmemelidir. Türkiye Halklarının bu faşizme artık dur demesi gerekmektedir. Çünkü bu kaostan sadece AKP faşizmi sorumludur.
Faşizm ya kendi eliyle ipini çekecek, ya da biz onu döktüğü kanda boğacağız. Yoldaşlarımızın dökülen her damla kanı TAK’ın fedai savaşçıları için yeni eylemlerin biricik talimatıdır. Kürt Halkı rahat olsun; bu korkunç savaşın kazananı biz olacağız!’’
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Beşiktaş’ta dün gece düzenlenen patlamalarda ölenlerin sayısının 38’e çıktığını açıkladı.
Soylu’nun açıklaması şöyle:
‘‘En son aldığımız bilgiler çerçevesinde dün akşamki menfur saldırıda şahadete erişmiş vatan evlatlarımız 38 oldu. Bunların 30’u polis memuru ve emniyet görevlisi, 7’si sivil vatandaşımız, birinin ise kimliği henüz tespit edilemedi. Bu olayın hemen akabinde 10 kişi, daha sonra da yapılan operasyonlar neticesinde 3 kişi daha toplam 13 kişi gözaltına alındı. Hastanelerde 136 müşahede altında vatandaşımız var. 14’ü yoğun bakımda, 5’i ameliyatta ve 155 toplam hastanelerde şu anda tedavi gören, bu olayla karşı karşıya kalmış, sağlıkları için dua ettiğimiz vatandaşlarımız var. Arkadaşlarımızın yaptığı değerlendirmeler çerçevesinde fail olarak PKK’yi işaret ediyor. Olayın nasıl planlandığı, ne zaman planlandığı konusunda ve nasıl yürütüldüğü konusundaki çerçeve, arkadaşlarımızda var ancak hem soruşturmanın yürütülmesi hem de operasyonun devamı açısından, bu konuda çok fazla değerlendirmede bulunmayacağız.’’
İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Vodafone Arena Stadı yakınlarında düzenlenen iki ayrı bombalı saldırıda, ikisi sivil 27’si çevik kuvvet polisi olmak üzere 29 kişi hayatını kaybetti. Sağlık bakanı, 19’u yoğun bakımda toplamda 166 yaralı olduğunu açıkladı.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ilk saldırının TSİ 22.29’da Beşiktaş ve Bursaspor arasında oynanan maçın bitiminden sonra eski Beleştepe’de meydana geldiğini söyledi.
İlk patlamada bomba yüklü bir aracın kullanıldığını aktaran Kurtulmuş, bu patlamadan 45 saniye sonra Maçka Parkı yakınlarında olayla bağlantısı olduğu düşünülen bir şüphelinin polis tarafından durdurulduktan sonra kendini infilak ettirdiğini belirtti.
Aynı basın toplantısında konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, “Bu iki patlamada şu anda adli tıp kurumuna sevk edilmiş 29 şehidimiz var” dedi.
Soylu, hayatını kaybedenlerden ikisinin sivil, 27’sinin de güvenlik görevlisi olduğunu belirtti.
Cumartesi gecesi, saldırılarda 166 kişi yaralandığı açıklandı. İstanbul Valiliği’nden Pazar günü yapılan açıklamada ise 155 yaralının tedavisinin sürdüğü, bu kişilerden 19’unun yoğun bakımda olduğu belirtildi.
Soylu saldırıların ardından başlatılan operasyonlarda “10 kişinin gözaltına alındığını” da kaydetti.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, saldırının ardından yaptığı yazılı açıklamada “Terörün her türlü değeri ve ahlakı çiğneyen yüzünün en çirkin haline, bu gece İstanbul’da bir kez daha şahit olduk. Maalesef şehit ve yaralılarımız var” dedi.
SAĞLIK BAKANI AKDAĞ: YOĞUN BAKIMDAKİ 3 KİŞİNİN DURUMU AĞIR
Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise 106 ambulansla olaya müdahale edildiğini, 166 yaralıdan 17’sinin ameliyatta, 6’sının yoğun bakımda tedavi edildiğini bunların üçünün de durumunun ağır olduğunu söyledi.
İstanbul Valiliği de Beşiktaş’ta meydana gelen patlamaya ilişkin açıklama yaptı. Yaralıların son durumuna ilişkin açıklama yapan Valilik, 19’u yoğun bakımda, 155 yaralının hastanelerde tedavi gördüğünü açıkladı.
ABD VE AVRUPA KONSEYİ SALDIRIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI
ABD ve Avrupa Konseyi yetkilileri, yaptıkları açıklamalarda saldırıyı kınadıklarını belirttiler.
ABD Büyükelçiliği’nin Twitter hesabından yapılan açıklamada “Kalplerimiz ve dualarımız bu gece Istanbul halkıyla birlikte. Bu geceki korkak saldırıyı kınıyor, teröre karşı yanında yer aldığımız Türk halkının cesaretine saygı duyuyoruz” denildi.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Sözcüsü Daniel Holtgen de, “Tüm Avrupalı hükümetlerle birlikte, İstanbul’da gerçekleşen ve masum sivillerin hayatını kaybettiği terör saldırısını kınıyoruz” dedi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’un açıklamasında, ” Kalbim, bombalı saldırılarda sevdiklerini kaybedenler, yaralılar ve Türkiye halkıyla. Müttefikimiz Türkiye ile dayanışmada birleşiyoruz. Terörizmin her türlüsüne karşı savaşmakta kararlıyız” ifadeleri yer aldı.
Kıbrıs adasının merkezinde bulunan Lefkoşa, Türk işgalinden bu yana ikiye bölünmüş durumda. Berlin Duvarı’nın yıkılması ardından ise “dünyada türünün son örneği” unvanını aldı! Ada, 2003’ten bu yana Avrupa Birliği üyesi. Demokratik normlarıyla övünen AB bile ada üzerindeki Türk işgalinin ayıbını ortadan kaldıramıyor.
Haber – Fotoğraf: Erem Kansoy
Kıbrıs adasının Avrupa Birliği üyeliğine başvurusu, 1 Nisan 2003 tarihinde kabul edildi. Kıbrıs, şu anda resmi olarak bir Avrupa Birliği üyesi. Ancak adanın kuzey bölümünde halen Türk askerinin varlığını koruması ve ayrıca dünyadaki tek bölünmüş başkente sahip olmasıyla Kıbrıs, AB’nin ayıbı. Yaşananlar bir yanıya ise Türk işgalinin acı bir kanıtı.
“Bölünmüş başkent” denilince akla ilk gelen, 1989 öncesinin Berlin’i. Bugünse Lefkoşa, Kasım 1989’da duvarın yıkılması ardından Berlin’de söylenen barış türkülerini kıskanır hale gelmiş durumda. Adadaki bölünmüşlük, AB ve Kıbrıs’ın garantör ülkeleri olan İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin de utanç tablosu.
Artık AB’nin de ayıbı
Kıbrıs’ın “bölünmesine” dair ilk gelişme, Birleşmiş Milletler’e bağlı Barış Kuvvetleri Komutanı Peter Young’ın 1964 yılında önündeki haritayı yeşil bir kalemle ikiye ayırması olmuştu. Bu ayrım, Kıbrıs Cumhuriyeti ile illegal KKTC oluşumunun konumlarını gösteriyordu. O günün ardından 1974 yılındaki Türk işgaliyle şekillenen “Yeşil Hat” iki ayrı oluşumun sınırlarını belirlese de Kıbrıs, tümüyle AB üyeliğine kabul edilmişti. Fakat buna rağmen Türk askeri ve derin devleti adadan çekilmedi ve “Kuzey Kıbrıs” AB’nin de ayıbı haline geldi.
Kürdistan dağlarına çizdiği devasa bayraklarla işgalini “inandırıcı” kılmaya çalışmasıyla tanıdığımız Türk devlet mantığı, Kıbrıs’ta da huyundan vazgeçmiyor elbette. Fotoğrafta görülen Beşparmak Dağları üzerindeki bayrak ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazısı, Kıbrıslı Rumların her gün işe giderken görebileceği biçimde kurgulanmış… İşgalcinin ‘aşağılık kompleksi’ öyle güçlü ki üstelik, bayrakların dibindeki köyde elektrikler kesilse bile bayrağı aydınlatan ışık hiç sönmüyor!
4 bin 500 yıldan sonra…
Lefkoşa, bu bölünmenin sembol kenti. Kıbrıs’ın başkenti kabul ediliyor ve yaklaşık 4 bin 500 yıldır bu kentte kesintisiz bir biçimde yaşam devam ediyor. Kent, 20 Temmuz 1974 tarihinde yaşanan Türkiye işgalinin ardından ise bugün dünyanın bölünmüş tek başkenti halinde.
Kıbrıslı Rum ve Türklere başkentlik yapan Lefkoşa, şehir planlaması, su ve elektrik organizasyonu, tapulandırma sistemi ve karayollarıyla ortak bir yapıya sahip olsa da, dikenli tellerle ikiye bölünmüş durumda.
Kaç tane Lefkoşa var?
Peki kaç tane Lefkoşa var? Adanın yakın tarihine bakıldığında iki toplumun ortak yaşam, kültür ve sosyoekonomik yapıları, özünde tek bir Lefkoşa olduğunu açıkça gösteriyor; ama aynı zamanda da politik krizler ve dış güçlerin çıkarları doğrultusunda da şu anda kaç Lefkoşa’nın olduğu tam bir yalan rüzgarı kuşağı halinde.
Taşınmazlar kimin olacak?
Örneğin tanıdğığım aile büyüklerinin de yaşadığı bir tuhaflığı her gün yaşayan birçok Kıbrıslı var. Doğup büyüdükleri, memleketleri Lefkoşa’da Yeşil Hat’ın ilanıyla evlerinin bir bölümü Rum yönetiminde, bir bölümü ise Türk işgalinin olduğu bölgede kalmış. Bu konu, adada barışın sağlanamamasının bir gerekçesi olarak da görülüyor. Olası bir barışçıl çözümün ardından büyük bir soru gündeme gelecek: Bu taşınmazlar, kime devredilecek? Eski sahiplerinin zararı tanzim edilecek?
‘Evkafın su meselesi’
Kıbrıslı Türkler arasında oldukça yaygın olan ve çözümü olmayan meseleler için kullanılan bir deyim var: ‘Evkafın su meselesi’ Bu deyimin büyük bir gerçeklik payı var.
Adanın bölünmesi ardından elektrik, su, karayolları gibi şehir planlaması konularında ciddi sıkıntılar yaşanmaya devam ediyor. Su şebekesiyle ilgilenen “Evkaf İdaresi”nin su sorununu tam 42 yıldır çözememesi ise işte başta bahsini ettiğimiz deyimi yaratıyor.
Bir yanda Kıbrıs ve Yunanistan, diğer yanda KKTC ve Türkiye bayrakları… Aralarında yalnızca 10 metre var
Türk işgali yalnızlaştırdı
Türkiye’nin akeri ve sivil bürokrasisiyle adada yıllardır uyguladığı “fetihçi” politikalar ise sadece rant için kullanılan yerel yönetimler yarattı. Hem siyasal hem sosyal yapıda erozyonlar yaratan bu yapı, her alanda Kıbrıslı Türklerin adeta hapsedildiği, adanın kuzeyinin tecrit olduğu bir durum ortaya çıkardı.
Akıncı bu kez de geçiştirecek mi?
Bugünlerde Kıbrıs Türk toplumunun barış görüşmeleri için görevlendirdiği ve Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilk seçilmiş başkanı olup, 14 yıl boyunca kesintisiz bu görevi yürüten Mustafa Akıncı’nın Lefkoşa Belediye Başkanı iken şehri birleştirmek adına sunulan tüm önerilere “Zamanı gelince yaparız” gibi geçiştirmeci yanıtlar verdiği, bugün pek az kişinin hatırında. Hatta birçok kişi Akıncı’nın solcu olduğunu düşünüyor, bunun da barış görüşmelerine olumlu yansıyacağını umut ediyor.
Ayıbınızı örtün!
Yıllardır barış türküleri söylemek isteyen Kıbrıslılar, dileriz ki artık bu umuda yakınlaşır. Lefkoşa’da ise, kentin kültürel ve tarihi dokusunun korunduğu, iki toplumlu kültür-sanat festivallerinin düzenlendiği, işgallerin yarattığı tahribatların onarıldığı, bölücü duvarların, tel örgütlerin ortadan kalktığı ve askersiz bir gerçeklik inşa edilebilir… Böyle olursa, dünyaya örnek olan bir Lefkoşa gerçeğiyle karşılaşmak, hiç de hayali değil.
Kıbrıs hep iştah kabarttı
Kıbrıs, Osmanlı’nın borçlarından dolayı İngiltere’ye kiralanmış ve bir İngiliz kolonisi haline gelmişti. Bu dönemin bugüne kadar uzanan hatıraları, Türkler ve Rumların maden ocaklarında İngiliz sömürgeciliğine karşı birlikte örgütledikleri grev ve eylemleri, hasat zamanı köylülerin dayanışmasını, iki toplumlu yerleşimlerin folklorik özelliklerini, kültürel bütünleşmeyi, oluşan ortak dili, binlerce evliliği, taşınmaz mal ortaklıklarını bugüne dek taşıyor. Tabii yalnız hatıra olarak… Adada bugün her açıdan bölünmüşlük hakim.
1950’li yıllardan itibaren Kıbrıs’ın önemini arttıran temel faktörlerden biri, Ortadoğu petrolleriydi. Bunun yanında Kıbrıs, Ortadoğu’daki karışıklıklara yakın olması nedeniyle, ele geçirene müdahale olanağı sunuyordu. Özellikle Doğu Akdeniz’deki üslerini tek tek kaybeden İngiltere açısından Kıbrıs’ın önemi her zaman çok büyük olmuştu.
Akdeniz üzerindeki stratejik konumu dolayısıyla uluslararası güçlerin her dönem ilgisine yenik düşen Kıbrıs adası, halen yüzen bir savaş üssü gibi görülüyor. Hatırlatmak gerekirse bugün Suriye ve Ortadoğu’nun birçok bölgesine NATO’nun ve İngiltere’nin hava saldırılarını düzenleyen savaş uçakları, Kıbrıs’ta bulunan Ağrotur ve Dikelya İngiliz üslerinde koordine edinilip havalanıyor.
Ledra Palace bölgesinin Türk tarafı; Rum yönetimi sınırı. Tel örgüler, kenti ikiye ayırıyor. Fotoğraftaki binalar, BM denetiminde.
Bir grup gönüllü Kürt tarafından başkent Londra’da düzenlenen Kürt Sanat Fuarına çok yoğun bir ilgi gösterildi.
Stoke Newington kütüphanesinde 19-20 Kasım tarihleri arasında yapılan fuara Londra’da yaşayan çok sayıda Kürt ressam, fotoğrafçı ve sanatçı kendi eserlerini sergiledi. Fuarın en renkli ve ilgi gören bölümü, hemen hepsi genç olan Kürt ressamların ve fotoğrafçıların eserleri oldu. İki gün boyunca çok sayıda sanat severin ziyaret ettiği fuarda, fotoğraf ve resim sergilerinin yanı sıra, el sanatları da yerini aldı. İki gün boyunca çok sayıda ses sanatçısı da sahne alarak en güzel şarkılarını dinleyicilerle paylaştı.
Genç ressam Sevcan Yüksel Henshall ve Yüksel Adıgüzel’in öncülüğünde gerçekleşen organizasyona çok sayıda gönüllü de destek verdi. İki günlük fuar boyunca elde edilen 1,470 sterlin tutarındaki gelir kardeş aile kampanyası kapsamında Heyva Sor A Kurdistan vakfına teslim edildi.
Fuarı düzenleyen gönüllü grup tarafından yapılan açıklamada, katılan tüm sanatçılara teşekkür edilirken, Kürt Sanat Fuarının her yıl büyüyerek gelenekselleştirmek istediklerini ifade ettiler.
https://youtu.be/ghiXP29EYWY
Fuara katılan ressam, fotoğrafçı, müzisyen ve farklı dallardaki sanatçılar: Sevcan Yüksel Henshall, Şilan Keskin, Sumer Erek, Yeşim Dilek, Emel Emel, Melek Erdal, Murat Deniz Karataş, Derya E Keleş, Awder Osman, Shorsh Saleh, Kosha Hussain, A Ender Cemgil, Erem Kansoy, Murat Eric, Sevgi Kaymak, Phil Hatcher, Delal Akdağ, Feryal Ferhat, Genco Ozkan, Sel Güzel, Gülser Çetin, Salman Aybars, Richard Henshall, Ferhat Kay ve Ayşegül Erdoğan.
Adana’nın Aladağ ilçesinde bulunan Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta öğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda yangın çıktı. Faciada 11 öğrenci ve 1 gözetmen öldü.
Adana’da yurt yangını faciası. 11’i orta öğretim öğrencisi biri gözetmen 12 kişi yaşamını yitirdi.Adana’nın Aladağ ilçesindeki Sinanpaşa Mahallesi’nde bulunan bir kız öğrenci yurdunda yangın çıktı. İtfaiyenin müdahale ettiği yangında 3 katlı binanın ahşap olan son katı alevlere teslim oldu. Alevler bir anda binayı sararken içeride bulunan öğrenciler korku içerisinde camlardan atlayarak canlarını kurtardı. Bu gece içeride 34 öğrencinin kaldığı belirtildi.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, “Öğrencilerin hepsi ortaokul talebesi. 11 çocuk ve bir bakıcı hayatını kaybetti” dedi.
Ahşap kaplama yangının hızla yayılmasına neden oldu
Olay yerine çok sayıda itfaiye ve Orman İşletme Müdürlüğü ve ambulanslar sevk edildi. Yaralanan öğrenciler hastanelere kaldırılırken, yangın kontrole alındı. Yangının hızla yayılmasında binanın ahşap kaplamasından kaynaklandığı belirtildi.
Çıkan yangında ilk belirlemelere göre binanın ikinci ve üçüncü katlarında alevlerin arasında kalan 11’i öğrenci 12 kişi yaşamını yitirdi. Dumandan zehirlenen ve pencerelerden atlamaları sonucu vucutlarında kırıklar olan 22 öğrenci de hastanelerde tedavi altına alındı.
Aladağ Belediye Başkanı’ndan açıklama
Aladağ İlçesi Belediye Başkanı Mustafa Alpgedik, yangının zemin katta çıktığını, kısa sürede alevlerin yükseldiğini, üçüncü kat ahşap olduğu için yangının büyüdüğünü söyledi. Ahşap katın yanması ile çatının da tamamen çöktüğü belirtildi.
Vali ölen yok demişti
Adana Valisi Mahmut Demirtaş olayla ilgili yaptığı ilk açıklamada, 28 öğrencinin kaldığını söyledi. Bu öğrencilerden olay sırasında yaralananlar olduğunu söylemişti. Demirtaş, “Olayda ilk belirlemelere göre 13 öğrencimiz yaralandı. İlk tespitlere göre yangında ölen yok. Öğrencilerimizden bazıları dumandan etkilenmiş, kiminde kaçarken meydana gelen kırıklar var. Yaralılar hastanelerde tedavi altına alındı” dedi. Demirtaş, itfaiye, sağlık ve kurtarma ekiplerinin bölgeye gönderildiğini bildirerek, kendisinin de olay yerine gitmek üzere hareket ettiğini söyledi.
Adana Valisi Demirtaş daha sonra yaptığı açıklamada 11’i öğrenci biri görevli 12 kişinin yaşamını yitirdiğini, 22 kişinin yaralandığını açıkladı.