Category: slıder

  • Londra’da Yılmaz Güney hayat buldu

    Londra’da Yılmaz Güney hayat buldu

    Bu yıl 8’incisi düzenlenen Gik-Der Kültür Sanat Festivali çerçevesinde organize edilen ve Yılmaz Güney temalı gerçekleştirilen panelde Yılmaz Güney’in kızı Elif Güney ile Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı da hazır bulundu.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Devrimci sanat ve Yılmaz Güney’in yaşantısına dair bir çok özel bilgi katılımcılar ile paylaşılırken Elif Güney babasını anlattığı sıralarda salonda duygusal anlarda yaşandı.

    Panelin açılış konuşmasını yapan modoratör Murta Yavuz  festivalin önemine değinerek, “Gik-Der’in sekizinci kere düzenlediği Kültür ve Sanat Festivalinde, her yıl Türkiye’den bir sanatçıyı tema edindiğimiz gibi bu yıl da ‘Çirkin Kral diye tanıdığımız Yılmaz Güney’i ağırlıyoruz. Yılmaz Güney’i ve Yılmaz Güney’in yaşamını geçmişini anlatacağız.” Ifadeleri ile söze başladı. Ardından panelistler, Yılmaz Güney’in kzı Elif Güney ve Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı’yı sahneye çağırdı.

    Devrimci sanatçıları ve Yılmaz Güney şahsında hepsini anmak üzere 1 dakikalık saygı duruşunun ardından panelistler söz aldı.

    IMG_7716

    Öncelikle Elif Güney konuşmasına başlayarak, babası Yılmaz Güney hakkında değerli bilgileri paylaştı. ‘baba’ Yılmaz Güney ve ‘filmdeki’ Yılmaz Güney’I anlatan Kızı Elif Güney ayrıca Yılmaz Güney’in yaşantısında dönüm noktaları ve önemli kesitleri de katılımcılara anlattı.

    Elif Güney

    “Derneğimize beni Londra’ya çağırdığı ve ağırladığı için öncelikle teşekkür etmek isterim. Yılmaz Güney ile ilgili, doğumundan vefatına kadar, kronolojik olarak bir hayat çizgisi çizmek istiyorum. Çok yoğun bir hayat, çok hapishanelrde geçmiş ve zorlukarla donanmış bir hayat. Yılmaz Güney’I ılmaz Güney yapan yollarına koymuş olduğu taşlar var bunlar bilinmesi gereken en önemli şeyler ve sizinle paylaşacağım.

    IMG_7722

    Nisan 1937 yılında dünyaya gelir, dedem Zaza’dır Siverek ilçesinin Vesman köyünden 16 yaşında bir kan davasındna ötürü Adana’ya gelmiştir ve ırgatlık yaparak hayatını kazanır baba annem ise Muş, Varto, Cibran aşiretinden, ilk önce bir evlilik yapıyor genç yaşta ve 2 çocuğu oluyor. Birisi Mehmet amcam ve diğeri Lütfiye halam. Genel olarak Yılmaz Güney’I konuşurken, ailesi hakkında çok az bilgimiz var. bir insanın geleceğini görmek için bşrazdan geçmişini iyi bilmemiz gerekir.

    Baba annemin ilk evliliğinde,dedem üzerine bir kuma getiriyor, bir süre sonar kumayla olan hayat çok zor olduğu için Adana’da baba annem eşini ve iki çocuğunu kumasıyla bırakarak kendi başına yol çiziyor. O arada dedemle tanışıp evleniyorlar ve babam 1937 yılında dünyaya geliyor.

    Babam çok erken yaşta çalışmaya başlıyor, 9 yaşında ilk mesleğim dana gütmekti der. Belirli çevrelerde sezonluk ırgatlık yapıyor ve çok başarılı bir öğrenci idi. Yılmaz Güney çok genç yaşta şunu fark ediyor; dedem bir ağanın yanında ırgatlık yapıyordu, ağanın oğlu okulda başarısızdı ve babamla aynı sınıfta idi. Ağa dedeme kin besliyor, ‘nasıl olurda senin oğlun çok başarılı benim oğlum başarısız.’ Diye… İlk olarak ‘devrimci ve kominizm tohumları orda atılıyor Yılmaz Güney’in çünkü aradaki farkı görüyordu. O zamanın kültüründe ‘bir ırgatın oğlu bir ağanın oğlundan üstün olamaz’dı farkındalığı Yılmaz Güney’in bir yol çizmesine yardım ediyor. Bir süre sonar dedem başka bir kuma getiriyor. Baba annem de bir süre sonar kaldıramayarak Adana’ya dönüyor, hayatın zorlukları ile yüzleşen babam 12 yaşında sinemalarda çalışmaya başlıyor.

    Bir köyden bir köye filmleri taşıyor, sinemlarda gazoz satıyordu, hatta yoksul çocukları sinemalarda çalışırken arka kapıdan içeri alırmış ve onlarında film izlemesine yardımcı olurmuş. 1950lerde Nazım Hikmetin şiirleri ile tanışıyor. O zaman o şiirlerle birlikte içine bir ateş düştüğünü söyle. Yasaklı yıllardı Nazım Hikmet kitaplardan değil masa altından okunuyordu. Nazım Hikmet’in şiirleri ile tanışan Yılmaz Güney artık kafasında iyice sanatla uğraşmayı kurmuş ve bende şirrler yazacam fikrine kapılmıştır. Edebiyatla yakın bir temasla hayatımı sürdüreceğim diyerek hikayeler yazmaya başlıyor.

    Kısa bir zaman içinde biriktirdiği paralarla, kitapcılardan dünya klasiklerini toplayarak okumaya devam ediyor. Yılmaz Güney 18 yaşında iken sayısız dünya klasiğini okumuştu. Bu onun için çok önemli bir ufuktu.

    Yılmaz Güney 13 yaşında Ant film persontaj memurluğu yapıyordu, sinemalarda filmin bitmesini bekleyip control ediyor ve komisyonculuk yapıyordu. Sırtında 20-30 kilo film bobinleri taşıdığını anlatmıltı. Daha o yaşlarda sinemadaki halkın filme tepkilerni ölçüp not etmeye başlamıştı. Yılmaz Güney’in sinema aşkı orada tohumlanıyor. Arif Çiçek bir kitabında yazdığı gibi, yine bir gün sinemada Güney filmi gösterirken film kopuyor ve filmi yeniden yapıştırıp devam etmek için gerekli olan 5 dakikalık sürede Yılmaz Güney sahneye atlayarak filmi canlandırıyor, oynuyor diyalokları seslendiriyor. Daha o yaşlarda yeteneğinin zenginliğini gösteriyor.

    IMG_7728

    Yılmaz Güney 18 yaşında bir hikaye yazıyor, 13 dergisine gönderiyor ve burad yayınlanıyor, ‘3 bilinmeyenl eşitsizlik sistemleri’ isimli bir hikayeydi. O hikayeden dolayı komunizm propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açılır. 1955’de açılan dava 1961’de sonuçlanıyor. O arada Yılmaz Güney Istanbul’a gelip İktisat fakültesine yazılıyor fakat ekonomik sebeplerden dolayı eğitimini tamamlayamıyor.

    İstanbula geldiği zaman yaptığı ilk şeylerden biri Türkiye Komünist Partisini ziyaret etmek oluyor. Çünkü kafasında olan şuydu ki, ‘bana komünist diyorlar, ben komünizm nedir bilmiyorum, ben ezilenin, yoksulun yanındayım, komünizm nedir bilmeme ama yoksulluk nedir bilirim sömürülmek nedir bilirim’. Özellikle kafasındaki bir takım soruların cevaplarını aramak için partiye gidiyor ve orada da sorularına cevap bulamıyor. 1961 yılında ‘Tatlı bela’ filmi çekilirken sete polisler gelir, komünizmden yargılandığı dava sonuçlanmıştır ve Güney tutuklanır. Bunun üzerine bir bıçuk yıl hapis ve 6 ayda Konya’da sürgüne gönderilir.

    Konya’da sürgünde iken annemle tanışır. Annemle tanışması devremci bir hareket idi bunu paylaşmak isteri. Annem bir gazinoda assolistlik yapıyordu ve O dönemlerde aralarında yaşanan aşk ile babam annemi gazinodan çıkararak yanına alır. Sürgünün bitmesi ile 1963 yılında İstanbula gelen Yılmaz Güney 1965 yılına kadar sayısız film çekiyor. 1965’de zirveye çıkmış bir aktör oluyor. Kafasında ise her zaman yönetmen olup halkın ezikliğini yansıtmak istediği vardı. Bunu içn ünlü bir aktör olup çok para kazanıp istediğim gilmeli yapmam gerekiyor fikri kafasına her zaman oturmuştu.  1968’de askere gidiyor ve öncesinde ilk deneyimi olan Seyithan filmini yapar bu filmed feudal kültür gözler önüne serilir ve Kürt kimliği ince bir şekilde ortaya konur ve önemli bir filmdir. Güney  askerdeyken de film çekmişti. Aç Kurtlar Muşta çekilmiştir ve askerdeyken çekmiştir. 70’li yıllardan sonra dahada siyasi anlamda Güney dahada bilinçlenerek, öğrenci akımlarına, tüm sol örgüt ve kurumlara destek oluyor. Hatta bazı gruplara silah verdiği dahi söyleniyor. 1972 yılında Mahir Çayan’ları çatı katında saklıyor. Polisler geliyor soruyorlar ihbar üzerine evi arayacaklarken Güney ‘buyurun gelin çatı katındalar’ diyerek hep anlattığı hayatının en zor rolunü oynar polisleri güldürür ve gönderirir. Tabi birkaç gün sonar gerçek ortaya çıkıyor ve 2 yıl boyunca  Selimiye ceza evinde mahkum ediliyor.

    IMG_7726

    1972-74 yılları arasında hapishanede okudukları ile Yılmaz Güney ‘bilimsel sosyalizm’I öğrendiğini hep anlatır. Yılmaz Güney ‘benim etrafımda gördüğüm sosyalizm gerçek sosyalizm değil, her yerde bir revizyonizm var bir yine önderlik kavramı var, önderlik kavramında ne var itaat var ve bu bilimsel sosyalizime aykırı bir şey’ derdi. 1974 yılında çıktığı zaman Arkadaş filmini yapıyor. Arkadaş filmi devrimci sanatının tam bir dönüm noktasıdır Güney için.”

    Yılmaz güneyin kronolojik olarak çektiği filmler ve bu filmlerin taşıdığı önemlere de değinen Elif Güney Ayrıca Yılmaz Güney’i bir baba olarak da katılımcılara aktardı.

    Özellikle ‘benim babam evde pek yoktu ama aslında her yerdeydi’ sözleri ile babasını anlatan Elif Güney babasının hapiste olduğu yıllarda annesi ile babasını görmeye sinemaya gittiklerini de anlattı.

    Yılmaz Güney’I babası olarak film perdesinden tanıyan Elif Güney, sözlerini “Sanatı hiç bir zaman davasından ayrmadı, sinama Yılmaz Güney’,n bir kavga silahıydı. Kendi sanatından bahs ederken şunu söyler, ‘sanatsal çabalar çalışmalar ve bunun bir sınıf mücadelesi olan siyasal mücadeleden kopuk ele alınamaz. Ben bir kavga adamıyım sinemamada halkın kurtuluş savaşının sinemasıdır’ der.” Ve sözlerini tamamlar.

    Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı’da panelde söz hakkı alarak, devrimci sanat ve Yılmaz Güney’in devrimci sanata katkısı ile mücadelesinden bahs etti. Şafak, Yılmaz Güney ile ilgili 68 kuşağı filmleri ve Türkiye dışına devrimci sanatını yansıtma başarısından da bahs ederek tarihsel sürece dair dönüm noktalarını anlattı.

    Şafak Arabacı

    IMG_7725

    “12 Eylülde halklar acı, işkence ve gözaltılar ile yüzleşti. Bunun yanında halkımız bu yıkımın dışında bakın ta 90 lara kadar sanata baktığınızda gerçektende bir yenilgi yılgınlık bıtkınlık ve arabesk kültürü yaygınlaştı. 12 eylülden sonar magazine programları patlama yapmıştır. System halkalara o zaman sadece acı ve göz yaşından ziyade sanatınada büyük darbe vurmuştur.

    Sanatcıdan niye korkulur, sanatcı aydın kşidirde ayni zamanda… dolayısıyla eğer devlete karşıysa ezilenden yanaysa, sistemler o sanatcıdan korkar, onları yıldırmanın yöntemleri de hapse atmak ceza yağdırmaktır. Ahmet Kaya’da  Yılmaz Güney gibi bedeller ödemiştir bir çok sanatcı bunu yaşamıştır. Iktidar sanatcının elinden renklerini almak ister buna oynar.

    Sanat halkımızın yaşamıdır, halkın kendi özü olan şeyi daha profesyone ve daha yaratıcı br şekilde sanatın farklı alanlarında halka sunmak da sanatcının işidir. Devrimci sanatcı halkının saflarında yer tutması gerekir. Tıpkı Yaşar Kemal gibi.. halkın sanatcısı halkın öncüsüdür sanatıyla mücadeleye katkı koyar.

    Yılmaz Güney halkını perdeye yansıttı, toplumsal gelişmelere kendi sanat dalında müdahil olarak, toplumun ilerlemesine yardım etti.” Ifadelerini kullandı.

    Konuşmacıların panelin sonunda katılımcılardan gelen soruları cevaplaması ile etkinlik son buldu.

    IMG_7720 IMG_7715 IMG_7726

  • Londra’dan Terolar Direnişine Destek – Video

    Londra’dan Terolar Direnişine Destek – Video

    Maraş Pazarcık’ta Kürt-Alevi köylerinin bulunduğu bölgeye konteynır kent yapımına karşı başlatılan direnişe destek amacıyla Londra’da bir yürüyüş gerçekleştirildi.

    Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla 15 Mayıs günü yapılan yürüyüş için Manor House bölgesinde toplanıldı. Burada yapılan açıklamada “53 gündür Maraş Terolarda bölge halkı ve demokratik kurumlarımız el ele ve omuz omuza AKP Hükümetinin yarattığı mağduriyet karşısında direniyor.

    DSC_0560
    Yapılmak istenen kampın amacı, Suriyeli halkların savaş mağduriyetlerini gidermek değildir. Kamp alanının koşulları, bölgesi, alt yapısı ve alanın yüz ölçümü yetersizdir. Tüm bunlara rağmen Maraş Valiliğinin bu bölgedeki ısrarı AKP Hükümetinin gerçek yüzünü birkez daha ortaya koymaktadır.AKP Hükümetinin zulmü, işkenceleri, katliamları, gericiliği ve hukuk tanımazlığı dünden daha ağır ve artarak devam etmektedir” denildi.

    DSC_0569
    Açıklamanın devamında ise şu görüşler dile getirildi: “Suriye başta olmak üzere komşu ülkeler ve ülkemizde savaş çıkaran AKP devleti mağdur ettiği Suriye halkının zor durumundan yararlanarak halkları karşı karşıya getirme politikasını Maraş Terolarda hayata geçirmek üzeredir.

    DSC_0545
    Paralı çeteler aracılığı ile Suriye halklarına ve Kürt halkına katliamlar uygulayan AKP Devleti ve işbirlikçileri, ülkemizi de iç savaşa sürüklemektedir.
    Kürt halkına karşı doğrudan üniformalı özel timler aracılığı ile uygulanan katliamları ve baskıları yakından izliyoruz.

    DSC_0553
    Maraş, Terolar köylüleri başta olmak üzere bölge halkımızın ve devrimci demokrat kurumlarımızın ‘’yaşam alanlarımıza dokunma’’ mücadelelerini destekliyoruz.
    Maraş halkı yalnız değildir.”

    DSC_0568
    Açıklamanın ardından yüzlerce insan yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca Terolarda direnenlere destek sloganları türkçe ve ingilizce atıldı. Ayrıca ingilizce olarak hazırlanan bildiriler dağıtıldı.

    DSC_0551
    Yürüyüş Turnpike Lane bölgesine kadar sürdü. Yürüyüşün sonunda kurum temsilcileri söz alarak Terolar direnişine desteklerini dile getirdiler.
    Ayrıca İngiltere Parlamentosu Alevi Sekreteryası tarafından Maraş Valiliğine gönderilen mektup burada okundu. Atılan sloganlarla yürüyüş sonlandırıldı.

    DSC_0565

  • Day-Mer`de Deniz’ler anıldı

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hafta sonu Day-Mer’in düzenlediği panelde anıldı. Düzenlenen sayısız panel ve anma etkinliğinin aksine TV programı formatında hazırlanan panel kitlesel katılım ile gerçekleştirilerek büyük beyeni topladı.

    Haber-Fotoğraf:Erem Kansoy

    Hayat TV televizyon kanalında yayınlanmak üzere hazırlanan ve Deniz’leri anma niteliği de taşıyan ‘Deniz Olunmalı’ başlıklı panelde, Evrensel Kültür GYY üyesi ve Deniz Gezmiş’in yakın arkadaşı Aydın Çubukcu, Hayat TV Babil Kulesi prgramı yapımcısı ve haber kordinatötü Ercüment Akdeniz ile tarihçi-yazar Erdoğan Aydın katılımcılara 68 kuşağı ve Deniz Gezmiş ile yoldaşlarının mücadelesini anlattı.

    Day-Mer’in Tottenham bölgesinde bulunan Kuzey Londra toplum Merkezi binası salonunu profesyonel bir televizyon studyosuna dönüştürerek katılımcılar ile interaktif şekilde gerçekleştirilen panele yaklaşık 250 kişi katıldı. Salonun dolması ile birçok katılımcı paneli arka sıralarda ayakta izlemek zorunda kaldı.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Savaşa, sömürüye ve faşizme karşı DENİZ OLUNMALI sloganıyla organize edilen panel yaklaşık iki saat sürdü.  Program sunucusu Ercüment Akdeniz’in sorularını yanıtlayan Çubukcu ve Aydın TV programının süresinin dolması ile izleyicilerden de konuklara yöneltilen soruları sorma fırsatı buldu.

    Özellikle Çubukcu Deniz Gezmiş ile ilgili anılarını ve birlikte yaşadıklarını anlatırken salonda duygusal anlar yaşandı. Tarihçi Aydın’ın da katılımcılar ile paylaştığı bilgler birçok soru işaretine cevap olurken özellikle gençler için Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının tarihine yakınları ile canlı bir yolculuk yapmak çok önemli bir deneyim oldu.

    Panelistlerin sohbet şeklinde gerçekleştirdiği panelde konuklar, Ercüment Akdeniz’in sorularını şöyle yanıtladı;

    “Akdeniz: Kürt özgürlük mücadeleside kendini Deniz’le görebiliyor, Alevi evlerine gittiğinizde Anadolu’da HZ. Ali’nin yanında Deniz Gezmiş’inde fotoğrafı var, işçi sınıfı ve sosyalizm devrim diyerek yola çıkan herkeste Deniz diyor nasıl böyle herkesin ortak bir değeri oluştu?

    E.Aydın: Deniz devrime koşan bir Türkiye’nin devrime koşan bir halkın en hesapsız zamanında dünyaya gelen bir sembolüdür. Ayni ifadeyi Mahirler ve 18 Mayısta yıl dönümünü anacağımız Kaypakkaya için de ayni şeyler söylenebilir. Sıradan popüler kültür ölçü alınacak olursa gerçektende senin işaret ettiğin gibi Denizin, bu populer kültüre ulaşmak her eve girmek gibi çok özel bir rolu var. Dolayısıyla biz Denizin şahsında derli toplu dönem değerlendirmesi yapacak olursak, Deniz yaşadığı dönemin en önemli sembolu idi.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Deniz sınıf mücadelesinin her türüne desteki ve en önde koşanıydı. Natoya karşı, laiklik ve bağımsızlık mücadelesininde en önde gideniydi. Deniz aslında devrimci ruhuyla bugün populer kültürde de populer olmayı fazlasıyla hak ediyor.

    Akdeniz: Denizler bugün yaşasaydı ne yapardı?

    E.Aydın: Gazeteci Dündar’ kurşulan sıkılan günü baz alacak olursak Denizler böyle bir durumda tıpkı 6. Filoyu denize dökmek için ulaşabildiği örgütleyebildiği insanları peşine alır elini havaya kaldırır ve Can Dündar’ın yanına giderdi. Üstelik Denizin Can Dündar şudur budur diye de bir kompleksi de olmazdı. Çünkü öz güvenin göstergesi, o anın devrmci görevi neyi gerektiriyorsa onu yapmaktır. Eminim ki deniz böyle birşey yapardı.

    1968’deki Denize bakarsak aslında yine bir devrimci önde yine gözünü kırpmadan savaşan bir insan ama tesbit etmemeiz lazım ki Kemalist perspektifin ağır etkisinde olan, sosyalizm için mücadele eden ama Kemalist perspektifin ağır etkisinde olan bir insan.

    Ayni Deniz Gezmiş 72 deki sehbada Kemalizmin en fazla canına dokunan Kemalizmin ortadan kaldırmak için elinden gelen herşeyi herşeyi yaptığı şeyi yani Kürt halkının var olma mücadelesini kendine artık insanın en samimi, en hesapsız olduğu yerde idam sehbasında kendine slogan yapan bir insan. Burdan hareketle Deniz bugün yaşasaydı ne yapardı, ben çok net bir şekilde eminimki kendini Kürt halk mücadelesinin yanına koyardı. Sadece işçileri sadece sosyalizm davasını değil ayni zamanda Kürt halkının eşitlik mücadelesinin yanında olurdu.

    Eminim ki Deniz Gezmiş bugün kimliklerinden dolayı ezilen Alevilere de sahip çıkardı. Deniz laiklik mücadelesininde çok net bir şekilde yanında olurdu.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Akdeniz: Aydın hocam devrimin sembolleri olduğu kadar karşı devriminde sembolleri vardır, sol sosyalist gelenek ile sağ muhafazakar geleneğin karşılaştırdığımızda bugün devleti yöneten kesimlerinde sıklıkla tarihe referans aldıkları isimler var. Bu gün bir yazı yazmıstın ‘Adolph Hitler, Hitlere göre kötü bir adam değil’ diye bu benzetmenin kökeninde ne yatıyor?

    Çubukcu: Hitler nasıl bir adamdı diye o dönemn Alman halkına sorsaydınız, size bambaşka bugün bizim algıladığımızdan çok başka bir Hitler portresi çizerdi. Kalkınmayı sağlayan, fabrikaları tıkır tıkır çalıştıran, para akışını sağlayan, duble yollar yapan, halka otomobil yapıp dağıtan, herkesin konut sahibi ve araba sahibi olmasını sağlayan işsizliği düşüren bir adamdan bahsederler.

    Hitlerin o dönemde hangi vahşi usulleri kullanarak işçi sınıfını, farklı inançları ezerek yok ederek öldürerek milyonlarca insanı ödürerek bunu sağladıını o anda görmeyebilirler, görmemişleridi. Çünkü karnı tok sırtı pek. Hitler iyi adamdı derler. Şimdi aslında bugün Türkiye’de Hitlerin pozisyonunda olan kimi çapsızlar, sorarsan onlar içinde aslında iyi adam derler neden çünkü duble yol yapıyor, kapitalizmin krizine çare olabilecek işler yapıyor, Kürt halkını eziyor yakıyor mahvediyor ama ayni zamanda duble yol yapıyor. Hırsız ama çalışıyor diyorlar.

    Hitlere’de fena adam değil diyen uyutulmuş uyuşturulmuş, bilinci sıfırlanmış insan yığınları vardı. Bugünde hemen hemen aynı tabloyla karşı karşıyayız.

    Geçmişte Hitlere aslında iyi adamdı diyenler sonradan bu söylediklerini dünya önünde pişman oldular yıllardır halen dünyadan özür diliyorlar. Herkesden özürdiliyorlar.  O gün yok ettiği herkes için boynu büküktür Almanya’nın. Hitler adı geçtiği zaman lanetle anarlar. Halklar yanılabilirler ama tarih affetmez.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Akdeniz: İngiltere’nin 68’i nasıldı?

    Çubukcu: İngiltere 68 dünya hareketi içinde önemli bir yerdedir, şöyle ayırt edici bir özelliği vardır birincisi bütün Avrupa çapında sınıf mücadelesinin karatteristik özellikleri İngiltere’de doğmuştur ve İngiliz işçi sınıfı 68’de çok önemli grevlerle gerek liman gerek maden işçileri büyük grevlerle öğrenci hareketi ile paslaşarak önemli rol oynamışlardır.

    Öğrenci hareketinin ise diğer Avrupa ülkelerinden biraz farklı olarak şöyle bir özelliği vardır, kültürel simgler yaratmayı başarmışlardır ve onlar dünya çapında etkili olmuştur.

    Akdeniz: Erdoğan hocam size bir sorum var. Kürt halkının özgürlük mücadelelsi, eşitlik mücadelesi olarak tanımlanıyor bu tanımın içerisine Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık talebi girermi?

    E.Aydın: Elbette girer, eğer Kürtlerden söz ediyorsak ve Kürtler Orta Doğunun en büyük 4. Halkı olduğu halde bırakın bir devlete sahip olmamayı kendi ana dilleri ile komuşu halklarla eşit yaşamıyorsa, nerde bir Kürt varsa onunda tıpkı Türk kardeşi gibi tıpkı arap kardeşi gibi gerçek anlamda bir eşitlik hukukuna ulaşması lazım. Belirtmek lazım ki bugün Kürt hareketi içinde de diğer tüm uluslarda olduğu gibi, iki farkı eğilim var, iki farklı renkte bayrak var bunlardan birtanesi Ortadoğunun bir kan denizine dönmüş olmasının karşısında, demokratik konfederalizm diye tanımladığı illai bir ulus devlet peşinde koşmadığını söylüyor.

    Bu eyilim ayni zamanda, Türkiyede diğer Türk sosyalstleri ile birlikte HDP olarakda bir sol hareketin sadece Kürt sorunu çözmenin değil ayni zamanda tüm Türkiye’nin sorunlarını çözmeyi talep ediyor.

    Bugün PKK’nin ve HDP’nin Türkiyenin Orta Doğuda Kürt sorununu çözme açısında  ürettiği fikirler daha işlevsel ve önemlidir. Kürtlerin önerdiği model ayni zamanda bölgede sosyalistlein örgütlenmesi açısındanda çok işlevsel bir modeldir. Emek eksenli eşitliğe dayalı bir modeldir.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Akdeniz: CHP gençlik kolu başkanı Denizleri sahiplenip solcu kesim veya terörist görmemesine ne diyorsunuz, sizce CHP denizlere laik bir partimi?

    Çubukcu: Şüphesiz elbette her kesimden her siyasal görüşten insan Deniz Gezmişin mücadelesine saygı da kusur göstermedi. CHP’li gençlerin Denize sahip çıkmaları tabiki güzel birşeydir, onun emekten halktan yana kişiliğine sahip çıkıyordur.

    O’na hayır kardeşim sen sahp çıkma deme hakkımız yok yeterki gereğini yerine getirsin bu gün Denizi seviyorum demek, Türk ve Kürt halklarının brlikte mücadelesini, Kürt halkının mücadelesinde ona yardımıcı olmayı gerektirir. Fakat genellikle o çevreler, Denzin bir özlelliği öne çıkartıyorlar. Bir dönem evet gençlik hareketi içinde Kemalizm etkindi, muhalif harekt bir 60 öncesi Demokrat Partinin faşizmine karşı orada demokratik tüm çevreler böyle bir ortak mhalefetin unsuru olarak hareket ediyorlardı.

    Denizle ilk okula gittiğimiz dönemlerde ailelermizde görüşüyordu Denizin babası sıkı bir CHP’ciydi, evde konuşulan siyaset bizide etkiliyordu çocuktuk ve İsmet paşanında ister istemez hayranıydık. Babam İsmet Paşa Sivas’a geldiğinde bizim evde kalırdı birkeresinde Deniz benim onu mutlaka eve götürmemi ve İsmet Paşa’nın elini öpmek istediğini söylemişti, o dönemlerde de bizim evimizin olduğu bölge abluka altında olduğu için Ona eve benim bile zor gittiğimi O’nu götüremeyeceğimi söylemiştim, fakat ben eve vardığımda Deniz kapının önünde beni bekliyordu bence önce gitmiş İsmet Paşanın elini öpmüştü. 9-10 yaşlarında idik.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Deniz ile bir ilkokul mezuniyet fotoğrafımız vardı O fotoğrafta, yıl 1959 DP’nin en ağır koşullarının olduğu dönemde Deniz eliyle O fotoğrafta 6 Ok işareti yapıyordu. Şimdi bu yaşta böyle bir ortamdan gelmiş olmakla Deniz CHP’li idi diyebilirmisin, Deniz CHP’li olduğu içinmi asıldı? Bu yaklaşım bir sahtekarlıktır, evet Denize sahip çıkılsın, Denizin son ideolojisi yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, sloganlarına sahip çıkıyorsan, sahip çık 9 yaşında Deniz Gezmiş diğil O Deniz Gezmiş diye bir çocuktu.”

    Seyircilerden alınan sorulara devam edilirken panelde en dikkat çekici srulardan birisi olan ‘Denizler neden dağda silahlı mücadeleyi tercih etti?’ sorusuna Aydın Çubukcu, dönemin mücadele yöntemlerinin gerektirdiğini Denizlerin yaptığını anlattı. Ayrıca Çubukcu Deniz Gezmiş ile Mahir Çayan’ın bu konuya ilişkin bir diyaloğunuda anımsatarak, Deniz Gezmişin teorik mücadele ile bir yere varılamayacağını teorik mücadelenin içinde bulunulan durumda zaman kaybı olacağını savunduğunu ve Mahir Çayan’ın zaten mücadelenin teorik taraflarıylada oldukça ilgilendiğini ve mücadelenin o kanatını yürtüüğünü anlattı. Bunula beraber Deniz Gezmişin filistin için verdiği mücadeleye de değinen ve bu gelenekten geldiğini hatırlatan Çubukcu, Deniz gezmişin liderlik özelliklerine de değinerek konuşmasını tamamladı.

    E.Aydın ise tarihten günümüze gelen süreçlerde mücadele ve mücadele yöntemlerine ilişkin hataları yanlışları daha iyi görüp tekrarlamamak adına onlarla oturup yüzleşilmesi gerektiği vurgusu yaparak, Denzlerin mücadele ruhunun bugünde halen birleştirici olduğu ve mücadeleye ışık tuttuğunun altını çizdi.

    Panel’de soru cevap bölümünün tamamlanması ile katılımcılar etkinliğin sonunda konukları dakikalarca alkışladı. Day-Mer’in yine topluma sunduğu önemli ve farklılık yaratan konsepteki organizasyonu uzun süre hatırlanacağa benziyor.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

  • Facebook’a şok protesto!

    Facebook’a şok protesto!

    Uzun süredir Kürt içerikli paylaşımlara sansür uygulayan Facebook, Londra Euston bölgesinde bulunan merkez ofisi önünde protesto edildi. Son yıllarda yüzlerce Kürt sayfasını kapatan Facebook, özellikle de PKK ve Kürt halk önderi Abdullah Öcalan il ilgili resim ve paylaşımların hepsini kaldırarak paylaşan kişilere bir ayı bulan engelleme cezaları veriliyor.

    Erem Kansoy

    Yaklaşık 1 yıldır,  Öcalan, PKK ve Kürdistan bayrağı paylaşan bireysel hesaplar ile İŞİD çeteleri karşıtı, ezilen halkların yandaşı, Erdoğan karşıtı ve AKP hükümetini eleştiri ve  yayınlar yapan sayfalara yönelik ‘engellemeler’ uygulyan sosyal iletişim ağı Facebook Londra’da Kürt gençleri tarafından düzenlenen şok eylemle protesto edildi.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Facebook’un ofisinin bulunduğu bina önünde yoğun kalabalığın bulunduğu öğlen saatlerinde toplanan gençler, ingilizce olarak hazırlanan ‘Facebook, Kürtler üzerindeki sansürü durdur’ yazılı pankart açıldı. Kırmızı, Sarı ve Yeşil sis meşaleleri yakan gençlerin eylemi çevredikilerden büyük ilgi gördü.

    İngiliz polisinin çevrede büyük güvenlik önlemi aldığı gözlerden kaçmazken, Facebook yetkilileri binanın girişini özel güvenlikcilerle kapatarak girişi ‘güvenlik önlemi’ gerekçesiyle girişi yan tarafa taşıdı. Eylem süresince yakılam meşalelerin çıkardığı sis nedeniyle bir diğer binada yangın alarmı devreye girdi ve bina yine ‘güvenlik önlemi’ çerçevesinde kısa süreliğine boşaltıldı. Bunun üzerine Facebook ofis çalışanlarından bir yetkili protestocuların yanına gelerek hazırlanan şikayet ve dilekçe mektubunu yetkililere iletmek üzere aktivist Mark Campell’den teslim aldı.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Eylem süresince çevrede bulunanlar cep telefonları ile olayı görüntüleyerek Twitter, Instagram ve Facebook gibi sosyal iletişim araçlarında yayınladı. Ayrıca İngilizce hazırlanan yazıı bildiri de vatandaşlara dağıtılarak duyarlılığın artılması sağlandı.

    ‘Facebook stop censoring Kurds, Facebook stop your war on Kurds’ sloganlarının aralıksız atıldığı eylemde, İngiliz polisi olaya müdahale etmedi aylemciler ayrıca ‘dont go Turkey’ kampanyasının stikerlerinide yol boyunca ve eylem bölgesinde etrafa yapıştır.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Düzenlenen şok eylemin ardından protestonun organizatörlerinden aktivistler gazetemize değerlendirmede bulundu;

    Mehmet Oğuz

    “Devrimsel süreçlerde örgütlenme çok önemli bir unsurdur iletişim koşullarının çok geliştiği günümüzde sosyal medya Facebook- tweeter örgütleme-örgütlenme için çok önemli bir alan ve geçmişe oranla toplumsal muhalefetin çok daha hızlı bir şekilde mobilize olmasını sağlamaktadır.

    Kürt özgürlük hareketi de özelikle 20 yıldır bu alanı örgütlenme ve propaganda için kullanmaya çalışıyor fakat Kürtlerin şansızlığı handikapı. Türkiye gibi Onur’dan ve haysiyetten uzak bir düşmana sahip olması Kürtleri kendi yurdunda sömürge altında yaşamak zorunda bırakan işgalci Türk devleti Kürtlerin sosyal medyayı kullanmasına bile tahammül edemiyor ve bununun için muazzam paralar harcıyor.

    Maalesef Facebook yönetimi de işgalci Türk devletinin para karşılığında istediği herşeyi yapıyor Türkiye’de yaşayan Kürtler hiçbir şekilde sosyal medya kullanamıyor sansür , yasak ve cezalandırmalarla adeta cezaevi koşullarında yaşamak durumunda kalıyor Kürtler Onunla da sınırlı kalmıyor bu abluka Türkiye dışında yaşayan Kürtlerin de Facebook üzerinde örgütlenmesi yasak adminliğini yaptığımız ve duyuru amaçlı kullandığımız sayfalar kapatılıyor, hesaplarımıza süresiz cezalar yağıyor.

    Facebook’a şok protesto! 1

    İşgalci Türk devletinin alçakça saldirilarina Facebook yönetimi de aynı alçaklıkla adeta çanak tutuyor kapitalist dünyanın bir kar şirketi olan Facebook aynı şekilde kapitalizmin bütün çirkinliği ve alçaklığıyla Kürtlere karşı verilen bu savaşın adeta bir tarafı olmuş oluyor İşte tüm bunlardan dolayı pazartesi günü Kürt gençleri olarak Londra’da Facebook binasının önünde Facebook’u protesto eylemi gerçekleştirdik.  Facebook’un çirkin ve alçakça çanakçı tutumunu bütün dünyaya teşhir ettik İşe yarar mi bilemeyiz ama yasakçı Facebook yönetimini protesto etmek de bir devrimci tutumdur ve daha özgür bir sosyal medya için yapılan bir eylemdir.”

    Bertan Şoreşger

    Son zamanlarda Facebook batının diğer medya platformlarını aşarak Kürtlere karşı uygulanan sansürü ağırlaştırmış bulunuyor. Facebook, Türkiye devletinin alehine ve Kürdistan devrimi lehine olan bir çok paylaşımı, özel hesapları ve sayfaları kaldırmaktan ve kapatmaktan çekinmiyor. Facebook’un yaklaşımı sadece bunlardan ibaret değil.

    Facebook, ayrıca bir çok Kürdistan mücadelesi yanlısı olan siyasetçileri ve meşru medya organlarınıda sansür altına almış bulunuyor. Böylece sözde ‘basın özgürlüğü’ tanıdıkları standartları çiğnemiş oluyorlar. Buna karşın Stop War On Kurds ve Ciwanên Azad üyeleri olarak uygulanan bu sansürü protesto etmek amaçlı Facebook’a karşı çok etkili ve benzersiz bir eylem gerçekleştirdik. Meşalelerle düzenlediğimiz görsel eylemin amacı eyleme dikkat çekmek ve Facebook binasının görünümünü kapatıp ‘Kürt toplumunun standartlarına’ uygun davranmadıkları gerekçesiyle Facebook binasını sansürlemekdi. Lakin bunu başarmış bulunuyoruz.”

    Facebook’a şok protesto! 1

    Elvin Sarıçınar

    Londra’da yaşayan Kürt gençleri olarak Facebook’un Kürt Özgürlük Mücadelesine yönelik sansür politikalarına protesto ettik. Sosyal medya bizim icin cok önemli ve etkili bi platformdur çünkü bildiğimiz üzere büyük medya haberleri Kürt mucadelesi ile ilgili haberleri gündemine almıyor. Sosyal medya, ifade özgürlüğünün rahat bir şekilde yapabıleceğimiz yer olması gerekiyor. Facebook, insan haklarının en temel faktörünü engeliyor bizim fotoğraflarımızı, duyurularımızı ve haberlerimizi sansürleyerek.”

    Mark Campell

    “Facebook’un Kürtlerin ifade özgürlüğüne ilişkin haklarını ihlal etmelerini ‘cezalandırmak’  amacıyla, Ciwanan Azad’dan Kürt gençleri bu uluslararası şirkete karşı barışçıl bir eylem düzenlediler. Facebook, Kürt içeriğini yıllardır sansürlüyor- sadece bireylerin değil, aynı zamanda Kürt medya kurumlarının, Kürt siyasi partilerin, Kürt gazetecileri ve aktivistlerin de.

    Kürt renkleri sarı, kırmızı ve yeşil ile Facebook’un camlarını sembolik olarak ‘sansürlememiz’, insan haklarımızın ve BM İnsan Hakları Sözleşmesine, ifade özgürlüğünün her türlü açılımına göre, yapılan ihlalleri kabul etmeyeceğimizin göstergesidir.

    Facebook’a şok protesto! 2

    Facebook Kürt içeriğini sansürlemeyi durdurmalı. Telgraf okuyucularına bu önemli konuda kampanya yürütmeye devam etmelerini tavsiye ederim. Facebook, sadece Türkiye, Irak, Iran ve Suriye değil, tüm dünyada Kürtlere karşı baskı uygulayarak, Türk devletinin bir kolu gibi davranıyor ve bu kabul edilemez. Şu anda Facebook ile, bir aktivistin sayfasından kaldırılan bir resme ilişkin uyuşmazlık yaşıyoruz.

    Irkçı Türk bir katil tarafından, 9 Ocak 2013’te, Paris’te, öldürülen üç Kürt kadın aktivistin anısına konulan bir resim. Resmin aktivistin sayfasından kaldırılmasını protesto etmek amaçlı, bu resmi lütfen sayfanıza yükleyin.”

    Berivan Senpalt

    “Stop war on Kurds kampanyası çerçevesinde, Facebook’un Kürt’lere yönelik kriminalizasyon politikasını protesto etmek üzere eylemimizi gerçekleştirdik. TC devletinin Kürtlere yönelik savaşçı politikalarını ifade özgürlüğü olan sosyal medya iletişim araçlarında kullanarak yaymak ve duyurmak en doğal hakkımızdır. Ayrıca, şunu iyi anlamaıyız ki Kürtlerin sesi sadece sosyal medya değildir, fakat Türkiye’de yaşanan gelişmeleri doğru ve net bir şekilde yakınlarımıza duyurmanın da bir yöntemidir.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Facebook’un kullanım koşullarında Kürt’ler ile ilgili şu ifadeler yer alıyor, ‘yazılı veya görsel şekilde Atatürk’e saldırı, Kürdistan haritası, yakılan Türk bayrağı, PKK destekçiliği ve paylaşımları, Abdullah Öcalan yazı ve görsellerine ilişkin tüm materyaller içeriğe alınamaz’. Bu bize Türk devletinin sosyal medya üzerinde bir güce sahip olduğunu açıkca gösteriyor. Devlet bu gücünü sadece Facebook değil YouTube, Twitter gibi diğer sosyal medya araçlarında da kullanıyor.

    Sosyal medyada Kürt’lere uygulanan sansürü protesto etmek amacıyla Facebook ofisinin bulunduğu bina önünde, kırmızı, yeşil ve sarı meşalelerimiz ile toplandık. Amacımız en azından sadece sosyal medyada ses çıkarmadığımızı istenildiğinde eylem ve protestolar ortaya koyarak sesimizi yükseltebileceğimizi hatta ofislerine kadar gidebileceğimizi göstermekti. Ayrıca eylemimiz ile duyarlılığı artırmaya yönelik ciddi bir çalışma yaptığımızıda düşünüyorum. TC devletinin suçlarını haykırmaya devam edeceğiz hiç birşey ve hiç bir kimse sesimiz bastıramaz.”

    Facebook’a şok protesto! 3

    Facebook’a şok protesto! 1

    Facebook’a şok protesto! 1

  • Day-Mer gençliği, kamp sonrası ilk toplantısını yaptı

    Day-Mer gençliği, kamp sonrası ilk toplantısını yaptı

     

    Day-Mer gençliği 23’üncüsü geçtiğimiz ay düzenlenen gençlik kampının ardından her yıl olduğu gibi ‘kampı aileler ile buluşturan’ etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte ayrıca Deniz Gezmiş’in kısa belgeselide gösterime sunularak birde anma düzenledi.

    Erem Kansoy

    Düzenlenen gecede Deniz Gezmiş’in yoldaşı Aydın Çubukcu’da kısa bir konuşma yaparak gençlerle seslendi. Konuşmasında Çubukcu ‘Deniz asıldı ama fikirleir halen yaşıyor ve bu salonda da eminim en az bir Deniz vardır, binlerce mlyonlarca olduğu gibi.’ İfadelerinede yer verdi.

    Kamp süresince genlerin katılımı ile gerçekleşen sanat sınıfları, koro çalışmaları ve kamp televizyonunda hazırladıkları çalışmalar ailelere sunuldu. Sanat sınıfında hazırlanan büyük Day-Mer yaftası ve el işleri, koro çalışmasında hazırlanan üç devrimci parça ve kamp televizyonunda kamp sürerince hazırlanan kısa filmler büyük beyeni kazandı.

    Deniz’lerin ölüm yıldönümü olması nedeniyle bir anma niteliğide taşıyan gecede hazır bulunana Aydın Çubukcu’da gençlere kısa bir konuşma yaparak birlik ve beraberliğin önemine değindi. Day-Mer gençliği çalışma ve toplantılarına devam edecek. Çalışmalarla ilgi daha fazla bilgi için Facebook Da-Mer Youth sayfasına ulaşabilirsiniz.

    daymer4

    daymer 5

    daymer3

    IMG_7551

    daymer1

    IMG_7562 daymer2

     

  • Sadiq Khan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Seçildi

    Sadiq Khan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Seçildi

    İşçi Parti’li Sadiq Khan Londra’nın yeni Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 2008 yılından bu yana Muhafazakar Partili Boris Johnson’un yönettiği büyükşehir belediyesi 8 yıl aradan sonra tekrar İşçi Partiye geçmiş oldu. 

    Sadiq Khan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Seçildi 3
    İşçi Partili Sadiq Khan’ın Tarihi Zaferi

    Pakistan asıllı Müslüman Khan, en yakın rakibi, Muhafazakar Parti adayı Zac Goldsmith’i geride bırakarak önemli bir zafer elde etti. Khan kullanılan oyların yüzde %44’ünü alırken , Goldsmith’in aldığı oy oranı %35’te kaldı.

    Sadiq Khan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Seçildi 1
    Londra Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları

    Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Adayları Kürt ve Türk Toplumlarına Ne Sunuyorlar? 1

    Yeşil Parti adayı Sian Berry %6 oy ile üçüncü oldu.

    Dün (5 Mayıs Perşembe), Londra Büyükşehir Belediye Başkanı seçimi yanı sıra Londra Büyükşehir Meclisi seçimleri de gerçekleşti.

    Londra meclisinin, Hackney, Islington ve Waltham Forest belediyelerini kapsayan, North-East (Kuzey-Doğu) bölgesinin koltuğunu açık arayla tekrar Jenette Arnold kazandı. Arnold 134,307 (%58.7) oy ile en yakın rakibi, Muhafazakar Parti adayı Sam Malik’i 32,565 oyda bıraktı.

    Enfield & Haringey bölgesinde, %54 oy ile, İşçi Parti adayı Joanne McCartney meclis koltuğunu kazandı. Muhafazakar adayı Linda Kelly %23.67 oy ile ikinci oldu.

    Ülke genelinde de yerel ve bölgesel seçimler gerçekleşti. İskoçya’da İskoç Ulusal Parti (SNP) tekrar çoğunluk kazanarak üçüncü dönem başa geçtiler. Fakat, İşçi Parti burada kayıp yaşayarak Muhafazakar Parti’nin gerisine düşüp üçüncü parti oldular.

    Bu seçimler, geçen yılki genel seçimlerinde İşçi Parti’nin büyük yenilgiler yaşaması sonucunda partinin başına seçilen Jeremy Corbyn’nin liderliği için de bir imtihan olarak yorumlanıyor. Beklenilenin aksine İngiltere’de iyi bir performans sergileyen İşçi Parti İskoçya’da büyük darbe almış oldu.

    Galler Meclisinde İşçi Parti’si 29 sandalye kazanırken, Plaid Cymru 12, Muhafazakar Parti 11 ve UKIP 7 sandalye kazandılar.

    İŞÇİ PARTİ İSKOÇYA’DA KAN KAYBETTİ

    Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi, İskoçya parlamentosu seçimlerinde tarihinin en kötü sonucunu aldı.
    İskoçya parlamentosu için yapılan seçimlerde İskoç Ulusal Partisi üçüncü seçim zaferini kazandı, İşçi Partisi ise gerileyerek üçüncü parti konumuna düştü. İskoç Ulusal Parti birinci parti olarak çıksa da hükümeti tek başına kurabilecek sayıya ulaşmadı.

    Sadiq Khan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Seçildi 2
    İskoçya Parlamentosu Seçim Sonuçları

    Kesin olmayan sonuçlar İşçi Partisi’nin, İskoçya parlamentosunun 1999 yılındaki ilk seçimlerinden bu yana en kötü sonucunu aldığını, iktidarda olduğu Galler parlamentosunda da gerilediğini, ancak ülkenin güneyinde İngiltere belediyelerinde konumunu bazı kayıplarla da olsa genelde koruduğunu gösteriyor.
    İktidarda ikinci dönemlerini sürdüren Muhafazakarlar ise İskoçya’da ikinci parti olarak kendileri açısından önemli bir başarı kazandı.

  • Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı

    Dersim Soykırımının 79’uncu yıldönümü dolayısıyla Londra’da faaliyetlerini yürüten Dersimliler derneğinde bir anma etkinliği düzenlendi.

     

    Dün Dersim-Der binasında yapılan anmaya birçok kurum temsilcisinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Seyit Rıza başta olmak üzere soykırımda katledilen çok sayıda kişinin resimleri sergilendi.

    Anma Alevi dedesi Mehmet Yüksel’in Gulbangı ve mumların yakılması ile başladı. Mehmet Yüksel dede Gulbang’tan önce yaptığı konuşmada, katledilenlerin kimliklerinden kaynaklı katledildiğini ifade ederek şunları belirtti; ‘Dersîm demek Kızılbaşlık demek, Dersim demek aynı zamanda Alevîlîk demek, bu insanlarımız bu kimlikleri yüzünden katledildi. Bunu unutmamak lazım.’

    Okunan Gulbang ve yakılan mumlardan sonra Dersim-Der adına Hasan Polat bir konuşma yaptı. Polat konuşmasında bugün Kürdistan’da yaşanan katliamlara değinerek Türk devletine, yaptığı katliamlarla yüzleşme çağrısı yaptı. Polat şunları belirtti : ‘Bugün 4 Mayıs, Bakanlar kurulunun Dersim katliamı kararının alınmasının, Dersim tertelesinin 79’uncu yıldönümü. Bu kararla katliam başlamışSoykırımda 70 binin üzerinde insan katledilmiş, onbinlerce insan yerinden yurdundan göçertilmiştir. Dersim tarih boyunca egemen devlet güçleri ile çelişen yaşam tarzları, sosyal, siyasal, kültürel, inançsal ve ulusal kimlikleri nedeniyle sistemli olarak şiddet ve asimilasyona maruz kalmışlardır. 1938’de sistlemli bir saldırının hedefi olmuşlardır.

    Bizler bu soykırıma uğrayan halkımızın yaşadığı zulmü asla unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. Biz Dersimliler hiçbir zaman kin ve intikam duyguları beslemedik, yeni nesillere de böyle bir duygu aşılamadık. Ancak TC yaptığı soykırımdan kaynaklı Dersim halkından özür dilemeli, bu soykırımı Kabul etmeliydi. Belki bugün Doğu ve Güneydoğu’da benzeri katliamlar yaşanmamış olabilirdi.

    Katliamcı TC zihniyetini bu katliamdan kaynaklı tekrardan bu insanlık suçunu kınıyoruz.’’

    Anmaya katılan birçok kurum temsilcisi de Dersim tertelesi ile ilgili kısa birer konuşma yaptı.

    Anma dağıtılan Miyaz lokması ile sona erdi.

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 1

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 2

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 3

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 4

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 5

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 6

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 7


    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 9

    Dersim Soykırımında Yaşamını Yitirenler Londra’da Anıldı 10

    Foto: Londra Gündemi