Sosyal medya ağı Facebook’un Kürt içerikli paylaşımlara yönelik sansürünü protesto etmek için Londra merkezde bir protesto eylemi düzenlenecek.
Stop War On Kurds oluşumu tarafından organize edilen eylemde Facebook’un Kürt karşıtı tavrı protesto edilecek. Yarın (Cuma) yapılacak eylemde önce twitter üzeri ortak bir eylem düzenlenecek, daha sonra da Facebook’un Londra merkezi önünde gürültülü bir eylemle Facebook’un Kürt sansürü kınanacak.
Bizim Telgraf sayfamızın da aralarında bulunduğu çok sayıda Kürt sayfası kapatılarak adminlerine aylarca süren ‘engel’ konuldu. En son Paris’te katledilen üç Kürt kadının fotoğrafı bile facebook tarafından sansürlenmiş ve içeriği rahatsız edici diye YA’nın sayfasından kaldırılmıştı.
Londra merkezde Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından organize edilen Newroz kutlamasının afişi bile aynı gerekçelerle kaldırılmış, ve etkinliğin adminine 1 aylık ‘engel’ cezası verilmişti.
Cuma günü Saat 12:00’de Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılacak olan Twitter planlamasından sonra Facebook’un Londra’daki merkezine gidilecek.
Londra’nın değişik bölgelerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri ve bununla ilgili sloganların yazılı olduğu pankartlar asıldı.
Başta Londra’nın tarihi Westminster köprüsü olmak üzere birçok yere asılan pankart ve posterlerde Öcalan’ın özgürlüğü istenirken Türk devleti kınandı.
Britanya parlamentosunun yan tarafından bulunan tarihi Westminster köprüsüne 3 metre uzunluğunda Öcalan’ın fotoğrafı asıldı. Thames nehri üzerinde dalgalanan fotoğrafın üzerinde İngilizce olarak ‘Öcalan’a Özgürlük’ mesajı yazıldı.
A406 otobanı olmak üzere kentin işlek caddelerinin üst geçitlerine de aynı amaçla farklı pankratlar asıldı. Pankartların bazılarının üzerinde yine İngilizce olarak ‘Yaşasın PKK, Yaşasın Öcalan’, ‘Katil Türk devleti, Bebek katili Erdoğan’ gibi sloganlar yazıldı.
Pankartlar ve Fotoğraflar tüm gün asılı kaldı.
Üst geçite asılan pankartta ‘Terörist Türk devleti, Bebek Katili Erdoğan’ yazıldı
Türk ve Kürt toplum merkezi Day-Mer Britanya’da yaşanan gelişmeler, kesintiler ve güncel sorunlara duyarlılığı ve entegrasyon konusunda büyük rol oynarken, siyasi ve politik gelişmeleri de yakından takip ederek toplumumuz adına bir köprü oluşturmayı hedefliyor.
Özellikle İngiliz hükümetinin tasarruf politikalarını devreye sokduğu 2010 yılından bu yana kesintilere karşı hemen hemen her eylem ve toplantıda yerini alan Day-Mer, 5 Mayıs Londra Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçimlerine ilişkin açıklamada bulundu.
Day-Mer’in bildirisinde mevcut hükümet ve vatandaşlara yarattığı sıkıntılara da dikkat çekilirken oy kullanmanın önemi de vurgulanıyor.
‘5 Mayıs seçimlerinde saldırı politikalarına karşı çıkan adayları destekleyelim!’ başlıklı bildirisinde Day-Mer sağlık, konut, eğitim ve iş konularına da değindi.
Yayınlanan bildiri şöyle:
İngiltere’de, 5 Mayıs 2016 tarihinde Londra Büyükşehir Belediyesi Başkanı, Londra Büyükşehir Belediye Encümen üyeleri ve ayrıca Londra dışındaki sehirlerde de belediye encümen üyelerinin belirleneceği seçimler yapılacaktır. Yeni bir seçime gidildiği bu dönemde oy pusulasında, halkın taleplerini dillendiren ve isteklerine cevap verecek bir oluşumun olmadığı yine gözlerden kaçmıyor.
Tasarruf kelimesi son 6 yıldır medyada en çok duyduğumuz kelimelerin başında geliyor. Bu kelime her söylendiğinde işçi ve emekçiler için kesinti, hak gaspı ve mücadele ile elde edilen hakların ellerinden alınmaya çalışılması anlamına gelirken, %1’e tekabül eden zenginler için servetlerine servet katacakları, yürürlüğe girecek vergi ve diğer değişikliklerle daha fazla sömürü yapabilecekleri anlamına gelmektedir.
Sağlıkta özelleştirme politikaları ve sağlık bütçesine yapılan kesintiler ile bir çok hastane doktor ve hemşire yetersizliği ile karşı karşıya kalırken, tedavi için bekleme süreleri 4’e katlanmış durumda. Konut sorununda 3 milyon eve acil ihtiyaç varken, hükümet belediyelerin ev yapma hakkını ellerinde alıp kamu arsalarını özel şirketlere peşkeş çekiyor. Bütün adaylar, konut sorununu çözmek için yılda 50 bin ev yapacaklarına ilişkin vaadlerde bulunurken, bu evlerin alınabilecek fiyatlara çekilmesi konusunda da çekimser kalıyor. Londra’da ortalama bir evin fiyatının yaklaşık 500 bin sterlin olduğu düşünüldüğünde, bu evlerin işçi ve emekçilerin almasına olanak sağlayan bir proğramı hayata geçiren aday şimdilik çıkmadı. Daha fazla belediye konutu inşa etmek ve bu konutlara işçi ve emekçilerin yerleştirilmesi tüm Londralıların ortak taledi. Ayrıca, başını alıp giden kiralara bir sınırlama getirmek de emekçilerin talepleri arasındadır.
Eğitim bütçesindeki enflasyon altı kesinti ve eğitim bütçesini bölgenin ihtiyacından daha çok kendi isteği doğrultusunda paylaştıran hükümetin, bu politikaları sonucu okullar araç ve gereç ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir döneme girdi. Ayrıca sermayenin saldırı politikaları sonucu ücret ve çalışma koşullarında yapılan saldırılar sonucu yaklaşık 50 bin öğretmenin işi bırakmasına ve öğretmen krizinin yaşanmasına yol açıyor.
İş ve çalışma koşullarında ise ücretlerin dondurulması ve çalışma koşullarında getirilen esnek ve sıfır saat sözleşmeler, İngiltere’de “Çalışan Yoksul” yarattı. Dünyanın 6. zengin ülkesi olan İngiltere’de 1975’de 7.5 milyon insan yoksulluk sınırında yaşarken, 2016’da bu sayı 15 milyona yükseldi. Muhafazakar Parti, 2010’da iktidara gelmesinden bu yana, tasarruf ve kesinti politikları doğrultusunda sıradan bir işçinin gelirinde %15 gibi bir kesinti görülürken, zengin sınıf gelirlerini ikiye katladı. İngiltere’de en zengin 1000 kişi son 6 yılda servetlerini tam ikiye katladı.
Bir çok belediye daha önce yaptığı milyonlarca sterlin tasarrufa yenilerini ekliyerek devam ediyor. Belediye yönetimleri, partisi fark etmeksizin, merkez hükümetin aldığı kararları, bunlara karşı direnmeden, mücadele etmeden, toplum üyelerini bilgilendirmeden hayata geçiriyor. Özellikle yoksul emekçilerin ve göçmenlerin yaşadığı belediyelerde, bütçe kesintisinden dolayı belediyelerin eğitim bölümlerinin hizmetlerini azaltması ve geride olan öğrencilere verilen ek desteklerin kesilmesiyle, yaşlılara yönelik hizmetlerdeki kesintilerle, gençlere hizmet veren gençlik merkezlerinin azaltılması veya kapanmasıyla, kütüphanelerin, parkların ve sağlık hizmeti veren yerlerin kapatılmasıyla yüzyüzeyiz.
Türk-Kürt ve Kıbrıs kökenli göçmen emekçiler olarak yaşadığımız bölgelerde tasarruf, kısacası saldırı politikalarından bizler de etkileniyoruz. İngiliz ve diğer uluslardan göçmen emekçilerle aynı kaderi paylaşan bizlerin yaşam koşulları her geçen gün kötüye giderken, çocuklarımızın geleceği belirsizlik içinde.
Bu nedenle Day-Mer olarak bizler 5 Mayıs’ta yapılacak yerel seçimlerde, işçilerin ücretlerine zam yapmamayı reddeden, konut, belediye hizmetleri, eğitim, sağlık ve diğer sosyal hizmetlerde kesintiye gitmeyen, kamu hizmetlerine yönelik tasarruf politikalarına karşı çıkan, özelleştirme politikalarına karşı mücadele eden, savaşa karşı barışı savunan adayları destekliyor, Kürt, Türk ve Kıbrıslı göçmen emekçilerin bu talepleri savunan adaylara oy vermesi çağrısında bulunuyoruz.
Londralılar, yarın (Perşembe) yeni büyükşehir belediye başkanını seçmek için sandık başına gidecekler. Yapılan son anketlere göre göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen İşçi Parti adayı Sadiq Khan başkanlık yarışını rakibi Zac Goldsmith’in birkaç puan önünde götürüyor. Khan’ın seçilmesi durumunda Londra’nın ilk Müslüman belediye başkanı unvanını da kazanmış olacak.
Seçimlere bir gün kala İşçi Parti adayı Sadiq Khan yaptığı son seçim konuşmasında, Muhafazakar Parti adayı Zac Goldsmith’in Müslüman karşıtı söylemlerine karşı ‘‘Londralılardan bugün istediğim korkuyu değil, umudu seçmeleri. Ve şehrimizin bana ve aileme sunduğu bütün imkanları benim de tüm Londralılara sunmam için fırsat vermeniz. Bütün Londralıların belediye başkanı olabilmem için’’, dedi.
On beş adayın bulunduğu Londra seçimlerinde birincilik yarışı Khan ve Goldsmith arasında geçiyor. Anketler Khan’ın önde olduğunu gösterse de her iki aday kampanyalarına tüm hızla devam ediyorlar ve kullanılacak her oyun seçim sonuçları üzerinde büyük etki yapabileceği gözüküyor. 2012’de yapılan seçimlerde katılım oranı %38’de kalırken Boris Johnson iki puan farkla seçimleri kazanıp belediye başkanı seçilmişti.
Londralılar sandık başında üç tane farklı renkte oy pusulası kullanarak belediye başkanı, büyükşehir belediye meclisi genel ve yerel üyelerini seçecek. Londra büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri ile aynı günde, İskoçya Parlamentosu, Galler Meclisi, Kuzey İrlanda Meclisi, İngiltere yerel seçimleri ve polis baş komiseri seçimi de yapılacak.
İşti Parti adayı Sadiq Khan
Khan seçime ilişkin yaptığı son konuşmada, Goldsmith’i ‘negatif’ kampanya yürütmekle suçladı. Goldsmith Khan’ın Müslüman kimliğine bir çok defa değinerek olumsuz bir izlenim bırakmayı hedeflediği görülüyor. Goldsmith son olarak, Mail On Sunday gazetesine yazdığı makalede, Londra’da 7 Temmuz 2005’te gerçekleşen terör saldırısında patlatılan otobüs resmiyle ‘Dünyanın en harika şehrini teröristleri dost olarak gören İşçi Parti’sine mi teslim edeceğiz’ başlığını kullandı. Muhafazakar aday bu yazıyla açıkça Khan’ın Müslüman kimliğini hedef alarak, radikal İslam’a yakın olduğunu ima ediyor. Khan, bu yazının üzerine Londralıların ‘korku değil umudu’ tercih etmeleri için çağrıda bulundu.
Londra Büyükşehir Belediye Başkanlığında yarışan diğer adaylar: Yeşil Parti, Sian Berry; Britanya Ulusal Parti, David Furness; Respect, George Galloway; Britain First, Paul Golding; Haşiş Alkolden Daha Güvenli Partisi (Cannabis is Safer Than Alcohol), Lee Harris; Tek Aşk Parti (One Love Party), Ankit Love; Liberal Demokrat Parti, Caroline Pidgeon; Kadınların Eşitlik Partisi (Women’s Equality Party), Sophie Walker; UKIP, Peter Whittle; ve Prince Zylinksi (bağımsız).
Londra Büyükşehir Meclisi Seçimleri
Perşembe günü Londra Büyükşehir Meclisi de seçilecek. Muhafazakar Boris Johnson’ın Belediye Başkanı seçildiği 2012 seçimlerinde meclise çoğunlukla İşçi Parti üyeleri seçilmişti. Mevcut büyükşehir meclisi 12 İşçi Parti, 9 Muhafazakar Parti, 2 Yeşil Parti ve 2 Liberal Demokrat üyeden oluşuyor.
Seçilecek Meclis üyeleri Londra’nın 14 bölgesini ve genel olarak Londra’yı temsil edecekler. Yerel Kürt siyasetçi Feryal Demirci İşçi Parti’nin Londra geneli aday listesinde yer alıyor. Londra geneli haricinde, Meclis üyelerinin seçildiği bölgeler: Barnet & Camden, Bexley & Bromley, Brent & Harrow, City & East (Barking & Dagenham, Newham, Tower Hamlets ve City of London belediyeleri), Croydon & Sutton, Ealing & Hillingdon, Enfield & Haringey, Greenwich & Lewisham, Havering & Redbridge, Lambeth & Southwark, Merton & Wandsworth, North East (Hackney, Islington ve Waltham Forest belediyeleri), South West (Hounslow, Kingston upon Thames ve Richmond upon Thames belediyeleri) ve West Central (Hammersmith & Fulham, Kensington & Chelsea ve Westminster
belediyeleri).
Nasıl oy kullanılıyor?
Seçimlerde oy kullanmak için kayıt yaptırmış ve seçim kartınızı posta yoluyla almış olmanız gerekiyor.
Posta yoluyla oy kullanmamış değilseniz, 5 Mayıs günü, seçim kartın üzerinde belirtilen adrese, giderek oyunuzu kullanabilirsiniz- kartı yanınızda götürmek zorunda değilsiniz. Genelde okul ya da toplum merkezlerinde olan seçim merkezine gidildiğinde kullanılacak her oy için seçim pusulaları verilir.
Seçim merkezleri 07:00-22:00 saatleri arasında açık.
Adayların vaatleri:
Sadiq Khan- İşçi Parti Tooting milletvekili:
Kürtler ve Türkler…çok çalışıp Londra’nın ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Ben ufak esnaf ve girişimcilere destek olmak istiyorum ve Londra’nın en fazla ticaret yanlısı olan Belediye Başkanı olacağım.
Kürt ve Türk toplumlarıyla daha fazla bağlantıda olup, aralarından polis memuru işe alınması için daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Farklı toplumların polisin aralarında çalışmalarına güven duyulmasını sağlamak için bu şarttır.
Kürt ve Türk toplumlarının karşılaştıkları zorluklar, her kimlikten Londralıların karşılaştığı sorunlardır- konut, ulaşım ve suç oranları gibi. Gerçekten de uygun fiyatta satın alına bilenecek ve kirala bilinecek evler inşa etmeye adanmış yeni bir ekip, Londralılar İçin Evler, ile Muhafazakarların yarattığı konut sorununu onaracağım. Yeni evlerin yurtdışı yatırımcılara değil, ilk olarak yerel insanlara sunulmasını sağlayacağım.
Ulaşımda, dört yıl Londra Ulaşım’ı ücretlerini donduracağım, böylece Londralılar 2020 yılına kadar bir kuruş daha fazla ödemezler, ve yeni ‘in bin’ (Hopper) bileti getirerek Londralıların bir saat içerisinde sadece tek ücret ödeyip istedikleri kadar otobüs değiştirme imkanını sağlayacağım.
Ve Londra genelinde mahalle polislerini geri getireceğim.
Ben bütün Londralıların Belediye Başkanı olmak istiyorum, ve Kürt ve Türk toplumları dahil olmak üzere, her kimlikten ve her toplumdan insanların başkentimizde başarılı bir hayat sürdürüp potansiyellerini yerine getirmeleri için imkanlara sahip olmalarını istiyorum. Londra’yı hem çalışmak hem de yaşamak için daha iyi bir yer yapmak için herkes ile çalışacağım.
Muhafazakar Parti adayı Zac Goldsmith
Zac Goldsmith- Muhafazakar Parti Richmond Park milletvekili:
Belediye Başkanı olarak, özel bir fonla, Londra’nın ana caddelerinde daha fazla bedava park etme olanağı sunarak, o iş yerlerini desteklerim, böylece halkın yerel iş verenlerini desteklemeleri kolaylaşır.
Ayrıyeten, Kürt ve Türk aileleri için okul yeri bulmanın zor olduğunu biliyorum ve yeni sahalar bulup okulların inşa edilmelerini sağlamaya bağlıyım.
Güçlü bir ekonomi Londra Büyükşehir Belediyesi için Hareket Planımı gerçekleştirebileceğimin anlamına geliyor- daha fazla konut, daha iyi ulaşım, güvenli sokaklar, ve temiz hava- ve bunların hepsini Büyükşehir belediyesi vergisini dondurarak yapabilirim.
Londra’nın Türkçe konuşan toplum üyeleriyle Türkçe GCSE ve A Level derslerinin okullarda seçenek olarak görülmelerine devam edilmesi için çalıştım. Bölgenizin ekonomik önemliliğinin artması öngörüldüğünde, bu dil bilgisi önümüzdeki yıllarda Britanyalı şirketler için oldukça önemli olur.
Hükümet ile birlikte çalışarak daha fazla Londralının İngilizce konuşmasını sağlamaya söz veriyorum.
Biliyorum ki Londra’daki Türkçe konuşan toplumlar, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişen piyasalarla ticari ve kültürel köprüler kurmak için çok önemliler.
Yeşil Parti adayı Sian Berry
Sian Berry- Yeşil Parti Camden belediye encümeni
Londra’nın çok kültürlü toplumlarının tümü bu seçimde ortak endişelere sahipler: konut, ulaşım, ve hava kirliliği. İkinci nesil Türkler ve Kürtler büyüdükleri yerlerde kalmakta zorluk çekmelerinden toplumunuzda özellikle konut sorunun büyük olduğunu biliyorum, bu da toplumda zorluk yaratıyor.
Türkçe ve Kürtçe hazırladığım broşürlerde konut ve şehrimizin diğer sorunlarına nasıl çözüm bulacağımı belirtiyorum.
Belediye Başkanı seçilirsem yoğun olurum ama dışarı çıkıp toplumla bağlarımı daha da geliştirmek bir önceliğim olur. Çok kimlikliliği Londra’yı muazzam eden şeydir, ve o çok kimlikliliği her yönde kucaklamak isterim.
Onlarca işçi sendikası, sivil toplum örgütü ve emeği önemseyen ilerici vatandaş Londra’da da 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramını geleneksel olarak düzenlenen yürüyüşle kutladı.
Haber: Erem Kansoy
Fotoğraf: Ceren Kardelen Sağır-Erem Kansoy
Clerkenwell Green bölgesinde toplanarak ünlü Trafalgar Meydanı’na yürüyen kitle ‘yaşasın 1 Mayıs’, ‘Cameron istifa etmeli’, ‘NHS satılık değil’ yazılı dövizler taşıdı. Yürüyüş öncesinde İşçi Parti lideri Jeremy Corbyn de bir konuşma yaparak kitleye seslendi. İşçi sendikaları tarafından hazırlanan Londra’nın klasik kırmızı otobüsünden konuşmasını yapan Corbyn, 1 Mayıs’ın önemine değinerek işçi ve emekçileri birlik olmaya çağırdı. Corbyn, konuşmasında, “Özellikle son zamanlarda Avrupa’da göçmen işçilere yönelik olumsuz tavırlarda bulunan aşırı sağcı kitleler ve politikalara karşı parti olarak savaşmaktayız. Aşırı sağcı zihniyet ayni zamanda savaş mağduru göçmenlere karşı da politikalar yürütmektedir. Bu tutum ve duruşlara karşı bizler de insan haklarını savunarak ve bu zihniyete karşı insan hakları ile sorunların çözülebileceğini dayatarak mücadele veriyoruz. Bizler ayrıca Yahudi karşıtı politikaları da kabul etmiyoruz. Her şekliyle ırkçılığa da karşıyız. İşçi ve emekçiler olarak bizler etnik köken ve inançlarımız çerçevesinde örgütlenmekteyiz. Gücümüz örgütlülüğümüzdür.” İfadelerine de yer verdi.
Trafalgar Meydanı’nın kuralları gereğince burada konuşma yapmasına izin verilmeyen Corbyn, son 50 yılda düzenlenen 1 Mayıs etkinliklerine katılan ilk İşçi Parti lideri oldu. Londra yerel seçimleri ve AB referandumuna sayılı günler kalması nedeniyle Trafalgar meydanının kurallarına göre üst düzey siyasiler halka sesleniş niteliği taşıyan konuşmalar yapamıyor.
TUC genel sekreteri Frances O’Grady’de kitleye seslenerek, işçi ve emekçilerin 1 Mayıs’ını kutladı ve BHS çalışanlarıyla dayanışma mesajı verdi. O’Grady konuşmasında, “Uzun yıllar mücadele ederek kazandığımız NHS, eğitim, uygun fiyatta konut ve emekliliklerimize el uzatan tasarruf politikalarını üreten zihniyete karşı durmalıyız” dedi.
Toplumumuz kurum ve kuruluşlarından da Londra’nın 1 Mayıs yürüyüşüne büyük destek verildi. En kalabalık kitle olarak yürüyüşte bulunan Day-Mer ve Day-Mer gençliğinin yanı sıra, SKB, ATİK, TKPML, KCC ve Britanya Alevi Öğrenciler birliği de ciddi destek verdi. 1 Mayıs’ı selamlayan pankartlar ile yürüyüşe katılan Türk ve Kürt toplum kurumları, ‘ yaşasın 1 Mayıs’, ‘Cameron istifa etmeli’ sloganları da attı. Yürüyüşe katılan Londralı Kürt gençler ise Trafalgar meydanında ‘biji serok Apo’ sloganları atarak ilgi çekti.
Meydanı dolduran kamu ve özel sektör de çalışan emekçiler, işçi sendikası üyeleri, toplum temsilcileri, öğrenciler ve emekliler, İngiltere’de Muhafazakar hükümetin 2010 yılından bu yana uyguladığı kesinti politikalarını da protesto etti.
Trafalqar Meydanı’nda son bulan yürüyüşün sonrasında Tertip Komitesi ve diğer kurumlar adına konuşmalar yapıldı. Eylem konuşmalardan sonra sona erdi.
Londralılar 5 Mayıs’ta sandık başına giderek yeni Büyükşehir Belediye Başkanlarını seçecekler. Telgraf gazetesi adaylara Kürt ve Türk toplumlarına neler sunduklarını ve nasıl birlikte çalışmayı hedeflediklerini sorduk.
Haftaya Perşembe günü gerçekleşecek seçimdeki dört ana partinin adayları: İşçi Parti, Sadiq Khan; Muhafazakar Parti, Zac Goldsmith; Yeşil Parti, Sian Berry; ve Liberal Demokrat Parti, Caroline Pidgeon.
Muhafazakar Parti’li Boris Johnson’ın sekiz yıllık başkanlığının ardından tekrar bir İşçi Parti’li Belediye Başkanı’nın başkenti yönetme ihtimali pek de yakın görünüyor. Yapılan anketler İşçi Parti’li Khan’ın Muhafazakar aday Goldsmith’in önünde olduğunu gösteriyor, fakat son günlerde sonuç her iki yöne de dönebilir.
Geçen hafta gazetemizde Goldsmith ve Berry’nin toplumuza sunduklarına yer verdik, bu hafta İşçi Parti adayı Khan’ın vaatlerini sizinle paylaşıyoruz.
Medyada sık sık ‘otobüs şofürünün oğlu’ olarak hatırlanan Khan, siyasete başlamadan evvel insan hakları avukatı olarak çalıştı. Ailesi 1960’lı yıllarda Pakistan’dan Londra’ya göç eden Khan, bir feminist olduğunu söylüyor. Khan, toplumumuza yönelik görüşleri sorulduğunda genel olarak toplun girişimci yönüne dikkat çekerek, ufak işletmelere daha fazla destek vereceğini dile getirdi.
İşti Parti adayı Sadiq Khan
Sadiq Khan- İşçi Parti Tooting milletvekili:
Kürt ve Türk insanlar şehrimize büyük katkıda bulunuyorlar- bu çok defa tanınmıyor. Örneğin bir çoğu ufak esnaf topluluğumuzun merkezindeler- çok çalışıp Londra’nın ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Ben ufak esnaf ve girişimcilere destek olmak istiyorum ve Londra’nın en fazla ticaret yanlısı olan Belediye Başkanı olacağım. Kendim de bir çok yıl işletme yaptığım için işletmelerin karşılaştıkları zorlukları ve ne tür desteğe ihtiyaçları olduklarını biliyorum.
Aynı zamanda Londra’nın Türk ve Kürt toplumlarının dinleneceklerini ve polis hizmetleri gibi kamu hizmetlerinde temsiliyet alacaklarından emin olmalarını istiyorum.
Nüfusun yarısının siyahi, Asyalı (BAME) ya da etnik kökenlerden olduklarını bir şehirde, polis birimine işe yeni aldıklarımızın sadece %16’sı BAME’iken Londra’ya benzeyen bir polis birimi elde edemeyiz. Kürt ve Türk toplumlarıyla daha fazla bağlantıda olup, aralarından polis memuru işe alınması için daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Farklı toplumların polisin aralarında çalışmalarına güven duyulmasını sağlamak için bu şarttır.
Son aylarda her toplumdan ve kimlikten insanlarla tanıştım. Hackney ve Haringey’deki yerel işletmelerinden, kebap ödüllerinde temsil edilen işletmelere kadar, Kürt ve Türk toplumların Londra’ya önemli kattıklarını gördüm. Londra dünyanın en harika şehridir- değişik toplumları sadece tolere etmiyoruz, aynı zamanda saygı duyup övünüyoruz. Londralıları bir araya getirecek olumlu bir kampanya yürütüyorum- Zac Goldsmith’in ayırıcı yaklaşımı aksine.
Kürt ve Türk toplumlarının karşılaştıkları zorluklar, her kimlikten Londralıların karşılaştığı sorunlardır- konut, ulaşım ve suç oranları gibi. Gerçekten de uygun fiyatta satın alına bilenecek ve kirala bilinecek evler inşa etmeye adanmış yeni bir ekip, Londralılar İçin Evler, ile Muhafazakarların yarattığı konut sorununu onaracağım. Yeni evlerin yurtdışı yatırımcılara değil, ilk olarak yerel insanlara sunulmasını sağlayacağım.
Ulaşımda, dört yıl Londra Ulaşım’ı ücretlerini donduracağım, böylece Londralılar 2020 yılına kadar bir kuruş daha fazla ödemezler, ve yeni ‘in bin’ (Hopper) bileti getirerek Londralıların bir saat içerisinde sadece tek ücret ödeyip istedikleri kadar otobüs değiştirme imkanını sağlayacağım.
Ve Londra genelinde mahalle polislerini geri getireceğim.
Ben bütün Londralıların Belediye Başkanı olmak istiyorum, ve Kürt ve Türk toplumları dahil olmak üzere, her kimlikten ve her toplumdan insanların başkentimizde başarılı bir hayat sürdürüp potansiyellerini yerine getirmeleri için imkanlara sahip olmalarını istiyorum. Londra’yı hem çalışmak hem de yaşamak için daha iyi bir yer yapmak için herkes ile çalışacağım.
Geçen hafta gazetemizde yer verdiğimiz Muhafazakar Parti adayı Zac Goldsmith ve Yeşil Parti adayı Sian Berry’nin özet olarak topluma sunduklarını tekrar yayınlıyoruz.
Muhafazakar Parti adayı Zac Goldsmith
Zac Goldsmith- Muhafazakar Parti Richmond Park milletvekili:
Belediye Başkanı olarak, özel bir fonla, Londra’nın ana caddelerinde daha fazla bedava park etme olanağı sunarak, o iş yerlerini desteklerim, böylece halkın yerel iş verenlerini desteklemeleri kolaylaşır.
Ayrıyeten, Kürt ve Türk aileleri için okul yeri bulmanın zor olduğunu biliyorum ve yeni sahalar bulup okulların inşa edilmelerini sağlamaya bağlıyım.
Güçlü bir ekonomi Londra Büyükşehir Belediyesi için Hareket Planımı gerçekleştirebileceğimin anlamına geliyor- daha fazla konut, daha iyi ulaşım, güvenli sokaklar, ve temiz hava- ve bunların hepsini Büyükşehir belediyesi vergisini dondurarak yapabilirim.
Londra’nın Türkçe konuşan toplum üyeleriyle Türkçe GCSE ve A Level derslerinin okullarda seçenek olarak görülmelerine devam edilmesi için çalıştım. Bölgenizin ekonomik önemliliğinin artması öngörüldüğünde, bu dil bilgisi önümüzdeki yıllarda Britanyalı şirketler için oldukça önemli olur.
Hükümet ile birlikte çalışarak daha fazla Londralının İngilizce konuşmasını sağlamaya söz veriyorum.
Biliyorum ki Londra’daki Türkçe konuşan toplumlar, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişen piyasalarla ticari ve kültürel köprüler kurmak için çok önemliler.
Yeşil Parti adayı Sian Berry
Sian Berry- Yeşil Parti Camden belediye encümeni
Londra’nın çok kültürlü toplumlarının tümü bu seçimde ortak endişelere sahipler: konut, ulaşım, ve hava kirliliği. İkinci nesil Türkler ve Kürtler büyüdükleri yerlerde kalmakta zorluk çekmelerinden toplumunuzda özellikle konut sorunun büyük olduğunu biliyorum, bu da toplumda zorluk yaratıyor.
Türkçe ve Kürtçe hazırladığım broşürlerde konut ve şehrimizin diğer sorunlarına nasıl çözüm bulacağımı belirtiyorum.
Belediye Başkanı seçilirsem yoğun olurum ama dışarı çıkıp toplumla bağlarımı daha da geliştirmek bir önceliğim olur. Çok kimlikliliği Londra’yı muazzam eden şeydir, ve o çok kimlikliliği her yönde kucaklamak isterim.
İngiliz sendikaları öncülüğünde başlatılan ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyasının startı Britanya parlamentosunda yapılan geniş katılımlı bir toplantı ile başladı. Yoğun ilginin gösterildiği tarihi toplantıda Öcalan üzerindeki tecrit eleştirilirken, Öcalan’ın özgürlüğünün bölge barışına büyük katkı sunacağı ifade edildi.
Britanya’nın en büyük sendikalarından Unite ve GMB’nin öncülüğünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için başlatılan kampanyanın startı Britanya parlamentosunda verildi. Dün akşam Avam kamarasının 10 numaralı komite odasında yapılan toplantıya aralarında sendikacı ve milletvekillilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Yoğun ilginin gösterildiği toplantıda yapılan konuşmalarda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu barışına büyük katkı sunacağı belirtildi.
Kısaca Unite olarak biline Unite The Union sendikası resmi olarak kayıtlı 1.5 milyon üyesiyle İngiltere ve Galler’in en büyük emekçi örgütü pozisyonunda. Onlarca farklı emek alanlarından üyelerinin bulunduğu ve 650 bin üyesiyle İngiltere’nin üçüncü büyük emek örgütü olarak bilinen GMB(Genel İş Sendikası) daha önce de Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü için çalışmalar yürütmüştü. Panele katılan Unison sendikası İskoçya yetkilisi de kampanyaya destek verdiklerini açıkladı. Unison sendikası da 1.3 Milyon üyesiyle Britanya’nın ikinci büyük sendikası.
İskoç Milletvekili Natalie Mc Garry Toplantının moderatörlüğünü yaptı
İskoç Milletvekili Natalie Mc Garry’nin moderatörlüğünde yapılan toplantıda GMB sendikası adına Bert Schouwenburg, Unite the Union sendikası adına Steve Turner, Unison sendikası adına Stephen Smellie, Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins, DBP Eş genel başkanı Kamuran Yüksek, HDP Milletvekili Dilek Öcalan ve Lordlar Kamarasından Lord Rea birer konuşma yaptılar.
Tarihi Britanya parlamentosunun Avam kamarasındaki komite odasında yapılan toplantıda konuşmacı bölümünün arkasına, üzerinde Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan’ın, ‘‘Barış savaştan daha zordur fakat her savaşın bir barışı vardır. Savaşmaktan korkmadığımız gibi barışmaktan da korkmayız.’’ yazılı iki adet büyük pankart asıldı. Konuşmacıların masasının önüne de Öcalan’ın İngilizceye çevrilmiş kitapları sıralandı.
BÜYÜK BİR TABUYU KIRDIK
Bir süre önce Amed’i ziyaret eden Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins toplantıda yaptığı konuşmada, bir tabuyu yıkarak Britanya parlamentosunda Öcalan’a özgürlük çağrısı yapabilmelerinin çok önemli olduğunu belirterek bu adımın büyük bir kampanyanın başlangıcı olduğunu ifade etti. Kürtlerin tek dostunun artık sadece dağlar olmadığını söyleyen Dubbins, uluslararası dayanışmaya dikkat çekti.
Dubbins’in konuşmasından önemli satır başları şöyleydi; ‘‘Kürdistan’da olanları bizzat kendin gördüğünde Suriye’deki iç savaşın şu anda Türkiye’de olduğunda şüphen kalmıyor. Bunda soru işareti yok. Türk devleti tarafından uygulanan vahşet her hangi bir yerde gördüğümün en kötüsü- ve ben Filistin’e gittim, Kolombiya’ya gittim. Yani bir çok çatışmalı bölge gördüm. Ama Sur’da gördüklerimiz tamamen iğrenç ve tamamen rezildi. Bu saldırıların durması gerekiyor.
MÜLTECİ PAZARLIĞINDA, KÜRDE YAPILANA GÖZ YUMMAK İĞRENÇ
Erdoğan’ın, göçmenleri uzak tuttuğu müddetçe, istediğini yapmasına izin verilmesi, milyarlarca sterlin verilmesi ve halkına, basın özgürlüğüne, sendikal haklara istediğini yapmasına izin verilmesi ve Kürt halkına savaş açması tamamen iğrençliktir. Sadece Britanya devleti değil, diğer devletlerin de, bu durumun sona ermesi için, Türkiye üzerinde baskı uygulaması gerekir.
ÖCALAN’I MUTLAKA OKUYUN
Geçen hafta burada Öcalan’ın demokratik konfederalizm modelini konuştuk. Öcalan’ın, Türkiye’nin ileride neye benzeyebileceğine ve barışın neye benzeyebileceğine bu kadar dikkatini vermesi, bir lider olarak siyasetinin ve aklının kanıtıdır.Öcalan’ın kitaplarını okumayan var ise, okumalarını tavsiye ederim. Medeniyetlerin köklerine ilişkin kitabı, bölgenin tümüne şaşırtıcı bir bakış açısıdır. Tecrit altındayken, neredeyse hiç kimseyle konuşmaya izin yokken böyle bir analizi ortaya çıkaranın hayret edici bir zekası vardır ve bunu tanımamız gerekiyor.
Müzakereleri gerçekleştirebilecek ve iradesi olan halkın tek lideri tecrit altında tutuluyorken gerçek ve kalıcı müzakere ve uygulanabilir sonuçlar nasıl elde edilebilinir ki? İrlanda’da böyle bir barış müzakeresi olmadı. Kolombiya’da bile devlet Farc ile yüz yüze görüşüyor. Doğru bir barış sürecine ihtiyacımız var ve Öcalan’ın özgürlüğü bunun için temeldir.
Uluslararası dayanışmanın gücünü küçümsemeyin. Doğru yolda olduğumuza yüzde yüz inanıyorum. Tarihsel olarak doğru zamandır. Öcalan’ın özgürlüğü ve Türkiye’de barışçıl bir çözüm için hep birlikte çalışalım.’’
Toplantının yapıldığı salonda yer kalmadı
MASA DEVRİLDİ, ÜLKE KAOSA SÜRÜKLENDİ
HDP Milletvekili ve aynı zamanda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yeğeni olan Dilek Öcalan da, Öcalan’ın 17 yıldır İmralı adasında tek kişilik bir hücrede tamamen haklarından yoksun ve bir şekilde kaldığını hatırlatarak, son bir yıldır da kendisiyle hiçbir görüşmenin yapılmadığını belirtti. Türk devletinin Öcalan ile 3 yıl boyunca yaptığı görüşmelerin tüm Türkiye halklarına büyük umut verdiğini belirten Dilek Öcalan, Türk tarafının masayı devirmesinden sonra ülkenin büyük bir kaosa girdiğini ifade etti.
Öcalan konuşmasında şunları belirtti; ‘‘17 yıldır süren tecrit koşulları son 1 yılı aşkın süredir de daha da ağırlaştırılarak tamamen insani temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan sayın Öcalan şahsında ve özellikle Kürdistan’da yürütülen bir tecrit ve imha politikası devreye konuldu. 5 yılı aşkın süredir sayın Öcalan ve avukatlarının görüşmeleri yapılamaması ve 1,5 yıl 2 yıla yakın bir süredir ailesiyle herhangi bir temasının sağlanmaması ve bir yılı aşkın bir süredir de İmralı heyetinin adaya girişinin engellenmesiyle İmralı’da yaratılan tecritin boyutlarının ve orada oluşan durumun başta Kürt halkı şahsında tüm haklarda artık kaygı verici bir boyuta ulaştığını belirtebiliriz. Bu kaostan çıkmanın tek yolu İmralı üzerindeki tecritin kaldırılıp müzakerelere tekrar başlanmasıdır.’’
MANDELA VE ÖCALAN AĞIR BEDELLER ÖDEDİLER
GMB sendikasından Bert Schouwenburg, Öcalan’a Özgürlük kampanyası başkanı ve GMB sendikası eski başkanı Paul Kenny’nin mesajını okudu. Kenny mesajında Mandela ile Öcalan arasındaki benzerliğe değinerek ikisinin de halklarının özgürlüğü için mücadele verdiğini ifade etti.
Penny mesajında şunları ifade etti; Bu önemli ve belki de tarihi günde orada olamadığım için özür dilerim. Geçenlerde bana, GMB ve benim bir çok kişi tarafından terörist olarak tanımlanan bir adamı neden desteklediğim soruldu. Etiketlerin bir çok zaman barış ve diyalogu önlemek isteyenler tarafından veriliyor cevabını verdim. Abdullah Öcalan Nelson Mandela değildir ama ikisi arasındaki benzerlik çarpıcıdır. İkisi de halkları için özgürlük arayışı içindeydi. İkisi de özgürlüklerinden olarak ağır bir bedel ödediler. Daha çok ta Öcalan’ın durumunda uzun süreli tecritlere maruz kaldılar. Her iki insan da özgürlük arayışlarından dolayı terörist ilan edildiler. Savaşların uzun tarihinde, çözümler sadece eşit yurttaşlar arasındaki diyalog ile çözüme ulaşabileceğinin kabul edilmesiyle gerçekleşmiştir.
KAMPANYA DOĞRU YERDEN BAŞLADI
Unite sendikası adına toplantıda bir konuşma yapan Steve Turner, sendikalar olarak yıllarca Kürt halkının yaşadıklarını göz ardı ettiklerini ve bu hatayı düzeltmelerini gerektiğini ifade ederek, Britanya’nın Kürt halkının yaşadığı acılarda payı olduğunu ve bunun için kampanyanın Britanya parlamentosundan başlamasının önemli ve doğru olduğunu belirtti.
Turner şunları belirtti; ‘‘Kampanyanın amacı Kürtler için özgürlük ve insan hakları sağlamak ve Türkiye toplumunda demokratik değişim için katkı sunmak ama en başta Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak. Öcalan’ın tutukluluğu Türkiye devletinin Kürtlere yönelik zulmünün somutlaşmasıdır. Hiç şüphe yok ki tüm dünyada, Öcalan Kürt halkının büyük bir kesimi için siyasi liderdir.
Tarafların birisi hapisteyken ve temel insan hakları inkar ediliyorsa ve halkı katlediliyorsa barış müzakeresi gerçekleşemez. Bu durması gerekiyor. Bunda Britanya devletinin de rolü olmalı. Bu Parlamento Türkiye devletinin yaptıklarını kabul etmemeli.’’
DBP Eşgenel başkanı Kamuran Yüksek
ATALARIMIZIN BAŞARAMADIĞINI BİZ BAŞARACAĞIZ
Toplantının konuşmacılarından DBP Eşgenel Başkanı Kamuran Yüksek ise yaptığı konuşmada toplantının tarihi önemine değinerek, bazen küçğk adımların büyük gelişmelerin yaratıcısı olduğunu ifade etti.
Yüksek’in yaptığı konuşmadan satır başları; ‘‘Türkiye’de şiddetle çözülmeye çalışılan Kürt sorununu demokratik yollarla çözülmesini sağlayacak yegane lider sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan’ın fikirleri Ortadoğu’nun barış ve demokrasisi açısından çok önemli. Çünkü sayın Öcalan dini milliyetçiliğe karşı, mezhepsel ayrılıkçılığa karşı , etnik milliyetçiliğe karşı bir şahsiyet ve liderdir.
Bugün Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmaların en önemli nedenlerinden biri dini milliyetçiliktir, mezhepsel milliyetçiliktir, etnik milliyetçiliktir. Ortadoğulu toplulukların batıyla yaşamış oldukları çatışmaların ve savaşın da nedeni dini mezhepsel milliyetçiliktir. Batı dünyasıyla Ortadoğu’nun kültürel barışı ve entegrasyonu orta doğunun demokratikleşmesinden geçer. Sayın Öcalan Ortadoğu’nun demokratikleşmesini savunan, Ortadoğu Demokratik Konfederalizmini savunan bir liderdir.
Özellikle İngiltere parlamentosunda bu konuşmayı yaparken şunu da ifade etmek istiyorum. Yüzyıl önce I. dünya savaşıyla dünya sistemi şekillenmişti. Ve İngiltere özellikle Ortadoğudaki sistemin kuruluşunda önemli bir rol oynadı. Orta doğu yeniden kurulurken sınırlar çizilirken biz Kürtler maalesef birbirimize kavuşamadık. Bu kez yeni yüzyıl şekillenirken biz Kürtlerin de özgürlüğünü elde edebileceği bir rol oynamasını bekliyoruz İngiltere’den. Atalarımız bir çok nedenle başaramamıştı yüzyıl önce. Ama inanıyoruz biz başaracağız.’’
ÖCALAN BARIŞIN SESİ OLMUŞ
Sinn Fein Partisi de toplantıya gönderdiği bir mesajla destek verdi. Sinn Fein Partisi milletvekilleri Pat Dowerty, Paul Maskey, Framic Molloy ve Mickey Brady imzalı yazılı mesajda, Türk devletine yönelik, Kürtlere yönelik saldırılarının derhal durdurulması ve Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması çağrısı yapıldı. Açıklamada şunlar belirtildi; Sinn Fein olarak kampanyanıza dayanışma duygularımızı gönderiyor, Kürt halkının mücadelesini desteklemeye devam ediyoruz. Abdullah Öcalan’ın devam eden tutsaklığı yalnış olup, Türk devletine Öcalan’ın bırakılması çağrımızı yineliyoruz.
Uzun süreli farklılıkları ve çatışmaları bitirmek, sorunları diyalog yoluyla çözebilmek, düşmanı ikna etmek iyi bir liderlik gerektirir. Abdullah Öcalan bu liderliğin gerekliliklerini yerine getirmiş ve barışın sesi olmuştur. Bu liderliği ve vizyonu için kendisini takdir ediyoruz.
Türk devleti, Kürtlere yönelik saldırılarını derhal durdurup müzakere masasına geri dönmeli. Biz Kürt halkının özgürlük mücadelesini desteklemeye devam edeceğiz.’’
TOPLANTIYA ÇOK SAYIDA PARLEMENTER KATILDI
Çok yoğun ilginin toplantıya farklı siyasi partilerden Avam Kamarasından Britanyalı parlementerler Angela Rayner, Jim Shannon, Kelvin Hopkins, Diana Johnson, Dave Anderson, Julie Elliot, Valerie Vaz, Andrew Gwynne, Neil Gray, Tania Mathias, Ruth Smeeth ve Lordlar Kamarasından Lord Rea, Lord hylton, Lord Dholakian ve Lord Judd da katılarak kampanyaya destek verdiler.