Category: slıder

  • Londra Kürt Halk Meclisi’nden 1 Mayıs bildirisi

    Londra Kürt Halk Meclisi’nden 1 Mayıs bildirisi

    Londra Kürt Halk Meclisi 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısı ile bir bildiri yayınladı. Bildiri de kapitalist modernite sistemine karşı alternatif yaşam ve devrimci komünal bir sistemin inşasının parametrelerine yer verildi.

    Londra Kürt Halk Meclisi’nin açıklamasının tam metni şöyle:

    *Dünyadaki tüm işçi ve emekçilerin dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs kutlu olsun! Bilindiği gibi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü gibi 1 Mayıs işçi bayramı da; egemen sınıfların sömürgen düzenine karşı Kadınların, işçilerin,köylülerin ve devrimcilerin verdiği direnişlerin kanlı bir şekilde bastırılmasına rağmen, devrimciler ve sosyalistlerin mücadele azmi ve kararlılığı sonucu elde edilen kazanımlardir. Yani sosyalistler ve devrimciler açısından bu önemli günler sadece kutlanilacak günler değil aynı zamanda kapitalizme ve her türlü sömürüye karşı devrimci mücadelenin en fazla yükseltilmesi gereken günler olmaktadır..

     

    Tüm dünyayı saran coronavirüs pandemisinden dolayı, sistem karşıtı hareketler ve örgütler olarak sosyalist bir ilke düzeyinde insan yaşamını kutsal görmemiz ve halk sağlığına verdiğimiz değerden ötürü ne yazık ki bu yıl 1 Mayıs’ta alanlarda kol kola, omuz omuza sloganlarımızı haykıramadık, eşit ve özgür bir düzen içerisinde sosyalist bir dünya istemimizden korkan kapitalist egemen sınıfların ve ulus devletlerin bu korkusunu daha da fazla arttıramadık. Fakat bu pandemi her ne kadar özellikle biz emekçileri,ezilenleri, yoksulları daha fazla etkilese de, yaşamlarımızı daha da zorlaştırsa da; ulus devletlerin yıllardır dünyanın her yerinde aynı zihniyetle toplum sağlığını hiçe saydığını, savaşlara,silah endüstrisine,burjuvazinin kar sermaye düzenine milyarlarca dolar para aktarırlarken, insan yaşamını ilgilendiren konularda özellikle de sağlık alanında hiç bir önlemin alınmadığını ve yeterince kaynak sağlanmadığını kanıtlamıştır. Bu zalim düzene karşı bugün dünyanın dört bir yanında kurulan kollektif dayanışma ağları tüm insanlığa umut vermektedir. Bu umut damlacığı; Sosyalist bir topluma ulaşmak ve bu bilinci tüm insanlığa taşıyabilmek için bu kollektif ruhun virüs sonrasında da devam etmesini emretmektedir.

     

    Bu virüsten dolayı yaşamını en çok yitirenler kapitalist sömürü sisteminin “verimsiz” olarak gördüğü yaşlı dedelerimiz, ninelerimiz,teyzelerimiz, amcalarımız, annelerimiz kısacası bir bütün bir toplumun kollektif hafızasını taşıyan insanlardır. Bu sebepten dolayı da ulus devletler -her ne kadar bunu bir kriz ve virüse karşı bir savaş olarak ilan etseler de- ellerindeki tüm imkanları seferber etmemekte ve çözümü ağırdan almaktadırlar. Yine devletler yeterli ölçüde test kiti, maske ve eldiven bile sağlayamadığından dolayı kapitalizmin vahşi düzeni karşısında bu virüs sebebiyle yaşamını yitiren bir çok sağlık ve ulaşım emekçisi bulunmaktadır. Bizlerden çok uzakta farklı bir coğrafyaya baktığımızda, örneğin Kürtlerin, Arapların, Asurilerin,Ermenilerin,Türkmenlerin ve Hristayanların eşit şekilde yaşama imkanı bulduğu Kuzey Suriye’ye Yani Ortadoğu devriminin başladığı ve durdurulamayacağı mekan olan Rojavaya gittiğimizde, Savaş ve sömürü rejimi olan kapitalist sistemin acentaları olan ulus devletlerin vahşi yüzünü daha fazla gösterdiklerine tanık oluyoruz.

     

    Tüm dünyanın gündemi coronavirüs pandemisi iken, geçtiğimiz bir kaç hafta içerisinde Faşist Türk devleti Rojavaya giden suyu keserek 450 bin insanı susuz bırakmış, askeri saldırılarını arttırmış, işgal ettiği Gire sipi’ye ordan burdan topladığı cihatçıların ailelerinde oluşan binlerce yeni kişiyi taşımış, Türk ceza evlerinde bulunan tüm adli hükümlüler coronavirüs affıyla serbest bırakılırken, bazılarının ciddi sağlık problemleri de olmasına rağmen tek bir siyasi tutukluyu dahi serbest bırakmayarak virüs karşısında ölüme terketmiş, Faşist Türk devletinin müttefiği olan Kuzey Irak bölgesel Kürt  hükümetinin de desteğiyle BM mülteci kampı statüsünde olan Mahmur bombalanarak üç kadını katledilmiş ve bu kampa yaklaşık 8 aydır uygulanan ambargo daha fazla sıkılaştırılmıştır. Faşist Diktatör Erdoğan ve savaş rejimi tüm bu zalimlikleri yaparken Dünya sağlık örgütü ve BM gibi ilgili kuruluşlar tek bir kelime etmedikleri gibi, Dünya sağlık örgütü, Suriye devletine ve Faşist Türk devletinin işgal ettiği Suriye kentlerine sağlık yardımları yaparken Kuzey Suriye özerk yönetimine ise hiçbir yardımda bulunmamıştır.

     

    Degerli Yoldaşlar ve kardeşler!

    22 yıldır bir adada tecrit koşullarında tutsak olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan seneler önce yazdığı özgürlük sosyolojisi kitabında şöyle demişti:

     

    “SADECE TOPLUMSAL YAŞAM DEĞİL,DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜM CANLI YAŞAMI TEHDİT ALTINDADIR.

     

    Unutmamak gerekir ki, çevre halkaları milyonlarca yıllık evrimle oluşmuştur. Genelde son beş bin yıllık, özelde son iki yüz yıllık tahribatlar, milyonlarca yılın evrim halkalarından binlercesini koparmayı daha kısa sayılabilecek bu zaman diliminde gerçekleştirmişlerdir.

     

    Kırılış reaksiyonu başlamıştır. Nasıl durdurulacağı kestirilememektedir. Atmosferde başta karbondioksit (CO2) oranı ve diğer gazların yarattığı kirlenmenin, mevcut haliyle yüzlerce, hatta binlerce yıl temizlenemeyeceği öngörülmektedir. Bitkiler ve hayvanlar dünyasında yaşanan yıkımların sonuçları belki de tam anlamıyla ortaya çıkmış değildir. Ama her iki dünyanın da en az atmosfer kadar S.O.S işareti verdiği açıktır. Denizler ve ırmakların kirlenmesi ve çölleşme daha şimdiden felaket sınırlarına dayanmıştır. Tüm belirtiler kıyametin doğal dengenin bozulması sonucunda değil, bir kısım şebekeler halinde örgütlenmiş gruplar eliyle topluma yaşatılacağını

    göstermektedir. Elbette bu gidişata doğanın vereceği yanıtlar da olacaktır. Çünkü o da canlı ve zekâlıdır. Onun da tahammül gücünün sınırları vardır. Direnmesini yerinde ve zamanında gösterecek, bu yer ve zaman geldiğinde insanların gözyaşlarına bakmayacaktır. Çünkü kendilerinin yeteneklerine, bahşedilen değerlere ihanet etmekten hepsi sorumlu tutulacaktır. Kıyamet de böyle öngörülmüş değil miydi?

    Burada amacım felaket senaryolarına yenilerini eklemek değildir; fakat toplumun mutlaka sorumlu olması gereken her üyesi gibi gerekli sorumlulukla ve varlık nedenimiz olan ahlâki ve politik görev anlayışımızla yeteneklerimiz oranında gerekeni söylemek ve yapmaktır.”

     

    Evet değerli yoldaşlar böyle yazmıştı Demokratik Konfederalizm lideri Abdullah Ocalan. Dünyamızın, sağlığımızın, eşit,onurlu ve özgürce yaşama hakkımızın,  bu sömürü sisteminden kurtulmasını ve emeğimizin özgürleştirilmesini gerçekten istiyorsak eğer artık şapkamızı önümüze koyup devlet dışı sosyalist,ekonomik ve ekolojik yeni örgütlenme modelleri üzerinde düşünmemizin zamanı geldi de geçiyor. Unutmayalımki bugün kapitalist devletlerin bile tanımak zorunda kaldığı; ücretli izin kullanma, 8 saatlik vardiya, ücretsiz okul öncesi eğitimi ve kreş hakkı, ücretsiz profesyonel sağlık hizmeti ve Sendikadan onay alınmadan işçi’nin işten atılamaması gibi bir çok hak Ekim Sovyet devrimiyle kazanıldı. Fakat Sosyalizmin insanlığa kazandırdığı tüm bu hakların yanında; bugün doğayı tahrip ederek ve sermaye-kâr-iktidar düzeninin çıkarları için kaynakları orantısız bir şekilde tüketerek, gelecek nesiller açısından yaşamı sürdürülemez bir noktaya getiren endüstriyalizmin; geçtiğimiz yüzyılda sosyalist partiler ve programlar tarafından da ön plana çıkarılıp, ekolojinin ise gündeme alınmaması yeni yol ve mücadele yöntemleri geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

     

    Her devlet Paris iklim Anlaşması uyarınca verdikleri sözleri tutsa bile ki bu şu anda olası görünmüyor, önümüzdeki 30 yıl içerisinde küresel ısınma 3C ve 4C arasında olacak. Bu tehlikeli iklimsel kriz; artan insan nüfusu ve sulama suyu, toprak ve polen taşıyıcıların kaybı ile bir araya geldiğinde, dünyayı yapısal açlığa itebilir. Bugün bile, dünyada toplamda gıda fazlası olduğu halde, zenginlik ve gücün eşitsiz dağılımının bir sonucu olarak yüz milyonlarca insan yetersiz beslenmekte, 1 milyara yakın insan içme suyuna dahi ulaşamamaktadır. Tüm bu tehlikeli gidişata rağmen Ulus devletler ve kapitalist burjuvazi; savaş, azami kâr ve güvenlik politikaları yüzünden, bu felaketi önlemek bir yana hazırlanmak için bile neredeyse hiçbir şey yapmıyorlar.

     

    Böylesi tarihsel kritik bir sürecin yaşandığı günümüzde Kapitalist Modernite ve tüketim toplumuna karşı Abdullah Öcalanın sistemleştirdiği Demokratik Konfederalizmin; devlet dışı  demokratik,ekolojik ve sosyalist bir paradigma olarak sosyalist örgütlenmeler tarafından daha fazla tartışılması gerektiğine inanıyoruz.

     

    Değerli işçi ve emekçi yoldaşlar!

     

    Bundan 200 yıl önce bu coğrafyada yaşamış olan, fabrikaları olmasına rağmen kollektif yaşamıyla örnek olan, ütopyan sosyalizm ve kooperatif dayanışmanın kurucularından biri olarak kabul edilen Robert Owen’ın, kapitalist sömürü düzenine karşı biz emekçilerin ilk önce zihinsel bağımsızlığımızı ilan etmemiz gerektiğini söylediğini hatırlatmak istiyoruz. Şunu demek istiyoruz yoldaşlar; toprakla ve üretimle bağımızı kopararak, emeğimize yabancılaşmamıza sebep olan kapitalizme ve endüstriyalizme karşı yeniden yüzümüzü toprağa dönelim, Kapitalizmin “sektörler” adı altında yarattığı suni iş alanlarında sömürülen emeğimize ve nesneleştirilmeye karşı kendi komünal-kollektif iş olanaklarımızı yaratalım, kâr amaçlı değil ihtiyaç odaklı endüstriyel ve ekolojik kentler, kooperatif tarım-köy projelerini her yerde bir an önce başlatabilelim.. Unutmayalım ki; yine bu coğrafyada yaşanan Luddites ve Chartist isyanlarında işçiler ve köylüler, iş makinalarıyla insan emeğinin daha fazla sömürülmesine,daha fazla işsizliğe sebep olan ve işçilerin seçme ve seçilme hakkını yok sayan burjuvaziye ve oligarşiye karşı ilk olarak iş makinalarını parçalayarak isyana kalkmışlardır. Eğer bugün bizler emekçiler olarak kaderimizi ve çalışma olanaklarımızı devletlere ve kapitalistlere bırakırsak bu yaklaşan krizlere hazırlıksız ve örgütsüz yakalanmak anlamına gelecektir.

     

    Dünyadaki Tüm emekçilerin 1 Mayıs emek ve mücadele gününü bir kez daha kutluyor ve mesajımıza Gallerli ütopyan Sosyalist Robert Owen’ın güzel bir sözüyle son vermek istiyoruz:

     

    “İnsan dogasinin tadını çıkarabileceği, tüm mutluluğu sürdürebileceği tek bir mod vardır, her birinin yararına herkesin birliği ve işbirliğidir”.

     

    Yaşasın 1 Mayıs!

    Yaşasın Dünya emekçilerinin,halklarının kardeşliği ve Sosyalizm mücadelesi!”

     

     

  • Kürdistan’daki güncel gelişmeler online toplantıda tartışılacak

    Kürdistan’daki güncel gelişmeler online toplantıda tartışılacak

    Kürdistan’da yaşanan son siyasal ve sosyal gelişmeler internet üzeri düzenlenecek olan toplantıda tartışılacak. HDP Milletvekili Hişyar Ozsoy, eski PYD eş genel başkanı Salih Müslim ve KNK yöneticilerinden Nilüfer Koç‘un ana konuşmacı olarak katılacağı toplantıda Kürdistan’ın dört parçasındaki genel gelişmeler ele alınacak.

     

     

    Londra Kürt Halk Meclisi ve Kürdistan Solidarity Campaign destekleriyle organize edilecek olan toplantı 1 Mayıs Cuma akşamı saat 19:00’da gerçekleşecek.

    Toplantı organize komitesi tarafından yapılan açıklamada şunlar belirtildi; ”Tüm dünyanın Koronavirüs salgınına kilitlendiği bu süreçte Kürdistan’da ciddi siyasal gelişmeler yaşanıyor. Fiziki toplantılar ve paneller organize etme imkanı olmadığından Kürdistan’daki güncel gelişmeleri teknolojinin imkanlarından faydalanarak geniş katılımlı bir tartışma platformu oluşturmak istedik. Her üç ana konuşmacının yanında birçok gazeteci ve akademisyen de toplantıda gelişmeleri tartışma imkanı bulacaklar. Toplantı halka açık ve ücretsiz olacak ancak katılmak isteyenlerin kurdishupdate@gmail.com adresine bir email göndererek kayıt yaptırmaları gerekiyor. Kayıt olanlara toplantının davetiye linki ve giriş şifreleri gönderilecek.”

    Cuma akşamı Londra saati ile 19:00’da yapılacak toplantıya HDP Dışilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı Hişyar Özsoy, PYD eski eş genel başkanı Salih Müslim ve Kürdistan Ulusal Kongresi yöneticisi Nilüfer Koç ana konuşmacı olarak katılacak.

    ”Kürdistan’da neler oluyor? Son siyasal ve sosyal gelişmeler” adlı toplantıya katılabilmek için kurdishupdate@gmail.com adresine bir email göndererek kayıt yapılabilinir.

     

     

  • Demirtaş HDP’nin başlattığı ‘Kardeş Aile Kampanyası’na destek çağrısı yaptı

    Demirtaş HDP’nin başlattığı ‘Kardeş Aile Kampanyası’na destek çağrısı yaptı

    HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kardeş Aile Kampanyası’na destek çağrısında yaptı.

    Tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla mesaj gönderen Demirtaş,  koronavirüs salgınına karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti.

    Demirtaş’ın mesajı şöyle: “İnsanlığın karşı karşıya olduğu bu zorlu zamanlarda dayanışmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Siyasi çıkarları, iktidarları, koltukları uğruna insanların hayatını hiçe sayan kirli siyaset zihni elbette günü geldiğinde halka hesap verecektir.

    Ayrımcı, kamplaştırıcı, kutuplaştırıcı politikalar moralimizi bozmasın. Sizler öncelikli olarak kendi sağlığınızı ve toplumun sağlığını korumalısınız. Öfkenizi de kurulacak ilk sandığa kadar saklayın. Çünkü siz halksınız ve öz gücünüzle de her şeyi daha güzele çevirebilirsiniz. Ne yaparsanız yapın insani değerlerin yok edilmesine izin vermeyin. Dayanışmayı büyütün ve insan olmanın erdemlerini yüceltin.

    Bütün dayanışma kampanyaları çok anlamlı ve önemlidir. Bu vesileyle HDP’nin Kardeş Aile Kampanyası da büyütülmeli, yaygınlaştırılmalıdır. Tüm dostlarımızı dayanışmayı büyütmeye, Kardeş Aile Kampanyası’na katılmaya çağırıyorum. Hepinize yürekten sıcak sevgiler.”

  • Partizan devriminde üç dil, üç kadın ve ‘Ciao Bella’

    Partizan devriminde üç dil, üç kadın ve ‘Ciao Bella’

    Faşist Mussolini iktidarının Partizanlar tarafından yıkılışının 75’inci yıl dönümü dolayısıyla Sanatçı Mizgin Tahir, Itziar Ituno ve Erica Boschiero sosyal medya üzerinden bir araya gelerek Ciao Bella’yı seslendirdi.  

    DİREN DİCLE ERDEN

    Faşist Benito Mussolini iktidarının İtalyan partizanlar tarafından yıkıldığı 25 Nisan Kurtuluş Günü dolayısıyla Kürt sanatçı Mizgin Tahir, tüm dünyanın konuştuğu Le Casa De Papel dizisinin aktristlerinden İspanyol sanatçı Itziar Ituno ve İtalyan sanatçı Erica Boschiero, Ciao Bella şarkısını ortak seslendirdi. Kürtçe, İspanyolca ve İtalyanca seslendirdikleri Ciao Bella Projesinin koordinatörlüğünü streeen.org ve globalrights.info yaptı. Yapımın aranjörlüğünü ise Rojavalı sanatçı Mehmud Berazî ve İtalyan Yado Casagrande gerçekleştirdi.
    Hazırlanan klipte, önce Mizgin Tahir ardından Ituno ve Boschiero, şarkının her bir kıtasına ayrı bir ruh katıyor ve 3 dilde ‘direniş’ sesi yankılanıyor. Klipte Mussoloni’ye karşı direnen kadın Partizanlara yer verilirken direnişçi kadınlar ise devrim sırasındaki fotoğrafları ise Rojava’daki kadın direnişçileri anımsattı.

    Üç sanatçının seslendirdiği Ciao Bella şarkısına ve verdikleri mesajlara şu linklerden ulaşabilirsiniz…

     

     

    DİRENİŞ BİZİZ!
    Kadınlar 25 Nisan dolayısı ile birer de direniş mesajı yayınladı.
    Bu arada 25 Nisan Kurtuluş Günü dolayısıyla La Casa de Papel’de müfettiş Raquel Murillo karakterini canlandıran oyuncu Itziar Ituno, bir mesaj yayınlayarak Kürt kadınlarına da atıfta bulundu. Ituno’nun mesajı şöyle:

    Direniş…
    Bask dilinde ‘dayan’ deriz birbirimize.
    Sessizliğe mahkûm edilen, marjinalleştirilen, baskı altına alınanların
    tek hayatta kalma stratejisi direniştir.
    Azınlık dillerinin varlığını sürdürmek adına,
    Baskça konuşmak bir direniştir!
    Baskılardan, cadı avından yılmadan, korkuyu alt ederek devam etmektir direniş.
    Plaza de Mayo Anneleri, Lacandona Ormanları’ndaki Zapatistalar,
    Ayotzinapa’da kaybolan öğrenciler, Altsasu’daki genç insanlar ve aileleri,
    Savaşın dibindeki Kürt kadınları, Aita Mari, Open Arms*** gemisi,
    Ulusal radyolarda asla dinlemediğiniz müzisyenler,
    Televizyonda hiç görmediğiniz oyuncular.
    Tıpkı Galeano’nun söylediği gibi:
    Hiçbir şey olmayan hiç kimseler! İşi çoktan bitirilenler,
    Artık orda olmayanlar ve daha fazlası! Biz! Direniş biziz!”

     

    ‘Direniş yaşamın gayretidir’

    Ünlü Kürt opera sanatçısı Mizgin Tahir de yayınladığı mesajda şunlara yer verdi:
    “Dünyada çok zulüm var ama bir o kadar da buna karşı direniş var. İnsanın içindedir o direniş ruhu. Direniş, sadece bir ülkeyi özgürleştirmek için değildir; bir virüse karşı da olabilir, insanlığı korumak için, aileni korumak için de olur. Direniş yaşamın gayretidir, yaşamı daha da güzelleştirmek içindir.
    Ben de sanatçı olarak yeni bir şarkı yaptığımda yeni bir yaşamı dile getirmek istiyorum. Bunu yaparken de toplumdaki kötülükleri, sistemi eleştirmek isterim. Bunu da kendi sanatımda bir direniş olarak görüyorum. O yüzden herkes yaşam içerisinde mecburdur direnmeye. Yaşamak direnmektir.”

     

     

    BİR PARTİZAN TÜRKÜSÜ BELLA CİAO

    Bella Ciao İtalyancada ‘Elveda güzelim’ anlamı taşımakta ve II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan partizanların söylediği bir şarkıdır. Parça Milva’dan Yves Montand’a, KUD Idijoti, Hozan Serhat, Grup Yorum ve Kızıl Ordu Korosu dahil onlarca şarkıcı ve grup tarafından seslendirilmiştir.
    Direnişin bir sembolü haline gelen şarkı, Kısa sürede anarşistleri, komünistleri, sosyalistleri ve diğer anti-faşist grupları bünyesinde toplamış olan İtalyan partizanlarının resmi marşı haline gelmişti. Savaştan sonra da haksızlığa, eşitsizliğe karşı mücadeleyi benimseyenlerin, devrime inananların, sosyalistlerin marşı; yani bir devrim şarkısı olmayı sürdüren Bella Ciao, dünyanın dört bir köşesinde seslendirilmeye devam ediyor.

  • İngiltere’de ürkütücü tablo: 20 bin 319 kisi hayatini kaybetti

    İngiltere’de ürkütücü tablo: 20 bin 319 kisi hayatini kaybetti

    İngiltere’de Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı son 24 saatte 813 artarak 20 bin 319’a yükseldi.
    İngiltere’de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 813 artarak 20 bin 319’a yükseldi.
    Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkede Kovid-19 kaynaklı can kaybı 19 bin 506’dan 20 bin 319’a, vaka sayısı da 4 bin 913 artarak 148 bin 377’ye çıktı.
    Son 24 saatte 23 bin 115 kişiye daha test yapıldı. Test yapılan toplam kişi sayısı 517 bin 836’ya, tekrarlarla 640 bin 792’e yükseldi.
    Günlük ölümde 980 ile en çok ölümün görüldüğü 10 Nisan’dan beri dalgalı bir düşüş gösteren can kayıpları, son bir haftada sırasıyla 888, 596, 449, 823, 759, 616 ve 684 olarak kayıtlara gecti.

    SAYI 20 BİNİ AŞTI

    Can kaybı sayısının 20 bini geçmesiyle hükümetin belirlediği eşik de aşılmış oldu. İngiliz hükümetinin Baş Bilim Danışmanı Patrick Vallance, “Süreç içinde 20 bin veya daha az kişinin ölmesi durumunda iyi bir iş çıkarmış olacaklarını” söylemişti.
    Ancak hükümetin açıkladığı günlük veriler, sadece hastanede ölümleri kapsadığı için gerçek can kaybının çok daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.
    Huzurevleri işletmecileri, geçen hafta yaptıkları açıklamada, bu yerlerde 7 bin 500 kişinin ölmüş olabileceğini söylerken, Financial Times gazetesinin 22 Nisan tarihli analizi, gerçek sayının “ihtiyatlı bir tahminle 41 bin 102 olduğunu” gösteriyor.

  • Koronavirüs salgını döneminde D vitamini almalı mıyım?

    Koronavirüs salgını döneminde D vitamini almalı mıyım?

    İngiltere’de Kamu Sağlığı Ajansı (PHE) insanlara ilkbahar ve yaz ayları boyunca koronavirüs karantinası devam ederken günlük D vitamini takviyesi almalarını öneriyor.

    Normal zamanda cildimiz güneşe maruz kalınca hepimiz açık havada zaman geçirip D vitamini alıyoruz.

    Güneş ışığı vitamini diğer vitaminlerle birlikte vücudumuzun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı dirençli kalmasını sağlar. Böyle bir salgında ise bağışıklık en önemli şey.

    Kimlerin takviyelere ihtiyacı olabilir?

    İngiltere’de yaşayan insanlara halihazırda kış aylarında (ekimden marta kadar) günlük 10 mikrogramlık vitamin takviyesi almaları tavsiye edilmişti. Eğer dışarıda çok vakit geçirmiyorlarsa bu sürecin yıl boyu devam etmesi tembih edildi.

    PHE insanlara karantina döneminde evde kalmaları söylendiğinden D vitamini alma şansının kaçırılacağından endişeli.

    Bu durumlarda D vitamini alınması öneriliyor:

    • Sıklıkla dışarıda değilseniz: Eğer korunma için eve kapandıysanız
    • Bakım evinde yaşıyorsanız
    • Dışarıda cildinizin çoğunu kapatan kıyafetler giyiyorsanız
    • Koyu tenli insanlar da dışarıda vakit geçirmelerine rağmen yeteri kadar D vitamini alamayabilirler; çünkü koyu renkli ciltteki pigmentler vücudun yeteri kadar D vitamini üretmesine yetecek güneş ışığını emmeyebilir.

    İngiltere Beslenme Kurumu’ndan Sara Stanner ise, ”Ne yazık ki koronavirüsün etkisi devam ederken pek çoğumuzun dışarıda geçirdiği vakit sınırlandı. Hükümetin kurallarına ve tavsiyelerine doğru şekilde uyuyoruz, fakat bu dışarıda daha az vakit geçirmemiz demek. D vitamini seviyemizi sağlıklı düzeyde tutmak için dışarıdan ekstra bakım gerekebilir.” diyor.

    Neden D vitaminine ihtiyacımız var?

    D vitamini sağlıklı kemikler, dişler ve kaslar için önemli. Eksikliği, çocuklarda raşitizm yetişkinlerde ise kemik yumuşaması adı verilen ostoemalazi gibi kemik deformasyonlarına yol açar.

    Her ne kadar D vitamininin bağışıklık sistemini desteklediğine dair kanıt olmasa da bazı çalışmalar gösteriyor ki bu eksiklikten kaçınmak grip ve nezle gibi hastalıklara olan direncimizi artırıyor.

    Çok mu almalıyım?

    Hayır. Ne kadar D vitamini takviyeleri güvenli olsa da, tavsiye edilen miktardan fazla almak uzan vadede tehlikeli olabilir.

    D Vitamini takviyesi almayı seçtiyseniz;

    • 1-10 yaş arası çocuklar günde 50 mikrogramdan fazla almamalı.
    • 12 ayın altındaki bebekler günde 25 mikrogramdan fazla almamalı.
    • Yetişkinler günde 100 mikrogramdan fazla almamalı ve eğer takviyeleri kullanacaklarsa tavsiye edilen doz günde 10 mikrogramdır.

    Yüksek dozlar bazen doktorlar tarafından D vitamini eksikliği kanıtlanmış hastalara sağlanabilir.

    Belli tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar, böbrek rahatsızlıkları gibi, D vitamini takviyesini alamazlar.

    Koronavirüsü durdurabilir mi?

    Hayır. Koronavirüse yakalanma veya onunla hastalanma riskini azaltmasına ilişkin bir kanıt yok.

    Fakat uzmanlar salgın esnasında bazı faydaları olacağını düşünüyor.

    D Vitamini takviyeleri bünyeleri zayıf olan kişilerin sağlık kalitelerini geliştirecek.

    Bazı araştırmacılar D vitamini eksikliğinin olası koronavirüs enfeksiyonunda daha kötü sonuçlarla bağlantılı olabileceğini ileri sürdü.

    İspanyol ve Fransız araştırmacılar klinik denemeler yapıp D vitamininin koronavirüslü hastalara yardım edip etmediğine bakıyorlar.

    İngiltere’de tıp uzmanı Profesör Jon Rhodes, D vitamininin iltihap karşıtı etkileri olduğunu ve vücudun virüslere karşı bağışıklık tepkisini azaltabileceğini öne süren bazı araştırmalar olduğunu söylüyor.

    Bu, virüse yanıt olarak inflamatuar bir sitokin fırtınası yüzünden şiddetli akciğer hasarının meydana gelebileceği koronavirüs hastaları için geçerli olabilir, ancak bunu görmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

    Nereden alabilirim?

    D vitamini takviyeleri eczanelerden süpermarketlere çok fazla yerde mevcut. Yalnızca D vitamini takviyesi de olabilir veya çoklu vitamin tabletin parçası da olabilirler.

    Uzmanlar, ”Herkese yetecek kadar bulundurmak için ihtiyacınızdan fazlasını almayın” uyarısında bulunuyor.

    Çoğu D vitamini takviyesinin etiketinde listelenen bileşen D3’tür.

    D2 Vitamini bitkiler tarafından üretilir ve D3 Vitamini ise cildiniz tarafından yapılandırılır.

    Bebekler için vitamin damlaları mevcut.

    Peki ya beslenme düzeni?

    İyi dengelenmiş bir yemek düzeninin bağışıklık sisteminin normal işlemesini garantiye alsa da, tek başına gıda takviyeleri normal düzeyin üstüne geçirmeyecektir.

    Sırf yiyecekten yeteri kadar D Vitamin almak zor.

    İyi dengeli bir yeme düzeni düzgün bir sağlık için önemlidir ve bu düzen salgınla karşı karşıya olmasalar da insanlara önerilir.

    Bu diyet D vitamini bakımından zengin yumurta ve yağlı balıkları kapsayabilir. Bazı kahvaltılık mısır gevrekleri, margarin yağlar ve yoğurtlar da D vitamini ile kuvvetlendirilmiştir.

    Güneşlenmeli miyim?

    Güneş ışığına uzun süre maruz kalarak doz aşımı yapamasanız bile, kuvvetli güneş cildi yakar, bu yüzden güneşte korunaklı kalıp gerekli vitamini almayı dengelemeniz gerekli. Cildinizi güneş kremi sürüp herhangi bir hasardan veya yanmadan korumaya özen gösterin.

    Çocuklar, bebekler ve hamile kadınlar ne yapmalı?

    Bu soruya verilen tavsiyeler;

    • Doğumdan 1 yaşına kadar emzirilen bebeklere günlük 8,5 ila 10 mikrogram arasında D vitamini takviyesi verilmeli.
    • Mama ile beslenen bebekler için D vitamini içeren formülle beslenmedikleri takdirde herhangi bir takviye verilmemelidir.
    • 1 ila 4 yaş arası çocuklar günde 10 mikrogramlık takviye almalı.
    • Yetişkinlerin günlük 10 mikrogramlık dozu hamile veya emziren kadınlar için de geçerli.
  • Britanya KHM’den ‘Kardeş Aile’ çağrısı

    Britanya KHM’den ‘Kardeş Aile’ çağrısı

    DİREN DİCLE ERDEN

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, Heyva Sor’un başlatmış olduğu Kardeş Aile kampanyasına başta Kürtler olmak üzere tüm dost kurum ve şahsiyetlerin katılarak dayanışmaya güç vermeleri çağrısında bulundu.

     HDP tarafından başlatılan ve Britanya’da Heyva-Sor tarafından yürütülen ‘Kardeş Aile’ kampanyasına merkezleri Londra’da bulunan Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER), Kürecikliler, Tilkililer ve Kıskısraklılar Dayanışma Dernekleri destek vereceklerini belirtti. Heyva-Sor UK kampanya kapsamında çalışmaları sürdürdürken, Britanya Kürt Halk Meclisi’de ülkenin bir çok yerinde bulunan meclislerine genelge göndererek kampanyaya katılım çağısında bulundu.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, işgalci Türk devletinin ve diğer egemen ülkelerin, yıllardır her türlü soykırımcı saldırılarına karşı Kürt halkının büyük bir direniş sergilediğini belirtti.

     

    ŞİMDİ DAYANIŞMA ZAMANIDIR

    Faşist AKP-MHP iktidarının Kuzey ve Güney Kürdistan ile Rojava’ya yönelik saldırılarını küresel salgında bile durdurmadığına dikkat çeken Ercan Akbal, “Faşist rejim hiç bir insani durumu tanımıyor. Kürdistanın bir çok kentini bombalayarak katliamlar yaparak halkımıza korkunç saldırılarda bulundu. Binlerce aile evinden yurdundan işinden oldu. Kuzey Kürdistan’da adeta küresel salgın yayılsın diye testler uygulamıyor yeterli tedbirler almayarak kendi kaderine terk etmiş durumda Şimdi dayanışma zamanıdır” diye kaydetti.

     

    KAMPANYANIN ÖNCÜSÜ OLALIM 

    Kardeş Aile edinmenin en insani en yurtsever tutum olduğunu vurgulayan Akbal, Heyva Sor a Kurdistanê’nin başlatmış olduğu maddi destek kampanyasını aktif bir şekilde desteklediklerini söyledi. Akbal, bu kampanyanın başarıya ulaşabilmesi için tüm alanlardaki çalışanlarının hem Kardeş Aile edinmesini hem de kampanyanın öncüleri olması gerektiğinin altını çizerek, bunun hem insani hem de ulusal bir görev olduğunun altını çizdi.

     

    DOSTLAR ÇAĞRI

    Rojava’da, Maxmur’da, Şengal’de, Doğu ve Kuzey Kürdistan’da, devletlerin savaş politikaları yüzünden, işinden, aşından edilen Kürdistanlılarla dayanışma için herkesin harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Akbal, tüm dost kurum ve şahsiyetleri de kampanya katılarak dayanışmaya güç katmaları çağrısında bulundu.

     

    Heyva-Sor UK’nin başlattığı kampanya şartları:

    1- Kardeş aileye 3 ay boyunca en az aylık 100 pound gönderilmesi gerekmektedir.

    2- Yardım edilecek kardeş ailenin bilgileri Heyva Sor tarafından verilecektir.

    3- Kardeş aile edinen aile yardımı direk kendisi gönderebileceği gibi bu yardımı Heyva Sor’a göndererek de aileye ulaştırılmasını sağlayabilir.

    Heyva Sor a Kurdistane olarak tüm herkese çağrımız; insanı görevimizi yerine getirerek bu zor günlerde ihtiyaç sahibi ailelerimize yardım elini uzatalım ve dayanışmayı büyütelim.

     

    Kampanyaya katılmak isteyenler için banka bilgileri ise şöyle:

     

    Britanya
    Kurdish Red Moon (Heyva Sor a Kurdistanê)
    Fairfax Hall 11 Portland Gardens London N4 IHU
    Tlf: 0044 7780 179787
    E-mail: heyvasorakurdistane2012@gmail.com
    Registered Charity No: 10 93 741
    Company No: 42 85 714
    The Co-operative Bank
    Bank Sort code: 089299
    Bank Account No: 65863091
    IBAN: GB55 CPBK 0892 9965 8630 91
    BIC: CPBK GB22

    http://heyvasoruk.org/