Category: slıder

  • Britanya da yoksulluk

    Britanya da yoksulluk

    Göçmen toplulukların büyük umutlar ile geldikleri ve burada kendilerine yaşam olanakları kurduğu Britanya da, yoksulluk sadece yaşam koşulları giderek ağırlaşan yeni göçmenlerin değil ama bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın da en temel sorunu haline gelmiş durumda. 2011 yılından bu yana uygulanan kemer sıkma politikalarının derinleştirdiği yoksulluk, geçtiğimiz günler de gerçekleşen erken genel seçimler de muhafazakarların parlamentoda çoğunluğu elde etmesi ile beraber derinleşerek devam edeceğinin de habercisi niteliğinde. Resmi istatistiklere göre sadece Nisan 2019 ile Eylül 2019 arasında 820 bin kişi temel yiyeceklerini alabilecekleri paraları olmadığı için gıda bankalarından (Food Bank) geçinmek zorunda kaldı, Britanya genelinde bugün 2,000’den fazla gıda bankası söz konusu ve bu gıda yardımlarına sadece işsiz olan ve devlet yardımlarından faydalananlar değil aynı zamanda çok düşük ücretlere çalıştırılan işçiler de başvurmak zorunda kalıyor. 2010 yılından bu yana sokaklarda yatan insanların sayısında %165 oranında bir artış yaşanmış durumda. Bugün hiç bir yerde kalacak yeri olmadığından kaynaklı sokaklarda yaşamak zorunda kalan 6 binden fazla insan söz konusu. “Bazen yeterli enerjiniz olmaz…. Sadece başınızı masanın üzerine koyarsınız ve sonunda sınıfta uyuya kalırsınız ve başınız derde girer, öğretmen size kızar” Yoksulluktan dolayı beslenemeyen bir çocuğun bu söyledikleri yoksulluğun Britanya da ki durumu bakımından çarpıcı bir örnek. Britanya da 5 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda. Sadece öğlen yemek yiyebilsinler diye okulların tatil olmasını istemeyen yüzbinlerce aile söz konusu. Son yıllarda Sanayileşmiş G7 ülkeleri içerisinde en hızlı büyüme oranlarını kaydeden Birleşik Krallık’ta yaklaşık yoksulluk seviyesinin bu kadar yüksek olması kapitalist düzende ki adaletsizliğin en çıplak örneğidir. Bir taraftan tum bu yoksulluk cenderesi içerisinde kârına kâr katan bir avuç zengin öte taraftan en temel insani ihtiyacını dahi karşılayamayan milyonlarca insan, kuşkusuz bu adaletsizliğin nihai olarak son bulacağı düzen eşitlik ve adalet eksenli bir politik ekonomi sistematigi izleyen Sosyalizm ile mümkündür. Ancak sosyalizm de kendiliğinden oluşan bir sistem olmanın ötesinde bilinçli kitlelerin eseri olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır. Tam da bu sebepten kaynaklı tek kurtuluşun örgütlü ve birlikte hareket etmekten geçtiği bilinci ile, Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmenler olarak okullar da, sendikalar da, demokratik kitle örgütlerinde ve örgütlenme olanaklarının olduğu bütün alanlarda örgütlenerek bu adaletsizliğin ve yoksulluğun ortadan kalkması mücadelesinin bir parçası olmak zorundayız. İngiltere’de tahmini olarak 14,3 milyon insan yoksulluk içinde bunların 8.3 milyonu çalışma yaşındaki yetişkin, 4.6 milyonu çocuk ve 1.3 milyon emeklilik yaşını doldurmuş olanlardan oluşuyor. Toplam nüfusun yaklaşık% 22’si yoksulluk koşullarında yaşıyor bu oran çocuklar da %34’ü buluyor. Yoksulluk içinde olanların %49’u “kalıcı yoksulluk” içindedir.

     

  • İran’a net mesaj: Savaş ilanı

    İran’a net mesaj: Savaş ilanı

     Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle İran’ın ağır bir darbe aldığını belirten Prof. Dr. İlhan Uzgel, ABD’nin Tahran’a “Irak’tan çekil” mesajı verdiğini söyledi. Ortadoğu uzmanı İslam Özkan ise, suikastın “savaş ilanı” olduğunu kaydetti.

    İran’ın dış operasyonlardan sorumlu generali, doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’e bağlı Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ve Irak’taki milis örgütlenmeleri Haşd-i Şabi’nin iki numaralı ismi Ebu Mehdi el Mühendis’in Bağdat Havalimanı’nda ABD’nin hava bombardımanıyla öldürülmesi dünyanın gündeminde. Bir süredir dolaylı yollardan adı konmamış bir savaş içinde olan ABD ile İran arasında tansiyonu oldukça yükselten suikastın ardından dünya da diken üstünde. Tahran yönetimi üst düzey açıklamalarla ABD’den ağır bir intikam alacaklarını duyururken, ABD ise Irak’taki tüm vatandaşlarını tahliye etmeye başladı. Başkent Bağdat’ta alarm durumuna geçildi.
    Birçok ülke peş peşe Ortadoğu hakkında endişe içerikli açıklamalar yapmaya başladı. Ortadoğu Uzmanı İslam Özkan ve Prof. Dr. İlhan Uzgel, bu suikastın olası sonuçlarını ajansımıza değerlendirdi.
    ‘SAVAŞ İLANIDIR’
    General Süleymani’nin İran için sadece üst düzey bir askeri yetkili olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen İslam Özkan, Süleymani’nin İran’ın bölgesel hatta küresel savunma stratejisini belirleyen kişi olduğunu söyledi. Özkan, “Süleymani İran halkı tarafından efsanevi ve kahraman olarak nitelendirilen biriydi. İran’da Hamaney ve Süleymani’ye yönelik saldırı bütün İran’a yapılmış bir saldırı olarak telaki eder. Dolayısıyla bu saldırı bu anlamda bir savaş ilanıdır” dedi.
    ARKA PLANA SAHİP
    Yaşanan olayın bir arka plana sahip olduğunu vurgulayan Özkan, sahada daha önce yaşananlara dikkat çekerek, “ABD önce Bağdat yakınlarında bulunan Haşdi Şabi üssünü vurdu. Bu saldırıda Irak Hizbullah’ına bağlı birçok kişi öldü. Bunun üzerine ABD elçiliği geçen günlerde Irak Hizbullah’ına sempati duyanlar tarafından işgal edildi. Bu gelişmeler üzerine ABD Kuveyt’e asker göndereceğini açıkladı. Bütün bu gelişmeler sıcak bir çatışmanın başlangıcını gösteriyordu” diye ifade etti.
    ABD GERİLİMİ TIRMANDIRDI
    “Kimse bu kadar üst düzey bir şey beklemiyordu” diyen Özkan, şöyle devam etti: “Bu daha düşük düzeyde seyredilecek bir gerilim olarak kalabilirdi ama ABD bu gerilimi tırmandırmayı tercih etti. Bunun doğrudan Trump’ın politikalarıyla ilişkisi var.”
    MİSİLLEMELERİN BOYUTU BELİRLEYİCİ
    İran için sembol olan Süleymani’ye yapılan bu saldırının misillemelerle karşılık bulacağını aktaran Özkan, “ABD ve İran arasında yaşanan çekişme bölgesel bir savaş potansiyelini her zaman taşıdı. Yaşan bu son durumun bölgesel bir savaşa dönüşmesi ihtimalini düşük görüyorum. İran’dan misillemeler olacaktır ama kapsamlı bir savaşa dönüşme ihtimalini düşük görüyorum. Ama bu ihtimal bütünüyle göz ardı edilemez. Tabi bu süreç sadece bölgesel bir çatışma olarak kalmayacak. Bunun uluslararası etkileri de olacak. Bunun küresel açıdan etkisi ise İran’ın harekete geçirmeye çalıştığı nükleer silah tehditleri. Tarafların birbirine yapacakları misillemelerin çap ve boyutuna göre de durumlar çok farklı gelişebilir” diye konuştu.
    NET BİR MESAJ VERDİ
    Süleymani suikastının İran’ın Irak ve Suriye’deki etkinliğini azaltmaya yönelik net bir mesaj olduğunu kaydeden Prof. Dr. İlhan Uzgel ise “ABD yaptığı bu saldırı ile İran’a ‘Haşdi Şabi’yi Irak’tan çek’ diyor. Dolayısıyla bu konudaki mesajını İran’a çok net bir şekilde vermiş oldu. İran için çok önemli bir olay. İran bölgedeki vekalet savaşını Süleymani üzerinden yürütüyordu. Bu saldırı ile büyük bir darbe almış oldu. Süleymani gibi efsanevi bir kişiyi öldürerek hem sembolik bir eylem hem de sahada sonuçlarının olacağı bir olaydır. O yüzden İran’ın bölgedeki etkinliğini azaltacaktır” dedi.
    SAHADA GERİLİM TIRMANACAK
    Sahada gerilimin tırmanacağını ifade eden Uzgel, “İran’ın misilleme yapacağını düşünüyorum. İran sahada ABD askeri varlığına bir saldırı ile misilleme yapabilir. Bu da çatışmayı Ortadoğu’da artırır” diye ekledi.

    Kasım Süleymani Kimdir?

    1980’lerde tüm bölgeyi etkisi altına alan İran-Irak Savaşı’ndan bu yana İran’ın bölgedeki güvenlik politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayan Kasım Süleymani, son 10 yılda Lübnan, Irak, Suriye, Gazze ve Yemen’de İran’ın attığı adımları yönlendirdi.

    ABD’nin 3 Ocak 2020’de Bağdat’ta düzenlediği saldırıda öldürülen İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ilkokul mezunu bir inşaat işçisiydi.

    1956’da İran’ın güneydoğusundaki, Afganistan sınırına yakın Rabord köyünde doğan Süleymani, 19 yaşındayken, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öğrencilerinden birinin verdiği sohbetlere katılmaya başladı. Hemen ardından Hamaney’le doğrudan bağlantı kurdu.

    Sadece birkaç yıl sonra İran İslam Devrimi gerçekleşip Hamaney liderlik koltuğuna oturduğunda, Devrim Muhafızları’nın göze çarpan isimlerinden biri olmuştu.

    İran-Irak Savaşı’nda cephede savaştıktan sonra uzun süre Afganistan sınırındaki birliklerin komutanı olarak görev yaptı.

  • DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak

    DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak

    DAY-MER tarafından yeni yıl dolayısıyla yayınlanan mesajda, 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıkarak büyük bir direniş sergilediği vurgulanarak, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olması dilendi.

     

    Kürt ve Türk Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı. 2020 ile birlikte yeni bir yıla ve yeni bir on yıla adım atıldığı ifade edilen açıklamada, “Her yeni yıl aynı zaman da geleceğe dair umutların büyüdüğü bir yıldır. Çünkü insanca bir yaşam ve gelecek umudu dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. Geride bıraktığımız 2019’da olanlar yaşadığımız sistemin insanlığın sorunlarını çözmediği gibi büyütmeye devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Ekonomideki kriz belirtileri ona bağlı kişisel işten atma planları, işsizlik, yoksulluk, ırkçılık ve ayrımcılık, savaş ve silahlanma, küresel ısınma gibi sorunlar önümüzdeki on yılın en önemli sorunları olmaya devam ediyor” dedi.

     

    EN BÜYÜK GÜÇ SOKAKTIR

    Sorunlar karşısında gerçek anlamda çözümü olmayan Muhafazakar Parti’nin Brexit nedeniyle gerçekleşen üçüncü seçimde de galip çıktığına dikkat çeken DAY-MER açıklamasında şunlara yer verildi: “Irkçılığın ve milliyetçiliğin güç kazanması sosyal sorunların suistimal edilmesinden kaynaklanıyor. 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıktı. Komşu ülke Fransa yeni yıla grevlerle giriyor. Yine küresel ısınmaya ve doğanın tahribatına karşı yüzbinlerce insanın sokağa döküldüğü büyük hareket geride bıraktığımız yıl içinde yaşandı. Yaşadığımız İngiltere’de de başını gençlerin çektiği çevre eylemleri geleceğe dair umutlarımızı büyüttü. Çevreyi istedikleri gibi kirletmeye devam edebileceklerini sanan ülkeler ve tekeller milyonların sokağa çıkmasıyla dünyanın sahipsiz olmadığını açık olarak gördüler. Sokağın gücü en büyük zorbalardan daha güçlüdür.”

     

    HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELEYE DEVAM

    DAY-MER açıklamanın devamında, İngiltere’de yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin çürüyen, yozlaşan, itibar kaybeden insanlığa umut vermeyen sistemin yerine daha iyinin kurulmasının sancılarının yaşandığı şu dönem de gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini vurguladı. “Birlikte yaşadığımız farklı uluslardan emekçilerle, kadınlarla, gençlerle gücümüzü birleştirdiğimiz de geleceğe daha umutlu bakmamızın nedenleri de çoğalacaktır” denilen açıklamada, 2019’un son günlerinde 30’uncu yıl dönümün kutlayan DAY-MER din, dil, ırk mezhep ayrımı gözetmeden bütün uluslardan emekçilerin birlikte yaşamasına ve ortak mücadelesinin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğinin altı çizildi. DAY-MER, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olmasını diledi.

     

     

  • Kürt Halk Meclisi: 2020’de faşizme karşı mücadele sürecek

    Kürt Halk Meclisi: 2020’de faşizme karşı mücadele sürecek

    Kürt Halk Meclisi yeni yıl dolayısıyla yayınladığı mesaj da özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesi yürüten insanlığın yeni yılını kutlayarak, 2020 yılında da Kürt halkının varlığı, onuru ve özgürlüğüne sahip çıkarak faşizme karşı mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.

    Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklama da, 2019 yılında AKP-MHP hükümetinin Kürt halkının varlığına özgürlük mücadelesine ve tüm kazanımlarını tasfiye etmek amacıyla özel savaşı en üst boyuta taşıdığına dikkat çekti. 2019’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin derinleştirildiğini ifade eden Halk Meclisi, “Tecridi derinleştirerek Kuzey Kürdistan, Türkiye, Rojava, Güney Kürdistan ve Şengal’e saldırılarla soykırım yapmayı ve özgürlük mücadelesini tasfiye etmeyi amaçladı. Faşist Türk devletinin bu topyekûn savaş konseptine karşı Kürdistan, Avrupa ve dünyada binlerin katılımı ile açlık grevi eylemleri ile halkımız Reber Apo’ya Özgürlük ve Kürdistan’a yönelik soykırımcı katliam ve saldırılara karşı topyekûn direniş hamlesini başlattı. 2019 tecridin boşa çıkarıldığı ve nefes nefese direnişin tüm dünyada zirveleştiği yıl oldu. Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesi, tarihimizin en ağır, en keskin mücadele yılı olarak ifade edebileceğimiz 2019 yılı, tecritte karşı tarihi açlık grevi eylemi, görkemli Newroz serhildanları, 8 Mart direnişi ve 9 Ekim Rojava işgaline karşı ulusal birlik ve dünya halklarının enternasyonalist dayanışma ve desteğinin zirve yaptığı yıl olmuştur” dedi.

     

    BRİTANYA DİRENİŞTE YERİNİ ALDI

    Britanya ve Londra’da yaşayan Kürdistanlılar ve dostlarının da halklara yönelik faşist saldırılara karşı 2019 yılın da da büyük bir direniş ortaya koyduğu ifade edilen açıklamada, “Kürt halkı ve dostları sokaklar da direniş ve eylemleri ile yine tecrite karşı büyük direnişin bir parçası haline dönüşerek Türk devleti ve AKP-MHP rejimine karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Elbette enternasyonalist dostlarımız da Türk devletinin özellikle Rojava’ya yönelik işgal ve saldırılarına karşı Kürt halkının yanında olarak zulüm ve katliamların karşısında bizlerle birlikte sürekli dayanışma içerisine bulundular. Bu direniş ruhu ile 2019 yılı faşizmi gerileterek güçten düşürmüştür” diye kaydetti.

     

    2020 DİRENİŞ YILI OLACAK

    Halk Meclisi, faşizme karşı 2020 yılında da Kürt halkı ve dostlarının sokaklar da ve direniş halinde olacağını vurgulayarak, “Özgürlük, eşitlik ve onurlu bir yaşam mücadelesi yürüten halkımızın yeni yılını kutlarken, yeni yılın ‘Özgür önderlik, özgür Kürdistan, demokratik Ortadoğu ve dünya” olmasını dileriz” dedi.

  • Ev içi şiddette ölenlerin sayısı terör saldırılarındakilerden 15 kat fazla

    Ev içi şiddette ölenlerin sayısı terör saldırılarındakilerden 15 kat fazla

    İngiliz Guardian gazetesi, İngiltere ve Galler’de resmi verilere göre 2000-2018 yılları arasında “terör saldırılarında” 126 kişinin hayatını kaybettiğini, ev içi şiddet kategorisinde değerlendirilen cinayetlerde yaşamlarını yitirenlerin sayısının ise 1870 olduğunu yazdı.

    Ev içi şiddet sonucu öldürülenlerün birkaç istisna hepsi kadın.

    İngiltere ve Galler’de ayrıca her yıl 400 civarında kadının ve bazen çocuğun ev içi şiddet nedeniyle intihar ettiği tahmin ediliyor.

    Galler Partisi Plaid Cymru’nun İçişleri Sözcüsü Liz Saville Roberts, “200’den bu yana çoğu kadın 6 bini aşkın insanın ev içi şiddet sonucu öldürülmüş ya da intihar etmiş olması şok edici ve utanç verici bir durum” diye konuştu.

    Londra Emniyet Müdürlüğü, ev içi şiddete ayırdığı bütçeyi açıklamıyor.

    Fakat bazı kampanya grupları söz konusu bütçenin son yıllarda kesintiye uğradığını düşünüyorlar.

    Buna karşılık “terörle mücadele” için istihbarat ve güvenlik servislerine ayrılan yıllık bütçenin 2 milyar 600 milyon sterlin olduğu biliniyor.

    Milletvekili Liz Saville Roberts ev içi şiddet konusuna hükümetin öncelik vermesi gerektiğini ama kaynaklarda kesintiye gidildiğini söylüyor

    Saville Roberts, “Teröre ayrılan bütçede kesintiye gidilmemesi doğru ama terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin 15 misli insan eşleri tarafından öldürülüyor. Ev içi şiddetle mücadeleye ayrılan bütçe de artırılmalı ve hükümetin öncelikleri arasına alınarak korunmalıdır” dedi.

    Ev içi şiddet artıyor mu?

    Ev içi şiddet vakalarının arttığı endişesi bu çağrıları daha da acil talepler haline getiriyor.

    Bu konudaki verilerden biri ev içi şiddet görenlere yardım amaçlı kuruluşlara yapılan başvurular. Son 2007-2017 arasındaki 10 yıl içinde ev içi şiddetle ilgili yardım başvurularının yüzde 83 oranında yükseliş kaydettiği görülüyor. Aynı süre içinde bu kuruluşların bütçesi yüzde 50 azaltılmış. Hükümet ev içi şiddetin ülke çapında maliyetinin yılda 66 milyar sterlin olduğunu tahmin ediyor.

    Resmi istatistikleri göre her 30 saniyede bir polise bir ev içi şiddet başvurusu yapılıyor. Polisin bağlı olduğu Büyükşehir Belediyesi rakamlarına göre Londra çapında bakıldığında 2011-2018 arasındaki 7 yılda ev içi şiddet suçlarında yüzde 63 artış kaydedilmiş.

    Fakat bu süre içinde bu suçlarla ilgili olarak açılan davaların sayısında düşüş görülüyor. Geçen yıl savcılığa intikal ettirilen ev içi şiddet vakalarında yüzde 11’lik bir düşüş var. Kampanya grupları binlerce aile içi şiddet suçlusunun “elini kolunu sallayarak gezdiğini” savunuyor.

    Mağdur Hakları Kampanyası’ndan Harry Fletcher, “Ev içi şiddet mağdurları konusunda polise ve destek hizmetlerine ayrılan fonlar 2010 yılından bu yana büyük kesintilere uğradı. Yeni hükümetin ev içi şiddeti önleme ve soruşturmaya öncelik vermesi hayati önem taşıyor. Bu konuya ayrılan bütçe korunmalı ve yeni kesinti yapılmamalı” diyor.

    Fletcher, polise ev içi şiddetle suçlanan binlerce kişiyi bulmak ve soruşturmak için ek kaynak tahsis edilmesi gerektiğini de söylüyor.

  • KCC’de 5 Ocak günü ‘anma’ yapılacak

    KCC’de 5 Ocak günü ‘anma’ yapılacak

    Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren Hüseyin Boyraz (Rubar Dicle) ve arkadaşları için 5 Ocak günü Haringey KCC binasında bir anma etkinliği düzenlenecek.  

    Kürt Halk Meclisi tarafından bir açıklama yapılarak, Türk devletinin hava saldırıları sonucu 6 Ocak 2017 yılında Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren 

    Hüseyin Poyraz (Rubar Dicle), Nihat Ayaz (Xelil) ile Ahmet Kılıç (Murat Dep) için bir anma etkinliği düzenleyecek. Haringey’deki Kurdish Community Center’da düzenlenecek olan anmada Boyraz ailesi de hazır bulunacak. Halk Meclisi, Boyraz ailesine bir kez daha başsağlığında bulunurken, Hüseyin Boyraz ve arkadaşlarının yaşamını yitirmesinin ikinci yıl dönümünde yapacakları anmaya tüm Kürt halkı ve dostlarını davet etti. Halk Meclisi, şehitlerin en kutsal değerleri olduğunu vurgulayarak,

    “Şehitlerimiz en kutsal değerlerimiz olduğu kadar yaşamın en anlamlı ve onurlu ifadesi, ahlaki adanmışlık örneğidirler. Geleceğimizi yaratan adanmışlığın en güzel örnekleridir şehitlerimiz.  Anı, özlem ve saygınlıklarıyla şimdiki zaman içinde yaşadıkları gibi, geleceğe dair dinmeyen bir özgürlük aşkı ve isyan çığlığıdırlar. Yeni yaşamlarla çoğalan toplumun anlam gücü ve özgürlük ahlakının silinmez ifadesi, abidesidirler.  Bu anlamda bizim en değerli abidelerimiz olan Heval Rubar ve yoldaşları için yapacağımız anma etkinliğinde yoldaşlarımızı şehadetlerinin 2’inci yıl dönümünde anacağız” denildi.

    Haringey KCC binasında 5 Ocak Pazar günü yapılacak olan anma saat: 15.00’da başlayacak.

  • Belediyeler, “council tax” ücretlerinde ortalama 70 sterlin artış yetkisine sahip olacak

    Belediyeler, “council tax” ücretlerinde ortalama 70 sterlin artış yetkisine sahip olacak

    İngiltere’de bakanlar, “council tax” ücretlerini Nisan ayında yüzde 2 oranında yükseltebilmeleri için belediyelere yetki vermeye hazır­lanıyor.

    Bunun yanında, sosyal bakım hizmeti veren belediyeler, ekstra yüzde 2 oranında artış yapma hak­kına sahip olacak.

    Daily Mail gazetesinin haberine göre, toplamda yüzde 4’lük bir ar­tış olması halinde, belediyelerin uy­guladığı “council tax” ücretleri 70 sterlin artabilir. Bu durumda, “Band D” sınıfındaki evler için uygulanan ortalama “council tax” ücreti, 2020 yılında bin 820 sterline çıkacak.

    Daha pahalı olan “Band H” sınıfın­daki evler için ödenen ücretlerin ise 140 sterlin artabileceği belirtiliyor.

    İskan Bakanı Robert Jenrick, ya­zılı bir açıklama yayınlayarak, “co­uncil tax” ile ilgili anlaşmayı du­yurdu.

    Daily Mail gazetesine göre, böy­lesine önemli bir duyuru genel­likle bakanın parlamentoda yaptığı bir konuşmayla açıklanırdı. Bakan Jenrick’in, polis yetkililerinin de üc­rete ekleme yapıp yapamayacağının açıklanmadığı, bu nedenle “council tax” artışlarının daha fazla olabile­ceği ifade edildi.

    Yapılan açıklamada, belediyele­rin referanduma gidilmesi halinde yüzde 2’nin üzerinde artışlar yapa­bileceği ve tüm belediyelerin sosyal bakım için yüzde 2 ekstra artış hakkı bulunduğu belirtildi.

    Bakan Robert Jenrick’in açıkla­maları şu şekilde: “Sosyal bakım hizmetlerimizdeki zorluklara de­ğinmenin önemini anlıyoruz. Yerel yönetimleri desteklemek için elimiz­den gelen her şeyi yapacağız. Yayın­ladığım öneriler, yerel yönetimlerin sosyal bakım için ek olarak 1,5 mil­yar sterline erişim sağlayabilmesine olanak verecek.

    “Bu, hem yetişkin hem de çocuk­lar için sosyal bakım hizmetlerine 1 milyar sterlinlik ek hibeyi kapsıyor. Bunun yanında, yetişkinlere yönelik sosyal bakım hizmetleri için yüzde 2’lik “council tax” talimatı, beledi­yelerin 500 milyon sterline daha eri­şebilmesini sağlayacak.

    “Bu paket, 2020/21 için olan or­talama “council tax” artışlarının, 2016/17’den beri görülen en düşük artışlar olacağı anlamına geliyor.”

    Daily Mail gazetesinin habe­rinde, “council tax” ücretlerindeki muhtemel artışların, şu anki enf­lasyon oranının iki katından fazla olduğu ve aile bütçelerini baskı al­tına alabileceği belirtiliyor.

    Haberde, Muhafazakar Parti’nin 2010 yılında başa gelmesinden bu yana İngiltere’deki sosyal bakım krizini çözmeye yönelik sözler verdiği, fakat, henüz elle tutulur bir çözüm bulunamadığı ve bu ko­nuyla belediyelerin ilgilenmek zo­runda kaldığı ifade ediliyor.

    Genel seçimde Başbakan Boris Johnson, partiler arası görüşmeler yapılacağının ve uzun dönemli re­formlar yapılacağının sözünü ver­mişti.