Category: slıder

  • Liberaller Brexit karşıtlığında kararlı

    Liberaller Brexit karşıtlığında kararlı

    Liberal Demokratlar Lideri Jo Swinson, Brexit karşıtlığı konusunda kararlı tutumunu sürdürerek, “Brexit hiç bir şekilde ülkemize yarar sağlamaz” dedi.

     

    Liberal Demokratlar Lideri Jo Swinson,  yaptığı konuşmada partisinin genel seçim programında yer alan konulardan ve özellikle ücretsiz çocuk bakımı planlarından bahsetti. Londra, Camden’da dinleyicilerine seslenen Swinson, ‘Britanya son üç buçuk yıllık süreyi Brexit ile harcadı. Brexit, hiçbir şekilde ülkemize yarar sağlayacak bir karar değildir. Bu karar işlerimizi tehlikeye atacak, güvenliğimize tehdit oluşturacak ve çalışanlarımızın geleceğini güvencesizliğe sürükleyecek bir karardır. Brexit ister Boris Johnson tarafından yürürlüğe koyulsun, ister Jeremy Corbyn tarafından uygulansın, tamamıyla bizim geleceğimizle kumar oynayan bir karar olarak kalacaktır’ dedi.

    Liberal Demokrat Parti, iki-dört yaş arası tüm çocuklara haftada 35 saate kadar ücretsiz bakım hizmeti sağlamayı planladıklarını dile getirdi.

     

  • Alışveriş Çılgınlığına Kapılmanızın Sebebi: Diderot Etkisi

    Alışveriş Çılgınlığına Kapılmanızın Sebebi: Diderot Etkisi

    Denis Diderot Kimdir?

    Diderot Etkisi, ismini, Fransız filozof ve yazar Denis Diderot’tan alıyor.

    1713 ile 1784 yılları arasında yaşayan Denis Diderot, Aydınlanma Çağı’nın en önemli isimlerinden ve Romantizm akımının öncülerinden biriydi.

    Halkı eğitmek ve geliştirmek amacıyla tasarlanan Ansiklopedinin baş editörü olan Diderot, 18. yüzyıl aydınlarının gelişmesinde ve topluma kazandırılmasında büyük role sahipti.

    Yaşamı boyunca onlarca esere imza atan Diderot, felsefenin yanı sıra edebiyata da pek çok katkıda bulundu.

     

    denis diderot by jean honore fragonard

    Diderot Etkisi Nedir?

    Diderot Etkisi, kısaca, satın aldığımız her yeni şeyin bizi başka yeni şeyler almaya teşvik ettiğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır.

    Neden ‘Diderot Etkisi’?

    Denis Diderot, ‘Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık’ isimli yazısında, içine düştüğü tüketim çıkmazını anlatmıştır.

    Diderot, ihtiyaç duyulmadan satın alınan nesnelerin sebep olduğu tüketim çıkmazından bahseden ilk kişi olduğu için, bu çıkmaza ya da döngüye Diderot Etkisi ismi verilmiştir.

     

    deniz diderot by Dimitry Levitzky

     

    Diderot’un Deneyimi

    Hikaye iki şekilde anlatılıyor: Birinde, sabahlığın hediye edildiği, diğerindeyse kendisinin satın aldığı ayrıntısına yer veriliyor.

    Rus İmparatoriçesi Büyük Katerina, maddi sorunlar yaşadığını duyduğu Diderot’un kütüphanesini satın alır. Kütüphaneyi evinde tutmasını ister ve Diderot’u kütüphanecisi yaparak 25 yıllık maaşını peşin öder.

    Bu yardım sonucunda borçlarını ödeyen ve rahata kavuşan Diderot, şık bir sabahlık satın alır (ya da bir arkadaşı tarafından Diderot’a şık bir sabahlık hediye edilir).

    Diderot sabahlığı giydiğinde, evindeki eşyaların sabahlığa yakışmadığını, eski olduklarını ve sabahlığa uyum sağlamadıklarını düşünür. Bunun üzerine masasını, duvardaki resimlerini, koltuğunu değiştirir. Çok geçmeden evindeki eşyaların neredeyse tamamını yenileriyle değiştirmiştir, ancak yine borçlanmıştır.

    İçine düştüğü durumu fark eden Diderot, onu ihtiyacı olmayan şeyler almaya iten dürtüyü ‘Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık’ isimli makalesinde anlatır.

    ‘Neden saklamadım onu sanki? O bana alışmıştı, ben de ona… Vücudumun bütün kıvrımlarını sarıyordu. Diğeri kaskatı ve kolalı, beni hantal gösteriyor. Oysa eskisi tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu. Tozlanan kitapları eteği ile silebiliyordum. Üzerindeki çizgiler edebiyatı, yazarı, çalışan adamı anlatırdı. Oysa şimdi işe yaramaz bir zengin adam havası geldi üzerime. Kimse kim olduğumu bilmiyor. Onun içindeyken sakarlık etmekten korkmazdım. Eski robdöşambrımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum… Saygı ve hayranlık duyduğum şu kıymetli giysiye lanet olsun. Nerede benim o eski, alelade kumaştan, mütevazı, rahat çaputum?… Dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. Dostlarım, varsıllığın size dokunmasından sakınınız. Benim durumum size ibret olsun. Yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… Hepsi bu değil dostlarım. Lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. Eski robdöşambrım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. Hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambrımla ahenkliydi. Şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!’

    Diderot Bütünlüğü

    • Satın aldığımız her yeni nesne, bulunduğu / kullanıldığı yerdeki diğer nesnelerle uyum sağlamaz.
    • Yeni nesne ile uyum ve bütünlük yaratması için eski ve yıpranmış diğer nesnelerin de yenileriyle değiştirilmesi istenir.
    • Nesnelerin gerçek etkisi ve değeri bir bütün içinde anlam ve işlevsellik taşır (Diderot Bütünlüğü).

    Diderot Etkisinin Önemi ve Gestalt Yaklaşımı

    Diderot Etkisi, hem tüm zamanlardaki alışveriş arzusunu hem de günümüzdeki tüketim çılgınlığını anlatması açısından kültürel antropolojide, psikolojide ve sosyolojide önemli bir yere sahiptir.

    En basit şekilde kendimizi düşünelim. Modaya, çağa, belirli bir konsepte veya tarzımıza uymadığı sürece herhangi bir kıyafeti ya da eşyayı kullanmak istemiyoruz. Bu, Diderot Bütünlüğüdür.

    Her alışverişin birbirini tetiklemesi, yani basit bir örnekle; yeni aldığımız elbiseye uygun ayakkabı, çanta, tokalar ve takılar ve hatta yeni bir mont almamızsa Diderot Etkisidir. Aldığımız yeni ayakkabıya, çantaya ve monta büyük olasılıkla ihtiyacımız yoktu. Alışverişin tamamı, bilinçli olarak düşünülmeden, bir uyum yakalamak amacıyla yapılmıştı.

    Diğer bir yandan, benimsediğimiz kültür kodları, uyumu ve bütünlüğü dayatır. Bu da, satın alma ve sahip alma isteğimizi ve davranışlarımızı büyük ölçüde etkiler veya belirler. Çünkü, farkında olarak ya da olmayarak, bütünü elde etme arayışında oluruz.

    İnsanın bütünlük arayışı, 20. yüzyılda ortaya koyulan Gestalt İlkeleriyle de paralellik gösterir: Bütünsellikle daha anlamlı ve değerli bir sonuca ulaşılır. İnsan, bütünlüğe erişmediği sürece eksiklik ve yoksunluk hisseder. Bunun sonucunda da bütünlüğü elde etmek için çaba gösterir.

    Diderot Etkisinin İki Boyutu

    • Tüketici bir ürünü satın aldığında, bütünü tamamlamak için bu ürünle bağlantılı yeni ürünler satın alır.

    Örneğin; yeni ev ve yeni mobilyalar, yeni bir elbise ve yeni aksesuarlar, terfi sonrasında o statüye uygun olduğunu düşündüğümüz yeni kıyafetler, vb.

    • Yeni satın almadan kaçınma da ikincil boyuttur. Kişi, bütünlüğü bozacağı kaygısıyla yeni ürün almama davranışı da geliştirebilir.

    Diderot Etkisinin Alışveriş Alışkanlığı ile İlgili İki Varsayımı

    • Satın aldığımız ürünler karakterimizin bir parçasıdır, sosyal statümüzü ve kimliğimizi yansıtır. Diğer satın aldıklarımızı tamamlar.
    • Yeni aldığımız ve daha önce sahip olduklarımıza benzemeyen ürün için yeni bir grup oluşturmamız gerekir. Böylece, yeni ürünle bütün oluşturacak yeni başka ürünler satın almaya başlarız.

    Diderot Etkisiyle Nasıl Başa Çıkılabilir?

    Tüketime dayalı; daha fazlasına, daha üst modele, daha iyisine ve ‘en son’ üretilene sahip olmanın statü göstergesi olduğu bir dünyada, öncelikle düşünce yapımızı değiştirmemiz gerekiyor.

    Alışveriş yapmadan önce kendimize bazı sorular sorabiliriz:

    • Sahip olduğum ürün ihtiyaçlarımı karşılıyor mu?
    • Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı?
    • Neye para veriyorum?

    Bir ürünle ‘mutluluk, neşe, enerji, güzellik,…’ satın alınacağına dair algı yaratmak (felsefe ya da yaşam tarzı satmak) yeni bir şey değil.

    Satın alacağınız şeyin yalnızca bir nesne olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Hiçbir nesne sizi daha iyi, daha mutlu bir insan yapmaz ya da daha fazla sevilmenizi ve beğenilmenizi sağlayamaz.

  • Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon bir kaç günlüğüne mutsuz olmaktan veya bıkmaktan ibaret değildir.

    Pek çok insan kendini kötü hissetme dönemlerinden geçiyor, ancak depresyonda olduğunuzda, birkaç gün değil, haftalarca veya aylarca ısrarla üzgün oluyorsunuz.

    Bazı insanlar depresyonun önemsiz olduğunu ve gerçek bir sağlık durumu olmadığını düşünüyor. Yanılıyorlar – gerçek belirtileri olan gerçek bir hastalık. Depresyon bir zayıflık belirtisi değildir veya öyle sadece “kendinize çeki düzen vererek veya toparlayarak” “içinden çıkabileceğiniz” bir şey değildir.

    İyi haber şu ki, doğru tedavi ve destekle, depresyonu olan çoğu insan tam olarak iyileşebiliyor.

    Depresyon olup olmadığını nasıl anlarsın?

    Depresyon insanları farklı şekillerde etkiler ve çok çeşitli belirtilere neden olabilir.

    Bunlar, uzun süren mutsuzluk ve umutsuzluk duygularından başlar, çok ağlamak, hoşlandığınız şeylere olan ilginizi kaybetmeye kadar gider. Depresyonu olan birçok kişide endişe belirtileri de vardır.

    Sürekli kendini yorgun hissetmek, çok uyumak veya uykusuzluk, iştahsızlık veya cinsel dürtü kaygı hissetmek ve çeşitli vücut ağrıları gibi fiziksel semptomlar da olabilir.

    Depresyon belirtileri hafif ve ağır arasında değişmektedir. En hafif haliyle, sürekli düşük ruhsal bir durum hissedebilirsiniz, ancak şiddetli ağır depresyon sizi intihara bile götürebilir, yaşamın artık yaşamaya değer olmadığını düşünürsünüz.

    Çoğu insan zor zamanlarda stres, mutsuzluk veya endişe duyguları yaşar. Düşük bir ruh hali, depresyon belirtisi olmak yerine kısa bir süre sonra gelişebilir. Ama durum iki haftadan uzun sürerse depresyon olabilir.

     

    Depresyona ne sebep olur?

    Depresyon oldukça yaygındır ve 10 kişiden 1’ini yaşamları boyunca bir noktada etkilemektedir. Genç, yaşlı erkek veya kadın fark etmez ve herkesi etkiler.

    Çalışmalar, İngiltere’de 5-16 yaş arası çocukların yaklaşık % 4’ünün endişeli veya depresyonda olduğunu göstermiştir.

    Bazen depresyon için bir tetikleyici neden vardır. Sevdiğiniz birini kaybetme, işini kaybetme veya hatta bir bebek sahibi olma gibi hayat değiştiren olaylar buna yol açabilir.

    Ailesinde depresyon öyküsü olan kişilerin hiçbir tetikleyici neden olmadan depresyona yakalanma olasılığı daha yüksektir. Tabii, bu olasılık küçük de olsa herkes için geçerlidir.

     

    Depresyon tedavisi

    Depresyon tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri, konuşma terapileri ve ilaçların bir kombinasyonunu içerebilir. Önerilen tedaviniz, hafif, orta ya da şiddetli depresyon olup olmamasına bağlı olacaktır.

    Hafif bir depresyon geçirirseniz doktorunuz, ilerlemenizi izlerken, kendi başına düzelip iyleşmediğinizi görmek için beklemeyi önerebilir. Bu, “dikkatli bekleyiş” olarak bilinir. Ayrıca egzersiz ve kendi kendine yardım grupları gibi yaşam tarzı önlemleri önerebilirler.

    Bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi konuşma terapileri, genellikle depresyonu iyileşmeyen hafif depresyonda veya orta dereceli olan depresyon için kullanılır. Antidepresanlar da tedavi için uygundur.

    Orta ile şiddetli depresyon için, konuşma terapisi ve antidepresan kombinasyonu sıklıkla tavsiye edilir. Şiddetli depresyonunuz varsa, yoğun bir şekilde uzman kontrolünde konuşma terapileri ve reçeteli ile tedavi edilmelisiniz.

     

    Depresyon ile yaşamak

    Depresyonu olan kişilerde, daha fazla egzersiz yapmak, alkolü azaltmak, sigarayı bırakmak ve sağlıklı beslenmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak yarar sağlar.

    Bir destek kitabı okumak ya da bir destek grubuna katılmak da faydalıdır. Bunlar depresif hissetmenize neden olan şeyleri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilirler. Deneyimlerinizi benzer bir durumda başkalarıyla paylaşmak da çok destekleyici olabilir.

     

    Yukarıda bahsettiğimiz noktalar tabii ki depresyon hakkında bilmeniz gereklerin özetinin özeti bile değildir ama genel bir çerçeve çizmek amaçlıdır. Aklınıza takılan sorularınız için lütfen bize ulaşın.

     

    Dr İbrahim Yahli

    Medi-Park Klinik Başhekimi

    Tüm Sorularınız için : telgrafnews@gmail.com

  • Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 30’a yükseldiği bildirildi. Artçı depremlerin sayısı ise 250’yi geçti.

     

    Arnavutluk’ta Salı günü meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 30’a yükseldi. Arama kurtarma ekiplerinin, Çarşamba günü üç kişinin daha cansız bedenine ulaştıkları kaydedildi. Ulusal yas ilan edilen ülkede enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı yarışan ekipler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 200 uzman ve arama köpeğinden oluşuyor. Arnavutluk Savunma Bakanlığı, arama kurtarma ekiplerinin bugün enkaz altından 46 kişiyi kurtarmayı başardığını açıklamıştı. Bu arada Arnavutluk’un yanı sıra, komşu ülke Kosova’da da dayanışma amacı ile ulusal yas ilan edildi.

    Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Arnavutluk’u vuran depremin ardından, Çarşamba günü akşam saatlerine kadar en az 250 artçı deprem kaydedildiği, bunlardan ikisinin şiddetinin 5.0’ın üzerinde olduğu açıklandı. Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki tatil beldelerinden Durres’te deprem sonucu çöken 27 binanın enkazından da şu ana dek 12 kişinin cesedi çıkarılmış durumda.

    30 günlük olağanüstü hal

    Birçok kentte olduğu gibi Durres’te de halk geceyi kurulan çadır kentlerde ve futbol sahalarında oluşturulan geçici konaklama alanlarında geçirmeye hazırlanıyor. Durres ve Thumane gibi depremde büyük zarar gören merkezlerde 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi.

    Afrika ve Avrasya tektonik plakaları ile mikro Adriyatik plakasının birbirlerine temas ettiği noktada yer alan Balkan ülkelerinde sık sık depremler meydana geliyor.

    rtr,AFP / SÖ,ET

    © Deutsche Welle Türkçe

  • Maçoğlu ‘komünist belediyeciliği’ anlattı

    Maçoğlu ‘komünist belediyeciliği’ anlattı

    HİKMET ERDEN

    HABER MERKEZİ- ‘Komünist Başkan’ olarakta bilinen Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, HDP’li belediyelere yönelik kayyumlara karşı omuz omuza bir mücadelenin geliştiğinin vurgulayarak, “Parçalı duruşlar artık bizi güçlü kılmıyor. Farklı politik anlayışlar tartışılır ilerleme çabası olsa da  Kapitalist sistemin bu mevcut güçüne karşı, yurtseverlerin, devrimcilerin ve vicdanı olan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor” dedi.

     

    Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, bir dizi etkinlik ve temaslar da bulunmak üzere İngiltere’ye geldi. Maçoğu programı çerçevesinde Londra’da bulunan demokratik kitle örgütlerini ziyaret etti ve bir dizi kongre ve panele katıldı. Yöresel derneklerden Alevi kurumlarına kadar bir çok kurumu ziyaret eden Maçoğlu, , sosyalist ve komünist belediyeceliğini anlattı. Maçoğlu, halkın kendi öğretmeni olduğu bir anlayıştan geldiklerini söyleyerek, “2004 yılından bu yana Dersim ve bazı ilçelerin de devrimci ve halkçı bir yerel yönetim programı sergileniyor. Genele dair bir program ve planlama anlayışı var. Özellikle mezopotamya ve Anadolu toprakların da hepimiz biliyoruz ki geçmişten bugüne bize miras bırakan bu uğurda mücadele eden ve toprağa düşen yoldaşlarımız oldu. Burada o dost ve yoldaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

     

    DENİZLERİN MAZLUMLARIN ARDILLARIYIZ

    Sosyalizme hizmet eden bir anlayışın parçası olduklarını belirten Maçoğlu, “Biz sosyalizm anlayışının yerel yönetimler ayağıyız. Tabi bu siyaset kapsamlı bir siyasettir. Tarım kültür, gençlik, sanat ve ulusların kaderine dayalı bir siyasetin yerel yönetim parçasıyız. Mustafa Suphi ve ardılları bu ülkede geliştirdiği komünist ve sosyalist bir anlayışı bize devrettiler. 1970’ler de Denizlerin Mahirlerin Mazlumların ve İbrahimlerin bize bıraktıkları var. Ama yerel yönetimler de bu meseleyi tecrübe eden bir anlayış var. Mehdi Zana’nın kadının siyasette ve yönetim de yer almasını planlama ve programlaması bizim için çok önemlidir. İkincisi Ordu Fatsa’da Terzi Fikri’nin yerel demokrasi ile halkların kendisini yönetebilme kabileyeti, meclislerle o bölgeyi yönetebilme kültürünü çalışması ayrıca bize öğretici bir programdı” diye belirtti.

     

    BİZLER KOLLEKTİFİZ

     

    Ekoloji, kültür, siyaset ve hizmet gibi konular da neler yapabileceğini Ovacık’ta başlayan Dersim’e taşınan bir komünist anlayışla sürdürdüklerini kaydeden Maçoğlu, şunları söyledi: “Aslında benim ismim zikredilse de bizler kollektifiz bir komünüz. Ortak akılla hareket edip hizmet ediyoruz.  Birlikte yönetebilmeyi esas alıyoruz. Doğa ile başladık ve orayı tanıyarak biz çalışmaya başladık. Bir bölgeyi tanımazsanız orayı siz değil kapitalistler yada onların yerli işbirlikçileri yönetmeye başlar. Doğayı koruma yaban hayatı koruma, ağacı, suyu dağları koruma hepsi yaşamın bir parçasıdır ve bir bütün olarak ele aldık. Bizim karşıtlarımız ovayı rantlaştıran bireyi hizmetleştiren topluma hizmet götürmeyen bir anlayıştır. “

     

    EMEK ÜZERİNDEN ORTAKLAŞTIK

    Ovacık Halk Dayanışması olarak işe başladıklarını anlatan Maçoğlu, tüm çalışmaları dayanışma ve kollektif  bir şekilde yürüttüklerini ifade etti. Binlerce hektarlık alanlar da yerel tohumlarla üretim alanları oluşturduklarını anlatan Maçoğlu, “Nohut, fasulye yada arıcılık meselesi değil. Türkiye ve Türkiye dışında bir çok tüketici ve üretici birlikte karar aldılar. Üretici ve tüketici eleştiri ile özeleştiri yapabildiler. Emeğin üzerinden bir ortaklaşma yaratttık. Fiyatları bile üretici ve tüketici beraber oluşturdu. Kooperatiflerin gelip eksikliklerini tartıştığı kapitalist emperyalist sistemlere karşı daha aydın ve ilerici bir anlayışı örgütlüyoruz” dedi.

    KAYYUMLARA KARŞI OMUZ OMUZA

    Yerelden genele doğru bir anlayışı siyasetle buluşturduklarını kaydeden Maçoğlu, HDP’li belediyelere yönelik kayyım atanmasını eleştirerek birlik çağrısı yaptı. Anti demokratik bir şekilde yerlerine Kayyum atanarak görevden alınan belediye başkanlarının yanın da yer alarak onlarla omuz omuza onların uğradığı haksızlıklara karşı yanında durma siyaseti anlayışının geliştiğini ifade eden Maçoğlu, şunları söyledi: “Bunun için Diyarbakır idim. Demokrasi adına ezilenlerin yanında durarak özgürlükleri adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunu yılmadan yapacağız.  Onlar bizim karşımızda hep daha güçlü argümanlarla çıkıyorlar. Bütün ekonomi ve iktisat alanları onların elindedir. Buna muhalif buna alternatif üretim alanları geliştirmezsek yaşadığımız alanlar da iktidar da olduğumuz bölgeler de kentin iktisadi ve ekonomi alanlarını yönetmez ve yönetimi onlara bırakırsak onlar bu iktidarlarını devam ettirecektir” diye belirtti.

     

    PARÇALI DURUŞLAR GÜÇLÜ KILMIYOR

    Demokrasi güçlerinin köy derneklerinden başlayıp siyasi partilere kadar aydın bilimsel bir yaşamı tercih eden herkesin artık bir havuzda buluşması gerektiğinin altını çizen Maçoğlu, “Mutlak anlam da bir mücadeleyi omuz omuza buluşturup geliştirmemiz gerekiyor. Parçalı duruşlar artık bizi güçlü kılmıyor. Kapitalist sistemin bu mevcut güçüne karşı, yurtseverlerin, devrimcilerin ve vicdanı olan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor. Bundan kaynaklı yaşamın her alanında bize düşeni bize görevi yapmakla mükellefiz. Hepimizin sosyalizm ve ileri aydınlık meselesinde vicdanınız aynı havuz da aynı yer de olduğunu görüyorum. Onun için Dersim’de Van’da Diyarbakır’da Mardin’de bu enerji güçlüdür. Halkın gücü buralar da ortaya çıkıyor ve çıkacaktır. Çünkü artık demokrasi için mücadele edenler birlikte yaşamayı birlikte iş yapabilmeyi geliştirdiler” diye kaydetti.

  • Küçük’ün Katil Zanlısından Mahkemeye ‘intihar’ tehdidi

    Küçük’ün Katil Zanlısından Mahkemeye ‘intihar’ tehdidi

    Bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Kürt genci Barış Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı dava duruşması Cuma günü Old Bailey Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Avukat değiştirme talebi mahkeme tarafından red edilen katil zanlısı Adam Tarık, mahkeme başkanını ‘intihar’ etmekle tehdit etti. Mahkeme ileri bir tarihe ertelendi.

    Katil zanlısı Adam Tarık’ın tercüman eşliğinde katıldığı mahkemede Barış Küçük adına savunma yapan avukat deliller doğrultusunda hazırlamış olduğu raporu okudu. Tarık’ın o gece bisikletiyle cadde üzerinde yürüyen insanları gasp etmeye çalıştığı ve Küçük’ü yol boyunca takip ettiği belirtildi.

    İlk duruşmada cinayetle ilgili suçlamaları reddeden katil zanlısı, Cuma günü yapılan duruşmada bu soruya cevap vermeyeceğini ifade etti.

    Katil Zanlısından Mahkemeye “İntihar” Tehdidi

    Kendisine devlet tarafından gönderilen avukatı kabul etmeyen zanlı Tarık, yaptığı avukat değişim talebinin mahkemece reddedilmesi üzerine, talebinin yerine getirilmemesi durumunda intihar edeceğini söyledi. Davayı yürüten hakim ise zanlının bu talebinin kabul edilmeyeceği kararını yineleyerek, isterse özel bir savunma avukatı tutabileceğini hatırlattı.

    Dava hakimi, Noel Bayramı’ndan önce ya da sonra bir ara duruşmanın daha yapılacağını belirterek, ana yargılamayı 3 Şubat’a erteledi.

    Ne Olmuştu?

    Kürt toplumunun yakından tanıdığı Makbule ve Bayram Küçük’ün oğlu olan Barış,

    1 Haziran gecesi Seven Sister Caddesi üzerinden evine doğru yürürken uğradığı bıçaklı bir saldırı sonucu yaralanmış, 3 Haziran günü de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Küçük’ün katil zanlısı olan ve çeşitli suçlardan da arama kaydı bulunan Cezayir uyruklu Adam Tarık ise olaydan 7 gün sonra suç aletiyle beraber Finsbury Park civarlarında tutuklanmıştı.

    Olaydan sonra bıçaklı saldırılara dikkat çekmek amacıyla binlerce kişinin katılımıyla 9 Haziran’ da Kürt Toplum Merkezi önünden Küçük’ün katledildiği yere yürüyüş yapılmış, Londra Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Joanne McCartney ve Haringey Belediye Başkanı Joseph Ejiofor burada birer konuşma yapmıştı.

    Henüz 33 yaşında olan Küçük’ün cenazesi 27 Haziran günü Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan törenden sonra binlerce kişinin katılımıyla Rakka’ da DAİŞ’in saldırısı sonucu katledilen Kürt gazeteci Mehmet Aksoy’un yanına Highgate Mezarlığı’na defnedilmişti

  • Kurd-Akad Britanya Kongresi’nde Ulusal Birlik çağrısı

    Kurd-Akad Britanya Kongresi’nde Ulusal Birlik çağrısı

    Aladdin Sinayiç

    Bir yıldır kuruluş çalışmalarını yürüten Kurd-Akad Britanya gerçekleştirdiği kongre ile kuruluşunu ilan etti. İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan SOAS üniversitesinde Kürdistan’ın dört parçasından çok sayıda akademisyen ve profesyonel meslek sahibinin katılımıyla yapılan Kurd-Akad Britanya kuruluş kongresinde ulusal birlik çağrısı yapıldı.

    Kürt Akademisyenler ve Profesyoneller Ağı (Kurd-Akad) Britanya kuruluş kongresi iki yüzden fazla kişinin katılımıyla SOAS üniversitesinde gerçekleşti. Dr Mayre Kaya ve Dr Shiko Rasul tarafından yönetilen kongrede Kurd-Akad yöneticileri Ahmet Kara ve Mithat İshak amaç ve hedeflerini içeren birer sunum yaptı. Yapılan sunumlardan sonra Kürt siyasetçi Osman Baydemir, araştırmacı yazar Rebwar Fattah, İKRWO adlı kadın kurumu başkanı Diana Nami birer konuşma yaptı. Rojava üniversitesinden Rohan Mistefa’da skype üzeri kongreye katılarak savaş koşullarına rağmen Rojava’da yürütülen akademik çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    Kongrede yapılan konuşmalarda ve gazetemize verilen demeçlerde ulusal birlik çağrıları yapıldı. Kurd-Akad Britanya yöneticileri ve kurucuları amaçlarını ve hedeflerini gazetemize anlattılar.

    Kara: Amacımız akademisyenler arasında bir ağ oluşturmak ve bunu halkımızın hizmetine sokmak

    Kurd-Akad Britanya kurucusu ve yöneticisi Ahmet Kara (Oxford Üniversitesi), gazetemize verdiği demeçte diplomasi alanında büyük bir boşluk olduğunu ve bu alana katkı sunmak istediklerini ifade etti.

    ‘‘Amacımız Kürt akademisyenlerini ve profesyonel meslek sahiplerini bir araya getirip aralarında bir destek ağı oluşturmak ve sonrasında ortaya çıkacak potansiyeli Kürt halkının hizmetine kanalize etmek.

    Şuan Kürdistan’da bir savaş devam ediyor ve biz Kürtlerin savaşma konusunda bir sorunu yok, tarih içerisinde hep çok iyi savaşçı olmuşlardır, ancak diplomasi alanında çok ciddi zayıflıklar ve boşluklar var. Evet Avrupa sahasında çok sayıda diplomasi ve politika üreten önemli kurumlarımız var, ve biz kesinlikle bunlara alternatif olarak ortaya çıkmıyoruz. Kürdistan’ın tüm parçalarından, farklı siyasi görüşlerden akademisyenleri bir araya getirerek bu alana katkı sunmak istiyoruz. Ve biz Kürt aydınları ve ‘entellektüelleri’ olarak diplomasi alanında bu halkın davasına bir katkı sunmak istiyoruz. Yapacağımız farklı etkinlik ve aktivitelerle halkımızın yaşadığı sorunları Avrupa kamuoyunda gündemleştirmek için çaba göstereceğiz.’’

    Dewani: Akademik ve bilimsel çalışmalarla Kürdistan’ı dünya kamuoyuna taşıyacağız

    Kurd-Akad Britanya yöneticilerinden hukukçu akademisyen Azad Dewani ise Rojava’nın çok büyük bir saldırı altında olduğunu ve böylesi bir dönemde Kurd-Akad’ın kurulmasının çok önemli olduğunu ifade etti.

    ‘‘Kurd-Akad’ın bugün Britanya’da kurulması gerçekten çok önemli. Evet bu oluşum partizan bir oluşum değil, Kürt akademi dünyasını bir araya getirmektir, ancak sonuç itibariyle Kürt milletine hizmet etmek amacı gütmektedir. Rojava’da kurulan üniversitelerin yaşanan saldırılardan ve koşullardan kaynaklı çok zor durumdalar, ve biz Avrupa’da yaşayan akademisyenler nasıl destek ve katkı sunabiliriz konusuna yoğunlaşacağız. Bugün halkımız Rojava’da Türk devletinin ve ortakları Daiş-El Kaide çetelerinin barbarca saldırıları altında. Aynı şekilde Kuzey’deki halkımız aynı rejimin saldırıları altında. Böylesi bir ortamda gerçekten böylesi platformlara çok ihtiyaç var. Yaşanan bu gerçekliği akademik bir dil ve yaklaşımlar dünya kamuoyuna aktarmamız gerekiyor.’’

     

    Kayacan: Halk ulusal birlik kararını vermiş

    Kurd-Akad Britanya’nın diğer bir yöneticisi Neşe Kayacan ise içinden geçilen hassas süreçte Kürt halkının tabanda ulusal birliği yakaladığını ve bu yönlü büyük bir irade oluştuğunu ifade etti.

    ‘‘En temel hedefimiz Kürdistanlı yazar, akademisyen, araştırmacı, eğitimci, doktor ve benzeri tüm profesyonelleri bir araya getirip bir ağ oluşturmak. Kürdistan’da yüz yıldır büyük bir savaş ve istila gerçeği var.Özellikle de Rojava bugün büyük bir saldırı altında. Bu son süreçte şunu çok net gördük; tabanda çok büyük düzeyde bir Kürdistani birlik istemi var. Şimdiye kadar bazı Kürt partilerin çağrıları ve girişimleri oldu, ancak halen Kürtlerin ulusal birliği konusunda büyük bir mesafe katedilmiş değil. Özellikle de Britanya’da çok net görüyoruz, halk nezdinde çok büyük bir ulusal birlik iradesi var. Ve Kurd-Akad da bu iradeden ortaya çıkıyor. Bu noktada da tüm politik farklılıklarımıza ve aramızdaki sınırlara rağmen Kürt halkının ulusal birliğinin hayati düzeydeki önemi ve aciliyetinin bilinciyle hareket ediyoruz. Bugün burada Kürdistan’ın dört parçasından, farklı siyasi görüşlerden yüzlerce akademisyen ve aydın biraraya geldi, yönetimimizde de tüm parçaların temsiliyeti var.

    Diğer bir gerçeklik ise diasporada yaşayan ciddi bir Kürt nüfusu var artık ve bizler asimile olmadan nasıl entegre olabiliriz konusunda ciddi bir yoğunlaşma ve çaba içerisinde olmalıyız. Evet yaşadığımız ülkelerdeki topluma entegre olacağız, ancak bununla birlikte kimliğimizi, kültürümüzü, dilimizi ve mücadelemizi de yaşatacağız.

    Tabi bunlarla beraber dil, kültür, tarih ve benzeri birçok alanda farklı projeler yürütmeyi planlıyoruz.’’

    Çiya: Akademi dünyasına büyük sorumluluklar düşüyor

    Kongreye katılan SOAS Üniversitesinden Weysi Çiya ise böylesi önemli bir süreçte Kürt akademisyenlere büyük sorumluklar düştüğünü ifade etti. ,

    ‘‘Kürdistan’da çok çetin bir mücadele veriliyor, Türk devleti halkımıza çok barbarca saldırıyor, dünyaya da Kürt halkını terörist olarak lanse ediyor. Böylesi hayati bir süreçte elbette biz akademisyenlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Kurd-Akad gibi oluşumlar üzerinden bir araya gelerek halkımızın yaşadıklarını dünyaya anlatabilmeliyiz. Sorunlara çözümler üretebilmeliyiz.’’

    Güneş: Bilimsel çalışmalar artık Kürdün gözüyle yapılıyor

    Kurd-Akad yöneticisi akademisyen Cengiz Güneş ise şimdiye kadar Kürtler hakkındaki bilimsel çalışmaların batılı akademisyenler tarafından yapıldığını ancak son 15 yılda yeni bir Kürt akademisyen kuşağı oluştuğunu belirtti.

    ‘‘Şimdiye kadar Kürtler üzerine akademik ve bilimsel çalışmaları çoğunlukla batılılar yapıyordu. Son 15 yılda akademi dünyasında yeni bir Kürt kuşağı oluştu. Bununla beraber Kürtler üzerine olan bilimsel çalışmalar artık bir Kürdün gözünden de dünyaya aktarılıyor. İşte biz Kurd-Akad olarak ta bu çalışmaları yürütenlere bir platform oluşturacağız.’’

    Dağdeviren: Kürt halkının sesi olacak

    Kongreye katılan Kurd-Akad Almanya eşbaşkanı Dersim Dağdeviren ise Kurd-Akad Britanya’nın Kürt halkının sesi olacağını ifade etti.

    ‘‘Bir sene önce buraya gelerek burada bir grup akademisyen ve aydınla bir araya gelip Kurd-Akad’ı anlatmıştım. Bugün burada yoğun bir ilgi ve katılımla Kurd-Akad Britanya’nın kuruluşuna tanıklık etmek mutlu etti beni. Kurd-Akad Britanya’nın kuruşu Kürt halkının varlık-yokluk mücadelesi verdiği bir sürece denk geldi. Böylesi oluşumların çok büyük önem arz ettiğini düşünüyorum. Kürdistan’ın dört parçasından üniversite mezunları ve akademisyenler bugün burada aynı duygu ve amaç doğrultusunda bir araya geldiler. İnanıyorum ki Kurd-Akad Britanya burada Kürt halkının sesi olacaktır.’’