Category: slıder

  • Exeter Festivali’nde direniş ‘govend’ ile anlatıldı

    Exeter Festivali’nde direniş ‘govend’ ile anlatıldı

    İngiltere’nin Exeter kentinde 25’inci Respect (Hoşgörü) Festivali’nde “govend” grubu olarak sahne alan Kürdistanlılar, “Bizim topraklarımızda govend bir direniştir” denildi.

    İngiltere’nin Devon bölgesinde 25 yıldır ırkçılığa karşı bir arada yaşamayı öne çıkararak yapılan Exeter Respect Festivali, bu yıl ‘Hepimiz farklıyız, hepimiz eşitiz’ sloganı ile düzenlendi.

    İki gün boyunca binlerce kişinin katıldığı festivalde, etnik grupların müzik, dans ve yöresel yemekleri tanıtıldı.

    Kürt Toplum Merkezi’nin de davet edildiği festivalde, Kürt govendi (halay) ile ilgili bir atölye çalışması düzenlendi.  Atölye çalışması ile birlikte oluşturulan Govend Grubu, festivalin ana sahnesinde gösteri düzenlendi.

    Kürtlerle birlikte yüzlerce kişi Kürtçe şarkılar eşliğinde govende durdu. Yoğun ilgi gören govende eşlik edenlerin performansı dikkat çekti.

    GOVEND BİR DİRENİŞTİR

    Govend ile ilgili bir konuşma yapan Dr. Mithat İshak, Kürdistan’ın bugünkü durumundan söz ederek devletler arasında dört parçaya ayrıldığını ifade etti.

    Bugün sahneledikleri govendin Kürdistan coğrafyasında salt bir dans gösterisi olmadığını ifade eden İshak, “Kürdistan’da bugün Kürtlerin kimliği dili ve kültürü baskı ve yasaklamalar ile karşı karşıya. Biz burada rahatça govend çekebiliyoruz. Ancak Kürtler, bu baskı ve şiddete karşı govendi bir direniş formatı olarak oynuyor. Yasaklamalara baskılara karşı govend çekerek bunu protesto ediyoruz. Govend burada bir dans gösterisi olarak sunulsa da Kürdistan coğrafyasında, govendin anavatanında bu bir direniş sembolüdür” dedi.

  • Meksika duvarların da ‘Kürtler’ anlatıldı

    Meksika duvarların da ‘Kürtler’ anlatıldı

    Meksika’nın başkenti Meksiko’sda Kürt halkı ile dayanışmak amacıyla duvar resimleri yapıldı.

    Yerli ulusların 1992’de “Abla Yala” olarak adlandırmayı kabul ettiği Amerika’nın Kürt halkı ile dayanışma eylemleri yayılıyor. Kolektifler, örgütler, komiteler ve dayanışma içerisindeki bireyler, Kürdistan’daki işgale karşı seslerini yükseltiyor.

    Meksiko’nun güneyindeki Tlahuac belediye bölgesinde farklı siyasi örgütler ve mahalle kolektiflerinden birçok kişi bir araya gelerek Türk devletinin Kürdistan’daki işgal saldırılarını protesto etti.

    Eylemciler duvar resimleri yaparak dayanışmalarını ifade ederken, kapitalist sisteme karşı direnen başka örgütlerin de bildirileri okundu.

    ANF Images

  • Londra Gik-Der ‘göçmenler’ için açlık grevi başlattı

    Londra Gik-Der ‘göçmenler’ için açlık grevi başlattı

    DİREN DİCLE

    İngiltere’de Ruanda’ya gönderilmesi beklenen ve şu anda açlık grevinde olan göçmenlere destek amacıyla GİK-DER dayanışma amacıyla 3 günlük açlık grevi başlattı.

    İngiltere’nin ‘ırkçı’  göçmenleri Orta Afrika ülkesi Ruanda’ya gönderme planı 14 Haziran‘dan itibaren uygulanacak. Göçmenlerin Ruanda’ya gönderilme planı kapsamında Göçmen Merkezi’nde tutulan 17 kişini açlık grevi sürerken, insan hakları örgütleri ve bir çok kesim planı ‘ırkçı ve utanç verici’ olarak nitelendiriyor. Kamuoyunda plana karşı tepkiler yükselirken, Göçmen Merkezi’nde açlık rgevine başlayan 17 kişi için bir destek te Londra’da çalışmalarını sürdüren Göçmen İşçiler Kültür Derneği’nden geldi.

    Gik-Der üyesi bir grup dernek binasında 3 günlük açlık grevi başlattıklarını duyurdu. Açlık grevine ilişkin bilgi veren Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) aktivisti Helin Peköz, Muhafazakar Hükümet tarafından göçmenleri Ruanda’ya gönderme planının devreye koyduğunu hatırlattı Ruanda’ya gönderilmek istenen ve açlık grevi eylemi başlatan 17 göçmen ile dayanışmayı amacıyla bu eylemi başlattıklarını ifade eden Peköz, “İnsanlık onuru ve yaşam hakkını ihlal eden bu saldırıya karşı tepkimizi ortaya koymak için üç gün açlık grevine girdik” dedi.

    ‘BU SUÇA ORTAK OLMAYALIM’

    Siyasal sığınma ve mülteciliğin insan hakkı olduğunu savunulması gerektiğini kaydeden Peköz, “Bu suça ortak olmayacağız. Çünkü bu saldırı sadece belli bir gruba karşı değil, bütün göçmenlere karşı ırkçı bir uygulama ve bütün göçmenleri kapsayan bir saldırıdır. Eğer bu uygulamaya bugün sessiz kalırsak, bugün Gatwick havaalanı yakınlarında tutulan 17 göçmen gönderilirse ve buna karşı etkili bir dayanışma hareketi öremezsek saldırı daha da boyutlanarak hepimizi içine alacaktır” dedi.

    ‘IRKÇILIĞA KARŞI TAVIR ALALIM’

    Açlık grevinde bulunan Gik-Der aktivisti İbrahim Avcil ise, şu anda Ruanda’ya gönderilmek istenen mültecilerin açlık grevine girdikleri için baskı ve tehditlere maruz kaldığını ifade etti. Britanya’da çıkarılan bu ırkçı göçmenlik yasasının geri çekilmesi için mücadele edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Göçmenlik yasasının kendisi insani değildir. Bu yasa ile sonra dan vatandaşlık hakkı elde etmiş olan göçmenleri de etkileyecek bir yasa tasarısı uygulanıyor. Yani bugün bu yasa tasarısının önüne geçemezsek daha ırkçı yaklaşımlarla karşı karşıya kalacağız. Bu hepimizi ilgilendiyor ve bu yasaya karşı topyekun bir mücadele yürütmeliyiz. Bugün yaptığımız açlık grevinde olan göçmenlere insani tepki veriyoruz ve ırkçılığa karşı herkesin tavır almasını gerektiğini belirtiyoruz” diye kaydetti.

    Üç günlük açlık grevi başlatan Gik-Der aktivistleri, eylemi Gatwick Havalimanı yakınlarındaki Brook House gözaltı merkezi önünde yapacakları basın açıklaması ile sona erdirecek.

     

     

  • İngiltere son 30 yılın en büyük demiryolu grevine hazırlanıyor

    İngiltere son 30 yılın en büyük demiryolu grevine hazırlanıyor

    Birleşik Krallık’ta demiryolları sektöründe daha iyi ücret ve çalışma koşulları için son 30 yılın en büyük grevine hazırlık yapılıyor.

    Demiryolu sendikası RMT, daha iyi ücret ve çalışma koşulları için 21 ve 25 Haziran tarihleri arasında greve gideceklerini duyurdu.

    Sendika, 21 Haziran’da Londra metrosunda da 24 saatlik yeni bir greve gideceklerini duyurdu.  Mart ayında da grevler gerçekleşmişti.

    Sky News’e konuşan Sağlık Bakanı Sajid Javid, Covid-19 salgını ardından bu grevin ekonomi üzerinde yaratacağı etki konusunda uyardı.

    Toplumsal hareketlerin özellikle Glastonbury müzik festivali gibi büyük ölçekli birçok sportif ve kültürel etkinliği aksatabileceği belirtiliyor.

    RMT sendikası Salı günü yaptığı yazılı açıklamada “50.000’den fazla demiryolu işçisi bu ayın sonlarında üç günlük ulusal greve gideceğini” belirtirken, 1989’dan bu yana bu sektördeki en büyük grev olacağına dikkat çekti.

    Açıklamada 21, 23 ve 25 Haziran’da yapılacak bu sosyal hareketin “demiryolu işverenlerinin RMT ile müzakere edilmiş bir uzlaşmaya varamamasından kaynaklandığı” ifade edildi.

    RMT, demiryolu ağı operatörü Network Rail’in 2 milyar sterlinlik tasarruf planının bir parçası olarak en az 2.500 bakım işini ortadan kaldırmayı planladığını belirtti.

     

  • Kadınlar, 17. Zilan Kadın Festivali’ne hazırlanıyor 

    Kadınlar, 17. Zilan Kadın Festivali’ne hazırlanıyor 

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Jiyan Kadın Meclisi tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan Zilan Kadın Festivali’nin bu yıl 17.si düzenleniyor. 26 Haziran tarihinde gerçekleşecek festivalin bu yıl ki sloganı, ”Diren, Örgütlen, Özgür Yaşa!”. 

     Jiyan Kadın Meclisi tarafından 26 Haziran tarihinde gerçekleştirilecek 17. Zilan Kürt Kadın Festivali’nin hazırlıkları son aşamaya geldi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir çok etkinliklerin yer alacağı festival kapsamında saat 15:00’de Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Harringay Ladder, London N4 1HU adresinde sanatçılar Ayfer Düzdaş, Suna Alan, Paula Darwısh, Sevim Aslan, Group Yade, Group Piro ve Kurdish Women’s Choir sahne alacaklar. Milletvekili Feryal Clark ve insan hakları avukatı Melanie Gingell’ın konuşmacı olarak katılacağı festivalde müziğin yanısıra, folklor, davul ve zurna, yöresel kıyafet defilesi, sinevizyon gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca yemek ve kıyafet standlarının çeşitliliği ile çocuklar için de kreş ve etkinlikler olacak. 

    Jiyan Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada festivale her kesimden kadının davetli olduğu ifade edilirken, Ortadoğu’da Kürt kadının öncülük ettiği devrim ile özgür bir toplumun inşa edildiğine vurgu yapıldı. Jiyan Kadın Meclisi yaptığı açıklamanın devamında ”Bu yıl ”Diren, Örgütlen, Özgür Yaşa!”diyerek buluşacağız ve direniş ezgilerimizle, halaylarımızla mücadeleye devam diyeceğiz. Sözlerimiz, ezgilerimiz, sloganlarımız direnişe odaklanacak. Sadece bir etkinlik değil bizimkisi, daha fazla güçlenmek için bir arada olacağız” dedi. 

     

  • Britanya Alevi Festivali’nde ‘Barış ve Adalet’ çığlığı

    Britanya Alevi Festivali’nde ‘Barış ve Adalet’ çığlığı

    DİREN DİCLE

    Binlerce kişinin katıldığı çok sayıda sanatçının sahne aldığı Britanya 11. Alevi Festivali’nde şarkılar, türküler ve şiirler ‘Barşı ve Adalet’ için söylendi.

    Avrupa’nın en büyük Alevi festivallerinden biri olma özelliği taşıyan Britanya Alevi Festivali bu yıl ‘Barış ve Adalet’ şiarı ile 11’inci kez gerçekleşti. Bir hafta boyunca, panel, seminer, cem, tiyatro, çocuklar için özel atölyeler, resim sergileri ve dev konserler ile Londra görkemli bir festivale ev sahipliği yaptı. Alevi Festivali’nin ötesinde tüm dilleri, kimlikleri, renkleri ve farklılıkları ile binlerce kişiyi buluşturan festivalin ana teması ise ‘Adalet ve Barış’ oldu. Festival için yapılan çağrılır da, “Hep birlikte adalet ve barış için gelin canlar bir olalım’ deniyordu. Adalet ve eşitlik için Canların çağrısına Kürtçe ve lehçeleri, Rumca, İngilizce ve Türkçe gibi  bir çok dil, inanç ve kimlik şarkıları türküleri ile eşlik etti.

    ÇIRALAR ‘BARIŞ’ İÇİN YAKILDI

    Festivale, Can Dündar, Çilem Küçükkeleş, Barış Atay, Osman Baydemir, Abbas Tan, Turan Eser, Ferhat Tunç, Oğuz Aksaç, Ali Sizer, Erdal Yapıcı, Ayfer Düzdaş, Suna Alan, Pınar Aydınlar, Gani Pekşen, Derya Alibabaoğulları gibi onlarca sanatçı, aydın, gazeteci ve yazar katılırken, her cümlenin sonunda ‘eşitlik, özgürlük, adalet ve barış’ için ‘direniş ve mücadele’ haykırışı yer aldı. Aleviliğin inançsal olarak hoşgörü, barış ve özgürlük ile örüldüğü dile getirilen festivalde, pirlerin, dedelerin ve anaların yaktığı çıralar da  Cemler de ‘barış’ dileklerinde bulunuldu.  Tarihi sürgün ve katliamlarla örülen Kürt Alevilerin, Pir Seyit Rıza’nın ‘boyun eğmez’ tavrı ile  faşizme, zulme, baskıya karşı mazlumun yanın da olmanın vurgusu vardı.

    Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler ile birlikte AKP-MHP faşizmine tepki ve ortak mücadele vurgusu festival de yapılan konuşmaların temel öğesi oldu. Britanya’da bulunun Kürdistan ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri açık alan etkinliklerin de yaptıkları konuşmalar da, kapitalizme, sömürüye, baskıya ve faşizme karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi direnişine katılanlara hakaretleri  ‘Jın jiyan azadi’ sloganı ile alanda karşılığını buldu.

    ADALET DEYİNCE ŞENYAŞA AİLESİ…

    Adalet deyince ‘Şenyaşar ailesi’, barış deyince Cumartesi annelerinin direniş deyince Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve daha binlerce siyasi tutsağın unutulmadığı festival de, Kürt sanatçıların konserlerinin yasaklanmasında tepki vardı.

    Üç gün boyunca süren açık alan konserlerine binlerce kişi katıldı. Kürtçe şarkıların deyişlerin söylendiği konser etkinliklerinde, ‘Yuh yuh’, ‘Bir şey yapmalı’, “Özgürlük mahkumları”. “Ciao bella” ve “Desmal” gibi şarkılara binlerce kişi eşlik etti. Gençler ve çocuklar müzik eğitmenleri eşliğinde bağlamaları ile sahne de deyişler seslendirdi. Davul zurna eşliğinde folklor gösterilerinin yapıldığı festival alanında, yöresel derneklerin yemek standların da kuyruklar oluştu. Heyva-Sor ile birlikte sosyalist ve devrimci kurumların kitap standlarına yoğun ilgi gösterilirken, alanda bazı yazarlar kitaplarını imzaladı.

    Konserlerin yapıldığı festival alanı panayırı andırırken, özellikle çocukların ve gençlerin  Kesk, sor u zer (Sarı, kırmızı, yeşil) puşi ve şal u şapıkların takarak alanda yerlerini alması ise Newroz havası oluşturdu.

    Deyişler, türküler. direniş şarkıları ile şiirlerin söylendiği festivalin özeti ise söylenen şu dizeler de idi: “Saraylar saltanatlar çöker. Kan susar birgün. Zulüm biter, Menekşelerde açılır üstümüzde Leylaklarda güler. Bugünlerden geriye, Bir yarına gidenler kalır Bir de yarınlar için direnenler.”

     

     

     

     

  • Kadın hikayeleri ‘Saklı Sesler: Bugünkü Hackney’in Oluşumu’ etkinliğinde 

    Kadın hikayeleri ‘Saklı Sesler: Bugünkü Hackney’in Oluşumu’ etkinliğinde 

    Kadın hakları aktivisti ve doktora adayı Feride Kumbasar girişiminde Türk ve Kürt göçmen kadınların Hackney’deki yeniden yerleşim hikayelerini paylaşmak, bugün Hackney’in oluşumuna ekonomik, sosyal ve kültürel katkılarını kutlamayı amaçladığı görsel ve işitsel sergilerle birlikte bir dizi interaktif etkinlik düzenlenecek. 

     9 – 11 Haziran tarihleri arasında 39A Newington Green, London N16 9PR adresindeki Newington Green Unitarian Church’de gerçekleşecek 3 günlük etkinlik kapsamında kısa film gösterimleri, dergi ve fotoğraf sergileri, atölye çalışmaları, müzik ve panel tartışmaları ile Türk ve Kürt kadınlarının göç, çalışma ve cinsiyet mücadelesi ve Newington Green ve çevresinde katkılarının tarihi vurgulanacak.  

     Türk ve Kürt topluluklarının ürettiği göç, yaşam tarzı ve gösteriler ile kısa tematik filmlerin toplumlarımızın üyelerinin çektiği videoların gösterileceği etkinlikte, kendi seslerinden 8 kadın hikayesine de audio sergisiyle yer verilecek. 

     Etkinlik ayrıca yerel politikacıları, topluluk ve kadın örgütlerinin temsilcilerini, sanatçıları, topluluk aktivistlerini, gazetecileri ve Hackney’in göçmen tarihi ve mirasına ilgi duyan öğrencileri bir araya getirecek. 

     Öyküler, konuşmacılar, tanıklık kayıtları, videolar ve sergiler aracılığıyla ele alınacak bazı temalar şöyle: Göç ve erken yeniden yerleşim, iş ve emek kimliği, Toplum Merkezleri mekan ve cinsiyet siyaseti, kadına yönelik şiddet kampanyası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, sınır dışı edilmeyi önleme kampanyası, fabrika grevleri, 1 Mayıs eylemleri,  toplum festivalleri ve 2. Kuşağın katkısı.   

     Feride Kumbasar kimdir? 

    Hackney’de yaşayan Türk ve Kürt göçmen kadınlar üzerinde bir sözlü tarih çalışması yürüten ve öznelliklerinin inşasını ve Hackney’i bugün şekillendirmedeki paylarını incelemeyi amaçlayan bir Doktora adayıdır. Çalışma, Araştırma Konseyi’nden tam burs almaya hak kazanmıştır. 1989 dan beri Londra’da yaşayan Feride Kumbasar, Birkaç konuda uzmanlaştı; Ekonomi, Sosyoloji ve Kentsel Dönüşüm ve değişik Sivil Toplum Merkezlerinde 30 yıllık çalışma deneyimine sahip. Doktora eğitimine başlamadan önce yaklaşık 10 yıl IMECE Kadın Merkezi’ni yönetti. Kampanya ve lobi yapma yöntemiyle sosyal değişim yaratmak ve akademik bilgiyi tabandan gelen bilgiyle harmanlayarak kapsamlı bir politik bakış açısına ulaşmak amacıdır.