Category: slıder

  • Britanya KHM’den 11 Haziran çağrısı

    Britanya KHM’den 11 Haziran çağrısı

    Britanya Kürt Halk Meclisi, 11 Haziran günü ‘Kürdistan’ı savun’ şiarıyla Londra BBC binası önünde yapacakları eyleme tüm ilerici yurtsever, demokrat, aydın ve insanlık onurundan yana olan herkesi davet etti.

    Dünyanın bir çok ülkesinde 11 Haziran günü aynı anda yapılması planlanan ‘İşgale karşı Kürdistan’ı savun’ eylemine ilişkin Londra’da hazırlıklar tamamlandı. Kürt Halk Meclisi ve enternasyonalist örgütler öncülüğünde gerçekleşecek olan eyleme ilişkin yüzlerce bildiri dağıtıldı.  Eyleme ilişkin bir çağrı da bulunan Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Elif Sarıcan,

    11 Haziran Cumartesi saat 13:00’da BBC binası önünde bir miting düzenleyeceklerini ve ardından yürüyüş gerçekleştireceklerini belirtti. Eylemin dünyanın bir çok yerinde aynı anda gerçekleşeceğini ifade eden Sarıcan, “Küresel eylem gününe biz de burada örgütleniyoruz. Hem Kürdistan’ın dostları hem de Kürt halkı ile birlikte Türk devletinin savaş ve işgal politikalarına karşı Kürdistan’ı savun diyeceğiz. Türk devleti Kürt halkına karşı savaş suçları işliyor ve kimyasal silahlar kullanıyor. Yapacağımız eylemle aynı zaman da insanlık suçlarına karşı bir tavır koymuş olacağız” dedi. .

    ‘SİLAH SATIŞLARINI DURDURUN’ DİYECEĞİZ

    Özellikle batı ve NATO devletleri tarafından Türkiye’ye silah satışları diplomatik ve ticaret ilişkileri üzerinden verilen desteğin derhal çekilmesi gerektiğini vurgulayan Sarıcan, “Biz Londra’dan özellikle Britanya’nın Türk faşist rejimine silah satışlarını durdurması talebinde bulunacağız. Britanya diplomatik pozisyonunu kullanarak Türkiye’nin işgal politikalarını durdurması ve bir barış sürecinin tekrar başlatılmasına yönelik bir pozisyon alması çağrımız olacak” dedi.

    KHM’DEN İLERİCİ KESİMLERE ÇAĞRI

    Dünyanın neresinde olunursa Türk devletinin Kürtlere karşı bu kanlı ve kirli savaşına karşı harekete geçebileceğini bir kez daha göstereceklerini kaydeden Sarıcan,

    “Kürt halkına karşı insanlık suçları işleyen ve işgal politikaları ile Kürdistan’ı kana bulayan Türk devlet faşizmine karşı tüm ilerici yurtsever, demokrat ve insanlık onurundan yanayım diyen herkesi 11 Haziran eylemine davet ediyoruz” diye kaydetti.

  • Gazeteci Dündar: Muhalefetin yaptığı ibretlik bir şeydir

    Gazeteci Dündar: Muhalefetin yaptığı ibretlik bir şeydir

    DİREN DİCLE

    Gazeteci Yazar Can Dündar, AKP Hükümeti’nin Rojava’yayönelik savaş vaadlerinde bulunmasına karşılık muhalefetin tavrını eleştirerek, “Ancak baskıyla sonuç alabilen savaşla iktidarını sürdürebilen bir yapıdan bahsediyoruz. İşin korkunç bununla muhalefeti de bununla teslim alıyor. Çünkü bayrağı çekip silahla komşu ülkenin toprağına yürüdüğünüz zaman muhalefet buna alkış tutmaktan başka bir şey yapmıyor maalesef. Ve bu hepimiz için bu ibretlik bir şeydir”

    Bu yıl ‘Barış ve adalet’ şiarıyla düzenlenen Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında ‘Barış ve Adalet’ konulu bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Cemevi Eşbaşkanı İbhahimHas’ın yaptığı panele, gazeteci Can Dündar, gazeteci ve HDP 25. dönem  Milletvekili Çilem Küçükkeleş ve TİP Milletvekili Barış Atay konuşmacı olarak katıldı.

    Panelde ilk olarak söz alan TİP Milletvekili Barış Atay, Gezi direnişinin sosyalist mücadele geleneğinin 2000’lere taşındığı bir dönem olduğunu belirterek, “Gezi kendi hayatını her açıdan baskı altında hissedenlerin itirazıydı. Ekolojik sorunlara bir karşıtlık yaratmak için milyonlarca insan meydanları doldurdu. AKP’nin 20 yıllık iktidarı boyunca en çok sarsıldığı dönem Gezi’dir. Bunun sebebi AKP iktidarının Türkiye halklarından böyle bir direnişi beklememesinden kaynaklanıyor. Gezi karakteri itibariyle bir sınıfsal bir direniş ve emek hareketi değildir. Bu nedenler iktidarı deviremedi.Bizim böylesi faşist bir iktidarı devirmek için sınıf karakterli bir direnişe ihtiyacımız var” dedi.

    Önümüzdeki dönem de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine dikkat çeken Atay, meseleyi ve seçim sonucuna ve sandığa kitleyen her türlü mücadele biçiminin kaybetmeye mahkumolduğunu söyledi. Toplumsal muhalefeti örgütleyecek bir dinamiğin yaratılması gerektiğinin altını çizen Atay, “Bugün AKP-MHP gitse bile sadece bir aktör değişimi olacağının farkına varmaz isek bugün AKP gider bir 5 yıl psikolojik rahatlama yaşarız. ​Fakat bu gücü eline alan her iktidar sonunda aynı yere çıkar. İşte biz buna karşı bir örgütleme sağlamalıyız. Mesele kaç milletvekili yada belediye başkanı çıkarmamız değil artık sizin adınıza sizin istediklerinizi söyleyen bundan sonraki gelecek olan iktidara baskı uygulayacak ve bu iradeyi ortaya koyacak kamuoyu yaratacak bir siyaset oluşturmalıyız. Bunu birlikte yapmak zorundayız” dedi.

    ŞENYAŞAR AİLESİ BİR DİRENİŞ AİLESİDİR

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş ise barış ve adaletin toplumsallaşması üzerine bir konuşma yaptı. Barış ve adaletintoplumsallaşması gerektiğine işaret eden Küçükkeleş, “Bugün sadece çatışanların ‘barış’ talep etmesi gerektiği vurgulanırken, parçalı parçalı barış taleplerinin sonuç alması güçtür. Savaşı üretenlerden barış talep ediyoruz. Halbuki bu silahları üreten bu devletler. Bu açıdan Alevilik açısından bakarsan bu ikrarın buradan gelişmesi çok kıymetlidir” dedi. Adalet konusunda Şenyaşar ailesinin katliamdan geçmesine rağmen sergilediği direnişi örnek gösteren Küçükkeleş, adaleti devletin değil toplumların sağlayacağı bir şey olduğunu ifade etti.

    PARİS KATLİAMI ADİL OLMAYACAKLARINI GÖSTERDİ

    Paris katliamını örnek göstererek devletlerin hiçbir zaman adil olmayacağına dikkat çeken Küçükkeleş, “Hiçbir devlet hiçbir zaman adil olamayacaktır. Eğer toplum bu adalet davasının içerisinde olmazsa devlet adil olmayacaktır. Bunu en net Fransa’da gördük. Paris’te 3 kadın siyasetçi katledildi. Bugün ortada ne bir katil var ne bir dava var ne de bir başka bir şey var. Bir taraftan bir kadın cinayeti bir taraftan bir siyasi cinayet ve o çok büyük demokrasi içerisinde bunun adaleti kaybolup gitti. Adalet gerçekten toplumlardan gelirse mücadele ile gelirse yerli yerine oturur. Devletler her zaman adaletsiz alanlardır. Bölgesel barış hareketleri yerine küresel bir barış hareketi kurmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Gazeteci Can Dündar ise Gezi’nin halklar için umut iktidar için korku olduğunu ifade ederek,

    “Gezi davasında yargılanlardan biriyim. Gezi davasında bizden şikayetçi olan dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan şimdi Erdoğan’dan şikayetçi duruma geldiler. Bir Sedat Peker örneği yaşıyoruz. Gezi bir yanıyla Erdoğan’ın içinde bir korku bizim içimizde bir umut olarak yaşamaya devam ediyor” dedi.

    TEMEL MESELEMİZ DEVLETLEDİR

    Bütün katliamların altından devletin çıktığına dikat çeken Dündar, “Bütün çatışmaların bütün kışkırtmaların bütün tehditlerin, katliamların, provakasyonların, suikastların altını kazdığınız da karşınıza devlet çıkıyor. Bizim temel meselemiz devletle. Adalet arayışımızın muhattabı devlet. Barış arayışımızın muhattabı devlet. Ve bu devlet gerçekten bölmek için adaletsizlik için ve toplumu ancak bölerek yönetebildiği için bu gücü kazandı ve böyle sürdürebileceğini düşünüyor” diye kaydetti.

    ‘MUHALEFETİN DURUMU İBRETLİKTİR’

    AKP iktidarının Rojava’ya yönelik savaş vaadinde bulunması ve muhalefetin ‘neden barışa dayalı bir mulalefetgeliştirmiyor’ yönündeki soruları yanıtlayan Dündar, şunları söyledi: “İktidar savaş ile ayakta kalabiliyor. Devletmekanizması şiddet ve silah zoruyla ayakta kalabilen bir baskı aletidir. Bugün bunu çok net AKP iktidarında görebiliyoruz. Ancak baskıyla savaşla sonuç alabilen iktidar da kalabilen ve ancak toplumu bölerek iktidarını sürdürebilen bir yapıdan bahsediyoruz. İşin korkunç yanı bununla muhalefeti debununla teslim alıyor. Çünkü bayrağı çekip silahla komşu ülkenin toprağına yürüdüğünüz zaman muhalefet buna alkış tutmaktan başka bir şey yapmıyor maalesef. Ve bu hepimiz için bu ibretlik bir şeydir. İktidar için de bu öğretici bir şey ve sık sık buna başvuruyor” diye kaydetti.

    Dündar, 2023 yılında AKP’nin gideceğini ve tekrar ülkeye döneceklerini söyleyerek, Ancak şunu unutmayalım; Onu yapacak olan 5’li çete 6’lı masa olmayacak. Onun temelleri şu anda hapishaneler de sürgünde atılıyor. Onun temellerini Figen Yüksekdağ, Canan Kaftancıoğlu ve Osman Kavala hapishane de atıyor. Bizler bir arada olarak atıyoruz” dedi.


     

  • Londra Cemevi’nde ‘Ben kolay ölmem’ sahnelendi

    Londra Cemevi’nde ‘Ben kolay ölmem’ sahnelendi

    Bu yıl ‘Barış ve Adalet’ şiarı ile düzenlenen Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında Londra Cemevi’nde Cemlerin gerçekleştiği salonda bu kez bir tiyatro oyunu sahnelendi.

    Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında Cemevi’nde Kürt hukukçu Ali Has’ın kaleme aldığı ve iki büyük şair Ahmed Arif ile Cemal Süreya’yı bir araya getiren ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun sahnelendi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği oyuna, Cemevi Eşbaşkanları Filiz Koç ve İbrahim Has, gazeteci-yazar Can Dündar, demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Oyun da, Cemal Süreya karakterini Göktay Tosun; Ahmed Arif’i ise Cüneyt Yalaz canlandırdı. Yönetmenliğini Nesimi Kaygusuz’un üstlendiği oyunun müziklerini, oyuna özel yaptıkları besteleriyle Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım ve Bajar Grubu’ndan Cansun Küçüktürk sahnede canlı performans olarak eşlik etti

    İki şairin yaşamları ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihteki kanlı süreçlerini izleyiciyle buluşturan oyun izleyici de duygusal bir etki bıraktı. Özellikle 1943 yılında Türk askerlerince 33 Kürt’ün kurşuna dizilerek katledilmesi ve  Dersim katliamının işlendiği replik ve şiirler sırasında izleyici gözyaşlarına hakim olamadı. Kardeş Türküler’den sanatçı Vedat Yıldırım’ın Kürtçe uzun havaları da izleyiciden tam not aldı.

    BEN KOLAY ÖLMEM

    Londra’da yaşayan Kürt hukukçu Ali Has tarafından kaleme alınan ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun her iki şairin de bir çok otobiyografik belge, anı, röportaj ve mektuplarına ulaşılarak yoğun bir araştırma sonucu ortaya çıkmış.

    Kürt ve Alevi halklarının iki önemli ferdi olan Ahmed Arif ve Cemal Süreyya’nın bir tren vagonunda buluşarak çıktıkları bir yolculuk ile başlıyor oyun, Bu yolculuk, bir yüzleşme olduğu kadar iki şairin yaşamlarında etki bırakan olaylara ve derin izlere yer veriyor. Her iki şairin kesişen hayatları, arkadaşlıkları ve mücadelelerinin anlatıldığı yolculukta Cemal Süreyya’nın bir Dersim sürgünü olarak şehirlilerin, Ahmed Arif’in ise dağların ovaların sokakların şairi olduğu vurgusu yapılıyor.

    HABER-FOTO: DİREN DİCLE

     

     

  • Britanya DGB: Karanlık gider Gezi kalır!

    Britanya DGB: Karanlık gider Gezi kalır!

    Britanya Demokratik Güç Birliği, Gezi direnişinin yıl dönümünde kitlesel bir açıklama yaparak, “Gezi’nin 9’uncu yılında adaletin buharlaşarak yok olduğu bir ülkeye dönüştü Türkiye. Ancak biz biliyoruz ki, karanlık gider, ‘Gezi’ kalır” dedi.

    Gezi direnişin yıl dönümü dolayısıyla Britanya Demokratik Güç Birliği’ne bağlı demokratik kitle örgütleri temsilci ve üyeleri Cemevi yerleşkesinde bir araya geldi. Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan eylem de, Gezi direnişinde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının bulunduğu pankart ve dövizler taşındı. Sık sık, “Karanlık gider Gezi kalır”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” şeklinde sloganların atıldığı eylem de, ortak açıklamayı SKB Temsilcisi Helin Peköz yaptı. Peköz,

    Taksim Gezi Parkı’nı tepeden inme bir kararla AVM yapılmasına karşı savunmak için biraraya gelen binlerce yurttaş, demokratik haklarını seslendiren milyonlara dönüştüğünü hatırlattı. Gezi’nin . demokrasi tarihinin en barışçıl, haklı ve onurlu direnişi olarak Türkiye’nin  dört bir yanına yayıldığını ifade eden Peköz, aradan geçen 9 yıl da Türkiye’de adaletin buharlaşarak yok olduğu bir ülkeye dönüştüğüne dikkat çekti.

    ‘GEZİ ONURLU BİR DİRENİŞTİR’

    Tek adam rejiminin ihtiyaçlarına göre karar veren mahkemelerin hukuksuz, tanıksız, kanıtsız, keyfi ve tutarsız kararlar aldığı bir rejim oluştuğunu söyleyen Peköz, Türkiye’nin demokrasinin, kuvvetler ayrılığının ve en temel anayasal hakların yok sayıldığı bir ülke olduğunu vurgulaadı. Peköz, gezi direnişi sırasında polis şiddeti ile hayatını kaybeden gençlerin katillerinin aklandığı ve  bu vahşete isyan edenlere ise hapis cezaları verildiğini hatırlatttı. Gezi direnişinin otoriter iktidarlar için kabul edilemez kılanın sömürü düzenine karşı bir ilham kaynağı oluşturması olduğunun altını çizen Peköz, “Onurlu direnişimizi suçmuş gibi gösterme çabalarının, evrensel tüm hukuk normlarını tersyüz ederek arkadaşlarımızı tutsak almalarının asıl sebebinin bu olduğunu çok iyi biliyoruz. En temel demokratik haklarımıza kesilen bu hukuksuz cezaları külliyen reddediyoruz ve hep birlikte karanlık gider gezi kalır diyoruz” diye kayretti. Eylem alkış ve sloganlar eşliğinde sona erdi.

     

     

  • Britanya 11’inci Alevi Festivali başladı

    Britanya 11’inci Alevi Festivali başladı

    Bu yıl ‘Barış ve Adalet’ şiarı ile düzenlenen Britanya 11’inci Alevi Festivali  yapılan bir açılış resepsiyonu ile başladı. Bir hafta sürecek olan festival de panel, cem ve dev konserler düzenlenecek.

    Avrupa’nın en büyük Alevi festivallerinden olan ve bu yıl 11’incisi düzenlenen Alevi Festivali, ‘Barış ve Adalet’ şiarıyla başladı. Bu yıl 29 Mayıs ile 5 Haziran tarihleri arasında düzenlenek olan festival dolayısıyla İngiltere Alevi Kültür Merkezi’nde (Cemevi) bir resepsiyon düzenlendi. Resepsiyona, milletvekilleri, belediye başkanları, demokratik kitle örgütü temsilcileri, Kürt siyasetçi Osman Baydemir, BAF ve Cemevi Eşbaşkanları ile çok sayıda davetli katıldı.

    Saygı duruşu ile başlayan resepsiyon da, demokrasi ve adalet dilekleri ile çıra yakıldı.

    BARIŞ VE ADALET İÇİN…

     BAF Eşbaşkanı Dilek İncedal yapmış olduğu konuşmada, “Yol bir sürek binbirdir. Farklı kültürlerin inançların, kimliklerin, dillerin bir arada eşit haklarla eşit koşullar da ve barış içinde adaletli bir düzende yaşama kültürünü inşa edeceğiz. Alevi inancı hiç kimsenin avcı olmadığı toplumsal barışı savunmuştur. Alevi inancı toplumsal barışı ve adaleti kurmayı tüm insanlığa öğütlemiştir. Biz bir başka dünya isteriz. Hep birlikte adalet ve barış için gelin canlar bir olalım!” dedi. BAF Eşbaşkanı  Müslüm Dalkılı ise  yaptığı konuşma da, “Bu festival de, şarkılarımzla türkülerimizle barış ve adaleti haykıracağız” dedi.

     BİZ VİCDANIZ…

    İAKM Eşbaşkanı Filiz Koç’ta, Alevileri devletin ‘makbul insan’ın da aranmaması gerektiğini söyleyerek, “Biz vicdandayız, akıldayız, insandayız. Biz haktayız hak bizde. Biz devlete icazet değiliz. Biz adaletliyiz barıştayız insandayız. Birlik ve dayanışma ruhu ile festivalimizi gerçekleştireceğiz” diya kaydetti.

    Kürt siyasetçi Osman Baydemir’inde bir konuşma yaptığı etkinlikte, deyişler söylenerek çeşitli etkinlikler düzenlendi.

     

    11. Britanya Alevi Festival Programı şöyle:

     30 Mayıs Pazartesi

    Saat 16.00

    “Alevilerin Sesi ve Medya Paneli “

     

    Saat 18.00

    “İnanç Paneli; Alevilikte Barış ve Adalet “

     

    31 Mayıs Salı

    Saat 16.00

    “Siyaset Paneli “

     

    Saat 19.30

    “Ben Kolay Ölmem” tiyatro oyunu

     

    1 Haziran Çarşamba

    Saat 18.00

    “Alevi Örgütlenmesi Paneli”

     

    2 Haziran Perşembe

    Saat 13.00

    Çocuklar için tiyatro oyunu

    ‘In Ancient Times of the World’

     

    Saat 18.00

    Cem Erkani

     

    Not: Yukarıdaki tüm etkinlikler Wood Green’de bulunan Cemevimizde düzenleniyor. Park Festivalimiz 3,4 ve 5 Haziran da Enfield’de bulunan Britanya Alevi Federasyonu yerleşkesinde olacak.

     

    Park Festivalimiz

     

    3 Haziran Cuma

    Saat 12.00 den 19.00’a

     

    Konser

    Oğuz Aksaç

    Barış Atay ve Mengene

    Canan Sağar ve İbrahim Kırılmaz

    Dursun Can Çakın ve öğrencileri

    Ali Sizer

    Levent Canen ve öğrencileri

    Erdal Yapıcı ve öğrencileri

    Murat Sezgin ve öğrencileri

    Göksunlular Derneği Kadınlar Korosu

     

    4 Haziran Cumartesi

    Konser

    Ferhat Tunç

    Pınar Aydınlar

    Makas

    Berivan Canpolat

    Derya Alibabaoğlu ve öğrencileri

    Mustafa Kılçık ve öğrencileri

     Halk oyunları

     5 Haziran Pazar

    Konser

    Manuş Baba

    Umuda Haykırış

    Metin Karataş

    Ayfer Düzdaş

    Suna Alan

    Gani Pekşen

    Nefes

    Umut Özkan

     

    Kurum adresleri;

    İAKM ve Cemevi

    19 Clarendon Road

    London N8 0DD

     

    Britanya Alevi Federasyonu

    Churchfield Recreation Ground

    Great Cambridge Road

    London N9 9LE’

  • Londra KHM 6’ıncı Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi

    Londra KHM 6’ıncı Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi

    Londra Kürt Halk Meclisi 6’ıncı Olağan Kongresi “İşgale karşı Kürdistan’ı savun şiarı ile gerçekleşti.

    Haringey KCC binasında gerçekleşen kongreye, Meclis üyeleri, demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan KHM Londra Eşbaşkanı Yalçın Tetwan, Türk devlet faşizminin Kürdistan’a yönelik işgal ve saldırılarının geliştiği bir dönemden geçtiklerini belirterek, kongrenin işgale karşı direniş anlamını taşıdığını ifade etti.

    Devrim şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongre de ilk olarak divan seçimi gerçekleşti. Ardından Kürt Halk Meclisi’nin Kongre Raporu Londra KHM Eşbaşkanı Sultan Kığı tarafından okundu.

    Raporda, siyasal süreç değerlendirmesinin yanı sıra  basın-yayın, örgütlenme, kadın meclisi, şehit aileleri, hak ve adalet ile dış ilişkiler komisyonlarının faaliyet raporlarına yer verildi. Kığı, Türk devleti ve KDP’nin ortaklığı ile Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarına karşı gerillanın olağanüstü bir fedakarlık ve adanmışlıkla mücadele yürüttüğünü kaydederek, “Gerillayla buluşan halkımızın direnişi ile TC ve Erdoğan diktatörlüğü ile KDP ihaneti yeniliyor yeniletecektir. Bizler de benliğimiz, yüreğimizi ve inancımızla gerilla direnişinin yanında olacağız” dedi.

    TOPYEKUN MÜCADELE ZAMANI

    Ardından kongreye katılan delegeler söz alarak yaptıkları değerlendirmeler de, Kürdistan işgalci TC ve KDP ihanetine karşı topyekun mücadele halinde olması gerektiği kaydedildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ile işgale karşı Kürdistan’ı savunmanın aynı paralellikte olduğunu ifade eden konuşmacılar, Öcalan’ın özgürlüğünün Ortadoğu halklarının özgürlüğü olduğu vurgulandı. Yapılan örgütsel tartışmalar da halk meclislerinin daha geniş kitlelere ulaşması gerektiği ifade edilirken, demokratik komünal sisteminin oluşmasında meclisin yetersizlikleri eleştiri konusu oldu.

    DEVRİMCİ BİR MİRAS İLE YÜRÜYORUZ

    Britanya Eş Başkanı Elif Sarıcan, Kürt özgürlük hareketinin enternasyonalist yönüne dikkat çekerek, “Biz devrimci mirasa bir bağlılık ile yürüyoruz. Kürt özgürlük hareketi kadınları ve gençlerin öncülüğünde faşizme ve kapitalist moderniteye karşı dünya özgürlüğünü herkese hatırlattı. Bu gücü hafife almamak gerekir. Düşman hareketimizin her hücresine saldırıyor. Her despot her faşistin yenilgisi bu işgalci faşist rejim yenilecektir.” dedi. Britanya savaştan yana tutumunun tek nedeninin ‘kar’ olduğunu söyleyerek, “Kaygılarımızı bir kenara atacak bir süreç varsa o da bu dönemdir. Biz beraber yürüdüğümüz de özgürlük bizim olur” dedi.

    Kongre de meclis ve mali raporların aklanmasının ardından seçimlere gidildi. Yapılan seçimler de Kürt Halk Meclisi’nin yeni eş başkanları Baran Pazarcık ve Türkan Budak oldu. Yeni dönem halk meclisi 67 kişiden oluşurken, örgütleme, basın-yayın, kültür-sanat, sosyal, hak ve adalet, ve şehit aileleri gibi komisyonları önümüzdeki günler de oluşturulacak.

     

     

     

  • Londra’da ‘Kaypakkaya’ anması

    Londra’da ‘Kaypakkaya’ anması

    Komünist önder İbrahim Kaypakkaya, katledilişinin 49. yılında, Londra’da yapılan yürüyüşle anıldı.

    Partizan ve Sınıf teorisi tarafından düzenlenen yürüyüş, slogan ve marşlarla başladı. Yürüyüş esnasında ‘Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’ sloganları atıldı.

    Bitiş alanına gelindiğinde İbrahim Kaypakkaya şahsında tüm Mayıs ayı şehitler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    Saygı duruşunun ardından Partizan ve Sınıf teorisi tarafından hazırlanan ortak açıklama okundu ve yürüyüş sonlandırıldı.

    Ayrıca, 22 Mayıs 2022 tarihinde yine iki kurum tarafından yapılacak panele çağrı yapıldı