Category: Türkiye

  • Kavala hakkında hazırlanan yeni iddianamenin detayları belli oldu

    Kavala hakkında hazırlanan yeni iddianamenin detayları belli oldu

    Beraat edildikten sonra tekrar tutuklanan iş insanı Osman Kavala hakkında hazırlanan yeni iddianamenin detayları ortaya çıktı. Kavala için 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıl hapis cezası isteniyor.

    Gezi Parkı eylemleriyle ilgili davada tutuklu olarak yargılanan hakkında, 18 Şubat’ta beraat ve tahliye kararı verildikten sonra 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili soruşturma gerekçe gösterilerek “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tekrar tutuklanan iş insanı Osman Kavala hakkında hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıktı.  Kavala ve akademisyen Ortadoğu uzmanı Henri Jak Barkey şüpheli sıfatıyla iddianamede yer aldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz tarafından hazırlanan 64 sayfalık iddianamede, “Kavala’nın Barkey’in Türkiye’deki casusluk eylemlerine yardım ettiği ve birlikte faaliyet yürüttükleri” ileri sürüldü.

    Kavala ve Barkey’in TCK 309. maddesi kapsamındaki “cebir, şiddet kullanarak anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” ve TCK 328. maddesindeki “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme suçları”ndan cezalandırılması istendi.

     

    KAVALA’NIN DARBE GİRİŞİMİNE UYUMLU OLDUĞU İDDİA EDİLDİ

    İddianamede, Kavala’nın beraat ettiği Gezi Parkı eylemleriyle ilgili davadaki suçların tekrarlandığı iddianamede, Gezi Eylemlerinin devamının 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu ileri sürüldü. İddianamede, “Şüpheli Henri Jak Barkey hakkında yeterli bilgi ve bulgulara ulaşılamamış ise de, tanzim edilen bu iddianamenin ilerleyen bölümlerinde görüleceği üzere, şüpheli Barkey’in Gezi kalkışması sürecindeki tespit edilebilen eylem ve faaliyetlerinin normalin ötesinde dikkat çekici olduğu gibi Gezi kalkışmasının yasal meşru hükümet tarafından alınan önlemlerle durdurulması sonrasında 15 Temmuz darbe girişimine kadar devam eden süreçte şüpheli Mehmet Osman Kavala ile aynı amaca yönelik olarak birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür” denildi.

     

    DEMOKRATİK ÖZGÜRLÜKLERİ GELİŞTİRME…

    İddianamede Barkey’in “FETÖ ve PKK üzerinde etki kurabilecek güçte olduğu” iddia edildi.  Kavala hakkında ise; “…sözde demokratik özgürlükleri geliştirip toplumsal tabana yayma söylemi ile yapmış olduğu eylem ve işlemlerden oluşan faaliyetlerin asıl amacının demokratik meşru hükümeti işlevsiz hale getirmek, toplum içinde ayrımcılığı körüklemek, vatandaşlarımızın devlet ve millete olan birlik ve beraberliğini ülke menfaatlerimiz aleyhine, yabancı devletler ve istihbarat örgütlerinin lehine zayıflatarak zarar vermek olduğu tespit edilmiştir” iddialarında bulunuldu.

    “George Soros’un Türkiye’deki en önemli uzantısının Kavala olduğu” ileri sürülen iddianamede, “Kavala’nın ayrıştırıcı faaliyetlerinde Kürt kökenli ve Ermeni kökenli vatandaşlarımızı hedef aldığı anlaşılmıştır” ifadelerine bulunuldu.

    İddianamede, 15 Temmuz darbe girişiminin habercisi olarak değerlendirilen “Gülen Bebek” reklam filminin yayılmasından kısa bir süre sonra, Fetullah Gülen’in sıkı ilişki içinde olduğu ileri sürülen İshak Alaton, Soros ve Kavala’nın 6 Kasım 2015 tarihinde birlikte toplantıya katılması “dikkat çekici” diye değerlendirildi.

     

    GÖRÜŞMELER SUÇ SAYILDI

    İddianamenin devamında öne çıkan hususlar şu şekilde:

    “Şüphelilerin darbe girişimi öncesinde bu girişimi FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına sevk ve idare eden örgütün mahrem sorumluları ile birbirine paralel bir kısım irtibatlarda bulunarak darbe girişimine hazırlık hareketlerinde, bulundukları, temas ve doğrudan ilişki içerisinde bulundukları ve darbe girişiminin başarılı olması akabinde oluşturulacak yeni yönetim içerisinde legal veya illegal bir kısım görevler alması muhtemel olan kişi ve gruplarla bu yönde koordinasyon maksadıyla girişimlerde bulundukları, bu kapsamda yurt içi ve yurt dışı seyahatlerde yoğun şekilde bulundukları, örgütün mahrem sorumlularında olduğu üzere birbirlerini takip eder şekilde seyahat ve görüşmeler gerçekleştirdikleri, olağan olmayan yoğunlukta gerçekleşen izah olunan biçimdeki irtibatlarının darbe girişiminin hazırlığı kapsamında olduğu tespit edilmiştir.”

     

    ‘BARKEY, SÜRECİ ADALAR’DAN YÖNETTİ’

    “Yine şüphelilerden Henri Jak Barkey’in darbe girişiminin gerçekleştirilmeye teşebbüs edildiği gün ülkemize geldiği, bu kapsamda da faaliyetini gizlemek maksadıyla bir oturum tertip ettiği, iddianamenin önceki kısımlarında da açıklandığı üzere, bu oturumun tarihinin makul olmayan bahanelerle ertelenerek darbe girişimi gününe kadar ötelendiği, darbe girişimi günü de ilimiz Adalar ilçesinde darbe girişimi nedeniyle yaşanabilecek ve yaşanan saldırı olaylarına nispeten güvenli bir mesafeden bu yöndeki girişimin takip edilerek süreci yönlendirdiği anlaşılmıştır.”

    “Dosya kapsamında tanık sıfatıyla beyanı alınanların ifadelerinde de belirtildiği üzere, Henri Jak Barkey’in kendisiyle birlikte kalan oturum katılımcısı diğer şahıslardan farklı biçimde gece boyunca darbe girişimine dair gelişmeleri yakından takip ederek gergin bir karakter yapısı ile sürece dair yönlendirme olarak kabul edilebilecek irtibatlarda bulunduğu, kendisiyle irtibatlı olan yabancı kişi ve kurumların Türkiye Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı’nın seyahat bilgilerini sosyal medya üzerinden paylaşmasının da bu kapsamda olduğu tespit edilmiştir.”

     

    ‘DARBE GİRİŞİMİNDE AKTİF GÖREVDE BULUNULDUKLARI İDDİA EDİLDİ’

    “Bu faaliyetleri kapsamında şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilmeye teşebbüs edilen darbe girişiminin yabancı devletler lehine koordinasyon ve sürdürülmesinde aktif görevlerde bulundukları, eylemlerin takibini yerinde gerçekleştirdikleri, lüzum olduğu halde kurmuş oldukları koordinasyon ve temaslar ile sürece müdahalede de bulundukları aşikârdır.”

     

    ‘DARBE GİRİŞİMİNİ YÖNETENLERLE İRTİBAT KURDU’

    “Şüpheli Henri Jak Barkey’in yukarıda izah olunan biçimde casusluk eylemleri kapsamında yerel işbirlikçisi ve ülkemizdeki faaliyetlerinde iştirak halinde birlikte hareket ettiği şüpheli Mehmet Osman Kavala’nın da darbe girişimi öncesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına darbe girişimini sevk ve idare eden örgütün mahrem sorumluları ile birbirine paralel bir kısım irtibatlarda bulunarak darbe girişimine hazırlık hareketlerinde bulunduğu, bu kapsamdaki eylemlere katıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda faaliyetleri ile şüphelilerin ayrıca atılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırma veya bu düzen yerine başka bir düzen getirme veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engelleme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırma veya görevlerini yapmasını tamamen engelleme suçlarını da işledikleri tespit edilmiştir.”

    Osman Kavala hakkında hazırlanan bu iddianamede, Kavala için 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıl hapis cezası isteniyor.

  • Kars Belediye Eşbaşkanı Alaca tutuklandı

    Kars Belediye Eşbaşkanı Alaca tutuklandı

    Yerine kayyım atanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Şevin Alaca ile HDP İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı’nın da aralarında olduğu 4 kişi tutuklandı.

    Kars’ta 1 Ekim’den bu yana gözaltında bulunan aralarında Kars Belediyesi Eşbaşkanı Şevin Alaca’nın da olduğu 5 kişinin getirildikleri Kars Adliyesi’ndeki savcılık sorguları tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından Muazzez Çağrıtekinci serbest bırakılırken, Şevin Alaca ile HDP Kars İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı, Mustafa Yardımcıer ve Şengül Erkmen tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    Mahkeme, Şevin Alaca, HDP Kars İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı, Mustafa Yardımcıer ve Şengül Erkmen hakkında tutuklama kararı verdi.

    Son tutuklamalarla birlikte kentte yapılan operasyonda gözaltına alınan 21 kişiden 16 kişi tutuklanmış oldu.

  • ESP ve SGDF’ye operasyon: Çok sayıda gözaltı

    ESP ve SGDF’ye operasyon: Çok sayıda gözaltı

    HABER MERKEZİ – İstanbul’da ESP ve SGDF’ye yönelik başlatılan soruşturma kapsamında aralarında ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ve SGDF Eşbaşkanı Alev Özkiraz’ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

     

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’na (SGDF) yönelik başlatılan soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin evine baskın düzenlendi.

     

    Baskınlarda, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, ESP üyeleri Hüseyin İldan, Çınar Altan, Ömer Sinan, Hıdır Yılmaz, Emrah Topaloğlu, Zeynep Gerçek, İbrahim Gerçek, SGDF Eşbaşkanı Alev Özkiraz, SGDF üyeleri Ela Deniz Albayrak, Özge Doğan, Nazlı Yöyler, Yaren Tuncer, ETHA muhabiri Pınar Gayıp, HDP PM üyesi Helin Yılmaz gözaltına alındı.

     

    Gözaltına alınanlar Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

  • AB İlerleme Raporu: Türkiye’nin üyelik şansı buharlaştı

    AB İlerleme Raporu: Türkiye’nin üyelik şansı buharlaştı

    HABER MERKEZİ – AB’ye üyelik başvurusunda bulunan ülkelerle katılım müzakerelerinde kaydedilen ilerlemeye dair rapor açıklandı. Raporda, Türkiye’nin üyelik şansının buharlaştığı belirtildi.

    Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik başvurusunda bulunan ülkelerle katılım müzakerelerinde kaydedilen ilerlemeye dair yıllık ilerleme raporları açıklandı.

    Reuters ajansının aktardığına göre raporda, “Türkiye hükümetinin ekonominin altını oyduğu, demokrasiyi erozyona uğrattığı, bağımsız mahkemeleri yok ettiği” eleştirileri yer aldı. Raporda, “Türkiye’de ifade özgürlüğü, cezaevlerindeki durum ve ekonomi açısından kötüleşen koşullardan aşırı derecede merkezi hale getirilmiş cumhurbaşkanlığı yetkileri” sorumlu tutuldu.

     

    ‘ENDİŞELERİMİZ İNANDIRICI BİR BİÇİMDE ELE ALINMADI’

    Komisyon raporunda, “AB’nin hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı alanındaki devam eden olumsuz gelişmelere ilişkin ciddi endişeleri Türkiye tarafından inandırıcı bir biçimde ele alınmadı” ifadelerini kullandı.

    “2016’daki darbe girişiminden bu yana Türkiye’de gözlemlenen gerileme devam etti” denilen raporda “Türkiye’nin üyelik müzakereleri fiilen durma noktasına geldi” diye kaydedildi.

    Raporda, Doğu Akdeniz’deki krize ilişkin de “Uluslararası hukuku ihlal eden yeni tek taraflı eylemler veya provokasyonlar yaşanırsa, AB elindeki tüm araçları ve seçenekleri kullanacaktır” denildi.

     

    Akademi Accountancy

  • ‘Helikopterden atılan iki yurttaş haberinin rövanşı alınıyor’

    ‘Helikopterden atılan iki yurttaş haberinin rövanşı alınıyor’

    Van’da gazetecilerin gözaltı alınmasını helikopterden atılan iki köylünün haberinden kaynaklandığına dikkati çeken siyasi parti temsilcileri, “İktidarın faşist yüzünün teşhir edilmesinin rövanşını almaya çalışıyorlar” dedi.

    Ajansımızın Van bürosuna yönelik bu sabah gerçekleyen operasyonda muhabirlerimiz Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile birlikte Jinnews muhabiri Şehriban Abi, gazeteci Nazan Sala ve eski gazete dağıtımcısı Şükran Erdem’in gözaltına alınmasına yönelik tepkiler sürüyor.

    Gözaltına alınan gazeteci Cemil Uğur, Van’ın Çatak ilçe kırsalında operasyona çıkan askerlerin gözaltına aldığı Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atıldıklarını hastane raporuyla belgelemişti. Yine, Şiban’ın gördüğü işkence ve tanıkların ifadeleri başta olmak üzerine olaya dair çok sayıda bilgiyi kamuoyunun gündemine getirmişti.

    Duruma tepki gösteren siyasi parti temsilcileri ise yapılanların halka gerçekleri ulaştıran gazeteciliğe bir saldırı olduğunu söyledi.

     ‘MA HER KESİMİN AJANSIDIR’

    Birleşik Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Burcugül Çubuk, AKP-MHP iktidarının Kürt düşmanlığı konusunda ortaklaştığını hatırlattı. Kürt halkının çok ağır bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Çubuk, bunun haberleştiren Mezopotamya Ajansı’nın da düşman olarak görüldüğünü ifade etti. Özgür basın geleneğinin bu tür saldırılarla sürekli karşılaştığını anımsatan Çubuk, “Musa Orhan haberini ortaya çıkaran, halklara saldırılarda halkın lehine habercilik yapan, gerçeği ortaya çıkaran özgür basın geleneği tasfiye edilmeye çalışılıyor. Bir yandan bunu yaparken bir yandan da siyasi partiler üzerinde baskılar kuruluyor, HDP’liler tutuklanıyor. Bu saldırıları bir bütün olarak görmek gerekiyor” dedi.

    MA’nın ortaya koyduğu bilgilere sahip çıktığını ifade eden Çubuk, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu saldırının bir karşılığı olarak özgür basının daha direngen bir şekilde var olması olacak. MA sadece belli bir kesimin değil tüm Türkiye halklarının, emekçilerin, kadınların ajansı. Bu da haliyle ajansı sahiplenebilecek çok geniş bir halk kitlesi ortaya çıkarıyor.”

    ‘RÖVANŞ ALMAK İSTİYORLAR’

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Başkanı Şahin Tümüklü de iktidarın kendi rejim krizini bu saldırılar üzerinden örtmek istediğini aktardı. “Egemenler bütün faşist saldırılarının üstünü örtmek için ezilenlerin örgütlülüğünü ve bu örgütlülüğün sesini insanlara götüren ajansları, gazeteleri yasaklamaya ve engellemeye çalışıyorlar” diyen Tümüklü, “Özellikle helikopterden iki yurttaşın atılması haberinin yapılmasından sonra faşist yüzlerinin teşhir edilmesinin rövanşını almaya çalışıyorlar. 90’lı yıllarda da benzer uygulamalar sürdürüyorlardı. Sonuçta MA bir görevi yerine getiriyor. Gerçeklerin üzerini örtemeyecekler bunu bilmek lazım. Bu korku, sindirme, tasfiye saldırıları ile de mesajlarını terse çevirmek lazım” diye belirtti.

    ‘ÇIKIŞ ANTİFAŞİST MÜCADELEDE’

    Bu saldırganlığa karşı geniş bir mücadele hattının örülmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Tümüklü, “MA’ya yapılan saldırı bu faşist politikaların hem üzerini örtmek hem de buna benzer eylemlerinin devam edeceğinin göstergesi. Ama çıkış yolu da var. Çıkış yolu antifaşist mücadeleyi ve sömürgeci siyaset tarzının karşısında birleşmek ve mücadele etmekten geçiyor. Bu anlamıyla MA’nın yanında yer almak mücadelenin büyümesi açısından da şart” dedi.

    ‘SUSKUNLUK YARATMAK İSTİYORLAR’

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce ise iktidarın topluma gereceğin ulaşmasını istemediğini söyledi. AKP-MHP bloğunun siyasal ve ideolojik hegemonyasını yitirdiğini vurgulayan Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir siyasal iktidar halkın sorunlarından kopmuşsa, deyim yerinde ise halkın sırtında asalak bir ur olmuşsa, kendi iktidarını sürdürülebilmek için her yolu reva görüyorsa, o ülkede vahşet, hukuksuzluk, işkence vaka-ı adliyeden bir olay haline gelir. Suskun, biat etmiş bir toplum yaratmak istiyorlar. İnsanlara köpekli işkence yapılsın, kimse umursamasın, sussun! İnsanlar helikopterden atılsın, kimse umursamasın, sussun! Gazetecilerin gözaltına alınmış olmasının nedeni budur.”

    İktidarın bu kadar baskı uygulamasına karşın dikensiz bir gül bahçesine sahip olamayacağını ifade eden Yüce,  şöyle dedi: “Yeter ki muhalefet doğru bir stratejiyle ilerleyişini sürdürsün. Muhalefetin her bir öbeği kendi yol ve yöntemince AKP-MHP İktidar Bloku’na karşı mücadelesini sürdürsün.”

  • Kayyım atandığı belediyenin önünde namaz kıldı

    Kayyım atandığı belediyenin önünde namaz kıldı

    Kars Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Vali Türker Öksüz, ilk iş olarak belediye önünde Cuma namazı kılarak, dua etti.

    İçişleri Bakanlığı tarafından, 2014 Kobanê eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen’in yerine kayyım olarak atanan Kars Valisi Türker Öksüz, belediye binasına koruma ordusuyla giriş yaptı. Belediyeye giden tüm giriş ve çıkışlar kapatılırken, kayyım Öksüz ilk iş olarak belediye önünde Cuma namazı kılarak, dua etti.

  • Kobanê soruşturması: 17 HDP’li tutuklandı

    Kobanê soruşturması: 17 HDP’li tutuklandı

    “Kobanê soruşturması” kapsamında 8 gündür gözaltına tutulan 17 HDP’li tutuklandı. Tutuklamaya “kaçma şüphesi” gerekçe gösterildi.HDP’liler adliye önünde tutuklamaya “Dün yılmadık, bugün de yılmayacağız” diyerek tepki gösterdi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Kobanê soruşturması” kapsamında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve eski milletvekillerine yönelik yapılan operasyonda 25 Eylül’de gözaltına alınan 20 siyasetçiden 17’si tutuklandı.

     

    17 TUTUKLAMA

    Tutuklanan isimler şöyle: “HDP Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, HDP MYK üyesi Alp Altınörs, HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Nazmi Gür, eski milletvekili Ayla Akat Aka, BDP eski Eş Genel Başkanı ve milletvekili Emine Ayna, HDP eski MYK üyeleri Bircan Yorulmaz, , Berfin Özgü Köse, Dilek Yağlı, Can Memiş, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Pervin Oduncu, İsmail Şengün ve Cihan Erdal, HDP eski Genel Saymanı Zeki Çelik, HDP RTÜK üyesi Ali Ürküt ve eski milletvekili Prof. Dr. Emine Beyza Üstün.”

    İmralı Heyeti Üyesi ve HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP eski MYK üyesi Gülfer Akkaya ve HDP eski Milletvekili Altan Tan, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

     

    AVUKATLAR SALONA ALINMADI

    Mahkeme başkanı, duruşma salonuna avukatları çağırmadan kararı okudu. Avukatlar ve adliyede bulunan milletvekilleri, bu duruma “savunma susmayacak”, “HDP susmadı susmayacak” sloganı atarak tepki gösterdi.

     

    SKANDAL KAÇMA GEREKÇESİ

    Avukatların alınmadığı salonda siyasetçilerin yüzüne okunan kararda, tutuklamaya “kaçma şüphesi” gerekçe gösterildi. Kararda, “Atılı suçlar için kanunda ön görülen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında, hayatın olağan akışı içinde kaçma şüphesi oluştuğu” ve “Şüphelilerin salıverilmesi halinde dosya kapsamında ifadelerine başvuruların tarafların beyanlarına etki edebilmesi ihtimalinin varlığı” gerekçe gösterildi.

    Kararda tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu da ileri sürüldü.

     

    AVUKAT VE VEKİLLERE ŞİDDET

    Kararın açıklanmasının ardından avukatlar müvekkillerine ihtiyacı olan eşyalarını ulaştırmak istedi. Ancak adliye koridorunda barikat kuran polisler, avukatlara fiziki müdahalede bulundu. Bunun üzerine milletvekilleri de polis barikatını aşarak, tutuklanan siyasetçilere ulaşmak istedi. Polis avukatlara ve milletvekillerine fiziki şiddet uyguladı.

     

    ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Kararın ardından HDP milletvekilleri, Ankara Adliyesi C Kapısı önünde açıklama yaptı. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Arkadaşlarımıza bayat yemek verildi. Arkadaşlarımıza eşyalarını dahi vermemize müsaade edilmedi. İşte AKP-MHP’nin kurduğu tek adam rejiminin sivil görünümlü polis eliyle darbesini bir kez daha yaşadık. Bizler dün de yılmadık, bugün de yılmayacağız. İster Meclis’te ister belediyelerimize ister halk örgütlülüklerimize müdahale etsinler, biz taviz vermeyeceğiz. HDP kazanacak, demokrasi güçleri kazanacak. AKP-MHP iktidarı tarihin çöplüğüne gömülecektir.”

    Açıklamanın ardından polis milletvekillerinin de aralarında bulunduğu gruba müdahale etti. Milletvekilleri ve polis arasında yaşanan gerginlik sonrası, grup “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla adliye önünden ayrıldı.