Category: Türkiye

  • Türkiye’ye sığınmak isteyen radikal İslamcıya Göç Müdürlüğü’nden jet kabul

    Türkiye’ye sığınmak isteyen radikal İslamcıya Göç Müdürlüğü’nden jet kabul

    Fransa’da radikal İslamcı hareketle ilişkileri nedeniyle kapatılan Barakacity isimli derneğin başkanı İdriss Sihamedi, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla Türkiye’den sığınma talep etti. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Sihamedi’nin paylaşımına yorum yaparak, işlemlerin yapılması için bilgilerini talep etti.

     

    Fransa’nın başkenti Paris’te Samuel Paty adlı öğretmenin radikal İslamcı eğilimleri olan bir Çeçen tarafından başı kesilerek öldürülmesi üzerine ülkede başlatılan operasyonlarda kimi derneklerin faaliyetlerine son verilmişti. Bu derneklerden Barakacity de Çarşamba günü Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.

     

    İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, dernekle ilgili yaptığı açıklamada, “Barakacity, nefreti körükledi, radikal İslamcı hareketle ilişkileri sürdürdü, terör eylemlerini meşrulaştırmaktan zevk aldı” dedi.

     

    ‘Fransa’da güvende değilim’

    Kapatılma kararının ardından 14 Ekim’de gözaltına alınıp serbest bırakılan Barakacity Derneği Başkanı İdriss Sihamedi, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’den sığınma talebinden bulundu. Sihamedi, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

    “Fransa’da, 26 ülkede 2 milyon yoksul insan için faaliyet gösteren insani yardım ve insan hakları örgütü Barakacity’yi Fransa devleti feshetme kararı aldı. Dosyalarında 3 yıllık bir soruşturmanın ardından herhangi bir gerçek suçlama olmamasına rağmen. Bu yüzden sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan Fransa’da güvende olmadığım için kendim ve ekibim adına siyasi sığınma talebinde bulunmak istiyorum.”

     

    Göç İdaresi’nden jet yanıt

    Sihamedi’nin tweet‘inin altına yorum yapan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, işlem yapılabilmesi için kimi bilgileri istedi.

    Fransızca verilen yanıtta, başvurunun değerlendirilmesi için kendisinin ve arkadaşlarının isim, soy isim, kimlik bilgisi ve pasaport numaraları ile iltica başvuru dilekçesinin iletilmesi istendi.

    Müdürlükten yapılan ikinci yanıtta da bilgilerin iletilmesinin ardından İstanbul Havalimanı’ndaki görevlilerin haberdar edileceğine yer verildi.

  • Tutuklu gazeteci tahliye edilecekken hücreye atıldı

    Tutuklu gazeteci tahliye edilecekken hücreye atıldı

    Yaklaşık 12 yıldır tutuklu olan gazeteci Aslıhan Gençay’ın, tahliye edilmek üzere sevk edildiği Sivas Yarı Açık Cezaevi’nde çıplak arama ve kötü muameleye maruz bırakıldığı ileri sürüldü. Gençay’a 3 günlük hücre cezası verildi.

    Kayseri Cezaevi’nden Sivas Yarı Açık Cezaevi’ne sevk edilen gazeteci Aslıhan Gençay’ın, çıplak aramaya ve kötü muameleye maruz bırakıldığı ileri sürüldü.

    Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, 1992 yılında tutuklanan Gençay, “Hayata Dönüş” adı altında 19 Aralık 2000’de yapılan cezaevleri operasyonlarından yaralı kurtuldu ve Wernicke Korsakoff hastalığı nedeniyle daha sonra tahliye edildi.

    Tahliye edilmiş olduğu davasından 2016 yılında yeniden tutuklanıp Sincan ve Tarsus cezaevlerinde yatan Gençay, son olarak Kayseri Cezaevi’ne gönderildi.

    21 Ekim 2020’de Kayseri Cezaevi tarafından iyi hal raporu ile kalan son yılını denetimli serbestlikle sonlandıracak ve özgürlüğüne kavuşacak olan Gençay, Sivas Yarı Açık Cezaevi’nde yaşadıklarını Avukat Tugay Bek aracılığı ile anlattı.

    Buna göre kapalı bir cezaevinden başka bir cezaevine nakledilen ve yalnızca giriş çıkış işlemleri ile serbest olması gereken Aslıhan Gençay, 22 Ekim Perşembe gecesi görevli memurların önce kötü muamelesine ve ardından “çıplak arama” dayatmasına maruz kaldığını iddia etti.

     

    ‘Yasal prosedür’ bahanesi

    Bek, cezaevi yönetiminin Gençay’a “Bu yasal prosedür, herkese bu arama yapılıyor; uyuşturucu taşıyıp taşımadığınızı bilemeyiz” dediğini belirtti.

    Gençay’ın cezaevi müdürü ile görüşmesine de izin verilmediğini söyleyen Bek, “çıplak arama” ile ilgili Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazma isteğinin ise “Adalet bakanı da, devlet de biziz” sözleriyle geri çevrildiğini kaydetti.

     

    Gençay’a soruşturma açıldığını da belirten Bek, şunları aktardı:

    Üstüne 3 gün hücre cezası verildi. Gençay, Sivas Cezaevi’nin ikinci müdürünün kendisine ‘çıplak arama’ yaptırmadığına dair ‘Ben de, orasını burasını göstermiyor, bekardır dedim kendi kendime’ dediğini belirtmiştir. Gençay’ın ifadesinde ayrıca cezaevinde maske, temizlik, sıcak su sorunlarının da yaşandığı dile getiriliyor.

  • Polis: Leyla Güven’i teşhis et savcı yardımcı olur

    Polis: Leyla Güven’i teşhis et savcı yardımcı olur

    DTK Eşbaşkanı Leyla Güven aleyhine ifade veren açık tanık Evindar Oruç, “Bana, ‘Sen bu Leyla Güven’i teşhis et, savcı sana yardım eder. Her türlü kolaylığı gösterir’ dediler. Bunun üzerine yardım edilsin diye teşhis tutanağını imzaladım” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven hakkında “örgüt yöneticiliği” iddiasıyla açılan davanın 12’nci duruşması Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Güven’in katılmadığı duruşmada, avukatları hazır bulundu. Güven aleyhine açık tanıklık yapan Evindar Oruç ise, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

     

    ‘İFADEDEN KURTULMAK İSTEDİM’

    Oruç, Leyla Güven’i milletvekili olarak tanıdığını, özel olarak tanımadığını, PKK ile bağlantısının olup olmadığını bilmediğini ve kendisi ile teması olmadığını söyledi. Suriye’de yaralandığını söyleyen Oruç, devamında şunları kaydetti: “Suriye’de yaralandım sonrasında Türkiye’ye geldim. Leyla isimli bir kadın beni tedaviye götürdü, oda bu Leyla değildir. Ağır yaralanmıştım. İki üç aya yakın yatalaktım. Beni İstanbul’a götürdüler. Benim ifadem alındı ve ifadem 10 saat sürdü. Artık ifadeden kurtulmak istiyordum. Benzerlik olduğunu ve beni getiren Leyla’nın 40-45 yaş aralarında olduğunu söyledim. Sonra ifade devam ederken kolluk güçleri savcının bana yardım edeceğini söyledi. Bana, ‘Sen bu Leyla Güven’i teşhis et, savcı sana yardım eder. Her türlü kolaylığı gösterir’ dediler. Bunun üzerine ben de yardım edilsin diye teşhis tutanağını imzaladım. Net olarak söylüyorum ki beni İstanbul’a götüren Leyla ile Leyla Güven aynı kişi değildir.”

     

     ADLİ KONTROLÜNÜN DEVAMINI TALEP ETTİ

    Duruşma savcısı, gelen belgelere ve alınan tanık beyanlarına bir diyeceklerinin olmadığını, sanık hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamını, varsa tevsii tahkikat yoksa esas hakkındaki mütalaayı hazırlamak üzere dosyanın tarafların tevdiine karar verilmesi talebinde bulundu.

     

    ‘ADLİ KONTROL TEDBİRLERİ KALDIRILSIN’ 

    Leyla Güven’in avukatları ise, aleyhe olan hususları kabul etmediklerini ve Güven’in kardeşinin kolon kanseri olduğundan devam eden adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

    Mahkeme heyetinin verdiği kısa aranın ardından, Leyla Güven’in muhakeme işlemlerinde hazır bulunmasını sağlamak amacıyla adli kontrol tedbirinin devamına, aksi yöndeki itirazın reddine, varsa tevsii tahkikat yoksa esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın iddia makamına tevdiine karar verdi. Mahkeme heyeti duruşmayı 18 Kasım’a erteledi.

     

    MA

     

  • ‘Kobanê soruşturması’nda yeni gözaltılar

    ‘Kobanê soruşturması’nda yeni gözaltılar

    BDP eski Milletvekili İbrahim Binici ve HDP PM üyesi Mesut Bağcık “Kobanê soruşturması” kapsamında gözaltına alındı.

     

    Ankara’da bu sabah yapılan ev baskınlarında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) eski Milletvekili İbrahim Binici gözaltına alındı. Binici’nin evinde yapılan aramada, daha önce polisler tarafından el konulan ve sonrasında tutanakla aileye teslim edilen kitap ve materyallere bir kez daha el konuldu. Binici hakkında 24 saat avukat kısıtlılığı getirildi.

     

    PM ÜYESİ BAĞCIK GÖZALTINA ALINDI

    Öte yandan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Mesut Bağcık, sabah saatlerinde Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesindeki evinde gözaltına alındı. Yapılan aramanın ardından Bağcık, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı “Kobanê soruşturması”  kapsamında gözaltına alındığı öğrenilen Bağcık, emniyetteki işlemlerinin ardından uçakla Ankara’ya götürüldü.

     

    EMNİYETİ’EN AÇIKLAMA

    Gözaltılaa ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Kobanê soruşturması” kapsamında 8 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 3 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama şöyle: “Haklarında PKK/KCK terör örgütü içerisinde sözde komiteler içerisinde örgütsel görev yaptıkları bilgilerine ulaşılan 8 şahsa yönelik gerçekleştirilen operasyonda 3 şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor” denildi.

    Soruşturma kapsamında Ankara, Adıyaman, Diyarbakır ve Batman’da ev baskınları yapıldığı öğrenildi.

  • HDP Diyarbakır il binası önünde bekleyen aileleri Meclis’e davet etti

    HDP Diyarbakır il binası önünde bekleyen aileleri Meclis’e davet etti

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Diyarbakır’da partisinin binası önünde bekleyen aileleri sorunların çözümü için bekletilenleri Meclis’e davet etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Örgütü binası önünde çocuklarının dağa gönderildiğini iddia ederek bekleyen aileler, her gün polis eşliğinde gidip geliyor.

    Grup içerisinde yer alan bazı kişilerin, parti binasına giren siyasetçilere, zaman zaman basın mensuplarına sözlü ve fiziki saldırıda bulduğu öne sürülüyor.

    İl binası önünde onlarca polis de olmasına rağmen söz konusu saldırılara herhangi bir müdahalede bulunulmadığı  ve saldırganlar hakkında herhangi bir işlem de yapılmadığı iddialar arasında.

    Mezopotamya’dan  Ergin Çağlar – Fahrettin Kılıç’ın haberine göre, aksine saldırıya maruz kalan partililer, soruşturmalara maruz kaldı ve birçok kişi yapılan şikayetler nedeniyle gözaltına alındı.

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da parti binasına yapılan baskın sırasında grubun bir kez daha partililere sözlü hakaretlerinin ardından 23 Ekim’de bekleyen grubu dinlemek istedi. Beştaş, yaptığı görüşmeyi ve polisin engellemelerini Mezopotamya Ajansı’na anlattı.

    Beştaş, ailelerle temaslarının polis tarafından sürekli engellendiğini ve hedef gösterildiklerini savunarak, “Sadece yandaş medya birkaç kare çekebilsin, HDP’ye birkaç hakaret, HDP’yi suçlayacak bir malzeme çıksın diye uğraşılıyor. Buradan bir şey çıkmaz” dedi.

     

    ‘İKTİDAR HEDEF GÖSTERİYOR’

    İl binası önünde bekletilenlerin iktidar tarafından konumlandırıldığını ve HDP’yi kriminalize etmek için ortaya konulan bir tür “psikolojik savaş” olduğunu dile getiren Beştaş, bekletilenlerle bugüne kadar birçok kez görüşmek istediklerini ancak her defasında engellendiklerini söyledi.

    Bekletilenlerin taleplerini dinlemek ve konumlandıkları yerin yanlış olduğunu aktarmak için kendileriyle görüşmeye çalıştıklarını ifade eden Beştaş, “Geçmişte de ben ve arkadaşlarım ailelerle konuşmaya çalıştık, bundan hiçbir zaman kaçınmadık. Bugün de kaçınmıyoruz. Ailelere çağrı yapıyoruz: Biz HDP olarak sizin düşüncelerinizi, taleplerinizi, önerilerinizi dinlemeye hazırız, sizinle birlikte barış mücadelesini vermeye hazırız. Biz zaten bu mücadeleyi veriyoruz. İçişleri Bakanlığı’nın, Cumhurbaşkanının eşinin gelip binamızın önünde oturmaları, asıl çözüm gücü, çözüm iradesi iktidarda olan partinin, kendinde bu gücü görmek yerine, başka bir noktayı hedef göstermesi kabul edilemez. Bunun farkındayız, burada HDP’yi ötekileştirmek için kullanılan bir yöntem” diye konuştu.

     

    ‘HDP İLE TEMAS ENGELLENİYOR’

    İl binası önünde bekletilenlerle yapmış olduğu görüşmeyi anlatan Beştaş, bekletilenlerin görüşme için istekli olduğunu fakat polisler tarafından engellendiğini söyledi.

     

    Beştaş’ın açıklaması şu şekilde:

    “Görüşme noktasında aileler istekliydi. Onları dinlemek istedim, iki üç tanesini de dinledim. Engellemeler oldu, kameralara yansımayan sözsel, fiziksel görüntülere bende tanıklık ettim. Mesela kadınların öne çıkmasına izin verilmedi, onlarla temas etmem engellendi. Halbuki ben hepsini dinlemek için bekledim, neticede bu da asıl amaçlarını ortaya koyuyor, HDP’nin önünde oturuyorlar ama HDP ile temas kurulmasını, konuşulmasını istemiyorlar. Olacaksa bir temas, bir hakaret, bir saldırı ya da başka yöntemlerle bir teşvik hali var ve bunu HDP’ye karşı kullanmak amacıyla yapılıyor.”

     

    ‘ÇÖZÜM MECLİS’TE’

    İktidarın Kürtlere karşı savaş politikasını her alanda sürdürdüğünü dile getiren Beştaş, “Kürtlerin tamamını düşman ilan eden, Kuzeydoğu Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Türkiye’de, hatta kutuplarda bile bir Kürt olsa, düşmanlık eden bu zihniyet, ailelere ‘çocuklarınızı bulmak için burada oturun’ demesi iyi niyetli değil ve iki yüzlü bir politikadır” ifadelerini kullandı.

    Tüm sorunları demokratik siyaset ve diyalogla çözmeye çalıştıklarını söyleyen Beştaş, il binası önünde bekleyen aileleride Meclis’i işaret ederek, şöyle konuştu:

    “Biz aileleri bir kez daha Meclis’e davet ediyoruz. Gelsinler, biz hazırız, çözüm için, diyalog için, hiçbir çocuğun ölmemesi için, ne dağdaki ne bayırdaki ne şehirdeki ne asker ne polis ne de bir militanın ölmemesi için, her şeyi yapmaya hazırız. Zaten biz demokratik siyaset, diyalog, parlamento yoluyla Türkiye’deki meselelerin çözümü için buradayız. Partimizin temel paradigması, hedefi budur. İktidar ise tam tersine şiddeti körükleyen, bu baskılarla insanları dağa teşvik eden bir yol izliyor.”

    HDP önünde beklerken çocuklarının ölüm haberini alan Gürtürk ailesinin taziyesinin engellenmesini anımsatan Beştaş, “O annenin taziye kurmasına bile izin verilmedi. Bu onların ne kadar samimiyetsiz olduklarını gösteriyor. Oysa HDP, o annenin çocuğu ölmesin diye her gün bedel ödüyor” şeklinde konuştu.

     

    ‘İKTİDARIN OYUNUNA ALET OLUYORLAR’

    HDP önünde bekleyen ailelerin iktidar tarafından bir araç olarak kullanıldığını ifade eden Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “HDP önünde bekletilen ailelere şunu söylemek istiyoruz, sizin yanınızda olan biziz, sizden ayrı değiliz. Acınızı hissediyoruz. Bu oyuna alet olmayın. Aileler bir yılı aşkın süredir il binası önünde bekliyorlar. Sadece yandaş medyaya HDP’yi suçlayacak bir malzeme çıksın diye uğraşılıyor. Buradan size bir şey çıkmaz, neticede biz her gün sözümüzü söylüyoruz. Bu aileler bizim ailelerimiz ve engellenmeselerdi, biz her zaman onlarla irtibatta olurduk.”

  • Fransa’dan Türkiye’deki vatandaşlarına uyarı

    Fransa’dan Türkiye’deki vatandaşlarına uyarı

    Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’deki vatandaşlarına “halka açık yerlerde herhangi bir toplantı veya gösteriden kaçınma” uyarısında bulundu.

    Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’deki Fransız vatandaşları için sosyal medya üzerinden uyarı açıklaması yaptı.

    Büyükelçilikten yapılan açıklamada, “Yerel ve uluslararası bağlam nedeniyle, Fransa’da ikamet edenlerin veya Türkiye’den geçenlerin seyahat ederken çok dikkatli olmaları ve özellikle halka açık yerlerde herhangi bir toplantı veya gösterilerden kaçınmaları önerilir” ifadeleri kullanıldı.

  • Süleyman Soylu’nun konuşmalarını paylaşan vatandaşa terör suçlaması!

    Süleyman Soylu’nun konuşmalarını paylaşan vatandaşa terör suçlaması!

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sivas Valisi Salih Ayhan’a yönelik eleştirel paylaşımlarda bulunan Erdal Yılmaz’ın evi basıldı, terör örgütüne üyelikten soruşturma açıldı. Bir ay içinde iki kez gözaltına alındı.

    Sosyal medyada “Maske” adlı hesabın kullanıcısı olan Erdal Yılmaz hakkında, hesabından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu ve Sivas Valisi Salih Ayhan’ı eleştiren tweetler attığı için, “hakaretten” soruşturma açıldı. Soruşturma yürütülürken Yılmaz’ın evi, kapısı kırılarak PÖH ekiplerince “silahlı terör örgütüne üye olmaktan” gece saatlerinde basıldı. İstanbul’da ikamet eden Yılmaz’ın ifadesi, aynı gün Ankara’ya getirilerek alındı. Yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakılan Yılmaz, tweet atmaya devam ettiği iddia edilerek bir ay içinde yeniden gözaltına alındı. Yılmaz’a bu kez de ev hapsi verildi. Yılmaz’ın İzmir’de polis olarak görev yapan kardeşi Ardahan’a gönderildi, ailesinin tüm kimlik bilgileri ise sosyal medyadaki “sahte” hesaplarca ifşa edildi. Ayrıca, Yılmaz’ın soruşturmasına gizlilik kararı koydurularak, hakkında terör dosyası açıldı.

    Erdal Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bakan Soylu’nun kapatılan Samanyolu TV’de yaptığı konuşmaları alıntılayarak paylaşımlarda bulundu. Yılmaz, Sivas Valisi Ayhan Yılmaz’ın, eşini Sancaktepe Belediyesi’nde 15 günlüğüne memur yaptırdığını, daha sonra Sivas’ta il müdür yandımcılığı görevine getirttiğini iddia ederek, güncel olaylara karşı birçok eleştirel tweet attı.

    Sosyal medyadaki sahte hesaplarca Yılmaz’ın ve ailesinin TC kimlik numaraları, telefon bilgisi, ev adresi, polis olan kardeşinin İzmir’deki ev adresi ve aile bilgileri, Yılmaz’ın eski eşinin bilgileri, mevcut eşinin çalıştığı işyeri gibi çok sayıda özel bilgisi ifşa edilerek hakkında “FETÖ’cü, DHKP-C’li”, “Abilerin Metin Külünk, Mehmet Metiner seni kurtaramayacak” şeklinde paylaşımlar yapıldı.

     

    “Yapılanlar insanlık değil” 

    Cumhuriyet’e konuşan Yılmaz, babasının prostat kanseri olduğunu belirterek, “Babam 9 Eylül Hastanesi’nde tedavi oluyordu, kardeşimi Ardahan’a sürdükleri için hastaneye gidemiyor. Babam, tedaviyi yarıda kesip, kâğıt imzalayarak köye dönmek zorunda kaldı. Şu anda bilinci yarı açık durumda. Annemin iki gözü kornea nakilli, kendi işini yapamıyor. Ben şeker ve tansiyon hastasıyım. Evden çıkıp onlara bakmaya gidemiyorum. Sadece ifade özgürlüğü kapsamında eleştiri yaptım. Bu yapılanlar insanlık değil” dedi.

    Yılmaz’ın avukatı Emin Uysal, “Müvekkilimin dijital verileri üzerinde inceleme yapıldı. İmaj raporlarında zoraki yöntemlerle delil çıkartılmaya çalışılmış. Elektronik kelepçe tedbiri ölçülülük ilkesine aykırı, bununla ilgili AHİM kararları var. İtirazlarımız reddedildi. İddianame de hâlâ hazırlanmadı. Tek talebimiz, müvekkilin hukuka ve usule uygun olarak yargılanması” dedi.