Blog

  • İngiltere’de korona vaka sayısı 35’e yükseldi

    İngiltere’de korona vaka sayısı 35’e yükseldi

    İngiltere’de 12 kişide daha korona virüsü görülmesi sonucu ülkedeki toplam vaka sayısının 35’e yükseldiği belirtildi.

    Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan korona virüsü İngiltere’de de yayılmaya devam ediyor. İngiltere Sağlık Direktörü Prof. Chris Whitty, bugün yaptığı açıklamada, bugün 12 kişide daha korona virüsü tespit edildiğini ve ülkedeki toplam vaka sayısının 35’e yükseldiğini kaydetti. Whitty’nin açıklamasına göre, hastalardan 6’sı İtalya, 2’si ise İran seyahatinden döndü ve 3 kişi ise virüs görülen kişilerle temas etti. Whitty, bir diğer hastanın ise yakın zamanda herhangi bir seyahate çıkmadığını, virüse nasıl yakalandığının araştırıldığını söyledi.

    Çin’de korona virüsünden hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 870’e yükselirken, Fransa’da 2, Güney Kore’de 20, Japonya’da 6’sı karantina gemisinde 6’sı ülke genelinde olmak üzere toplam 12, İtalya’da 29, İran’da 54, ABD’de 1, Hong Kong’da 2, Tayvan’da 1, Avustralya’da 1 ve Filipinler’de 1 kişi hayatını kaybetti.

  • Erdoğan’ın gülüşüne sosyal medyada tepki yağdı

    Erdoğan’ın gülüşüne sosyal medyada tepki yağdı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de ölen askerlerin sayısının 36’ya yükseldiğini açıkladığı konuşmasının bir kısmında salondakilerle birlikte gülünce sosyal medyada tepki topladı. #negülüyorsunerdoğan hashtagi Twitter’da TT oldu.

    İdlib’deki saldırının ardından bugün ilk kez kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde AK Parti’nin eski ve yeni İstanbul milletvekillerini ağırladı. Konuşmasında saldırıda ölen asker sayısının 36’ya yükseldiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile arasında geçen bir telefon konuşmasını gülerek anlattı. Salondaki milletvekillerinin yanı sıra Hazine Bakanı Berat Albayrak da gülerken kameralar tarafından görüntülendi. Erdoğan daha sonra ekonomide ve turizmdeki başarılarını dile getirdi.

  • Gülistan Doku’dan 56 gündür haber alınamıyor

    Gülistan Doku’dan 56 gündür haber alınamıyor

    DERSİM – Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 56 gündür haber alınmazken, İçişleri Bakanı’nın “özel ekip çağıracağız” beyanına rağmen barajda tek bir ekip su üstünde arama yapıyor.

    Dersim’de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak’tan bu yana haber alınamıyor. Uzunçayır Baraj Gölü’nün Sarı Saltuk Viyadüğü Köprüsü çevresinde yaklaşık 2 aydır süren arama çalışmalarında Doku’nun izine rastlanmazken, arama çalışmaları sadece baraj gölü çevresinde sınırlı tutuluyor. Doku’nun arama çalışmasını yakından takip eden ailesi, emniyet, vali ve savcıyla yaptığı görüşmede, bir gelişmenin olmadığı ve arama çalışmalarının devam ettiğini ifade etti.
    Munzur Üniversitesi öğrencileri, Türkiye’nin sivil toplum kuruluşları, kadın kurumları “Gülistan Doku nerede” diye sormaya devam ederken, Doku’nun bulunması için ailenin kentteki endişeli bekleyişi sürüyor.
    ‘TEK BİR EKİP ÇALIŞIYOR’
    Yetkililerin intihar ihtimali üzerinde yürütülen çalışmalarda, Doku’nun alıkonulması ve bir cinayete ilişkin her hangi bir soruşturma yürütülmezken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Doku ailesi ile görüşerek sarf ettiği “özel ekip çağıracağız” sözüne rağmen barajda 10 gündür su üstünde tek bir ekip çalışıyor.
  • Covid-19 salgını 60 aşkın ülkeye yayıldı, 3 bine yakın ölü

    Covid-19 salgını 60 aşkın ülkeye yayıldı, 3 bine yakın ölü

    Cumartesi saat 17.00 itibariyle son bilançoya göre dünya genelinde 85 bin 919 kişiye virüs bulaşırken, bunlardan 2 bin 941’i hayatını kaybetti.

    Virüs, 61 ülke ve bölgeye yayılmış durumda. Saat 17.00’ye kadar gün içinde en az 1.802 kişiye virüs bulaştı.

    Hong Kong ve Macao özerk bölgesi hariç anakara Çin’de 79 bin 251 vaka tespit edilirken, 2 bin 835 kişi hayatını kaybetti. Dünyanın geri kalanında saat 17.00 itibariyle vaka sayısı 6 bin 668 olarak açıklandı. Çin dışında 106 kişi hayatını kaybetti.

    Çin’in dışında en fazla etkilenen ülkeler 3 bin 150 vaka, 17 ölü ile Güney Kore, 1.148 vaka ve 29 ölü ile İtalya, 593 vaka ve 43 ölü ile İran olarak dikkat çekiyor. Japonya’da ise bir gemide 700’ü aşkın vaka tespit edildi. Gemi Yokohama açıklarında bekletiliyor.

  • Londra’da Öcalan protestosu

    Londra’da Öcalan protestosu

    Hikmet Erden

    Kürt Halk Meclisi öncülüğünde Britanya Parlamentosu önünde bir araya gelen kalabalık bir grup, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile avukatlarının derhal görüştürülmesini talep ederek, uluslararası kurumların harekete geçmesi çağrısında bulundu.
    Kürt Halk Meclisi üyelerinin bir araya geldiği Parlamento binası önünde, kitle sık sık, “Biji Serok Apo”, “Terörist Erdoğan terörist devlet”, “Kahrolsun faşizm”, “Lovely Öcalan” şeklinde sloganlar atarak, onlarca Öcalan posteri açtı. Burada bir açıklama yapan Londra Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Nejla Ari, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tutulduğu İmralı Adası’nda çıkan şaibeli yangına dikkat çekerek, Öcalan ile görüşme imkanının derhal sağlanması istendi. Avrupa kurumlarının derhal harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Ari, tecritin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Ortadoğu’daki savaşı daha da derinleştirdiğine dikkat çekti.
    MİLYONLARIN İRADESİDİR
    Öcalan’ın milyonların iradesi olduğunu ifade  eden Ari, Türk devleti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kirli savaş politikalarının Ortadoğu’yu kana buladığını vurguladı. Erdoğan’ın politikaları sonucunda yüzbinlerce insanın göç etmek zorunda kaldığını ve yüzlerce insanın yaşamını yitirdiğini de vurgulayan Ari, Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılana kadar sokaklar da olacaklarını ifade etti.  Öcalan’ın rehin olarak tutulduğu bir yerde yaşanan her olayın ve her türden yaklaşımın siyasi bir anlamı olduğunu ifade eden Ari, İmralı’da yaşanan ve yaşanacak her şeyden Türk devleti ve uluslararası sistem sorumlu olacağının altını çizdi. AF Örgütü ve İngiltere Parlamentosu’nun da harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Ari, “İmralı’daki tecrit sistemi hukuk ve insan haklarının nasıl ayaklar altına alındığının en büyük göstergesidir. Ancak şu bilinmeli ki Önder Apo’nun sağlık, güvenlik ve özgürlük sorunu çözülmeden, Türkiye’ye özgürlük, demokrasi, barış ve adalet gelmez” diye kaydetti. Parlamento binası önündeki eyleme çevredekilerin yoğun ilgisi dikkat çekerken, Öcalan’ın felsefesini anlatan çok sayıda bildiri dağıtıldı.
    İMRALI’DA NE OLMUŞTU?
    Öcalan’ın esaret altında tutulduğu cezaevinin bulunduğu İmralı Adası’nda Çarşamba sabaha karşı orman yangını çıktı. Lodosun etkisiyle yangın büyüdü. Bunun üzerine Asrın Hukuk Bürosu ”Tecrit koşullarında her habere ciddiyetle yaklaşılmalı. Derhal İmralı’ya gitmeliyiz” açıklaması yaptı. HDP de durumun ciddiye dikkat çekerek, hem hükümetten kaygıları gidermesini hem de görüşmenin yaptırılmasını istedi. Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, katıldığı bir programda lakayt ifadelerle yangının cezaevinin ötesinde olduğunu söyledi. Bir süre sonra ise Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yangının kontrol altına alındığını ileri sürdü. Bu açıklamalar tatmin edici bulunmadı. Asrın Hukuk Bürosu yeniden bir açıklama yaparak, çağrısı yineledi, aynı zamanda Adalet Bakanlığı’na İmralı’ya gitmek için acil başvuruda bulundu. Kürt kurumları ise hükümeti uyararak bu duruma son vermesini isterken, Kürdistan ve Avrupa’da kitlesel protesto gösteriler gerçekleştiriliyor.
  • Asrın Hukuk Bürosu’ndan yeni açıklama

    Asrın Hukuk Bürosu’ndan yeni açıklama

    İmralı Adası’nda çıkan yangın nedeniyle Asrın Hukuk Bürosu avukatları yeni bir açıklama yaptı. Büronun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şöyle denildi:

    ‘ACİL VE HAYATİ RİSK VAR!’

    “27.02.2020 tarihinde İçişleri Bakanı, canlı TV yayınında kamuoyuna İmralı Adası’nda yangın çıktığı bilgisini paylaşmıştır. Bilindiği üzere İmralı Adası 1999 yılında müvekkilimiz Sayın Öcalan için tek kişilik cezaevi alanı olarak dizayn edilmiş, akabinde 2015 yılında da diğer müvekkillerimiz Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın nakli gerçekleşmiştir. Müvekkillerimiz iradeleri hilafına yasal düzenlemelerin dışında yerleşime ve ziyarete kapalı, askeri yasak bölge kapsamında olan adada tutulmaktadırlar. Sayın Öcalan ve yanında bulunan diğer müvekkillerimizin bu yangından doğrudan etkileneceği kaçınılmaz bir gerçekliktir. Mevcut ada koşullarında acil ve hayati risk teşkil eden böylesi bir durumda anlık müdahale koşullarının varlığı tartışmalı olup, haklı kaygı ve tereddütlere sebep olmaktadır.

    ‘GÖRÜŞMENİN HEMEN SAĞLANMASI ZORUNLU’

    12 Ağustos 2019 tarihinde gerçekleşen aile ziyaretinden sonra İmralı Adası’nda tutulan müvekkillerimiz ile temas kurmamız engellenmiştir. Maalesef müvekkillerimizin sağlık ve can güvenliklerine ilişkin herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Tutulma koşullarını yerinde denetlemek amacıyla yasal hakkımız olan avukat ve aile görüşünün ivedilikle sağlanması zorunluluk arz etmektedir. Bu amaçla avukat ve aile görüşmelerinin sağlanması için yetkili savcılık ve Adalet Bakanlığı’na başvurularda bulunulmuştur.
    İmralı Adası’nda tutulan müvekkillerimize uygulanan mutlak tecrit suç teşkil etmektedir. Buna karşı tavır almak her şeyden önce ahlaki ve insani tutum olup demokratik yasal hak kapsamındadır. Kamuoyunun bu hassasiyeti göstereceğine inanıyor ilgilileri sorumluluklarının gereğini yapmaya davet ediyoruz.”

     

  • Doğum günün de Mehmet Aksoy (Memocan…)

    Doğum günün de Mehmet Aksoy (Memocan…)

    Hikmet Erden


    “Kapitalizme teslim olmayın, Maddiyata, çirkin ilişkilere, sevgisizliğe, saygısızlığa, yozluğa, eşitsizliğe teslim olmayın” diyen ve YPG basın biriminde iken yaşamını yitiren yönetmen, yazar, gazeteci, ve şair Mehmed Aksoy, doğum günü dolayısıyla Londra Highgate Mezarlığı’nda ailesi ve sevenleri tarafından bir kez daha anıldı.

    Her vesile ile anılan ve genç yaşta YPG basın biriminde iken Rakka’da IŞİD çeteleri tarafından katledilen Mehmed Aksoy’u kimi  devrimci, kimi sinemacı yönetmen, kimi yazarlığı ile kimi dostluğu, arkadaşlığı, kimi eşitsizliğe karşı bir militan yada karizmatik bir diplomat kimi de sadeliğin önderi olarak tanımlar. Aslen Malatya’nın Kürecik ilçesinden Kürt ve Alevi bir aile olan Aksoy ailesi politik ve ekonomik nedenlerle  80’li yıllarda önce İstanbul’a göç etmek zorunda kalır. Ailenin ilk çocuğu olan Mehmet Aksoy, 24 Şubat 1985 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Sosyalist ve devrimci bir aile ortamında  dünyaya gelen Mehmet Aksoy’un ailesi bir kaç yıl sonra da bu kez de İngiltere’ye göç etmek zorunda kalır.

    Kapitalizmin başkentlerinden Londra’da büyüyen Mehmet Aksoy, burada tıpkı kendi cümlesi ile ‘Kapitalizme teslim olmadan’ hem sosyalist mücadele hem de Kürt Özgürlük Hareketinin yılmaz bir savunucusu olur. İdeallerine ve düşüncelerine uygun bir şekilde yaşayan Mehmet’in  en önemli özelliği ise eylemler de bir önder, günlük hayatta bir emekçi işçi, mütevazi ve sadeliği ile onu tanıyan tanışan her insanda farklı bir etki bırakması olur.

    Aksoy’un Karl Marx’ın bulunduğu  Londra Hıghgate Mezarlığı’ndaki mezarının ziyaretçileri ise hep var. Aradan 3 yıla yakın bir zaman geçse de Mehmet her fırsatta ‘hakkı verilmiş bir yaşam’ denilerek anılıyor ve mezarı çiçeklerle süsleniyor.

    Amed’ten Öyle ki, 26 Eylül 2017 günü Rakka’da IŞİD çetelerinin saldırısı sonucunda yaşamını yitirdikten sonra onlarca aile yeni doğan bebeklerine ya ‘Mehmet Aksoy’ yada onun bir diğer adı olan ‘Firaz Dağ’ ismini verdiler. Zürih’e Londra’dan Hewler’e kadar yeni doğan Firaz Dağ’lar ile Mehmet’in güzel yürekli anası Zeynep Anayı ise yalnız bırakmıyorlar. Yoldaşları, sevenleri, arkadaşları ve onu duyan ona saniyelerle dokunan her insan büyük sevgi ve minnetle anıyor.

    Londra’nın bağrından çıkan ve Rakka’da ölümsüzlüğe yürüyen ‘Bizim Memocan’, ‘Bizim Memed’in doğum günü vesilesi ile yaşama bakışını anlatan bir kaç sözü ise şöyle:

    “Katliamlara, soykırımlara uğramış ama pes etmeyen, onuruyla direnen halkımın hikayelerini anlatmak istiyorum, bu benim en büyük hayalim.” 

    “ Sadece yıldızlara bakın Beni orada göreceksiniz Samanyolu kıvrımında Galaksilerin buluştuğu yerde”

    “Tüm yürekler, tüm gözler buraya dönmeli. Çok büyük bir savaş başlayabilir. Ben buna hazırlıklı olacağım. Ödediğimiz bedeller boşa gitmemeli. Bayrak hiç düşmemeli. Çocuklarımıza onurlu bir miras bırakmalıyız. Mutlaka kazanmalıyız. Yüz yıl daha köle gibi yaşamamalıyız. Bunu bir propaganda olarak algılama!’

    ‘Yoldaşlık sağlıklı bir toplumun temel taşıdır’

    “Demokrasiye, insan haklarına, laik sosyal bir sisteme inanan tüm Türkiye ve Kürdistanlılar hem milliyetçi devletçi askere hem de İslamcı devletçi faşizme karşı alternatif olarak bir duruş sergilemelidir. Bunun için önce meseleyi doğru anlamak gerekir.”

    “Dünyanın tüm çocuklarını kucaklasam, Bassam bağrıma Desem; ‘Size savaşsız bir dünya getirdim, Şeker tadında’ inansalar tüm bilmezlikleriyle, tüm çocukluğumla…”

    “Bu hayatta devrimden daha değerli hiç bir şey yok. Ne olursa olsun zafer bizim olacak.”