Blog

  • Sümer Erek’in eserleri sergilendi

    Sümer Erek’in eserleri sergilendi

    Suna Alan


    Kıbrıslı görsel sanatçı Sümer Erek’in ”IN-BETWEEN: Lines and Words on the Wall” (İki Arada: Duvardaki Çizgiler ve Sözler) portre çalışmaları sergisi Londra’da sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

    Çok sayıda sanatseverin katıldığı serginin açılışı Hackney Kıbrıslılar Derneği’nde bir resepsiyon ile gerçekleştirildi.

    Proje, buradaki ve Kıbrıs’taki ev öykülerini, devam eden yaşam ve toplum geçişlerini, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum olmak üzere Kıbrıslı toplumun nasıl adapte olduğunu ve bulundukları alanın bir parçası haline nasıl geldiklerini yansıtıyor.

    Yoğun ilgi ile karşılanan sergi hakkında bilgi veren Sümer Erek, bu projeye başlamadan önce, portresini çizeceği her bir kişinin, Kıbrıs’tan buraya yerleşme öyküsünü dinlediğini söyledi. Onların kim olduğunu, onları Kıbrıs’tan buraya sürükleyen sebepleri anlamaya çalışarak çizmeye başladığını belirtti. Erek devamla ”bu şekilde her bir bireyin yaşamının yanı sıra, toplumun aslında demografisinin resmi ve tarihi ortaya çıktı. Portre resimler iki katmandan oluşmaktadır. İlk katmanda bireyin kendisi, ikinci katmanda ise geçmişe dönük izler, geride bırakılanların çizgileri hakim” dedi.

    Sanat tarihçisi Esra Plumer Bardak projeye dair “Sümer’in uluslararası çağdaş sanat enstalasyonları […], kişisel ve yerel tarihleri sosyal ve evrensel anlatılarla birleştiren göç ve travma deneyiminin katılımcı unsurlarından kaynaklanmaktadır […]Bu deneyimler, katılımcıları ve sanatçıyı, aktif olmayan bir durumda […] “dinamik duyguları ve dinleme, belgeleme ve gösterme eylemlerinde edindiği deneyimlerle eşzamanlı olarak” yaşatan anılarla yüzleşmeye zorlar” dedi.

    Sergi, 24 Şubat 2020 tarihine kadar 5 Balls Pond Road, N1 4AX adresindeki Hackney Cypriot Association’da ziyaret edilebilecek.

      


     Sümer Erek Kıbrıs’ın Limasol şehrinde doğdu. 1974 savaşı ile birlikte adanın kuzeyine göç etti. Sanat eğitimine İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde (Mimar Sinan Üniversitesi) başladı. Türkiye’de devam edemediği sanat eğitimini İngiltere’de sürdürdü. St.Martin’s School of Art’ın heykel bölümünden birincilikle mezun oldu. Ayni okulda iki yıl yüksek lisans eğitimi gördü.  2008 yılında University of the Arts, London’da TrAIN (Transnational Art, Identity and Nation ) bölümünde master eğitimi gördü.

    Resimden enstelasyona, çizimden fotoğrafa, videodan performansa kadar çeşitli alanlarda eserler üreterek disiplinler arası sanat pratiğini, yaşam deneyimlerini sanat üretiminin merkezine taşıyarak gerçekleştirdiği projelerle, ana-akım dışında bağımsız bir sanatçı kimliğini koruyarak çalışmalarını ve yaşamını İngiltere’de sürdürüyor. Doksanlı yıllardan beri kamusal alanlarda gerçekleştirdiği katılımcı performans ve enstelasyon çalışmalarını, sanat pratiğini yaşam alanının doğası içerisinde sürdürmeye devam ediyor. Birçok ülkede karma sergilere katıldı, kişisel sergiler ve projeler gerçekleştirdi.

  • Londra`da THKP/C MLSPB savaşçıları için anma düzenlendi

    Londra`da THKP/C MLSPB savaşçıları için anma düzenlendi

    LONDRA- Medya Savunma Alanları’nda 16 Eylül’de yaşamını yitiren 4 THKP-C/MLSPB gerillası Londra’da anıldı. 

    Londra’da THKP-C/MLSPB gerillaları Fırat Yıldırım (Tamer Kasabalı), Umut Özsepet (Çayan Kızılbaş), Muhammed Tiril (Mahir Ernesto), Fırat Çaplık (Alper Koçer Çakas) anıldı. Kürt Toplum Merkezi’nde gerçekleşen anmaya Kürt Halk Meclisi, Halkın Devrimci Güçleri, Partizan ve bir çok demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. Saygı Duruşu ile başlayan anmada Londra Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Oğuz bir konuşma yaparak,  “Bizlerin kalplerini şovenist ve ırkçı hislerden arındıran ve birleşmiş insanlık ideali olan hedefimize kopmaz bağlarla bağlayan şehitlerimizi anma etkinliğini örgütleyen halkın devrimci güçlerini, yoldaşlarımızı ve dost devrimci güçleri en içten devrimci coşkumuzla selamlıyoruz. Şehitlerimize bağlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz” dedi. THKP-C/MLSPB adına anmaya gönderilen mesajda ise şunlara yer verildi: “Enternasyonal devrimciler olarak Türkiye’de, Kürdistan’da ve Ortadoğu’da dünya halklarının umudu olan enternasyonalizm fikrini yeniden filizlendiren şehitlerimiz Fırat Çaplık, Muhammed Tiril, Umut Özsepet, Fırat Yıldırım yoldaşlara ve daha nicelerine, bizlere böylesine mukaddes bir görevi ve sorumluluğu devrettikleri için minnettarız. Dünya halklarının bizlere taşıma onurunu verdikleri devrim ve sosyalizm bayrağını kendi cephemizde kanımızın son damlasına kadar dalgalandıracağız. Ta ki zafere kadar.”

     

    FAŞİZME BOYUN EĞMEYECEĞİZ

    Partizan adına yapılan konuşmada ise haksız savaşlar ve işgallerle milyonlarca insanın katledildiği ve yerinden ve yurdundan edildiği bir sürecin yaşandığı vurgulanarak, emperyalistlerin uşağı faşist Türk devleti de efendilerinden aldığı icazetle Rojava’da Kürt ulusunun büyük bedeller sonucu oluşturduğu alanlara saldırmakta ve işgal etmekte olduğunun altı çizildi. Faşizmin gerek ülkede gerekse Rojava’da saldırılarına ve katliamlarına hız kesmeden devam etmekte olduğu ifade edilen konuşmada, “Yaşadığımız topraklarda faşizme ve emperyalizme karşı direnen mücadele eden ve bas eğmeyen güçlü bir gelenek var. Bu gelenek hiç bir dönem faşizme ve gericiliğe boyun eğmeyen bir gelenektir. Şehit düşen 4 THKP-C MLSPB gerillası da bu geleneğe bağlı kalarak silah elde toprağa düştüler ve devrim mücadelesine isimlerini altın harflerle yazdırdılar. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

     

    YOLUMUZU AYDINLATIYORLAR

    Kürt Halk Meclisi’nden Ali Poyraz ise özgürlük mücadelesinin Kürt ve enternasyonalist şehitlerin isimleri ile bugünlere geldiğini vurgulayarak, “Şehitlerimiz fedakarlığın, cesaretin ve kahramanlığın tarihidir. İnsanlığın geleceği özgür yaşamın umudunu bizler şehitlerimizden alıyoruz. Faşizme karşı direnen mücadele eden uğrunda yaşamını yitiren şehitlerimiz, yolumuzu aydınlatan birer meşaledir. Enternasyonlist mücadelenin sembolleri olan bu yoldaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. Bizler faşist ve işgalci güçlere karşı eşsiz bir direnişin sahip olan şehitlerimizi devrim ve özgürlük yolunda asla unutmayacağız. Anılarını ve ideallerini zaferle taçlandıracağımızın bir kez daha sözünü yineliyoruz” diye kaydettti.

  • Son 24 Saatte Üç Büyük Trafik Kazası

    Son 24 Saatte Üç Büyük Trafik Kazası

    Kuzey İngiltere’ye en büyük bağlantı yolu olarak kullanılan en işlek M1 isimli otoyolunda Noel’de ilk 24 saatte üç büyük trafik kazası meydana geldi.Her kazadan sonra saatlerce kapalı kalan otoyolda Noel tatilini Kuzey İngiltere’de geçirmek isteyen ailelerde yollarda uzun kuyruklarda beklediler.

    West Yorkshire polis istasyonundan yapılan açıklamaya göre 24 saatte üçüncü trafik kazası M1 otoyolu üzerinde 40 ve 39 numaralı ayrımlar arasında meydana geldi.Saatte 140 mil sürat yapan bir kadın Noel arifesinde Bedfordshire’ın 140 mil güneyinde meydana gelen çarpışmada hastaneye kaldırılmadan olay yerinde hayatını kaybetti..

    West Yorkshire Otoyolu üzerinde seyahat etmeyi planlayan sürücüler M1 Otoyolundaki trafik kazalarını önlemek için yollara konulan ikaz levhaları ve duyurular ile bir başka yönlere çevirerek hem trafik akışı sağlanıldı hem de Noel boyunca aşırı süratten meydana gelecek trafik kazaları önlenmeye çalışıldı.

    West Yorkshire polisten yapılan açıklamada kazada ölen kadının adı açıklanmadı ve M1 Otoyolu üzerinde 12 numaralı ayrımdan sonra çarşamba sabahına kadar kapalı kaldı.

  • Gezi davası – Osman Kavala: Tutukluluğa devam kararının bir an evvel düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum

    Gezi davası – Osman Kavala: Tutukluluğa devam kararının bir an evvel düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum

    İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Gezi Parkı’nın yıkılarak, yerine alışveriş merkezi inşa edilmesine yönelik planları protesto etmek amacıyla Mayıs 2013’te başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılarak iki hafta süren eylemlerle ilgili açılan davanın dördüncü duruşması yapıldı. 784 gündür tutuklu olan iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi.

    Mahkeme hükmüne gerekçe olarak, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘derhal serbest bırakılmalı’ kararının kesinleşmemesini”, “suçun vasfını ve katalog suçlardan olmasını” ve “tutuklamanın ölçülü olmasını” gösterildi.

    Bir sonraki duruşma tarihi ise 28 Ocak olarak belirlendi.

    Kavala’dan açıklama

    Osman Kavala, karar sonrası bir açıklama yayımladı.

    Son duruşmada neler yaşandı?

    İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada görülen davada şimdiye kadar her duruşma farklı bir heyet tarafından görülmüştü.

    Salı günü ise geçen duruşmadaki heyetin ikinci duruşmasına katılmasıyla birlikte ilk defa bir heyet ikinci duruşmasında yer almış oldu.

    Osman Kavala ve tutuksuz yargılanan sanıklardan Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Hakan Altınay, Çiğdem Mater ve Yiğit Ali Ekmekçi salonda hazır bulundu.

    Gezi eylemleri esnasında emniyet teşkilatında görev yapan Ercan Orhan Aydın ve Hasan Gül tanık olarak dinlendi.

    Tanıklar ifadelerinde tutuklu sanık Osman Kavala’yı şiddet içeren olaylarda görmediklerini ve bu olayları organize ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadıklarını ifade ettiler.

    İstanbul Güvenlik Şube’de görevli Gül, “o dönem kendi personelimiz için gaz maskesi bulmakta zorlanmalarına rağmen eylemcilerin gaz maskelerine sahip olmalarının” dikkatini çektiğini; fakat “kurumsal bir destek” tespit etmediklerini, “tespit etselerdi zaten müdahale etmiş olacaklarını” söyledi.

    Kavala, tanık beyanları ve iddianamenin “suçlu değil, suçsuz” olduğunu gözler önüne serdiğini belirtip “hukuksuz ve ayrımcı uygulama”ya son verilmesini isteyerek tahliyesini istedi.

    Müdafi Avukat Dr. Köksal Bayraktar, AİHM’in 10 Aralık 2019’da verdiği kararın noter tasdikli tercümesini mahkemeye teslim ederek, heyetin “tutukluluk süresi makul süreyi çok aştığı” için Kavala için verilen “derhal serbest bırakılması” gerektiği kararına uymasını talep etti.

    Ne karar verildi?

    Savcı, “Tutukluluğun ölçülü olması nedeniyle tutukluluğunun devamına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur” şeklinde mütaala verdi.

    Mahkeme ise Kavala’nın tutukluluğunun sürmesine karar verdi ve bir sonraki duruşma tarihi ise 28 Ocak 2020 olarak belirledi.

    Mahkeme ayrıca, aralarında Gezi eylemleri sırasında Ali İsmail Korkmaz’a ölümcül tekmeleri attığı gerekçesiyle 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis Mevlüt Saldoğan’ın da bulunduğu polislerin ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma taleplerinin kabulüne karar verdi.

    Osman Kavala, mahkeme salonundan jandarma eşliğinde çıkartılırken izleyici ve gözlemciler tarafından ayakta alkışlandı.

    Ne olmuştu?

    İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Gezi Parkı’nın yıkılarak, yerine alışveriş merkezi inşa edilmesine yönelik planları protesto etmek amacıyla Mayıs 2013’te başlayan eylemler, tüm Türkiye’ye yayılarak iki hafta boyunca devam etmişti.

    İş insanı Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alınmış, 1 Kasım 2017’de “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırma” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

    16 Kasım 2018’de 13 insan hakları savunucusu ve akademisyenle beraber gözaltına alınan sivil toplum profesyoneli Yiğit Aksakoğlu tutuklanmıştı.

    Kavala, 19 ay hakim karşısına çıkartılmadan, iddianame hazırlanmadan hapiste tutulduktan sonra, 24 Haziran 2019’da davanın ilk duruşması görülmüştü.

    Aksakoğlu, 24 Haziran 2019’daki ilk duruşmada tahliye edilmişti.

    24 Haziran, 18 Temmuz ve 9 Ekim’deki duruşmalarda da Kavala’nın tahliye talepleri reddedilmişti.

    Kavala dahil 16 sanık, TCK 312. Madde, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırma veya görevini engellemeye teşebbüsü”nden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

    Sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Pınar Öğün Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Meltem Arıkan hakkında yakalama kararı bulunuyor.

     

  • Eski güzellik kraliçesi Suriye’deki radikal dinci militanlara para gönderdiği için hapis cezası aldı

    Eski güzellik kraliçesi Suriye’deki radikal dinci militanlara para gönderdiği için hapis cezası aldı

    Eski güzellik kraliçesi Suriye’deki radikal dinci militanlara 35 sterlin gönderdiği için hapis cezasına çarptırıldı.

    Emani Nur, hiç yüz yüze görüşmediği bir adamla internet üzerinden “evlendi” ve tutuklandığında onun yanına gitmeyi planlıyordu.

    Mahkemenin, 21 yaşındaki Nur’un şiddet içeren radikal din ve şeriat hukukunu desteklediğini öğrenmesinin ardından Nur terörizme fon sağlamaktan suçlu bulundu.

    Nur, cuma günü 18 ay hapse mahkum edilirken, diğer sanık Victoria Webster’sa Nur’u cesaretlendirdiği ve terörizme finansman sağladığı gerekçesiyle 17 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    Manchester Polisi, her iki kadının da aşırılık yanlısı görüşlere sahip olduğunu ve IŞİD’le radikal dinci örgüt Heyet Tahrir Şam’a destek verdiğini belirtti.

    Eski bir performans sanatları öğrencisi olan Nur, güzellik yarışmalarına katıldı ve 2014’teki Miss Teen Great Britain yarışmasında finale çıktı.

    Liverpool Kraliyet Mahkemesi’ndeki duruşmada Nur, 18 yaşındayken Premier League futbolcusuyla “göz önündeki” ilişkisinin bitmesinin ardından giderek daha dindar hale geldiğini söyledi.

    Nur ilk başta Wavertree’deki evinde Müslüman vaizle dini nikahla evlendi ve çift, evlilikleri başarısızlıkla sonuçlanmadan önce Suudi Arabistan’a taşınmayı planlıyordu.

  • YPG’li Erik’in ailesinden Boris Johnson’a ‘İşgali durdurun’ mektubu

    YPG’li Erik’in ailesinden Boris Johnson’a ‘İşgali durdurun’ mektubu

    LONDRA- İngiltere’den YPG’ye katılan ve Rojava’da yaşamını yitiren Erik Scurfiel’in ailesi tarafından İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a bir mektup sunuldu. Johnson’a hitaben yazılan mektupta, Türk devletinin soykırım, işgal ve savaş suçlarına karşı kararlı adımlar atmayan Johnson ve hükümetinin İngiliz değerlerine ihanet edeceği ve tarihi bir yanlış yapacağı vurgulandı.

    İngiltere’den YPG’ye katılarak İŞİD’e karşı savaşırken 2 Mart 2015 tarihinde yaşamını yitiren Erik Scurfield’in annesi Vasiliki ve babası Christopher Scurfield tarafından Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’ye (Rojava) yönelik işgaline karşı İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a bir mektup sunuldu. Downing Street’teki Başbakanlık Ofisi’ne mektubu sunan Scurfield ailesine, bir diğer yaşamını yitiren YPG’li Anna Campbell’in babası Dirk Campbell’da eşlik etti. Mektup yetkililer tarafından kayıt alınarak kabul edilirken, mektubun içeriğinde ise Rojava’ya ilişkin detaylı bilgilendirmeler de bulunuldu. Oğulları Erik’in Rojava’da yaşamını yitiren ilk İngiliz vatandaşı olduğu belirtilen mektupta, “Oğlumuz Erik, insan hakları, din ve ifade özgürlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi batı tarafından paylaşılan tüm değerleri içinde barındıran ve bunun için mücadele eden SDG ve Kürt güçleriyle birlikte savaştı. Erik ile birlikte 7 İngiliz vatandaşı ile birlikte on bini aşkın Kürt, Asuri, Arap ve Yezidi gönüllüler de bu değerler için savaşarak Kuzey Suriye’de yaşayanların daha bir geleceği için büyük fedakarlıklar da bulunarak yaşamını yitirdi” denildi.

     

    TÜRKİYE SAVAŞ SUÇLARI İŞLİYOR 

    Türk devletinin işgal saldırılarının İŞİD’lilerin yeniden bir araya gelmesini sağladığı ifade edilen mektupta, şunlara yer verildi: “Türkiye İŞİD ve benzeri güçler ile birlikte Kürtlere saldırıyor. Türkiye’nin bu işgal saldırıları İŞİD’in Türkiye üzerinden Avrupa’ya geri dönme tehdidi oluşturuyor ve yeniden İŞİD vahşeti ile karşılaşabiliriz. Bölge de Kürtlerin ve entarnasyonalistlerin sağladığı barış ve demokrasi ortamı Türk işgali ile yok edilmek isteniyor. Türk devletinin savaş suçları işlediğine dikkat çekilen mektupta, sivillere yönelik katliam ve bombardımanlar, cinayetler ve  kimyasal silah kullanımına dikkat çekilen açıklamada, bu konuda AF Örgütü’nün de Türkiye’nin eylemlerini kınadığına dikkat çekildi. Türkiye’nin soykırım yapmak istediğine dikkat çekilen mektupta, uluslararası arena da herkesin Türkiye’nin işgaline karşı olduğu ifade edildi.

     

    KİMYASAL SİLAH KULLANDI

    Türk kuvvetlerinin beyaz fosforlu kimyasal silahları sivillere yönelik kullandığına dair ciddi bulguların olduğu belirtilen mektupta, bu silahların İngiltere tarafından Türkiye’ye satıldığı konusunda da iddiaların olduğu ifade edildi. Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik işgale karşı 39 bin kişi tarafından işgalin durdurulması ve Türkiye olan her türlü anlaşmanın iptal edilmesi için düzenlenen kampanyaya imza attığı ifade edilen mektupta, 300’ü aşkın akademisyen, sanatçı ve kurumun da buna destek verdiği belirtildi.

     

    ETKİLİ TAVIR ALIN

    Boris Johnson’a hitaben Muhafazakar hükümetin Türkiye’nin eylemlerine karşı olduğunu söylemesine rağmen etkili bir tavır koymadığı ifade edilen mektupta, hükümetin bu konudaki isteksizliğinin üzücü ve utanç verici olduğu vurgulandı. Türk devletinin soykırım, barbarlık ve savaş suçlarına karşı kararlı adımlar atmayan Boris Johnson ve hükümetinin İngiliz değerlerine ihanet edeceği endişesi taşıdıkları ifade edilen mektupta, bunun tarihi bir yanlış olacağına yer verildi. Başbakan Johnson ve hükümetinin YPG’li ailelere destek verenleri soruşturmaya tabi tutmak yerine gurur duyması gerektiğinin altı çizilen mektupta, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın savaş suçları mahkemesinde yargılanması için bir dava hazırlığı olduğuna yer verildi.

     

    TÜRKİYE’YE AMBARGO UYGULAYIN 

    Türkiye’nin savaş suçlarına karşı İngiltere’nin derhal açık bir tavır koyması ve Kürt halkına yönelik etnik temizliğe karşı harekete geçmesi çağrısında bulunulan mektupta, şu talepler yer aldı: “Afrin’de işgali sona erdirmek için hareket geçin ve buna liderlik edin. Toprakların terk etmek zorunda kalan halkın güvenli bir şekilde dönmesini sağlayın. Hava sahası Türk devletine karşı tamamen kapatılmalıdır. BM öncülüğünde bir güvenli bölge oluşturularak, BM Barış Gücü yerleştirilmelidir.

    Rojava’nın siyasi statüsü tanınmalıdır. Türkiye ile silah ticareti yapan şirketlere yaptırımlar uygulanmalı ve Türk devletine ambargo uygulanmalıdır. Rojava gönüllülerine ve ailelere yönelik soruşturmalara durdurun.”

  • Askerler köy bastı evlerin altında ‘kamp’ aradı

    Askerler köy bastı evlerin altında ‘kamp’ aradı

    BİNGÖL – Bingöl’ün Karlıova İlçesi’ne bağlı Hasanova Köyü’ne baskın düzenleyen asker ve özel harekat timleri, ‘arama’ adı altında kadınlara şiddet uyguladı, telefonları kırdı, evleri dağıttı ve kimi evlerin içini ‘kamp var’ diyerek kazma kürekle kazdı.

     

    Karlıova İlçesi’ne bağlı Hasanova Köyü Burmataş Mezrası (Xışxışok) Köyü’ne asker ve özel harekat timleri tarafından ‘köyde arananlar var’ ve ‘gerilla kampı bulunuyor’ iddiası ile baskın yapıldı. Onlarca asker ve özel harekatçı tarafından yapılan baskında, köyün etrafı sarılarak abluka altına alındı.

    Askerler, evlerin içinde ‘arama’ adı altında adeta terör estirdi. Odaları dağıtan askerler, eşyaları kullanılamaz hale getirirken, köylülerin kışlık erzaklarını da yerlere dökerek ‘silah’ aradı.  Evler de bir şey bulamayan askerler bu kez de, onaylanan hapis cezası nedeniyle aranan 85 yaşındaki Zeki Sayak’ın evinin altında ‘kamp var’ diyerek, kazma kürekle kazı yaptı. Evlerin altını kazan askerler, buna tepki gösteren kadın ve yaşlılara ise hakaret ve küfürler yağdırdı. Askerler, kadınlara fiziksel şiddet uygularken, köylülerin bazılarının cep telefonlarına önce el koydu sonra kırarak yerlere attı.

     

    EVİN ALTINDA ‘KAMP VAR’ DEYİP KAZI YAPTILAR

    Köyde yaşayan ve bir oğlu cezaevinde bir kızı ise YPG savaşçısı iken Rojava’da yaşamını yitiren Vesile Sayak’ın evi ise askerler tarafından didik didik arandı. Anne Sayak’a hakaretler de bulunan askerler, evi kullanılamaz hale getirirken, evin mutfak kısmında yine ‘burada kamp var’ diyerek kazı yaptı. Evlere baskın sırasında çocukların korktuklarını ve panik geçirdiklerini anlatan Anne Sayak, hakaret ve küfürlere maruz kaldıklarını söyledi. Evlerinin içinin kazıldığını ifade eden anne Sayak, “Çocuklarım çok korktu. Köyde arananlar var ve bunların nerede olduklarını soruyorlardı. Biz de köyde yaşamadıklarını söyledik. Ama onlar bize ‘Siz gerillayı besliyorsunuz’, ‘Sizin köyde kamp var’ diyerek evlerimizi kullanılamaz hale getirdikleri yetmiyor gibi bir de içini kazarak kamp aradılar. Çocuklarım da ben de korktum. İnsan hakları kurumları bize yardım etsin. Bizi tehdit ettiler” dedi.

     

    KADINLARA ŞİDDET UYGULADILAR 

    Yapılan baskına ilişkin bilgi veren Yağmur Sayak ise askerlerin sadece baskın yapmadıklarını evlerin içini kazarak gerilla kampı aradıklarını anlatarak, “Kadınlara dayak atıyorlar. İtiraz ediyorlar evleri dağıtmamalarını ve erzakları dökmemelerini söylüyorlar. Bunun üzerine asker ve özel harekat timleri kadınlara ve hakaret dayak atıyorlar. Kazma ve kürekler ile evlerin içini kazıyorlar. Evler kullanılamaz hale getiriyorlar.  Evin altında kamp arayacak kadar akıl dışı bir şey yapıyorlar. Yorganları söküyorlar içlerine kadar arama yapıyorlar. Eşyaları yerlere atarak kullanılamaz hale getiriyorlar. Köy de zaten baskılardan kaynaklı kimse kalmamış. Sadece kadınlar, çocuklar ve bir kaç yaşlı bulunuyor. Çocuklar korkudan titriyorlar ağlıyorlar. Köyde arananların olmadığını biliyorlar ama sırf ailelere işkence etmek için baskın yaptılar” dedi.  

     

    ‘ERZAKLARI YERLERE ATTILAR’

    Köylerinin dağlık alanda olduğunu ve kışın ulaşımın çok zor olduğunu anlatan Sayak, şunları söyledi: “Evler de kışlık erzaklar var. Erzakları yerlere dökmüşler. O insanlar kış günü nasıl yapacaklar. Köyde arananlar var diyorlar. Baskılardan dolayı kimse kalmadı köyde. Aradıkları insanların orada olmadığını biliyorlar. Kadınları tehdit ederek eğer aranan kişilerin gelmemesi durumunda köye tekrar baskın yapacaklarını ve peşlerini bırakmayacaklarını söylüyorlar.” Ailelerin suç duyurusunda bulunmaları için insan hakları kurumlarından destek istediklerini  söyleyen Sayak,  insan hakları kurumları ile milletvekillerinin köyde inceleme yapmasını istedi.