Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da devam eden saldırılarını protesto etmek amacıyla başkent Londra’da bulunan İktidar partisi (Muhafazakarlar) genel merkezi Kürdistanlı eylemciler tarafından işgal edildi.
Londra’da bulunan iktidar partisi genel merkezi işgal edildi
Bugün öğlen saatlerinde parlamento binası önünde başlayan eylem yapılan basın açıklamasından sonra yürüyüşle devam etti. Yüzden fazla eylemci Türk devletinin kuzey Kürdistana yönelik topyekün saldırılarını protesto ediyor. Eylemciler Londra merkezinde bulunan İktidar Partisi genel merkezi binasına girip işgal eylemi yaptı.
İki saattir devam eden işgal eylemi ile beraber parti yetkilileri görüşmeyi Kabul etti. Britanya Kürt Halk meclisi eşbaşkanının da aralarında bulunduğu 3 kişilik heyet partinin üst düzey yetkilileriyle görüşmek için Parlamento binasına geçti. Heyetin görüşmesi ile beraber işgal eylemi de devam ediyor.
Baş rolünü Ezgi Mola ve Murat Yıldırım’ın paylaştığı, ve Şebnem Burcuoğlu’nun aynı isimli kitabından uyarlanan Kocan Kadar Konuş 2- Diriliş, filmin Londra galası Perşembe günü Cineworld Wood Green’de gerçekleşecek.
Beşiktaş Kültür Merkezi imzası taşıyan filmin gala geliri BKM tarafından İmece Kadın Merkezine bağışlanacak.
Gala 7 Ocak Perşembe günü, saat 20:00’de Wood Green Shopping City’de bulunan Cineworld sinemasında yapılacak.
Galaya katılacak olan oyuncular Ezgi Mola ve Murat Yıldırım, gösterim sonrası sinemaseverlerle söyleşi gerçekleştirecekler.
Birincisi büyük ilgi gören Kocan Kadar Konuş 2 – Diriliş 7 Ocak 2016 tarihinden itibaren, Cineworld Enfield, Odeon Lee Valley ve Cineworld Woodgreen’de gösterime girecek.
Yönetmenliğini Kıvanç Baruönü’nün yaptığı filmin ilkinde, gerçek aşkı arayan romantik Efsun, evliliğe programlanmış̧ aile kadınlarının gazabına uğrayıp bir dizi komik olayla karsı karşıya kalmıştı. Kocan Kadar Konuş̧’un bu devam filminde, geleneksel Türk kızı kalıplarına ve nesiller boyu devam eden “ne derler korkusuna” meydan okuyan Efsun, hayatının aşkı Sinan’a evlenme teklif eder ve düğün süreci başlar. Ancak, her genç kızın kabusu, Efsun ve Sinan’ın hikayesine de gölge eder: Aileler. Şebnem Burcuoğlu’nun çok satan ikinci romanından uyarlanan Kocan Kadar Konuş̧ 2- Diriliş̧, izleyiciye tıpkı ilk filmdeki gibi romantik ve eğlenceli bir hikaye vaat ediyor.
IMECE Kadın Merkezi geçen yıl Londra Türk Film Festivali ortaklığıyla ‘Mor Gün’ adı altında ücretsiz sinema günü organize etmiş̧, Kurtuluş̧ Son Durak filminin gösteriminin ardından kadına yönelik şiddet ve kadın dayanışması üzerine bir tartışma ve resepsiyon düzenlemişti. IMECE, 2016’da da bir konser ve Mor Gün film gösteriminin, ikincisini organize etmeye hazırlanıyor. İmece yetkilileri, farklı çevrelerden kadınlara ulaşmak ve sosyal cinsiyet tartışmalarını yaygınlaştırmak amacıyla bu tür ortaklıklara ve etkinliklere imza atmaya devam edeceklerini anlattılar.
Gala gecesinin biletleri Cineworld Woodgreen gişelerinden temin edilebilir.
Sıkıyönetim uygulamalarının devam ettiği Cizre, Silopi ve Sur’da yeni yılın ilk üç gününde 6 sivil yurttaş yaşamını yitirirken, biri özel harekatçı, biri de asker olmak üzere 2 güvenlik görevlisi öldü.
Sokağa çıkma yasakları Sur’da 33 gün, Silopi 21 ve Cizre’de de 21 gündür devam ediyor. Sokağa çıkma yasağının devam ettiği kentlerde çok yüksek düzeyde gıda, elektrik ve su sıkıntısı yaşanıyor.
3 OCAK
SILOPI’DE 2 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ
Silopi’nin Barbaros Mahallesi’nde başına bomba atar mermisinin şarapneli isabet eden 35 yaşlarındaki bir kadın ile özel harekat timleri tarafından taranan evdeki Yusuf isimli yurttaş yaşamını yitirdi. Saldırılarda çok sayıda yaralı olduğu bildiriliyor.
CİZRE’DE 1 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ
Sıkıyönetimin 21’inci gününe girdiği Cizre’de özel harekat polisleri tarafından açılan ateş sonucu Yafes Mahallesi’ne Sezai Burçin isimli yurttaş yaşamını yitirdi. Mahallede yaklaşık 60 kişinin mahsur kaldığı bir ev ise asker ve polisin saldırısı altında.
SUR’DA BİR KADIN YAŞAMINI YİTİRDİ
Diyarbakır’da 3 annesi Melek Alpaydın (38) isimli bir kadın, bulunduğu eve isabet eden top mermisi sonucu hayatını kaybetti. Sur’un yasak kapsamında olmayan İskenderpaşa Mahallesi Küçük Aktar Sokak’ta bulunan evdeki diğer kişilerle birlikte sofrada yemek yedikleri esnada atılan top mermisin hedefi olan kadın, kanlar içerisinde yerde kalarak can verdi.
2 OCAK
SİLOPİ’DE 70 YAŞINDAKİ ÖMER MASLU YAŞAMINI YİTİRDİ
Şırnak’ın Silopi ilçesi Karşıyaka Mahallesi’ndeki evi özel harekat polisleri tarafından taranan 70 yaşındaki Ömer Maslu, namaz kıldığı sırada açılan ateşle katledildi. Silopi Polis Müdürlüğü’nden hedef gözletilerek açılan ateş sonucu Maslu’nun karnına isabet edilen kurşunla vurulduğu, cenazesinin ise ailesinin saldırıdan ötürü evin duvarını kırarak girdiği odadan alınarak mahallede bulunan camiye götürüldüğü öğrenildi.
CİZRE’DE YARALANAN İKİ KİŞİNİN HAYATİ RİSKİ DEVAM EDİYOR
Sıkıyönetim saldırılarının 20’nci gününe girdiği Cizre’de 2 yurttaş daha özel harekat polislerinin saldırılarında ağır yaralandı. Konak Mahallesi’nde sokakta kalan çocukları minibüsüne bindiren Hüseyin Naycı adlı yurttaş, emniyet binası yönünden açılan ateş sonucu kafasından vurularak ağır yaralandı. Dicle Mahallesi’nde ise Nihat Aşan isimli yurttaş evinin önünde özel harekat polisleri tarafından açılan ateşle vuruldu. Her iki yurttaşın da Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı ve sağlık durumlarının kritik olduğu öğrenildi.
Saldırıların yoğun yaşandığı Cudi Mahallesi’nde de 7 yaşındaki Umut Geçit, özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucu ayağından yaralandı.
Sıkıyönetim saldırılarının 19’uncu gününe girdiği Şırnak Silopi’de Başak Mahallesi’nden Barbaros Mahallesi’ne gitmeye çalışırken özel harekat timlerinin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan Ömer Yalman (45) adlı yurttaş, çatışmaların devam etmesi ve ambulansın gelmesine polislerin engel olması nedeniyle kan kaybından yaşamını yitirdi.
CIZRE’DE IKI KADIN YARALANDI
Cudi Mahallesi’nde özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucu Nazlı Ipek Uğur (35) ve Mine Çağrıcı adlı yurttaşlar yaralandı. Yaralı iki kadın Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
SILOPI’DE 1 ASKER YAŞAMINI YİTİRDİ
Sıkıyönetim saldırılarının sürdüğü Silopi’de dün gece özyönetim mahallelerine girmeye çalışan polislere özsavunma güçleri tarafından karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı. Karşıyaka Mahallesi’ne girmeye çalışan özel harekat polisleri ve askerlere, özsavunma güçlerinin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada, 1 askerin yaşamını yitirdiği, çok sayıda da yaralanın olduğu belirtildi.
CIZRE’DE 1 POLIS YAŞAMINI YİTİRDİ
Sıkıyönetimin 19’uncu güne girdiği Cizre’de dün gece yaşanan çatışmalarda 1 polisin yaşamını yitirdi, 4 polis de yaralandı.
CIZRE
Cizre’de halkın özyönetim talebine karşı girişilen abluka ve saldırılar 3’üncü haftasına girdi. Bu süre zarfında aralarında 3 aylık Miray bebeğin de bulunduğu 29 sivilin devlet güçlerince katledildiği saldırılara rağmen ilçe halkı, yaşamlarını komünlerle örgütleyip direnişlerine devam ediyor.
Cizre’de devlet güçlerinin saldırılarında bu güne kadar hayatını kaybeden ve hükümet yetkilileri ve savaş medyası tarafından “terörist” ilan edilen yurttaşların isimleri ise şöyle:
Cudi Mahallesi 1- Hediye Şen (30)
2- Doğan Aslan (22)
3- Sellahadin Bozkurt (70)
4- Zeynep Yılmaz (40)
5- Emine Duman (77)
6- Lütfü Aksu (25)
7- Mehmet Saçan (38)
8- Ferdi Kalkan (20)
9- Hüseyin Ertene (17)
10- Hüseyin Selçuk (5)
11- Zeynep Demir (65-70)
12- Cabbar Taşkın (40)
13- Anneleri yoğun bombardıman nedeniyle erken doğum yapan 7 aylık doğmamış iki bebek
Nur Mahallesi
14- Doğan İşçi (32)
15- Mehmet Tekin (25)
16 Azime Aşan (50)
17- Kumru Işık (85)
18- Abdullaziz Yural (28)
19- Güler Yanalak’ın karnında doğmamış kurşunla katledilen 7 aylık bebeği
Deneyimli gazeteci ve yazar Hasan Cemal son dönemde HDP Eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı ihanet ve hainlikle suçlayanlara t24’teki köşesinden sert cevap verdi. Hasan Cemal’in T24’de yayınlanan yazısı şöyle:
Hasan Cemal: Demirtaş Hain Değil
Hayır, Demirtaş hain değil, ihanet içinde değil!
Hain!
İhanet!
Vatan haini!
Bu sözcükler havada yine çok fazla uçuşmaya başladı.
Yıllar böyle geçti. Ama olmadı, olmuyor. Şimdi bir denemeye daha hazırlanıyoruz. Hatta başladık bile.
Selahattin Demirtaş ‘vatan haini’ ilan edildi, ‘ihanet’le suçlanıyor her yandan.
Ama bakın.
Demirtaş hain değil!
Hayır değil. Demirtaş, ihanet içinde değil.
Kötülük yapan o değil.
Tam tersine…
Bu memlekete kötülük yapanlar onu ‘ihanet’le suçlayanlardır.
Bu memlekette barış ve demokrasiyi kundaklayanlar Demirtaş değil, onu her Allah’ın günü şeytanlaştırmaya başlayanlardır.
Demirtaş, bu toprakların acılarını iliklerine kadar hissetmiştir, yaşamıştır.
Kürtlerin acılı coğrafyasını, Kürtlerin trajediye doymayan topraklarını barışa, özgürlüğe kavuşturmak için elini her zaman taşın altına koymuştur.
Elinden geleni yapmaya çalışmıştır.
Bugün Selahattin Demirtaş’ı şeytanlaştıranlar, önce dönüp Saray’daki Sultan’a baksınlar.
Önce onun yanlışlarını vurgulasınlar.
Önce Saray’ın 1 Kasım için nasıl savaş düğmesine bastığını sorgulasınlar.
Bugün şeytanlaştırma ateşlerine odun atanlar önce dönüp ‘Saray’a baksınlar.
Önce devletin yanlış politikalarına itiraz etsinler.
Çok kolayına kaçıyorlar. Devlete hiç itirazları yok! 1990’ların ‘asker gazeteciliği’nden sonra şimdi de ‘saray gazeteciliği’ne, ‘saray yazarlığı’na soyunmak gerçekten ayıp oluyor.
Yazıktır, günahtır. “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır!” zihniyetiyle, “Katli vaciptir!” sloganlarıyla bu topraklarda çok kıyım yapıldı, büyük acılar çekildi.
“Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır!” zihniyetiyle, “Katli vaciptir!” sloganlarıyla bu topraklarda çok kıyım yapıldı, büyük acılar çekildi.
Barışın canına okundu. İnsan hakları katledildi.
Demokrasiydi, hukuktu hiçe sayıldı.
Şimdi bir daha mı?..
Demek, aklınızı peynir ekmekle yediniz.
Çoğunluk var elinizin altında.
Kaldırın milletvekili dokunulmazlıklarını. Selahattin Demirtaş’ı atın hapse.
HDP’yi de kapatın gitsin. Kürtlerin 6 küsur milyon oyunu yok sayın.
İşbirlikçileri de unutmayın.
Onları da etkisiz kılın, temizleyin!
Askeri darbe dönemlerindaki gibi, tam bir mıntıka temizliği yapın!
‘Vatan hainleri’nden arınsın bu ülke!
Yapın yapın. Daha fazla beklemeyin.
O arada, tıpkı askeri darbe dönemlerindeki gibi bir Anayasa yapın, bir referandumla da başkan babalığı Anayasa’ya bağlayın.
Kim bilir belki bu despotluğu da, havuzlaştırılmış medya düzeni sayesinde demokrasi diye yutturursuz.
Zaten muhalif sesler neredeyse yok oldu. Gazeteciliği de bitirdiniz büyük ölçüde. Zincire vurdunuz.
Bakın, sevgili Can Dündar’ın Silivri’den İngiliz Guardian gazetesine yazdığı yazı, “Erdoğan ve Suriye ile ilgili gerçeği açığa çıkardım, bunun için beni hapse attırdı” başlığını taşıyor.
Şöyle devam ediyor Can: “Devlet sırrı mühürü, iktidarların kirli işlerini örtmek için bir örtüye dönüşürse, bunu yırtıp atmak gazetecinin görevi değil midir? Toplumun çıkarlarına en çok neyin hizmet ettiğine kim karar verir?”
Sevgili Can; Biliyorsun, bizde tek karar odağı, Saray. Son söz onda.
Saray’daki Sultan, etek boyundan vatan hainliğine kadar neredeyse her konuda tek yetkili…
Evet öyle.
Şimdi de vatan hainlerini, ihanetleri, casusları deşifre ediyor.
Ama her geçen gün kendi kendini dünya aleme deşifre ettiğinin farkında değil.
Cizre’de, Devlet Hastanesi çalışanı sağlık memuru Aziz Yural, bulunduğu sokakta özel harekat polisleri tarafından açılan ateşle ayağından yaralanan bir kadını almak istediği sırada, polislerin hedefi oldu. Yural özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucu başından vurularak yaşamını yitirdi. Yural’ın katledilmesiyle beraber 14 Aralık’tan bu yana Cizre’de polisler tarafından katledilenlerin sayısı 25’e yükseldi.
Cizre devlet hastanesinde çalışan sağlık emekçisi Aziz Yural bir kadının yaşamını kurtarmaya çalışırken polisler tarafından başından vurularak katledildi.
Sokağa çıkma yasağının başladığı 14 Aralıkta facebook hesabında ‘Güzel günler göreceğiz çocuklar’ ile dizelerine Aziz Yurdakul şöyle devam etmişti.
Güzel günler göreceğiz çocuklar
korkaklıkla KAÇANLARA ve ULUYAN KATLIAMCILARA rağmen,
Güzel günler göreceğiz Çocuklar
inanın çocuklar
Sıkıyönetim saldırılarının sürdüğü Cizre’de, halkın öz yönetim direnişini kıramayan devlet güçleri, yaraladıkları sivilleri sokaklardan almak isteyenleri de hedef aldı. Nur Mahallesi’nde yaşayan Cizre Devlet Hastanesi çalışanı sağlık memuru Aziz Yural, özel harekat polisleri tarafından ayağından yaralanan bir kadını sokaktan almak istediği sırada özel harekat polislerinin hedefi oldu. Polis tarafından açtığı ateşle başından vurulan Yural, yaşamını yitirdi. Cenazesi sokakta olan iki çocuk babası Vural’ın cenazesi ise yoğun saldırılar nedeniyle sokaktan alınamıyor.
Vural’ın katledilmesiyle birlikte Cizre’de 14 Aralık gününden bu yana süren sokağa çıkma yasağında devlet güçlerinin devam eden saldırılarında aralarında anne karnında bir bebek ve 3 aylık Miray İnce’nin de bulunduğu katledilenlerin sayısı 25’e yükseldi.
16 gündür sıkıyönetimin ve sokağa çıkma yasağının devam ettiği Cizre’de Miray bebeğin katledilmesinin ardından bir çok başkentte organize edilen eylemler ile halkın tepkisi giderek artıyor. Kürt halkı ve ezilenlerin sesini dünyaya duyurmayı amaçlayan eylemlere Londra’dan da destek gecikmedi.
Haber foto Erem Kansoy
Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ile merkezi Londra’da bulunan BBC binası önünde ‘Her yer Kürdistan, her yer direniş!’ şiarı ile bir araya gelen kalabalık burada yapılan konuşmaların ardından ünlü Leicester meydanına doğru yürüyüşe geçildi. Trafiğin durdurulması, İngilizce atılan sloganlar ve İngilizce dağıtılan bildiriler ile çevredekilerin duyarlılığını artırmayı hedefleyen eylemde BBC ve diğer ana akım medya kuruluşlarına Türkiye ve Kürdistan’daki katliamlara sessiz kalınmaması çağırısı yapıldı.
‘Türk devleti Kürtleri katlediyor’
Britanya Kürt halk Meclisi eyleme yaptığı çağırıda “ Değerli halkımız ve değerli dostlar. Ülkemiz bir ateş çemberinden geçiyor. Bu ateş ya Kürtleri yakacak ya da özgürlük sevdalılarının elden ele dolaşan meşalesi olacak. Bu tarihi anda ‘Her yer Kürdistan, her yer direniş!’ şiarıyla halkımızın sesini dünya kamuoyuna duyurmaya devam edelim BBC önünde vicdanları donmuşları harekete geçirelim.” İfadelerine yer verdi. BBC merkez binası önünde toplanan kitle aralıksız olarak “Terorist Turkish state” (terörist Türk devleti), “we want peace we want justice”( barış ve adalet istiyoruz), katil devlet halka hesap verecek sloganları atıldı.
Londra’da bulunan BBC Televizyonu önünde yapılan eylemde Kürdistan’da yaşanan vahşete sessiz kalınmaması çağrısı yapıldı
Eylemde, Westminister adalet ve barış komisyonu yöneticisi Joe Ryan, peace in Kurdistan kampanyası yöneticisi ve avukat Melanie Gingell, toplumlara yönelik kriminalize karşıtı kampanya öncüsü Les Levidow, Rojava dayanışma grubundan Zaher Baher, Maraş Katliamı tanıklarından araştırmacı yazar Aziz Tunç, aktivist Mehmet Aksoy yer aldı. Stop the war coalition ise eylemde okunmak üzere bir dayanışma mesajı gönderdi. Hazırlanan basın bildirisi ve seslenişi Kürt Halk Meclisi yetkililerinde Ayşegül Erdoğan İngilizce olarak okudu. Bildirinin okunmasının ardından konuşmacılar sırayla söz hakkı aldı.
insan hakları savunucusu Joe Ryan
‘ŞUAN BİLE ÇOCUKLAR VE KADINLAR ÖLDÜRÜLÜYOR’
Adalet ve Barış Komisyonu yöneticisi Joe Ryan konuşmasında “çok uzun yıllardır coğrafyadaki Türk Kürt sorununu yakından takip ediyorum, bu süreçte Kürt’lerin büyük haksızlıklara uğradığı açıkça ortadadır, bugün burada Kürt halkı ile dayanışma göstermek, acılarına ve mücadelesine ortak olmak adına bulunuyorum. Barış görüşmeleri, sözde demokratik Erdoğan hükümeti tarafından baltalanmıştır, konuşmama şuan devam ettiğim sırada Orada şimdi kadın ve çocukları öldürüyorlar, barış ve demokrasi adına hiçbir şey yapmıyorlar.” Şeklinde konuştu.
‘YAPILANLAR İNSANLIK ADINA BİR AYIPTIR’
Toplumlara yönelik kriminalize karşıtı kampanya öncüsü Les Levidow ise kalabalığa seslenişinde “ Türkiye ve Kürdistan’da insan hakları ihlali yapılmaktadır, seçimler adil ve demokratik gerçekleştirilmedi. Suçsuz insanlar tutuklanıyor hapishanelerde ve göz altında işkenceye maruz kalarak öldürülüyor veya kriminalize ediliyor. Bir çok insanın ailesi ve çevresi de kriminalize edilmeye çalışılıyor. Yapılanlar insanlık ayıbıdır ve insan haklarına aykırıdır.” Sözlerine yer verdi.
Aziz Tunç
‘KAZANMAYA EN YAKIN OLDUĞUMUZ ZAMANDAYIZ’
Aziz Tunç yaptığı konuşmada, “Sizlerle olmanın heyecanını yaşıyorum saygılar sunuyorum, vahşice bir savaş sürdürülerek, Kürdistan’da onurlu Kürt halkının mücadelesi, örgütlü direnişi kırılmaya çalışılıyor. Bir gerçek vardır ki gözden kaçırmamalıyız, bunca yıl süren direnişimizde son zamanlarda kazanmaya en yakın olduğumuz zamandayız. Hiç bir güç bizi geriletmemelidir. Biz örgütlü gücümüzle, yobazlığa ve zorbalığa karşı kazanmak için mücadelemizde kazanmaya en yakın bulunduğumuz noktadayız.” İfadelerine de yer verdi.
Yapılan açıklamadan sonra kitle yolu trafiğe kapatarak ünlü Leicester meydanına doğru yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün sonunda yapılan duyarlılık çağrısından sonra eylem sona erdi.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sert ifadelerle eleştirdi. Yolsuzluk olaylarında büyük artış olduğunu, gazetecilerin cezaevine atıldığını, hukukun üstünlüğünün ayaklar altına alındığı ve komşularla krizin derinleştiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, özellikle 5 temel sorun alanının ortaya çıktığını ifade etti. Türkiye Cumhuriyetinin tarihin en büyük krizini yaşadığını belirten Kılıçdaroğlu, morglarda yer kalmadığı ifade etti.
Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:
13 yılda Türkiye’nin 5 temel sorun alanı ortaya çıktı. Terör, ekonomi, eğitim, toplumsal barış, hukuk. Asgari ücretin ne olduğunu bilmezlerdi, asgari ücreti bizden öğrendiler. Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor. Vatandaşa sorun ‘Adalet var mı?’ diye. Gazeteciler doğru haber yaptıkları için cezaevinde. Hukukun üstünlüğü… Hangi üstünlük? Adaleti kim bu hale getirdi? Hangi vatandaşımın can ve mal güvenliği var? Birilerinin üstünlüğü var. 17-15 Aralık’a darbe dediler. Hırsızlığınız ortaya çıktı. ‘Darbeye karşıyız’ diye vatandaşı kandırdılar. 21. yüzyılda darbe mi olur? Gelin darbeyi araştıralım dedik, hayır dediler.
BİZİM BİR DİKTATÖR BOZUNTUMUZ VAR
Bizim bir diktatör bozuntumuz var. Cumhuriyet Savcılığı’na gizli ibareli bir yazı yazıyor. Cumhurbaşkanı’na hakaret konusunu araştırın, bana bilgi verin diyor. Kimsin sen? Türkiye’nin çivisi çıktı diye boşuna demiyoruz. Cumhurbaşkanı bunu yaparsa sade vatandaşı da yapacaktır. Örnek alacaktır.
Sayın Davutoğlu gelecek. Hoşgeldiniz diyeceğiz. Elbette konuşacağız. Neleri söyleyeceğini ben de merak ediyorum. Başkanlık sistemiyle ilgiliyse nasıl bir başkanlık anlatacak. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ekonomi politikası var mı? İşsizliğin hangi noktaya geldiğini çocuğu işsiz olan bir babaya sorun bakalım. Yolsuzluk almış başını gidiyor. TÜRGEV’in adı artık ‘götür gel’.
Komşularla sıfır sorun dediler. Kavga etmediğimiz ülke kalmadı. Değerli yalnızlık dediler, neresi değerli? Rus uçağını biz değil, komutan düşürdü dediler. Komutan değil, Fethullah Gülen düşürdü dediler. Arap Birliği, Türk hükümeti kınadı. Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
Diktatör bozuntusunun bir de sözcüsü var. Gazze ablukasının hafifletmesinden bahsediyorum diyor. Yutmayacağın lokmayı niye ağzına alıyorsun.
Kimse unutmasın; ODTÜ Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli markalarından biridir. Öğrenciler ve öğretim üyeleri üzerine baskı kurmaya çalışıyorlar.
Yıllardır orada namaz kılınıyor, ibadetlerini yapıyorlar. Bu provokasyona dikkat edin. 10’un üzerinde mescit var. Hiçkimse namaz kılıyor diye saldırıya uğramadı. ODTÜ’ler üniversitelerine sahip çıkacak. Diktatör bozuntusu ‘gereğini yapın’ diyor. Allah bilir savcıya yazı yazmıştır. ODTÜ’ye tankla, topla, TOMA’yla giremezsin. ODTÜ’ye girmek istiyorsan sınavla girersin.
MORGLARDA YER KALMADI
Morglarda yer kalmadı, bebekler öldürülüyor. Ölen kadının cesedini ailesi alamıyor. Böyle bir travmayı Türkiye Cumhuriyeti yaşamadı. Suriye’deki fotoğraflara bakın, aynı fotoğraflar. Ülkeyi bu hale getiren kimdir?