Dünyanın en ünlü sokak sanatçılarından Banksy, İngiltere’de terk edilmiş bir spor merkezini geçici sergi alanına çevirdi.
İngiliz sanatçının Weston-super-Mare adlı tatil kasabasında açtığı Dismaland adlı sergi, 6 hafta açık kalacak.
Sergide İngiltere’nin önde gelen çağdaş sanatçılarından Damien Hirst’ün çalışmaları da var.
Banksy, “Burası çocukken çok sevdiğim bir yerdi. Kapılarını tekrar açmak büyük bir gurur” açıklamasını yaptı.
Bu, Banksy’nin 2009’da doğup büyüdüğü Bristol’da açtığı ve yoğun ilgi gören sergiden sonra ilk çalışması.
Sergide kavramsal sanat yapan Amerikalı Jenny Holzer ve İngiliz müzisyen/sanatçı Jimmy Cauty’nin çalışmaları da görülebilecek.
Belediye yetkilileri sergi için aylardır çalıştıklarını ancak “malum sebeplerden ötürü bu konuda dudaklarını mühürlediklerini ve belediyede sadece 4 kişinin neler döndüğünden haberi olduğunu” söyledi.
Gerçek kimliğini saklayan ve bir efsaneye dönüşen Banksy’nin duvar resimleri yanında enstalasyon çalışmaları da var.
Banksy’nin açık artırmalarda yüzbinlerce sterline satılan graffitileri bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçici Bakanlar Kurulu’nu kurmak üzere Başbakan olarak atanan Ahmet Davutoğlu’nun bakanlık teklifinde bulunduğu isimler belli oldu. HDP’den Levent Tüzel, Müslüm Doğan ve Ali Haydar Konca bakanlık teklifi götürülen isimler arasında.
Teklif mektuplarının, söz konusu milletvekillerine gönderilmeye başlandığı ve gün içerisinde tamamına ulaştırılacağı belirtildi.
Davutoğlu’nun bakanlık teklif ettiği isimler şöyle:
CHP
İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak – Spordan Sorumlu eski Devlet Bakanı
Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan Toker – İsmet İnönü’nün torunu
İstanbul Milletvekili İlhan Kesici – 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i akrabası
Antalya Milletvekili Deniz Baykal – CHP Eski Genel Başkanı
Ankara Milletvekili Tekin Bingöl
MHP
İzmir Milletvekili Kenan Tanrıkulu – Eski Sanayi Bakanı
Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş – Alparslan Türkeş’in oğlu
İstanbul Milletvekili Meral Akşener – Eski İçişleri Bakanı
HDP
İstanbul Milletvekili Levent Tüzel (EMEP Kurucu genel başkanı)
İzmir Milletvekili Müslüm Doğan (Pir Sultan Abdal Derneği Eski genel başkanı)
Kocaeli Milletvekili Ali Haydar Konca (Eski Kaymakam)
Çocuklarımız her yıl daha iyi sonuçlar almalarına rağmen ulusal çapta hala ortalamanın çok altında akademik başarı göstermeye devam ediyor. Türkçe ve Kürtçe konuşan çocuklarımızın en az iki dilli ve iki kültürlü olmalarının sağladığı avantajlar var. Bunun yanı sıra çeşitli zorluklarla da karşı karşıya kalıyorlar. Başta okulların ve ailelerinin düşük beklentileri, okullarında aldıkları eğitimin ulusal çapta kıyaslandığında daha düşük seviyede olması, konut, ırkçılık, anne- babaların göçmenlikten kaynaklanan uyum sorunu ve sağlık problemleri öne çıkıyor. Ayrıca velilerin İngiliz eğitim sistemini yeteri kadar kavrayamamaları, anlayabilmek için de çok çaba göstermemeleri, 16 yaşındaki GCSE ve 16-18 yaş arasındaki As ve A-level sınavlarını bilmemeleri de var. Öyle olunca veliler çocuklara tam zamanında, doğru destek veremiyorlar, müdahale edemiyorlar.
TÜRKÇENİN ÖNEMİ
A-level Türkçe sınavından alınan A veya B notları üniversiteye girişte ciddi katkı sunuyor. Alınacak bir A ile on binlerce öğrenciyi eleme, öne geçme ve üniversiteye kabul edilme şansı doğuruyor.
Normalde GCSE Türkçe yapan bir öğrenci doğal olarak A-level Türkçe de yapıyor. Türkçe dersini tercih etmeyen çok sayıda öğrencimiz kendilerine avantaj sağlayacak büyük bir fırsatı kaçırıyorlar. Bu derslerle ilgili kaynaklar ve yayınlanmış 3 kitabımız, web sitemizin ‘Yayınlarımız’ bölümünden ücretsiz olarak indirilip, ders programı olarak takip edilebilinir: www.educatorsforum.co.uk
Çocuklarımızın GCSE Türkçe ve A-level Türkçe derslerini almalarını teşvik etmek de anne-babalara düşüyor.
Bilinmesi gereken bir nokta da, evde Türkçe konuşmak tek başına bu sınavlardan yüksek not almanın garantisini vermiyor. Mutlaka kitaptan bir sınav programı izlenmelidir. Tıpkı Fransızca, Almanca, Rusça öğrenir gibi disiplinli, sistemli olmak gerekir. Ne yazık ki hala Türkçeden iyi not alma oranı diğer dillerden iyi not alma oranından daha düşük. Türkçeyi zaten konuşan çocuklarımız, sınavın kendileri için çok kolay olacağını sanıyorlar ve aşırı güvenle yeteri kadar hazırlanmıyorlar. Çünkü sınav okuma, yazma, dinleme ve konuşmayı içeriyor. Öğrencilerimize diğer derslere oranla daha az zaman ve emekle çok iyi bir not alma şansını kullanmalarını öneriyoruz.
SINAV SONUÇLARINA KISA BİR BAKIŞ:
Bu yıl en yüksek not olan A* ve A kazanma oranı%25.9 oldu.
Öğrenciler en çok sırasıyla Matematik, İngilizce, Biyoloji, Psikoloji, Tarih ve Kimya derslerini tercih ettiler.
Sınava giren öğrencilerin %8’i A* aldı.
Müzik, Yabancı Diller, Dizayn ve Teknoloji derslerinin seçimlerinde düşüşler görüldü. Özellikle Fransızca ve Almanca bu yıl pek popüler değildi. Örneğin Galler’de sadece 128 öğrenci A-level Fransızca dersi almış.
İngiliz üniversitelerinin prestiji çekim kaynağı olmaya devam ediyor. Avrupa Birliği üyesi olan veya olmayan yabancı öğrenci sayısı bu yıl da artış gösterdi.
KIZ ÖĞRENCİLER DAHA BAŞARILI
Artık her üç kız öğrenciden biri üniversite eğitimi alıyor. Bu yıl 409 bin öğrenci direk olarak üniversiteye kabul edildi. Bunların yarısından çoğu kız öğrenciler oldu. UCAS’ın müdürü Mary Cook, günümüzün erkek öğrencileri yeni bir avantajsız ve zayıf grup oluşturmuş durumdadır, diyerek, bu durumu göz önünde bulundurmaları ve önlem almaları için aileleri ve okul yöneticilerini uyarıyor. Kızların başarısı zaten daha ders seçimlerinde kendini gösteriyor. Örneğin iyi bir üniversite bölümünü kazanmak için gerekli olan İngilizce dersini seçen öğrencilerin %72’si kız.
SINAVDAN YETERLİ NOTLARI ALAMADIYSANIZ BİR YOL DAHA VAR: CLEARING
Bir telefon hayatınızı değiştirebilir. UCAS ( The Universities and Colleges Admissions Service) İngiltere’deki bütün üniversitelere başvuru ve bilgi/danışma işlemlerini sağlayan kuruluştur. UCAS Track web sitesine girip hemen bir Clearing numarası alın. Bu sitede kontenjanlarını henüz dolduramayan ve sizin gibi yeni öğrencileri Clearing yoluyla alacak olan üniversitelerin listesi var. Araştırmanızı yaptıktan, tercihlerinizi değerlendirip istediğiniz bölüme karar verdikten sonra daha fazla bilgi için verilen telefonu arayın. Yalnız telefon açmadan önce kişisel bilgilerinizi (personal statement) ve neden bu bölümü istediğinizi, bu üniversiteyi neden tercih ettiğinizi kendi kafanızda ve cümlelerinizde hazırlayın. İnternet üzerinden başvuru formunu, Clearing numaranızı, sınav sonuçlarınızı doldurup yollayın, hemen arkasından da Clearing Helpline’ı arayıp kurs hakkında Course Adviser’dan bilgi alın, başvurunuzun sonucunu takip edin. Eylüle kadar zamanınız var ama acele edin, kontenjanlar kapılmasın.
UCAS’tan AİLELERE
Çocuklarına daha fazla destek vermek isteyen ve İngilizce bilen aileler için bir site var: www.ucas/parents
İngilizce bilmeseniz bile bir tercüman yardımıyla bu siteden her türlü bilgi ve danışmanlık alabilir, çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.
ÜNİVERSİTEYİ KAZANAMAYAN GENÇLERİMİZİN ÖNÜNDE 4 YOL VAR:
1) Yukarıda ayrıntısını verdiğimiz Clearing yolunu denemek.
2) Gelecek yıl sınavlara yeniden girmek için karar vermek. Daha disiplini, daha sistemli, azimli ve bilinçli olmak ve daha şimdiden araştırmalara başlamak.
3) Üniversite bana göre değil, diyorsanız, hem çalışıp para kazanmak hem de iş garantili kısa kurslara devam etmek çok yaygın. Turizmden, tamir, inşaat, sağlık, yemek, çocuk ve yaşlılara bakım, müşteri temsilcisi, satış elemanı, otelcilik, muhasebe, spor hocalığı gibi iş garantili kurslar sizi bekliyor: Apprenticeship ve Vocacational Training için araştırma yapmaya başlayabilirsiniz.
4) Tüm yukardakilere boş verip yüzbinlerce çaresiz, umutsuz, amaçsız, suç işlemeye veya suça maruz kalmaya meyilli işsiz gençler ordusuna katılıp devlet yardımıyla kıtkanaat geçinebilirsiniz. Bu da kimseye tavsiye edilmez.
Toplumumuz sizden, eğitimi tercih etmenizi, kendinize güvenli, huzurlu ve mutlu gençler olamınızı istiyor.
AS ve A levels. Nedir?
Zorunlu eğitimi sona eren ve 16 yaşında GCSE sınavına girmiş olan bir çocuk, İngiltere’de yasal olarak, eğer isterse, okumayı bırakıp çalışmaya başlayabilir. Fakat öğrencilerin çok büyük bir çoğunluğu A level ve ona eşit kalifikasyonlar için kolejlerde, 6th Form kolejlerinde veya Further Education Kolejleri’nde eğitimlerine devam ederler.
Üniversiteye gitmek isteyen öğrenciler, 16 yaşından sonraki ilk yıl AS Level için en az 3 ders seçip bir yıl boyunca sadece bu dersleri okurlar ve bu ilk yılın sonunda AS level (Advanced Subsidiary) sınavına katılırlar.
İkinci yılda ise AS level için seçtikleri derslere devam ederek A Level sınavına girerler. Bu derslerden iki yılda aldıkları notlara göre üniversiteye kabul edilirler.
AS ve A Level, Türkiye’dekinden çok daha farklı bir sistem olduğu için, bu sistem bizim velilerimize oldukça karışık gelmektedir.
Kısaca özetlersek, bir üniversiteye girebilmek için en az 3 A Level veya dengi kalifikasyon gerekmektedir.
Esin Cash & Carry, bakkal, restoran ve kafe sahiplerinin tek bir noktada A dan Z’ye ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. Enfield, Brimsdown bölgesinde 210 bin sq ft toptan satış alanında, tam kapsamlı bir hizmet sunan Esin Cash & Carry grocery, alkol, içecek, manav ve kasap bölümleri dahil, gıda ve market sektöründe ihtiyaç olan tüm ürünleri, eksiksiz satmayı hedefliyor.
Esin Card ile Üyelik Sistemi
Sadece ticari müşterilere sunulan Esin Card ile üyelik sistemi oluşturan Esin Cash & Carry, bireylere satış yapmıyor.
Can Uçar ve Deniz Suyur yönetimindeki TFC Holdings bünyesinde kurulan, Esin Cash & Carry ile ilgili, yönetim kurulu şöyle konuştu: ‘‘210.000 Sqft lik alanı ile pazardaki en büyük Türk gıdası üzerine uzmanlaşan firmamız sayesinde hiç görülmemiş fiyatlar ile sebze, meyve, içecek, alkollü içecekler, catering malzemeleri, donmuş gıda, et ve tavuk ürünleri, sigara ve tutun ürünleriyle, İngiltere’nin ve Dünya’nın tanıdığı en ünlü markaları en uygun fiyatlar ile temin edebileceksiniz. Kısacası; her şeyi bir arada bulabileceğiniz tek durağınız Esin Cash & Carry olacak.’’
Kasap bölümü, 12 yıllık deneyimiyle, Bahattin İvgin’in yönetimiyle Prime Quality Foods tarafından sunuluyor. Meyve ve sebze Özcan Uçaroğlu öncülüğünde Fresh Star Fruit & Veg adı altında müşterilere sunuluyor.
TFC Holdings, toplum arasında ilk olarak marketleriyle tanındı. Geçtiğimiz aylarda, TFC Supermarkets, Tees Ltd, Eda Quality Foods ve Esin Cash & Carry’i bir çatı altında birleştiren TFC Holdings, Esin Cash & Carry alanında çalışmalarına devam ediyor.
TFC Holdings yöneticileri ‘kalite ve markanın buluştuğu tek adres’ olarak tanımladığı Esin Cash & Carry’de, müşterilerinin, Türkiye’nin en iyi markalarını burada bulabileceklerini vurguluyorlar.
Özellikle Eda Quality Foods markasıyla tanınan şirket, Eti, Koska, Tamek ve Pınar gibi Türkiye’nin öncü markalarının ana distribütörü. Sahip oldukları diğer ürünler arasında Mehmet Efendi, Piyale, Komili ve Doğadan da bulunuyor.
Bunların dışında, Eda, İnci, Miss, Arnika Foods markalarıyla kuru bakliyat, baharat, turşu, peynir, tortilla ve çerez gibi bir çok ürünü kendi üretimleriyle Britanya’daki müşterilerine sunuyorlar.
Brimsdown’da Kaliteli Yemek Seçeneği
Brimsdown ticari bölgede bulunan Esin Cash & Carry, Oliva Restaurant ile öncelikle kendi çalışanları olmakla, bölgede bulunan yüzlerce kişiye kaliteli bir yemek seçeneği sunuyor.
Oliva Restaurant ile bölgede, özellikle öğle yemeği için, büyük bir eksikliğin giderildiğini ifade eden yöneticiler uygun fiyata, işçi ve iş verene önemli bir hizmet sunulduğunu ifade etti. Oliva Restraurant’ta kahvaltı ve grill yemeklerinden İtalyan çeşitlere kadar bulmak mümkün.
TFC Holdings
1980 yılında Dalston’da açılan ilk Turkish Food Centre marketiyle, 35 yıldır gıda ve inşaat sektöründe toplum içerisinde önemli bir yer alan TFC Holdings, bugün bünyesi altında TFC Supermarkets, Tees Ltd, Eda Quality Foods ve Esin Cash & Carry olarak faaliyetlerine devam ediyor. Şirket, gıda markaları yanı sıra, inşaat çalışmalarında da büyüyerek devam ediyor.
TFC Holdings yöneticileri çalışmalarını şöyle anlatıyorlar: ‘‘Yıllardır süre gelen bu donem içerisinde, şirketimiz olarak; kendi vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyokültürel anlamda gelişmesine şahit olduk. Bu gelişme içerisinde kendi toplumumuzun özveriyle bir yerlere gelmesi için gösterdiği cabaya, bulunduğumuz sektörde tanıklık ettik. İsçilikten başlayan süreçte toplumumuz isçilikten, is veren konumuna yaptığı hızlı geçişi her zaman gördük. Toplumumuzun gıda sektöründe; toptancılık, market, off-licence, kafe ve restoran pazarında hızla söz sahibi olması, toplumumuz açısından gurur verici bir tabloydu.’’
Türkiye’nin Amerika öncülüğündeki Daiş karşıtı koalisyona dahil olmasının ardından başlattığı operasyonları değerlendiren PYD Britanya sözcüsü Dr. Alan Semo; “Türkiye koalisyonu suistimal ederek, hem Türkiye Kürtleri, hem de Suriye Kürtleri’ne karşı saldırıyor Türkiye çok tehlikeli bir oyun onuyor; kendisini yakacak, riske sokacak ve Türkiye’yi sivil savaşa sürükleyecek bir oyun bu” dedi.
PYD Britanya sözcüsü Alan Shemo
Türkiye’de son yaşanan gelişmeler daha karanlık bir hal almaya başladı. Erdoğan, Daiş terörüne savaş ilan etmiş görünsede, bombalar Kürtleri hedef alıyor. Kürtlerin Suriye’nin bazı bölgelerinde Daiş çetelerini etkisiz hale getirmesi ve Ortadoğu’da bazı kazanımlar elde etmesi, Kürtleri etkisiz hale getirmek isteyen Erdoğan ve takımını harekete geçirdi.
Geçtiğimiz Haziran ayında 32 gencin hayatına mal olan Suruç katliamının ardından, terörle mücadele adı altında ülke çapında gözaltı operasyonları başlatıldı. Fakat, Daiş üyelerinden ziyade, PKK ile bağlantısı olduğu iddia edilen HDP’liler gözaltına alındı.
Önceleri Daiş ile işbirliğinden dolayı isteksiz olduğu, Amerika’nın öncülüğündeki Daiş karşıtı koalisyona dahil olan Türkiye, hiç zaman kaybetmeden PKK mevzilerini bombaladı. Türkiye, sözde Daiş’e karşı başlattığı operasyonlarla, Kürtlere yaptığı saldırıların üstünü örtüyor. Amerika ise, İncirlik Üssü’nün kullanımına karşılık Kürtlere yapılan saldırıları görmezden geliyor.
Bir diğer hususta, Türkiye’nin Suriye sınırında kurulmasını istediği güvenli bölge veya tampon bölge ile ilgili olarak, Türkiye ve Amerika tarafından çelişkili açıklamaların gelmesi. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu; “ABD ile güvenli bölge konusunda anlaşmaya varıldı” derken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner ise; güvenli bölge konusunda herhangi bir anlaşmanın olmadığı açıklamasını yaptı. Güvenli bölgeye dair, kamuoyuyla henüz detaylı bir bilgi paylaşılmadığı için konu ile ilgili belirsizlikler devam ediyor.
Son gelişmelere dair yaşananları Britanya PYD sözcüsü Dr. Alan Semo’ya sorduk.
Türkiye, Daiş terörüne karşı operasyon başlattığını iddia ediyor. Gerçekte bu böyle mi? Türkiye’nin Suriye’de Kürt güçlerine saldırıları oldu mu?
Gerçekte, Türkiye’nin Amerikan koalisyonuna katılmak zorunda kalması, Daiş’e karşı savaşmak için değil, Daiş ile işbirliğine ve Suriye politikasındaki başarısızlığına kılıf uydurmak içindir. Genel olarak koalisyona dahil olmasının sebebi; Suriye’de oluşacak olan herhangi bir demokratik yapıya engel olmak, bundan kastımız, tampon bölge oluşturma bahanesiyle kuzey Suriye’yi işgal ederek özellikle Kürtler’in Rojava kantonlarını (Kobani’den Afrin’e) birleştirmesine engel olmak, ilerleyişlerini durdurmak ve sınırda Daişi destekleyeme devam etmektir.
Türkiye koalisyona katıldığında ilk olarak, YPG kontrolündeki Kobani’ye bağlı Kürt köyü Zur Maghar’ı bombaladı ve dört Kürt savaşçıyı öldürdü. Türk askerleri, Fatih Sultan Mehmet Tugayı ve Sultan Murad Tugayı görünümünde Suriye’ye girdi, Daiş mevzilerini bombalaması gerekirdi ama hiçbir şey yapmadı.
“Kürtler Ne Satılabilir, Ne de Satın Alınabilirler”
Amerika’nın Türkiye ile anlaşarak Kürtleri sattığı iddia ediliyor, Ayrıca PKK’ye yapılan bombalı saldırıların Amerika tarafından onaylaması, Irak’tan sonra Ortadoğu’da yaptığı en büyük hatta olarak medyada dillendirildi. Amerika yanlış bir müttefik mi seçti? Siz bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, medya spekülasyonlarını propaganda amaçlı kullanarak, Kürt Özgürlük Hareketine karşı kötü niyetini örtbas etmek istiyor. Rojava’daki Kürt güçleri ile koalisyon arasındaki işbirliği, global tehdit olan Daiş barbarlığına karşı savaşmaktır. İki yıldır, hatta koalisyondan önce Kürt güçleri, Daiş’e karşı savaşan en etkili güç olduklarını kanıtlamıştır. Bu nedenle kendi bölgelerini koruyacak güvene sahipler ve ne satılabilir, ne de satın alınabilirler. Amerika ve koalisyon Türk ordusunun yaptıklarını onayladıklarını inkar ediyor ve Türkiye’yi Kandil ve Suriye’yi bombalamamaları konusunda uyarıyorlar. Ancak Türkiye koalisyonu suistimal ederek, hem Türkiye Kürtleri, hem de Suriye Kürtlerine karşı saldırıyor. Türkiye çok tehlikeli bir oyun oynuyor; kendisini yakacak, riske sokacak ve Türkiye’yi sivil savaşa sürükleyecek bir oyun bu. Amerika ve koalisyon Türkiye’yi seçmedi gibi görünüyor fakat, Türkiye’yi koalisyon içerisinde etkin hale getirmek istediler. Türkiye, Daiş ile işbirliği yaptığı için bu koalisyona daha önce dahil olmak istememişti.
Daiş’e karşı en etkili kara gücü olan Kürtler, Türkiye-ABD anlaşması ile zarar mı görüyor?
Amerika bu iddiaları reddediyor fakat iddialar gerçekse, evet karada en etkili olan güç zarar görür. Türkiye kontrolü ele geçirir, sınırda Daiş ile hareket etmeye devam eder, Ehrar El-Şam ve Cephet El-Nusra çetelerinin Sultan Murad Tugayına katıldıkları Cerablus ve Azaz’da olduğu gibi…
Amerika ile Türkiye anlaşmasının uzun vadede sonuçları ne olur?
Nato’nun da dahil olacağı bölgesel savaşa yol açar. Zaten Suriye, Irak ve Türkiye’de devam eden bir sivil savaş var.
Uluslararası toplumlar, Türkiye’nin Kürtlere karşı agresif tavrı konusunda sessiz kalmaya devam ediyor, siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uluslararası toplumun sivilleri korumak ve katliamları önlemek açısından ahlaki bir sorumluluğu var, Türkiye’nin, Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürtlere karşı saldırılarının yanı sıra, uluslararası hukuku ihlal eden sınır ötesi operasyonu kınanmalı. Bazı Avrupa Birliği üyeleri Türkiye’yi zaten uyardı ve sınır ötesi saldırılarını kınadı.
“Amerika Türkiye ile Kürtlere Karşı Yapılmış Bir Anlaşmayı İnkar Ediyor”
Türkiye’nin koalisyona dahil olması ve sınır ötesi harekatı sonrası, PYD, Amerika ile temasta bulundu mu?
Kürt güçleri ve Rojava özerk yönetimi, Daiş’e karşı koalisyon ile halen tam bir işbirliği içerisinde. Amerika ve koalisyona, Türkiye’nin güvenli bölge planının Rojava’nın işgali anlamına geleceği, şiddetle karşı çıkılacağı, böyle bir şeyin gerçekleşmesine için izin verilmeyeceği ve başka bir ülkenin topraklarını işgal etmenin uluslararası hukuka aykırı olduğu iletildi. Türkiye’ye Türkmenleri kullanarak işgale kalkışmaması çağrısında bulunuldu. Fakat Amerika ve koalisyon Türkiye ile Kürtlere karşı yapılmış bir anlaşmayı inkar ediyor ve YPG’yi desteklemeye devam edeceklerini ifade ediyorlar.
Türkiye, Türkmenleri kullanarak üç kantonunda birleşmesini engellemeye mi çalışıyor?
Bilfiil, Türkiye’nin asıl amacı kuzey Suriye’yi Türkmenleri kullanarak işgal etmek. Türkiye, Türkmenleri destekledi, eğitti, şimdi de Sultan Murad Tugayı adı altında Cerablus ve Azaz’a gönderiyor.
“Savaş Türkiye’ye de Yayılacak”
Son yaşanan olayları değerlendirirsek yakın gelecekte Suriye ve bölgeyi ne bekliyor?
Türkiye’nin koalisyonu kötüye kullanarak Kürtlere saldırması, Suriye ve Irak’ta devam eden sivil savaşın Türkiye’ye de yayılmasına sebep olacaktır. Amerika, koalisyon ve Nato, Türkiye’nin Daiş’e karşı etkin bir biçimde savaşan Kürt Özgürlük Hareketine karşı başlatmış olduğu saldırılarını engellemeli. Türk hükümeti, Kürtlerin demokratik haklarını tanımalı ve barış sürecini yeniden başlatmalıdır. Bölgede istikrarın sağlanması ve demokrasi için global tehdit olan Daiş’e karşı savaşan Kürtlere yeterli destek verilmelidir.
Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ile Londra’nın Edmonton bölgesinde toplanan yüzlerce vatandaş, 15 Ağustos direnişini düzenlenen yürüyüş ile selamladı.
Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy
Edmonton Angel bölgesinde toplanan yaklaşık 500 kişilik grup burada yapılan konuşmaların ardından, toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Haringey bölgesine doğru yürüyüşe geçti. TC devleti ve barbar İŞİD’in ortak saldırılarına karşı yoğun sloganlarla ilerleyen kitle 15 Ağustos direnişinin önemini vurgulayan İngilizce bildirileri de dağıttı.
Öncelikle Britanya Kürt Halk Meclisi adına yapılan açıklamada, 15 Ağustos direnişinin tarihsel önemine vurgu yapıldı. Ayrıca DAİŞ çetelerinin barbarca katliamlarının TC devleti destekli yapıldığınn altı çizildi ve herşeye rağmen barış isteyen tarafın yine Kürt halkı olduğu vurgusu yapıldı. “Bu devletin, hükümetin, hiç bir şekilde çözüm arayışı yok. Son 3 yılda önderliğimizin başlattığı çözüm sürecinde, TC devletinin niyeti çok net ortaya çıktı.” İfadelerine de yer verildi.
Düzenlenen uzun yürüyüşte, ‘katil devlet halka hesap verecek, Öcalan’a özgürlük, çok yaşa Önder Öcalan, terörist Türkiye” sloganları sıkça atıldı. MLKP adına yapılan konuşmada ise 15 Ağustos direnişi selamlanarak, “PKK’nin silahlı mücadeleye başlamasının yıldönümü olan 15 Ağustos’ta Kürt halkına dayatılan inkar, imha ve ret politikalarına karşı Şemdinli ve Eruh’ta Agitlerin başlattığı diriliş ve direniş yürüyüşünü en içten devrimci duygularımızla selamlıyoruz.
Mazlumlarala,Zilanlarla,Beritanlar’laSaralar’la Andok ve Eriş’lerle değerler yaratılarak bu günlere gelinmiştir. Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılarak özgürlüğüne kavuşması, inkarcı söürgeci savaşın durdurulması, Kürt halkının demokratik taleplerinin karşılanması, devlet terörünün sona erdirilmesi, söz, eylem, gösteri hakkının önündeki egellerin kaldırılması için tüm halkımızı mücadeleye, bulunduğumuz her yeri direniş mevzisine çevirmeye çağırıyoruz. Faşist inkarcı sömürgeci savaşı durduralım. Yaşasın birleşik mücadelemiz.” İfadeleri kullanıldı.
Ciwanan Azad adına yapılan konuşmada ise, “Biz Kürt gençliği olarak, PKK bir gençlik hareketidir perspektifiyle ve 15 Ağustos direniş ruhuyla birkez daha kamuoyuna seslenmek istiyoruz. Özgürlük mücadelemiz ve yürüyüşümüz barış olana kadar fasizme ve devlet terörüne karşı her koşulda kesintisiz devam edecektir. 15 Agustos direnii ruhunun temsilcisi basta Önderligimiz olmak üzere komutan Agit ve yoldaşlarına, şehitlerimize bin selam olsun diyoruz. Bizleri bu güne canlarıyla getiren değerli şehitlerimize teşekkürü bir borç biliyoruz, minnetle anıyoruz ve anılarına bağlı kalacağımız sozunu veriyoruz.” İfadeleri kullanıldı.
Yüzlerce kişinin ayni anda 15 Ağustos direnişini selamladığı Londra yürüyüşü, kuzey Londra bölgesinde büyük ses getirerek ilgi çekti, Haringey bölgesindeki kısa süreli oturma eylemi ardından yürüyüş tamamlandı.
15 Ağustos Çözümün yolunu açtı
PKK’nin 15 Ağustos 1984 atılımı ile silahlı mücadeleyi başlatması Kürtler açısından çok tarihi ve anlamlı olmuştur. Kürtlerin halk olarak varlık kazanmasına, Kürdistan devriminin nitel bir sıçrama yapmasına yol açmıştır. Özgürlüğe yürüyüşün kararlı ve radikal duruşu olmuştur.
Bugün ise siyasetin koşulları oluşmuş, bu yöntemle sorun çözmek en doğru yol olmaktadır. Ancak bugünün koşullarını yaratan geçmişin en keskin savaşı olduğu da başka bir gerçektir. Hiç şüphesiz ki, Sayın Öcalan son 20 yılda Kürt sorununun siyasal yolla çözülmesi için defalarca tek taraflı ateşkes çağrılarında bulundu, yine barışın sağlanmasına yönelik devletle çeşitli dönemlerde görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak derin devletin komploları sonucu her defasında tıkandı, sil baştan savaş tek seçenek olarak bırakıldı. 2013 Amed Newrozu ile çok tarihi bir süreç Ortadoğu ve Kürt halkı açısından başlatılmış bulunmaktadır. Dolayısıyla Türk devletinin geçmiş hatalara düşmemesi, 15 Ağustos’a iyi anlam vermesi, kaçınılmaz olarak gelişecek bir savaşın önüne geçmek için gerekmektedir. Yoksa sürecin tıkanması halinde gelişecek savaşın sonuçlarından devlet ve hükümet sorumlu olacaktır. Kürtler geçmiş ve son kırk yıllık tarihle kendilerini yeniden yaratmışlardır. Tercihlerinin demokratik, özgür, eşit ve ortak birlikteliğin yaşanacağı bir Ortadoğu’dan yana olduklarını her zaman ve her yerde pratikleri ile göstermişlerdir. Bu nedenle Öcalan’ın geliştirdiği demokratik çözüm ve barış sürecini sahiplenmişlerdir.
Rojava’daki gelişen Kürt halkının özgürlük direnişi, Kürt özgürlük savaşının nasıl olabileceğine yönelik örnek oluşturmaktadır. Bu nedenle Kürtler Öcalan’ın geliştirdiği sürecin ilerlemesi için başta sağlık ve rolünü oynaması için koşullarının düzeltilmesini, özgürleştirilmesi için gerekli yasal değişimlere başlanmasını gerekli şartlar olarak ortaya koydu. Bu nedenle barış ve özgürlükten yana olan herkesin süreçten kendilerinin sorumlu olduğunu görmelidir. Bu, Ortadoğu ve dünya barışı için tarihsel bir görevdir. İnsan ölümlerini durdurmak, yaşamı her yerde var kılmak onurlu ve kutsal bir iştir.
Geçen sene halk ile yapılan danışmanın ardından, devlet bahis dükkanı açmayı zorlaştıran uygulamayı kabul etti.
Hackney belediyesinin öncülük ettiği görüşmeler sonucunda, bahis dükkanları özel ruhsatlara başvurarak açılabilecekler. Özellikle yoksul halkın yoğun olduğu bölgelerde, ana caddelerde açılan bahis dükkanları büyük sorun teşkil ediyor.
Eski uygulamayla, A2 ruhsatıyla bahis dükkanı kolaylıkla açılabilirdi. Şimdi ise, bahis dükkanı açmak isteyen firmalar, belediyelere başvurup, halk ile danışma aşamasından geçecekler. Hackney belediyesi, bahis dükkanı açmayı, kasino ruhsatı almak gibi, zorlaştırarak artan bahis dükkanların önüne geçmeyi hedefliyor.
Hackney Belediye Başkanı Jules Pipe, bu gelişmenin yerel belediyeler ve Hackney için önemli olduğunu ifade etti. Pipe şöyle konuştu: ‘‘Bu değişim, Hackney ve yerel belediyeler için önemli bir başarı temsil ediyor ve belediyeler ve yerel halkın önemli bir konu için bir araya geldiklerinde neler başara bileceklerini gösteriyor.
‘‘Ülke çapında diğer yerel belediyelerle, Hackney belediyesi, hükümete ana caddelerimizi çürüten bahis dükkanlarına karşı yetki vermesi için uzun zamandır çağrı yapıyoruz. Sonunda bakanlar halk ve belediyelerin bahis dükkanlarına karşı ağır tepkilerine kulak verdiler.
‘‘Kampanyamız hiç bir zaman bahis dükkanlarının yasaklanması değildi ve bu değişikler var olanları kapatabileceğimizin anlamına gelmiyor. Fakat, var olan bakkal, banka ya da pub’ın yeni bir bahis dükkanına dönüştürülmesi için gelen başvurularda fikrimizi beyan edebileceğiz. Kararlar da ana caddelerimiz ve toplumumuzun çıkarları dahilinde olabilecek, bahis firmalarının karları yararına değil.’’