David Cameron Hükümeti sendikal hakları kısıtlayan mevzuatı uygulamak için kolları sıvadı. Bu, 30 yıl içinde çalışanların haklarına yapılan en büyük saldırı olarak değerlendiriliyor.
Britanya Başbakanı David Cameron’a yeni sendikalar yasasının ‘gereksiz ve adaletsiz’ olduğu uyarısı yapıldı.
Muhafazakar Hükümet, toplu sözleşme hakkı, güvenli çalışma koşulları, adil ücret ve sağlıklı çalışma saatleri hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan yeni mevzuatı uygulayamaya koymayı planlıyor.
Eğer mevzuat uygulamaya konulursa, yasal grev hakkı imkansız hale gelecek, iş yerinde grev suç sayılacak, şirketlerin grevi engelleyen eleman alımlarına izin verilecek ve sendikalar işlevsiz hale getirilecek.
Ayrıca mevzuat, devlete, sendikaların içişlerine ve üyelerine müdahale etme hakkı tanıyacak, bu sendikaları ve İşçi Partisini iflasa sürükleyebilir.
Muhafazakar Hükümetin Sendikalara yönelik bu girişimi nedeniyle, adil ticaret ve devlet uygulamalarını savunan Sumofus kurumu imza kampanyası başlattı.
Sumofus kampanyasında sendikaların önemine değiniyor ve herkesi imza kampanyasına katılmaya davet ediyor.
“Sendikalar öğretmeninden hemşiresine, kötü şartlarda çalışanlardan, haksız işten çıkarmalara karşı tüm çalışanların haklarını koruyor.
Sendikalar, ülkemizin özgürlük ve demokrasi geleneği açısından önemlidir.
Yüzyıllardır sendika içerisinde organize olan işçiler sayesinde bugün ücretli izin hakkı, 8 saatlik iş günü ve hafta sonları çalışmama hakkı gibi haklar kazandık.
Sendikalar, sıradan insanların çağdaş sömürüye karşı mücadele etmesine yardımcı oluyor.
Yeni mevzuat, sendikaların gücünü büyük oranda etkisiz hale getirecek, acımasız işletmelere ise çalışanlarına kötü muameleyi artıracak kapıyı aralayacaktır.
Hükümetin amacı açıktır: Kendi politikalarına karşı çıkanları durdurmak.
Bizi susturamayacaklar. Sendikalarımızı ve haklarımızı koruyalım.”
Hükümet, kaçak göçmen çalıştıran işyerlerine karşı harekete geçti. Göçmenlik bakanı James Brokenshire Britanya’lı işçilere iş vermeyip kaçak göçmenleri çalıştırarak maaşları düşüren işyerlerine karşı harekete geçeceklerini açıkladı.
Times gazetesine konuşan Brokenshire, son baharda başlamak üzere inşaatlarda, temizlik şirketlerinde ve bakım evleri başta olmak üzere, iş yerlerine habersiz baskınlarda bulunacaklarını anlattı.
Calais’de göçmenlerin kurdukları kamplar gündemde kalmaya devam ederken, Muhafazakar hükümeti göç konusunda sıkı politikalarına devam edeceğini tekrar belli etti.
Brokenshire şöyle konuştu: ‘‘Kaçak göçmenlere iş veren hileci işverenler Britanya vatandaşların ve yasal göçmenlerin çalışmalarının önüne geçiyorlar ve maaş seviyelerini düşürüyorlar.
‘‘Deneyimlerimiz, çalışma yasalarını çiğnemeye razı olan iş verenlerin, aynı zamanda iş yeri sağlık ve güvenliğini uygulamayan ve vergi kaçıranlar olduklarını gösteriyor.
‘‘Bu yüzden, hükümetin tüm gücünü kullanarak, kaçak göçmen çalıştıranları, her açıdan vurarak adil olmayan bir şekilde elde edilen üstünlüğü yeni yaklaşımımızla yok edeceğiz.’’
Geçtiğimiz haftalarda, Dışişleri Bakanı Philip Hammond ‘milyonlarca Afrikalı Avrupa Birliği’nin yaşam kalitesini tehdit ediyor’ şeklinde konuşarak sivil toplum örgütlerinden tepki almıştı.
Kaçak göçmen çalıştıranlara 20 bin sterlin ceza
Kaçak göçmen çalıştırdığı tespit edilen iş verenler, kaçak işçi başına 20 bin sterlin cezaya çarptırılabilir. Bilinçli olarak kaçak işçi çalıştırdığı tespit edilen iş verene iki yıla kadar hapis cezası da verilebilir.
Vizeleri biten öğrenciler ya da ziyaretçi vizesiyle çalışanlar kaçak işçi olarak kabul ediliyor.
İş yerinizde kaçak işçi çalıştığı tespit edilirse, size karşı soruşturma başlatılır. Bakanlığın resmi sayfasında, eğer, kaçak olan kişi veya kişileri neden çalıştırdığınıza dahil geçerli gerekçeniz var ise, cezadan muaf tutulabileceğiniz kaydediliyor, fakat bunların ne tür gerekçe olabileceği belirtilmiyor.
Londra Kürt Film Festivali, Kürt sinemasının en seçkin film ve belgeselleriyle bu yıl dokuzuncu kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
İlk Kürt Film Festivali olma özelliğini taşıyan festivalin gösterimleri, 13-22 Kasım 2015 tarihleri arasında Hackney Picture House’da yapılacak. 13 Kasım Cuma akşamı Hackney Town Hall’da yapılacak açılış töreniyle başlayacak olan festival, pek çok yenilikle izleyicinin karşısına çıkmayı planlıyor.
Londra’daki Kürt kurum ve derneklerinin katkılarıyla 2001 yılında başlatılmış olan festival, bu yıl, toplam elliye yakın belgesel, kısa film ve uzun metrajlı filmden derlenen yapıtları izleyicisi ile bir araya getiriyor.
10 gün sürecek zengin programı ile sinemaseverleri buluşturan etkinlik programında bu yıl ilk defa Kürt sinema tarihini ve gelişimini konu alan seminerler düzenleniyor. Festival, ayrıca bir ilke daha imza atarak sinema tutkunlarına “Kısa Film Atölyesi” bünyesinde kendi filmlerini çekme imkanı sağlıyor. Festival boyunca devam edecek olan Kısa Film Atölyesi bünyesinde çekilen film, tamamlanma imkanı bulursa festivalin son günü izleyicinin beğenisine sunulacak.
Festival kapsamında, bu yıl beşincisi yapılan Yılmaz Güney Kısa Film yarışmasında, özel bir jüri ile seçilen, ilk üç kısa filme para ödülü verilecek.
Festival programı 10 gün sürecek, hafta içi her akşam 2 film gösterimi ve hafta sonu tüm gün film gösterimi ile seminerleri kapsıyor.
Sinema tutkunlarının festivalin tüm gösterimlerini izleme imkanı Festival Pass avantajı ile sağlanıyor.
Londra Kürt Film Festival’i koordinatörü Mehmet Aksoy
Festivalin koordinatörlüğünü üstlenen Mehmet Aksoy Londra Kürt Film Festivali’ni anlatıyor:
“Bu yıl ki festivale 200’e yakın başvuru yapıldı. Bu başvurular arasında özenle seçtiğimiz yaklaşık 11 uzun metrajlı film, 16 belgesel ve 16 kısa film, dolu dolu 10 günlük festival programı kapsamında gösterime girecek. Yabancıların da büyük ilgi gösterdiği festival filmlerinin büyük çoğunluğu Kürtçe olduğu için İngilizce alt yazılı sunuluyor.
2001 yılında, Londra’da ki Kürt kurumlarının öncülüğünde başlatılan bu festival, dünyanın birçok merkezinde yapılan Kürt film festivalleri arasında en büyük Kürt Film Festivali unvanına sahip. Kürt sinemasının gelişimine katkıda bulunmak ve Avrupa’ya açılmasını sağlamak amacıyla çıktığımız bu yolda, Londra Kürt Film Festivali, Avrupa’nın birçok ülkesinde ve Kürdistan’da düzenlenen film festivallerinin öncüsü oldu. Kürt sinema sektörünün, yapımcı ve yönetmeninin yok denecek kadar az olduğu dönemleri göz önünde bulundurursak, festival bu anlamda büyük önem arz ediyor. Sinema tutkunlarının kendi imkanları veya Kürdistan’daki devlet kurumlarının imkanlarını kullanarak çektikleri filmler, festivaller aracılığıyla gösterim imkanı buluyor.
Kürt sinemasının yıllar içerisinde geliştiğini gözlemliyoruz. Daha nitelikli Kürt filmleri çekilmeye başlandı. Önceki yıllar düzenlediğimiz festivallerde daha fazla filmi izleyici ile buluşturmaya çalışıyorduk. Kürt sinemacılarının evrensel bir dil yakalaması, bu yıl ki festivalde nicelikten ziyade nitelikli filmlere ağırlık vermemizi sağladı. Bu da daha fazla yabancı izleyiciyi Kürt sinemasıyla buluşturmamız anlamına geliyor. Ayrıca nitelikli filmlere ağırlık vermemiz Kürt sinemacılarının daha iyi filmler çekmelerini sağlayacak ve genel anlamda Kürt sinemasını geliştirecektir diye düşünüyoruz.
Evrensel anlamda Kürt sinemasının yaygınlaşmasını sağlamayı amaçlıyor, sinemamızın en seçkin yapıtlarını sunarak Londra Kürt Festivali’nin prestijini arttırmak istiyoruz. Tüm zenginliği ile Kürt sinemasını, sinema tutkunları ile buluşturmanın mutluluğunu duyuyor ve çok daha uzun yıllar Kürt sinemasını izleyicisiyle buluşturmayı umut ediyoruz.”
Festival biletleri ve festival hakkında daha fazla bilgi almak için www.lkff.co.uk web adresini ziyaret edebilir, sponsor olmak istiyorsanız lkff2001@gmail.com adresine başvurularınızı iletebilirsiniz.
Uzun bir bekleyişin ardından, öğrenciler geçtiğimiz hafta tercihleri olan üniversitelere girip girmediklerini öğrendiler. Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da üniversiteye giriş yapan öğrencilerin sayısı artış gösterdi.
Süleyman, Ozan ve Mehmet hedefledikleri üniversitelere giriş kazandılar
Haber-foto: Esra Türk
Toplumumuzun gençlerinin yoğun olarak okuduğu George Monoux ve Haringey Sixth Form kolejlerinde daha çok BTEC kurslarını tercih ettikleri görülüyor. A level kurslarında yoğunluk olmasa da BTEC kurslarında büyük başarı elde ederek üniversiteye giriş hakkı kazandıkları görülüyor.
A level sonuçlarının açıklandığı 13 Ağustos Perşembe günü ziyaret ettiğimiz Waltham Forest’te bulunan George Monoux kolejinde bir çok gencin istedikleri üniversitelerde okuma hakkını kazandıkları görüldü.
Fakat, aynı okulda business studies öğretmenliği yapan, Cemal Polat, Kürt ve Türk gençlerinin eğitim alanında, özellikle Asya’lı gençlerin henüz gerilerinde olduğunu dile getirdi. Polat, bunun toplumda yeterince başarı örneği, yani rol-model, olmadığından ve sosyal etkenlerden kaynaklandığını ifade etti.
Akademik Başarının Artması için Başarılı Örneklere İhtiyaç Var
A level sınavları, geleneksel olarak üniversiteye giriş sınavları olarak değerlendirilir ve günümüzde de en iyi üniversiteler sadece bu kursun sonucunda alınan sınav sonuçlarına göre giriş kabul ederler. A level kursuna kabul edilmek için orta okul son senesinde yapılan GCSE sınavlarından en az 5 A*-C arası puan elde etmek gerekmekte. Bu sonuçları almayan öğrenciler BTEC kurslarını tercih edebiliyorlar ve bu kursların sonucunda üniversiteye giriş kazanıyorlar. Öte yandan, GCSE puanları yeterli olan öğrenciler, çoğunlukla sınavlardan oluşan A level kursu yapmak yerine, yazılı derslerle puanlandırılan BTEC kurslarını tercih edebiliyorlar. BTEC kursunu kabul eden üniversitelerin sayısı da artsa da, A level kursları hala daha prestijli olarak görülüyorlar.
George Monoux’ta business studies öğretmenliği yapan Cemal Polat, Kürt ve Türk öğrencilerin akademik olarak gerilediğini gördüğünü ifade etti. Polat şöyle konuştu: ‘‘Kürt ve Türk öğrenciler özellikle Asya’lı öğrencilerin gerisinde. Bunun temel nedeni motivasyon, istek ve azim eksikliği. Kürt ve Türk öğrencilerinin daha başarılı olmaları için sosyal yapılarının değişmesi gerekiyor. Asya’lı toplumlarda, evin içerisinde örnek teşkil eden doktorlar, uzman muhasebeciler ya da dişçiler var, bunlar gençlere örnek oluyorlar, fakat Kürt ve Türk gençleri için bu örnekler eksik.’’
Polat, toplumumuzun gençleri arasında gerileme gördüğünü söyleyerek, şöyle devam etti: ‘‘2009’dan itibaren öğretmenlik yapıyorum ve Kürt ve Türk öğrencilerin gelişimlerini yakından takip ediyorum. Öğretmenlik hayatımda Kürt ve Türk öğrenciler arasında farklı kabiliyet ve gelişim gördüm. Maalesef, son yıllarda eğitimde başarı ve derecelerin ciddi olarak düşüşünü görüyorum. Eğitimde başarı, sosyal çevre ve eğitim düzeylerine oldukça bağlı ve benim deneyimimde, bunun diğer kültürlere göre, bizim gençlerde geride olduğunu görüyorum.’’
Eğitim seviyelerinde gerileme yaşansa da, George Monoux Haringey Sixth Form Centre’da hedeflerine ulaşan başarılı öğrenciler hedeflerine ulaştılar.
George Monoux müdürü, Paolo Ramella ile Waltham Forest Belediye Başkanı Councillor Saima Mahmood öğrencilerin başarılarını kutluyorlar
George Monoux kolejinde gençlerimizin çoğunluğu BTEC kursları tamamladıkları görülüyor. Genel olarak büyük başarı elde eden kolejde, müdür Paolo Ramella, Waltham Forest belediye başkanı ile pasta keserek, öğrencilerle başarılarını kutladı.
Muhammet Güneş, BTEC Science kursunu tamamlayıp Anglia Ruskin üniversitesinde Biyomedikal Fen okuma hakkı kazandı. Muhammet ufaklığından beri doktor olmak istediğini ve bu hayalini gerçekleştirmek için ilk lisansını bitirdikten sonra tıpa girmeyi hedeflediğini belirtti.
Muhammet Güneş ve Yunus Top
Yunus Top, BTEC Business ve Türkçe A level kurslarını tamamladıktan sonra Hertfordshire üniversitesinde Muhasebe ve Finans okuyacak.
Aziz Ercan BTEC Bilgisayar kursunu üç yıldızlı distinction ile tamamlayarak, Brunel üniversitesinde Film ve Televizyon okumaya hak kazandı. Aziz, GCSE sınavlarında kötü sonuçlar almasına rağmen iyi bir üniversitede yer kazandığı için mutlu olduğunu belirtti.
İbrahim Alhas ve Aziz Ercan
İbrahim Alhas, Londra’nın en iyi üniversitelerinden Kings College’de Bilgisayar Mühendisliği ve İdarecilik okuyacak. İbrahim BTEC Bilgisayar kursunu yüksek puanlarla tamamlayarak bu başarıyı elde etti.
Süleyman Can Garip BTEC Business ve Türkçe A level kurslarını tamamladı. Essex Üniversitesinde Muhasebe ve Finans okuma hakkı kazandı.
Süleyman Can Garip, Ozan Çiçek ve Mehmet Koyun
Ozan Çiçek BTEC Art ve Türkçe A level kurslarını tamamladıktan sonra mimar olma yolunda, sanat dalında özel eğitim veren Ravensbourne okulunda Mimarlık okuyacak. Ozan’ın hedefinde, deneyim kazandıktan sonra, İstanbul’da mimarlık ofisi açıp özel projelere imza atmak.
Mehmet Koyun BTEC Business’i tamamladıktan sonra Hertforshire üniversitesinde Muhasebe ve Finans okuma yolunda. Mehmet, altı yıl deneyim kazandıktan sonra kendi muhasebe ofisini açmayı hedefliyor.
Haringey okullarında bu yıl A level sınavlarına katılan öğrencilerin %83’ü A*-C puanları alarak ülke geneli olan %77’yi geçtiler. Kürt ve Türk öğrencilerinin yoğun olduğu Haringey’de öğrencilerin bir çoğu BTEC kurslarını tamamladılar.
Haringey Sixth Form koleji öğrencilerinin %80’i üniversiteye geçiş yapmayı planlıyor. Bu kolejde okuyan Zahide Bulut Matematik, Türkçe ve Sosyoloji kurslarında, B, C , C aldı.
Zozan BTEC Extended Diploma Public Services kurusnu tamamlayıp Greenwich Üniversitesinde Piskoloji be Danışmanlık okuma hakkını kazandı.
Ferhat Yaman hedefine ulaştı
Yine Haringey Sixth Form Centre’da okuyan, Ferhat Yaman matematikte A ve ileri matematikte C alarak, York Üniversitesinde Matematik kursunda yer kazandı. Ferhat, geçen yıl istediği üniversitede yer kazanamadığı için bir yıl daha kolejde kalıp, puanlarını arttırarak hedefine ulaşmayı başardı.
Yüksek puanların oranlarında düşüş görünse de üniversiteye girişler arttı. Geçen yıl A* ve A puanları %26 olurken bu yıl %25.9’a gerilediler. Üniversite giriş kurumu Ucas 409,000 öğrencinin üniversitede yer kazandığını açıkladı- bu geçen yıla göre %3 daha yüksek.
Bu yıl yine üniversiteye girenler arasında 27,000 fazla kadın var- yıldan yıla bu fark artıyor.
Uzun yıllardır Haringey’in güzide restaurantlarından olan Diyarbakır Restaurant, yaz sezonunda da sektördeki farkını müşterileri ile paylaşıyor. Uygun fiyat taze yiyecekler ve güler yüzlü personeli ile müşteri memnuniyeti odaklı çalışan Diyarbakır restaurantcılıkta sektörün öncü isimleri arasında yerini alıyor.
Aileniz ve arkadaşlarınız ile nezih bir ortamda, hem yöresel hem de yüksek kaliteli taze etlerle hazırlanan kebap çeşitlerini tada bileceğiniz Diyarbakır, günlük taze tatlıları ile de tam ağzınıza laik. Özel toplantı, doğum günü ve etkinliklikleriniz için de hizmetinizde bulunan diyarbakır restaurant özellikle yaz dönemindeki uygun fiyatları ile büyük fark yaratıyor. Diyarbakır restaurantta günlük ve taze olarak, zengin kebap çeşitlieri, sulu yemek çeşitleri, balık ızgara, lahmacun ve pide çeşitleri, 11 çeşit soğuk ve tam 15 çeşit sıcak meze ile beyeninize sunuyor. Profesyonel ve temiz servis elemanları ve şeflerinin yanında restaurantçılık sektöründe oldukça tecrübeli yönetimi ile Diyarbakır restaurant lezzet ile keyfin buluştuğu adres.
Haringey bölgesinde Kürtçe ve Türkçe konuşan toplumlarımızın yoğun olarak uğradığı restaurant, yerli ve yabancı bir çok vatandaşın da uğrak mekanı oldu. Özellikle bölgede yaşayan İngiliz yurttaşların da büyük ilgi duyduğu restaurant, hızlı ve kaliteli servisi ile ön plana çıkıyor.
Diyarbakır restaurant, 69 Grand Parade, Green Lanes, Haringey, London, N4 1DU adresinde ziyaret edebilir, rezervasyon veya daha fazla bilgi almak için ise, 020 8809 2777 nuaralı telefondan ulaşabilir ya da diyarbakirrestaurant.co.uk websitesini ziyaret edebilirsiniz. E-mail: booking@diyarbakirrestaurant.co.uk
Sıcak yaz aylarında tadına doyamayacağınız bir patlıcan salatası tarifi ile beraberiz.
Son iki haftadır patlıcan diyarı Antep te olmam başka bir yemek malzemesini kullanmama mahal vermedi açıkçası. Patlıcan meraklısı olmam bu duruma doğal olarak katkı sundu diyebilirim.
Kürt mutfağında ateş üzerinde direk pişirilmiş yada közlenmiş sebze yemekleri saymakla bitmez. Gazlı ocakların kullanılmasından önceki dönemlerde yemek pişirmek için kullanılan tek aracın ateşin olması ateş üzerinde direk pişirilen yemeklerin kolay ve çabuk hazırlanması bu yemeklerin yaygınlığının önemli bir faktörüdür. Ateş üzerinde direk pişirmek gibi doğal bir yol elbette ki yemeklerin gelişmesinde çok önemli bir yer almıştır. Bu yolla pişirilen yiyeceklerin doğal lezzetlerini fazlasıyla arttırması belki bugün bile hala aynı yöntemleri kullanarak yapılmasının en önemli sebebidir.
Antep te taş fırınların yaygınlaşması ile, ekmeğin yanında ateş veya kor üzerinde pişirilen sebzeler ve bir çok başka yemekte bu fırınlarda pişirilmeye başlandı.
Sadece ekmekle kendi başına servis yapabileceğiniz bu lezzetli salatayı et ve balık yemeklerinin yanında da sunabilirsiniz.
Köşemize iki haftalık bir ara veriyoruz, bu kısa aradan sonra yeni bir lezzette buluşmak dileği ile.
Bacane Rejîsandin
4 kişilik
3 Tane patlıcan
3 yemek kaşığı zeytinyağı
3 yemek kaşığı nar ekşisi
Yarım limon suyu
Tuz ve karabiber
1 ince doğranmış taze acı kırmızı biber.
1 tane incecik dilimlenmiş kırmızı soğan.
Bir avuç dolusu ince doğranmış maydanoz ve taze nane.
Bir avuç kıyılmış ceviz içi
Yarım narın taneleri
Eğer gaz ocağınız varsa patlıcanları tüm olarak üzerine yerleştirip yüksek ateşte her yanı siyahlaşana kadar çevirerek pişirin ve soğumaya bırakın. Gaz ocağınız yoksa fırını 180 C ısıtıp patlıcanlara bıçak veya çatalla küçük delikler açıp tepsiye yerleştirin ve 30-40 dakika kadar üzerleri hafif yanana ve yumuşayana kadar grilin altında çevirerek pişirin ve soğumaya bırakın.
Patlıcanlar soğuduğunda kabuklarını soyun gerekirse musluk altında biraz yıkayın. Sularının iyice süzülmesine dikkat edin ve sonrasında bıçakla iyice doğrayın be bir çatal yardımı ile ezin
2 Patlıcanları geniş bir kâseye alın, üzerine ceviz ve nar hariç bütün malzemeleri ekleyip iyice karıştırın. Tuzunu ve karabiberini kontrol edin ve cevizleri ekleyin ve servis tabağına alın. Üzerine nar tanelerini serpin ve servis yapın.
Tara Jaff ve Cemil Qoçgirî ‘Tembûr & Harp’ ismiyle çıkardıkları albümde Mezopotamya’nın en eski telli enstrümanlarından Tembûr ile Harp ile dinleyiciyi mistik bir yolculuğa çıkarıyorlar.
Tara Jaff ve Cemil Qoçgirî’nin birlikte çıkardığı “Tembûr & Harp” isimli albümü Sony Music’ten çıktı. Tembûr’daki ustalığı ve müzikteki yeni denemeleriyle tanınan Cemil Qoçgirî ve günümüzde Mezopotamya müziğinde Harp’ı(Arp) kendine has bir stil ile çalan sanatçı Tara Jaff’ın yeni albümü mistik ve antik melodileri içeriyor. Cemil Qoçgirî ve Tara Jaff albüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Birbirimizi tamamladık
Harp’ın eski bir Mezopotamya enstrümanı olduğunu ancak bu coğrafyada unutulmuş ve kaybolmuş olduğunu söyleyen Qoçgirî, “Tara, Harp’ı Kürt müziğinde kullanan özel bir müzisyen. Ayrıca meditatif ve mistik çalma tarzı da bana çok yakındı. Dolayısıyla birlikte müzik yapabileceğimize ve birbirimizi tamamlayan melodiler yapabileceğimize inandım” diyerek albüm fikrinin nasıl oluştuğunu anlattı.
Tembûr ve Harp buluştu
‘Tembûr, toprak ve ateşi; Harp ise, su ve havayı temsil eder’ diyen Qoçgirî, albümü oluşum sürecine ilişkin şunları ifade etti: İnsanlar tarih boyunca bu sesleri veya enstrümanları bir yerlere taşıyıp belirli amaçlar için kullanmışlardır. Kah soylu saraylarında kullanılmış, kah başkaldırının sembolü için araç olmuşlardır ama özü değişmemiştir; tarih boyunca taşınıp gelmiştir. Bizim amacımız ise bu tarihsel yolculuğunda, içinde taşıdığı öze ulaşmak, ateşi hava ile toprağı su ile buluşturarak mistik ve meditatif bir yolculuğa çıkmaktı. Elbette bu yolculuk herkeste farklı bir mana buluyor; o da sizin takdirinize, hissiyatınıza kalmıştır.
Benim için içe yolculuk
Tara Jaff ise albüm öncesi Qoçgirî ile birçok kez bir araya geldiklerini; Tembûr ve Harp ile denemeler yaptıklarını söyledi. Jaff, “Ardından her ikisi de tahtadan yapılma ve telli bu iki enstrümanı bir araya getirerek bir albüm yapmaya karar verdik” dedi. Jaff, “Çok fazla kaos ve belirsizliğin olduğu şu günlerde, insanların yaşamlarında huzura ayıracak bir alana ihtiyaç duyduklarını hissettim. Dilerim ki her ikimizin de amacı olduğu üzere, bu albüm bir nebze de olsa bu huzur atmosferini taşır dinleyiciye. Benim yaptığım müzik genel itibariyle huzur ve barışı temsil ediyor. Cemil’in müziğe yaklaşımı ve Tembûr ile olan kişisel bağı, benim Harp ile olan bağıma oldukça benzer. Bu, albümdeki enstrümantal şarkılar üzerinde özellikle belirgin. Kişisel olarak, bu süreç benim için bir içe yolculuk oldu” dedi.
Kürtçe’nin lehçeleri yer alıyor
Genel düzenlemelerin Qoçgirî’ye, Harp aranjmanlarının da Jaff’a ait olduğu albümde toplam 11 eser yer alıyor. Bunlardan 6 tanesi enstrümantal, iki tanesi bilinen Kürt halk şarkıları, diğerleri ise Tara Jaff tarafından bestelenmiş şiirlerden oluşuyor. Albümde Kürtçe’nin Kurmancî, Kurmanckî, Hewramî ve Soranî lehçelerinden şarkılar yer alıyor. Albümde Aynur Doğan, geleneksel “Baran Barî” adlı Kürtçe şarkıya eşlik ediyor. Caz ve deneysel müziğin yeni dönem isimlerinden Kinan Azmeh de klarneti ile albüme karkı sağladı.