Geçen hafta Kraliçe beklenen konuşmasını yaptı ve yeni parlamento dönemini de açtı. Bildiğiniz gibi her ne kadar konuşmayı Kraliçe yapıyor olsa da geleneğe göre konuşma iktidara gelen parti tarafından, yani bugün açısından, Muhafazakar parti tarafında yazılıyor. Kraliçe her ne kadar önümüzdeki 5 yıl için bir program hakkında bir şeyler söylese de aslında bu Muhafazakar partinin manifestosundan alıntılardan başka bir şey değil. Peki bu konuşmada neler öne çıktı? Bu konuşmada Sosyal yardımlar, Ulusal Sağlık Servisi, Avrupa Birliği üyeliği gibi konular ana başlıkları oluşturdu. Bu başlıklar altında önümüzdeki dönem hayat geçecek uygulamaların işçi, emekçi ve göçmenleri daha çok yoksulluk ve daha kötü hayat koşullarını dayatacağı kesin. Ana başlıkların yani sıra eğitim ve diğer meselelerde konuşmada yer bulan diğer konular oldu. Eğitimde yeni bir yasadan bahsedilirken eğitim müfredatı yada eğitim kalitesi konusunda umut veren bir şey söylenmedi.
Eğitim konusunda aslını söylemek gerekirse hükümet kimseyi şaşırtmadı. Bu konuda tekrar dillendirdiği ve yeni çıkaracağı yasalar ile daha da kolay açacağı Akademi okul modellerini yine eğitimin büyük başlığı olarak sundu. İngiltere’de okul yeri sıkıntısı olduğu bir dönemde hükümet bu anlamda inisiyatifi yerel belediyelere verip okullar yaptırmaktansa ipleri kendi eline alıp istediği yerde kendi kafasına göre Akademiler ve Şerbet Okullar açma kararı aldı. Hükümet bunu da utanmadan eğitimin iyileştirme planı olarak sundu.
Bir yandan eğitim kalitesini yükselteceğini söyleyen hükümet bir yandan da Akademi ve Serbest Okul (Free School) programının genişletilmesinden bahsederek çelişkili açıklamalar yaptı. Akademi ve Serbest okul modellerini başarılı okul sistemleri olarak gösteren hükümet öyle görünüyor ki kendi verilerini bile bu konuda incelemeyi unutmuş. İngiltere’de son dönemlerde açılan hem Serbest Okullar hem de Akademi okulları yetersizlikten ve başarısızlıktan dolayı ya kapatılıyor yada sürekli müdür değiştiriyor. Özellikle Serbest Okullar okul yeri sıkıntısı çekilen bölgelerde açılması beklenirken bunlar zengin yada orta sınıf kesimlerin oturduğu ve okul yerlerinde sıkıntı olmayan yerlerde açılıp yetersiz talep olmayınca kapatılıyor. Yada bu okullar eğitimsiz öğretmen çalıştırdıkları için büyük sıkıntılar çekip aileler tarafından protesto ve eylem sonucu kapılarına kilit vurmak zorunda kalıyor. Akademi programı ise daha uzun dönemli bir program olmasına rağmen gereken başarıyı gösteremedi. Bir kaç tane başarılı akademinin dışında bir çoğu eğitimde istenilen seviyeye ulaşamadı. İngiltere’de en son açıklanan en başarısız 100 okul sırasında Akademi okulların çoğunluğu hem hükümeti hem de Eğitim Bakanı’nı utandırdı.
Peki bu sistem başarısız ise neden hükümet Akademi ve Şerbet Okul programını genişletmek istiyor? Bunun cevabı ise gayet basit. Daha önce Bölge Eğitim Müdürlükleri denetiminde olan okullar şimdi yavaş yavaş özel sektöre kaydırılıyor. Yani okullar devlet ve belediyeler tarafından değil özel kar amaçlı şirketler tarafında yönetiliyor. Bu anlamda bir servisten daha çok kar yapmaya çalışan bir şirket görüntüsü veriyor. Bunu yaparken birincisi genç ve ucuz bir iş gücünü tercih ediyor, tecrübeli ve kaliteli öğretmenlere yer vermiyor. Okuldaki hademende mutfağa, bilgisayardan kütüphaneye her şey özel sektör tarafından yönetiliyor. Milyonlarca sterlin devletin bütçesinde çıkıp Akademi ve Serbest okullarını yöneten özel şirketlerin kasasına giriyor.
Öyle görünüyor ki bu yöntemin İngiltere’de eğitim kalitesini düzeltmesi zor gibi görünüyor. Bu anlayış daha çok İngiltere’de önümüzdeki dönem eğitimde bölünmeyi getirecek. Bu bölünmede kaliteli ve kalitesiz eğitim adı altında olacak. Bir kesim, zengin ve orta sınıf, parası olan, kaliteli bir eğitim almaya devam ederken, parası az olan işçi, emekçi ve göçmen toplumlarda kalitesiz bir eğitim sisteminin içinde kendilerini bulacaklar. Her ne kadar bir çoğumuz Kraliçe’yi çoğu zaman sempatik ve hanım bir bayan olarak görsekte aslında onun bu tür açıklamalarda ne kadar kendi halkından uzak ve onlara karşı ne kadar acımasız olduğu bir kez daha görüyoruz. Yaşadığımız bu ülkeye daha fazla yüzümüzü dönmek için bu paketten daha iyi bir sinyal olamadı!
Uzun yıllara dayanan yemeğe ve yemek yapmaya olan sevgim ve ilgimin ana kaynaklarından biri yemeğe meraklı bir aile ve kültürden gelmemdir. Londra da yaşamaya başladıktan sonra, benim için paha biçilmez olduğunu düşündüğüm, dünya mutfaklarını keşfetme ve yakından tanıma fırsatım oldu. Bu yeni keşifler büyüdüğüm bölgelerin yemeklerini de yeniden keşfetmeme ve aynı zamanda kendi mutfağıma aktarma çabasını da başlattı.
Bütün bu yemek serüvenleri Kürt yemeklerine farklı bir gözle bakmama mahal veren bazı düşünceleri de uyandırdı. Örneğin Kürt yemeklerinin dünya mutfakları arasında “sessiz kahramanlar” rolünü oynadıklarını ve bunun Kürt kimliğine ve kültürüne olan genel bir tutumun sonuçlarından sadece biri olduğunu gördüm. Nasıl ki Kürt kimliği Orta Doğu toplumları arasında yok sayılmışsa, Kürt yemekleri de çevresinde bulunan, egemenlikleri altında oldukları ülkeler tarafından ya yok sayılmış yada sahiplenilmiştir. Bu düşünceler ve gelişmeler sürecinde Kürt yemeklerini sadece kendim için değil toplum genelinde kayıtlarının da yapılması gerekliliği kaygısı da başladı. Bu sebeplerle kendi çabalarımla bir araya getirmeye başladığım yemek tariflerini Londra’da yaşayan, öncelikle Kürtlere ve aynı zamanda Türkiyeli ilgili diğer toplumların da ulaşmalarına mahal tanıyacak bir çalışmanın hem çok gerekli hem de aynı derecede faydalı olduğunu düşündüm. Bütün bunların sonucunda Çêja Mezopotamya (Mezopotamya Tatları) köşesini Telgraf gazetesi aracılığı ile başlatma kararı aldık
Neden Kürt Yemekleri ?
Hemen hepimizin bildiği gibi yemek fiziksel bir eylemin çok ötesinde bir faaliyettir. Yemek yeme, üretme, hazırlama, pişirme, saklama şekilleri bir toplum hakkında, o toplumun yaşam tarzları, kültürel değerleri, coğrafyası vs. dahil olmak üzere o toplum ile ilgili çok detaylı veriler sunar. Örneğin dünyadaki pek çok halk gibi Kürtler de duygularını genellikle yemek aracılığıyla ifade eden bir halk diye tanımlanabilinirler. Misafirperverliklerini, sevgilerini saygılarını mutluluklarını genellikle pişirdikleri ve sundukları yemekler aracılığıyla gösterirler. Yemek, düğün, doğum, ölüm, bayram, ve benzeri bir çok ritüellerin ayrılmaz bir parçasıdır mesela. Bu sebeple bir kültürün nesillerden nesillere aktarılmasını sağlayan en büyük unsurlarından birinin o toplumun dili kadar yemekleri olduğu göz ardı edilmemesi gereken çok mühim bir faktördür. Bu çok mühim sebepten dolayı Kürt yemeklerinin gelecek nesillere aktarılmasının bir yolunun yazılı kaynakların oluşturulması olduğu düşüncesiyle bu yolculuğa giriştik.
Londra da Kürt Yemekleri
Tarih boyunca ve günümüzde Kürtler göç etmeye mahkum edilmişlerdir. Göçün kaçınılmaz sonuçlarından biri kültür unsurlarının zamanla kaybolması olarak görülse de, bazen bu göçler gidilen yerlere kendi toplumların kültür unsurlarını taşıma ve oradaki kültürlerden etkilendiği kadar onları da etkileme fırsatları da yaratır. Örneğin yemek kültürünü düşünecek olursak Londra’da kebap yada lahmacun yememiş yabancı uyruklu çok insan yoktur. Hele ki Kuzey Londara’da ve Haringey Green Lanes yakınlarında yaşıyorlarsa. Ya çökelek ve ıspanakla yapılan pek çok yerde gözleme olarak satılan, marifetli Kürt kadınlarının hemen her köşe başındaki lokanta ve kafe camekanlarında yaptıkları, yabancıların hayranlıkla yedikleri katma’lara ne demeli?
Ama pek çoğumuz biliyoruz ki Kürt mutfağı lezzet zenginlikleri açısından kebap, lahmacun ve katmaların çok ötesindedir. Kendine ait karakteristik niteliklerinin yanında çevresindeki toplum ve kültürden etkilenmiş yemek çeşitleri saymakla bitmez.
Sayfamızın Amacı
Sayfamızın amacını başta Kürt yemeklerinin haklarının iadesini talep etmek ve böylelikle Kürt lezzetlerinin de dünyadaki hakkı olan yerini almasına yönelik bir çabanın başlangıcı olarak tanımlayabiliriz.
Bu temel hedefler aracılığı ile Kürt yemeklerini araştırmak, güncelleştirmek, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak yapacağımız önemli çalışmaların başında geliyor. Bütün bunları yaparken, aynı zamanda Londra’da yaşayan Kürt coğrafyasından gelen bireylerle iletişim fırsatları yaratıp, yemek kültürlerinin nasıl yaşatıldığı ile ilgili veriler elde etmek ve okuyuculara paylaşmak ta bu çalışmanın başka bir yönü olacak.
Sayfanın Düzeni
Amacımız başlangıç olarak Londra’da yaşayan bireylere ulaşıp yaşadıkları bölgelere ait yemek tariflerini öğrenme, yeniden yaratma ve okuyucularla paylaşma ve bu vesilelerle Kürt Kültürünü de tanıma ve tanıtma fırsatlarımız olacak.
Bu sayfada paylaşılan tariflerin bazıları orjinal eski Kürt yemeklerinin yanı sıra etkilendikleri toplumlardan mutfaklarına alınan pek çok yemek tariflerine de yer verilecektir.
Bu sayfa aracılığı ile Kürt lezzetlerini okuyuculara buluşturmayı umduğumuz için sayfanın adının Kürtçe’de lezzet anlamına gelen Çêj olmasına karar verdik.
Çok büyük heyecanlarla başladığımız bu yolcuğumuza, okuyucuların destekleri ve katılımları ile daha da coşkulu bir hal alacağına inanıyor ve hedeflediğimiz amaca hep beraberce ulaşma umuduyla sayfamıza hoş geldiniz diyoruz.
Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiye vatandaşları hafta sonu (30-31 Mayıs) Olympia Sergi Salonunda oylarını kullandı. Seçimlere katılım yüzde 32 civarında kalırken, toplam 84,558 kayıtlı seçmenden 24,156 seçmen oy kullandı. Londra’da seçmen kaydı bulunan 3,550 seçmen de gümrüklerde oylarını kullandı.
Haber-Foto: Alaettin Sinayiç
Toplam Seçmen Sayısı: 84,558
Londra’da Oy kullanan seçmen sayısı: 24,156
Edinburgh’ta Oy Kullanan seçmen sayısı: 741
Gümrüklerde kullanılan oy sayısı: 3,550
Birleşik Krallık seçmen kütüğüne kayıtlı toplamda oy kullanan: 28,447
Hafta sonu başkent Londra’da bulunan Olympia sergi salonunda yapılan seçimlere katılım tahminlerin altında kaldı. Yüzde 32 civarında katılımın yaşandığı seçimlerde 500’den fazla kişi kaydı bulunmadığı veya başka ülkelerde gözüktüğü için oylarını kullanamadı.
AVRUPA’DA TOPLAM 1 MİYON 27 BİN 241 SEÇMEN OY KULLANDI
Yurt dışı seçim merkezlerinde oy kullanma işlemi Avrupa’da dün yerel saatle 19.00’da sona erdi. Resmi olmayan sonuçlara göre, gümrükler de dahil olmak üzere 1 milyon 27 bin 241 oy kullanıldı.
GÜMRÜKLERDE OY KULLANMA İŞLEMİ 7 HAZİRAN’A KADAR DEVAM EDECEK
7 Haziran’da yapılacak genel seçim kapsamında 2 milyon 848 bin 652 seçmenin bulunduğu 54 ülke, 112 temsilcilikteki 8 Mayıs’ta başlayan oy kullanma süresi Cumartesi günü sona erdi. Ancak 33 Gümrük kapısındaki oy verme işlemi 7 Haziran’a kadar devam edecek.
OYLAR TÜRKİYE’YE NASIL GÖNDERİLECEK?
Yurtdışında kullanılan tüm oyların 3 Haziran’da Türkiye’de olması bekleniyor. Ankara’daki Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu’na getirilecek oylar, 7 Haziran akşamı, tüm yurtta oy verme işleminin tamamlanmasının ardından diğer oylarla eş zamanlı açılarak sayılmaya başlanacak.
Seçimler açısından kritik öneme sahip yurtdışı oyları Türkiye’ye ulaşana kadar elden ele uçaktan kargoya geçerek 4 güne uzayan bir yolculuk yapacak. Yurtdışı temsilciliklerinde kullanılan oyların korunması ve transferi ile ilgili kuşkular alınan tüm önlemlere karşın giderilemiyor.
Avrupa’da bulunan 32 temsilcilikteki oylar, YSK’nın Türk Hava Yollarından (THY) kiraladığı 3 uçakla siyasi partilerin temsilcilerinin de bulunduğu komisyon nezaretinde Türkiye’ye taşınacak.
Uçaklarda komisyonların dışında Dışişleri Bakanlığı ve YSK görevlileri de bulunacak. 3 Uçakta toplam 28 görevli yer alacak. Diğer 80 temsilcilikteki oylar ise 184 diplomatik kurye ile Türkiye’ye getirilecek.
Oyların taşınmasına ilişkin uçuş bilgileri seçime katılan tüm siyasi partilerle paylaşılırken, siyasi partiler, uçuş masrafları kendilerince karşılanmak üzere 80 temsilcilikten kurye ile getirilecek oyları takip için temsilci görevlendirebilecek.
Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiye vatandaşları bugün sabah saat 10’dan itibaren oy vermeye başladı. Seçim merkezi önünde uzun kuyruklar oluşurken bilgisayar sisteminin bozuk olmasından kaynaklı oy verme işlemi bir saat gecikmeli başladı.
Bugün ve yarın devam edecek seçimlerde Birleşik Krallıkta 81 bin 643 Londra’da, 2 bin 915’i ise Edinburgh’da olmak üzere toplam 84 bin 558 kayıtlı seçmen bulunuyor.
Birleşik Krallıkta sadece iki merkezde kurulan sandıklara halk tepkili. Çok uzak bölgelerden Londra’ya gelmek zorunda kalan vatandaşlar YSK’yı eleştirdi.
Kayıt oldukları halde oy verme merkezine geldiklerinde kayıtları gözükmeyen vatandaşlar başkonsolos Emirhan Yorulmazlar’ın da içinde yer aldığı kriz masasına tepkilerini bildirdi. Çok sayıda vatandaş oy kullanamadan dönmek zorunda kalırken bazı vatandaşlar da bunun bilinçli yapıldığını ifade etti.
Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Türkan Budak’ın da Kaydı Çıkmadı
Britanya Kürt Halk meclisi eş başkanı Türkan Budak kayıt yaptırdığı halde kaydı gözükmediği için oy kullanamadı. Seçimlerden önce üç defa kontrol ettiğini ve her defasında Londra Başkonsolosluğunda kayıtlı olduğunu belirten Budak başkonsolos Yorulmazlar ile görüşerek şikayetini dile getirdi. Budak, ‘Kesinlikle bu bilinçli bir durumdur, sadece benim değil oğlumun da kaydı Mersin’de gözüküyor. Mersin ile ne alakam var, şuan benim durumumda olan yüzlerce kişi var, bazılarının da ta Almanya’da gözüküyor.’
UCFL yöneticisi Zelal Nimet Polat da aynı durumdan şikayetçi. Polat kayıt yaptırdığını ve bunu daha sonra kontrol ettiğini ancak buna rağmen gözükmediğini dile getirerek tepki gösterdi.
Londra’nın batısındaki Olympia Sergi ve Konferans Merkezi’nde, İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da ise Edinburgh Başkonsolosluğu çalışma ofisinde bugün yerel saatle 10.00-19.00 arasında oy kullanacak. Yarın da aynı saatlerde devam edecek.
Oy kullanma merkezi Hammersmith Road, Kensington, London W14 8UX adresinde bulunuyor.
Birleşik Krallık’ta Mayıs ayı başında yapılan genel seçim sonucu tek başına iktidar olan Muhafazakar Parti’nin kemer sıkma politikaları, yüzlerce kişi tarafından Londra’da protesto edildi.
İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in parlamentonun yeni yasama döneminin resmi açılışını yapması ve hükümet programını okumasını takiben, kemer sıkma karşıtı göstericiler, Londra’nın Trafalgar Meydanı’nda protesto eylemi düzenlediler.
Trafalgar Meydanı’ından Başbakanlık binasının bulunduğu Downing Caddesine ve oradan da Parlamento binasına doğru yürüyen göstericiler, “Kesintilere son ver”, “Muhafazakarları def edin”,”Ücretsiz eğitim, Zengini vergilendir”, Kesintileri Muhafazakarlara yapın” yazılı pankartlar taşıdı.
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı gösteride, protestocular ve polis arasında zaman zaman arbede yaşandı. Parlamento Meydanı yakınlarında, polis tarafından tartaklandıktan sonra yere yatırılan bir protestocu daha sonra göz altına alındı. Bazı polisler göstericileri uyarmak için coplarını çıkardı. Çıkan olaylar sonucu 3 kişi göz altına aldındı.
Olayların devam ettiği sırada, Ukip milletvekili Douglas Carswell, prostocuların geçtiği alanda bir gösterici tarafından fark edildikten sonra ablukaya alınarak “Irkçı Ukip” sloganları atıldı.Güvenliği sağlamaya çalışan polis, kalabalığı geri püskürterek, Douglas Carswell’i polis aracına bindirdikten sonra olay yerinden uzaklaştırdı.
NCAFC (Ücret ve Kesintilere Karşı Ulusal Kampanya) ve People’s Assembly (Halk Meclisi) adlı gruplar tarafından düzenlenen protesto gösterisinin, parlamentonun açılış töreni ile eş zamanlı yapılmasının sebebi hükümetin barbarca politikalarına karşı mücadele edileceğinin mesajını vermek. Grup, 20 Haziran’da gerçekleşecek kesinti karşıtı protestoya, yoksul, özürlü, göçmen, öğrenci, işsiz, herkesi hükümetin yıkıcı politikalarına karşı yürümeye davet etti.
Gösteriye katılan yüzlerce kişi, Muhafazakar hükümetin önümüzdeki dönemde yürüteceği kemer sıkma politikalarıyla mevcut ekonomik durumu daha da kötüleştireceği kanaatinde. Ülkenin sağlık sisteminin özelleştirilmesine, eğitim ve kamu hizmetlerindeki kesintilere karşı çıkan protestocular aynı zamanda grevlerin yasadışı, göçmenlerin ise günah keçisi ilan edilmesini eleştirdi.
Protesto gösterisi, Trafalgar Meydanı’nında geri toplanan göstericilerin taleplerini dile getirmesi ile sona erdi.
Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili Ünvanına Sahip Olan Uca, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda.
7 Haziran’da yapılacak Türkiye genel seçimlerine sayılı günler kaldı. Ülkenin en kritik seçimlerinden birisi olarak tanımlanıyor. Herkes HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı noktasına kilitlenmiş. Tartışmaların temel gündemini HDP oluşturuyor. Farklı kimliklerden ve inançlardan adayları parti bünyesinde toplayan HDP barajı aştığı takdirde meclise ilk defa birisi Diyarbakır’dan, birisi de Batman’dan olmak üzere iki tane Ezidi de gönderecek.
Daiş’in Şengale saldırısı ile beraber büyük bir insanlık trajedisi yaşayan Ezidileri, dünya bu saldırı ile beraber en çok tanıdı. Biz de hem bu trajediyi, hem de seçimleri HDP Diyarbakır milletvekili adayı Feleknas Uca’ya sorduk.
Seçim çalışmalarınız ile başlayalım, nasıl gidiyor çalışmalar?
Çok yoğun geçen bir seçim çalışması var. Çalışmalar kapsamında il ve ilçeler başta olmak üzere, köy köy, ev ev dolaşmayı ve çalışma yürütmeyi hedef olarak koyduk önümüze. Yoğun bir tempoyla çalışıyoruz, Herkese ulaşıp, herkesi ikna etmeye çalışacağız..Hedefimizi Amed’ten 11 milletvekili çıkarmak. Bağımsız olarak 6 milletvekili çıkarmıştık daha önce, o dönem parti olarak girmiş olsaydık bu 9 milletvekiline denk geliyordu. Fakat bu seçimlerdeki hedefimiz 11 milletvekilidir. Tabi birkaç milletvekili seçmenin ötesinde bir anlamı var bu seçimlerin. Adeta savaş ile barış arasında bir referandum.
Meclise girmeniz Ezidi toplumu için ne ifade eder ve siz bu konuda ne gibi çalışmalar yapacaksınız?
Mevcut sistem askeri darbenin dizayn ettiği bir sistem, ülkenin yüzde 90’ı Müslüman kabul edilen bir sistem. Bu yüzden ülkedeki Alevi, Ezidi, Hristiyan, Yahudi ve Süryaniler Müslüman olarak kabul ediliyor. Ülkenin anayasasında inanç özgürlüğü yok. Yani bizlerin inançları din olarak kabul edilmiyor. Halen okullarda farklı dinlere mensup çocuklara zorla islam dini dersi veriliyor. Cemevleri halen ibadethane statüsünde değil. Tamamı farklı dine mensup olan köylere camiler inşa ediliyor. Bunların hepsi birer sorun. Birçok Ezidi köylerine, topraklarına geri dönmek istiyor, ama halen bunun önünde büyük sıkıntılar var, arazi meselesi gibi.
Ezidilik resmiyette halen bir din olarak kabul edilmiyor. Ezidilerin kimliğinde din hanesine halen dinsiz ve çarpı işareti koyuluyor. Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan tüm dinlerin kabul edilmesi ve anayasada yer alması için yoğun bir çalışma yürüteceğiz.
Şengal’den Türkiye’ye gelen Ezidiler ne durumdalar?
Şengal katliamından sonra göç eden yüzbinlerce Ezidi’den 31 bini Kuzey Kürdistan’a geldi ve şuan farklı kamplarda yaşıyorlar. Bunlar halen devlet tarafından mülteci olarak bile kabul edilmiş değil. Mülteci statüsünde kabul edilmedikleri için hastanelere gidemiyorlar, tedavi göremiyorlar. Bu sorunların çözümü için çalışmalar yürüteceğiz.
FELEKNAZ UCA
Şengal’de yaşanan insanlık trajedisine gelirsek, en önemli konuların başında Daiş’in elindeki Ezidi kadınların durumu. Bu konuda neler yapıyorsunuz ve neler yapacaksınız?
Halen Daiş’in elinde esir olan binlerce Ezidi kadın var. Son Demokratik Özgür Kadın hareketi kongresinde bu konuyla ilgili bir platform kuruldu. Ezidi Kadınları Özgürleştirme platformu olarak çalışmalarımıza başladık. Daiş’in elinde tek bir kadın kalana kadar bu çalışmamız devam edecek. Ellerinde sadece Ezidi kadınlar yok tabiki, şuan ellerinde Arap, Süryani, Türkmen ve Hristiyan kadınlar da var.
Çünkü bu bir insanlık sorunudur ve biz bu sorunun çözümü için büyük bir mücadele vereceğiz. Hatta kadın pazarları Türkiye’ye kadar ulaşmış. Urfa’da bile Ezidi kadınların satıldığı bilgisi geldi bize.
Daiş’in elindeki Ezidi kadınların sayısı ile ilgili elinizde bir rakam var mı?
Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkan duruma göre 5 bin ile 7 bin arası Ezidi kadın kayıp. Şimdiye kadar 500 civarında Ezidi kadın özgürleştirildi.
YPG ve YPJ güçleri beş kadını özgürleştirmişti. Kobane’ye getirdiler. Ben de bu bahsettiğim platform adına gidip onları oradan aldık. Gerekli tedavileri Türkiye’de yaptık sonra Duhok’ta ailelerine teslim ettik.
Meclise girdiğinizde bu çalışmaları oraya nasıl yansıtacaksınız?
Partimiz barajı aşıp meclise girdiği zaman sadece Ezidi kimliğimle değil, kadın kimliğimle de tüm kadınların temsilcisi ve kadın mücadelesinin bir neferi gibi hareket edeceğim.
Genel olarak Ezidiler ne yapmalı, bu acı olayların yaşanmaması için nasıl bir tedbir almalılar?
Ezidiler kendilerini daha fazla örgütlemeli. Şayet Ezidilerin kendi askeri gücü olsaydı, örgütlü olsalardı bu kadar büyük felakatler, trajediler ve katliamlar yaşanmazdı. Bu kadar kadınımız da Daiş barbarlarının elinde esir olmazdı. 450 bin Ezidi yurdundan topraklarından sürgün olmazdı. Bu açıdan buna en büyük cevap Ezidilerin kendi öz örgütlülüklerini kurup kendi kaderlerini tayin edebilecek örgütlü güce ulaşmalarıdır.
Tekrar seçimlere dönersek, neden bu kadar önemli bu seçimler?
Bizim açımızdan bir referandum niteliği taşıyor. Hem çözüm süreci, hem de Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından çok kritik bir seçim. Tüm halkların ve inançların özgürce ve eşit bir şekilde yaşayabilmesinin zeminini yaratmak için HDP gibi enerjisini ve gücünü halktan alan bir partinin meclise girmesi gerekiyor. Bakıyoruz HDP tüm halklardan aldığı destek büyüdü, tüm Türkiye’den oy alan bir noktaya geldi, bu durum birilerini korkuttu ve birçok merkezde partimize planlı bir şekilde saldırmaya başladılar.
Neden saldırıyorlar, amaçları ne?
AKP tek başına aslında devletin kendisi olmak istiyor, tek başına her şeye muktedir olmak istiyor. Bakıyoruz yine TEKlemeye başladılar. Halkları, farklılıkları yok sayan, herkesi kendisine benzetmeye çalışan bir anlayış hakim ve bu anlayış başkanlık sistemi ile iktidarını daha da güçlendirmek istiyor. İşte bu yüzden bizim mücadelemiz önemli, bu yüzden barajı güçlü bir şekilde aşmalıyız. Bizim şahsımızda halk bu gidişata dur diyecek. Biz bu provakasyonlara gelmeyeceğiz, tehlikeleri ve bu tehlikeler karşısındaki çözümümüzü daha fazla anlatacağız. Daha fazla örgütlenerek bu saldırılara cevap vereceğiz.
Yapılan tüm araştırmalara göre AKP’nin oylarında bir düşüş yaşanıyor. Sizce bunun nedeni nedir?
AKP mağduriyet politikası yaparak, özgürlük ve demokrasi vaad ederek işbaşına geldi. Ancak iktidarı ve gücü kendi etrafında topladıktan sonra bunların zıttını yapmaya başladı. Mazlum politikası ile gelen iş başına AKP en büyük zalim oldu. Şimdi maske düştü ve halk AKP’nin deşifre olan gerçek yüzünü gördü. Eskisi gibi kandıramıyor artık.
HDP’nin kadın adaylarının çokluğu çok tartışıldı, siz bu konuda nasıl okuyorsunuz?
Kadın adaylarımızın sayısı 268, bu sayı diğer üç partinin kadın aday sayısının toplamından fazla. Toplumu değiştirecek tek güç kadındır, ülkeyi demokratikleştirecek güç te yine kadındır. Bu yüzden kadınların güçlü temsiliyeti çok önemli. Siyaseti erkeğin işi olarak gören zihniyete de aynı zamanda bir cevaptır. Kadınlar barışın da teminatıdır. Çünkü bu savaştan en büyük zararı gören kadının kendisidir.
Biz Türkiye’nin gerçek rengiyiz. Bizler halkların ve inançların partisiyiz. Bizler eşitliğin partisiyiz. Bizi diğerlerinden ayıran da bu noktadır ve bizi başarıya götürecek olan yine bu gerçekliktir.
Yıllarca Avrupa Parlamentosunda milletvekilliği yaptınız. Türkiye’yi yakından takip ettiniz, şimdi de içerden bakıyorsunuz, nasıl görüyorsunuz ülkenin durumunu?
Demokrasi ve ekonomi sorunu başta olmak üzere çok ciddi sorunlar mevcut. Halkların özgürlük ve eşitlik sorunu var. Zengin ve fakir arasındaki uçurum gittikçe büyüdü. Bu gidişata dur demek ve gittikçe büyüyen bu sorunlara çözüm bulmak amacıyla yoğun bir tartışma yürüteceğiz. Sorunları halk ile beraber, manifestomuzda da belirtildiği çerçevede ülkenin tüm sorunlarını çözmek için mücadele edeceğiz.
HDP’nin barajı aşıp meclise girmesi ne anlama gelecek?
‘Bizler HDP, Bizler Meclise’ sloganı partimizin özetidir. Herkesin kendisini içinde gördüğü ve sahiplendiği bir çizgi. Diktatörlüğe karşı halkın zaferi olacak. Türkiye’nin demokratikleşmişine doğru bir yürüyüş başlamış olacak.
Son bir mesajınız var mı?
Özellikle Avrupa’da yaşayan insanlarımızın desteğine ihtiyacımız var. Bu mücadelenin, verilen emeğin zafere ulaşması ve aydınlık yarınlar için Avrupa’da yaşayan halkımızın mutlaka sandık başına gidip oy kullanmasını istiyoruz. Umudum odur ki 8 Mart sabahı daha güzel bir Türkiye’ye hep birlikte uyanacağız.
Feleknas Uca kimdir?
Ezidi bir Kürt ailenin çocuğu olan Feleknaz Uca 1976 yılında Almanya’da doğdu. Ailesi birçok Ezidi gibi Türkiye’den Almanya’ya sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. Feleknaz Uca Avrupa Parlamentosunun ilk Ezidi milletvekili olma kimliğiyle 1999 yılından 2009 yılına kadar Avrupa parlamentosu milletvekili olarak görev yaptı. Uca şimdi de HDP Batman Milletvekili adayı Ali Atalan ile birlikte Türkiye’nin ilk Ezidi milletvekilleri olma yolunda.
30-31´ê Gulanê roja Şemî û Yekşemê hemwelatiyên Tirkiye yên li Brîtanya dijin dê biçin ser sindoqan. Jibo hilbijartina herî krîtîk ya Tirkiye ya 7´ê Hezîranê 86 Hezar hilbijêr dê li London û Edinburghê dengê xwe bikar bînin.
Li gorî piranî anketên dawî HDP benda sedî dehan derbas dike û li gorî hinekan jî di sînorê sedî dehan de ye. Li gorî hin şîrketên girîng yên lêkolînê tê xuya kirin ku bi derbas kirina benda sedî ya HDP´ê re, dê AKP bi tena serê xwe nikaribe hikûmetê ava bike.
Tê xûyakirin ku dengên li derveyî welêt tên bikaranîn dê bandoreke mezin li encamên hilbijartinê bike. Deng dayîna 8´ê Gulanê li Ewrûpa dest pê kirî dê di 31´ê Gulanê de bi dawî bibe. Jibo parastina sindoqan sê mifte jibo odeyên ku deng lê werin parastin hatine çêkirin û dê van mifteyan bidin AKP, CHP û MHP´ê. Dema ku çûwalên dengan bibin Tirkiye jî dê endamekî/ê HDP´ê jî di balafira kargoyê de wekî çavdêr hebe. Wekî din jî dema ku deng li Enqere werin hejmartin jî dê endamekî koordinasyona HDP´ê ya Brîtanya jî li wir amade be.
Kordînasyona hilbijartinê ya Brîtanya diyar kir ku ´berpirsiyariyeke dîrokî li pêşiya gelê me ye û lazim e gelê me li gorî vê berpirsiyariyê xwe amade bike.´ wekî din jî jibo birina gel ya ser sindoqan amadekariyeke mezin hatiye kirin. Kordînasyona hilbijartinê dê ji gelek herêman erebeyan rake navnîşana dengdayînê ya li Hammersmith Road, Kensington, London W14 8UX.
Kordinasyona Hilbijartinê Ya HDP´ê Dê Gel Bikişîne Ser Sindoqan
Kordînasyona Hilbijartinê Ya HDP´ê ev demeke dirêje bi rihê seferberiyê dixebite. Her roj li gelek herêman standan dideyne û gel hişyar dike, hema bibêje cihekî ku belavok negihiştiyê nehiştiye, li dawetan digere û banga hişyariyê dike, bi rêya medya sosyal bikartînin û her roj li gelek navendan civîn tên li dar xistin. Di nav kordînasyonê de 26 sazî cih digirin û bi awayekî çalak xebatên xwe dimeşînin.
Hemweletayên Tirkiye yên li Brîtanya dijîn jibo hilbijartina parlementoya Tirkiye, dê 30-31 Gulanê li Kensington´ê li Navenda Peşengeha Olympia biçin ser sindoqan.
Di derbarê hilbijartinê de çend pirs:
Sindoqên hilbijartinê dê kengî û li ku wern danîn?
30-31 Gulanê du rojan hûn ê bikarin denge xwe bikar bînin. Ji van her du rojan hûn kîjan rojê herin bi dile xwe ne. Li Londonê dê dengdan li Olympia Exhibition Centre (Hammersmith Road, Kensington, London W14 8UX) were kirin.
Li Îskoçya jî li Edinburg’ê, (Forsyth House, 93 George St, Edinburgh EH2 3ES) dê sindoq werin danîn.
Randewû hewce ye?
Na, sîstema randewûyê hatiye rakirin. Yek ji van her du rojan hûn dikarin biçin dengê xwe bidin.
Ez çi bi xwe re bibim?
Jibo hûn bikarin dengê xwe bikar bînin divê navê we di lîsteya hilbijartinê de hebe û divê hûn nasnameyeke ku wêneyê we li ser bi xwe re bibin. (Nasname an jî pasaporta Tirk)