Son bir kaç yıldır yaşamını Londra da sürdüren ödüllü yonetmen Ruhi Karadağ, hasta annesini ziyaret için gittiği Turkiye de havalanından dün akşam saatlerinde göz altına alınmıştı.
Yazmış olduğu Yaralı Yonca adlı kitap bahane gösterilerek terör örgütü propagandası suçlaması ile göz altına alınan Karadağ bu sabah çıkartıldığı mahkemece yurtdışı yasağı koyularak serbest bırakıldı.
Britanyada çalışmalarını sürdüren Tilkiler Dernegi yönetim kurulu üyesi olan Karadağ, Londrada bulunan Medya Production Merkezinin de yöneticisi.
Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda gün geçtikçe geriye giden AKP hükümetinin bu tutumunu kınıyor dostumuz Ruhi Karadağa uygulanan yurtdışı yasağının derhal kaldırılmasını talep ediyoruz.
Festival boyunca dünyanın değişik yerlerinden mülteci ve göçmen sanatçı ve müzik grupları şarkılarını seslendirecek.
Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan göçmenler ve mülteci şarkıcılar ve müzik grupları, “Aynı Gökyüzünün Altında Festivali”nde şarkılarını seslendirecek. Corona günlerindeki zorlu yaşam koşullarında hayatta kalmaya çalışan mülteci ve göçmen sanatçılar bu festival aracılığıyla seslerini duyurmayı amaçlıyor.
Ana teması yeni coğrafya, yeni hayatlar ve yeni umutlar olan “Aynı Gökyüzünün Altında” Festivali 27 Mart 2021 tarihinde İngiltere saatiyle 17.00’da, Türkiye saatiyle de 20.00’da başlayacak. Youtube ve Zoom üzerinden canlı olarak yayınlanacak olan festivalde çoğunlukla amatör mülteci veya göçmen sanatçı ve müzik grupları sahne alacak. Ayrıca festivale ünlü şarkıcı ve müzik gruplarının misafir olarak katılacak.
Türkçe ve İngilizce canlı sunulacak olan festivalde yayın akışı, katılımcı grupların mülteci ve göçmenlik koşulları altında müzik hayatlarına nasıl devam ettiklerini anlatan 3-4 dakikalık kliplerle zenginleştirilecek.
Festival katılımcıları
“Aynı Gökyüzü Altında” festivaline Suriye’den Almanya’ya, Türkiye’den Avustralya’ya kadar pek çok müzisyen katılıyor. Göçmen ve mülteci müzisyenlerin yanı sıra konuk olarak da pek çok sanatçı yer alacak.
Ayrıca Ahmet Kenan Bilgiç, Gülinler, Bilge Su, İrfan Alış (Peyk Band), Evrim Demirel, Güvenç Dağüstün, Tuğrul Tülek (YaDa Band), Özgün Semerci, Philip Arditti, Hibla Mukba da konuk sanatçılar olarak sahne alacak.
Aynı Gökyüzü Altında Festivali Türkiye’de Mugyed ve RefugeenewsTürkiye, İngiltere’de Mavi Production UK tarafından yönetiliyor.
KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal ve KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar’a suikast hazırlığı yaparken deşifre edilen Türk suikast timinin, Türk Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Paris Büyükelçiliği’ndeki fotoğrafları ortaya çıktı.
Biri Erdoğan’ın Beştepe’deki sarayı önünde, diğeri Paris’teki Türk Büyükelçiliği’nde çekilmiş iki fotoğraf, Avrupa’daki bir suikast timi ve bağlantılarına ışık tutuyor. Fotoğraflarda iki suikastçı, bir büyükelçi ve Saray var. Emri verenler, organize edenler ve tetikçiler aynı karede.
Brüksel’deki Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) binası önünde Haziran 2017’de Mercedes Classe E marka siyah bir otomobil dolaşıyordu. Bir süreden beridir keşif faaliyetleri yapılıyor, istihbarat toplanıyordu. KNK çevresinde 14 Haziran günü en az üç kez tur atan araç, polis takibindeydi. Aslında Kürt yetkililerin birçok kez şüpheli şahıslar konusundaki uyarısı, Belçika polisi tarafından önce ciddiye alınmamıştı. Teknik ve fiziki takip yapılınca, olayın ciddiyeti anlaşıldı. Araçtakiler KNK çevresinde keşif faaliyeti yaptıktan sonra yakındaki tünele girdi. Peşlerine takılan polis, “aracın hızlı gittiğini” gerekçe göstererek durdurdu. Arabada üç kişi vardı. Polis, araçtakileri indirdi. Yapılan kontrolde şüphelilerin kimlikleri tespit edildi, fotoğrafları çekildi. Polis, rutin bir yol kontrolü izlenimi verdi.
Belçika yargısı ve polisi, suikast teşebbüsüne ilişkin bu soruşturmayı gizli yürütüyor. Dosyaya yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre; binlerce sayfalık bir soruşturma dosyası oluşturuldu.
ARAÇTAKİ SUİKAST TİMİ
Araçtaki üç kişiden olan Zekeriya Çelikbilek, eski bir asker. Fransız Journal de Dimanche gazetesi de 14 Mart günü üç kişinin adını deşifre etmişti. Fransız vatandaşı Çelikbilek, araç durdurulduğu sırada 6-7 aydır Paris’in Argenteuil banliyösünde ikamet ediyordu. İkinci kişi Yakup Koç’tu. Üzerinde Türk polisi olduğunu gösteren bir kimlik tespit edilmişti.
ANF’nin elde edilen bilgilere göre Yakup Koç’un kod adı “Albay”. Brüksel’deki “operasyonun” organizatörlüğünü yapıyordu. Üçüncü kişi ise Belçika’da yaşayan ‘Kürt kökenli’ Hacı Akkulak.
Soruşturmayı yürütenler, Mercedes’in polis kontrolüne takılmasından iki gün sonra, 16 Haziran’da tehdidin daha da belirginleştiğini fark ediyor. “Türkiye kökenli dört kişinin” Belçika’ya geldiği ve burada bir apartman dairesi kiraladıkları vurgulanıyor. İçlerinden biri keskin nişancı. Hedeflerinde KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal ve KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar vardı.
SUİKAST EKİBİNDE İKİ FİRE
Dosyaya yakın kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre; Belçika polisi araç durdurulduktan birkaç ay sonra bir operasyon gerçekleştirdi. Çelikbilek ve Yakup Koç gitmişti. Belçika polisi bunları sorgulamak yerine, casus ağının Belçika ayağını hedef almayı tercih etmişti. Baskınlardan biri Gent’te gerçekleşti. Necati Demiroğulları isimli Sakaryalı olduğu tahmin edilen bir Türk ile Akkulak’ın evleri arandı, birçok materyale el konuldu.
Bu operasyona götüren süreç, Akkulak’ın itiraflarında gizli. Akkulak, kendisine yapılan muhbirlik teklifini kabul ettikten sonra olayın suikasta kadar vardığını anlayınca hem Kürt kurumlarını hem de Belçika polisini durumdan haberdar etti. Akkulak’ı Türk suikast timine yönlendiren kişinin Necati Demiroğulları olduğu öğrenildi. Polis tarafından evine baskın yapılan Demiroğulları da bildiklerini itiraf etti. Demiroğulları’nın Yakup Koç’un damadı olduğu ve materyal destek sağladığı öğrenildi.
Her ikisinin itirafları, suikastçı timinin özellikle Paris’teki Türk Büyükelçiliği ile yakın ilişkileri olduğunu gösteriyor. Hatta Çelikbilek’in, Hacı Akkulak’a, özel bir görüşme sırasında Paris’te üç Kürt kadın devrimcinin katledilmesinde de rol oynadığını söylediği belirtiliyor. Zaten Belçika’daki bu soruşturma, Paris Katliamı’na ilişkin yeni bir soruşturma açılmasına önemli katkı sağlamıştı. Mayıs 2019’da Paris savcılığının yeniden başlatmaya karar verdiği soruşturmada, katliamın emrini verenler ve suç ortakları hedefleniyor. Üç kadın devrimcinin aile avukatları katliamla bağlantılı Avrupa’daki geniş ve halen aktif olduğu düşünülen bir ağ olduğunu belirtiyor.
İşte Avrupa’daki suikast timi ve bağlantıları
SARAY VE BÜYÜKELÇİLİK POZLARI
ANF’nin elde ettiği fotoğraflar, Belçika’daki suikast timini deşifre ederken, bağlantılarını da açık bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle Çelikbilek’in hem Türk Cumhurbaşkanlığı hem de Türk Büyükelçiliği ile ilişkileri göze çarpıyor. Fotoğraflardan biri, Çelikbilek ile Türk Büyükelçi İsmail Hakkı Musa arasındaki yakın bağa işaret ediyor. Bu karede kimliklerini tespit edemediğimiz iki kişi daha var. Fotoğraflar arasında Büyükelçilik içerisinde çekilmiş iki kare var. Biri, basın açıklaması yapılan masada çekilmiş.
İşte Avrupa’daki suikast timi ve bağlantıları
Çelikbilek, bir diğer fotoğrafta Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beştepe’deki sarayının bahçesinde görülüyor. Üzerinde koyu mavi bir takım elbise var. Başka bir fotoğrafta başındaki komando beresi dikkat çekiyor.
İşte Avrupa’daki suikast timi ve bağlantıları
Yakup Koç’a ait fotoğraflar, 2008 ve 2011 yılları arasına ait. Biri Bratislava yolunda çekilmiş, diğeri Fransa’nın ünlü Mont Saint-Michel adasında çekilmiş. Birçok mekânda “turist” kılığında çekilmiş fotoğraflar dikkat çekiyor.
İşte Avrupa’daki suikast timi ve bağlantıları
Bu fotoğraflar suikast timinin Saray ve Türk Büyükelçiliği ile bağlarını açık bir şekilde ortaya koyuyor.
KOORDİNATÖR İSMAİL HAKKI MUSA
Belçika’da yürütülen soruşturma dosyasında da bu casus ve suikast ağının Avrupa’daki “eylemlerinin İsmail Hakkı Musa tarafından koordine edildiğine” işaret ediliyor. İsmail Hakkı Musa, üzerindeki şüphelerin daha da güçlendiği bir dönemde, görev süresinin dolduğu açıkladı. Yerine Türkiye’nin Tunus Büyükelçisi geçecek.
PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ve Kürt gençlik hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in, 9 Şubat 2013’te katledilmesinin ardından tüm izler Ankara’yı işaret ediyordu. Yürütülen soruşturma, ortaya çıkan belgeler, tanıklıklar ve itiraflar, suikastların MİT tarafından organize edildiğine kesinlik kazandırdı. İsmail Hakkı Musa da son birkaç yıldır şüpheliler arasındaydı. Bir dönem MİT Müsteşarlığına vekalet eden ve daha sonra MİT’in iki numaralı ismi olan İsmail Hakkı Musa’nın Paris’e atanması, casus ağları ve suikast teşebbüslerinin yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor.
MUSA’NIN SON 11 YILI
Musa, 1980’li yılların sonlarında Fransa’da üniversite eğitimi görmesi için gönderildi. Sonra da farklı düzeylerde görevler aldı. 1 Kasım 2011’de Brüksel Büyükelçisi olarak atandı, ancak uzun sürmedi. Ekim 2012’de merkeze çekilerek, MİT Müsteşar Yardımcılığına atandı. Brüksel’deki bir yıllık süre içerisinde özellikle Türk camileri, dernekleri, selefiler ve ırkçı oluşum ülkücülerle yoğun temas içerisinde olan İsmail Hakkı Musa, Belçika istihbaratının da dikkatini çekmişti.
Musa, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın seçimlerde aday olmak için istifa etmesi üzerine 10 Şubat 2015’e MİT Müsteşarlığı’na vekaleten atandı. Bu görevini 10 Mart 2015’e kadar devam ettirdi. Musa’nın MİT sorumluluğu yaptığı dönemler ile Brüksel ve Paris’e büyükelçi olarak atandığı dönemler, MİT marifetli ağır suçların işlendiği dönemlere denk geliyor.
Musa, Temmuz 2016’daki devlet içi çatışmadan sadece dört ay sonra Paris’e büyükelçi olarak atandı. Büyükelçi atandığı dönem, aynı zamanda Türk devletinin, camiler dahil birçok alanda istihbarat örgütlemesini güçlendirdiği bir dönemi ifade ediyor. İsmail Hakkı Musa’nın Paris’teki büyükelçiliğe taşınmasından bir ay kadar sonra, Paris Katliamı’nın tetikçisi Ömer Güney’in 17 Aralık 2016’da cezaevinde şüpheli bir şekilde ölmesi de dikkat çekiyor.
Kürt Çalışmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Öcalan ve Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözümün yolu” konulu online panelde, Türk devletinin işlediği suçlara Avrupa’nın ortaklık ettiği belirtildi.
Londra merkezli Kürt Çalışmaları Merkezi “Öcalan ve Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözümün yolu” konulu online bir panel gerçekleştirdi. Panele İmralı delegasyonunda yer alan İzlandalı siyasetçi Ögmundur Jónasson, İngiliz Lordlar Kamarası üyesi Chriristine Blower, sendikacı Clare Baker, siyasetçi Roza Salih ve hukukçu Melani Gingell konuşmacı olarak katıldı.
İddialar çok tehlikeli
Panelde Ögmundur Jónasson, konuşmasının büyük bölümünü Öcalan’ın durumuna ayırdı. Jónasson “CPT Ağustos 2020’de bir rapor yayınladı, raporda İmralı da içinde olmak üzere Türkiye cezaevlerinde tecride son verilmesi çağrısı yapılmıştı. Türkiye’nin cevabı tecridi daha da derinleştirmek oldu, rapordan sonra tüm iletişim kanalları kapandı. En son telefon görüşmesi geçen yıl Nisan ayında yapıldı. O zamandan bu yana hiçbir haber alınamamıştır. Son günlerde sosyal medyada bazı dedikodular dolaşmaktadır ve bu çok tehlikelidir” diye konuştu.
Avrupa’nın da rolü var
Şu anda İzlanda Parlamentosu Anayasa Denetleme Komisyonu Başkanı ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Temsilcisi olan Jónasson konuşmasında Türk cezaevlerinde yürütülen açlık grevlerine de dikkat çekti. Türk devletinin hem içerde hem de dışarıda dokunulmaz bir rejim haline geldiğini ifade eden Jónasson, Avrupa’nın bunda büyük rolü olduğunu ifade etti.
Ne yaparsanız yapın cezası yok!
Jónasson konuşmasında şu vurgularda bulundu:
* Emekçilere, gazetecilere, akademisyenlere, kadınlara ve toplumun tüm muhalif kesimlerine dönük baskı ve saldırılar devam ediyor. Türk hükümeti dokunulmaz bir rejim yarattı. Bu şu anlama geliyor; ne yaparsanız yapın bir cezası olmayacak.
* CPT’nin görevi 47 AB üyesi ülkenin zindanlarında işkenceyi araştırmak ve önlemektir. Türkiye’ye yeterince baskı yapmadığı ile ilgili yıllardır CPT’ye yönelik eleştiriler var. CPT bu yılın Ocak ayında Türkiye’yi ziyaret etti ama İmralı’yı ziyaret etme ihtiyacı bile görmedi.
* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı’nın Türkiye ziyareti her açıdan çok sorunlu bir ziyaretti. Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi tümden yok edildi, BM ses çıkarmadı. Türkiye’nin Kürtlere yönelik saldırılarına NATO tam destek verdi. Bunlar Avrupa’nın suç ortaklığına bazı örnekler.
Demokrasi yok ki tehlikede olsun
Önümüzdeki Mayıs ayında İskoçya’da yapılacak seçimlerde İskoç Ulusal Parti’den (SNP) Glasgow milletvekili adayı olan genç Kürt siyasetçi Roza Salih ise yaptığı konuşmada Kürtlere dönük sonu gelmeyen saldırıların açık bir insanlık suçu olduğunu, HDP’ye yönelik saldırıların da siyasi bir etnik kırım olduğunu belirtti.
Öcalan’a uygulanan tecrite de dikkat çeken Roza Salih “Öcalan’a yönelik tecrit, tüm Kürtlerin sesini kısmaya dönük bir metod olarak kullanılmaktadır” dedi. Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ilişkin “Uluslararası toplumun sessizliği Türkiye’yi cesaretlendiriyor” diye belirten Roza Salip, “Başta Almanya olmak üzere, İngiltere gibi ülkelerin Erdoğan’ı destekleyen tutumları mevcut durumu daha da kötüleştiriyor” diye ekledi.
Tecrit işkencedir
Öcalan üzerindeki tecridin kabul edilemez olduğunu ifade eden hukukçu Melani Gingell ise şunları belirtti: ‘Öcalan’a uygulanan izolasyon ile tüm dünya ile iletişimi koparılmıştır. Birleşmiş Milletler sözleşmesine göre bu denli tecrit kesinlikle işkencedir.”
Tecrit tüm ülkeye yayıldı
Lordlar Kamarası üyesi ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası Başkanı Chriristine Blower ise Türk devletinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin kadınlara yönelik şiddeti daha da arttıracağına söyledi.
Blower, Öcalan’a yönelik tecride ilişkin ise “İmralı’daki tecrit sistemi tüm ülkeye yayılmış durumda” tespitini yaptı.
İngiltere’nin en büyük sendikası olan Unite the Union uluslararası ilişkiler bölümü temsilcisi Clare Baker da yaptığı konuşmada Türkiye’de emekçilere ve kadınlara yönelik baskı ve şiddete tepki gösterdi.
Londra Kürt Film Festivali’nde Kürdistan’ın dört parçası ve Avrupa’dan Kürtler ile ilgili 100’e yakın film gösterilecek. Festivalin 20’nci yılına özel olarak gerçekleşecek festivalin teması ise “Benim Kürdistan’ım” olacak.
Londra Kürt Film Festivali’nin 12’ncisi koronavirüs pandemisi nedeniyle 16-27 Nisan tarihlerinde online olarak gerçekleşecek.
Festival pandemi nedeniyle programlarını erteleyen diğer Kürt Film Festivalleriyle de ortaklaşa yapılarak bir ilke imza atacak. Bu yüzden festival “Global Kürt Film Festivali” olarak tasarlandı. Festivalde birçok ülke ve bölgeden Kürtlerle ilgili onlarca film gösterilecek. Festivalin bu yılki teması da “Benim Kürdistan’ım” olarak seçildi.
Festival, 2001 yılında beri Kürt sinemasının Avrupa’ya ve dünyaya tanıtmayı amaç edinmiş bir grup tarafından organize ediliyor.
‘Benim Kürdistan’ım’
Bianet’en Abdulselam Yıldırım’a konuşan Londra Kürt Film Festivali Direktörü Ferhan Stêrk, “Özellikle bu yıl Kürt Film Festivali, tanıtım ve gösterimden, üretim ve gelişim alanına doğru bir kayış içerisinde. Bu değişimi özellikle 12. Festivalimizde net bir şekilde göstermeye çalışıyoruz” dedi.
Festival 12 gün sürecek
Londra’da uzun yıllardır Kürt sinemasına ilgi duyan insanların oluşturduğu bir kültürün varlığına işaret eden Ferhan Stêrk, “Sadece Kürdistanlılar değil, Londra’da yaşayan diğer halklar da Londra Kürt Film Festivali’ne büyük ilgi duyuyor” diye ekledi.
Londra Kürt Film Festivali’nin de zaten böyle bir iddia taşıdığının altını çizen Stêrk, “Bu yıl, 16-27 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek festivalimiz yaklaşık 12 gün sürecek ve online olarak gerçekleşecek. Çünkü Londra’da sinema salonları hala kapalı” dedi.
Farklı bir içerik
Stêrk, bu festivalde daha farklı bir içerikle seyirci karşısına çıkacaklarını belirtti ve ekledi: “Yaklaşık on tane festivalimiz olacak ve gösterimlerini iptal eden Kürt filmleri de gerçekleşecek olan bu festivalin birer partneri olarak yer alacaklar. Moskova Film Festivali, Rojhilat’tan Rêtaw Film Komünü, Rojava Uluslararası Film Festivali, Süleymaniye Uluslararası Film Festivali, Amed Film Festivali, Mezopotamya Film Festivali; New York , Hamburg, Los Angeles ve Barcelona film festivallerimiz gibi çeşitli zenginlikte sinemacılarla bu festivali gerçekleştiriyoruz.”
Son 20 yılın en iyi filmleri
Stêrk şöyle devam etti: “Yılmaz Güney’den günümüze kadar Türk sinemasının bilinen en iyi yönetmen ve en iyi filmlerini izleyen izleyicilerin karşına çıkacağız. Bu program bizim için Kürt sinemasının son 20 yılının en iyi filmlerini göstereceğimiz bir program olacak. Bu 20. yılın esprisi de aynı zamanda.”
Kürt sinemasının imgelerini, simgelerini gösteren ve bunun nasıl olduğunu anlatan yaklaşık yüze yakın film gösterileceğini söyleyen Stêrk, “Bu filmleri bu yılki programda iki ana gövde şeklinde göstereceğiz: Birincisi, Kürt sinemasının son 20 yılının en klasik seçkileri olacak. İkincisi ise yeni seçkiler olacak. Yeni seçkilerde de son iki yılda yapılmış yeni filmler -belge film, kısa film, animasyon filmler- olacak şekilde belirlendi” diye noktaladı.
Londra Kadın Dayanışma Platformu, İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesini protesto ederek, “Yaşama hakkımızdan, haklarımızdan, eşitlikten vazgeçmeyeceğiz” mesajı verildi.
Londra’da düzenlenen Newroz etkinliği öncesi Londra Kadın Dayanışma Platformu k AKP-MHP rejiminin feshettiği İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin kitlesel bir basın açıklaması yaptı.
Londa Kadın Platformu İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini tanımıyoruz
Kürt kadınların ulusal kıyafetleri ile dikkat çektiği eylemde, sık sık, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Gelsin devlet gelsin jop inadına isyan inadına özgürlük”, “Dünyayı yerinden oynatacağız”, “Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa” şeklinde sloganlar atıldı.
Burada Platform adına ortak açıklama yapılarak, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi kararını tanımadıklarını vurgulayarak,
“Londra’da yaşayan kadınlar olarak Türkiye’deki kadınların kararlı mücadelelerini selamlıyoruz ve asla yalnız olmadıklarını bilmelerini istiyoruz. Bizler burada tüm olanaklarımızı kullanarak, Türkiye’deki baskı ve şiddeti, İngiltere kamuoyuna duyuracağımızı ve teşhir edeceğimizi buradan ilan ediyoruz” dedi.
Erkek şiddetinin evrensel ve politik olduğunu vurgulanan açıklamada, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddetle mücadelenin yolunun şiddeti önleme, kadınların şiddete karşı koruma, failleri cezalandırma ve şiddete karşı politikalar üretilmesi ve yürütülmesiyle mümkün olduğunun altı çizildi.
Londa Kadın Platformu İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini tanımıyoruz
Açıklamada, Türk devletinin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak bunlar hiçe saydığı ve şiddetle mücadelede devletin yükümlülüklerini tanımama ve kadınları şiddete mahkum etme anlamına gelmekte olduğu vurgulandı.
Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesinin kadın mücadelesiyle kazanılmış bir hak olduğu kaydedilerek, Milyonlarca kadını yok sayamazsınız, haklarını bir gecede alamaz, evlere kapatıp meydanlardan ve sokaklardan silemezsiniz. Yaşama hakkımızdan, haklarımızdan, eşitlikten vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” denildi.
Açıklamanın ardından kadınlar Erbaneler çalarak halaya durdu.
Londa Kadın Platformu İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini tanımıyoruz
Londra’da bir araya gelen yüzlerce kişi Newroz’u kutlayarak, AKP-MHP faşizmine karşı direnişin mutlaka zafere ulaşacağı vurgulandı.
Londra’da Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH), Kürt Halk Meclisi ve Demokratik Güç Birliği’nin çağrısı ile Edmonton bölgesinde Newroz etkinliği düzenlendi. Kadınların ulusal kıyafetleri ile katıldığı etkinlikte, sık sık “Biji serok Apo”, “Biji Newroz”, “Kahrolsun faşizm” şeklinde sloganlar atıldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ile YPG ve YPJ flamaları ile HBDH bayraklarının taşındığı Newroz’da kadınlar AKP-MHP rejiminin İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesini protesto eden afişler taşıdı.
Newroz’da HBDH’den Heval Yusuf bir konuşma yaparak, Newroz ruhuyla gelişen direniş ve mücadelenin halkların eşit özgür yaşamını mutlaka kuracağını söyledi. Türk devletinin baskı ve şiddet politikalarına karşı halkların devrimci direnişinin sürdüğünü dile getiren Heval Yusuf. “Bu rejimi tahtıyla tacıyla al aşağı edeceğiz” diye kaydetti.
Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal’da Kürt halkının asla diz çökmeyeceğini vurgulayarak, Kürtlerin dünyanın dört bir yanında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için ayağı kalktığını söyledi. Faşizm karşısında direnişin başarıya ulaşacağını dile getiren Akbal, “Bu faşist düzen yıkılacak. Halkın direnişi bugün de gösterdik ki, mutlaka kazanacağız. Önder Apo özgürleşecek ve halklar eşit bir yaşama kavuşacağı günler yakındır” dedi.
Akbal’ın ardından HDBH’nin mesajı Kürt Kadın İnisayatifi üyesi Besime Alxas, HDBH’nin Newroz mesajını okudu.
Yapılan konuşmaların ardından yüzlerce kişi davul zurnalar eşliğinde halaya durdu. Ateşlerin yakıldığı Newroz’da sık sık “Biji serok Apo” sloganları attı. Kitle saatlerce Newroz ateşi eşliğinde halaya durdu.
Londra’da pandemi ve yasaklardan dolayı bu yıl Newroz etkinliğinin yapılmaması kararlaştırılmıştı. Ancak, halkın talebi karşında kurumlar bir değişiklik yaparak son anda Newroz kutlaması kararı aldı.