Londra`da Kürt ve Türk toplumu tarafından yakından tanınan Şükrü Taşçı bir diğer adıyla ‘Şükrü Abi’ pandemiden dolayı hayatını kaybetti.
Şükrü Taşçı, 23 günden bu yana yakalandığı koronavirüsten kaynaklı yoğun bakımda tedavi görmekte idi. Ancak tüm çabalara rağmen dün akşam hayatını kaybetti.
Maraş’ın Göksun ilçesinden olan Taşçı, uzun yıllar hem Cemevi’nde hem de Britanya Alevi Federasyonu’ndan çalışmalar yürüterek emek verdi. Eylem ve etkinliklerde toplumsal duyarlılığı ile bilinen Taşçı’nın ölümü büyük üzüntü yarattı. Demokratik kitle örgütleri Taşçı için taziye mesajı yayınladı.
Britanya Alevi Federasyonu Taşçı’yı saygı ve minnetle yad ederek, “Yoldaşımız Şükrü Taşçı 23 gündür salgın hastalıkla mücadele ediyordu. Bu gece Hakka Yürüdü. Yoldaşımız, abimiz, amcamızdı. Şükrü Taşçı bizim için herzaman yaşayacak! Devrin Daim Olsun Şükrü abi! Alevi örgütlenmesinde çok emeğin var. Cümle Canlara Rızalık Ver!” dedi.
Londra Cemevi ise mesajında şunlara yer verdi: “Alevi örgütlenmesine yıllardır emek veren Şükrü Taşçı’nın ölüm haberi hepimizi derinden üzdü. Güle güle güzel insan, yıldızlar yoldaşın olsun. Toprak ana incitmesin seni.”
Kürt Halk Meclisi’de Taşçı’yı saygı ve minnetle anarak, “Şükrü Dayının hepimizi derinden üzmüştür. Toplumsal duyarlılığı ve emekçi yönüyle bizlere toplumumuza değerli bir örnek teşkil etmiştir. Devri daim olsun toprağına yıldızlar yağsın.”
Yine Londra ve İngiltere’de bulunan demokratik kitle örgütlerinden çok sayıda taziye mesajı yayınlandı.
Türk ordusunun Güney Kürdistan’ın Gare bölgesinde esir asker, polis ve MİT’çilerin bulunduğu kampı bombalayarak, 13’ünün ölümüne neden oldu. AKP-MHP rejimine bağlı Türk medyası ise Türk ordusunun esir askerlerin bulunduğu kampı bombalayarak ölümlerine yol açmasını gerilla güçlerine bağlamak istedi. Ancak bugüne kadar 40 yıllık savaşta PKK gerillaları esir aldığı asker yada polislere Cenevre Savaş Sözleşmesi’ni uyguladı ve hümanist yaklaşımları ile dikkat çekti. Ancak Türk devleti ise hiçbir savaş hukuku tanımadığı gibi esir düşen gerillaları infaz edip cansız bedenlerine vahşet uyguladığı kayıtlara geçti.
Devlet infaz etti ,gerilla ‘insanlık dersi’ verdi
Türk devleti son 40 yılda hem Kürt halkına hem de PKK gerillarına yönelik ‘kirli bir savaş’ yürüttü. Bu savaşta en çok konuşulan konulardan biri ise ‘esirler’ oldu. Son olarak gerilla 6 yıldır elinde tuttuğu ve yaşam haklarını koruduğu 13 esir asker ve polis Gare Alanı’ndaki kampa yönelik Türk ordusunun hava bombardımanı ve binlerce asker ile yaptığı operasyonda hayatlarını kaybetti.
Türk ordusu 13 ölümü gerilla güçlerinin üzerine yıkmaya çalıştı. Erdoğan rejimine bağlı Türk basını gerçeği ters yüz etmek istesede yaklaşık 40 yıldır sürdürülen savaşta gerillanın esirlere tutum ve yaklaşımı Türk medyasının kirli yüzünü ortaya koyuyor.
TÜRK ORDUSU VAHŞETİN ADI OLDU..
Türk devleti ve ordusu bugüne kadar kirli savaşın daniskasını yürütmüş ‘insanlığı utandıran’ karelerin sahibi oldu. Esir alınan gerillaları infaz edip cansız bedenlerine vahşet uyguluyor, kafaları kolları, gözleri burunları kesiliyor, kimi zaman yakılarak ateşe veriliyordu. Bu uygulamalar her seferinde deşifre edilmesi fotoğrafların yayınlanmasına ise hem AKP Hükümeti döneminde hem de 90’lı yıllar da sessiz kalınarak onaylandı. Türk ordusunun Cenevre Savaş Sözleşmesi’ni ayaklar altına aldığı uygulamalar karşısında bugüne kadar Türkiye’de hiç bir ordu görevlisi hakkında açılmış tek bir dava yada soruşturma yok.
’İNSANLIK UTANSIN’
Son 20 yıllık yakın tarihte Türk ordusunun işlediği bazı savaş suçları şunlar;
Devlet infaz etti ,gerilla ‘insanlık dersi’ verdi
-Nisan 1993: PKK tarafından ilan edilen ateşkesin hemen ardından Maraş’ın Pazarcık İlçesi kırsalında 11 gerillanın cesedine işkence yapıldı. Dönemin Özgür Gündem Gazetesi’nin ele geçirdiği fotoğraflarda gerillaların işkence edilmiş cansız bedenlerinin üzerine postallarını koymuş askerlerin resmine yer verilerek, ’Barışa vahşetle yanıt’ manşeti atıldı.
Yine gerillalara yönelik nasıl bir vahşetin sergilendiği 7 Ağustos 1994 yılındaki Özgür Ülke Gazetesi’nin manşetine yansıdı. Bir özel harekat timinin ellerinde gerillanın kesilmiş başları ile çektiğrdiği fotoğrafları insanlığı utandırdı. Ve gazetenin o günkü manşeti ’İnsanlık Utansın’ oldu.
Ağustos 1993: İkiyaka dağlarında düzenlenen operasyondan dönen timlerin araması sırasında Mahmut İlhan (Sekvan) isimli gerilla yaralı bir şekilde yakalandı. Bir Tv kanalının görüntülerinde Türk ordusuna esir düştüğü belgelendi. Ailesi, İlhan’ın akıbeti konusunda bilgi sahibi olmadığını açıkladı.
Haziran 1994: Bitlis’in Tatvan İlçesi Kender Dağı kırsal alanında 21 gerilla askerlerin pususuna düşürülerek katledildi. Yaralı ve esir alınan gerillalar infaz edildi. Gerillalara ait toplu mezar daha sonra Aralık 2004 tarihinde ortaya çıktı.
21 Ağustos 2005 Trabzon’un Maçka İlçesi’nde TSK ve Emniyet birimleri tarafından bir gerilla savunmasız bir durumda iken infaz edildi.
2 Mart 2005: Şırnak’a bağlı Cizre-İdil arasında kitle çalışması yürüten HPG gerillası Gafur Can silahsız bir halde iken infaz edildi.
Ağustos 2006: Beşiri kırsalında yaşanan çatışma sonucunda sağ yakalanan Doğu Kürdistan doğumlu HPG gerillası Xebat Ciwanro kod adlı Abbas Emani infaz edildi. İnfaz fotoğraflar ile belgelendi. Yine aynı çatışmada yaşamını yitiren gerillalara işkence yapılarak yakıldıkları görüldü. Aileler cenazeleri teşhis edemedi.
23 Mayıs 2007: Şırnak kırlasında düzenlenen operasyonda Akif Yılmaz kod isimli HPG’li Tuncay Mihyaz sağ yakalandıktan sonra infaz edildi. Cenazeyi yıkayanlar Mihyaz’ın gözlerinin çıkarıldığı, burnunun ise tamamen kırıldığını açıkladılar.
13 Temmuz 2007: Şemdinli kırsalında çıkan çatışma sırasında iki gerilla esir düştü. Diyarbakır doğumlu Yusuf Taş ve Doğu Kürdistan doğumlu Tekoşer kod adlı Faysal Muhammed Pur daha sonra patlayıcılarla infaz edildi.
Temmuz 2010: Gümüşhane’nin Kelkit İlçesi, Siirt’in Pervari İlçesi ve Hakkari’nin Şemdinlik ve Yüksekova İlçeleri’nde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren gerillaların cansız bedenlerine işkence ettiği ortaya çıktı. Hitler Faşizmi’ni ve Saddam Rejimi sırasındaki insanlık suçlarını aratmayan görüntüler de, HPG’lilerin bir çoğununu gözlerinin çıkarıldığı, kafataslarının olmadığı, boyunlarının kırıldığı ve vücutların da bıçak izleri olduğu görüldü.
KİMYASAL SİLAHLAR KULLANILDI…
Gerillalara yönelik savaş suçları bunlarla sınırlı değildi. Savaş suçu olan kimyasal silahlar kullanıldı ve misket bombalar atılması her türlü vahşet te uygulandı. Yine Mardin’nin Derik İlçesi Tepebağ bölgesinde 23 Ağustos’ta çıkan çatışmada yaşamını yitiren HPG’li Mehmet Dölek ve Mustafa Tangüner adlı HPG’lilerin yaralı yakalandıktan sonra kurşuna dizilerek infaz edildikleri ortaya çıktı. Cenazelerinin yıkanması sırasında vücutlarında işkence izleri olduğu, kulaklarının kesik ve yine vücutlarında sigara söndürüldüğü görüldü. Fotoğraflanarak aileleri aracılığı ile yapılan suç duyurularından ise hiç bir sonuç çıkmadı.
‘VAHŞET TEŞHİS ETTİREMEDİ’
Yine Kürtlerde infiale yol açan 24 Mart 2006 yılında Muş’un Şenyayla kırsalında kimyasal gazlar kullanılması 14 HPG’li yaşamını yitirdi.
Türk devleti ve ordusu tüm tepkilere ve tüm kınamalara rağmen bu insanlık ayıbını sürdü. 3 Şubat 2008’de Bingöl’ün Dallıtepe kırlasından askerlerin HPG gerillalarına yönelik yürüttüğü operasyonda 10 gerillanın yaşamını yitirdiği bilgisi ulaştı. Ancak gerillaların sağ yakalanarak infaz edildiği haberi ulaşırken, tıpkı Şemdinli, Gümüşhane ve Siirt’te olduğu gibi gerillalara yoğun işkence yapıldığı, kollarının ve boyunlarının kırıldığı ve gözlerinin çıkartıldığı ortaya çıktı. Ve teşhise giden aileler çocuklarını teşhis edemedi.
GERİLLALAR İNSANLIK DERSİ VERDİ’
Türk ordusunun vahşetine karşı PKK gerillaları 40 yıllık savaşta esir aldığı asker yada polislere Cenevre Savaş Sözleşmesi’ni uyguladı. Gerillalar, asker yada polisi yine bu sözleşmeye göre sağ salim insan hakları kurumlarına yada ilgili kurumlara teslim ederek, Türk ordusunun kirli savaşına karşı insanlık ve hukuk dersi verdi adeta.
Gerillalar 90’lı yıllardan bu yana onlarca askeri ve polisi esir aldı. İlk esir alma eylemi 10 Ekim 1992 yılında gerçekleşti. PKK’nin ilk kaçırma eylemi olarak tarihe geçti. Van-Tatvan Karayolu Şapur mevkiinde yol kontrolü yapan gerillalar tarafından bir astsubay 2 er ve bir imam esir alındı. Askerler daha sonra ailelerine teslim edildi.
20 Ağustos 1993 yılında PKK bu kez Batman’ın Kozluk İlçesi yakınlarından yine yol kontrolü sırasında minibüste bulunan 13 askeri esir aldı. Bu askerlerde sağ salim ailelerine teslim edildi.
Aralık 1994 yılında Hakkari’nin Uludere İlçesi kırsal alanında çatışmada yaralanan İbrahim Yavli isimli bir asker, esir alındı. Gerillalar tarafından tedavisi yapıldı ve yeniden hayata döndürüldü. Yaylı, iki yıl sonra Refap Partili milletvekilleri ve sivil toplum örgütlerinden oluşan bir heyete teslim edildi.
Temmuz 1996 yılında Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Ortaklar Karakolu’na gerillalar tarafından baskın düzenlendi. Gerilllalar baskın sırasında 8 askeri alı koydu. Askerler daha sonra Federal Kürdistan Bölgesi’nde RP Milletvekili Fethullah Erbaş, dönemin İHD Genel Başkanı Akın Birdal ile yine şimdiki AKP Diyarbakır Milletvekili ve dönemin Mazlum-Der Genel Başkanı İhsan Arslan’dan oluşan bir heyee Zele kampınd bir basın toplantısı ile sağ salim teslim edildi.
‘ESİR ASKER’DE POLİS’TE SAĞSALİM ULAŞTI’
Yıl 18 Temmuz 2005 ve Erzurum Karayolu’nda bu kez HPG gerillaları tarafından yapılan yol kontrolünde, Adıyaman’dan memleketi Trabzona’a giden jandarma komando er Coşkun Kırandı esir alındı. Kırandi 4 Ağustos 2005 tarihinde Dersim’in Kutu Deresi mevkii Güleç Köyü kırsalında aralarında İHD Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek, dönemin İHD Diyarbakır Şube Başkanı ve HDP eski Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş ve sanatçı Ferhat Tunç’tan oluşan sivil bir heyete sağ salim teslim edildi.
9 Ekim 2005 yılında PKK gerillaları bu kez Şırnak ve Midyat Karayolu üzerinde yol kontrolü yaparken Cizre İlçesi’nde görevil polis memuru Hakan Açıl’ı esir aldı. Gerillalar Açıl’ın yanındaki nişanlısını ise serbest bıraktı. Açıl tam 110 gün sonra 27 Ocak 2006 günü Zaho kasabasında 8 kişilik insan hakları heyeti ve babası Muammer Açıl’a sağ salim ve sağlıklı bir şekilde teslim edildi.
‘GERİLLA İLE ASKER BİRBİRLERİNE SARILDI’
Devlet infaz etti ,gerilla ‘insanlık dersi’ verdi
22 Ekim 2007 tarihinde Güney Kürdistan’a sınır bölgesinde bulunan Oremar Bölgesi’nde Türk ordusu ile HPG gerillalarının şiddetli çatışmasının ardından 8 asker gerillalar tarafından esir alındı. Esir alınan askerler Zap bölgesinde bulunan Çemço mevkiinde DTP’li milletvekilleri Aysel Tuğluk, Osman Özçelik ve Fatma Kurtulan ile Federal Kürdistan Bölge Hükümeti İçişleri Bakanı Hacı Mahmut Osman, Uluslararası Tolerans’ın Başkanı Kerim Sincari’nin bulunduğu bir heyete teslim edildi. Askerler ile gerillaların birbirlerine sarılarak ayrılması ise PKK’nin savaş hukuğuna uyduğunun açık göstergesi oldu. Ancak bu görüntüler daha sonra askerlerin tutuklanmasına yol açtı. Türk devleti bununla da yetinmeyerek heyet üyeleri hakkında dava açtı.
Gerilla güçleri Amed’in Lice İlçesi’nde 10 Eylül 2011 tarihinde uzman çavuşlar Abdullah Söpçeler, Zihni Koç ve sağlık teknisyeni Aytekin Turhan’ı esir aldı.
Esir alınan askerler ilk defa Roj Tv tarafından görüntülendi ve röportajlar yayınlandı. Esir olmalarına rağmen askerlerin morali gözlerden kaçmadı. Sağlık ve genel durumlarının iyi olduğunu dile getirirken, insan hakları kurumlarına da kendilerinin gerilladan teslim alınması konusunda çağrı da bulunuyorlardı. Askerlerin ve sağlık görevlisinin “Rehin alındığımız günden beri bize çok iyi davranıyorlar. Hiç bir kötü muamelede bulunmadılar. Kendi yararlandıkları imkanlardan bizi de faydalandırdılar. Gerillalar bizi ailemize kavuşturacaklarına ve ellerinden gelini yapacaklarını söylediler“ şeklinde konuşuyordu. Ancak Türk devleti gerilla alanlarına o dönem tıpkı Gare’de olduğu gibi yoğun bombardıman ve operasyonlarda bulundu. Türk devleti kendi askerlerini imha ederek, gerillanın üzerine yıkmaya çalıştı. Ancak gerilla güçleri esirleri bir süre sonra yaşamlarını tehlikeye atarak, oluşturulan bir heyete sağsalim teslim etti.
Esirler konusunda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 2013 yılında Barış Süreci kapsamında Halk Savunma Güçleri’ne bir çağrıda bulunarak esirlerin serbest bırakılmasını istedi. Gerilla güçleri anında bu çağrıya yanıt vererek farklı tarihlerde esir alınan ve içerisinde bir Kaymakam’ında bulunduğu 8 asker ve polisi içerisinde dönemin BDP milletvekill Hüsamettin Zenderlioğlu, , İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Çoban’dan oluşan heyete teslim etti.
Tüm bunlar gösteriyor ki Türk ordusunun vahşetine karşı gerillalar Cenevre Savaş Sözleşmesi’ne ve insan haklarına tümüyle uyduğu insan hakları örgütleri tarafından da dile getirildi. Öyle ki gerillaların bu insani yaklaşımları karşısında esir alınan askerler daha sonra Türk ordusunun vahşetini yazarak, tepkilerini ortaya koydu.
SEVGİNİN DİLİNİ ÖĞRENDİM’
Türk devletine karşı gerillanın tutumunu ise Türk ordusunda subaylık yaparken PKK’ye esir düşmüş ve esaretinin ardından gelen özgürlükle Türk ordusundan ayrılan Yener Soylu’nun şu ifadeleri özetliyor: “Orada PKK’nin ‘anarşist’, ‘terörist’ ve ilkel milliyetçi çizgiyi değil de insanlık hareketi olma yönündeki önlenemez arzu ve istekte onurlu bir hareket olduğunu, sevginin diline saygının tarzına, paylaşımın esaslarına ulaşabilmenin mücadelesini verdiğini öğrenecektim. Biz savaşan ordu mensupları değil savaş kuralı Cenevre Sözleşmesi’nin tek bir maddesini bile yakaladığımız gerillalara uygulamayı esas almazdık. En belirgin kanıtı ise yakalanan gerillanın işkenceye tabi tutularak zorla itirafçılığa zorlanmasıdır” diyerek özetliyordu.
Britanya Kürt halk meclisi sendikalarin Öcalana özgürüuk kampanyasına destek çağrısında bulundu.
İngiltere’de milyonlarca örgütlü işçiyi temsil eden Sendikaların geliştirdiği Öcalana Özgürlük kampanyasına destek veren Britanya Kürt halk meclisi üyeleri Londra’nın Haringey bölgesinde bulunan Meclis merkezinde yaptıkları açıklama ile Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan’in özgürlük kampanyasına katılım çağrısında bulundular.
İngiltere’nin her bölgesinde yayın yapan 100’e yakın bölgesel gazeteye verilen Öcalan’a özgürlük ilanlarıyla ülkede gündem oluşturan sendikaların Öcalan’a Özgürlük kampanyasını destekleyen meclis yöneticileri kampanyalarının halk önderi Öcalan özgür olana kadar sureceğini dile getirdiler.
Britanya Kürt Halk Meclisinden Çağrı
Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komployla esir edilişinin yıl dönümü yaklaşırken İngiltere’de Öcalan’a özgürlük kampanyası başlatan milyonlarca örgütlü işçiyi temsil eden sendikaların yürüttüğü kampanya devam ediyor.
6 milyonu aşkın örgütlü işçiyi temsil eden 14 ulusal sendikanın, Britanya Kürt halk meclisinin desteğiyle sürdürdüğü aralarında Unite the Union, GMB, NEU, USDAW, FBU gibi sendikaların bulunduğu 14 sendika’nın Öcalan’a özgürlük kampanyasi ülkede büyük ilgi topladı.
LONDRA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile tutsak edilmesinin yıl dönümü dolayısıyla Britanya’da başta Londra, Doncaster ve Leeds olmak üzere bir çok kentinde protesto gösterileri düzenlendi.
Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağrısı ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilmesinin 22. Yılı dolayısıyla Londra Manor Hause bölgesinde protesto gösterisi düzenlendi.
Gösteri dolayısıyla polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı ve eyleme izin vermek istememesi gerginliğe neden oldu. Bu arada kalabalık bir grup ellerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan flamaları ve “Biri serak Apo” sloganları ile eyleme geçti. Enternasyonalist dayanışma gruplarının da katıldığı eylemde Boycott Turkey sözcüsü Nick Matheou bir konuşma yapılarak, Türk devletinin Öcalan şahsında tüm Kürt halkını tutsak etmek istediği ifade edildi.
Türk devletinin faşist ve katliamcı politikalarına rağmen Öcalan’ın Ortadoğu halklarının demokrat ve özgür bir yaşam için İmralı’dan büyük bir direniş sergilediği ifade edilerek, “Halklar Öcalan özgürleşene kadar direnecek ve mücadele edecek. Öcalan’ın özgürlüğü tüm Ortadoğu halklarının özgürlüğü eşitliği ve demokratik yaşamı gerçekleştirmesidir” denildi.
Açıklama sırasında polisin bazı eylemcileri gözaltına almak istemesi üzerine yeniden gerginlik yaşandı. Bu sırıda eylemciler polisin tavrına tepki göstererek, pandemiye rağmen Türk devletinin Kürt halkına yönelik katliam ve baskılar gerçekleştirdiği ifade edildi. Kürtlerin Türk devletinin şiddet politikalarına sessiz kalmayacağı ifade edilerek, “Utanmaz polis” şeklinde slogan atıldı.
Eyleme yaşanan gerginliğin ardından, “Terörist Erdoğan terörist Türkiye”, “Biji serak Apo” sloganları ile sona erdi.
Doncaster şehrinde bir araya gelen Kürtler ve dostları da 15 Şubat’ı protesto etti. 15 Şubat dolayısıyla araç konvoyu oluşturan Kürtler, arabaları Öcalan poster ve afişleri ile donattı. Sık sık, ‘Biji Serok Apo, Long Live Abdullah Öcalan’ sloganlarının atıldığı eylem yoğun ilgi gördü.
Leeds bölgesinde de Kürtler hem araç konvoyu oluşturdu hem de eylem düzenleyerek 15 Şubat’ı protesto etti. Korna ve sloganlarla 15 Şubat’ı protesto eden Kürtler ve dostları, tüm kendi konvoy eşliğinde dolaştı. Yüzlerce bildirinin araçlardan dağıtıldığı eylem yoğun ilgi gördü.
Leeds’te ‘Zamanı geldi’ kampanyası kapsamında Öcalan’a yönelik tecrit ve tutsaklığının sona ermesi için hazırlananan yüzlerce mektup ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guttrez’e gönderildi.
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu
Koronavirüs salgınından en kötü etkilenen ülkelerden biri olan İngiltere’de ekonomi geçen yıl yüzde 9,9 oranında küçüldü.
300 yıldan uzun bir süredir yıllık en büyük kaybı yaşayan İngiliz ekonomisi yıl sonuna doğru toparlanarak durgunluğa girmekten kurtuldu ve 2021 yılı için düzelme sinyalleri verdi.
Resmi verilere göre ülkenin milli geliri yılın son çeyreğinde yüzde 1 oranında arttı. İkinci kısıtlamanın devreye girdiği kasım ayında yüzde 2,3 küçülen ekonomi aralık ayında yüzde 1,2 büyüdü.
Uzmanlar koronavirüs kapsamında alınan kısıtlamaların gevşemesiyle ekonominin güçlü bir şekilde toparlanacağını düşünüyor.
Fakat İngiltere Merkez Bankası Brexit ve yeni salgın önlemleri nedeniyle İngiliz ekonomisinin 2021’in ilk üç ayında yüzde 4 oranında küçüleceğini tahmin ediyor. Bankanın öngörülerine göre ekonomi ancak 2022 yılı başlarında Covid-19 öncesi seviyelere dönebilecek.
Ekonomi Bakanı Rishi Sunak da açıklanan verilerin pandeminin ekonomi üzerndeki şok etkisini gözler önüne serdiğini vurguladı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük borçlanmayı yapan hükümetin teşvikleri ne kadar sürdüreceği ise mart ayı başında hazırlanacak yeni bütçede belli olacak.
Aşılama hızı ümit veriyor
İngiltere, Avrupa’da İspanya’dan sonra salgından en büyük darbeyi alan ekonomi oldu. Fakat aşılama konusunda diğer Avrupa ülkelerine göre daha hızlı hareket ediyor olması da yine düzelme konusunda da hızlı olacağı tahminlerini artırıyor.
Ülkede sanayi sektörü salgından daha az etkilenirken ülke ekonomisinin bel kemiği konumundaki hizmet sektörü büyük bir darbe aldı. Öte yandan istihdam konusunda devletin sağladığı teşvikler sayesinde işsizlik oranlarındaki artış beklentilerin bir hayli altında kaldı.
İngiltere’nin en büyük sendikaları UNİTE ve GMB Newham Recorder gazetesine tam sayfa ilan vererek, “Öcalan’a yönelik insanlık dışı tecrit ve 20 yıllık tutsaklığına son verme zamanı geldi” dedi.
İngiltere’nin en büyük işçi sendikası UNİTE ve GMB’nin yürüttüğü ‘Öcalan’a özgürlük’ kampanyası kapsamında Newham bölgesinin en önemli gazetelerinden Newham Recorder gazetesine tam sayfa ilan verdi. Unite the Union (UNİTE), GMB, USDAW, CWU, FBU, NEU gibi milyonlarca orgutlu isciyi temsil eden ulusal sendikalar, Kürt Halk Meclis ve ‘Freedom for Öcalan Campaign” imzasının bulunduğu ilan, ‘Öcalan’a özgürlük Ortadoğu ve Türkiye’ye barış’ başlığıyla verildi.
Ortadoğu’da akan kanın durdurulması için uluslararası topluma harekete geçmesi çağrısında bulunan ilanda şunlara yer verildi: “Kimse Kürt toplumu kadar o bölgede acılar yaşamadı. Kürt toplumu kahramanca çabalarla sahada savaş meydanında İŞİD’i yendi. Kuzeydoğu Suriye’de yeni bir yaşam ve sosyal yapıyı inşa ediyor. Kürt toplumu defalarca barışçıl müzakere edilmiş bir çözüm istiyor. Tüm bu çabalara rağmen Türk askeri ve onun müttefiği çeteler Kürtlere saldırıp şiddet ve katliamlarda bulunuyor. Dünya ise sadece bunu izledi. 2013/15 yılları arasında Türk devleti tutsak Kürt politik lider Abdullah Öcalan arasında devam eden barış süreci Erdoğan tarafından boşa çıkarılmıştır. Bu süreç şiddet ve kan dökmek için Erdoğan tarafından durdurulmuştur. Bu gidişata dur deme zamanı geldi. Yeni bir barış sürecine dönme zamanı geldi.”
‘ZAMANI GELDİ’
Öcalan’a yönelik insanlık dışı tecrit ve 20 yıllık tutsaklığına son verme zamanının geldiği vurgulanan ilanda.”Öcalan’ın barışın getirilmesindeki temel rolünü oynamasınında zamanı geldiği ifade edildi. Barışa kapalı olan kapıları açmak için “Öcalan’a Özgürlük” kampanyasına tüm politk önderler, sivil toplum ve uluslararası kamuoyunun harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan sendikalar, çok geç olmadan harekete geçmenin zamanının geldiği belirtildi.
İlanın devamında dört önemli talep etrafında herkesin bir araya gelmesi istendi.
Talepler şöyle:
*Öcalan’a yönelik tecrit ve izolasyona derhal son verin.
*Tutsak Kürt lider Öcalan’ı serbest bırakın. Muhalefete yapılan baskı ve sindirme politikalarına son verin.
*Türk zindanlarındaki tüm politik tutsakları serbest bırakılmalı.
*Kuzey Doğu Suriye ve Irak’taki operasyonlara son verilsin. Uluslararası destek ve girişimlerle yeni bir barış sürecine destek verin.
LONDRA-Britanya Kürt Halk Meclisi, Öcalan üzerindeki tecrit ve Kürt halkına dönük baskı ve katliamlar karşısında sessiz kalan BM’ye yüzlerce mektup göndererek, Türk devletine karşı harekete geçilmesi çağrısında bulundu.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun 22’inci yılı dolayısıyla Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından ‘Zamanı geldi özgürlüğü sağlama zamanı’ kampanyası kapsamında BM’ye yüzlerce mektup gönderildi.
Mektup kampanyası kapsamında Londra KCC binasında bir araya gelen Halk Meclisi bileşenleri buradan yürüyüş halinde Harringey Postanesi önüne geçti. Öcalan flamalarının taşındığı etkinlikte, sık sık “Biji serok Apo” sloganı atıldı. Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanları tarafından birer konuşma yapılarak, “Bugün 22 yıldır Önder Apo esaret altındadır. Ancak Kürt ve Ortadoğu halkları artık halkların özgürlük önderi Önder Apo’nun esaretini kabul etmiyor etmeyecektir. Faşist Türk devleti ve Erdoğan rejimine karşı başta BM olmak üzere uluslararası güçlerin sessizliğini kınıyor ve bu katliamcı rejime karşı harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz. Britanya ve Londra’dan yüzlerce binlerce mektup ile BM’ye acil çağrıda bulunuyoruz” denildi.
BARIŞIN YOLU ÖCALAN’DAN GEÇER
BM’ye İngilizce gönderilen mektuplar da, Birleşmiş Milletler’in en temel görevinin uluslarası barış ve dostluğu sağlamak olduğu belirtilerek, şunlara yer verildi: “BM üyesi Türk devleti bugün Kürdistan ve Ortadoğu’da sivil halka dönük katliam, işkence ve baskı politikaları ile korkunç acılara yol açmaktadır. Bu saldırılarında bu kadar pervasız olmasının en önemli nedeni BM ve uluslarası güçlerin kurumların sessizliğidir. Sessiz kalarak faşist rejimin suçlarına ortak oluyorsunuz. Ortadoğu barışı için en önemli şans olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ise 22 yıldır esaret ve tecrit altındadır. Barışa giden yolda Öcalan üzerindeki tecrit ve esaret sona erdirilmelidir.”
Mektupların gönderilmesi sırasında uzun bir kuyruk oluşurken, çevredekilerde etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.
Londra’dan BM’ye yüzlerce ‘Öcalan’ mektubu – Video (1)
Londra’dan BM’ye yüzlerce ‘Öcalan’ mektubu – Video (1)
Londra’dan BM’ye yüzlerce ‘Öcalan’ mektubu – Video (1)
Londra’dan BM’ye yüzlerce ‘Öcalan’ mektubu – Video (1)
Londra’dan BM’ye yüzlerce ‘Öcalan’ mektubu – Video (1)
Londra’dan BM’ye yüzlerce ‘Öcalan’ mektubu – Video (1)