Antakya’da yol verme tartışması sırasında özel harekat polisi Sergen Özkanca, bir kişiyi öldürüp, bir kişiyi ağır yaraladı.
Hatay’ın Antakya ilçesi Kavaslı Mahallesi’nde özel hareket polislerini taşıyan sivil araçla seyir halindeki bir başka araç arasında yol verme tartışması yaşandı. Yolun tıkanması üzerine polisler ile araç sahibi arasında tartışma yaşandı. Özel harekat polisi Sergen Özkanca, tartışmayı yatıştırmaya çalışan esnaflar Mustafa Şahin ve Mehmet Yıldızbaş’a ateş açtı. Özkanca’nın açtığı ateş sonucu Şahin yaşamını yitirirken, Yıldızbaş da ağır yaralandı.
Polisin gözaltına alınıp alınmadığı konusunda bilgi alınamadı.
Kadıköy ilçesinde maskeyi düzgün takmadığı gerekçesiyle bir kadını darp ederek gözaltına alan polisler görevden uzaklaştırıldı.
İstanbul’un Kadıköy ilçesinde iki kadına maskesi burnunu kapatmadığı iddiasıyla durdurulup ceza kesilmek istendi. Daha sonra kadınlardan biri polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan kadınlar bir süre sonra serbest bırakıldı. Gözaltı anına dair görüntülerin sosyal medya üzerinde gündem olmasıyla birlikte polisler görevden uzaklaştırıldı.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi gözaltına alınan kadının görüntüsünü paylaşarak, “Maskesi burnunu kapatmadığı iddiasıyla durdurulup ceza kesilmek istenen, daha sonra polislerin sözlü tacizine maruz kalan iki genç kadın darp edilerek gözaltına alındı. ‘Usulüne uygun maske takmamak’ iddiasının karşıtlığı ayaküstü sorgu, para cezası, taciz, darp ve TERS KELEPÇE ile gözaltı. Avukat arkadaşlarımız kadınların yanında ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunulacak” dedi.
POLİSİN DE MASKESİ YOK
Gözaltına alınan kadınlardan biri, Twitter adresinden yaptığı paylaşımda, polislerin de maskesinin olmadığı ve buna itiraz ettiği için gözaltına alındığını söyledi. Paylaşımında, “Kendilerinin de maskesi yoktu zaten. Bunu söyleyip cezayı itiraz ettiğim için beni karakola götürmek istedi. Reddettim ve olay yerinden uzaklaşırken arkamdan gelip beni yakaladı” ifadelerini kullandı.
VALİLİKTEN ÜZÜNTÜ AÇIKLAMASI
İstanbul Valiliği konuyla ilgili açıklama yaparak, “Gözaltına alınma esnasında kesinlikle görmek istemediğimiz görüntülerin yaşanması bizi çok üzmüştür” dedi. Valiliğin başlattığı soruşturma kapsamında polisler görevden uzaklaştırıldı.
Kars – HDP’li Kars Belediyesi, önceki yönetimler tarafından bırakılan borçlar nedeniyle haciz işlemi gerçekleşti. Belediye malzemeleri, “kamu yararı” ve “haczedilemez” kararına rağmen haczedilirken, Eşbaşkan Ayhan Bilgen, “Kars halkı belediyelerine sahip çıkmalı” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminde bulunan Kars Belediyesi, daha önceki yönetimler tarafından bırakılan borçlar gerekçesiyle bir kez daha icralarla karşı karşıya kaldı. Bugün mesai saati bitiminde belediye binasına gelen haciz memurları eşbaşkanların ve birim odalarında bulunan koltuk, masa ve bilgisayarlara haciz işlemi yaptı.
‘MAZLEMELER İÇİN HACZEDİLEMEZ KARARI VAR’
Belediye binasında haciz işlemi devam ederken görüştüğümüz Eşbaşkan Ayhan Bilgen, malzemelerin daha önceki haciz dosyaları dolayısıyla farklı firmalar tarafından kendilerine Yediemin olarak teslim edildiğini belirtti. Yediemin hukukunun açık olduğunu ifade eden Bilgen, “Daha önce başka firmalar tarafından haczi gerçekleştirilmiş ve yediemin listesinde bulunan malzemelerin bir başka firma tarafından mevcutlu hacze konu edilemez. Yine aynı malzemeler meclis kararıyla kamu yararı ve haczedilemez kararı alınmıştır” dedi.
‘KARS HALKI BELEDİYELERİNE SAHİP ÇIKMALIDIR’
Haczedilmeye çalışan bilgisayarlarda belediyenin evraklarının kayıtlı olduğunu ifade eden Bilgen, bu malzemelerin icra malzemesi olmadığını ve kamu yararına yönelik çalışmaların yürütmek için kullanılan malzemeler olduğunu belirtti. Bilgen, “Bu malzemelerin haczedilemeyeceği kanunla da açıktır. Kanun ve meclis kararına rağmen yapılan bu iş belediyeyi çalıştırmama işidir. Bu firma alacağıyla ilgili mükerrer işlem yapmış. Yani hem tebliğ etmiş hem de kendi tahsil etmeye çalışıyor. Tebliğ edilen bir şeyin yeniden tahsili zaten söz konusu olamaz, bu kasıtlı bir tutumdur. Firma sahibinin özellikle Belediye Eşbaşkanlarının odalarının haczini ısrarla talep etmesi de kötü niyetli olduğunu ve belediyeyi yıpratarak çalışamayacak duruma getirmek istediği çok açıktır. Bu nedenle Kars halkı belediyelerine sahip çıkmalıdır” sözleriyle tepki gösterdi.
Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemiden kaynaklı bu yıl online düzenlenen 11’inci Londra Kürt Film Festivali 4’üncü gününde ‘Ekranda Savaş’ temasıyla devam etti. 15 Ağustos’ta başlayan ve 10 gün sürecek olan festival boyunca Sınırların Ötesinde, Mücadele Sürüyor, Sinemada Kadınlar, Ekranda Savaş, Bir Zamanlar Kürdistan’da ve Sinemada Çocuklar temaları altında toplamda 50 kısa film gösterilecek.
15 Ağustos’ta başlayan festivalin 1’inci gününde ‘Sınırların Ötesinde’ teması altında 5 film gösterilirken, 2’inci gününde Mücadele Sürüyor teması adı altında 6, 3’üncü gününde Sinemada Kadınlar teması altında 6, 4’üncü gününde ise Ekranda Savaş teması altında ise 6 film gösterildi. Her gün yapılan film gösterimlerinin ardından filmlerin yönetmenleri ile canlı söyleşiler gerçekleştiriliyor.
2001 yılında başlayan ve ilk Kürt Film Festivali olma özelliği olan festival aynı zamanda ilk online Kürt film festivali ünvanını da bu şekilde almış oldu. Youtube ve Facebook başta olmak üzere farklı sosyal medya hesapları üzerinden yapılan gösterimleri binlerce kişi takip ederken, yönetmenlerini tanıma ve filmleri hakkında daha fazla bilgi edinme imkanı buluyor. Tüm filmlerin ücretsiz olarak izlenebildiği festivalde, canlı gösterimleri kaçıranlar için filmler 10 gün boyunca festivalin youtube sayfasından izlenebilecek.
Mücadele Sürüyor
Festivalin ikinci gününde ‘Mücadele Sürüyor’ teması altında The Heart Of Rakka (Rakka’nın kalbi), Anons, Heval, Kayıp, Yar ve Beni dinliyormusun Anne filmleri gösterildi. The Heart Of Rakka kısa belgeseli, Londra Kürt Film Festivali’nin uzun yıllar emektarlığını yapan ve 2017 Eylül’ünde Rakka’da şehit düşen gazeteci ve film yapımcısı Mehmed Aksoy’u konu alıyor. Yönetmenliğini Rita Duarte, yapımcılığını da genç Kürt kadın Berfin Bingöl’ün yaptığı filmde arkadaşları ve ailesi Memed’i anlatıyor. Gösterimin ardından filmin yapımcısı ve Memed Aksoy’un kardeşi ile gerçekleştirilen söyleşide, sinema sanatının Memed’in yaşamında çok özel bir yeri olduğu ve bu sanatı mücadelesiyle süslediği ifade edildi.
Duyuyor musun Anne?
Yönetmenliğini Tuna Kaplan’ın yaptığı Duyuyor musun Anne adlı filmde ise bir Kürt annenin dramı anlatılıyor. Zindandaki oğluna para vermek, kazak örmek gibi suçlardan altı yıl hapis cezasına çarptırılan anne cezasının bir bölümünü ev hapsinde elektronik kelepçe ile geçiriyor. Diğer büyük oğlu ise annesinin sessiz gardiyanına dönüşür. İsyan ile itaat arasında sıkışan oğul, annesinin mahkumiyeti ile kendi sınırlarını da keşfeder. Gösterimin ardından filmin yönetmeni Tuna Kaplan ile bir söyleşi gerçekleştirildi.
Halis Sarıtağ’ın yönetmenliğini yaptığı Kêm (eksik) filminde ise adalet arayışı kapsamında Galatasaray Meydanına getirilen ayakkabının tekini anlatıyor. Cabbar Alp’ın yönetmenliğini yaptığı Anons filminde ise Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasaklarında yaşam mücadelesi veren bir aileyi konu ediniyor. Aynı tema çerçevesinde Payam Laghari’nin yönetmenliğini yaptığı Heval ve Aram Hassan’ın yönettiği Yar filmleri gösterildi.
Sinemada Kadınlar
Festivalin üçüncü gününde Sinemada Kadınlar teması altında Volkan Uludağ’ın The sprinkle, Mostafa Shahrokhi’nin For camera, Kaveh Jahed’in Zhwan, Zhino Hadi‘nin Rojek li rojan, Siavash Saed Panah’ın Life gone with the wind ve Emmanuel Temps, Hugo Voisin, Marion Bideplan, Guillaume Montoya ve Noumi Thiriet yönetmenliğini beraber yaptığı animasyon film Rojava filmlerinin gösterimi yapıldı.
Kadına yönelik şiddeti ve kadın mücadelesini konu edinen filmlerin gösteriminin ardından Kamera için filminin yönetmeni Mostafa Shahrokhi ve günlerden bir gün filiminin yönetmeni Zhino Hadi ile birer söyleşi gerçekleştirildi. Mostafa Shahrokhi’nin Kamera için adlı kısa belgesel filminde kendi ailesi içinde yaşanan gerçek şiddeti çekerek cesur bir filme imza atmış.
Ekranda Savaş
Ekranda Savaş teması altında 4’üncü gün gösterilen kısa filmlerde Kürdistan’da yaşanan savaşlar ve etkileri konu ediniyor. Hossein Mirza Mohammadi’nin Akam, Gülsün Odabaş’ın Son Eylül, Zanyar Azizi’nin Ölüm için dans, Azad Jannati’nin The Pattern, Farshid Abdi’nin Emir ve Savas Boyraz’ın içinde bulunduğumuz devlet adlı filmleri gösterildi.
Festival 25 Ağustos’a kadar devam edecek. Festivali lkff.co.uk web sitesi ve youtube kanalından takip edebilir ve tüm gösterimleri ücretsiz izleyebilirsiniz.
Festival boyunca her gün yapılan söyleşiler dışında panel ve çalışma atölyeleri düzenlenecek. Kadın yönetmenler Beri Shalmashi, Soleen Yusef, Halima Ilter, ve Sêvînaz Evdikê‘nin katılacağı panelde ‘Filmlerde Kadın’ konusu tartışılacak. Çatışma süreçlerinde belgesel film yapmak adlı ikinci panele ise Jiyar Gol, Apo Bazidi, ve Maryam Ashrafi konuşmacı olarak katılacak. Kürt yönetmen Kazım Öz ve William Brown tarafından da film yapımı konulu ustalık dersleri verilecek.
Festival kapsamında 7’inci Yılmaz Güney En İyi Kısa Film Ödülü ve LKFF Onur Ödülü verilecek.
Yakın zamanda kurulan Gik-Der Çocuk Kulübü, “kendi oyuncağını kendin yap” etkinliğinin ikincisini 16 Ağustos Pazar günü gerçekleştirdi. Yaklaşık 100 çocuk ve ailelelerinin katıldığı etkinlik, Gik-Der Kültür ve Sanat Bahçesi’nde yapıldı.
Her ne kadar etkinliğin adı “kendi oyuncağını kendin yap” olsa da, asıl amaç çocukları sanatla buluştururken eğlenmelerini sağlamaktı. Gün boyu sanat atölyelerinde bir araya gelen çocuklar kendi becerilerine ve isteklerine göre faaliyetlerde bulundular. 4 ve 14 yaş arası çocuklar kendilerine hazırlanan standlarda el becerilerini kullanarak hem öğrendiler, hem eğlendiler hem de ürettiklerini sergileyip giderken de yaptıkları eserleri evlerine götürdüler. Tablet, televizyon, telefon yani genel olarak ekran dışındaki oyunların ne kadar eğlendirebileceğini deneyimlediler. Gik-Der tarafından kurulan çadırların altında yağmura rağmen çocuklar becerilerini gösterebilmek için adeta yarıştılar. Çocuklar kendi aralarında hünerlerini sergilerken aileler de pandeminin etkisiyle evlerde bunalmış çocukların mutluluklarına tanıklık etme sevincini yaşadılar.
GİK-DER Çocuk Klübü Etkinliği
Açılış konuşmasını Gik-Der Eşbaşkanları İbrahim Avcıl ve Paula yaptılar. Çocukları evrensel ölçekte sanatla buluşturacaklarını dile getirerek tüm alanı çocuklara bıraktılar. Ahşap kesme ve boyama, kumaştan kukla yapımı, resim, müzik, hamurdan heykel yapımı, masal atölyesi gibi bir çok alanda çocuklar hem eğlendiler, hem öğrendiler. Etkinlik, sanat yönetmeni Veli Ergün, ressam ve karikatürist Mehmet Aslan, oyuncu ve tiyatro öğretmeni Ada Burke, moda tasarımcısı Turan Zorlu, boyama atölyesi sorumlusu Nuray Aslan , Gik-Der Yönetim Kurulu ve gönüllüleri tarafından gerçekleştirildi.
Gik-Der eş başkanı İbrahim AVCIL ‘çocukları böylesine mutlu eden, gelişimlerine katkı sağlayan bir etkinliği düzenlemekten son derece mutlu ve gururlu’ olduklarını belirtti ayrıca ailelere de çağrı yaparak çocuklarını GIK_DER Çocuk Klübüne kayıt ettirmeleri halinde yeni etkinliklerden haberdar olabileceklerini bildirdi.
Covid-19 salgınına karşı aşı üretme yarışı tüm dünyada sürüyor. Hemen her gün farklı kaynaklardan aşının sonbahar aylarında hazır olacağına dair haberler yayımlanıyor. Peki bu beklentiler ne kadar gerçekçi? Aşı geliştirme sürecini ve potansiyel aşı adaylarının güncel durumlarını inceledik.
Covid-19 aşısında ne durumdayız?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Covid-19 için 13 Ağustos 2020 tarihi itibarıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu ondan fazla ülkede toplam 167 aşı çalışması devam ediyor.
Bunların 29 tanesi klinik araştırma aşamasını geçti ve insanlar üzerinde deneniyor. Henüz klinik araştırma aşamasında olan bu aşıların bir kısmı DNA bazlı, bir kısmı da öldürülmüş ya da zayıflatılmış virüs kullanıyor. Çalışmalarda sağlıklı gönüllülere aşının uygulandığı ve etkilerinin gözlemlendiği üç faz var. İlk fazda onlarca, ikinci fazda yüzlerce, üçüncü fazda ise binlerce kişi üzerinde testler yapılıyor. Özellikle üçüncü faz, nüfustaki çeşitliliği temsil edebilmesi için çeşitli yaş gruplarını, sağlık problemi olan insanları, hamileleri ve bebekleri de kapsıyor.
Aşının muhtemel etkilerinin gözlemlendiği bu fazlar aşı çalışmalarında en kritik kısım. Tamamen sağlıklı kişilerin bu test süreci boyunca enfekte olması beklendiği için bu fazlar uzun sürüyor. Etik sebeplerle bu insanlara kasıtlı olarak hastalık bulaştırılmıyor. Dünyadaki aşı çalışmaları arasında, binlerce gönüllü ile gerçekleştirilen üçüncü faza geçen sadece beş aşı adayı var:
Oxford/Astrazeneca: Viral vektör türünde geliştirilen bu aşı virüsteki ‘Spike Protein’ diye adlandırılan bölgeyi hedef alarak virüsün hücreye tutunma ve kendini çoğaltma fonksiyonlarını durdurmayı hedefliyor. Daha önceki SARS ve MERS salgınlarında öğrenilen ve bir yere kadar geliştirilen bu teknik, Covid-19 aşı çalışmalarına başlandığında epeyce vakit kazandırdı ve daha şimdiden yüzlerce milyon doz sipariş aldı. Astrazeneca ile ortak yürütülen aşı çalışmasıyla ilgili 20 Temmuz’da yayınlanan makalede ikinci faz sonuçlarının umut verici olduğu ve istenen bağışıklığı sağladığı duyuruldu.
CanSino: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Cansino da viral vektör türünde aşı geliştiriyor. Çin ordusunda 3. Faz denemelerine başlanan aşının da daha önceki fazlardaki etkisi Lancet dergisinde incelenmişti.
Sinovac: Eski bir yöntem olan ‘inaktif virüs’ tekniğine göre hazırlanan bu aşıda, enfekte etme özelliğini yitirmiş olan virüs vücuda verilerek, vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Haziran ayında birinci ve ikinci fazda kritik bir yan etki gözlemlenmediğini açıklayan şirket, üçüncü faz çalışmalarına Brezilya’da devam edeceğini duyurdu. Bu yöntemin dezavantajı, üretiminin uzun ve maliyetli olması. Zayıflatılmış ya da öldürülmüş virüs ile üretilen aşılarda bu virüslerin çoğaltılması için milyarlarca tavuk yumurtası gerekiyor.
Sinopharm: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Sinopharm da ‘inaktif virüs’ yöntemini kullanıyor. Şirket üçüncü faz çalışmalarını Abu Dabi’de yürütüyor.
Moderna: Amerika Birleşik Devletleri’nde geliştirilen bu aşı, daha önceki aşılardan farklı olarak virüsün kendisinin değil, genetik materyalinin (RNA) vücuda enjekte edilerek bağışıklık oluşturmayı amaçlayan bir yöntemi kullanıyor. Üretimde büyük avantajlar sağlayacak bu yöntemin başarılı olması halinde aşı teknolojisinde çığır açabileceği bilim çevrelerince öngörülüyor. Moderna şirketi de üçüncü faz çalışmalarına geçtiğini duyurdu.
11 Ağustos tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin ilk koronavirüs aşısınının Moskova’daki Gamaleya Ensititüsü tarafından geliştirildiğini ve Rusya Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandığını açıkladı. Putin, yakında toplu üretime başlamayı amaçladıkları aşının kendi kızına yapıldığını da söyledi. Ancak bazı uzmanlar, Rusya’nın aşı çalışmalarında hızlı davranmasına şüpheyle yaklaşıyor.
Dünya Sağlık Örgütünün belirli aralıklarla güncellediği aşı adayları listesinde bu aşı henüz sadece ilk fazını tamamlamış görünüyor. Güvenli ve etkili bir aşı için geniş kitlelerde denemelerin yapıldığı ikinci ve üçüncü faz ile ilgili detaylar henüz net değil.
Covid-19 aşısında nasıl zaman kazanıldı?
Dünyada Covid-19 salgınını daha hızlı sürede kontrol altına almak için bazı aşamalar eş zamanlı yürütülüyor. Bazı şirketler ise henüz klinik araştırma sürecinin başındayken bile üretim ve lojistik için ön çalışmalara başlamış durumda. Covid-19 aşısı çalışmaları başladığında bazı kurumlar daha önceki çalışmalarını (SARS, MERS) bu yeni tipteki Koronavirüs (SARS-CoV-2) için adapte edebildi ve araştırma aşamalarını rekor sürede geçebildi. Çünkü COVID-19 , daha önce aşı çalışmaları başlayan diğer koronavirüslerle aynı aileden.
Kazanılan zamana rağmen aşının tüm dünyaya ulaşabilmesi için biraz daha beklemek gerekecek. Bu aşı adayları insanlar üzerindeki deneyleri başarıyla tamamlasalar bile onay ve üretim sürecinin de belli bir süre alabileceği düşünülüyor.
Bunun yanında, salgın tüm dünyaya yayıldığı için tarihte ilk kez bu ölçekte bir lojistiğe ihtiyaç duyulacağı için, aşı için gerekli hammadde temini ve aşının dünyaya dağıtımı da şimdilik soru işaretleri ile dolu.
Aşılar nasıl üretiliyor?
Günümüzde modern aşıların geliştirilmesi için iki temel kriter var; güvenlik ve etkinlik. Bir aşının tehlikeli bir yan etkisinin olmadığını ve hedeflenen hastalığa karşı bağışıklık sağladığını gösteren bu iki kriterin sağlanabilmesi için çok titiz ve uzun bir çalışma süreci gerekiyor. Akademik araştırma ile başlayan bu süreç, laboratuvar ortamında yapılan araştırma ve deneylerle devam ediyor. Klinik deneyler ve ardından onay ve üretim aşamaları, en nihayetinde dağıtım ve aşılama aşamaları ile son buluyor.
Uzun ve zahmetli olan bu süreç ortalama 10-15 yıl olarak kabul ediliyor. Tarihte daha önce geliştirilen aşılara bakıldığında en hızlı üretilen aşının dört yılda geliştirilen kabakulak aşısı olduğunu görüyoruz.
Bazı aşıların geliştirilme süreci devam ediyor. Örneğin HIV’e karşı 40 yılı aşkın süredir etkili bir aşı henüz bulunamadı.
Salgın gibi olağanüstü durumlarda aşı üretim sürecinin kısaltılması için çok ciddi maddi kaynağa ve araştırmacıya ihtiyaç duyuluyor. Maddi yetersizlik ya da salgının yavaşlaması sebebiyle bazı aşı çalışmaları da yarım kalıyor. Covid-19 salgınının, kullanılan yeni tekniklerle, tarihte daha önce görülmemiş bir araştırma ve üretim sürecinin yaşanmasına sebep olduğu ve aşı üretiminde yeni bir çığır açacağı bilim çevrelerince öngörülüyor.
Batman – Uzman çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne uğradıktan sonra intihara sürüklenen çocuk İ. E., polis ablukası altında toprağa verildi. Cenazeyi gece teslim eden polis, aile dışında kimseyi mezarlığa almadı.
Batman’ın Beşiri ilçesinde uzaman çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne uğradıktan sonra 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunan, 17 yaşındaki İ.E., tedavi gördüğü hastanede dün yaşamını yitirdi. İ.E.’nin cenazesi otopsi işlemlerinin ardından Batman Bölge Hastanesi’ne kaldırıldı. İ. E.’nin cenazesi 17 saat sonra gece 03.00 gibi aileye teslim edildi. Batman Asri Mezarlığı’na götürülen cenaze yoğun bir polis ablukası altında defnedildi.
POLİS MÜDAHALESİ
Cenaze defnedilirken mezarlığa aile dışında kimse alınmadı. Polis, milletvekilleri, siyasi parti, insan hakları savunucuları, sivil toplum örgütleri temsilcilerine engel oldu. Mezarlığa alınmayan kitle tepki gösterirken, polisler HDP Siirt Milletvekilli Sıdık Taş ve yanındaki gruba müdahale etti. Cenaze aile bireyleri tarafından defnedildi.