Blog

  • Eşbaşkan Fatma Kavmaz tutuklandı

    Eşbaşkan Fatma Kavmaz tutuklandı

    HDP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Fatma Kavmaz, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bağlar İlçe Eşbaşkanı Fatma Kavmaz, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. 24 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’da polis ekipleri, Fatma’yı arayıp “bir adet tebligatınız” var diyerek ev adresini istedi. Fatma’nın adresini vermesi üzerine ekipler adrese baskın yapıp Fatma’yı gözaltına aldı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Fatma, ifadesi alındıktan sonra savcılığa sevk edildi.

    Savcılık Fatma’nın ifadesine başvurmadan tutuklama talebiyle Diyarbakır 4’üncü Sulh Ceza Mahkemesine sevk etti. Hakimlik, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) adına yürütülen faaliyetleri suç sayarak, Fatma’nın “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmasına karar verdi.

    Fatma, kararın ardından Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

  • Polisten gazeteciye: Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin

    Polisten gazeteciye: Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin

    Diyarbakır’da polis oldukları belirtilen 3 kişi tarafından alıkonulan Evrensel Gazetesi Diyarbakır muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş, ajanlık dayatanların, “Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin” diye gözdağı verdiklerini söyledi.

    Diyarbakır’da 24 Ağustos’ta kendini istihbaratçı olarak tanıtan 3 kişi tarafından alıkonulan Evrensel Gazetesi Diyarbakır muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş, tehdit edilerek ajanlık dayatmasına maruz kaldı. Bölükbaş’ın, 14 ay boyunca takip edildiği belirtildi.

     

    ‘SENİ TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ’ 

    Yaşananları Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlatan Bölükbaş, 24 Ağustos Pazartesi günü Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan arkadaşının yanına gittiği esnada 3 şahsın kendisini durdurarak bir konu hakkında konuşmak istediklerini söyledi. Kendisi karşı kaldırımda bulunan tostçuya çay içip sohbet edelim diye götürdüklerini kaydeden Bölükbaş, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hangi şubeden olduklarını sorduklarımda, istihbarattan olduklarını söylediler. Bana ait birkaç bilgiyi sıraladılar. Daha öncesinde Antep Üniversitesinde Makine Mühendisliği okuduğumu, son 13- 14 aydır Diyarbakır’da yaşadığımı, aynı zamanda Evrensel Gazetesinde muhabirlik yaptığımı söylediler. Onun dışında kimi ailevi bilgilerimi paylaştılar. 4 tane kardeşimin olduğundan bahsettiler. Ardından hakkımda açılan dava ve soruşturmalarla ilgili konuştular. Bu soruşturmaların yarın öbür gün karşıma çıkabileceğini söylediler. Kız kardeşimin sınava girdiğini, devlet memuru olmak istediğinde, herhangi bir siyasi olaya bulaşmasa dahi aileden biri olarak, bu davalarımın kız kardeşimin karşısına engel olarak çıkacağını belirttiler. Ve bu konuda eğer istersem yardım edebileceklerini söylediler. Ardından ‘maddi ve manevi kimi destek sağlarız’ dediler. Bunun karşılığında ise bana ‘Sen Evrensel Gazetesi muhabirisin, aynı zamanda Emek Partisi üyesisin, burada çalışmalar yürütüyorsun, yaptığın iş legal ama yarın öbür gün illegal alana kayabilir, çünkü sizin politik olarak durduğunuz eksende bir değişiklik olmadı. Bu yüzden bunlar illegal şeylere sebep olabilir. Bu konuda dikkatli olmanı istiyoruz. Burada kimi toplantılar ve çalışmalar oluyor, biz bu işlerin bir kısmını teknik imkanlarla, devletin imkanlarıyla çözüyoruz. Ancak çözemediğimiz yüzde 20’lik bazı kısımlar var. Bu kısımlarda bize bilgi vermeni istiyoruz. Bizim bir odamız olur. 3 kişiyiz orada. Bu 3 kişinin dışında kimsenin senin varlığından haberi olmaz. Biz seni aradığımızda müsait olduğunda o odaya gideriz. Sende bize gerekli bilgileri aktarırsın. Sonra geri çıkarsın. Ve varlığından kimsenin haberi olmaz’ dediler. Bu teklifin açık bir biçimde ajanlık teklifi olduğunu söyledim. Bana ‘hayır sen bunu bir ajanlık olarak düşünme, bunu sadece bir arkadaşlık olarak düşün. Biz de devlet memuruyuz ancak kapitalizme karşıyız. O yüzden seni anlıyoruz’ dediler.  Ben bu teklifi kabul etmeyeceğimi belirttiğimde tekrardan şu cümleyi kurdular, ‘O odadaki koltuk boş duruyor ama devlet eninde sonunda bir şekilde o muhbirlik koltuğunu doldurur. Yarın sen doldurmasan da öteki arkadaşın doldurur’ gibi bir söylemde bulundular. Bunun ardından ısrarla bu işi yapmayacağımı, ne teklif ederlerse etsinler işimi bırakmayacağımı, ajanlık teklifini kabul etmeyeceğimi belirttim. Bana tekrardan ‘Tamam siz legal iş yapıyorsunuz ama bazen kimi örgütler buralarda illegal işlere bulaşıyor, bombalar patlıyor, bunun sorumluluğunu almak istemezsin’ dediler.”

     

    ‘14 AYDIR SENİ TAKİP EDİYORUZ’

    Bölükbaş,  Emek Partisinin legal bir parti olduğunu, yaptığı işin herhangi bir illegal tarafının olmadığını ifade ettiğini belirterek, “Ancak yarın öbür gün illegal olabilir gibi bir söylemle, bir tarafıyla terörize ederek, sende bunun sorumlusu olursun denilerek tehdit edildim. Israrla yok dediğimde ‘hemen hayır deme bir iki gün düşün’ dediler. Bende ‘hayır ben sizinle oturmayacağım’ diyerek bu teklifi de reddettim. Israrla ‘tekrar ararım yemek yeriz’ denildi. Ben yine telefonla aranılsa dahi açmayacağımı, yok diyeceğimi belirttim. Bunun ardından şunu söylediler, ‘Sen 13-14 aydır Diyarbakır’a geldiğinden beridir seni takip ediyoruz. Koşullar olgunlaşınca seninle konuşmak istedik. Sen bu işe yok desen bile biz seni takip etmeye devam edeceğiz’ diyerek ısrarla taciz edeceklerini açıkça beyan ettiler. Daha sonra onların yanından ayrıldım” diye konuştu.

     

    ‘İKTİDARIN BASINA BAKIŞININ GÖSTERGESİ’

    Gazetecilere yönelik baskıların özelikle Kürt illerinde belirgin olarak görüldüğünü kaydeden Bölükbaş, “Bu memlekette muhalif olan, halkın haber alma hakkını savunan, gerçekleri bir şekilde dile getiren gazeteciler, bu tür baskılara maruz kalıyor. Yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek üyelik, propaganda tarzı davalar açılıyor. Kimi arkadaşlarımız gözaltında tehditlere maruz kalıyor. Bu tutum açıkça iktidarın bugün basın özgürlüğüne dair nasıl bir tutum takındığının açıkça göstergesidir. Bu istisna bir durum değil. Evrensel Gazetesi, 25 yıldır nasıl bir gazetecilik pratiği sergilediği ortada. İşçilerin, emekçilerin hakların sesi olmuş, onların taleplerini dile getirmiş, hiçbir zaman gerçekleri yazmaktan vazgeçmemiş bir gazete. Kendi şahsım üzerinde, nasıl ki Evrensel Gazetesi bunca yıldır baskılara ve tehditlere maruz kalmış ve vazgeçmemişse, bizde bu baskılara karşı hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Asla gazetecilik faaliyetlerimizin bu şekilde terörize edilmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

     

    ‘AJANLIK DAYATMASI İŞKENCE BİÇİMİDİR’

    Bu tarz ajanlık dayatmalarının bir işkence biçimi olduğunu vurgulayan Bölükbaş, şunları söyledi: “Bu baskıları açıkça kişinin karakterine, kişisel değerlerine yönelik bir saldırı olarak yorumluyorum. İşin diğer tarafı Diyarbakır’da yaşadığım 13-14 aylık süreç içerisinde beni takip ettiklerini, bu teklifi kabul etmememe rağmen ısrarlı bir şekilde takip edeceklerini beyan etmeleri, ısrarlı bir taciz biçimidir. Bu ısrarlı tacizden vazgeçilmesini istiyorum. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Bu saldırı, benim şahsımda bu memlekette basın özgürlüğünü savunan, gazetecilik faaliyeti yürüten tüm meslektaşlarıma yönelik bir saldırıdır. Bu konuda meslektaşlarımı, tüm demokratik kamuoyunu dayanışma içerisinde olmaya çağırıyorum.”

    MA / Cahit Özbek 

     

  • İpek Er’e tecavüz eden Uzman Çavuş Musa Orhan tahliye edildi

    İpek Er’e tecavüz eden Uzman Çavuş Musa Orhan tahliye edildi

    Batman’da tecavüze maruz kalıp yaşamına son veren 18 yaşındaki İpek Er’e yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçlaması ile hakkında dava açılan Uzman Çavuş Musa Orhan, mahkemenin tahliye kararı ile tutuklu bulunduğu cezaevinden salıverildi.

    Batman’ın Beşiri ilçesinde tecavüze maruz kalıp, 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunan ve tedavi gördüğü hastanede 18 Ağustos günü yaşamını yitiren İpek Er’in ölümüyle ilgili “nitelikli cinsel saldırı” suçlaması hakkında dava açılıp tutuklanan Uzman Çavuş Musa Orhan tahliye edildi. Er’in intihar girişiminde bulunması üzerine daha önce gözaltına alınıp serbest bırakılan uzman çavuş, Er’in yaşamını yitirmesi üzerine oluşan tepkiler sonucu 19 Ağustos’ta tutuklanmıştı.

    Hakkında “nitelikli cinsel saldırı” suçundan iddianame hazırlanan uzman çavuşun 16 Ekim’de Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıkması bekleniyordu.

     

    7 GÜN TUTUKLU KALDI

    Fakat tutuklama kararına itiraz eden avukatı Dr. Mehmet Erkan Akkuş, dilekçesinde müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığını öne sürdü. Bu itirazı değerlendiren Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Avukat Akkuş’un itiraz dilekçesinde belirtilen hususları yerinde görerek Orhan’ın tahliyesine karar verdi.

    Mahkemenin bu kararı ile birlikte Orhan tutuklu bulunduğu cezaevinden dün akşam salıverildi.

    Tecavüze maruz kalması sonrası arkasında bir mektup bırakarak intihar girişiminde bulunan İpek Er, kaldırıldığı hastanede 20 gün yaşam savaşı verdikten sonra hayatını kaybetmişti.

    Zanlı Uzman Çavuş Musa Orhan hakkında “nitelikli cinsel istismar” suçundan açılan davanın yanı sıra Er ailesinin avukatları zanlı hakkında “intihara sürükleme” suçu işlediğini belirttikleri dilekçeleri ile önceki gün Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

     

    SOYLU ‘YARGI ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR’ DEMİŞTİ!

    İpek Er’in yaşamını yitirmesi sonrası oluşan tepkiler karşısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan’a konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, zanlı Orhan’ı değil, tepki gösterenleri suçlamıştı.

    Soylu, şu sözleri sarf etmişti: “Bir güvenlik mensubu, bu tür bir olayın içinde yer aldığında önce açığa alırız, ardından da ihraç ederiz. Bu uzman çavuşla ilgili açığa alma işlemi bir ay önce gerçekleşti, ayrıca ihraç işlemi de hemen başlatıldı. Olayı tüm evreleriyle ele alıp titizlikle incelemek lazım. Cenaze, bizim cenazemizdir. İki nedenden dolayı bizim cenazemizdir: Görevimiz gereği mesuliyetimiz var, bu bir. İkincisi de bu aile bir polis ailesi. Genç kızımızın abisi mesai arkadaşımız, bir polis memuru. Bu açıdan da mesuliyetimiz var.Bu konuda yargının önüne ne konmuştur, yargının önünde ne vardır, bunu yargı inceliyor. Yargının da üzerine düşen görevi yapacağına inancım ve güvenim tamdır.”

  • Diyarbakır’daki polis ve bekçi şiddeti Meclis gündeminde

    Diyarbakır’daki polis ve bekçi şiddeti Meclis gündeminde

    Diyarbakır’da gözaltına almak istedikleri bir kişiyi yüzü koyun yere yatırarak boğazına dizleriyle basan polis ve bekçilerin uyguladığı şiddet HDP’li Remziye Tosun tarafından soru önergesiyle Meclis gündemine taşındı.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 23 Ağustos akşamı Karacadağ Caddesi üzerinde bir kişiyi gözaltına almak isteyen polis ve bekçiler, yüzü koyun yere yatırdıkları kişinin boğazına dizleriyle basarak şiddet uygulamış, bu kişi ile birlikte duruma tepki gösteren 4 yurttaş gözaltına alınmıştı. O anlar ise çevredekiler tarafından cep telefonu ile kayıt altına alınmıştı.

    Tepkilere yol açan görüntülerin ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili verdiği soru önergesi ile konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na önerge sunan Tosun, önergesinde yaşananlara dair “Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesi eski Mardin-Diyarbakır Karayolu üzerinde bulunan Karacadağ Caddesi’ndeki bekçiler, bir kişiyi gözaltına almak istedi. Olay çevre sakinleri tarafından görüntülendi. Gece saatlerinde meydana gelen ve nedeni öğrenilmeyen söz konusu olayın görüntülerinde, bekçilerin zor kullanarak bir kişiyi yolda yatırıp üzerine çıktığı görülüyor. Bekçi tarafından yere yüzüstü yatırılan ve diziyle boynuna basılan kişi, boynunu kurtarınca çıkan arbedede olayı fark eden çevre sakinlerinin tepki göstermeleri üzerine bekçiler olay yerine polis ekiplerini çağırıyor. Olay yerine çok sayıda zırhlı araçla gelen Terörle Mücadele ve Asayiş ekipleri tepkileri yatıştırmak için çevredekileri olay yerinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Ancak çevre sakinleri, bekçilerin uyguladığı şiddete dair tepkilerini sürdürünce polisin tepki gösteren bir gencin yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıktığı görülüyor. Ayrıca olayı yatıştırmak için çağrılan polis ekipleri tarafından da bekçilerin şiddet uyguladığı şahsa tekme atıldığı ve fiziksel şiddet uygulandığı açıkça görülüyor. Polis tepkileri dindiremeyince olay yerindeki 4’ü çevre sakini biri de bekçilerin şiddet uyguladığı kişi olmak üzere 5 kişiyi gözaltına alıyor” değerlendirmelerinde bulundu.

     

    ABD’Lİ GEORGE FLOYD’U HATIRLATTI

    Tosun, olayın kendilerine Amerika’da polis tarafından yere yatırılıp, boğazına diziyle bastırılması sonucu yaşamını yitiren George Floyd’un yaşadığı ırkçı yaklaşımı hatırlattığını da ifade etti.

     

    ‘POLİS-BEKÇİ ŞİDDETİNİN ARTMASININ NEDENİ NEDİR?

    HDP’li vekil, önergesinin devamında Bakan Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    “* Olayda yaşanan polis ve bekçi şiddeti ile ilgili Bakanlığınız bir soruşturma başlatmış mıdır?  Başlatmışsa bu soruşturmanın içeriği nedir?

    * Olaya karışan kamu görevlilerinden idari/adli ceza alan var mıdır?

    * Bakanlığınıza bağlı kolluk kuvvetleri tarafından yaşanan şiddet olaylarına karşı benzer saldırıların bir daha yaşanmaması için aldığı idari önlemler var mıdır, varsa nelerdir?

    * Türkiye’nin genelinde polis ve bekçilerin yurttaşlara uyguladığı açık şiddetin her geçen gün artmasının nedeni nedir?

    * Söz konusu olayda gözaltına alınan vatandaşların akıbeti nedir, gözaltına alınma gerekçeleri nedir?”

  • Kaliforniya’da devam eden yangınlarda 7 kişi hayatını kaybetti

    Kaliforniya’da devam eden yangınlarda 7 kişi hayatını kaybetti

    ABD’nin Kaliforniya eyaletinde geçen hafta başlayan ve halen devam eden orman yangınlarında, 7 kişinin öldüğü, 100 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bildirildi.

    Kaliforniya İtfaiyesi tarafından yapılan açıklamada, 15 Ağustos’tan bu yana devam eden orman yangınlarında 7 kişinin hayatını kaybettiği ve toplamda 1,2 milyon dönümden fazla ormanlık alanın tahrip olduğu belirtildi.

    Açıklamada, 700 bin dönümlük alandaki yangınların yıldırım düşmesi sonucu çıktığı, eyalet tarihindeki en büyük yangınlar arasında olduğu aktarıldı.

    KOVİD-19 SALGINI ŞARTLARI ZORLAŞTIRDI

    Eyaletin bazı bölgelerinde mevcut hava şartlarının yangının gelişmesine elverişli olmasından dolayı birçok okul ve parkın kullanıma kapatıldığı, evlerini kaybeden 10 binlerce kişinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle akraba veya arkadaşlarının yanına sığınmaktan çekindiği ifade edildi.

    Bölgenin itfaiye birimi tarafından yapılan açıklamada, yıldırım düşme oranının geçen haftaya göre daha seyrekleştiği için yangın söndürme çalışmalarının biraz kolaylaştığı, ancak alanın büyüklüğünden kaynaklanan zorluklar nedeniyle tamamen söndürülmesinin çok uzun zaman alacağı belirtildi.

    Öte yandan, Ulusal Meteoroloji Servisi tarafından yapılan bilgilendirmede, Kaliforniya eyaletinde “kırmızı bölge” ilan edilen alanda yaşayan 10 milyondan fazla insanın risk altında olduğu, en az 1200 evin yangında küle döndüğü kaydedildi.

     

    Evrensel

     


     

     

    İpek Mobilya

  • Bakırköy Belediye’si Timtik ve Ünsal eyleminden dolayı bankları söktü

    Bakırköy Belediye’si Timtik ve Ünsal eyleminden dolayı bankları söktü

    İSTANBUL – Ebru Timtik ve Aytaç Ünsan’a destek olmak için Bakırköy Hastanesi önünde nöbet tutan kişilerin oturdukları banklar Bakırköy Belediyesi tarafından söküldü.

    Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, “Adil yargılama” talebiyle ölüm orucunda olan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın durumuna dikkati çekmek amacıyla Timtik’in tutulduğu Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde her gün bir araya gelerek basın açıklaması yapıyor. Timtik’in durumunun kötüleşmesi nedeniyle bu sabah itibariyle nöbet tutulmaya başlandı. Dayanışma için insanların hastane önünde oturdukları banklar kimsenin oturmaması için Bakırköy Belediyesi’ne ait olan kepçeler tarafından yerlerinden sökülüp götürüldü.

    Hastane önündeki bankların Büyükşehir Belediyesi’ne ait olmasına rağmen Bakırköy Belediyesi tarafından sökülmesi dikkat çekti.

  • Yüksek tansiyon ilaçları Kovid-19’un etkilerini hafifletiyor mu?

    Yüksek tansiyon ilaçları Kovid-19’un etkilerini hafifletiyor mu?

    Kovid-19 bir çok ülkede şiddetli bir şekilde ilerlerken, dünya genelinde 23 milyon 646 binden fazla kişi Kovid-19’a yakalandı. Virüs nedeniyle 813 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.

    Independent Türkçe bazı yüksek tansiyon ilaçlarının Kovid-19’un etkisini hafiflettiğine dair bir araştırma yayınladı.

    28 bin hastayı kapsayan 19 çalışmanın bulgularını değerlendiren bilin insanları, bazı ilaçların virüsün etkisini hafiflettiğini saptadı

    Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bir ilaç sınıfının, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) enfeksiyonunun hafif geçmesini sağladığı ve hayatta kalma oranını artırdığı belirlendi.

    Medicalpress’in haberine göre, Birleşik Krallık’ta East Anglia Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırma çerçevesinde, kan basıncını düşüren bir ilaç sınıfı ile Kovid-19 arasındaki ilişkiyi inceleyen ve 28 bin hastayı kapsayan 19 çalışmanın bulguları değerlendirildi.

    Uzmanlar, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (ACEi) ya da anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB) kullanan kişilerde Kovid-19’un ağır geçme ve virüsten ölme riskinin düştüğünü gözlemledi.

    Üniversitenin Norwich Tıp Okulu’ndan Dr. Vassilios Vassiliou şunları söyledi:

    Kardiyovasküler rahatsızlıkları bulunan hastaların, özellikle Kovid-19 enfeksiyonunu ağır geçirme riski altında olduğunu biliyoruz ancak salgının başında yüksek tansiyon için kullanılan bazı ilaçların Kovid-19 hastalarında daha kötü sonuçlarla bağlantılı olabileceği yönünde endişeler mevcuttu. Bu ilaçların, Kovid-19’lu kişiler üzerindeki etkisini keşfetmek istedik.

    Araştırmaya hastaneler destek verdi

    Vassiliou, çalışmada ACEi/ARB ilaçlarını alan Kovid-19’lu yüksek tansiyon hastalarının, bu ilaçları almayanlarla kıyaslandığında kritik veya ölümcül bir sonuçla karşılaşma olasılıklarının daha düşük olduğunu saptadıklarını ifade etti.

    Araştırmaya Norfolk ve Norwich Üniversite Hastanesi’nin de destek verdiği kaydedildi.

     

    Independent Türkçe

     


     

    Şelale Restaurant