Blog

  • Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluk incelemesi yapıldı

    Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluk incelemesi yapıldı

    ANKARA – HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapıldı. “Delillerin karartılması” ve “kuvvetli suç şüphesi” gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20 Eylül 2019 tarihinde, 6-8 Ekim 2014 Kobanê eylemlerine ilişkin soruşturmada tutukluluk incelemesi yapıldı. Ankara 8’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından dosya üzerinden yapılan incelemede, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın avukatlarına haber verilmedi.
    Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13’üncü maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici madde 19/1-c-1 maddesine atıfla dosya üzerinden yapılan incelemede, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluğunun devamına karar verildi.
    Hakimlik, “atılı suçun niteliği”, “mevcut delil durumu”, “tahkikatın sonuçlanmamış olması”, “delillerin karartılması” ve “kuvvetli suç şüphesi” gerekçeleriyle adli kontrolün yeterli olmayacağını ve tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
    NE OLMUŞTU?
    HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında 20 Eylül 2019 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim Kobanê eylemleri kapsamında “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma”, “Bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürmeye azmettirme”, “Birden fazla kişi ile birlikte gece vaktinde suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla yağmaya azmettirme”, “Bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürmeye teşebbüse azmettirme”, “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirme” iddialarıyla soruşturma başlatılmıştı. Yüksekdağ ve Demirtaş aynı gece soruşturma kapsamında Ankara 1’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı.
  • Londra’da İstanbul Sözleşmesi Yaşatır Eylemi

    Londra’da İstanbul Sözleşmesi Yaşatır Eylemi

    Dünyada tüm kadınlar sosyal medya hesaplarında bir birleriyle dayanışarak, kendilerine yönelik saldırılara karşı devletlere meydan okuyor.

    Türkiye’de Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin hukuksal anlamda önemli bir yere sahip olan İstanbul Sözleşmesi iktidarın hedefinde. İktidar, sözleşmeye dair açıklaması kadınlar başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    İktidarın hedefinde olan İstabul Sözleşmesi için pazar günü  Londra Kadın Güç Birliği bileşenleri: SKB Londra, Yeni Kadın, Cemevi Kadın Kolları, BAF, Alhas Kadın Kolları tarafından Trafalgar Square’da Pınar Gültekin’nin ölümünü protesto eyemi gerçekleştirdiler.

    Kadın dayanışmasının yaşatacağını belirten Londra Kadın Güç Birliği sloganlar ve açıklama ile eylemini tamaladı.

     

    Londra Kadın Güç Birliği
    Londra Kadın Güç Birliği

     

    Londra Kadın Güç Birliği
    Londra Kadın Güç Birliği

     

    Londra Kadın Güç Birliği
    Londra Kadın Güç Birliği

     


     

  • TSK bombardımanda 2 sivil yaşamını yitirdi

    TSK bombardımanda 2 sivil yaşamını yitirdi

    HABER MERKEZİ – TSK’ye bağlı savaş uçakları tarafından dün Amediye kırsalına yapılan hava saldırısında 2 sivilin yaşamını yitirdiği belirtildi.
    Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları, dün öğlen saatlerinde Duhok’un Amediye ilçesine bağlı Bamernê kasabası kırsalında iki aracı vurmuştu. Söz konusu bombardımanın detayları belli olmaya başladı. ROJnews’in geçtiği habere göre, bombardımanda Dilovan Şahîn Omer Keşanî ve Ebdullah Ehmed adlı siviller yaşamını yitirdi.
    Bölgedeki kimi yayın kuruluşlarına konuşan yetkililer de söz konusu bilgiyi doğruladı.
    9 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ
    TSK’nin bu yıl içerisinde yaptığı hava saldırıları sonucu çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. 17 Haziran’da Ebas Mexdîd isimli Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) pêşmergesi,19 Haziran’da 5 sivil ve 24 Haziran’da Şarbajer ilçesinde 3 sivil yapılan bombardımanlarda yaşamını yitirdi.
  • Clare Baker : “Fikirlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyorlar!”

    Clare Baker : “Fikirlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyorlar!”

    Britanya’nın en büyük işçi sendikası Unite the Union’un uluslararası direktörü  ve Öcalan’a özgürlük kampanyası yeni direktörü Clare Baker, “Türk devleti, kendisini izole altında tutarak, Öcalan’ın fikirlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyor.”

    Erem Kansoy – LONDRA

    Unite the Union’un uluslararası direktörü  ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası yeni direktörü Clare Baker, Erdoğan ve AKP yönetiminde Türkiye’nin demokrasiden uzak diktatoriyal sisteme yönelmesini, Öcalan’a özgürlük kampanyasıyla tanışması ve kampanyaya kendsinin de katılımı ile kampanyanın gelişimi ve ilerleyişini,  yine Türkiye’de Kürt kadınlarına yönelik hızla artan saldırılar ve baskıları, Türk devletinin 21 yıldır Kürt halk önderi Öcalan’ı izole altında tutmasını, PKK’nin terör listesinde olmasıyla nasıl başa çıktığını, Türkiye’nin uluslararası yasaları ve insan haklarını çiğnemesi konularına ilişkin gazetemize özel değerlendirmelerde bulundu.

     

    Öclana Özgürlük Kampanyası Britanya’daki çalışmlarının döründcü yılını doldururken gün geçtikce kampanyaya destek de artıyor, iki sendikanın öncülüğünde başlayan kampanya Britanya genelinde en büyük 15 sendikanın desteğini alırken kampanyaya Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki sendikalardandan destek artıyor. Öcalana Özgürlük kampanyası 2018’deki Durham Madenciler festivalinin Öcalana adanmasının ardından geçtiğimiz günlerde de Online bir oturum ile Öcalana özgürlük çağırısı yaptı.

     

    ‘TÜRK DEVLETİ ÖCALAN’IN FİKİRLERİNİN YAYILMASINI ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR’

    Yaklaşık 21 yıldır tecrit altında tutulan Kürt halk önderi Öcalan’ı izole ederek özgün insan haklarından dahi yararlanmasına mâni olan Türk devletinin Kürt halkına yaklaşımını da ortaya koyduğunu söyleyen Baker, “Bence Öcalan’ı başlıca feminism eşitlik ve Kürt halkının özgürlüğü için olan fikirlerinin yayılmasını önlemek için izole altında tutuyorlar. O’nun tutsaklığı ve izole altında tutulması Türk devletinin genel anlamda Kürt halkına yaklaşımını da ortaya koyuyor.”

     

    ‘İNGİLİZ GAZETELERİ TÜRKİYENİN ALGI OPERASYONLARINA ALET OLUYOR’

    Kürt Özgürlük Hareketini, terör örgütü olarak nitelendirilen önyargı fişlemesi ile nasıl başa çıkabilir?

     

    Özellikle Avrupa’daki işbirlikçileri ile Kürt halkına yönelik kriminalize politikalarını derinleştiren ve yine Kürtlere yönelik algı operasyonlarına ilişkin de konuşan Baker, “basında Kürtlerle iligli yapılan fişlemler doğru değilidr.” Dedi.

     

    Baker, “Benim fikrim örneğin, daha fazla sendikal hareketler ve benimde dahil olduğum Öcalan’a özgürlük kampanyası gibi konulara daha çok özen gösterilmeli. Eğer ki bu alanlarda daha çok sesinizi duyurabilirseniz, eşitliği, özgürlüğü anlatabilirseniz insanlarda gerçeği daha çok görecek. Örneğin basının üzerindeki Türkiye baskısı…  Basında Kürtlerle ilgili, yapılan fişlemeler doğru değildir, İngiliz gazeteleri Türkiye’nin algı aleti oluyor. Kürt toplumu kendi özelliklerini kendi değerlerini dış toplumlara daha çok anlatabilirse, örneğin İşçi partisi hareketine sendikal harekete daha çok yaklaşıp Kürt halkı anlatılırsa bu fişleme ve önyargıda zamanla yıkılacaktır.”

     

    ‘KÜRT HALKININ ÖZGÜN DEĞERLERİNİ TANIDIKCA YÜREĞİME DOKUNDU’

    “Ben kampanyaya ilk zamanlarında katılmıştım, o dönemler Kobene savaşı devam ediyordu, evet işçi sedikaları olarak Türkiye’de ve ortadoğuda neler olduğunu nasıl sonuçlar getirdiğini görebiliyorduk fakat Kobane savaşı bir dönüm noktası olmuştu, Türk devletinin Kürt halkına ailelerini, arkadaşlarını DAİŞ barbarlığına karşı savunmasına izin vermediğine tanık olmuştuk.

    Buna tanık olduktan sonra birçok sendikacı, Kürtleri tanıdı, YPG-YPJ ve Abdullah Öcalan’ın fikirlerini tanıdı. Özellikle bu benim içinde çok önemli bir ilham kaynağı olmuştu, Kürt kadın hareketi, Kürt halkının özgün değerleri bana tanıdıkça daha önemli geldi ve yüreğime dokundu, Kürt insanlarına ve Kürt hareketine daha çok ısındım, bu kampanyaya elbette destek vermem kesinlikle kaçınılmazdı.”

     

    ÖCALAN’IN FİKRLERİNİ SENDİKA ÜYELERİNE ANLATIYORUZ

    Kampanyanın yeni direktörü Baker, kampanyanın gelişimi ile iligli gazetemize yaptığı değerlendirmede ise, “Britanya genelinde şuanda kampanya 15 genel sendika tarafından ve ayrıca sendikalar federasyonu olan TUC tarafından da destekleniyor, ayrıca yurt dışından da bir çok sendika kampanyamıza destek veriyor.  Kampanya Britanya’da çok hızlı büyüyor, ayrıca belirttiğimgibi yurt dışında da destekcilerimiz var fakat bunuda aşmayı başardık ve sendikaların kökenine indik, Öcalan’ın fikirlerini, Kürt halkını, Öcalan’ın özgürlüğünün sadece Kürtler için değil tüm bölge için önemini artık sendika üyelerine anlatıyoruz.” Ifadelerine yer Verdi.

     

    ‘KÜRT KADIN ÖZGÜRLÜK HAREKETİNDEN ÖĞRENECEK ÇOK ŞEYİMİZ VAR’

    Ortadoğuda kadın özgürlüğü sizin için nekadar önemli ve sizce Kürt kadın hareketi bu yolda ciddi bir rol oynuyormu?

     

    “Bence Kadın hareketi gerçekten çok çok önemlidir çünkü Ortadoğu kadın haklarının tam anlamıyla hiçe sayıldığı bir yer kadın haklarını ne halde olduğunu gördük, buna ragmen bakınız o bölge içersinde küçük bir bölgede ise aslında dünayay örnek olacak büyüklükte kadın haklarının nasıl çalıştığını görüyoruz bu küçük yer aslında bütün ortadoğu için bir örnektir. Erdoğan gibi insanların Rojavaya saldırmasının bir diğer sebebide kendi ülkelerinde eşitlik ve özgürlükleri aslında istememeleridir. Kadın özgürlük hareketi küçük bölgeden çıkıp bütün bölgeye yayılırsa bu ortadoğu için muhteşem bir şey olurdu, sadece ortadoğu için değil kadınlar orada yaptıklarıyla bütün dünaya ilham kaynağı olurlardı.

    Britanya’da da kadın hakları mükemmel olmasada en azından burda bazı haklarımız var buna ragmen Kürt kadınlarından öğrenecek çok şeyimiz var, O’nların yaklaşımları daha etkileyici ve geniş çerçevededir.”

     

    SENDİKAL HAREKETİMİZ ERDOĞAN’IN KÜRTLERE YAPTIKLARINI UNUTMAYACAKTIR

     

    Türkiye uluslarası yasaları Kürt topraklarına işgal saldırılarıyla ve soykırım girişimleriyle devam ediyor, Erdoğan ve Türk devletine bu yönde ki mesajınız nedir?

     

    “Evet uluslarası yasaları Erdoğan hiçe sayıyor, aslında Erdoğan’ın yaptıklarını uluslarası platformda herkes görüyor, devletlerin içinde de bizim gibi insanlar var ve Erdoğan’ın yaptıklarının yalnış olduğunu söylüyorlar,  fakat yeterince kimse ses çıkarmıyor. Erdoğan bölgede çok önemli stratejik bir pozisyona sahip, çıkar politikaları yüzünden bir çok devlet Erdoğan’ın yaptıklarını deşifre etmiyor, fakat bizler Erdoğan’ın neler yaptığını çok iyi biliyoruz, sendikal hareket Erdoğan’ın Kürtlere ve Kuzey doğu Suriyedeki insanlara neler yaptığını asla unutmayacaktır. Erdoğan tam anlamıyla heryeri işgal dahi etsebizlerde hiç yorulmadan Rojava halkı yanında olmaya destek olmaya devam edeceğiz.”

     

  • ESP Eş Genel Başkanı ile SKM üyeleri gözaltına alındı

    ESP Eş Genel Başkanı ile SKM üyeleri gözaltına alındı

    ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ile SKM Sözcüsü Deniz Aktaş ve SKM MYK üyeleri Balıkesir’de gözaltına alındı.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Sözcüsü Hatice Deniz Aktaş ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin aralarında bulunduğu çok sayıda kadın Balıkesir’de gözaltına alındı.

    Kadınların, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Edremit İlçe Eşbaşkanı Sevgi Özden’in Altınoluk’ta bulunan evine yapılan baskınla gözaltına alındıkları belirtildi.

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle: ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, SKM Sözcüsü Hatice Deniz Aktaş, SKM MYK Üyeleri Çiçek Otlu, Satiye Ok, Züleyha Mangan, Ezgi Bahçeci, Tanya Kara, Ebru Yiğit ve HDP Edremit İlçe Eşbaşkanı Sevgi Özdem.

  • Kazdağları Nöbeti’ndeki Yaşam Savunucularına Polis Sert Müdahalede Bulundu

    Kazdağları Nöbeti’ndeki Yaşam Savunucularına Polis Sert Müdahalede Bulundu

    Kazdağları Nöbeti’nin 1’inci yıl dönümü nedeniyle yapılmak istenen açıklamaya müdahale eden polis, en az 20 yaşam savunucusunu darp ederek gözaltına aldı.


     

    Yaşam savunucularına sert müdahale anları


    Kazdağları’nda Kirazlı ve Balaban köyleri yakınında ve Çanakkale’nin içme suyu barajı Atikhisar’ın yanı başında Alamos Gold’ın taşeronu Doğu Biga Madencilik şirketinin siyanürlü altın madeni faaliyetlerine karşı başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti”nin birinci yılı için Kazdağları’na gitmek için farklı şehirlerden gelen çevreciler, Çanakkale -Gelibolu girişinde jandarma tarafından durduruldu.

    Saat 17.00’den beri otobüslerde bekletilen yaşam savunucularının bölgeye gitmesine izin verilmezken, Çanakkale Golf Çay Bahçesi’nde toplanan diğer yaşam savunucularına ise polis müdahalesi gerçekleşti.

    Pandemi gerekçe gösterilerek yapılmak istenen basın açıklamasına izin verilmeyen kitleye saldıran polis, en 20 yaşam savunucusunu darp ederek gözaltına aldı.

    Gözaltına alınan tüm yaşam savunucuları sabah 5:00’e doğru serbest bırakıldılar.

     

     

  • Eren Keskin : ‘Fail olan devlet güçleri cezalandırılmadı’

    Eren Keskin : ‘Fail olan devlet güçleri cezalandırılmadı’

    Jin News’den Gülistan Azak’a konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin “Erkek devletin meşrulaştırdığı şiddeti dışarıdaki erkekler uyguluyor” dedi.  Son zamanlarda kadına, çocuğa ve hayvana yönelik şiddet Türkiye’de korkutucu düzeyde artış göstermekte. Bölgede asker ya da polis tarafından süren kadına ve çocuğa dönük suçlara ve İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin Jin News’e değerlendirmelerde bulundu.

    İSTANBUL – Asker ya da polis tarafından kadına ve çocuğa yönelik işlenen suçlara dönük cezasızlığın uzun bir geçmişi olduğuna dikkat çeken İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Erkek devletin meşrulaştırdığı şiddeti dışarıdaki erkekler uyguluyor” dedi.
    Son zamanlarda kadına ve çocuğa yönelik suçlarda artış yaşanırken, bölge kentlerinde ise bu suçlar daha çok asker ya da polisler tarafından işleniyor. Geçtiğimiz günlerde Şırnak’ta bir Jandarma Özel Harekat mensubu olan uzman çavuş Aslan A., 13 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulundu. Ertesi gün ise Batman’da uzman çavuş M.O.’nun 18 yaşındaki bir kadına tecavüz ettiği ortaya çıktı. Şırnak’taki fail, halkın tepkisi sonucu tutuklanırken, Batman’da ise fail erkek, serbest bırakıldı. Ardından da Hani-Dicle yolunda iki uzman çavuşun ve Hanili olduğu öğrenilen iki çocuğun içerisinde bulunduğu araç kaza yaparken, bu çocukların neden orada olduklarına dair ise bilgi edinilemedi.
    Bunlar sadece son bir hafta içerisinde basına yansıyan suçlar olurken, bölgede asker ya da polislerin kadın ya da çocuğa dönük suçlarda bir geçmişi de olduğu biliniyor.
    1990’lı yıllarda asker-polisin cinsel saldırı ve işkencelerinin olağanlaşması ile henüz yüzleşilmemiş adeta yeni vakalara davetiye çıkarırcasına failleri bölgeye gönderilmişti. Mardin’in Derik ilçesinde 1993-1994 yılları arasında 13 köylünün faili meçhul bir şekilde katledilmesi ve Şükran Esen’e gözaltında tecavüzün sorumlusu olarak yargılanan, tüm tanık beyanlarına ve adli tıp raporlarına rağmen beraat edilen Tuğgeneral Musa Çitil,  tümgeneral yapılmış, üstüne bir de Diyarbakır’a atanmıştı.
    Yine 1993-94 yılları arasında gözaltına alınan Şükran Esen, Musa Çitil’in karakol komutanı olduğu dönemde bizzat onun talimatıyla cinsel işkenceye maruz kaldığını İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin’e anlatmıştı. Yapılan suç duyurusun ardından başlatılan soruşturma, ‘ırza geçme’ ve ‘kötü muameleden’ Musa Çitil’in de aralarında bulunduğu 405 askerin yargılanmasına dönüşmüştü. Adli Tıp, tecavüze ilişkin rapor vermesine rağmen Musa Çitil hakkında beraat kararı vermişti.  Dava daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gönderilmişti. AİHM “etkin soruşturma yürütülmediği” gerekçesiyle Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum etmişti.
    Tüm bunlara rağmen kadına ve çocuğa yönelik suçlarda faillerin cezalandırılmasını, şiddetle mücadelenin bütüncül politikalarla desteklenmesini amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, AKP-MHP iktidarının “çekilme” ya da “çekince koyma” gibi tartışmalarıyla gündeme getirildi. Kadın savunucuları ise, sözleşmenin kaldırılması durumunda kadın katliamı bilançosunun ağırlaşacağı konusunda uyarıyor.
    Bölgede asker ya da polis tarafından süren kadına ve çocuğa dönük suçlara ve İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin değerlendirmelerde bulundu.
    ‘Fail olan devlet güçleri cezalandırılmadı’
    Bölgede devletin kadına ve çocuğa yönelik suçlarda uzun bir geçmişi olduğunu belirten Eren, bu suçlara ilişkin dosyaların büyük bir kısmının cezasızlık ile sonuçlandığını söyledi. Geçtiğimiz günlerde Batman’da İ.E.’ye tecavüz eden M.O.’nun serbest bırakılmasını örnek olarak veren Eren şunları dile getirdi: “Bugün yaşananların çok benzerlerini bizler yıllar önce de yaşadık. Herkesin hatırladığı olaylar vardır. Şükran Aydın, Şükran Esen olayı ve ismini anamayacağımız kamuoyuna yansımasını istemeyen yüzlerce kadının dosyasına girdik. Bütün bu süre içinde gördük ki, cinsel işkence faili olan hiçbir devlet gücü bugüne kadar iç hukukta cezalandırılmadı. Evet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye ceza aldı ama iç hukukta büyük bir cezasızlık söz konusu. Batman’da yıllar önce yaşanan kadın intiharları herkesin aklındadır. O kadın intiharlarının arkasında da hep devlet güçleri özellikle askerler tarafından gerçekleştirilen kadınlara yönelik cinsel saldırı olayları vardı. O nedenle bugün yaşananları dünle birlikte değerlendirmek gerekiyor.”
    ‘Yaşananlar, meşrulaştırılan şiddetten ayrı düşünülemez’
    İktidarın bugünlerde dahi söylemleriyle şiddeti meşrulaştırmaya devam ettiğini belirten Eren, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçtiğimiz aylarda Diyarbakır’da yaşanan bir olay için “Talimat verdim, yakalayınca lime lime edin” sözlerini hatırlattı. Bunun “açık işkence talimatı” olduğunu ve en çok kadın ve çocukları etkilediğini kaydeden Eren, “O nedenle ne Gülistan Doku olayını, ne Şırnak’ta 14 Temmuz günü asker Aslan A.’nın cinsel istismara maruz bıraktığı olay ne de ertesi gün Batman’da asker M.O.’nun tecavüzüne maruz kalan kadının ne de dün cenazesi ortaya çıkan Pınar Gültekin olayını bu meşrulaştırılan şiddetten ayrı düşünmek mümkün değil. Yaşamın her alanında devlet tarafından meşrulaştırılan bir şiddet var. Erkek devletin meşrulaştırdığı şiddeti dışarıdaki erkekler uyguluyor. Bizler bu nedenle ‘kadına yönelik şiddet ve cinayetler politiktir’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
    ‘Açıkça ‘yapıyoruz’ diyorlar’
    Kadına ve çocuğa dönük suçların arttığı bir süreçte hükümetin İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmak istemesine tepki gösteren Eren, sözleşmenin kadın kurtuluş mücadelesinin kazanımı olduğunu, bu nedenle kaldırılmasına izin verilmeyeceğinin altını çizdi. İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekmenin “açıkça kadına yönelik şiddete prim vermek” olacağını belirten Eren, şiddetin devlet tarafından alenileştirildiğini vurguladı. Eren, “30 yıldır insan hakları mücadelesinde yer alan biriyim. Ama bu kadar açıkça devlet tarafından şiddetin meşrulaştırıldığını ilk kez yaşıyorum. Evet, hep uyguladılar şiddeti. Burası soykırımlar coğrafyası. Ama ‘biz yapmadık’ deyip reddederlerdi. Şimdi açıkça ‘yapıyoruz’ diyorlar. Yani jandarma, istihbarat ve polis değişik isimlerle açtıkları Instagram sayfalarında işkence görüntüleri yayınlıyor. Bu kadar açık yapıyorlar artık. O nedenle değişik bir süreç yaşıyoruz. Kadına ve çocuğa dönük şiddet suçları göz önündeyken, bu suçları protesto eden kadınlara polislerin şiddet uyguladığına şahit oluyoruz. Böylesi karmaşık, ironik bir durum içindeyiz” diye konuştu.
    Eren son olarak, “Kadınların işi zor ama mücadelesi bitmez. Yönetenler de bence bu mücadeleden korkuyorlar” dedi.
    Gülistan Azak