Blog

  • ‘Çoklu baro’ teklifi komisyondan geçti

    ‘Çoklu baro’ teklifi komisyondan geçti

    Baroların yapısını ve seçim sistemini hedef alan “çoklu baro” teklifi Adalet Komisyonu’ndan geçti.

    AKP ve MHP’nin baroların yapısı ve seçim sistemini değiştirmeyi hedeflediği 28 maddelik “çoklu baro” teklifi, değişikliğe uğramadan Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Kabul edilen yasa teklifinin maddeleri şöyle:

    “* Kabul edilen maddelere göre, belirli şartların gerçekleşmesi durumunda aynı ilde birden fazla baro kurulabilecek. Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde baroya yazılma talebi herhangi bir baroya yapılabilecek.

    * Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmı, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında gerçekleştirilebilecek.

    * Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlar, o ildeki herhangi bir baroya staj başvurusunda bulunabilecek.

    * Aynı ilde birden fazla baro bulunması halinde staj başvurusunda ibraz edilmesi gereken tanıtma kağıdı, staj yapılan baroya kayıtlı iki avukat tarafından düzenlenecek.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemler, kayıtlı olunan baro tarafından yerine getirilecek. Bir avukatın ölümü, meslekten veya işten çıkarılması, işten yasaklanması, geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirecek, dosyaları kendisine devir ve teslim edecek.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde aynı büroda birlikte çalışma ve avukatlık ortaklığı kurma için aynı baroya kayıtlı olma şartı aranmayacaktır.

    * Düzenlemeyle, avukatların mahkemelere Türkiye Barolar Birliği tarafından şekli belirlenen cübbeyle çıkacağı, kılık ve kıyafet konusunda başkaca bir zorunluluk getirilemeyeceği hükme bağlanarak keyfi uygulamaların önlenmesi amaçlanmaktadır.

    * Belirli şartların gerçekleşmesi durumunda aynı ilde birden fazla baro kurulabilmesine imkân tanındığından, maddede bu yeni durum için uyum düzenlemesi yapılmaktadır. Buna göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde adalet dairelerinde barolara ayrılacak yer, Türkiye Barolar Birliğine tahsis edilecek ve Birlik bu yeri, kayıtlı avukat sayısını dikkate almak suretiyle barolara tahsis edecektir.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde avukatların bürolarında ve konutlarında yapılacak arama, hakkında soruşturma yürütülen avukatın kayıtlı olduğu baro temsilcisinin katılımıyla yapılacaktır.

    * Denetleme ve şikâyetle ilgili meselelerde avukatın bilgi vermek zorunda olduğu baro, kayıtlı olunan baro olarak netleştirilmektedir.

    * Mesleğe yeni başlayan avukatların baro keseneği, beş yıl süreyle yarı oranında alınacaktır.

    * Ayın ilde birden fazla baro kurulabilmesine imkân tanıyan sisteme uyum düzenlemesi yapılmaktadır. Buna göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde avukat o ilde bulunan herhangi bir baronun levhasına kayıt olacaktır.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde avukatlığın kayıtlı olunan baro bölgesi dışında süreklilik arz edecek şekilde yapılmasına ilişkin tutanak o yerdeki tespiti yapan baro yönetim kurulu tarafından düzenlenebilecektir.

    * Beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla yeni bir baronun kurulabilmesine imkân tanınmaktadır.

    * Aynı ilde birden fazla baronun kurulması halinde baro genel kurulları farklı yıllarda yapılabilecektir. Düzenlemeyle, tüm il barolarının genel kurullarının, baroların kuruluş tarihine bakılmaksızın, belirli bir düzen içinde ve aynı tarihlerde yapılması amaçlanmaktadır. Buna göre, tüm baro genel kurulları son rakamı çift olan yıllarda olmak şartıyla iki yılda bir Ekim ayının ilk haftası içinde yapılacaktır.

    * Düzenlemeye göre, seçim dönemi bitmeden önce görevinden ayrılan baro başkanının yerine, baro genel kurulunda yeniden seçim yapılmayacak ve baro yönetim kurulu, kalan süreyi tamamlamak üzere kendi üyeleri arasından baro başkanını seçecektir.

    * Her baro, baro başkanı dâhil en az dört delegeyle ve beş bin üyesi olan barolar bakımından ayrıca her beş bin üye için ilave bir delegeyle Türkiye Barolar Birliği genel kurulunda temsil edilecektir.

    * Türkiye Barolar Birliği genel kurulunun baro seçimlerinden sonra o yılın Aralık ayında Ankara’da yapılması kabul edilmektedir. Birlik Genel Kurulunun olağanüstü toplanması, on yerine, yirmibeş baronun yönetim kurulunun yazılı talebine bağlanmaktadır.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacaktır.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görevli olan ancak baroya kaydını yaptırmak istemeyen avukat, durumu hakkında, o ildeki herhangi bir baroya bilgi verebilecektir.

    * Göre sürelerine bakılmaksızın baro başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile Birlik delege seçimleri 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında, Birlik Başkanlığı; yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılacaktır.

    * Birden fazla baro kurulan illerde komisyona üye görevlendirilmesi baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacak ve görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilecektir.

    * Birden fazla baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilci görevlendirilmesi baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacak ve görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilecektir.

    * Birden fazla baro kurulan illerde hal hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacak ve görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilecektir.

    * Birden fazla baro kurulan illerde il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacak ve görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilecektir.”

  • Çin’de hıyarcıklı veba ortaya çıktı

    Çin’de hıyarcıklı veba ortaya çıktı

    Çin’de sağlık yetkilileri, İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde bir kişide hıyarcıklı veba görüldüğünü açıkladı. Ülkedeki sağlık uyarı sistemi bir kademe yükseltildi.

    Vebanın görüldüğü çobanın karantinaya aldığı ve durumunun stabil olduğu belirtiliyor. Bakterilerle yayılan hastalık ölümcül olsa da basit antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor.

    Vaka çobanın Cumartesi günü Bayannur kentinde hastaneye gitmesiyle tespit edildi. Hastanın bakteriyi nereden kapmış olabileceği henüz netlik kazanmadı.

    Ülkede hıyarcıklı veba uyarısı en düşük seviye olan 4’ten, bir üst seviye olan 3’e yükseltildi. 3. seviyede, insanlardan veba taşıyabilecek hayvanların avlanmaması ve yenmemesi talep ediliyor.

    Hıyarcıklı veba dönem dönem dünyanın çeşitli yerlerinde ortaya çıkıyor.

    2017’de Madagaskar’da 300’den fazla vaka ortaya çıkmıştı. Mayıs 2019’da da Moğolistan’da iki kişi hıyarcıklı veba nedeniyle hayatını kaybetmişti.

    Geçmişte çiğ dağ sıçanı etinden bulaşmıştı

    Bakterinin çiğ yedikleri dağ sıçanından bulaştığı anlaşılmıştı.

    Moğolistan’ın başkenti Ulanbatur’da BBC’ye konuyla ilgili bilgi veren bir Dünya Sağlık Örgütü yetkilisi, Moğol kültüründe çiğ dağ sıçanı eti ve böbreğinin sağlığa iyi geldiğine inanıldığını söylemişti.

    Dağ sıçanları hıyarcıklı veba taşıyıcısı olarak bilinen bir tür. Ülkede dağ sıçanı avlamak yasa dışı.

    Hastalık lenf bezlerinin şişmesiyle kendini gösteriyor.

    Üç ile yedi gün arasında ortaya çıkan bu belirti öncesinde hastalığın diğer belirtileri gribe benzediği için teşhis etmesi kolay değil.

    Öte yandan, Orta Çağ’da kara veba olarak da bilinen bu hastalığın o dönemlerdeki gibi bir salgına dönüşmesi düşük ihtimali.

    Stanford Kliniği’nden bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Shanti Kappagoda “14. yüzyılın aksine bu hastalığında nasıl yayıldığını artık biliyoruz” diyor ve ekliyor:

    “Engellemenin yollarını da biliyoruz, hastalanan kişileri antibiyotiklerle iyileştirmenin yollarını da…”

    14. yüzyılda veba Afrika, Asya ve Avrupa’da 50 milyon kişi öldürmüştü.

    Londra’da son olarak 1665’te görülen salgın, kentin beşte birinin ölümüne yol açmıştı.

    19. yüzyılda Çin ve Hindistan’da ortaya çıkan hastalık 12 milyon kişiyi öldürmüştü.

  • Britanya DGB: Çoklu Baro Yasası çöpe atılmalıdır

    Britanya DGB: Çoklu Baro Yasası çöpe atılmalıdır


    Britanya Demokratik Güç Birligi AKP-MHP iktidarının çıkarmak istediği Çoklu Baro Yasası’na sert tepki göstererek derhal yasa tasarısının geri çekilmesi gerektiğini ifade etti.
    DGB’nin açıklaması şöyle:
    Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları için yürüyen baroların yanındayız!

    Ülkenin dört bir yanını adeta açık bir cezaevine döndüren AKP iktidarı toplumsal muhalefetin, hak ve özgürlükler mücadelesinin en ufak kırıntılarına dahi tahammül edemiyor.

    Yasaklamalar, gözaltılar ve tutuklamaların yetmediği yerde iktidar kendisine bağımlı hale getirebileceği yandaş kurumlar oluşturarak diktatörlüğü sürdürme hevesleri içerisine giriyor.

    Tüm, yasama, yargı ve yürütmeyi kendisine bağlayan AKP-MHP iktidarı şimdi de barolar kanunu ile ilgili yaptığı değişiklikler ile baroları tamamen tasfiye edip yerine kendisine bağımlı ve sadık barolar oluşturma hedefi içerisinde.

    Çoklu baro olarak bilinen ve iktidarın Avukatlık Yasası’nı değiştirerek bir kentte birden fazla baro kurmayı mümkün hale getirecek taslağına karşı Türkiye’nin bütün barolarının başlatmış olduğu yürüyüş Ankara’ya ulaştı.

    Savunma hakkını saraya bağlayacak olan yasa tasarısını protesto etmek için meclisin kapısına dayanan avukatlar polis saldırısına uğradı.

    Avukatlar yoksulluğa, ayrımcılığa, baskılara karşı ses çıkardığımız anda “terörist” ilan edildiğimiz bu faşist rejim altında savunmayı savunmak, kendi hayatımızı savunmak anlamına gelir dedi.

    Bizde Britanya Demokratik Güç Birliği olarak güçlü ve bağımsız barolar için yürüyen, demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları için yürüyen baroların yanında olduğumuzu ve çoklu barolar yasasının derhal çöpe atılması gerektiğini söylüyoruz.

    Kuşkusuz burada büyük bir zulümden önce büyük bir yönetememe krizi var. O yüzden, direnen avukatların da dediği gibi: “Faşizme karşı omuz omuza!”
    Britanya Demokratik Güç Birliği

  • Londra’dan çağırı, saldırıları durudurun!

    Londra’dan çağırı, saldırıları durudurun!

    Erem Kansoy

    Türk devleti ve Erdoğan rejiminin Kürt halkına yönelik faşizan saldırıları tüm Avrupa’da olduğu gibi Britanya’nın başkenti Londra’da her gün eylemlerle protesto edilmeye devam ediyor.

    Başkent merkezde bulunan 10 Downing Street Başbakanlık binası önünde toplanan kitle başta İngiliz devleti olmak üzere tüm Avrupaya, Kürt halkına yönelik saldırılar ve Kürdistana yönelik işgal girişimlerini durdurmaya çağırdı. Kürt Kadın İnsiyatifi tarafından organize edilen eylemde, aralıksız olarak, “katil Erdoğan, Türk devleti terör devletidir, İngiltere Türk devletini desteklemekten vazgeç, Kürdistana faşist saldırıları durudurun” sloganları atıldı. İngilizce olarak hazırlanan ve Türk devletinin Kürt halkına yönelik soykırım girişimlerini anlatan broşürlerde bölgede dağıtıldı. Eylem çevredekilerin büyük ilgisini çekti.

    Eylemde Kürt Kadın İnsiyatifi adına kısa bir konuşma yapan Elif Sarıcan İngiliz devletinin Türkiye’nin en büyük silah tüccarı olduğunu hatırlatarak İngiltere’nin de eli kanlı olduğu vurgusu yaptı. Britanya Kürt Halk Meclisi adına ise Ercan Akbal yaptığı kısa konuşmada Erdoğan ve Türk devleti faşizmine karşı Kürt halkı ve dostlarının sonsuz bir güçle direneceğini ve zafere ulaşacağını vurguladı.

  • Kışanak ve Tuncel yine tahliye edilmedi

    Kışanak ve Tuncel yine tahliye edilmedi

    Kürt kadın siyasetçiler Sabahat Tuncel ve Gülten Kışanak’ın yargılandığı davanın 6’ncı duruşmasında da tahliye çıkmadı.
    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) önceki dönem Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel hakkında verilen hükmün, Antep Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Dairesi tarafından bozulması üzerine yeniden başlayan yargılamanın 6’ncı duruşması görüldü. Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Kışanak ve Tuncel tutuklu bulundukları Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşma salonuna koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle sınırlı sayıda kişi alındı.
    Kışanak ve Tuncel tutukluluklarına ilişkin savunma yaparken kadın siyasetçilere yönelik operasyonları kınadı. Kışanak ve Tuncel, asıl savunmalarını bir sonraki duruşmada mahkeme huzurunda yapmak istediklerini beyan etti.  Avukatlar ise uzun tutukluluk süresinin göz önüne alınarak müvekkillerinin tahliye edilmesini istedi.
    TAHLİYE TALEBİNE RET
    Verilen aranın ardından tahliye taleplerini reddederek bir sonraki duruşmayı 4 Eylül olarak belirlendi.
    DAVA GEÇMİŞİ
    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 2016 yılında tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel’in yargılandığı davada; 1 Şubat 2019 tarihinde Malatya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 12’nci duruşmasında, Tuncel’in savunması alınmadan karar çıkmıştı. 16 hakimin değiştiği 12 duruşma sonunda çıkan kararda, Kışanak’a “örgüte üye olmak” iddiasıyla 11 yıl 3 ay, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 3 yıl, Tuncel’e ise “örgüte üye olmak” iddiasıyla 9 yıl 9 ay, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 5 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti.
    İstinaf için Antep Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilen dosya, 18’inci Daire tarafından 2019’un Temmuz ayında esası etkileyecek şekilde usulden bozulmuştu. Bunun üzerine yeniden Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama başlamıştı.
  • Düzgün Baba ziyaretgahına ‘üç hilal ve MHP’ yazıldı

    Düzgün Baba ziyaretgahına ‘üç hilal ve MHP’ yazıldı

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda, kimliği belirsiz kişilerce kayalığa “Üç hilal, a ve MHP” yazıldı. Bir hafta önce yapıldığı belirtilen yazılamanın üstü ziyaretgah görevlilerce çizildi. Yazılamanın 2 Temmuz Madımak katliamının yıldönümü öncesine denk gelmesi dikkat çekerken, ziyaretgahtaki Pirlerin olaya ilişkin hem İHD başvuruda bulunacakları hem de Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacakları belirtildi.

    ‘KAYA YUVARLADILAR’
    Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Kureyşan Ocağı Pirlerinden Cemal Can, yazılamayla ilgili 58 plakalı bir araçla bölgeye gelen, kuşkulu hareketlerde bulunan 3 kişiden şüphelendiklerini söyledi. Ziyaretgaha gelen üç kişinin davranışlarının farklı olduğunu ifade eden Can, Malatyalı olduklarını ve Düzgün Baba’ya çıkacaklarını söylediklerini ifade etti. Söz konusu kişilerinde ziyaretgahta bulunan başka kişilere ise Maraşlı olduklarını söylediklerini dile getiren Can, “Yol tarifi istediklerinde ben yapılan yolun temizlendiğini, sağa, sola sapmadan istedikleri yere kadar gidebileceklerini söyledim. İki buçuk saat sonra biri önde, iki kişi de arkadan geldi. Geldikleri ceviz çeşmesinin sağ tarafındaki yamaçtan kaya yuvarladılar. Buraya geldiklerinde kayayı neden yuvarladıklarını sorduğumda ‘ayağımızın altından kaydı’ dediler. Yol üzerinde ayakları altında kalacak bir kaya yok. Kaya bir yere takılmasaydı, hız alarak buraya kadar gelebilirdi” dedi.

    ‘BİR GÜN SONRA FARK ETTİM’
    Söz konusu kişilerin kayayı bilerek yuvarladıklarını dile getiren Can, ertesi gün niyaz almak için Düzgün Baba türbesine çıktıklarını söyledi. Düzgün Baba yatağı olan kayalığa “üç hilal, a. ve MHP” yazılamasının yapıldığını gördüğünü ifade eden Can, “Durumu arkadaşlara anlattım. Yetkili yerlere başvuru yapılacak. Bir söz vardır, ‘köpek ziyaretten ne anlar’. Özellikle Sivas katliamının yıl dönümü arifesinde bu durumun yaşanması bizi çok üzdü ve böyle bir şeyin olmaması gerekiyordu” şeklinde konuştu.

  • Büyükada Davası: Birimizin ceza alması hepimiz için hak ihlalidir

    Büyükada Davası: Birimizin ceza alması hepimiz için hak ihlalidir

    “Büyükada Davası” olarak bilinen 11 insan hakları savunucusunun yargılandığı davanın karar duruşmasına yazılı savunma gönderen Peter Frank Steudtner “11 kişiden birinin bile ceza alması hepimiz için hak ihlalidir” dedi.

    “Büyükada Davası” olarak bilinen ve İstanbul’da 11 insan hakları savunucusunun yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 35’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşma salonuna, sanık yakınları ve gazeteciler, salonun küçük olması ve koronavirüs salgını nedeniyle içeri alınmadı. Her sanığa bir avukat kısıtlaması getirildi. Avukatlar duruşma salonuna kısıtlı sayıda izleyici alınabilmesi için mahkeme heyeti ile görüşmeler gerçekleşirken, yer olmadığı gerekçesi ile gazeteciler de içeri alınmadı. Yapılan görüşmelerin ardından duruşma salonuna sınırlı sayıda izleyicin girilmesine izin verildi. Almanya, İsveç ve İsviçre konsolosluklarından gözlemciler davayı izledi.
    Tutuksuz yargılanan Taner Kılıç, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Şehmuz Özbek, Veli Acu, Günal Kurşun, Nalan Erken, İlknur Üstün,  Peter Frank Steudtner  ve Ali Ghravi duruşmaya katılmazken, sanık Nejat Taştan ve avukatı hazır bulundu.
    KARAR TARİHE GEÇECEK
    Kimlik tespitlerinin ardından Peter Frank Steudtner avukatı Murat Deha Boduroğlu söz alarak, Steudtner, mahkemeye gönderdiği yazılı savunmasını okudu. Steudtner, savunmasında “Vereceğiniz karar tarihe geçecektir. 11 kişiden birinin bile ceza alması hepimizin haklarının ihlalidir. Kendimizi savunmak için harcadığımız gücü insan hakları için harcamayı tercih ederdik. Gözaltı ve tutukluluk Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı uygulamalarla doluydu. Mevcut deliller ve yasalar uyarınca dava kapsamında yargılanan hepimizin beraatını talep ediyorum. Vereceğiniz beraat kararı Türkiye’de insan haklarının bulunduğunu göstereceği gibi Almanya ile ilişkileri de olumlu etkileyecektir” dedi.
    ADALETSİZLİĞE SON VERİN
    Ardından söz alan Ali Ghravi’nin avukatı Oğul Güner Olgun, müvekkilinin mahkemeye gönderdiği yazılı savunmasını okudu. Ghravi savunmasında şu ifadeleri kullandı; “Beşimizi beraat ettirip geri kalanımızı mahkum etmek istiyorsunuz. Hayatımızın 3 yılı vermeniz mümkün değil. Bize verilen zararı gidermeniz mümkün değil ama adaletsizliğe son vermeniz mümkün. Hiçbirimiz tutuklanmamalıydık. Bir yerdeki adaletsizlik, her yerdeki adaletsizliktir. Biz terörist değiliz, sadece insan haklarını savunduk.”
    ‘İNSAN HAKLARI YRGILANIYOR’
    Özlem Dalkıran’ın avukatı Aynur Tuncel Yazgan söz alarak müvekkilinin yazılı savunmasını okudu. Dalkıran savunmasında, “3 yıldır bu mahkemede yargılanan burada isimleri yazılı 11 kişi değil, mensubu oldukları insan hakları camiasıdır. Bu mütalaa ‘insan hakları için çalışmak, herkes için hak ve özgürlük talep etmek suçtur’ diyor. Devlet ve devlet dışı aktörlerin gerçekleştirdiği hak ihlallerini belgeleyen ve ifşa eden, devletin ve yetkili kurumlarının ihlalleri önlemedeki ihmalini veya isteksizliğini eleştiren etkilenenlere destek sunan ve adalet arayışlarında yanlarında duran, yeni ihlaller meydana gelmesin diye devlet kurumlarına önleyici tedbirler tavsiye eden insan hakları savunucularını sindirmek ve susturmaktır. Hak savunucularının çalışmalarını ‘sivil toplum görüntüsü altında’ diyerek karalayıp terör bağlantılı suçlamalarla yargılamak, ‘terörle mücadele görüntüsü altında’ her türlü eleştirel sesi bastırmak, toplumu tamamen susturmak amacını taşıyor” ifadelerini kullandı.
    ‘ELEŞTİRİ KABUL EDİLMİYOR’
    “Hangi faaliyetimiz ‘terörü’ destekliyor ya da bunu amaçlıyor” diye soran Dalkıran, “Savcının mütalaasında bu anlaşılmıyor. Maalesef, hak savunucularının yazdığı her haber katıldıkları her toplantı kabul edilemez bir eleştiri olarak görülüyor. Büyükada davasıyla tüm sivil toplum kuruluşları üzerinde dondurucu bir etki yaratıldı. Bu dondurucu etki Gezi davasıyla katmerlendi. Bu davayla Türkiye’de hak savunucularının konuşmak, öğrenmek, tartışmak, planlama yapmak ve hatta dinlenmek için bir araya gelmesinin, uluslararası bağlantılara sahip olmasının, toplantı yapmanın bir bedelinin olduğu mesajı verildi. 3 yıl geçmesine rağmen, Türkiye’ye davet edilen uluslararası insan hakları kuruluşu temsilcileri hala tedirginlikle Türkiye’de toplantıya katılmanın güvenli olup olmadığını soruşturuyor. Bu sorunun cevabını bugün bu mahkeme salonunda öğreneceğiz. Bugün, bu hukuk felaketine bir son verin. Tek ‘silahları’ sözleri, fikirleri ve evrensel hukuka ve değerlere, barışa ve insanlık onuruna saygıları olan hak savunucularını yaftalama, şiddet ve terör ile suçlama geleneğini kırın. Ben ve arkadaşlarım bu davadan başımız dik, vicdanımız rahat, özgür ve haklı olduğumuzu bilerek ayrılacağız. Mahkemenizin adaletten ve hukukun üstünlüğünden yana tutum alacağına ve bu davayı hepimizin hakkı olan beraat kararıyla sonuçlandıracağına inanıyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
    Dalkıran’ın ardından Avukat Aynur Yazgan’ın beyanının tamamlanması sonrası duruşmaya ara verildi.