Tag: HDP

  • Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke

    Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke

    Londa’da bir araya gelen yüzlerce kişi AKP-MHP’li faşistler tarafından Konya Meram’da gerçekleştirilen katliama tepki göstererek, “Faşizme karşı mücadele zamanı” dedi. Eyleme katılarak katliama sert tepki gösteren eski HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, “Bu devlet Kürdün devleti olsaydı bu katliam gerçekleşmezdi. Bu katliamların sonu ancak ulusal birlikle gelir” dedi.

    Britanya Demokratik Güç Birliği’nin çağrısı ile yüzlerce kişi Londra Manor House Kütüphanesi önünde bir araya geldi. Kürtler, Aleviler, sosyalistler, dindarlar ve bir çok kesimin katıldığı eylem de sık sık “Kahrolsun faşizm”, “Katil devlet hesap verecek”, “Kahrolsun TC faşizmi” şeklinde sloganlar atıldı. Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Kurdish lives matter” (Kürtlerin hayatı değerlidir) pankart ve dövizleri dikkat çekti.

    Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke
    Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke

    Burada ilk olarak söz alan Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil, Konya’da yaşanan katliama sert tepki göstererek, faşizmin mutlaka yenileceğini vurgualdı. Konya’da Kürt aileye dönük saldırının Türkiye’nin geldiği durumu gözler önüne serdiğini ifade eden Erbil, “Türk devleti kendinden olmayan herkesi katliama uğratıyor. Bugün o canlar toprakla buluştu. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bizler de susmadık onların sesi olduk olacağız” dedi.

    ‘FAŞİZM MUTLAKA YENİLECEK’

    DGB adına yapılan açıkalama da ise Konya Meram’da gerçekleşen katliamın ırkçı faşist AKP-MHP ikitadırının sürdürdüğü faşist politikaların sonucu olduğu vurgulandı. Örgütlü bir şekilde gelişen bu ırkçı saldırıların rejimin bilgisi dahilinde gerçekleştiği ifade edilen açıklamada, “Katliam, rüşvet, uyuşturucu kaçakçılığı gibi her türlü pisliğe bulaşmış Erdoğan ve iktidarı, iktidarını sürdürmek ve pisliğini kapatmak için bir kez daha şovenizm kartını kullanmıştır. Bu katliamların hesabı sorulacak ve AKP-MHP faşizmi mutlaka yenilecektir” diye kaydetti.

    Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke
    Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke

    DGB’nin açıklamasının ardından bir konuşma yapan HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir,
    Yaşanılanların yüzzyıllk bir zulüm olduğunu ifade ederek, “Meram’daki katliam ile bir kez daha tek dil tek millet zihniyetini ortaya koydular. Konya’daki katliam yüzyıldır süren bir faşist rejim tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu rejim insanlıktan nasibini almamıştır. Bunların tüm zihniyeti soykırım üzerine kuruludur. Şeyh Said, Seyid Rıza, Koçgiri, Nevala Kasaba, Sivas ve Maraş katliamlarını bu faşist zihniyetin eseridir” dedi.

    ‘BU DEVLET KÜRDÜN DEVLETİ DEĞİLDİR’

    Katliamlardan hesap sorulmadığı müddetçe yeni katliamların ve acıların gerçekleşeceğine dikkat çeken Baydemir, “Bu katliamla muhalif olanın Kürt olanın Kürdistani olanı akıbeti budur deniliyor. Çok açık bir mesaj veriliyor. Kırk milyon Kürt halkı bunların bu mesajını anlıyor. Biz biliyoruz ki bu katliamların sebebi devletsizliktir. Bu devlet Kürdün devleti olsaydı bu katliam gerçekleşmezdi. Devlet ve adalet Kürtler içinde olsa idi bu zulüm gerçekleşmezdi. Biz bunu çok iyi biliyoruz” diye kaydetti.

    GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR

    Kürt halkına yönelik katliamların zulmün son bulmasınnı yolunun dört parça Kürdistan’da Kürt halkının birliği olduğunun altını çizen Baydemir, “Tüm Kürdistan güçleri ve partileri bu faşist ve işgalci zihniyete karşı birlik oluşturmalıdır. Gün birlik günüdür. Kimse bizi kurtarmayacak ittiağımızı ve birliğimiz bizi bu zülümden bu katliamlardan kurtaracaktır. Bir gün mutlaka ama mutlaka bu zihniyet bu rejim yargılanacaktır” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle alkış ve sloganlar eşliğinde Haringey bölgesine doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşe çevredekiler yoğun ilgi gösterirken, slogan ve alkışlar dinmedi.

  • Londra’da Haziran ayı şehitleri kitlesel olarak anıldı

    Londra’da Haziran ayı şehitleri kitlesel olarak anıldı

    Dersim’de 1996 yılında gerçekleştiği fedai eyleminde ölümsüzleşen Zeynep Kınacı (Zilan), ve ARGK gerillası Bektaş Ülger (Hasan) İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen kitlesel bir etkinlik ile anıldı.

    Kürt Halk Meclisi ve Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından Dersim’de 1996 yılında gerçekleştiği fedai eyleminde ölümsüzleşen Zeynep Kınacı (Zilan) ve 2000 yılında yaşamını yitiren ARGK gerillası Bektaş Ülger (Hasan) şahsında bir anma etkinliği düzenlendi.
    KCC binasında gerçekleşen anmaya Birleşik Devrim Hareketi üyeleri, Kürdistanlılar ve dostları, Bektaş Ülger’in annesi Fatma Ülger ile çok sayıda kişi katıldı.

    Salona Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, Zeynep Kınacı, Bektaş Ülger ve İzmir’de katledilen HDP’li Deniz Poyraz’ın fotoğraf ve afişleri asıldı. Anma Deniz Poyraz şahsında devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    Saygı duruşunun ardından Zeynep Kınacı ile Bektaş Ülger’in yaşamını konu alan sinevizyon gösterimleri gerçekleşti. Gösterim sırasında sık sık “Şehit namırın” sloganları atıldı.

    ‘ZİLANLAŞMAK FEDAİLİĞİN ADIDIR’

    Sinevizyonun ardından etkinliğe Skype üzerinden bağlanan Avrupa Kürt Kadın Hareketi aktivisti Gönül Kaya, Zilan, Bektaş Ülger, Ulaş Dersim, Sema Yüce ve Fikri Baygeldi şahsında tüm Haziran şehitlerini anarak konuşmasına başladı. Zilan’ınn Kürdistan gerçekliğini ifade ittiğini vurgulayan, Kaya, “Nasıl ki, Mart ayı Zilanlaşmak, Mayıs ayı Hakileşmek, Ferhatlaşmak ise Haziran ayı da Zilanlaşmanın ayıdır. Zilan yoldaş Kürt özgürlük hareketinde fedaileşmenin adıdır. Zilanlaşmak inkar ve imha yönelimlerine karşı bir duruş, eşitsizliğe tahakküme ve her türlü gericiliğe karşı Önder Apo çizgisinde buluşmadır. Zilan yoldaş fedai eylemini Önder Apo “benim komutanımdır ” diyerek aydınlığın ve özgürlüğün yolunu bizlere göstermiştir. Zilan yoldaşı anarken bir kez daha belirtiyoruz ki, Önder Apo’nun üzerindeki tecriti kırmak özgürlüğü sağlamak bizim mücadele ve yaşam gerekçemizdir” dedi.

    Kürt Kadın İnisayitifi adına konuşan Besime Başar, Zîlan yoldaşın Kürt kadın mücadele tarihinde dirilişin adı ve günü olduğunu ifade etti. Başar, Zilan hevalin başta Kürt halkı olmak üzere Ortadoğu kadınları açısından Zilan yoldaş bir özgürlük ve bir öz savunma iradesinin adı olduğunu vurgulayan Başar, “Zilan yoldaşın direniş ve mücadele çağrısını esas alarak alanlarda, meydanlarda sokaklar da buluşacağız bu işgalci ve sömürgecileri ve politikaların lağvedeceğiz” diye kaydetti.

    ‘AJAN ZİHNİYETİ LANETLİYORUZ’

    Şehit Aileleri Komisyonu Sözcüsü Ali Poyraz ise özellikle Kürdistan’da işbirlikçi ve ilkel milliyetçi anlayışın yarattığı şahadetlere dikkat çekerek, şunları söyledi: “Son olarak Ulaş Dersim arkadaş bu ajan işbirlikçi çevreler Türk devleti ile birlikte yoldaşlarımızın şehit düşmesine yol açıyor. Deniz Poyraz’ı katleden zihniyet ile Güney Kürdistan’daki işbirlikçi ajan zihniyet aynıdır.Bu zihniyet faşizme ve işgalcilere hizmet ediyor. Biz bu zihniyeti lanetliyor ve kınıyoruz. Ve diyoruz ki direnenler kazanacak faşizm kaybedecek.”

    HBDH: ZİLANLAŞACAĞIZ!

    Halkların Birleşik Devrim Hareketi adına konuşan Helin Yoldaş Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’da özgür bir dönemden geçildiğini ifade ederek, faşist devlet terörü, soykırımcı ve inkarcı sömürgeci zulmün sürdüğüne dikkat çekti. Helin Yoldaş, bu işgalci faşizme karşı Zilanlaşarak cevap olunacağını ifade ederek, “Faşizm, Heftanin’de sömürgeciliğe kök söktüren ulusal özgürlük direnişine, direnenlerin ve mücadele edenlerin barikatlarına çarpmıştır. Haklı ve onurlu bir mücadele yürütüyoruz. Faşizm Zilan ve Hasan yoldaşların şahsında mutlaka yeniletecektir” diye kaydetti.

    Yapılan konuşmaların ardından Mehmet Aksoy Çocuk Grubu sahne alarak ‘Direnmek yaşamaktır’ şarkısı ve Kürtçe ezgileri seslendirdi. Kitle çocuk grubuna eşlik ederek ayakta alkışladı.

    Son olarak Kürt sanatçı Zeyno sahne alarak, Kürtçe klamlar seslendirdi.

  • Sancar: HDP’yi kapattırmayacağız!

    Sancar: HDP’yi kapattırmayacağız!

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) HDP ile ilgili ikinci kez hazırlanan iddianameyi kabul ettiği sırada olağan toplantıda olan HDP MYK’si gelişmeyi değerlendirdi. MYK toplantısına verilen arada HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile HDP MYK üyeleri basının karşısına çıkarak bir açıklama yaptı.
    Açıklamayı yapan Sancar, şunları söyledi:
    “Anayasa Mahkemesi kapatma davası ile ilgili yenilenen iddianameyi bugün kabul etti. Doğrusu, Anayasa Mahkemesinin tarihi bir fırsat yakalamışken bunu değerlendirmemiş olması Türkiye adına büyük bir talihsizliktir. Evet, AYM iddianameyi kökten reddetme fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebep mevcuttu. Çünkü kapatma davası aylar süren bir siyasi kampanyanın sonucunda açılmıştı.

    ‘TEHDİTLER IŞIĞINDA HAZIRLANDI’

    Biliyorsunuz, başta iktidarın küçük ortağı MHP olmak üzere, iktidar ve yandaşları aylarca HDP’yi hedef gösterdiler, HDP’yi çeşitli platformlarda düşmanlaştıran açıklamalar yaptılar ve tehditler savurdular. AYM’den de bu yönde taleplerde bulundular. Bu talebi öncelikle elbette Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yönelttiler. Kısacası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının hazırladığı ilk iddianamenin arka planında bu siyasi kampanya, bu tehdit ve şantaj kampanyası yer alıyor. Üstelik başta MHP olmak üzere iktidarın çeşitli birimleri sadece HDP’yi tehdit etmekle kalmadılar, bizzat Cumhuriyet Başsavcılığını da tehdit ettiler. Bu arka planda hazırlanan iddianamenin herhangi hukuki bir değeri olmayacağını en temel hukuk bilgisi olan kişiler de değerlendirebilir.
    Bunun siyasi bir operasyon olduğunu herkes kendi gözleriyle canlı bir şekilde gördü. Ve ilk iddianamenin nasıl çürük, boş, çöp bir metin olduğunu da hep birlikte gördük. AYM ilk iddianameyi geri çevirmekle doğru bir iş yapmıştı, şimdi bu konuda hiçbir şey değişmemişken; siyasi kampanya, tehdit, şantaj operasyonları devam ederken üstüne bir de İzmir İl Örgütümüze canice saldırı yapılmışken, AYM’nin iddianameyi kabul etmiş olmasını hukukla açıklamak mümkün değildir.

    ‘AYM, TARİHİ FIRSATI HEBA ETTİ’

    AYM, en azından aylardır ve yıllardır süren bu tehdit, şantaj, düşmanlaştırma ve hukuku bütünüyle bir kenara bırakma operasyonlarının altını çizerek iddianameyi reddetmeliydi. Ayrıca bütün bu kampanyaların sonucu olduğu açık olan İzmir İl Binamıza yapılan saldırıyı da dikkate almalıydı. İzmir İl Binamıza yapılan saldırı, orada katledilen yoldaşımız Deniz Poyraz, burada oynanan oyunun ne olduğunu herkese açıkça göstermişken AYM’nin bu gerçeğe gözlerini kapatmış olması kendileri adına tarihi bir sorumluluk yaratmıştır. Açık bir siyasi operasyon, demokratik siyaseti tasfiye planları üstüne kanlı kirli kaos planları böyle ortadayken eğer AYM iddianameyi reddetmiş olsaydı, Türkiye toplumuna demokrasi umudu adına önemli bir mesaj vermiş olacaktı. Bunu yapmadı, bu nedenle AYM’nin demokrasi, toplumsal barış ve özgürlük adına tarihi bir fırsatı heba ettiğini söylemek zorundayız.

    ‘DAVANIN SAVCISI İKTİDAR, AVUKATLARI DA HALKTIR’

    Ancak AYM’nin bundan sonraki süreçte bu vebali ortadan kaldıracak bir tutum sergilemesi yönündeki beklentimizi korumak istiyoruz. Şüphesiz bu davanın savcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir. Bunu defalarca söyledik; bu davanın iddianamesini hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir. Bu iddianame MHP Genel Merkezi’nde hazırlanmış, Saray’ın hukuk birimlerinde son şekli verilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir. Süreç bu kadar açıkken, davanın savcısının bizzat iktidarın kendisi olduğunu herkesin görmesi gerekiyor.
    Bu davanın avukatları da olacaktır, bu davayı savunmak için avukatlar görev alacaktır. Hukukçularımız, bizler bu davada en güçlü savunmayı yapacağız ama şunu herkes açıkça görsün ki nasıl bu davanın savcısı iktidar ise avukatları da halkın bizzat kendisidir. Bu davada HDP’yi sonuna kadar savunacağımızı ve mutlaka yaşatacağımızı defalarca söyledik. Aynı kararlılığımız daha da büyüyerek devam etmektedir. Bu davanın gerçek avukatı halktır, en başta Kürt halkıdır.
    İradesine her alanda saldırı yapılan Kürt halkı, iradesini savunma kararlılığını her fırsatta ve her zeminde ortaya koymuştur ama davanın avukatı sadece Kürt halkı da değildir. Çünkü davanın hedefi en başta Kürt halkı ve onun iradesidir ama aynı zamanda HDP’de billurlaşan halkların ortak mücadelesidir. Aynı zamanda bu davanın hedefi Türkiye’de demokrasi umudunu yok etmektir, özgürlük özlemini boğmaktır, barış hayallerini bütünüyle gömmektir. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki, bu davayı en başta Kürt halkı savunacaktır ama Türkiye halklarının ortak mücadelesiyle bunu bütünleştirecektir ve Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerini de yanına alarak bu davayı boşa çıkaracaktır. Bu davayı boşa çıkaracağız, kararlılığımız tamdır.
    Demokratik siyaset mücadelesinin geriletilmesine asla izin vermeyeceğiz. Tam tersine, bu dava demokratik siyasette kararlılığımızı ve mücadeleyi büyütme azmimizi daha da artıracaktır, şimdiden bunu açıkça söyleyelim. Davanın ilk açıldığı tarihten sonra yapılan 8 Mart etkinliklerinde ve Newroz kutlamalarında halkımız bu avukatlığı nasıl güçlü ve kararlı bir şekilde yapacağını zaten göstermiştir.
    Bundan sonra da demokratik siyaset zemininde bütün meşru haklarını kullanarak partimizi, halkımızın ve halklarımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz, HDP’yi kapattırmayacağız! HDP’yi büyüterek yoluna devam ettirecek gücümüz vardır. İnancımız tamdır, kararlılığımız sağlamdır.
    Bu davada verilecek karar sadece HDP’ye ilişkin olmayacaktır. Bu davada verilecek karar, en başka AYM’nin kendisi hakkında bir hüküm olacaktır. Eğer HDP’yi kapatma kararı verirse AYM kendisini de kapatma kararı vermiş olacaktır. Halkın vicdanında ve dünya demokrasi kamuoyunda AYM böyle bir karar verirse kendisini de mahkum etmiş olacaktır.
    Ancak sadece bu da değildir mesele. Eğer AYM bu davanın sonunda kapatma kararı verirse şantajlara, tehditlere ve kaos planlarına boyun eğdiğini göstermiş olacaktır. Tersinden söyleyelim, AYM vereceği kararla Türkiye’de demokrasinin geleceğini, Türkiye’de toplumsal barışın geleceğini de belirleyecektir. Fakat esas sorumluluk ve görev bizlere düşmektedir. Bizlere. Başta Kürt halkı olmak üzere ortak mücadele yürüten halkların temsilcilerine, Türkiye demokrasi güçlerine ve dünya demokrasi kamuoyuna görev düşmektedir.
    Biz kararlıyız HDP’yi sonuna kadar savunacağız, kimsenin şüphesi olmasın HDP’yi yaşatacağız. HDP Türkiye’nin aydınlık geleceğinin ışığı olan çok güçlü bir fikriyattır. HDP sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da demokratik birlikte yaşamanın teminatı olan ve güçlü kökleri olan bir fikriyat ve teşkilattır. Bir mahkeme kararıyla bunu etkisizleştirebileceklerini, bir dava süreciyle bu yoldaki kararlılığa gölge düşürebileceklerini sananlar çok büyük yanılıyorlar. Bu davayı bizi sindirmek, şantaj aracı olarak kullanmak gibi plan yapanlar varsa bilsinler tam tersiyle karşılaşacaklar.

    ‘DENİZ YOLDAŞIMIZA SÖZÜMÜZ VAR!’

    Şunu da vurgulamam gerekiyor bizler MYK toplantımızdan çıkarak bu açıklamayı yapıyoruz. MYK’mızın bu konudaki tutumu çok net, kararı çok sağlamdır. Bütün teşkilatlarımızda da ruh hali budur, halkımız kendi gücüne güvenmelidir. En ufak bir tereddüde kimse kapılmamalıdır. Karar ne olursa olsun, süreç nasıl işlerse işlesin, HDP bu güçlü fikriyatla ve bu kararlı halk desteğiyle bütün planları boşa çıkaracaktır.
    Halktan aldığı bu siyasi gücü, Türkiye’nin geleceğini ve politik dengelerini belirleme konusunda kullanacağı yolları mutlaka bulacaktır. Bütün yollar kapatılsa bile HDP, halkla birlikte yeni yolları mutlaka açacaktır. Şüphemiz yok, bütün bedel ödeyen arkadaşlara sözümüz var, en başta Deniz yoldaşımıza sözümüz var: HDP’yi yaşatacağız, büyüteceğiz, mutlaka kazanacağız!”

    SORULARI YANITLADI

    Sancar, “HDP’yi kapatma davası konusunda partinin feshi olursa dava düşer gibi değerlendirmeler var, bu gündeminizde mi” sorusunu şöyle yanıtladı:
    “Sıfır gündem, böyle bir şey gündemimizde yok. İlk günden beri söylüyoruz; HDP’yi sonuna kadar savunacağız, yaşatacağız ve büyüteceğiz. Bu tür spekülasyonlara kimse kulak asmasın. Yürüyüşümüz, HDP’yi savunma ve yaşatma yürüyüşüdür, kararımız HDP’yi büyüterek bu ülkenin yönetimine ortak etme kararıdır.
    “Muhalefetin bu konudaki tutumu hakkında neler söyleyeceksiniz” sorusu üzerine de Sancar, şöyle dedi:
    “Yeni bir aşamaya geldik, her bir aşama Türkiye’deki muhalefet partilerinin de demokrasi güçlerinin de bir sınavı niteliğini taşıyor. Bu konuda benim özel bir değerlendirme yapmam gerekli değildir. Herkes kendi sorumluluğunu, bu davanın amacının ne olduğunu iyice görmeli; demokrasi, özgürlük ve barış içinde bir arada yaşama konusunda samimi olan her çevre ve her parti sorumluluğunu yerine getirmelidir. Bu sınav, halkın vicdanında karara bağlanacak bir sınavdır. Bu sınav tarihin önünde karara bağlanacak bir sınavdır.”

  • AYM, HDP’nin kapatılması iddianamesini kabul etti

    AYM, HDP’nin kapatılması iddianamesini kabul etti

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianamenin ilk incelemesi için bu sabah 10.00’da toplandı. Hızlı bir karar alan AYM, HDP iddianamesini kabul etti, mal varlığına tedbir talebi ise reddedildi.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından hazırlanan HDP’nin kapatılması iddianamesi, 7 Haziran’da Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi.
    Başsavcı Bekir Şahin, 843 sayfadan oluşan iddianamede 451 kişi hakkında siyasi yasak istendiğini açıkladı. AYM raportörü iddianame için “kabul edilmeli” yönünde görüş bildirdi. Anayasa Genel Kurulu da bu sabah iddianameyle ilgili son kararı verdi.
    Karar oy birliğiyle alındı.

    BUNDAN SONRAKİ SÜREÇ

    İddianame, ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin, AYM’nin tanıdığı süre içinde ön savunmasını yapması gerekiyor. Ancak parti bu sürenin uzatılması için başvuru yapabilecek. Ek süre talebini ise AYM karara bağlayacak.
    Ön savunma verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek ve AYM tarafından belirlenecek tarihlerde, Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.
    Kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Bu karar, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla, 15 üyenin 10’unun oyuyla verilebilecek.
    AYM’nin vereceği karar kesin ve bağlayıcı olacak. HDP’nin, AYM’nin kararına karşı başvurabileceği tek mekanizma olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) “yürütmeyi durdurma” yetkisine sahip değil ancak ihlal kararı verilebilir.

    HUKUKSUZ İDDİANAME

    Özellikle Selahattin Demirtaş, Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın sanal medyada ve çeşitli etkinliklerde “çözüm süreci”ne dair açıklamalarına iddianamede geniş biçimde yer verildi. Başsavcılık, bu tweet ve açıklamaları HDP ile PKK arasındaki organik bağın delili olarak öne sürmüştü.
    İddianamede, daha önce Kobanê protestolarına dair hazırlanan ve aralarında partili siyasetçilerin de bulunduğu 28’si tutuklu 108 kişi hakkında iddianamenin de bu dosyaya ekleneceğinin işaretini veren şu değerlendirmeler yer aldı: “Kobani Olayları, Hendek Olayları ile Gara operasyonu sonrası davalı partililerce yapılan açıklamalar, davalı Partinin Diyarbakır İl Binasının önünde evlat nöbeti tutan ailelerin beyanları ve PKK-KCK silahlı terör örgütüne HDP teşkilatları aracılığıyla katıldıklarını mahkeme huzurunda ikrar eden ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan yargılanan sanıkların ifadelerine yer verilecektir.”
    İddianamede, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun asılsız, dayanaksız iddialarına da yer veriliyor.

  • DGB-Britanya: İnançlıyız, mutlaka kazanacağız!

    DGB-Britanya: İnançlıyız, mutlaka kazanacağız!

    HDP’yi kapatmak amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı kapatma davası ve milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine ilişkin Demokratik Güç Birlliği Britanya bileşenleri bir basın açıklaması düzenledi.

    DGB-Britanya: İnançlıyız, mutlaka kazanacağız!
    DGB-Britanya: İnançlıyız, mutlaka kazanacağız!

    Kuzey Londra’nın Alevi Federasyonu yerleşkesinde bir araya gelen DGB Britanya bileşenleri halka, Türkiye’de yaşananlara karşı duyarlı olma çağırısı yaparken, HDP’nin kapatılmasına ilişkin atılan adımların ise siyasi bir fiyasko ve “korku” olduğu vurgusu yapıldı.

    Yapılan açıklamada; “AKP iktidarı, kendisine bağımlı ve taraflı hale getirdiği yargıyı, siyaseti dizayn etmek için bir sopa olarak kullanmaktadır. HDP, sadece bir parti değil aynı zamanda bir fikirdir. Bu fikir etrafında milyonlarca insan kenetlenmiş durumdadır. Milyonlarca insan siyasi iradesine ve geleceğine sahip çıkacaktır. Tüm demokrasi güçlerini, toplumsal ve siyasal muhalefeti ve halkımızı bu siyasi darbeye, hukukun ve demokrasinin açıkça tasfiye edilmesine karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz. AKP-MHP iktidarı ise demokratik meşruiyetini yitirmiş, zor ve baskı aygıtlarıyla ayakta durmaya çalışmaktadır. AKP-MHP iktidarı şunu çok iyi bilmeli ki, ne yaparsa yapsın, asla boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz ve demokratik siyasetten asla taviz vermeyeceğiz, demokratik direnişimizi kararlı bir mücadeleyle sürdüreceğiz.” Ifadelerine de yer verildi.

  • Çözüm sürecini kim bitirdi?

    Çözüm sürecini kim bitirdi?

    ‘Biz barış arayışındaydık ama çözüme yanaşmayan karşımızdaki hükümetti.’

    Artı TV’de yayımlanan Odak programında, çözüm süreci tartışmaları ve HDP’ye baskılar mercek altına alındı. Ezo Özer’in sunduğu programın konuğu Oslo görüşmeleri katılımcısı, 19. dönem DEP Milletvekili ve KNK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar oldu.

    Türkiye’deki barış görüşmelerinin neden başarıya ulaşamadığını değerlendiren Aydar, “Herkes kendi penceresinden bakıyor. Bizim penceremizden baktığımızda son 15 yıllık süreçte bütün yapılan girişimleri yakından bilen biri olarak söylüyorum; Eğer bu süre içerisinde başarıya ulaşmamış ise Türkiye devletinin çözüme yaklaşımı aslında çözümü istememesidir” dedi.

    Bu sorunun anadilde eğitim, Kürtlerin kendisini yönetmesi, bir irade olarak kabul görmeleri ve bunun anayasal statü çerçeve içerisine oturtulması gerektiğini söyleyen Aydar, “Türkiye devletinin bu konudaki yaklaşımı, sorunu hareketin elindeki silah olarak görüyor. Silahları alabilirse ‘sorunda yoktur’ diye bakıyor” ifadelerini kullandı.

    Devletin görüşmelerde herhangi bir projesinin olmadığını söyleyen Aydar, devletin kendi içerisinde net olmamasından kaynaklı görüşmelerin tıkandığını söyledi. Zaman kazanmak veya kimseyi kandırmak gibi niyetlerinin olmadığını söyleyen Aydar, o dönemde aracılarında olduğunu, üçüncü taraf ve gözlemcilerin yer aldığını belirterek, “Biz barış arayışındaydık ama çözüme yanaşmayan karşımızdaki hükümetti” dedi.

    ‘MUTABAKATA UYULSAYDI BU KADAR ÖLÜM OLMAYACAKTI’

    Dolmabahçe mutabakatına uyulmuş olsaydı bugün bu kadar ölüm ve yıkımın olmayacağını söyleyen Aydar, “Süreç yürüdüğünde insanların yüzü gülüyordu, yakma yıkma yoktu, işkence yoktu, insanlar ölmüyordu, Türkiye dış politikada rahattı, ekonomi iyi seyrediyordu. Ama şuandaki izolasyona bakın, duruma bakın, yaşanan ölümlere bakın” dedi.

    Türkiye’nin özgürlükler bakımından 146. sırada olduğunu söyleyen Aydar, Türkiye’nin üçüncü sınıf bir ülke dahi olmadığını söyleyerek bu sorunun çözülmemesi durumunda daha da kötüye gideceğini söyledi.

    ‘BUNLARDAN ÇÖZÜM BEKLEMEK AKILLICA OLMAZ’

    Gare harekatını ‘Hezimet’ olarak değerlendiren Aydar, “Yeni bir çözüm sürecini bunlardan beklemek akıllıca bir şey olmaz. Herkes bir araya gelip bunları götürmeli. Gidecekleri için de bu kadar saldırgan oluyorlar zaten. Bunların ne İnsan Hakları Eylem Planı’na ne de başka bir söylemine inanmamalı, inanmıyorda zaten kimse” dedi.

  • Britanya DGB: HDP Onurumuzdur!

    Britanya DGB: HDP Onurumuzdur!

    Britanya Demokratik Güç Birliği AKP-MHP iktidarının HDP’ye yönelik baskılara sert tepki göstererek, “Britanya DGB ve göçmen emekçileri olarak faşist devlet terörü ve yürürlükte olan saldırı dalgasına karşı HDP ve demokrasi güçlerinin yanında olduğumuzu bir daha vurgulamak istiyoruz” dedi.

    Britanya DGB’nin açıklaması şöyle:

    “AKP-MHP-Ergenekon ittifakına dayanan Saray rejimi ve onun lideri Tayyip Erdoğan, 2015’de devreye soktuğu Çöktürme Planı kapsamında HDP’yi hedef tahtasına koydu.
    7 Haziran 2015 seçim zaferiyle Türkiye’deki emekçilerin ve ezilenlerin demokrasi mücadelesini Kürt halkının onurlu barış ve özgürlük mücadelesiyle birleştiren, Alevilerin ve kadınların haklarını ve taleplerini sahiplenen HDP, aynı zamanda Tayyip Erdoğan liderliğindeki rejimin iç krizinin en önemli kaynağına dönüştü.

    Başta eski Eş Genel Başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere, milletvekilleri, belediye eş başkanları ve on binlerce aktivisti tutuklanan HDP, bütün baskılara rağmen Tayyip Erdoğan şefliğindeki rejime karşı mücadelenin kararlı bölüğüdür.
    Bir tarafta Tayyip Erdoğan “anayasal hak ve özgürlükler planını” açıklarken AKP ve MHP kadroları “HDP’nin kapatılmasının aciliyetini” açıkladılar. Gare’de ki gelişmelerin ardından da halka doğruların açıklanmasını isteyen, hakikati soran HDP’li vekiller hedefe konulmuştu.

    Açık ki Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli ittifakı süreklileşmiş siyasi soykırım operasyonları ve baskılarla etkisizleştirilemeyen HDP’yi fiziki tasfiye etme konseptini devreye soktu.
    Milletvekili fezlekeleri ve hazine yardımının kesilmesi de dahil masaya yatırılan bütün saldırılar HDP’nin tasfiyesini amaçlamaktadır.

    Britanya Demokratik Güç Birliği ve göçmen emekçileri olarak faşist devlet terörü ve yürürlükte olan saldırı dalgasına karşı HDP ve demokrasi güçlerinin yanında olduğumuzu bir daha vurgulamak istiyoruz.

    Bütün göçmen işçi ve emekçileri, yurtseverleri ve aydınları, enternasyonalistleri HDP’yle dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz! “