Tag: HDP

  • Figen Yüksekdağ: Kobanê davası, bir halk, haklılık ve hakikat davasıdır! -SÖYLEŞİ

    Figen Yüksekdağ: Kobanê davası, bir halk, haklılık ve hakikat davasıdır! -SÖYLEŞİ

    ANKARA – Kobanê davasının Seyit Rıza, Şeyh Sait ve 49’lar gibi yargılama ve cezalandırmaları tekrar ya da taklit eğiliminde olduğunu ancak sonuca ulaşamayacağını belirten HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Yakın tarihe bakın, DEP’lilerin hapse atılmasından tutun, kumpas, KCK yargılamalarına kadar bu tür her saldırıdan sonra Kürt siyasi hareketi sıçrama yapmış veya etki çıtasını yükseltmiş” dedi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan “Kobanê soruşturması” iddianamesi, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 3 bin 530 sayfa olarak hazırlanan iddianamede, 108 kişi için “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” ve 37 kez “adam öldürme” başta olmak üzere çeşitli suçlardan cezalar talep edildi. Davanın ilk duruşması 26 Nisan Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

    İddianamede Kobanê olaylarından sorumlu oldukları iddiasıyla Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak da suçlanıyor. Tutuklanmaları 5’inci yıla giren ve Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutsak olan siyasetçilerden Figen, iddianamenin karşılığını ve Kobanê davasının ne anlama geldiğini ajansımıza değerlendirdi.

    * 6 yıl bekletildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş’a yönelik  “derhal tahliye edilmesi” yönünde verilen karar sonrası yaklaşık 3 bin 500 sayfalık bir iddianame hazırlandı. Söz konusu iddianameyi nasıl değerlendirdiniz?

    İddianame değil iftiradır aslında. Hakkımızda hazırlanan bütün iddianameler bu adı hak ediyor ama Kobanê davası tam olarak iftiralar, yalanlar ve asıl suçluları gizleme çabası üzerine kurulmuştur. 6 yılın ve o kadar zorlamanın ardından anca bu kadarı çıktı. Davayı parça parça kurguladılar. Bir yıl önce Selahattin Bey’in tahliye kararını boşa çıkarmak için alelacele iki eş genel başkan için tutuklama kararı verildi ve hakkımızda mükerrer soruşturma başlatıldı. MYK ve parti yöneticilerimiz ise daha önce sürdürülen dava takipsizlikle sonuçlanmış olmasına rağmen aynı iddia ile tutuklandılar.

    Açıklanan iddianamenin önceki fezlekeden ve iddiadan tek farkı hiçbir inandırıcılık kaygısına düşmeden yalan söyleme esnekliğine sahip olmasıdır. Gizli-açık tanık ifadelerini okuduğumda resmen sinirimden güldüm; ne hikmetse her tanığın ifadesi hık demiş diğerinin burnundan düşmüş. Ayrıca hepsinin ifadesinin sonunda matbu bir bölüm var. Gizli tanıklar konferans yapıp, ortak bildiri açıklamış gibi! O kadar akla zarar ve trajikomik şey var ki, daha çok konuşacağımız için burada açmayı gerekli görmüyorum. Ama asıl amaç HDP’yi ve bir bütün olarak halkların demokratik mücadelesini mahkum etmek. Zaten hem iddianamenin geneli hem tek tek kişiler hakkındaki suçlamaların tamamı parti faaliyetlerine dayanıyor.

    “İktidarın bu iki meşru, demokratik ve tarihi halk hareketini mahkum etmek gibi bir takıntısı var ve milyonlarca insanı sanık sandalyesine oturtamayacağına göre, onların nezdinde bireyleri ve demokratik halk hareketi çizgisini temsil eden partileri hedef tahtasına oturtuyor.”

    *Kobanê davası açık ve gizli tanık ifadelerine dayandırılırken neredeyse siyasetçilerin yaptığı her şey iddianamede suçlama konusu olarak yer almış. Bu iddianamenin hazırlanışı ve politik olarak verdiği mesaj ne taşıyor?

    Dediğim gibi davanın ve iddianamenin özü hiçbiri gizli saklı olmayan bütün uygulama süreçleri şeffaf parti faaliyetlerini kriminalize ederek HDP’nin varlığı ve meşruiyetine saldırıdır. Yine defaatle vurguladığımız gibi, hedef halkların, kadınların, gençlerin, emek güçlerinin demokratik direniş hakkını tümden faşizmin karanlığına gömmek; gayrimeşru ilan etmektir. Bakın bugün iki davanın peşine düşmüş bu iktidar; Gezi ve Kobanê davaları… İki davanın sanıklarına bakarsanız bu hareketlerin çapını, niteliğini yansıtmaktan uzak, daha doğrusu onun altında görürsünüz zaten. Ama iktidarın bu iki meşru, demokratik ve tarihi halk hareketini mahkum etmek gibi bir takıntısı var ve milyonlarca insanı sanık sandalyesine oturtamayacağına göre, onların nezdinde bireyleri ve demokratik halk hareketi çizgisini temsil eden partileri hedef tahtasına oturtuyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye ve Kürdistan halklarının demokratik bilinç ve hareketi yargılanamayacak, mahkum edilemeyecek kadar büyüktür.

    * Eylemler sırasında AKP ve Hür Dava Partisi taraftarları eliyle öldürülen onlarca sivilin ismi bile iddianamede geçmiyor. Hatta IŞİD tarafından öldürülen siviller için bile HDP’li siyasetçiler suçlanıyor. Bu durum neyi gösteriyor?

    İşin en acı tarafı da bu zaten. Yıllardır bütün çabalarımıza rağmen Kobanê sürecinde işlenen suçlar, ne Meclis gündemine alındı ne de tek bir soruşturma-dava sonuca ulaştı. Herkes katili, katilleri bilmesine rağmen korkunç bir oyun sahneliyor. Bugün Diyarbakır’da, herhangi bir Kürt ilinde herhangi bir kapıya gidin anlatır size. Ama gördüğüm kadarıyla “Yavuz hırsız ev sahibini haksız çıkarır” hesabı bir durum yaşanıyor bölgede. Yaşamını yitiren canlarımızın aileleri, sürecin tanıkları üzerinde de ciddi bir baskı var. O dönemki parti üye ve yöneticilerimizin yüzde 90’ı şu an ya hapiste ya aktif siyaset dışında, sürgünde. Asıl sorumlular ise iktidarda ya da iktidarın müttefiki. Oysa 6-8 Ekim Kobanê sürecini kirli anlaşmalar ve provokasyonlarla kana bulayanlara halk 7 Haziran’da esaslı bir cevap vermişti. Şimdi yine benzer operasyonlar ve linç hareketlerinde ortaklaşanlar, tarihsel olarak kötü kaybeder. Kimse Kürtlerin ahlakını, gerçeği ayırt etme ferasetini hafife almasın, tepeden bakmasın. Suçlarının hesabını vermedikleri gibi böyle bir komplo davası ile yeni suçlar işleyenler, buna ortak olanlar, bugünün çıkar hesapları peşinde koşanlar, ahlaken ve siyaseten mâhkum olur.

    “Kobanê davası, HDP ana davasından çok, 21. yüzyıl tarihini geçecek bir halk, haklılık ve hakikat davasıdır.”

    * Kobanê davasında çok sayıda HDP’li siyasetçi yargılanıyor. Hükümetin tabir yerindeyse bu davayı “HDP Ana Davası’na dönüştürme” çabası içinde olduğu söylenebilir mi?

    HDP’yi kapatma, kriminalize etme ve her durumda faşist baskı altında tutma amaçlarının dayanağı haline getirmek istiyorlar. Elbette toptan HDP’nin yargılanması anlamına geliyor. Ama bunda çok zorlandıkları ve başaramayacakları açık. Tarihte sayısız böyle deneme var. Deneyenleri bitirmiş. Yargıladıklarını sandıkları toplumsal hareketler, siyasi ana akımlar, kendilerini hep farklı biçimlerde sürdürmüş ve tarihin kazananı, haklılığı tescil edileni olmuştur.

    Bakıp da görmüyorlarsa, yapacak bir şey yok. HDP ve onu var eden irade, içeride de dışarıda da dimdik ayakta. Yıllardır HDP’nin kurumsal yapısını çökertmek için aklı-tahayyüle sığmayan zulüm uyguladılar. Şimdi de Kobanê davası yoluyla bunu yapamaya çalışıyorlar. Bir taraftan da erkene çekileceği anlaşılan seçime yine HDP’ye vurarak girmeyi, kazanma şansını böyle yükseltmeyi hesaplıyorlar ama Saraydaki hesap yaşama uymaz. Çünkü Kobanê davası, HDP ana davasından çok, 21. yüzyıl tarihini geçecek bir halk, haklılık ve hakikat davasıdır.

    * Bu dava Kürt sorunun nereye geldiğine dair nasıl bir ipucu veriyor?

    Devlet ve iktidar zaviyesinden değerlendirilince, hiçbir yere gelemediğini, eskinin inkar, imha, ceza kodlarına mıh gibi saplandığını gösteriyor. Ama Kürt halk hareketi bu zihniyet ve pratikten farklı olarak gelişti, bilinç ve örgütlülük düzeyini yükselti. Egemen yapı geçmişteki Seyit Rıza, Şeyh Sait, 49’lar gibi yargılama ve cezalandırmaları tekrar ya da taklit eğiliminde olsa da aynı sonuçlara ulaşamaz. Yakın tarihe bakın, DEP’lilerin hapse atılmasından tutun, kumpas, KCK yargılamalarına kadar bu tür her saldırıdan sonra Kürt siyasi hareketi sıçrama yapmış veya etki çıtasını yükseltmiş. Üstelik bugün Kobanê davasında yerel ve dünyasal düzeyde bir haklılık ve meşruiyete sahip. Kimse IŞID hunharlığına karşı kılını kıpırdatmazken, birileri beraber iş tutarken Kürtler ve Türkiyeli demokrasi güçleri bütün insanlık mücadelesi verdi, değerli canlarını yitirdi. Hiçbir zulüm ve adaletsizlik bu haklılıktan kudretli değildir.

    “Ama ‘HDP kapatılsın’ diyenlerin nefretten gözü kararmış, önleri göremiyorlar. Kapatılmaz mı-kapatılır mı gündemine odaklanma lüksümüz yok. Nice yollar açtık, yine açarız.”

    *Kobanê iddianamesinin ardından HDP’nin kapatılması çağrısı “kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi ve ardından birçok siyasetçi aynı minvalde söylemlerde bulundu. HDP kapatılabilir mi, kapatılırsa ne olur? Tüm bu gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

    Bizler her durumda önümüze bakmayı, önümüzü görmeyi başarabiliriz. Ama ‘HDP kapatılsın’ diyenlerin nefretten gözü kararmış, önleri göremiyorlar. Kapatılmaz mı-kapatılır mı gündemine odaklanma lüksümüz yok. Nice yollar açtık, yine açarız. Herkesin de bu netliğe, tereddütsüzlüğe sahip olması gerekir. HDP halktır, kadındır, emektir, yaşamdır. Bunlar da her yerde.

    En ufak dikkat dağılmasına izin vermeden demokratik siyasi faaliyetimizi yükseltmek temel motivasyonumuzdur. HDP’nin kapatılması tartışması ve bu yönlü saldırı hesaplarıyla faşizmin bekasını sağlamayı umanlar, umduklarını bulamayacaklar. Sözün özü budur.

    * Kobanê davasının altında yatan öfke ve kin nedir?

    İktidara IŞİD’in yenilgisini hatırlatıyor. Örgütün Kobanê’de yaşadığı yenilgi, iktidarın IŞİD atına oynadığı kumarı kaybedişinin de miladıdır. Bu nedenle 6-8 Ekim sürecinde IŞİD işgaline karşı yapılan demokratik protestoları kendi üzerine alındı ve meşru zemini FETÖ, Hizbullah, Türkiye’deki IŞİD uzantılarının ortaklığı ile provoke etti. 6-8 Ekim olayları denilen şey, Suriye’de ve bölgede IŞİD’i kollamaya hizmet eden bir provokasyon ve katliam saldırısıdır. Katledilenlerin, linç edilenlerin yüzde 90’ı tesadüfen HDP’li değildi. Doğrudan IŞİD’e karşı mücadele edenler, tepki gösterenler hedef alındı. Bu nedenle bir 6-8 Ekim olayları ve katliamı vardır, bir de 6-8 Ekim demokratik direniş ve dayanışma hareketi. Olayların ve katliamın müsebbipleri, ağır suçlarını soylu bir halk dayanışmasını; onur ve vicdan hareketini mahkum ederek silmeye çalışıyor.

    6 yılın ardından öfkelerinin, tahammülsüzlüklerinin olduğu kadar, IŞİD’e destek tavırlarının da sürdüğünü görüyoruz. Bugün bizlere yönelik Kobanê davasından daha açık bir destek olamazdı. Bir yandan Irak’ta, Suriye’de IŞİD yeniden eyleme geçerken, bir yandan Türkiye’de onun hunharlığına karşı mücadele edenlerin ve toplumun savunma sigortası olanların yargılanması da dikkatlerden kaçmamalı.

    “Asıl hedefin halklar olduğu böyle bir davada, özne de odur. Bu nedenle halklarımızı, kadınları, gençleri tüm emek ve demokrasi güçlerini özne bilinciyle davayı sahiplenmeye çağırıyorum.”

    * Son olarak 26 Nisan’da davanın ilk mahkemesi görülecek. Ne hissediyorsunuz, halklara bir çağrınız veya mesajınız var mı?

    Bizler kendi açımızdan hazırlık yapıyoruz elbette. Önceki dava duruşmalarımızda da üzerimize düşeni yapmaya çalıştık, şimdi daha iyisini yapmaya çalışacağız. Hakkın, hakikatin sesini yükseltmek, halkımızı ve demokratik siyaseti mahkeme kürsülerinde en doğru şekilde temsil etmek, onurla taşıyacağımız bir sorumluluktur. Ama asıl hedefin halklar olduğu böyle bir davada, özne de odur. Bu nedenle halklarımızı, kadınları, gençleri tüm emek ve demokrasi güçlerini özne bilinciyle davayı sahiplenmeye çağırıyorum. Yargılananları sahiplenmek için değil, hep birlikte bizleri yargılayanları yargılamak içindir bu çağrı.

    Habibe Eren /JİNNEWS

  • Londra’da siyasi soykırıma dönük protestolar devam ediyor

    Londra’da siyasi soykırıma dönük protestolar devam ediyor

    Kuzey Londra’nin Woodgreen kentinde Göçmen İsçiler Kültür Derneği (Gik-Der)’nin çağrısı ve  Demokratik Güç Birliği Platformu desteğiyle Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF)’na yapılan siyasi soykırıma karşı kitleler alanlara döküldü.

    Saat 18:00’da Wood Green kütüphanesinin önünde bir araya gelen kitle, HDP ve Sosyalistlere karşı devam eden siyasi soykırımı kınadı. yapılan protesto eyleminde, “Faşizme karşı sokakta olmaya, birleşmeye devam edeceğiz. Son sözü biz söyleyeceğiz” mesajı verildi.

    “Biz mücadelemiz için sokaklarda olacağız”

    DGB adına yaptığı basın açıklamasında sözcü İbrahim Avcı “Türk devleti ve silahlı kuvvetleri bir kez daha ESP ve SGDF üyelerinin ve aktivistlerinin evlerine ve iş yerlerine baskın yaptı. Benzer saldırıyı geçen ay 7 Eylül’de yaptı, 19 kisi gözaltına alındı ve tutuklandı. Türk devletinin temel amacı, Türkiye’deki muhalefeti susturmak ve dinamizmini ezmektir. Devrimcilere, anti faşist ve devrimci güçlere her türlü saldırıya karşı dayanışma içinde, omuz omuza olacağız ve biz bu mücadele için sokaklarda olacağız” sözleriyle ifade etti.

    “Davamızda haklılığımız güçleniyor”

    Katılımcılar, Kürt halkının bu tür saldırılara boyun eğmeyeceği ve bu durumun davalarına sahip çıkmayı güçlendirdiğinin altını çizdiler. Kürtçe,  İngilizce, Türkçe bildiri dağıtılan eylemde sık sık sloganlar atıldı. Eylem, 10 Ekim “Zamanı geldi” Öcalan’a özgürlük kampanyası için birlikteliğe çağrı yapılarak son buldu.

     

    Telgraf – Yasemin Çelik

  • Kars Belediye Eşbaşkanı Alaca tutuklandı

    Kars Belediye Eşbaşkanı Alaca tutuklandı

    Yerine kayyım atanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Şevin Alaca ile HDP İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı’nın da aralarında olduğu 4 kişi tutuklandı.

    Kars’ta 1 Ekim’den bu yana gözaltında bulunan aralarında Kars Belediyesi Eşbaşkanı Şevin Alaca’nın da olduğu 5 kişinin getirildikleri Kars Adliyesi’ndeki savcılık sorguları tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından Muazzez Çağrıtekinci serbest bırakılırken, Şevin Alaca ile HDP Kars İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı, Mustafa Yardımcıer ve Şengül Erkmen tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    Mahkeme, Şevin Alaca, HDP Kars İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı, Mustafa Yardımcıer ve Şengül Erkmen hakkında tutuklama kararı verdi.

    Son tutuklamalarla birlikte kentte yapılan operasyonda gözaltına alınan 21 kişiden 16 kişi tutuklanmış oldu.

  • ESP ve SGDF’ye operasyon: Çok sayıda gözaltı

    ESP ve SGDF’ye operasyon: Çok sayıda gözaltı

    HABER MERKEZİ – İstanbul’da ESP ve SGDF’ye yönelik başlatılan soruşturma kapsamında aralarında ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ve SGDF Eşbaşkanı Alev Özkiraz’ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

     

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’na (SGDF) yönelik başlatılan soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin evine baskın düzenlendi.

     

    Baskınlarda, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, ESP üyeleri Hüseyin İldan, Çınar Altan, Ömer Sinan, Hıdır Yılmaz, Emrah Topaloğlu, Zeynep Gerçek, İbrahim Gerçek, SGDF Eşbaşkanı Alev Özkiraz, SGDF üyeleri Ela Deniz Albayrak, Özge Doğan, Nazlı Yöyler, Yaren Tuncer, ETHA muhabiri Pınar Gayıp, HDP PM üyesi Helin Yılmaz gözaltına alındı.

     

    Gözaltına alınanlar Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

  • HDP Merkez Yürütme Kurulu basın açıklaması yayınladı: “Adaleti hep birlikte getireceğiz!”

    HDP Merkez Yürütme Kurulu basın açıklaması yayınladı: “Adaleti hep birlikte getireceğiz!”

    Halkların Demokratik Partisine yönelik AKP-MHP iktidar bloğu tarafından yürütülen siyasi operasyonlara karşı Merkez Yürütme kurulu bir basın bildirisi yayınladı. “Faşizme karşı direneceğiz, ülkeye demokrasi ve adaleti hep birlikte getireceğiz!” diyerek tüm halkları dayanışmaya çağırdı. Basın metni şöyle:

     

    AKP/MHP iktidar bloğu, ülkenin her tarafına yaydığı baskı, sindirme, korku ve umutsuzluk iklimini içeride ve dışarıda çatışma, savaş ve gerginlik politikasıyla sürdürürken, yargı ve kolluk güçleri eliyle bütün muhalefet dinamiklerini bastırmayı hedeflemektedir. Faşizm, toplumun direnen, umut ve moral kaynağı olan güçlerine yönelerek büyük bir umutsuzluk ve yılgınlık yaratmak istemektedir. 

    İktidar, demokratik mücadele dinamiklerini eritmek ve bir araya gelmelerini önlemek için tüm ideolojik aygıtlarını ve zor araçlarını devreye koymuş, başta partimiz HDP olmak üzere muhalif ve toplumsal mücadele yürüten tüm siyasi partileri, meslek odalarını, sendikaları, dernekleri, inanç gruplarını, kadın ve gençlik örgütlerini ortadan kaldırmaya; vicdanlı olan yazar, aydın ve sanatçıları yargı eliyle sindirmeye çalışmaktadır.

    Partimize yönelik siyasi kırım operasyonlarının hedefinde de sadece HDP’nin değil partimiz şahsında bütün adalet ve demokrasi mücadelesini yürütenlerin mücadelesine, eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet iradesine, ortaya konulan kadın özgürlükçü sisteme, kadın kırıma karşı kadınların ortak mücadelesine saldırı olduğunu biliyoruz. Son olarak partimizin önceki dönem MYK üyeleri ve milletvekillerine yönelik gerçekleştirilen siyasal etikten ve hukuktan yoksun iktidar operasyonu karşısında açığa çıkan dayanışma havası bu tespitimizin ispatı niteliğindedir.

    Ülkeyi mutlak bir karanlığa sürükleyen AKP-MHP faşizmine karşı demokrasi ve özgürlük seçeneğinin hala mümkün olduğuna inanıyoruz. Merkez Yürütme Kurulumuz, partimize gönül vermiş halklarımızın ve faşizmin sınır tanımaz saldırganlığı karşısında demokratik direnişin gerekliliğine inanan milyonların etkili bir ortak mücadele hattını örmesi gerekliliğinin tarihsel önemi ve bilinciyle toplanmıştır. 

    Toplantımızda Kürt halkının ve Türkiye halklarının demokrasi ve adalet mücadelesine karşı başlatılan bu nefes aldırmayan saldırı dalgasına karşı özgürlük mücadelesini yükseltmek önümüzdeki dönemin temel yol haritası olarak belirlenmiştir.

    Detaylarını önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağımız mücadele döneminin kaybedeni AKP/MHP iktidarı ve politikaları; kazananının demokrasi ve özgürlük mücadelesi olacağını şimdiden ilan ediyoruz! 

    Bu inanç ve bilinçle coğrafyamızın tüm ezilen kimliklerine sesleniyoruz. HDP varoldukça adalet, demokrasi ve özgürlük umudu dimdik ayakta olacaktır!

    Ve Meydan okuyoruz! 

    Faşizme karşı direneceğiz, ülkeye demokrasi ve adaleti hep birlikte getireceğiz!

  • Kobanê soruşturması: 17 HDP’li tutuklandı

    Kobanê soruşturması: 17 HDP’li tutuklandı

    “Kobanê soruşturması” kapsamında 8 gündür gözaltına tutulan 17 HDP’li tutuklandı. Tutuklamaya “kaçma şüphesi” gerekçe gösterildi.HDP’liler adliye önünde tutuklamaya “Dün yılmadık, bugün de yılmayacağız” diyerek tepki gösterdi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Kobanê soruşturması” kapsamında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve eski milletvekillerine yönelik yapılan operasyonda 25 Eylül’de gözaltına alınan 20 siyasetçiden 17’si tutuklandı.

     

    17 TUTUKLAMA

    Tutuklanan isimler şöyle: “HDP Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, HDP MYK üyesi Alp Altınörs, HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Nazmi Gür, eski milletvekili Ayla Akat Aka, BDP eski Eş Genel Başkanı ve milletvekili Emine Ayna, HDP eski MYK üyeleri Bircan Yorulmaz, , Berfin Özgü Köse, Dilek Yağlı, Can Memiş, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Pervin Oduncu, İsmail Şengün ve Cihan Erdal, HDP eski Genel Saymanı Zeki Çelik, HDP RTÜK üyesi Ali Ürküt ve eski milletvekili Prof. Dr. Emine Beyza Üstün.”

    İmralı Heyeti Üyesi ve HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP eski MYK üyesi Gülfer Akkaya ve HDP eski Milletvekili Altan Tan, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

     

    AVUKATLAR SALONA ALINMADI

    Mahkeme başkanı, duruşma salonuna avukatları çağırmadan kararı okudu. Avukatlar ve adliyede bulunan milletvekilleri, bu duruma “savunma susmayacak”, “HDP susmadı susmayacak” sloganı atarak tepki gösterdi.

     

    SKANDAL KAÇMA GEREKÇESİ

    Avukatların alınmadığı salonda siyasetçilerin yüzüne okunan kararda, tutuklamaya “kaçma şüphesi” gerekçe gösterildi. Kararda, “Atılı suçlar için kanunda ön görülen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında, hayatın olağan akışı içinde kaçma şüphesi oluştuğu” ve “Şüphelilerin salıverilmesi halinde dosya kapsamında ifadelerine başvuruların tarafların beyanlarına etki edebilmesi ihtimalinin varlığı” gerekçe gösterildi.

    Kararda tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu da ileri sürüldü.

     

    AVUKAT VE VEKİLLERE ŞİDDET

    Kararın açıklanmasının ardından avukatlar müvekkillerine ihtiyacı olan eşyalarını ulaştırmak istedi. Ancak adliye koridorunda barikat kuran polisler, avukatlara fiziki müdahalede bulundu. Bunun üzerine milletvekilleri de polis barikatını aşarak, tutuklanan siyasetçilere ulaşmak istedi. Polis avukatlara ve milletvekillerine fiziki şiddet uyguladı.

     

    ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Kararın ardından HDP milletvekilleri, Ankara Adliyesi C Kapısı önünde açıklama yaptı. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Arkadaşlarımıza bayat yemek verildi. Arkadaşlarımıza eşyalarını dahi vermemize müsaade edilmedi. İşte AKP-MHP’nin kurduğu tek adam rejiminin sivil görünümlü polis eliyle darbesini bir kez daha yaşadık. Bizler dün de yılmadık, bugün de yılmayacağız. İster Meclis’te ister belediyelerimize ister halk örgütlülüklerimize müdahale etsinler, biz taviz vermeyeceğiz. HDP kazanacak, demokrasi güçleri kazanacak. AKP-MHP iktidarı tarihin çöplüğüne gömülecektir.”

    Açıklamanın ardından polis milletvekillerinin de aralarında bulunduğu gruba müdahale etti. Milletvekilleri ve polis arasında yaşanan gerginlik sonrası, grup “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla adliye önünden ayrıldı.

  • Kars’ta HDP’ye operasyon: Belediye Eşbaşkanı Alaca gözaltına alındı

    Kars’ta HDP’ye operasyon: Belediye Eşbaşkanı Alaca gözaltına alındı

    Haber Merkezi –  Kars’ta HDP’lilere yapılan operasyonda aralarında Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca ve İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı’nın da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Kars’ta sabah saatlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve belediye yöneticilerinin evlerine polis baskın düzenledi. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca ve HDP İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı’nın evi de basıldı. 19 kişi  hakkında yakalama kararının bulunduğu operasyonda, ev aramalarının ardından Alaca ve Anlı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi kelepçelenerek gözaltına alındı.

    HDP’lilerin “örgüt üyesi” oldukları iddiasıyla gözaltına alındığı ve İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükleri öğrenildi.

     

    GÖZALTINA ALINANLAR

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle: Kars Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca, HDP İl Eşbaşkanı Cengiz Anlı, Belediye Eşbaşkan Yardımcısı Muazzez Çağrıtekinci, Fahrettin Kaya, Kaya Naki, Suat Bayhan, Hamit Taşdelen, Reis Baykız, Zorba Başkurtlu, Bülent Ağbaba, Şengül Erkmen, gazeteci Sevda Manduz.

     

    BELEDİYE VE HDP BİNASINDA ARAMA

    Baskınlarla eş zamanlı olarak HDP İl Örgütü binası ve Kars Belediyesi de abluka altına alındı. Polisler her iki adreste arama gerçekleştiriyor. Yine, gözaltına alınan kimi isimlerin işyerlerinin de arandığı belirtildi.

     

    BİLGEN’İN İSTİFASINDAN SONRA OPERASYON

    Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, 6 yıl sonra açılan “Kobanê soruşturması” kapsamında 24 Eylül’de gözaltına alınmıştı ve kent halkı Bilgen’in gözaltına alınmasına tepki göstermişti. Hala gözaltında bulunan ve bugün adliyeye çıkarılması beklenen Bilgen, dün “Demokrasicilik oynanacak yaşı geçtim” diyerek, istifa ettiğini açıklamıştı. Bugünkü gözaltı operasyonunun Bilgen’in istifasından sonra gelmesi dikkat çekti.