Tag: Hot News

  • Londra’da en sıcak yaz: Salgına rağmen düzenlenen sokak partilerine müdahale eden 150 polis yaralandı

    Londra’da en sıcak yaz: Salgına rağmen düzenlenen sokak partilerine müdahale eden 150 polis yaralandı

    Britanya başkentinde Koronavirüs önlemlerinin gevşetilmesiyle birlikte sokak partileri furyası patlak verdi. Yasadışı partilere müdahale eden polisler saldırıya uğrarken üç haftada yaklaşık 150 memurun yaralanması, olaylı bir yaz geçirileceğine dair alarm zillerini çaldırdı.

    Britanya’da Koronavirüs önlemleri gevşetilirken, başkentte kalan önlemlerin hiçe sayılmasıyla sokak partisi düzenlenmesi furyasıyla polis baş edemiyor.

    Londra’da polisin üst üste iki gece müdahale ettiği yasa dışı partilerde saldırıya uğraması ve çok sayıda memurun yaralanması, olaylı bir yaz geçirileceğine dair alarm zillerini çaldırdı.

    Sputnik’in aktardığına göre Londra Emniyet Müdürü Cressida Dick, bugün yaptığı açıklamada, polise tümüyle kabul edilemez saldırıların sonuçlarının olacağını söyledi.

    Polisin başkentte ruhsatsız müzikli eğlenceleri takibe aldığını ve bazılarını daha başlamadan kapattığını aktaran kadın emniyet müdürü, son olarak Notting Hill ve Brixton’da şiddetin patlak verdiğini, polise sert cisimler atıldığını ve başka saldırganlıklar düzenlendiğini, polis araçlarının devrildiğini anlattı.

    Bunların tümüyle kabul edilemez olduğunu dile getiren Dick, bu saldırıların sonuçları olacağını ve saldırganları yakalamak için çok geniş çaplı soruşturma başlattıklarını duyurdu.

    Dışarıda en fazla 6 kişinin toplanmasına izin varken, Londra geceleri onlarca kişinin katıldığı sokak partileriyle sallanıyor.

    Son olarak Brixton’da 22 polis memuru yaralanırken, emniyet müdürü son üç haftaki şiddet olaylarında 140 memurun yaralandığını belirtti.

    ABD’den Britanya’ya sıçrayan ırkçılık karşıtı George Floyd protestolarının bazısında da arbede çıkmıştı.

    “Hava sıcak, bazıları çok fazla içiyor, bazısı kızgın ve saldırgan, bazısı da şiddet yaratmak istiyor” diyen Dick, çok sayıda kişinin sağlık düzenlemelerini hiçe sayıp hem kendi sağlıklarını hem de ailelerinin sağlıklarını umursamadığını vurguladı. Semt sakinlerinin de sokak partilerinden ve çıkan olaylardan nefret ettiğini sözlerine ekledi.

    Yüksek rütbeli olmayan polis memurlarını temsil eden Polis Federasyonu, daha önce sokağa çıkma yasaklarının insanlar üzerinde yarattığı baskısıyla düdüklü tencere benzeri durumun oluştuğunu ve havalar düzeldiğinde nizamı bozan olaylar yaşanacağı uyarısını yapmıştı.

    İktidardaki Muhafazakar Parti’nin belediye başkanı adayı Shaun Bailey de Londra’yı korkunç bir yazın beklediğine dair endişelerini dile getirdi.

    Londra sakinleri de özellikle kalan önlemlerin de kalkacağı 4 Temmuz’da ve sonrasında aşırı alkollü sokak olaylarının patlak vereceğine dair endişeli bekleyişe geçti.

  • GIK-DER 12. Kültür ve Sanat Online Festivali

    GIK-DER 12. Kültür ve Sanat Online Festivali

    İngiltere’de çalışmalarını sürdüren Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) her yıl geleneksel olarak Irkçılık ve Faşizme karşı gerçekleştirdiği ‘Açık Hava Park Festivali’ni bu yıl pandemiden kaynaklı online olarak gerçekleştiriyor.

    Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der), festivali Amerika’da polis şiddeti sonucu yaşamını yitiren George Floyd şahsında tüm nefes alamayanlara atfederek, ırkçılığa karşı gerçekleştirdiğini duyurdu. Gik-Der, festival vesilesi ile aylardır evde kalan ve derin izolasyon yaşayan Turkiyeli toplumun yeniden moral depolamasını ve onları sevdikleri sanatçı ve yazarlar ile buluşturmayı amaçlıyor.

    12. Kültür ve Sanat Online Festivali, GİK-DER’in bütün sosyal medya platformlarında canlı yayınlanacak. Programı derneğin sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

    GIKDER Facebook: https://bit.ly/2U2VAeM

    GIKDER Youtube: https://bit.ly/2XUq2sp

    GIKDER Instagram: https://bit.ly/3ePpniH

     

    Festivalimize Konuk Olan Müzisyenler:

    İlkay Akkaya, Erdal Erzincan, Pınar Aydınlar, Lawje, Vardiya, İbrahim Kırılmaz & Canan Sağar, Suna Alan

    Diğer Katılımcılar:

    Can Dündar, Ercan Kesal, Steve Sweney, Barbaros Şansal, Sedat Şenoğlu, Alp Altınörs, Murat Çepni, Prof. Dr. Sinan Özbek, Öztürk Türkdoğan, Feryal Clark, Nesil Çalışkan, İsrafil Erbil, AVEG- KON, GİKDER

  • Mezbahalar niçin Covid-19 virüsünün yayılmasına uygun?

    Mezbahalar niçin Covid-19 virüsünün yayılmasına uygun?

    Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri’nin yaptığı çalışmaya göre et-işleme tesisleri virüsün çoğalıp yayılması için ideal bir ortam oluşturuyor.

    Yapılan incelemelerde bu tesislerde özellikle de üretim bandı usulüyle çalışılıyorsa çalışanların birbiriyle sağlıklı bir mesafeyi korumalarının çok zor olduğu görüldü.

    Aynı şekilde işçilerin ara verdiklerinde kullandıkları dinlenme odalarında da mesafeyi korumak çok zordu. Bu nedenle bir çok fabrika dış mekanlarda dinlenme alanları yaratmaya girişti.

    Fabrikalardaki üretimin hızı ve fiziki olarak gerektirdiği işler, işçilerin yüzlerini örtmesini çok zorlaştırıyordu. Uzmanlar gözlemleri sırasında işçilerin burunlarını değil sadece ağızlarını kapattıklarını ve sık sık maskeleriyle oynadıklarını tespit ettiler.

    Telegraph gazetesine konuşan Cambridge Üniversitesi’nden Profesör James Wood, üretim bandının hızının da etkili olduğunu düşünüyor.

    “Mezbaha ve et işleme tesislerindeki bir sorun da işin çok hızlı yapılıyor olması ve içerdeki havanın da bu hızla dolaşması olabilir” diyor.

    Uzmanlar fabrikaların gürültülü ortamının da işçileri, birbirini duyabilmek için yaklaşmaya ya da bağırmaya zorlayabileceğini ve bunların da virüsün yayılmasını hızlandırıcı bir unsur olabileceğini düşünüyorlar.

    Hangi ülkelerin mezbahalarında salgın çıktı?

    Londra’daki Tropikal Hastalıklar ve Hijyen Fakültesi tarafından yapılan bir araştırma, et kesim ve işleme tesislerindeki toplu vakaların, koronavirüsün yaygın bir özelliği haline geldiğini saptadı.

    Şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Fransa, İspanya, Avustralya, İngiltere de dahil olmak üzere bir çok ülkedeki mezbahalarda toplu koronavirüs vakaları çıktı.

    Fransa’daki iki mezbahada 100 den fazla vaka bildirildi.

    İngiltere ve Galler’deki et kesim tesislerinde de geçen hafta en az üç yerde işçiler arasında sayıları 250’ye ulaşan toplu vakalar tespit edilmesi bu ülkede de dikkatin mezbahalara toplanmasına sebep oldu.

    Gana’daki bir balık ürünleri tesisinde 534 vaka ABD’de, Güney Dakota’daki Sioux Falls kesim tesislerinde 518 vaka ortaya çıktı.

    Geçen ay Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri tarafından hazırlanan bir rapora göre, Amerika Birleşik Devletlerindeki et kesim ve işleme tesislerinde çalışan tahminen 5 bin kişide koronavirüs vakası çıktı, ve yapılan değerlendirmeler ABD’de şimdiye kadar yaşanan tüm Covid-19 vakalarının yarısı bu tesislerden yayılmış olabileceğine işaret ediyor.

    Kültürel ve sosyoekonomik faktörlerin rolü var mı?

    Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri’nin raporunda, inceleme yapılan bir fabrikada 40 farklı dilin konuşulduğu aktarılıyor ve dil farklarının sosyal mesafe ve güvenli çalışma önlemlerinin iyi anlatılması ve anlaşılmasını zorlaştırabileceği de kaydediliyor.

    Araştırmalar çoğu tesiste işçilerin tesislere ya otobüslerle ya da aynı araçla birlikte geldiklerini, ayrıca çoğunun kalabalık bir kaç kuşak aile fertlerinin birlikte kaldığı evlerde yaşadıklarını ortaya koyuyor ve bu da virüsün yayılma hızını artıran bir faktör olabilir.

    Fabrikalarda işçilerin iş güvencesinden yoksun, sigortasız, günlük, saatlik kontratlarla çalıştırılıyor olmasının da işçilerin rahatça doktora gidemeyişi, hastalık izni kullanmak istemeyişi gibi sonuçlar doğurarak soruna katkıda bulunmuş olabileceği düşünülüyor.

    Uzmanlara göre güvencesiz işler ve düşük gelirle yaşayan ve zor koşullarda çalışan işçilerin, genellikle daha çok sigara içen ve daha çok solunum hastalıkları ve ciddi sağlık sorunları yaşayan bir kesim olması da, kaçınılmaz olarak bağışıklık sistemlerini etkilemek suretiyle virüsü kapmalarını kolaylaştırıyor.

    Virüs soğuk ve karanlık ortamı daha mı çok seviyor?

    Telegraph Gazetesine konuşan bir başka uzman Liverpool Üniversitesi’nin çocuk sağlığı ve salgın hastalıklar bölümünden Profesör Calum Semple, Covid-19’un yayılma hızını artıran en büyük faktörün çevresel koşullar olabileceğini düşünüyor.

    Et kesim ve işleme tesislerinin ortak özelliği soğuk ve loş olmaları.

    Profesör Semple “Bir virüsü saklamak istesem ideal olarak soğuk, karanlık bir ortamda ya da mor ötesi ışık almayan serin bir ortamda, bir buzdolabı ya da et işleme tesisinde saklardım” diyor.

    Semple, “Örneğin burnunuz soğuksa, virüs oraya daha kolay tutunur ve bağırdığınızda da fazla virüslü zerrecik saçarsınız” de ekliyor.

    Profesör Semple’a göre, toplu koronavirüs vakalarının örneğin neden sebze meyve sektöründe değil de et işleme sektöründe görüldüğünün yanıtı da burada yatıyor olabilir çünkü virüs en uzun süre serin ve karanlık yerlerde yaşayabiliyor.

  • Britanya DGB işgale karşı sokağa indi

    Britanya DGB işgale karşı sokağa indi

    Diren Dicle Erden

    Londra’da Demokratik Güç Birliği öncülüğünde bir araya gelen yüzlerce kişi Türk devletinin Kürtlere yönelik saldırılarını yürüyüş ve miting ile protesto etti.

     Britanya’da aralarında Alevi Fedarasyonu, DAY-MER, Gik-Der, Kürt Halk Meclisi, Koçgirililer Derneği gibi bir çok kurumu içinde bulunduran DGB’nin çağrısı ile yüzlerce kişi Edmonton Angel Corner’da bir araya geldi. Ellerinde Türk devletinin Kürtlere karşı saldırılarını konu alan pankart ve dövizler taşıyan kitle, sık sık, “Kahrolsun Faşizm”, “Katil AKP katil Erdoğan”, “Jin jiyan Azadi”, “Lovely Öcalan” sloganları atıldı. Burada ilk olarak söz alan Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil, Kürt halkına yönelik katliam ve bombardımanlara dikkat çekerek, “Şengal’da Roboski’de Maxmur’da Kürt halkının üzerine bombalar yağdırılıyor. Seçilmiş iradesine karşı kayyumlar atanıyor ve gasp ediliyor. Milletvekillerinin vekillikleri düşürülüyor ve seçilmiş iradeye darbe yapılıyor. Halkları ve muhalifleri ezen bir virüs var ve bu virüse karşı hep birlikte mücadele edeceğiz ve son Kürt özgürleşene kadar Kürt son Alevi özgürleşene kadar Alevi olacağız son Ezidi özgürleşene kadar Ezidi olacağız” dedi.

    ENTERNASYONAL MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM

    Erbil’in ardından DGB adına Gik-Der Eşbaşkanı Paula Lamont bir açıklama yaparak, Türk devlet faşizmine karşı enternasyonal mücadelenin önemine değindi. Kürt halkı ile dayanışmanın ve birlikte mücadelenin elzem olduğunu söyleyen Lamont, halklarının özgürlüğünün tek yolunun faşist rejime karşı devrimci bir mücadele yürütülmesi gerektiğinin belirtti. Lamont, Kürt ve Kürdistan halkları özgürleşene kadar mücadeleyi sürdüreceklerinin altını çizdi. Kürdistan  

    TOPYEKUN MÜCADELE ZAMANI

    Lamont’un ardından söz alan Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal’da Kürt halkına yönelik her gün bombardıman, katliam, baskı, gözaltı ve işkencenin sürdüğünü belirterek, Kürt halkına karşı soykırım politikalarının uygulandığını ifade etti. Asuri, Keldani, Ermeni ve Rum halkını katliam ve soykırıma uğratan Türk devletinin bugün Kürt halkına yönelik soykırım uygulamak istediğine dikkat çeken Akbal, Kürt halkı ve dostlarının bu soykırım saldırılarına karşı topyekun mücadele sürecine girmesi gerektiğini söyledi.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle kortej halinde Seven Sisters Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında eylemcilere yoğun ilgi gösterilirken, sık sık “Kahrolsun faşizm”, “Biji Serok Apo” sloganları atıldı. Eylem alkış ve zılgıtlar eşliğinde sona erdi.

  • Johnson’un aracını durduran Kurdi: Neden Türkiye’ye silah satıyorsunuz?

    Johnson’un aracını durduran Kurdi: Neden Türkiye’ye silah satıyorsunuz?

    İngiltere Başbakan’ın Boris Johnson’un aracının önüne atlayarak durduran Diyarî Kurdî, gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra Johnson’a hitaben yazdığı mektupta, Kürtleri öldüren Türkiye’ye neden silah satmaya devam ettiklerini sordu.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Mahmur ve Şengal’i yönelik hava saldırılarına karşı 17 Haziran’da İngiltere’nin başkenti Londra’da protesto gösterileri yapılmıştı. İngiltere Başbakan’ı Boris Johnson’un araç konvoyunun önünü kendini atan Federe Kürdistanlı Diyarî Kurdî (59), olayla ilgili Johnson’a bir mektup gönderdi.

    Eylem sonucu gözaltına alınan Kurdî, serbest bırakıldıktan sonra Johnson’a hitaben kaleme aldığı mektubunda, “Birkaç gün önce arabanızın önüne atladım, istemeden aniden durmasına ve başka bir aracın arkadan vurmasına sebep oldum. Hareketimin ciddiyetinin farkındayım ve herhangi bir yaralanmaya sebep olmadığımı umuyorum” dedi.  Olayın ardından geceyi nezarette geçirdiğini ifade eden Kurdî, 59 yaşında kronik sırt ağrısı olan bir kişi için nezarettin pek konforlu sayılmadığını ifade etti.

    ‘YALNIZCA SESİMİZİ DUYUN’
    Yaptığı eyleme dair Johnson’a bir özür ve açıklama borçlu olduğunu dile getiren Kurdî, bunun karşılığında cevabını beklediği bazı sorularının olduğunu belirterek, Johnson’dan cevap verme nezaketinde bulunmayı umut ettiğini söyledi. Kürdi, Jonhnson’a gönderdiği mektubunun devamında şunları ifade etti: “Bildiğinizden eminin, nüfusu dünyada 45 milyonu bulan Kürtler, tarihsel bir ihanetin kurbanı oldular ve bir devletleri olmasına izin verilmedi. Geçtiğimiz yüz yıl boyunca korkunç bir şekilde bastırıldılar ve şu anda da Türkiye hükümetinin elinde korkunç acılar çekiyorlar. Türkiye’de on binlerce Kürt cezaevlerinde. Buna seçilmiş belediye başkanları ve milletvekilleri de dahil. Kürt toplumu olarak bunu dünyaya duyurmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Mektuplar gönderdik, imza kampanyaları düzenledik, gazetecilerle irtibat sağladık. Yaptığımız hiçbir şey işe yaramadı. Sesimiz yine duyulmadı, sessiz, damgalı ve suçlu olarak kaldık. Geçtiğimiz gün de yalnızca sesimizi duyun istemiştim.

    SİZ, TÜRKİYE’NİN SINIRLARINI KORUMA HAKKI VAR DEDİNİZ
    Birkaç gün önce Türkiye, Güney Kürdistan’da 81 farklı bölgeyi bombaladı. Benim memleketimi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından izlenen bir mülteci kampını hedefledi. İŞİD zulmünden kurtulan Êzidîlerin hayatlarını yeniden inşa etmeye çalıştığı Êzidî kasabası Şengal’i hedef aldı. Suriye’de Kürtler, İŞİD’i yenmek için çok cesurca savaştı. Çok fedakarlıklar yaptı. Ama yine de Türkiye Mart 2018’de Kuzey Suriye’yi işgale gittiğinde siz, ‘Türkiye’nin sınırlarını koruma hakkı var’ dediniz. Oysaki Kürtler tarafından Türkiye’ye ve sınırlarına tek bir saldırı bile gerçekleştirilmemişti. Kürtler her zaman Kürt sorununa barışçıl bir çözüm istedi. Bu tavrınız bizi son derece üzdü ve sırtımızdan bıçaklanmış gibi hissettik. Sizin sokaklarınız daha güvenli olsun diye ve kendi varlıklarını koruyabilmek için, İŞİD ile savaşan 11 binden fazla Kürt genci hayatını kaybetti. Bunların arasında kendileriyle gurur duyduğumuz 8 cesur İngiliz genci de vardı. Geçen sene ekim ayında, Kuzey Suriye’de Resulayn kasabası yakınlarında bir barış konvoyuna yapılan şüpheli bir drone saldırısında 14 sivil ve 3 gazeteci hayatını kaybetti. Hava saldırıları Türkiye’nin savaş suçları işlediğine dair iddialar açısından son derece önemliydi ve çoğunluğu Kürt 300 binden fazla insanın yerinden edilmesine sebep oldu.

    İNGİLTERE’NİN SUÇ ORTAKLIĞI
    Arabanın önüne atladığım gün Kürdistan Dayanışma İnisiyatifi, İşçi Partisi (Labour) Milletvekili Kate Osamor tarafından sorulan bir Parlamento sorusuna cevap aldı ve hükümetiniz Brigton’daki EDO MBM Teknoloji LTD Şirketi’nin Türkiye’nin askeri kullanımı amacıyla parça ihraç ettiğini kabul etti. Biliyoruz ki Türkiye’ye silah satmaya devam ediyorsunuz. Bu nedenle, Birleşik Krallık Hükümeti Başbakanı olarak sizin, halkım olan Kürtlerin soykırım girişiminde suç ortağı olduğunuz sonucuna vardım. İngiltere’nin suç ortaklığıyla masum insanlar katlediliyor. Siz ve halkınız geceleri çocuğunuzu kuş sesleri eşliğinde yatağına yatırırken, bizim çocuklarımız bomba sesleri eşliğinde bir dahaki saldırıda ölecek olanın kendileri olup olmadığını düşünerek uykuya dalıyor. Siz ve halkınız güvenli evlerinizde konfor içinde yaşarken, bizim halkımız mülteci kamplarında, Türkiye’nin saldırıları altında, siyasi bir arafta, bir çocuklarını daha kaybedecekler mi diye düşünerek yaşıyorlar.

    BU YAPTIĞINIZ ONURSUZLUKTUR
    Kürtler tüm dünya için, dünyanın en tehlikeli teröristleriyle İŞİD ile savaştı ve onları yendiler. Dünya için çok önemli bir şey yaptılar. Şimdi yorgunuz. Konvoyunuzun önüne atlayan bedenim kadar yorgunuz. Kürtler, Türklerden daha iyi bir mali gelir elde edeceğiniz zamana kadar ihtiyaç halinde kullanılmaktan bıkmış durumdalar. Bu yaptığınız onursuzluktur. Bize bu yaptığınızı yaparak nasıl bir parça da olsa onurunuz olduğunu düşünebilirsiniz? Türkiye’nin saldırıları sonucu evlerinden olan 50 bin Kürt’e ev sahipliği yapan bir ülkenin başbakanısınız. Ben yalnızca sizin arabanızın önüne atlayan bir adam değilim. Ben bir Kürt’üm. Bir koca ve bir babayım. Aynı sizin gibi. Ve sizden artık bize sırt çevirmemenizi istiyorum.

    KÜRTLER KİMLİĞİNDEN VAZGEÇMEYİ REDDETTİ
    Kürtlere karşı köklü bir ırksal önyargı var, çünkü Kürt’ler zorla asimile edilme politikalarını reddetti. Kürt kimliğinden ve dilinden vazgeçmeyi reddetti. Dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi bırakmadığımız için Türk devleti kimliğimizi kriminalize etti ve bizi terörist olarak yaftaladı. Kürtler gururlu insanlardır ve devleti olsun ya da olmasın herhangi bir ulusun kimliğinden, kültüründen ve dilinden vazgeçmesini beklemek onları basite indirgemek demektir. Türk devleti, Türkiye’deki Kürt halkına sınırlı haklar verdiklerini iddia etse de, aslında bu haklar için savaşan taraf PKK oldu. Belçika’nın en yüksek mahkemesi, PKK’nin terör örgütü olması ile ilgili tüm yasal iddiaları dinledikten sonra Türkiye’nin davasını çöpe attı ve argümanlarını da ucuz propaganda olarak nitelendirdi. Mahkeme PKK’yi yasaklanmış kuruluşlar listesinden çıkarmaya karar verdi. Sizden de aynı şeyi bekliyoruz. Sayın Başbakan. Size eylemimin gerekçelerini açıkladım. Şimdi lütfen siz hükümetinizin politikalarını açıklama nezaketini gösterin.

    ‘EYLEM İÇİN HAKLI GEREKÇELERİM VARDI’
    Kurdî, mektubunun sonunda yanıt beklediği sorularını ve taleplerini ise şöyle sıraladı:

    “*Kürtlere karşı kullanıldıklarını bilmelerine rağmen neden Türkiye’ye silah satmaya devam ediyorsunuz?
    *Hükümetin neden sadece haklarını talep ettiği için İngiltere’deki Kürt halkını kriminalize ediyor?
    *Türkiye’nin Kürt halkına karşı işlemeye devam ettiği suçları lütfen görmezden gelmeyin.
    *Lütfen mevkiinizi Türkiye’yi dizginlemek ve Kürt sorununa barışçıl bir çözüm bulmak için kullanın.
    *Lütfen geçmiş Başbakan John Major’un yolundan gidin ve Kürtler için Kuzey Suriye’de güvenli bir gelecek yaratılmasına katkıda bulunun.
    *Kürtlerin İŞİD’i yenerek tüm dünyaya yardım ettiğini hatırlayın ve bu saldırıların devam etmesine izin vermeyin.

    Tarihi bir sorumluluğunuz olduğuna inanıyorum. Türkiye yalnızca Kürtler için değil AB, NATO ve tüm dünya için büyüyen bir tehdittir. Geçen gün gerçekleşen talihsiz kaza için tekrar özür dilerim. Umarım yaralanmamışsınızdır ama siz de takdir edersiniz ki bu eylemim için çok haklı gerekçelerim vardı. Yanıtınızı bekliyorum.

    Saygılarımla.”

  • Koronavirüs: İngiltere ‘vaka sayısında istikrarlı düşüş’ olduğu için uyarı seviyesini 3’e düşürdü

    Koronavirüs: İngiltere ‘vaka sayısında istikrarlı düşüş’ olduğu için uyarı seviyesini 3’e düşürdü

    İngiltere’de hükümet koronavirüs uyarı seviyesini 4’ten 3’e düşürdü.

    Üçüncü aşamada virüsün “genel dolaşımda olduğu” varsayılıyor ve kısıtlamaların “kademeli olarak gevşetilmesi” öngörülüyor.

    Bir önceki aşamada virüsün bulaşma riski “yüksek” görülüyor ve bulaşmanın katlanarak arttığı düşünülüyordu.

    Virüsün bulaşma katsayısı olan R değerinin ise 0,7 ile 0,9 arasında seyrettiği açıklanırken Sağlık Bakanı Matt Hancock, uyarı seviyesindeki düşüşün “ülke açısından büyük bir an” olduğunu ve hükümetin planlarının işe yaradığını gösterdiğini ifade etti.

    Virüsün oluşturduğu tehdit seviyesinin düşürülmesi kararı, Biyogüvenlik Merkezi ve Birleşik Krallığı oluşturan İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda baş sağlık danışmanlarının tavsiyesi üzerine alındı.

    Danışmanların yaptığı ortak açıklamada, “vaka sayısında istikrarlı bir düşüş olduğu” belirtildi. Ancak bunun “salgının sona erdiği anlamına gelmediği” ve vaka sayılarında “bölgesel artışların görülebileceği” uyarısı yapıldı.

    5 kademeli uyarı sistemi

    Koronavirüs uyarı sisteminde toplam beş kademe bulunuyor.

    Risk açısından 5 en yüksek dereceyi, 1 ise Covid-19 hastalığının artık ülkede kalmadığını gösteriyor.

    Riskin hangi seviyede olduğunun belirlenmesinde iki etken rol oynuyor:

    • Koronavirüsün ne kadar hızlı yayıldığını gösteren Covid-19 bulaşma katsayısı (R)
    • Belirli bir andaki toplam teyitli vaka sayısı

    İngiltere’de koronavirüs vaka sayısı 300 bini, can kaybı ise 42 bini aşmış bulunuyor.

  • Johnson Kürt’lere takıldı

    Johnson Kürt’lere takıldı

    Erem Kansoy

    İngiltere’nin başkenti Londra’da devam eden eylemler giderek büyüyor. Bugün İngiliz Parlamentosunda bir toplantıya katılan İngiliz Başbakan Borris Johnson’un parlamentodan çıkışı esnasında eylemciler tarafından aracının önü kesildi. Johnson’un arkasında seyreden güvenlik aracı ise başbakanın bulunduğu aracın ani fren yapması sonucu arakadan çarptı.

     

    Diyarı Kurdi isimli Başbakanın aracının önüne atlayan protestocu ise İngiliz polisi tarafından göz altına alındı. Eylemciler ise an itibarıyle Belgravia polis istasyonu önünde toplanıyor. Yaşanan olay İngiliz basınında büyük yer bulmasına rağmen basında yer alan haberlerde adeta Kürtlere sansür uygulanıyor. Haberlerde sadece ‘Kürt protestocular’ kelimesi yer alıyor fakat Türk saldırıları veya Kürtlerin insanlık için orada oldukları belirtilmiyor. Haberler sadece başbakanın küçük bir kaza atlattığı yönünde veriliyor buda İngiliz basının iki yüzlülüğünü ortaya koyuyor.

    Kürt Halk Meclisi’nin öncülüğünde Britanya Parlamentosu önünde bir araya gelen Kürtler Türk devletinin Medya Savunma Alanları, Şehit Rüstem Cudi Mülteci Kampı, Şengal’e yönelik düzenlediği saldırıları merkez Londra’da halk protesto etmeye devam edecek.