Tag: Hot News

  • İbrahim Kaypakkaya Londra’da anıldı

    İbrahim Kaypakkaya Londra’da anıldı

    Katledilişinin 47. yılında Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Partizan tarafından avrupada çeşitli etkinliklerle anıldı. Bunlardan biride Woodgreen Kütüphanesi önünde gerçekleştirildi. “İbrahim Kaypakkaya Beynimizde Bilinç, Bileğimizde Güç, Yüreğimizde Cesarettir” pankartı açan Partizan okurları eylemde sık sık “Önderimiz İbrahim, İbrahim Kaypakkaya” sloganını attı.

     

  • Covid-19’un panzehiri dayanışma ağları

    Covid-19’un panzehiri dayanışma ağları

    HİKMET ERDEN / LONDRA

    Covid-19’un en fazla tahribatta bulunduğu yerlerden Londra’da Kürdistanlı ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri toplumsal dayanışmayı en üst boyuta çıkartarak salgına karşı mücadele ediyor.

    İngiltere’de koronavirüsün vurduğu kentlerin başında gelen Londra’da, Kürdistan ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri kurdukları dayanışma ağları ile önemli bir ihtiyaca cevap oluyor.
    Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün yayılarak binlerce insanın ölümüne yol açtığı ve yol açmaya devam ettiği ülkelerin başında İngiltere geliyor.
    Dün Avrupa saati 13.00 itibariyle İngiltere’de can kaybı 33 bin 614, vaka sayısı ise 233 bin 151’di. Hükümetin günlük yüz bin test yapılacak vaadine ancak bir buçuk ay sonra ulaşılan ülkede toplam test sayısı şimdiye kadar 2 milyon yüz bin oldu. İngiltere, ölüm sayısı bakımından ABD, İspanya ve Rusya’dan sonra dördüncü sırada bulunuyor.

    Maske sorunu ciddi
    Son olarak Başbakan Borris Johnson’un 4 aşamalı koronavirüsten çıkış planı ise tartışmalara neden oldu. Hükümet ilk defa maske kullanımı önerirken, ülkedeki sağlık çalışanları bile koruyucu maskelere ulaşmakta zorluk çekiyor. Johnson, 23 Mart’tan bu yana uygulanan “Evde Kal-Sağlık Sistemini Koru-Hayat Kurtar” mesajını, “Tedbiri Bırakma-Virüsü Kontrol Et-Hayat Kurtar” olarak değiştirirken, planla dışarıda daha uzun süre kalma ve ev halkı dışından biriyle mesafeli olarak bir araya gelme izni veriliyor.

    En erken 1 Haziran

    Plana göre en erken 1 Haziran’da bazı mağazaların açılabileceği ve ilkokuldan başlamak üzere öğrencilerin okullara gidebileceği açıklandı. Planda, Temmuz ayı gibi güvenli olmaları ve sosyal mesafe kurallarını uygulamaları şartıyla bazı oteller ve halka açık yerleri yeniden açılması umuluyor.


    Örgütler dayanışma için açık
    İngiltere’de demokratik kitle örgütleri ise kapalı durumda. Kürdistan ve Türkiyeli bazı demokratik kitle örgütleri ise Dayanışma ağı üzerinden kurum kapılarını açık tutuyor. Ancak hiçbir kurumda toplantı ve etkinlik düzenlenemiyor.
    İngiltere’de pandeminin ana üssü Londra’da ise koronavirüse karşı mücadelenin en ön saflarında sağlıkçıların yanı sıra oluşturulan dayanışma ağları geliyor. Yerel yönetimlerin kurduğu yardım destek hatlarının yanı sıra demokratik kitle örgütleri eliyle oluşturulan Kriz Merkezleri, ihtiyaç sahibi insanlar, kimsesizler, karantinaya alınan ve evinden çıkamayanlar ve yaşlılar için çalışmalarını sürdürüyor.


    Dayanışma imece usülü örülüyor
    Kürdistanlı ve Türkiyeli kurumların Kriz Merkezlerine ise toptancı ve marketçiler başta olmak üzere toplum üyeleri de gıda ve sebzelerin yanı sıra maddi bağışlarda bulunarak katkılarını sürdürüyor.

    Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER) ve Kürt ve Türk Toplum Merkezi (DAY-MER) yoğun çalışmaları ile dikkat çekerken, tüm kurumların ortak bileşeni Demokratik Güç Birliği’de çalışmaları koordine ederek dayanışma ağlarını güçlendirmek için çalışıyor.

    Her an ve koşulda yanınızda
    Hayatlarını riske ederek her gün onlarca kişi ve aileye ulaşmaya çalışan dayanışma ağları sadece maddi yardımlarda bulunmuyorlar. Bununla birlikte özellikle dil bilmeyenler için tercümanlar ayarlanıyor, kadına yönelik şiddete karşı devlet kurumlarına yönlendirmeler yapılırken ihtiyacı olanlar için gönüllü psikologlar ile insanlara ücretsiz terapi hizmeti sunuluyor.
    Kürt Halk Meclisi’nin Londra’nın altı bölgesinde oluşturduğu Kriz Merkezleri bir yandan toplum üyelerini arayarak sağlık ve ekonomik durumları hakkında bilgi alırken diğer yandan da ihtiyaç sahipleri için toptancılardan satın aldıkları erzakları ulaştırıyorlar.

    Kürtlerin oluşturduğu dayanışma ağlarında çalışanlar kimi zaman eczane kapılarında yaşlıların ilaçlarını alıp ulaştırırken, kimi zaman da hasta olanları kendi özel araçları ile hastaneden eve ulaştırıyorlar. Belediyeler ile günlük iletişim halinde olurken, bir yandan da çocukların eğitime dönük bir oluşturulan Eğitim Komisyonu temel ders kitapları listesini gönderiyor.

    Gıda Bankası oluşturuldu
    Gıda yardımlı konusunda Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ilk günden bu yana yoğun bir mesai harcıyor. Aleviler’in dayanışma ağları ile koronavirüsten dolayı maddi zorluğa giren gıda temin edemeyen ve hasta olanlar için adeta Federasyon binasında bir Gıda Bankası oluşturmuş durumda. Kürdistan ve Türkiyeli toplum ise BAF merkezine büyük miktarlarda gıda yardımlarında bulunuyor bu yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.

    Sağlık çalışanlarına destek
    Kürt ve Türk Toplum Merkezi Day-Mer’de ihtiyaç sahiplerine gıda yardımının yanı sıra Ankara Antlaşması ile ülkede kalan işsiz kalan insanlara ise maddi yardımlarda da bulunuyor. Day-Mer, özellikle sağlık çalışanlarına dönük yemek ve gıda destekleri ile dayanışmada bulunmaları dikkat çekiyor.

    Cemevinden adrese teslim
    İngiltere Alevi Kültür Merkezi’de Cemevi Mutfağı ise Alevi kadınların gönüllü katılımı ile yemekler hazırlanıyor ve ihtiyaç sahibi kişi ve ailelere gönderiliyor.
    Göçmen İşçiler Kültür Derneği’de (Gik-Der) sadece ihtiyaç sahiplerine destek vermek amacıyla kurum binasını belli saatler içinde açık tutuyor. Gik-Der Kuzey Londra’da bazı marketler ile anlaşarak sağlık çalışanlarının ücretsiz olarak meyve ve sebze ihtiyaçlarını karşılıyor.

  • Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar

    Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar

    Birleşik Krallık hükümetinin açıkladığı Koronavirüs destek paketinden Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların faydalanıp faydalanamayacağı veya faydalanacaksa hangi destek ve yardıma başvurabileceği bir süredir tartışılmasına rağmen net olmayan yönleri vardı. İşçi Partili milletvekili Feryal Clark Demirci gazetemizde yayınlanan Halkın Gündemi programında hükümetin gerekli birimleri ile iletişime geçtiği ve cevap aldığında bunu halk ile paylaşacağını ifade etmişti.

     

    Konuyla ilgili gazetemize yazılı bir açıklama gönderen İşçi Partili Kuzey Enfield milletvekili Feryal Clark Demirci Ankara Anlaşması vizesi ile Birleşik Kralllık’ta kalan Türkiyeli vatandaşların başvurabileceği destek ve yardımların listesini paylaştı.

    Demirci yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti; ”Birçok insanımızın COVID-19 salgınının getirdiği belirsizlikten kaynaklı endişeli olduğunu biliyorum. Yerel kurumlarımızın kriz sürecinde yaptığı çalışmalar ve kriz ile mücadeleleri çok değerli ve aynı zamanda yüreklendirici.  Kuzey Enfield’teki kurumlar ve kuruluşlar, bu zor dönemde ihtiyacı olan herkesin desteklenmesini sağlamak için bir araya geldiler ve bunun devam edeceğini biliyorum, ve hepsine gönülden teşekkür etmek istiyorum. Yerel NHS çalışanlarımız, bakım çalışanlarımız, Enfield Belediye ekibimiz ve ön saflardaki çalışanlarımız, bu virüsün neden olduğu zorlukları çözmemize yardımcı olmak için olağanüstü bir iş yapıyorlar.”

    Ankara Anlaşmalıların başvurabilecekleri destek ve yardımlar

    Demirci açıklamasının devamında Ankara Anlaşması vizesi ile ülkede kalan kişilerin başvurabileceği yardımları şöyle sıraladı;

    ”Ankara anlaşması ile Birleşik Krallık’ta yaşayan halkımıza da bazı konularda netlik elde edeceğimi söylemiştim. Hükümetin anons ettiği maddi destek paketinden Ankara anlaşması ile bu ülkede yaşayan işletmeciler ve bireyler de yararlanabiliyor.”

    ”Aşağıdaki listede bulunan bütün yardımlara baş vurma hakkına sahipler:

     

    • The Coronavirus Job Retention Scheme (CJRS)
    • The Self Employment Income Support Scheme (SEISS)
    • Rebates for Statutory Sick Pay (SSP) for SMEs
    • The Coronavirus Business Interruption Loan Scheme (CBILS)
    • The Bounce Back Loan Scheme (BBL) for SMEs
    • VAT deferral for up to 12 months
    • The Time To Pay scheme, through which businesses and self-employed individuals in financial distress, and with outstanding tax liabilities, can receive support with their tax affairs
    • Protection for commercial leaseholders against automatic forfeiture for non-payment until June 30, 2020

     

    Daha fazla bilgi edinmek veya başvuru yapmak için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz.

    https://www.businesssupport.gov.uk/coronavirus-business-support

    COVID-19’dan etkilenen bireyler için destek ayrıntılarını bu linte bulabilirsiniz:

    https://www.gov.uk/government/publications/support-for-those-affected-by-covid-19/support-for-those-affected-by-covid-19

    Demirci açıklamasının sonunda halkı mecbur kalmadıkça evde kalma çağrılarına uyması gerektiğini ifade ederek, ‘Birlikte, bu virüsü yenebilir ve hayat kurtarabiliriz’ dedi.

     

  • Londra KHM Dersim soykırımını naletledi

    Londra KHM Dersim soykırımını naletledi

    Dersim soykırımının yıldönümü dolayısıyla Londra Kürt Halk Meclisi bir açıklama yaparak katliamı lanetledi. Halk Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Kefensiz Toprağa Düşenlerimiz Karanlığı Aydınlatan Işığımızdır.

    37-38-39 Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Tüm Canlarımızı Saygı ile Anıyoruz.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda Dersim’e bir harekat düzenlemesi kararı alınmıştı. Bu karar ile Dersim Soykırımı resmi olarak başlatılmıştı. Şimdi ise Dersim tertelesinin 83. yıl dönümündeyiz. Her yıl terteleyi lanetlemek ve hayatlarını kaybedenleri anmak için alanlardan çeşitli anma etkinlikleri düzenliyorduk. Bu yıla özgün ise, her bir Dersimli ve Dersim dostu 4 Mayıs 19:37 de kefensiz toprağa düşenlerimiz için mum yakıp ağıtlar ile anacağız.

    Soykırım kararının üzerinden 83 Yil geçmesine rağmen hala;
    *Arşivler Açılmadı
    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar
    yerlerinin akıbeti belirsiz
    *Çeşitli cezalar alan ve farklı
    cezaevlerine götürülen 72 kişinin
    akıbeti ve ne oldukları belirsiz
    *Dersimin Kayıp Çocuklarının kimlere verildiği ve akıbeti belirsiz

    Kısacası devlet hala Dersim Soykırımı ile yüzleşmediği gibi acılarımızı siyasi malzeme yapmaktan dahi geri kalmıyorlar.

    O gün Soykırım kararını alanları lanetliyor ve her zaman yukardaki sorularımızı sormaya devam edeceğimizi haykırıyoruz.”

  • Koronavirüs Gölgesinde 1 Mayıs Dayanışması

    Koronavirüs Gölgesinde 1 Mayıs Dayanışması

    Erem Kansoy

    Avrupa’nın bir çok başkentinde olduğu gibi Londra’da da 1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramını kutlayanlar aynı zamanda sosyal mesafeyi de korudu.

    Dünya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü salgının gölgesinde kutluyor, daha önceki yıllarda kalabalık toplantılara, halaylara, çoşkuya ve protestolara sahne olan eylemler, bu kez sıkı önlemler altında düzenleniyor.

    LONDRA’DAN SELAMLADILAR

    Londra’nın ünlü Trafalgar meydanında bir asırı aşkındır alışık olduğumuz görüntülerin dışında 2020’nin 1 Mayısın’da sadece tek pankart gözlere takıldı. Partizan okurları tarafından açılan pankart ile 1 Mayıs birlik mücadele ve zafer günü selamladı. Uzun yıllardır ünlü Trafalgar meydanındaki 1 mayıs mitinglerinde en ön saflarda görmeye alışık olduğumuz “ Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao, yaşasın 1 Mayıs yaşasın Proleterya Enternasyonalizimi.” Yazılı pankart bu kez tek başına Partizan okurları tarafından Trafalgar meydanını süsledi.

    Korona Virüs salgını gölgesinde dünyada Türkiye’den Honkong’a, Paris’ten Seul’a kadar emekçiler 1 Mayısı sosyal mesafe ile koruyarak tarihe geçen görüntüler ortaya koydu.

  • Londra Kürt Halk Meclisi’nden 1 Mayıs bildirisi

    Londra Kürt Halk Meclisi’nden 1 Mayıs bildirisi

    Londra Kürt Halk Meclisi 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısı ile bir bildiri yayınladı. Bildiri de kapitalist modernite sistemine karşı alternatif yaşam ve devrimci komünal bir sistemin inşasının parametrelerine yer verildi.

    Londra Kürt Halk Meclisi’nin açıklamasının tam metni şöyle:

    *Dünyadaki tüm işçi ve emekçilerin dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs kutlu olsun! Bilindiği gibi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü gibi 1 Mayıs işçi bayramı da; egemen sınıfların sömürgen düzenine karşı Kadınların, işçilerin,köylülerin ve devrimcilerin verdiği direnişlerin kanlı bir şekilde bastırılmasına rağmen, devrimciler ve sosyalistlerin mücadele azmi ve kararlılığı sonucu elde edilen kazanımlardir. Yani sosyalistler ve devrimciler açısından bu önemli günler sadece kutlanilacak günler değil aynı zamanda kapitalizme ve her türlü sömürüye karşı devrimci mücadelenin en fazla yükseltilmesi gereken günler olmaktadır..

     

    Tüm dünyayı saran coronavirüs pandemisinden dolayı, sistem karşıtı hareketler ve örgütler olarak sosyalist bir ilke düzeyinde insan yaşamını kutsal görmemiz ve halk sağlığına verdiğimiz değerden ötürü ne yazık ki bu yıl 1 Mayıs’ta alanlarda kol kola, omuz omuza sloganlarımızı haykıramadık, eşit ve özgür bir düzen içerisinde sosyalist bir dünya istemimizden korkan kapitalist egemen sınıfların ve ulus devletlerin bu korkusunu daha da fazla arttıramadık. Fakat bu pandemi her ne kadar özellikle biz emekçileri,ezilenleri, yoksulları daha fazla etkilese de, yaşamlarımızı daha da zorlaştırsa da; ulus devletlerin yıllardır dünyanın her yerinde aynı zihniyetle toplum sağlığını hiçe saydığını, savaşlara,silah endüstrisine,burjuvazinin kar sermaye düzenine milyarlarca dolar para aktarırlarken, insan yaşamını ilgilendiren konularda özellikle de sağlık alanında hiç bir önlemin alınmadığını ve yeterince kaynak sağlanmadığını kanıtlamıştır. Bu zalim düzene karşı bugün dünyanın dört bir yanında kurulan kollektif dayanışma ağları tüm insanlığa umut vermektedir. Bu umut damlacığı; Sosyalist bir topluma ulaşmak ve bu bilinci tüm insanlığa taşıyabilmek için bu kollektif ruhun virüs sonrasında da devam etmesini emretmektedir.

     

    Bu virüsten dolayı yaşamını en çok yitirenler kapitalist sömürü sisteminin “verimsiz” olarak gördüğü yaşlı dedelerimiz, ninelerimiz,teyzelerimiz, amcalarımız, annelerimiz kısacası bir bütün bir toplumun kollektif hafızasını taşıyan insanlardır. Bu sebepten dolayı da ulus devletler -her ne kadar bunu bir kriz ve virüse karşı bir savaş olarak ilan etseler de- ellerindeki tüm imkanları seferber etmemekte ve çözümü ağırdan almaktadırlar. Yine devletler yeterli ölçüde test kiti, maske ve eldiven bile sağlayamadığından dolayı kapitalizmin vahşi düzeni karşısında bu virüs sebebiyle yaşamını yitiren bir çok sağlık ve ulaşım emekçisi bulunmaktadır. Bizlerden çok uzakta farklı bir coğrafyaya baktığımızda, örneğin Kürtlerin, Arapların, Asurilerin,Ermenilerin,Türkmenlerin ve Hristayanların eşit şekilde yaşama imkanı bulduğu Kuzey Suriye’ye Yani Ortadoğu devriminin başladığı ve durdurulamayacağı mekan olan Rojavaya gittiğimizde, Savaş ve sömürü rejimi olan kapitalist sistemin acentaları olan ulus devletlerin vahşi yüzünü daha fazla gösterdiklerine tanık oluyoruz.

     

    Tüm dünyanın gündemi coronavirüs pandemisi iken, geçtiğimiz bir kaç hafta içerisinde Faşist Türk devleti Rojavaya giden suyu keserek 450 bin insanı susuz bırakmış, askeri saldırılarını arttırmış, işgal ettiği Gire sipi’ye ordan burdan topladığı cihatçıların ailelerinde oluşan binlerce yeni kişiyi taşımış, Türk ceza evlerinde bulunan tüm adli hükümlüler coronavirüs affıyla serbest bırakılırken, bazılarının ciddi sağlık problemleri de olmasına rağmen tek bir siyasi tutukluyu dahi serbest bırakmayarak virüs karşısında ölüme terketmiş, Faşist Türk devletinin müttefiği olan Kuzey Irak bölgesel Kürt  hükümetinin de desteğiyle BM mülteci kampı statüsünde olan Mahmur bombalanarak üç kadını katledilmiş ve bu kampa yaklaşık 8 aydır uygulanan ambargo daha fazla sıkılaştırılmıştır. Faşist Diktatör Erdoğan ve savaş rejimi tüm bu zalimlikleri yaparken Dünya sağlık örgütü ve BM gibi ilgili kuruluşlar tek bir kelime etmedikleri gibi, Dünya sağlık örgütü, Suriye devletine ve Faşist Türk devletinin işgal ettiği Suriye kentlerine sağlık yardımları yaparken Kuzey Suriye özerk yönetimine ise hiçbir yardımda bulunmamıştır.

     

    Degerli Yoldaşlar ve kardeşler!

    22 yıldır bir adada tecrit koşullarında tutsak olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan seneler önce yazdığı özgürlük sosyolojisi kitabında şöyle demişti:

     

    “SADECE TOPLUMSAL YAŞAM DEĞİL,DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜM CANLI YAŞAMI TEHDİT ALTINDADIR.

     

    Unutmamak gerekir ki, çevre halkaları milyonlarca yıllık evrimle oluşmuştur. Genelde son beş bin yıllık, özelde son iki yüz yıllık tahribatlar, milyonlarca yılın evrim halkalarından binlercesini koparmayı daha kısa sayılabilecek bu zaman diliminde gerçekleştirmişlerdir.

     

    Kırılış reaksiyonu başlamıştır. Nasıl durdurulacağı kestirilememektedir. Atmosferde başta karbondioksit (CO2) oranı ve diğer gazların yarattığı kirlenmenin, mevcut haliyle yüzlerce, hatta binlerce yıl temizlenemeyeceği öngörülmektedir. Bitkiler ve hayvanlar dünyasında yaşanan yıkımların sonuçları belki de tam anlamıyla ortaya çıkmış değildir. Ama her iki dünyanın da en az atmosfer kadar S.O.S işareti verdiği açıktır. Denizler ve ırmakların kirlenmesi ve çölleşme daha şimdiden felaket sınırlarına dayanmıştır. Tüm belirtiler kıyametin doğal dengenin bozulması sonucunda değil, bir kısım şebekeler halinde örgütlenmiş gruplar eliyle topluma yaşatılacağını

    göstermektedir. Elbette bu gidişata doğanın vereceği yanıtlar da olacaktır. Çünkü o da canlı ve zekâlıdır. Onun da tahammül gücünün sınırları vardır. Direnmesini yerinde ve zamanında gösterecek, bu yer ve zaman geldiğinde insanların gözyaşlarına bakmayacaktır. Çünkü kendilerinin yeteneklerine, bahşedilen değerlere ihanet etmekten hepsi sorumlu tutulacaktır. Kıyamet de böyle öngörülmüş değil miydi?

    Burada amacım felaket senaryolarına yenilerini eklemek değildir; fakat toplumun mutlaka sorumlu olması gereken her üyesi gibi gerekli sorumlulukla ve varlık nedenimiz olan ahlâki ve politik görev anlayışımızla yeteneklerimiz oranında gerekeni söylemek ve yapmaktır.”

     

    Evet değerli yoldaşlar böyle yazmıştı Demokratik Konfederalizm lideri Abdullah Ocalan. Dünyamızın, sağlığımızın, eşit,onurlu ve özgürce yaşama hakkımızın,  bu sömürü sisteminden kurtulmasını ve emeğimizin özgürleştirilmesini gerçekten istiyorsak eğer artık şapkamızı önümüze koyup devlet dışı sosyalist,ekonomik ve ekolojik yeni örgütlenme modelleri üzerinde düşünmemizin zamanı geldi de geçiyor. Unutmayalımki bugün kapitalist devletlerin bile tanımak zorunda kaldığı; ücretli izin kullanma, 8 saatlik vardiya, ücretsiz okul öncesi eğitimi ve kreş hakkı, ücretsiz profesyonel sağlık hizmeti ve Sendikadan onay alınmadan işçi’nin işten atılamaması gibi bir çok hak Ekim Sovyet devrimiyle kazanıldı. Fakat Sosyalizmin insanlığa kazandırdığı tüm bu hakların yanında; bugün doğayı tahrip ederek ve sermaye-kâr-iktidar düzeninin çıkarları için kaynakları orantısız bir şekilde tüketerek, gelecek nesiller açısından yaşamı sürdürülemez bir noktaya getiren endüstriyalizmin; geçtiğimiz yüzyılda sosyalist partiler ve programlar tarafından da ön plana çıkarılıp, ekolojinin ise gündeme alınmaması yeni yol ve mücadele yöntemleri geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

     

    Her devlet Paris iklim Anlaşması uyarınca verdikleri sözleri tutsa bile ki bu şu anda olası görünmüyor, önümüzdeki 30 yıl içerisinde küresel ısınma 3C ve 4C arasında olacak. Bu tehlikeli iklimsel kriz; artan insan nüfusu ve sulama suyu, toprak ve polen taşıyıcıların kaybı ile bir araya geldiğinde, dünyayı yapısal açlığa itebilir. Bugün bile, dünyada toplamda gıda fazlası olduğu halde, zenginlik ve gücün eşitsiz dağılımının bir sonucu olarak yüz milyonlarca insan yetersiz beslenmekte, 1 milyara yakın insan içme suyuna dahi ulaşamamaktadır. Tüm bu tehlikeli gidişata rağmen Ulus devletler ve kapitalist burjuvazi; savaş, azami kâr ve güvenlik politikaları yüzünden, bu felaketi önlemek bir yana hazırlanmak için bile neredeyse hiçbir şey yapmıyorlar.

     

    Böylesi tarihsel kritik bir sürecin yaşandığı günümüzde Kapitalist Modernite ve tüketim toplumuna karşı Abdullah Öcalanın sistemleştirdiği Demokratik Konfederalizmin; devlet dışı  demokratik,ekolojik ve sosyalist bir paradigma olarak sosyalist örgütlenmeler tarafından daha fazla tartışılması gerektiğine inanıyoruz.

     

    Değerli işçi ve emekçi yoldaşlar!

     

    Bundan 200 yıl önce bu coğrafyada yaşamış olan, fabrikaları olmasına rağmen kollektif yaşamıyla örnek olan, ütopyan sosyalizm ve kooperatif dayanışmanın kurucularından biri olarak kabul edilen Robert Owen’ın, kapitalist sömürü düzenine karşı biz emekçilerin ilk önce zihinsel bağımsızlığımızı ilan etmemiz gerektiğini söylediğini hatırlatmak istiyoruz. Şunu demek istiyoruz yoldaşlar; toprakla ve üretimle bağımızı kopararak, emeğimize yabancılaşmamıza sebep olan kapitalizme ve endüstriyalizme karşı yeniden yüzümüzü toprağa dönelim, Kapitalizmin “sektörler” adı altında yarattığı suni iş alanlarında sömürülen emeğimize ve nesneleştirilmeye karşı kendi komünal-kollektif iş olanaklarımızı yaratalım, kâr amaçlı değil ihtiyaç odaklı endüstriyel ve ekolojik kentler, kooperatif tarım-köy projelerini her yerde bir an önce başlatabilelim.. Unutmayalım ki; yine bu coğrafyada yaşanan Luddites ve Chartist isyanlarında işçiler ve köylüler, iş makinalarıyla insan emeğinin daha fazla sömürülmesine,daha fazla işsizliğe sebep olan ve işçilerin seçme ve seçilme hakkını yok sayan burjuvaziye ve oligarşiye karşı ilk olarak iş makinalarını parçalayarak isyana kalkmışlardır. Eğer bugün bizler emekçiler olarak kaderimizi ve çalışma olanaklarımızı devletlere ve kapitalistlere bırakırsak bu yaklaşan krizlere hazırlıksız ve örgütsüz yakalanmak anlamına gelecektir.

     

    Dünyadaki Tüm emekçilerin 1 Mayıs emek ve mücadele gününü bir kez daha kutluyor ve mesajımıza Gallerli ütopyan Sosyalist Robert Owen’ın güzel bir sözüyle son vermek istiyoruz:

     

    “İnsan dogasinin tadını çıkarabileceği, tüm mutluluğu sürdürebileceği tek bir mod vardır, her birinin yararına herkesin birliği ve işbirliğidir”.

     

    Yaşasın 1 Mayıs!

    Yaşasın Dünya emekçilerinin,halklarının kardeşliği ve Sosyalizm mücadelesi!”

     

     

  • Britanya KHM’den ‘Kardeş Aile’ çağrısı

    Britanya KHM’den ‘Kardeş Aile’ çağrısı

    DİREN DİCLE ERDEN

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, Heyva Sor’un başlatmış olduğu Kardeş Aile kampanyasına başta Kürtler olmak üzere tüm dost kurum ve şahsiyetlerin katılarak dayanışmaya güç vermeleri çağrısında bulundu.

     HDP tarafından başlatılan ve Britanya’da Heyva-Sor tarafından yürütülen ‘Kardeş Aile’ kampanyasına merkezleri Londra’da bulunan Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER), Kürecikliler, Tilkililer ve Kıskısraklılar Dayanışma Dernekleri destek vereceklerini belirtti. Heyva-Sor UK kampanya kapsamında çalışmaları sürdürdürken, Britanya Kürt Halk Meclisi’de ülkenin bir çok yerinde bulunan meclislerine genelge göndererek kampanyaya katılım çağısında bulundu.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, işgalci Türk devletinin ve diğer egemen ülkelerin, yıllardır her türlü soykırımcı saldırılarına karşı Kürt halkının büyük bir direniş sergilediğini belirtti.

     

    ŞİMDİ DAYANIŞMA ZAMANIDIR

    Faşist AKP-MHP iktidarının Kuzey ve Güney Kürdistan ile Rojava’ya yönelik saldırılarını küresel salgında bile durdurmadığına dikkat çeken Ercan Akbal, “Faşist rejim hiç bir insani durumu tanımıyor. Kürdistanın bir çok kentini bombalayarak katliamlar yaparak halkımıza korkunç saldırılarda bulundu. Binlerce aile evinden yurdundan işinden oldu. Kuzey Kürdistan’da adeta küresel salgın yayılsın diye testler uygulamıyor yeterli tedbirler almayarak kendi kaderine terk etmiş durumda Şimdi dayanışma zamanıdır” diye kaydetti.

     

    KAMPANYANIN ÖNCÜSÜ OLALIM 

    Kardeş Aile edinmenin en insani en yurtsever tutum olduğunu vurgulayan Akbal, Heyva Sor a Kurdistanê’nin başlatmış olduğu maddi destek kampanyasını aktif bir şekilde desteklediklerini söyledi. Akbal, bu kampanyanın başarıya ulaşabilmesi için tüm alanlardaki çalışanlarının hem Kardeş Aile edinmesini hem de kampanyanın öncüleri olması gerektiğinin altını çizerek, bunun hem insani hem de ulusal bir görev olduğunun altını çizdi.

     

    DOSTLAR ÇAĞRI

    Rojava’da, Maxmur’da, Şengal’de, Doğu ve Kuzey Kürdistan’da, devletlerin savaş politikaları yüzünden, işinden, aşından edilen Kürdistanlılarla dayanışma için herkesin harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Akbal, tüm dost kurum ve şahsiyetleri de kampanya katılarak dayanışmaya güç katmaları çağrısında bulundu.

     

    Heyva-Sor UK’nin başlattığı kampanya şartları:

    1- Kardeş aileye 3 ay boyunca en az aylık 100 pound gönderilmesi gerekmektedir.

    2- Yardım edilecek kardeş ailenin bilgileri Heyva Sor tarafından verilecektir.

    3- Kardeş aile edinen aile yardımı direk kendisi gönderebileceği gibi bu yardımı Heyva Sor’a göndererek de aileye ulaştırılmasını sağlayabilir.

    Heyva Sor a Kurdistane olarak tüm herkese çağrımız; insanı görevimizi yerine getirerek bu zor günlerde ihtiyaç sahibi ailelerimize yardım elini uzatalım ve dayanışmayı büyütelim.

     

    Kampanyaya katılmak isteyenler için banka bilgileri ise şöyle:

     

    Britanya
    Kurdish Red Moon (Heyva Sor a Kurdistanê)
    Fairfax Hall 11 Portland Gardens London N4 IHU
    Tlf: 0044 7780 179787
    E-mail: heyvasorakurdistane2012@gmail.com
    Registered Charity No: 10 93 741
    Company No: 42 85 714
    The Co-operative Bank
    Bank Sort code: 089299
    Bank Account No: 65863091
    IBAN: GB55 CPBK 0892 9965 8630 91
    BIC: CPBK GB22

    http://heyvasoruk.org/