Tag: Hot News

  • Irkçılık ve Faşizme Karşı GİK-DER Kültür Sanat Park Festivali Bu Yıl Online Yapılacak

    Irkçılık ve Faşizme Karşı GİK-DER Kültür Sanat Park Festivali Bu Yıl Online Yapılacak

    Göçmen İşçiler Derneği (Gik-Der) her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği Irkçılık ve Faşizme karşı GİK-DER Kültür Sanat Park Festivalini bu yıl yaşanılan Koronavirüs salgınından kaynaklı iptal ettiklerini açıkladı.

    Kontrollü sokağa çıkma yasağının 5 Mayıs’a kadar uzatılması beklenirken bu yıl yapılması kararlaştırılan tüm etkinlikler de iptal duyurularını yapmaya başladı. Londra da ırkçılık ve faşizme karşı gerçekleşen tek park festivali olma özelliğini taşıyan Irkçılık ve Faşizme Karşı GİK-DER Kültür Sanat Park Festivali’nin bu yıl on ikincisinin düzenlenmesi planlanıyordu. Festival, toplumların karşı karşıya kaldığı ırkçılığa ve faşizme karşı birlikte yaşamayı, bütünleşmeyi ve dayanışmayı büyütmeyi amaçlıyordu.

    Göçmen İşçiler Kültür Derneği Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama ise kısaca şöyle:

    “Irkçılığa ve Faşizme karşı mücadelemizi her alanda sürdürmeye devam edeceğimiz bu süreçte çalışmalarımızı farklı boyutlarda yürüteceğiz. Yine festivalimizin gerçekleşmesinin planlandığı 12 Temmuz günü online gerçekleştireceğimiz Konser ve konuşmalar ile sizlerin karşısında olacağız.”

     

  • Koronavirüsü yenen 74 yaşındaki Ozan Mecali: Covid-19’u saklamayınız

    Koronavirüsü yenen 74 yaşındaki Ozan Mecali: Covid-19’u saklamayınız

    HİKMET ERDEN

    Londra’da 4 kez hastaneye kaldırılan ve bir aylık sürecin sonunda koronavirüsü yenen 74 yaşındaki Ozan Mecali, virüse yakalanan insanların bunu saklaması durumunda kendi yakınlarının ve çevresinin ölümüne sebep olabileceğini söyledi.

     

    Londra’da Kürdistan ve Türkiye toplumunun yakından tanıdığı 74 yaşındaki Ozan Mecali (Ali Maden), bir aylık mücadele sonunda koronavirüsü tamamen yenerek taburcu edildi. Aynı zamanda şair olan ve şiirleri ile de bilinen Kürt Alevi Ozan Mecali, yaklaşık bir ay önce bronşiti nedeniyle fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Doktorlar, Mecali’nin koronavirüse yakalandığını ve bu durumun bronşitini ağırlaştırdığını söyleyerek, Middlesex Hastanesi’nde tedavi altına alınmasına karar verdi. Mecali birkaç gün sonra taburcu edilse de yakalandığı  koronavirüs nedeniyle ‘evden hastaneye hastaneden eve’ sürecini tam 4 kez yaşadı ve sonunda virüsü yendi. Ozan Mecali, yaşama arzusu, inanç ve morali ile virüsü yenmeyi başardığını söylerken, “Durum ciddi ve yaşama değer verin evinizde kalın” dedi.

     

    SAKLAMAK CİNAYETTİR 

    Elbistan İlçesi Köşk Köylu olan ve Sinemilili aşiretinden Ozan Mecali koronavirüsü tamamen yense de  evde izole sürecine girerken, topluma da önemli uyarılarda bulundu. Koronavirüsü yenmeyi başardığını ancak insanların bu virüse yakalandıkları halde bunu saklamalarının çok tehlikeli olduğunu söyledi. Koronavirüse yakalanmanın ayıp bir şey olmadığını bunun bir salgın olduğunu ifade eden Ozan Mecali, “Yazıktır günahtır. Siz koronavirüse yakalandığınızı sakladığınız da sizin sevdikleriniz bunu bilmediği için önlemini almıyor kendini izole etmiyor. Adı üzerinde bir virüstür ve siz sevdiklerinizin ölümüne yada hastalanmasına neden olmak istemiyorsanız lütfen virüse yakalandığınız da çevrenize yakınlarınıza ailenize bunu söyleyin” diye konuştu.

     

    Saklamanın bir diğer adının ‘cinayet’ olduğunu söyleyen Ozan Mecali, “ Aksi cinayettir aslında. Ben bu hastalığı her zaman gittiğim bir köylülerimizin kahvehanesin de kaptığımı düşünüyorum. Çünkü başka bir yere gitmiyordum. Orda koronavirüse yakalananlar varmış ve bize söylememişler. İşte neredeyse bu söylememe canımıza mal oluyordu” dedi.

     

    Ozan Torunu Alican’ın Facebook ve Twitter hesabından Kürtçe “Ew küre Albistane û wi corona kuşt, her biji Qalo” (Elbistanın oğludur ve koronavirüsü öldürdü) diye yazarak sevincini paylaşması ise yüzlerce insandan olumlu tepkiler aldı.

     

  • İngiltere DGB: Dayanışma inceliğini sergileyelim

    İngiltere DGB: Dayanışma inceliğini sergileyelim

    İngiltere Demokratik Güç Birliği (DGB) koronavirüs sürecini en sağlık şekilde atlatabilmenin yolunun toplumsal dayanışma olduğunu vurgulayarak, “Dayanışma ezilenlerin inceliğidir. Olanak ve imkanı olan tüm halkımızı bu inceliği sergilemeye davet ediyoruz” dedi.

    Demokratik Güç Birliği koronavirüs karşısında geliştirdikleri dayanışma ağına ilişkin bir açıklama yaptı. Bugüne kadar yaşamını yitiren Kürtçe

    Türkçe konuşan toplum üyesi 50 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edilerek, demokratik kitle örgütlerinin ortak çalışmalarının sürdüğünün altı çizildi.

    Koronavirüs salgınının başlaması ve ekonomik etkisini göstermeye başlaması ile hükümetlerin özellikle büyük ölçekli ticari işletmelerin karşı karşıya kalabilecekleri krizi çözmek icin destek paketleri açıkladıklarına dikkat çeken DGB, “Britanya gibi demokrasinin beşiği olarak anılan bu ülkede dahi bu salgının yarattığı ekonomik tahribata hükümetlerin can simidini ilk attığı kesim yine ticari işletmeler oldu. Halktan yoksul işçi ve emekçilere ise bugüne kadar adı skandallar ile anılan Universal Credit’in kapısı gösterildi. Toplumumuza mensup işçi ve emekçilerin, Ankara Antlaşmalılar, devlet yardımları ile geçinenler bu sürçten en agır darbeyi alan ve almaya devam eden kesimlerdir” denildi.

     

    DAYANIŞMA İNCELİĞİNİ GÖSTERELİM 

    DGB’nin çalışmalarının bir çok insana umut olmaya devam ettiği ifade edilen açıklamada, şu çağrıya yer verildi: “DGB olarak yürüttüğümüz çalışmalar tamamen toplum üyelerimizin gönüllü çalışması üzerine yürümekte. Yine ihtiyaç sahipleri için yapmış olduğumuz gıda ve ilaç yardımı toplumumuzun maddi destekleri ile sürdürülmekte. Bundan sonra da bu çalışmaların daha kapsamlı ilerleyebilmesi için sağlıklı olan ve ihtiyaç sahiplerine gönüllü olarak destekte bulunmak isteyenlerin bizler ile irtibata geçmesini istiyoruz. Kuşkusuz bu süreci atlatacağız. Bu süreci en sağlıklı şekilde atlatabilmemizin yolu toplumsal dayanışmadan geçmektedir. Dayanışma ezilenlerin inceliğidir. Olanak ve imkanı olan tüm halkımızı bu inceliği sergilemeye davet ediyoruz.”

     

    Demokratik Güç Birliği çalışmaları ile ilgili bilgi yada var olan ihtiyaçların ulaştırılması için iletişime geçebileceğiniz telefon numaraları:

     

    Gik-Der – 07927211122

    Britanya Alevi Federasyonu – 07723926328

    CEMEVİ – 07971434834

    DAY-MER – 07956260367

    Kurdish -07734360980

     

     

  • Online Kürtçe derse rekor katılım!

    Online Kürtçe derse rekor katılım!

    HİKMET ERDEN

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs’ten kaynaklı insanların mecburi olarak evlerine kapandığı bu zor karantina günlerinde başlatılan online Kürtçe dil kursuna çok yoğun ilgi oluştu. Kürt dil öğretmeni Aledin Sinayiç’in başlattığı online Kürtçe derslerine Almanya’dan Amerika’ya İngiltere’den Japonya’ya Çin’e kadar yüz kişi katıldı. Ders için kullanılan online platformun kapasitesinin yüz kişi ile sınırlı olmasından kaynaklı çok sayıda kişi de derse katılamadı. Yaşanan yoğun ilgiden kaynaklı yeni eğitmenler ile kurs sayısını insanların Kürtçe seviyelerine göre arttıracağını belirten Sinayiç, bu ilgiye ve ihtiyaca cevap olmak için diğer Kürtçe eğitimcilerle yoğun bir çalışma yürüteceklerini ifade etti.

    Londra merkezli başlatılan Online Kürtçe dil kursu şimdiye kadar yapılan en kalabalık Kürtçe kursu olarak ta kayıtlara geçti. En kalabalık olmasının yanında, dünyanın dört bir yanından farklı yaş gruplarından insanların katılımıyla en renkli sınıf olarak ta yerini aldı. Kürt ve Kürtçe ile ilgili yapılan tüm çalışmalara saldırılar olduğu gibi bazı faşist troller organize bir şekilde online Kürtçe dersini sabote etme girişimleri de oluşturulan üç kişilik teknik güvenlik ekibi ile boşa çıkarıldı.

    ‘Yoğun ilgi Kürt dili eğitmenlerine ve kurumlarına bir mesaj’

    Dersin başlangıcında Dr. Midhad Çewlik Kürt dili ve lehçeleri hakkında kısa bir sunum yaparken, Mamoste Aledin’in eski öğrencilerinden İskandar Ding de kısa bir sunum yaptı. 15 dil konuşabilen Ding dil öğrenme sürecinde yapılması gerekenleri ve Kürtçe öğrenirken yaşadığı deneyimleri paylaştı.

    Yapılan sunumlardan sonra başlayan Ingilizce anlatımlı Kürtçe dersi yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Ders yine İskandar Ding adlı akademisyen ve müzisyenin söylediği Kürtçe şarkı ile sona erdi.

    Dersin ardından gazetemize konuşan Sinayiç, yaşanan yoğun ilginin Kürt dili eğitmenlerine ve Kürt kurumlarına büyük bir mesaj içerdiğini ve bu mesajın ‘harekete geçin’ olduğunu ifade etti.

    ‘‘Kürt dili ile uğraşan ve emek veren çok sayıda şahıs ve kurum var. Ancak bizler insanların bize gelmesini bekliyoruz. Halbuki teknolojinin bize sunduğu imkanlardan faydalanıp insanların evine girebiliriz. Ben bu proje ile bunu kanıtlamaya çalıştım; artık insanların evine Kürtçeyi biz götürelim. Bunun için bir bilgisayar veya elimizdeki telefon yeter.’’

    ‘İlgi karşısında çok duygulandım’

    Yaşanan yoğun ilgi karşısında duygulandığını ifade eden Sinayiç şunları belirtti; ‘‘Şirnex’in Cizre ilçesinin kırsal bir köyünde 5 yaşındayken ilkokula başladığımda tek kelime Türkçe bilmezken, öğretmenim Fedai Öztürk te tek kelime Kürtçe bilmiyordu. Türkçe bilmediğimden kaynaklı tırnak uçlarıma yediğim o kalın odun cetvelin acısını şuan gibi hatırlıyorum. Evet, o cetvelin acısı benim iyi düzeyde Türkçe öğrenmemi sağladı, ancak Annem Delal’in bildiği tek dil olan Kürtçe ‘ye olan sevdamı da büyüttü. Şimdi o günleri anımsarken bugün tüm dünyada Kürtçe ’ye bu denli yoğun ilgi karşısında duygulanmamak elde değil.’’

    ‘Dilin öldüğü yerde bir halk ölür’

    Yıllardır başkent Londra’da Kürtçe dil eğitimi veren Aledin Sinayiç, Kürtçe’nin kadim bir dil olduğunu ve milyonlarca Kürt tarafından konuşulduğunu ancak Kürtçe’ye yönelik saldırıların da hiç bitmediğini ifade etti.

    ‘‘Düşünün 21’inci yüzyılda yaşıyoruz ve halen bir dile yönelik bu kadar barbarca saldırı var. Bir halkı diğer bir halk grubundan ayıran temel özellik konuştuğu dildir, Kürdü Kürd yapan konuştuğu dildir. Kimlik bilinci de, duyguları da o dil çerçevesinde gelişir. Dilin öldüğü bir yerde bir halk ölür. O yüzdendir Kürtçeye bu kadar saldırmaları. Bakın Kürt belediyelerine atanan kayyımlara, ilk icraatları belediye çalışmalarından Kürtçeyi kaldırmak oluyor.’’

    ‘‘Ben Kürdistan’dan kopmak zorunda kaldığım bu 10 yıl boyunca hep Kürtçe’ye tutundum. On yıldır başkent Londra’da özellikle de Kürt Halk Meclisleri bünyesinde Kürtçe dersleri veriyorum. Şimdiye kadar dünyanın onlarca halklarından binden fazla öğrenciye ders verdim. Ve bu zor mülteci yıllarımda bana yaşam gücü verdi. Ama beni en çok acıtan Kürt öğrencilerim oldu. Aralarında sadece bir nesil olan birçok öğrencim dedesi ve nenesiyle hiç iletişim kuramadığına şahit oldum. Bu korkunç bir durum.’’

     ‘Online Kürtçe dersleri daha da geliştireceğiz’

    Koronavirüs’ten kaynaklı karantina günleri başlamadan önce iki tanesi Kürt kurumunda, bir tanesi de LSE (London School Of Economics) üniversitesinde olan üç sınıfa Kürtçe dil eğitimi veren Sinayiç, dört haftadır her üç sınıfa da ayrı günlerde online Kürtçe eğitimi vermeye devam ediyor. İnsanların evlerine kapanmak zorunda kaldığı bu zor günlerde Kürtçe öğrenme talebinin daha da arttığını ifade eden Sinayiç bu yüzden bu çalışmayı büyütmek istediğini ifade etti.

    ‘‘Haftanın üç akşamı farklı düzeylerde online olarak Kürtçe eğitimi veriyordum. Ancak yoğun talepten kaynaklı bunu geliştirmeye karar verdim. Bu hafta ilk

    kalabalık sınıfımıza başladık, gelecek haftalarda diğer Kürtçe eğitmen arkadaşların da yardımıyla sınıf sayılarını geliştireceğiz. Ben sizin gazeteniz aracılığıyla Kürtçe eğitmenlere ve Kürtçe sevdalısı sanatçılara çağrı yapmak istiyorum. Lütfen bu zor günleri böylesi değerli çalışmalarla atlatalım. Hep beraber bu sevdayı büyütelim.’’

    Sinayiç son olarak Kürtçe diline ilgi duyan ve bu projenin parçası olmak isteyen ve Kürtçe öğrenmek isteyenlere kurdimamoste@gmail.com email adresinden iletişim kurma çağrısı yaptı.

     

     

     


  • Koronovirüsten Korunurken Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruyacağız?

    Koronovirüsten Korunurken Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruyacağız?

    Klinik Psikolog Dr. Duygu Cantekin

    Günlerdir koronavirüse karşı kendimizi nasıl korumamız gerektiğini sayısız uzmandan, hükümet yetkililerinden ve medyadan dinledik, öğrendik. Peki bu süreçte akıl sağlığımızı nasıl koruyacağımızı biliyor muyuz? Herkes için olağanüstü olan bu durumla sağlıklı baş edebiliyor muyuz?
    Bunun için gerekli gördüğüm 6 maddeyi sizinle paylaşıyorum.

    1- Sosyal medya kullanımını sınırlandırın:
    Kriz durumlarında doğru haber alma ihtiyacı çok doğaldır. Belirsizlikten, oluşan panik havasından, başımıza nelerin geleceğini öğrenme telaşıyla özellikle sosyal medyayı çok fazla takip ederiz. Ancak burada önemli olan gerekli ve yeterli bilgiye ulaşmaktır. Bundan fazlası kaygı ve stresinizi arttırmaktan, panik havasını çoğaltmaktan başka bir işe yaramaz. Sürekli koronavirüsle ilgili haberleri, paylaşımları takip etmek çaresiz, umutsuz hissetmenize, bunalmanıza, kaygılarınızı arttırdığı kadar depresif hissetmenize de neden olur. Belli bir zaman diliminde, günlük gelişmelerle ilgili temel bilgileri edinin, sonra kapatın. Emin olun yeterince şey biliyorsunuz. Ayrıca, sosyal medyadan aldığınız her habere doğruluğunu kontrol etmeden inanmayın ve yaymayın. Sadece konusunda uzman ve güvenilir olan kaynakların haberlerine itibar edin.

    2- ‘Gereksiz’ stokçuluğu bırakın ve ihtiyaçlarınıza odaklanın:
    Evet, doğru. İzlediğimiz tüm distopik, apokaliptik filmlerin ilk sahnelerini yaşıyor gibiyiz. Ama bu filmlerden tek bir şey öğrendiysek o da paniğin hiç işe yaramadığı; aksine krizi derinleştirdiği. ‘Hayatta kalma mücadelesi’ verdiğimizi düşündüğümüz zamanda kaynaklarımızı sağlama alma ihtiyacı hissederiz. Ancak panik ve kaygı rasyonel değerlendirmeyi ketler. Unutmayın, gereksiz stok sizi sağlama almaz, aksine kaynakların tükenmesine ve ihtiyacı olanların erişiminin zorlaşmasına neden olur. Her markete gittiğinizde boş raflar görmek ise panik ve çaresizlik hissini daha da arttırır.

    3- Kaygınızın normal olduğunu kabul edin ve ona zaman ayırın:
    Kaygı, evrimsel olarak hayatta kalmamamızı sağlayan önemli bir duygudur. Bir tehdit algıladığımızda vücudumuzun kendini korumak için gösterdiği reaksiyondur. Böyle bir süreçte de bir dereceye kadar kaygılı olmamız gayet doğaldır. Kaygınızı yaşamak için gün içinde kendinize yarım saat zaman ayırın (Uyumadan hemen önce olmasın) ve sadece o yarım saat içinde kaygınızı yaşamaya izin verin. Bu süre içinde de kontrolünüzün hiç olmadığı veya çok az olduğu kaygılar ile kontrol edebileceğiniz kaygıların ayrımını yapın. Bu yarım saat dışındaki tüm zamanda anda kalmaya gayret edin.

    4- Fiziksel mesafelenme uygulayın, sosyal mesafelenme değil:
    Her gün sevdiklerinizi, arkadaşlarınızı, ailenizi belli bir rutinde arayın. Onlarla sadece koronavirüs hakkında konuşup tembihlerde bulunmayın. Konuşacak başka gündemler yaratmaya özen gösterin. Mümkünse keyifli konular olsun.

    5- Kendinize vakit ayırmak için bir fırsat olarak görün:
    Evde kapalı kaldığınızı değil, kendinize ve evinize odaklandığınızı düşünün. Her zaman ‘ah bir vaktim olsa da yapsam’ dediğiniz şeyleri yapmak için size bir fırsat. Ne zamandır öğrenmeyi istediğiniz bir uğraş, bitiremediğiniz kitaplar, çalışamadığınız dersler, öğrenemediğiniz bir yabancı dil… İnterneti daha etkili kullanmanın vakti geldi. İstediğiniz şeyi öğrenmek için kaynakları, videoları internetten de bulabileceğinize eminim. Yapmak isteyeceğiniz her ne ise ona konsantre olun ve başlayın. Bunların dışında, zihninizi ve ruhunuzu besleyebileceğiniz bazı bağlantıları buraya bırakıyorum:
    https://kpy.bilgi.edu.tr/tr/haber/tum-dijital-platformlar/1252?fbclid=IwAR1MpuYTnSiGor_CRfnFcBjH_Wcq0UwsShhAOzb-WOg9tA4SJOxYw_Lgdyk

    6- Çevrenizdekilere yardım edin:
    Sadece kendi kendimize hayatta kalma savaşı verdiğimiz bir durum yaşamıyoruz. Hem fiziksel hem de psikolojik sonuçları toplumsal olarak yaşıyoruz ve o nedenle toplumsal mücadeleyle ancak bu süreci atlatabiliriz. O yüzden etrafınıza bakın, çevrenizdekilere duyarlı olun. Görece daha gençseniz ve işlevselseniz, ihtiyacı olanlara yardım edebilirsiniz. Örneğin evinde izole olan ve yalnız yaşayan yaşlı komşularınızın alışverişini yapabilir, eksiklerini giderebilirsiniz. En azından arada bir durumunu kontrol edebilirsiniz. Toplumsal dayanışma hem size hem de çevrenizdekilere iyi hissettirir.

     

  • Sanatçı Cem Tuncer’in ‘Cycle’ (Döngü) bestesi ile isyanı!

    Sanatçı Cem Tuncer’in ‘Cycle’ (Döngü) bestesi ile isyanı!

    Suna Alan

    Yaklaşık 6 yıldır Londra’da müzik çalışmalarına devam eden Cem Tuncer, 10 yıldan fazla deneyime sahip bir bas gitarist, besteci, aranjör, ses tasarımcısı ve kayıt mühendisi. Bir çok başarılı çalışmaya imza atmış müzisyen Tuncer, dünyayı kasıp kavuran korona virüsünün sanatçıların üretimlerini sekteye uğrattığı bir dönemde, Cycle (Döngü) isimli bestesini günışığına çıkararak, yaşanılanların bir döngünün sonucu olduğu mesajını veriyor. 

    10 Nisan günü tüm dijital platformlarda yer alacak olan bu single çalışmaya yaklaşık 2003 – 2004 yılları arasında başladığını söyleyen sanatçı Tuncer devamla;  ”o dönemde de bu günkü gibi tatsız haberler geliyordu ve beste böyle şekillenmeye başladı. Ancak şarkının aranjesi ve armonik duygu açısından tam olarak ifadesi tamamlanmadığı için kenara koymuştum. Bu sırada elimdeki mevcut projeler de devam ediyordu. 2011 yılında tatsız haberler büyüyerek tekrar gelmeye başladı ve eve kapandığımız süreç içerisinde bu parça üzerinde tekrar çalışmaya başladım ancak yine tamamlanamadı. Bir şeyler hep eksik kalıyordu” dedi.

    Sanatçı Tuncer, bu yıl Covid19 salgını nedeniyle yeniden evlere kapanıldığını ve dünyanın döngüsünün savaşlar, göçler, hastalık, salgın, ölümler ile bozulmadan devam ettiğini söyledi. Cem Tuncer devamla; ”bir sanatçı olarak buna karşı ses vermeliydim ve bu kez tamamlanması için önemli ve tamamlayıcı olan değerli müzisyen dostum Serkan Çakmak’ın katkısı ile bitirip tamamlayıp paylaşıma açabildik. Hazırlanan eserin single kapağına bakıldığında dış dünyanın göz bebeklerinden yansımasını görebilirsiniz. Bu çalışma için hazırlanan klipte de aynı şekilde kapak üzerinden gözbebeğinden yansıyan görüntüler ile yaşananların akışını görebilirsiniz. Bu korkunç döngünün son bulması dileği ile” dedi.

     

    Cycle (Döngü) video klip linki: https://youtu.be/JoTcZekcAC0

     

    CEM TUNCER KİMDİR?

    Bas gitarist, besteci, aranjör, ses tasarımcısı ve kayıt mühendisi.

    Buddha’s Groove isimli solo albümünü 2009’da çıkardı. Çaldığı, bestelediği ve düzenlediği 6 şarkı var. Kendisine ait bir çok single çalışmalarını yayınlamaya devam ediyor.

    Tanınmış müzisyenlerin birçok albüm kaydında enstrüman çaldı. 2009-2013 yılları arasında ulusal ve uluslararası caz festivallerinde BETONE ve TRIBASS isimli grupları ile çaldı.

    Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde davul-bas gitar atölyeleri kurdu. 2013 yılında Bilkent Üniversitesi’nde ATMM (Müzik ve Medya için Ses Teknolojileri) adlı organizasyonda “ağaç türlerinin seçimi ve sesi etkileyen faktörler” konulu bir seminer verdi. Drum’n’bass dergisinde köşe yazıları yazdı.

    Kısa filmler ve belgeseller için çok sayıda orijinal şarkı besteledi. Hala reklam filmleri ve tanıtım filmleri için müzik üretmekte. “Şehrin Sesi” isimli belgeselde ses tasarımcısı ve sanat yönetmeni olarak çalıştı. Halen çalışmaları devam eden “Alevism: The Secret Path of Anatolia” belgeselinin müzik ve sound design çalışmalarıyla, Dursuncan Çakın ve Serkan Çakmak ile beraber katkı sağlamıştır.

    Sanatçı Tuncer, Londra’da çalışmalarını yürüten The Origins bandı ve The Anatolian Colective’ projesinin öncülerinden.

     

  • Helin Bölek için Londra’da anma

    Helin Bölek için Londra’da anma

    İngiltere Halk Okulu Temsilciliği’nin organizasyonu ile ölüm orucu direnişinde yaşamını yitiren Grup Yorum solisti Helin Bölek için anma etkinliği düzenlendi.

    İngiltere Halk Okulu Temsilciliği tarafından Pir Sultan Kültür Merkezi’nde ölüm orucu direnişinde yaşamını yitiren Grup Yorum solisti Helin Bölek için bir anma programı düzenlendi. Merkezin  sahnesi kızıl bayraklar ile donatılırken, kızıllar ortasında mumlar yakılması dikkat çekti.

    Anma Helin Bölek şahsında tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. PSKM, Halkın Hukuk Bürosu, İngiltere Halk Cephesi ve Grup Yorum üyelerinin online bağlantı yaparak katıldığı anmada, Helin Bölek’in ölüm orucu direnişinin emperyalizm ve faşizme karşı devrimci bir tavır olduğu vurgulanarak, AKP ve MHP iktidarı sert bir dille eleştirildi.

    HELİN İÇİN ŞİİRLER OKUNDU

    Sık sık, “Helin Bölek ölümsüzdür, devrim şehitleri ölümsüzdür”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Grup Yorum halktır halk susturulamaz” şeklinde sloganlar atılırken, zılgıt ve alkışlar ise dinmedi.

    Şiirlerin okunduğu anma programında Helin Bölek’in sevdiği türkülerden “Dam üstüne çul serer” adlı türküsü hep bir ağızdan söylendi. Anma “Bize ölüm yok” marşının hep bir ağızdan söylenmesi ile son buldu