Tag: Hot News

  • Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç

    Ayrılıkçıların zaferi ile sonuçlanan referandumda toplumumuzun yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerdeki sonuçlar kalma yanlıların büyük fark ettiğini gösteriyor.

     

     

    LONDRA GENELİ: Başkent Londra yüzde 59.9 ile kalma kararı verdi

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 7

     

    CROYDON: Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Croydon’da 9 puan farkla kalma yanlıları önde.

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 1

    ENFİELD: Göçmen kitlesinin yoğun yaşadığı Enfield’te çıkma yanlıların sayısının yüksek olması manidar.

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 2

    HACKNEY: İngiltere genelinde kalma yanlıların en yüksek olduğu bölge olarak kaydedildi.

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 3

    HARİNGEY: Haringey’de Hackney gibi yüksek bir oy ile kararını Kalma yönünde verdi.

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 4

    İSLİNGTON: Kalma yanlılarının sayısının çok yüksek olduğu diğer bir bölge.

    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 6

     

    Birleşik Krallık genelinde Kalma (remain) yanlılarının en çok olduğu yerler: 
    Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç 8

    Britanya’da Brexit Depremi: Cameron İstifa Edecek 1

  • Britanya AB’ye ‘Hayır’ dedi!

    Britanya AB’ye ‘Hayır’ dedi!

    Britanya tarihi bir gün olan 23 Haziran AB Referandumunda Avrupa  Birliğinden çıkmaya yönelik oy kullandı. Başbakan David Cameron sabah erken saatlerde istifasını açıklayarak Downing Street’den Ekim ayına kadar ayrılacağını duyurdu.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    AB’nin siyasi ve ekonomik otoritelerinden Britanya’nın AB’ye %51.9 oranında ‘Hayır’ demesinin ardından İngiliz iç siyasetinde izlenecek yeni politikalar merak konusu oldu. Referandumdan AB’den ayrılma kararı çıkması ile İngiltere AB’den çıkma işlemlerine hemen başlasada AB üyesi olarak bir süre daha birlikte kalmaya devam edecek. İngiltere ile AB arasında ayrılık müzakereleri iki yıl sürmesi bekleniyor. İngiliz parlamentosunun da 28 üyeli AB’den çıkmak için gerekli yasaları geçirmesi gerekiyor, Parlamentonun AB konusunu Pazartesi günü tartışmaya açması ve karar sürecine başlatması bekleniyor.

    Başbakan Cameron, kampanya boyunca ayrılma kararı çıkmasının ardından istifa etmeyeceğini söyleyegelse de bu sabahki ilk açıklamasında Ekim ayına kadar görevden ayrılacağını açıkladı.

    Uzun zamandır gündemden düşmeyen İngiltere’nin AB Referandumu dün (23 Haziran) tamamlanarak bu gün sabah erken saatlerde sonuç açıklandı. Tarihi referandumda İngiltere’de halk %51.9 oranında AB’den çıkılması yönünde oy kullanırken %48.1’lik kesim ise AB’ye devam dedi ayrıca %72’lik oy kullanım oranıyla son dönemlerdeki seçimlere nazaran en yüksek katılım oranı AB referandumunda oldu.

    İngiltere’nin AB referandumunun ardından İngilizler güne başlarken, Başbakan David Cameron’un istifa açıklaması, faşist UKIP partisinin ırkçı söylemlerle dolu açıklamaları, Sterlin’in piyasalardaki sert düşüşü, başta İşçi Partisi olmak üzere parti,kurum ve sendikaların açıklamaları ile ‘şimdi ne olacak?’ tartışmaları ile yoğun bir gündem ve zorlu bir siyasi sürece girdi.

    AB referandumunda İngiltere halkının AB’den ayrılmaya yönelik kararının ardından gözler Brüksele’de çevrildi. Brüksel’deki şok etkisi ile AB’den henüz net bir açıklama gelmezken, üst düzey yöneticilerin açıklamaları basına yansıdı. Brüksel’in tam bir krizin ortasında kaldığı anlaşılırken, en büyük korku ise İngiltere’nin kararının AB ülkeleri arasında domino etkisi yaratma ihtimali oldu.

    AB uzmanlarına göre, birliğin önde gelen ülkelerindeki kaygılardan biri de referandumun diğer üyelere de yayılabilecek bir domino etkisi yaratması. İngilter’nin AB’ye Hayır demesinin ardından, AB üyesi Fransa ve Hollanda’daki aşırı sağ partiler de benzer bir referandum yapılması çağrısı yapmaya başladı.

    Fransa’dan aşırı sağcı lider Le Pen Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Özgürlük için zafer. Yıllardır söylediğim gibi şimdi aynı referandumu Fransa ve diğer AB ülkelerinde de yapmalıyız” dedi. Öte yandan, Hollanda’daki Özgürlük Partisi’nin lideri Geert Wilders ise yaptığı yazılı açıklamada, “Kendi ülkemizi, kendi paramızı, kendi sınırlarımızı ve kendi göçmen politikamızı kendimiz yönetmek istiyoruz” dedi. FREXIT, NEXIT, ITEXIT gibi aşırı sağcıların AB’ye hayır kampanyaları Avrupa’da ses yükseltmeye şimdiden başladı bile.

    Başbakan Cameron görevden ayrılacağını açıkladı

    Britanya AB’ye ‘Hayır’ dedi! 1

    Referandum yenilgisinin ardından gazetecilerin karşısına çıkan David Cameron, ekim ayından sonra başbakanlık görevinden ayrılacağını açıkladı. Cuma (24 Haziran) sabahı erken saatlerde yaptığı açıklamada Cameron, Birleşik Kırallık halkının AB’den ayrılma yönündeki kararına saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak kararın ciddiye alınıp halkın tercihine derhal cevap verilmesi gerektiğini söyledi.

     

    Cameron 10 Donwining Street’deki konuşmasında, “Ülkemizin yeni rotasında dümende olmamın doğru olmayacağını düşünüyorum, Ekim’deki Muhafazakar Parti Kongresi’ne kadar yeni bir Başbakan adayı belirlenmeli ve AB’yle müzakereler de yeni Başbakan’ın seçilmesinin ardından başlatılmalı.

    Ayrılalım kampanyasını yürütenleri tebrik ediyorum. Piyasaları ve yatırımcıları temin ederim ki Birleşik Krallık ekonomisinin temelleri sağlamdır. Hizmetlerin, malların ve kişilerin serbest dolaşımında hemen bir değişiklik olmayacak. Müzakerelerde her şeyden önce güçlü bir liderliğe ihtiyaç olacak.” Ifadelerine yer verdi.

     AB Referandumu ardumunda İngiltere halkı ‘EXIT’ dedi, peki şimdi ne olacak?

    İngiltere’nin AB’den ayrılması 2 yıllık müzakereler ile gerçekleşecek. Hükümetin bu kararın ardından atacağı ilk adımlardan biri, 2009’da imzalanan Lizbon Anlaşması’nın, üyelerin birlikten ayrılmasını düzenleyen 50. maddesini işleme koymak olacak.

    Maliye Bakanı George Osborne, bu sürecin referandumdan sonra iki hafta içinde başlayabileceğini söylemişti fakat David Cameron Downing Street’deki açıklamasında sürecin ‘İngiltere’ye güçlü bir temsiliyet sağlandığı zaman’ müzakerelere başlana bileceğini söyledi. Ayrıca Cameron’un Ekim ayına kadar görevine devam etmesi müzakerelerinde bu süreçte başlamayacağı anlamına geliyor.

    Avrupa Birliği’nden ayrılmak ise zorlu bir müzakere sürecini gerektiriyor. Anlaşma gereğince 50. madde de belirtildiği gibi, bu sürecin iki yılda tamamlanması gerekli.  Müzakere sürecinde İngiltere AB içinde kalacak ve AB yasaları yürürlükte olacak. İngiltere’nin ayrılık müzakerelerinde odaklanacağı konular arasında serbest ticaret anlaşması ve güvenlik konuları öne çıkacak.

    Eğer iki yılda bir anlaşmaya varılmazsa AB üyeliği sona erecek, ilişkiler Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarına bağlı olarak yoluna devam edecek.

     İngiliz Strelini 1985’teki seviyesine indi

    İngiltere’nin AB referandumunda çıkış (Brexit) oylarının % 52’lere gelmesi sonrası piyasalar sarsıldı. İngiliz sterlini yüzde 7.8’lik düşüşle dolar karşısında 1,34’e geriledi. i. sterlin dolar kuru akşam ilk sonuçlarla 1,50 seviyesindeydi fakat Brexit ihtimali güçlenince sabah saatlerinde 1,34’e kadar geriledi. Bu rakam en son Sterlin/dolar kurunda en son 1985’de görüldü.

    Corbyn: Kemer sıkma önlemlerinden bıkkınlığın göstergesi

    Londralılar Perşembe Günü Sandık Başına Gidiyor 1

    Son dönemlerde İşçi Partisi içerisindeki görüş ayrılıkları ve ortak fikir sağlanamaması AB referandumunda da İşçi Partisinin konumunu belirledi. İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn AB referandum sürecinde zaman zaman eleştirlere maruz kalırken ‘AB’ye devam’ yönündeki çalışmaların da İşçi Partisi içerisinde başını çeken isim oldu.

    İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn AB Referandumu neticlerinin resmi açıklamalarının ardından basına konuştu.  Seçmenin kararına saygı duyulması gerektiğini belirterek, İngiltere’nin AB’den çıkışının yasal zeminini oluşturan Lizbon anlaşmasının 50. maddesinin derhal devreye girmesi gerektiğini söyledi. Corbyn, referandum sonuçlarını yorumlarken, seçmenin bütçe kesintileri ve kemer sıkma önlemlerinden bıkkınlığının altını çizdi.

    Liberal Demokratlar AB yandaşıydı

    Uzun zamandır AB üyeliğine devam edilmesi yönünde kampanya yürüten Liberal demokratarların lideri Tim Farron ise ilk açıklamasında, “Bugüne kadar AB’yi destekleyen tüm muhafazakarlara çok kızgınım. Sonuçlar çok kötü ve tam bir hayal kırıklığı.” İfadelerine yer verdi.

    Irkçı UKIP basında platform edindi

    Öte yandan faşist ve ırkıçılığı ile bilinen UKIP lideri Nigel Farage ise AB referandumundan ‘hayır’ kararı çıkması ile 24 Haziran günün İngiltere’nin kurtuluş günü olması gerektiğini savunan açıklamalarıyla basında yer aldı. Açıklamasında Farage, “AB’den ayrılma müzakerelerini bir an önce başlatıp yeniden küresel bir aktöre dönüşmeliyiz. 23 Haziran’ı resmi tatil ilan edip ‘Bağımsızlık günü’ olarak adlandırmalıyız.” Sözlerine de yer verdi.

    Referandum süecinde ırkçı söylemleri ile okları üzerine çeken Farage kendi avunduğu yönde bir kararın çıkması ile İngiliz basınında kendine yer edinmeyide başardı. Göçmen karşıtı söylemler ve zaman zaman ırkçı çıkışları ile gündeme gelen UKIP gibi bir oluşumun İngiltere’de AB’den ayrıldıktan sonra kendine siyasette nasıl bir yer edineceği ise kuşku uyandırıcı.

    ‘Hayır’ kararı ardından Tusk’da açıklamada bulundu

    İngiltere’nin AB’ye Hayır demesinin ardından AB konseyi Başkanı Donald Tusk’da açıklamada bulundu. Tusk AB’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, zor zamanlardan güçlenilmesi gerektiği vurgusu yaptı.

    Açıklamasında Tusk, “Son birkaç yıl AB tarihinin en zor yılları oldu, bu gibi durumlarda bana babamın söylediği “seni öldürmeyen şey güçlendirir” sözünü hatırlarım, yolumuza devam etmeliyiz.” Dedi.

    Boris Johnson: Hala daha AB’nin bir parçasıyz

    Muhafazakar Partili, eski Londra Büyük Şehir Belediye Başkanı Borris Johnson’da AB referandumu ardından kameraların karşısına geçti. İngiltere’nin AB’den ayrılmasına yönelik uzun süredir kampanya yürüten Johnson bu kararın İngiltere’nin bölündüğü anlamına gelmediği vurgusu yaptı. Konuşmasında Johnson, “Ortak Avrupa medeniyetini yüceltmek için çalışmaya devam edeceğiz. Elimizde muhteşem bir fırsat var. Bu karar İngiltere’nin bölündüğü ya da artık daha az Avrupalı olduğumuz anlamına gelmiyor. Avrupa’ya sırtımızı dönemeyiz. Avrupa’nın bir parçasıyız.” İfadelerini de kullandı.

    Kuzey İrlanda’dan ‘devam kararı

    AB referandumunda oy kullanan Kuzey İrlanda halkı Avrupa Birliği üyeliğine devam kararı aldı. Oylama sonucunda Kuzey irlandadan %55.7 AB üyeliğine devam derken %44.3’lük halk ise AB’den çıkmaya yönelik oy kullandı.

    Galler’de Avrupa Birliğine ‘Hayır’ dedi

    İngiltere’de olduğu gibi Galler’de de halk AB’inden çıkılmasına yönelik oy kullandı. Yaklaşık 2 Milyon oyun kullanıldığı Galler’de, %52.5’lik oy oranına karşılık %47.5 ile Gallerliler AB’ye Hayır dedi.

    İskoçya’da büyük fark

    Toplam 32 bölgeden oluşan İskoçya’da Avrupa Birliği referandumunda AB’ye ‘Devam’ dedi. Tamamlanan oy sayımında İskoçyalılar, %62 ‘AB’ye Evet’ derken %38’lik kitle ise çıkılması yönünde oy kullandı.

    İngiltere’de yaşayan AB vatandaşlarına ve AB’de yaşayan İngiliz vatandaşlarına ne olacak?

    Bu İngiltere’nin AB ile yapacağı anlaşmaya bağlı. Eğer İngiltere tek pazar içinde kalırsa her iki tarafın vatandaşlarının çalışmasına olanak sağlayan hareket özgürlüğü kurallarına sadık kalacak.Eğer hükümet çalışma izni sınırlamaları getirirse diğer ülkeler de aynısı yaparak İngilizlerin çalışma için vize almalarını isteyebilir.

    Türkiye’yi nasıl etkileyeceği konuşuluyor

    Referandumdan ‘hayır’ sonucu çıkmasının ardından Türkiye’nin bu ayrılıktan ne ölçüde etkileneceği de önemli başlıklardan birisini oluşturuyor. “Türkiye, referandumdan ‘evet’ de çıksa, ‘hayır’ da çıksa etkilenecek potansiyelde” yorumları yapılırken, İngiltere’nin referandum kampanyasının başlamasına dek Türkiye’nin üyelik sürecini destekliyordu. Bu sebeple Türkiye’nin AB üyelik sürecinde İngiltere’nin önemli bir rolü olduğu düşünülüyordu.

    Süreç nasıl işleyecek?

    Lizbon Antlaşması 50. madde

    Lizbon Antlaşmasının 50. maddesi bir üyenin AB’den ayrılma sürecini şu şekilde açıklıyor:

    1. Her üye devlet, kendi anayasal kurallarına uygun olarak Birlik’ten çekilmeye karar verebilir.
    2. Çekilme kararı alan üye devlet, niyetini Avrupa Birliği Zirvesi’ne bildirir. Birlik, söz konusu devletle, Avrupa Birliği Zirvesi tarafından belirlenen yönlendirici ilkeler ışığında, bu devletin Birlik ile gelecekteki ilişkisinin çerçevesini dikkate alarak, çekilmeye ilişkin kuralları belirleyen bir anlaşmayı müzakere eder ve akdeder. Bu anlaşma, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 218. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak müzakere edilir. Anlaşma, Birlik adına, Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini aldıktan sonra, nitelikli çoğunlukla hareket eden Konsey tarafından akdedilir.
    3. Antlaşmaların ilgili üye devlete uygulanması, çekilme anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte, bunun gerçekleşmemesi halinde, Avrupa Birliği Zirvesi oybirliğiyle ve ilgili üye devletle mutabık kalarak süreyi uzatmadığı takdirde, 2. paragrafta belirtilen bildirimden iki yıl sonra sona erer.
    4. 2 ve 3. paragrafların amaçları doğrultusunda, çekilen üye devletin Avrupa Birliği Zirvesi’ndeki veya Konsey’deki temsilcisi, Avrupa Birliği Zirvesi veya Konsey’de kendisini ilgilendiren görüşmelere ve kararlara katılamaz. Nitelikli çoğunluk, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 238. maddesinin 3. paragrafının (b) bendine göre belirlenir.
    5. Birlik’ten çekilen bir devlet Birliğe yeniden katılmak isterse, talebi 49. maddede belirtilen usule tabi olur.
  • Londra`da çadır eylemine büyük ilgi

    Londra`da çadır eylemine büyük ilgi

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük talebiyle 10 gün sürecek ve Avrupanın çeşitli başkentlerinde başlatılan çadır eylemlerinin Londra ayağı büyük ilgi görüyor.

    Erem Kansoy

     Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve savaş karşıtı yürütülecek büyük kampanyanın başlangıcı olan çadır eylemlerinde Avrupa kentlerinde duyarlılığın artırılması da hedefleniyor.

    Londra’da öncelikle Kürt ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı Woodgreen bölgesinde başşlatılan çadır eylemi bu günde Londra merkezindeki ünlü Trafalgar meydanına taşındı. Özellikle gençlerin yoğun çalışmaları ile hız kazanan ve güçlü bir şekilde duyurulan eylem büyük ilgi gördü.

    İngilizce basılıp dağıtılan bildiriler ve çevredekiler ile bire bir sohbetler duyarlılığın artırılmasında büyük etken olurken Kürt Toplum Merkezi ve Ciwanen Azad UK çadır eylemini büyük etkinlik ile sonladıracağını açıkladı. Ay sonuna kadar devam edecek çadır eylemi her gün Londra’nın farklı bir noktasında gerçekleşecek.

    Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 1

    Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 2 Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 1 Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 1

  • AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı!

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı!

    Britanya’da bu gün tarihi bir gün. AB referandumunda göçmen toplumların oyları belirleyici en önemli etkenlerden. Özellikle Kürtçe ve Türkçe konuşan gömen toplumlarımızın çok büyük oranını temsil eden Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin hem fikir olamadığı AB referandum sürecinde sonuç merakla bekleniyor.

    Haber: Erem Kansoy

     Özellikle İşçi Partisinin tutumu ile ve göçmen toplumlarında yaklaşımı ile ‘EVET’cilerin önde olduğu gözlerden kaçmıyor. Britanya  siyasetinde ve sosyo-ekonomik yapısında belirleyici metropellerin başında gelen Londra çok ulusluğu ile ve yine İşçi Partisi yanısıra sol kesimin yoğun olarak yaşadığı Britanya’nın belirleyici başkenti konumunda.

    Göçmen toplumların nüfusunu büyük oranda oluşturduğu Londra’da aktif kurum ve kuruluşlarımızda ise AB referandumu ile ilgili ortak bir fikir ortaya çıkmadı. Avrupanın başkenti diye nitelendirilen Londra’da AB referandumu sürecinde, göçmen Kürt ve Türk toplumları olarak ortak bir karar sağlanamaması ile sürecin lobi çalışmalarına yönelik iyi değerlendirilememesi ise düşündürücü.

    Toplumlarımızı temsil eden birçok kurum ve kuruluşların yönetimlerine AB referandumuna yönelik ayni soruyu yönlendirsekte kurumlarımızın çoğu ‘dernek içerisinde konu ile ilgili fikir birliği sağlanamadığı’gereçesiyle haberimizde görüş beyan etmeyi uygun görmedi.

    Özellikle çoğunluğunu göçmen toplumların oluştuduğu Londra’da da Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumda AB’ye tamam mı devam mı tartışmaları son güne kadar devam etti.

    Dernek, kurum ve örgütlerimiz içerisinde yoğun tartışmalara neden olan 23 Haziran Britanya’nın AB referendumu ile ilgili bazı oluşumlarımız Britanya’nın AB’den çıkmasından yana dururken bazıları ise AB’ye devam diyor. Son dönemlerde Fransa ve çeşitli AB ülkelerinde işçi ve emekçlerin kazanılmış haklarına yönelik değişimler gündeme gelirken toplumlar da tepkilerini ortaya koyarak sokaklara dökülüyor. Çalışma saatleri, emeklilik yaşı, konut haklarındaki kazanımlar uluslar arası ticari anlaşmalar gibi özellikle işçileri koruyan yasal düzenlemelerin AB dayatmaları ile değiştirilmeye çalışılması büyük tepkiler ile karşılanırken Britanya’da da hükümetin kesinti politikalarının kaynağında AB yasal düzenlemeleri ve politikaları olduğu, sol kesimlerce gündeme getiriliyor.

    İngiliz Başbakanı David Cameron’un kemer sıkma poitikaları zaman zaman büyük tepkiler ile karşılaşmaya devam ederken AB referandumu ile ilgili tartışmalarıda gündeme getiriyor. Özellikle İşçi Partisi ve liderleri Jermy Corbyn’in de AB referandumuna yaklaşımı ülkede sol oluşumlar için bir merkez haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Lexit çatısı altında toplanan birçok sol görüşlü oluşum da AB referandumunda ‘hayır’ için çalışmalarını yürüttü.

    Yine ırkçı bir saldırı ile yaşamını yitiren İşçi Partisi millet vekili Joe Cox’un ülkede şok etkisi yaratması ile kampanyalarını durduran taraflardan kazananın kim olacağı ve Britanya’nın ‘yarın’ları merak konusu.

    Özellikle Londra’da göçmen nüfusun baskın olması nedeniyle bölgede referanduma ilişkin nasıl bir netice çıkacağı da merakla beklenirken yine İngiltere ve özellikle Londra’da yaşam sürdüren Türkçe-Kürtçe konuşan toplumumuz bünyesindeki kurumlarda üst düzey görevli yöneticimilerimize AB referandumuna ilişkin fikirlerini sorduk.

    Telgraf: Britanya 23 Hazirana süratle yaklaşıyor. AB referandumuna yönelik ‘in’ veya ‘out’ tartışmaları devam ederken toplumlarımızda ciddi bir popülasyonu oluşturan kurumlarımızda referendum ile ilgili sağlanan fikir birliği ne yönededir? Neden?

    Evrim Yılmaz- Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı

    “Biz Kürt Halk Meclisi olarak referandum da ırkılğa karşı AB’de kalma yönünde bir yaklaşım içindeyiz. Ama AB’nin mevcut haliyle eleştrilecek çok yönü var ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Irkçılığa karşı ortak yaşamı savunuyoruz. Göçmen halklarının devletler nezdinde garanti altına alınması gerektiğini düşünuyoruz. Bu anlamda AB’nin göçcmen politikalarının değişmesi ve insan hakları çercevesinde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.  Fakat günümüz gereği biz göçmenleri mağdur edecek politikaları destekleyemeyiz. Bu anlamda salt ekonomik değil sosyal haklar anlamında da AB’de kalınması gerektiği eğilimindeyiz.”

    Abdullah Gülerk – Tohum Kültür Merkezi Yönetim Kurulu

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 1

    “Avrupa Birliği, emperyalist sermayenin bir bileşenidir. Avrupalı büyük tekeller, ilk başlarda sınırlı bir iş birliğinden yola çıkmışlar, ihtiyaçlarının büyümesi ve gelişmesi sonucunda pazardan daha fazla pay almanın bir aracı olarak, Avrupa Birliği’ni daha da güçlendirmek zorunda kalmışlardır. Avrupa Birliği ezilen emekçilerin ve halkların bir birliği değildir. Bu birlik onların ortak iradeleriyle alınmış bir karar hiç değildir. 1990’lı yıllarda dünyada gelişen yeni tartışmaların en popüler tezi ulus devletlerde yaşanan ve yaşanacak değişimler konusunda ileri sürülen tezlerdi. Bu tezleri güçlendirmek için verilen başat örneklerden biri de Avrupa Birliği oluşumuydu. Sınırların kontrollü ‘kaldırılması’, ortak para birimi, ortak ticaret antlaşmaları bu tezi güçlendiren argümanlar olarak ortaya atıldılar.

    Avrupa Birliği’nin kendi içinde gümrük duvarlarının kaldırılması tamamen bir ihtiyacın ürünüdür. Gümrük duvarlarının kaldırılması meta dolaşımının önündeki engelleyici faktörlerin kaldırılmasıdır. Ulus devletlerin bir bütün ortadan kaldırılması söz konusu değildir. Burada söz konusu olan durum,  tekellerin önündeki tüm sınırların kaldırılmasından ibarettir. Bu anlamda oluşturulan bu birlik; işçi-emekçileri daha fazla sömürmek ve baskı altında tutmak için ortaya çıkmıştır. Anti-emperyalist demokratik bir kitle örgütü olan Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonuna bağlı tüm dernek ve kurumlarımız, AB projesini, emperyalist sermayenin birliği olarak görür ve buna karşı mücadele eder.”

    Aslı Gül- Day-Mer Yönetim Kurulu Başkanı

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 1

    “AB aslında bir zenginler kurumu, sermaye kesmini temsil ediyor özellikle Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerin hegomonyasında olan bunların çıkarlarını temsil eden bir yapıdır. İşçi ve emekçilerin haklarına yönelik nekadar saldırı varsa AB’den geliyor. İşçileri savunan bir grup değildir AB. Zenginlerin ve onların çıkarlarını koruyorlar bunu Yunanistandaki krizden sonra başta Almanya AB’nin dayatmaları ile Yunan halkının sosyal haklarının budandığını görerek anlaya biliriz. Fransa’da geçirilmeye çalışılan yeni iş yasasıda örnektir, kazanılmış haklara saldırıyorlar.

    Böyle bir birlikten bizim çıkarımız olamaz, toplumuzda AB referandumu ile ilgili suan esnaf eşyalarının giriş çıkışıyla ilgili kaygı duyabilir yada seyahat ile ilgili kaygı duyabilir gerçek olan şudur ki. Bizim burada yerli ve göçmen emekçilerle birlikte mücadele etmemiz gerekir. Referandum sonucu önemli değildir fakat sınıfsal olarak çok büyük saldırılar var haklarımıza yönelik dolayısla birlik olmak gerek ve mücadeleyi bu yönde yükseltmek gerek.”

    Yusuf Açıl – YÇKM Yönetim Kurulu

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 2

    “AB’ye “evet” demek onun bütün gerici yasalarnını, uygulamalarını ve hedeflerini kabul etmek demektir. Globalizme “evet” demek, hak kesintilerinin, yaşam standartlarının kısıtlanmasının devam edilmesine evet demektir, Evet”çilerin birinci grubunun savları bellidir. Emperyalist tekelleri, sermayeyi dahada güçlendirmek, önünü açmak, her türlü yatırım imkanı, kar ve fırsatı sonuna kadar önlerine sunmaktır. Daha fazla egemenlik üretmek, bu egemenliği derinleştirmek  esas amaçlarıdır. Bunların, yoksulların durumlarını düzeltmek için lafta dahi ileri sürdükleri hiç bir proje yok.

    İkincisi gurup ise “AB’den çıkmalıyız” diyenler. Demokratlar, liberallarin bir bölümü, anarşistler, ırkçılar, faşistler, anti-faşistlerin bir bölümü, çevrecilerin bir kesimi, bazı önemli patronlar. Yani hayır diyenler de genel politik bakışta birbirlerine tamamen karşıt güçlerin bir bölümünden oluşmaktadır. AB’ye Hayır diyen faşist-ırkçı gurupların yaklaşımları tahmin edilebilir: “Britanya yabancıların istilasına uğramış durumdadır. Ülkede mevcut iş imkanları, olanakları, önemli ölçüde biz yerlilerin ellerinde alınarak yabancılara verilmiştir. Britanya Britanya’lılarındır. Yabancıları istemiyoruz. Ülkenin mali imkanlarının bir bölümü AB’ye üye olan ancak ekonomik bakımında zayıf olan kriz içindeki ülkelere aktarılıyor, bunu kabul etmiyoruz. Dahası, Türkiye yakın zaman içinde Avrupa Birliği üyeliğine alınacak. 80 Milyon nufuslu ve her yıl nufusu 1 milyon artan dinamik bir toplumun AB’ye giriyor olması, Britanya’yı yaşanmaz hale getirecektir” deniliyor.”

    Helin Peköz – Gik-Der Yönetim Kurulu

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 3

    Sözde demokrasinin beşiği ve sonsuz savunucusu gibi gözüken AB Suriye’de yaşanan savaş sonrası patlak veren göç krizini çözmek bir tarafa göçmenlere sırtını dönmüş, Suriyedeki savaşın birinci derece de sorumlusu olan Türkiye ile gerici ilişkiler içerisine girmiştir.

    Referandumda hayır demek AB ile Türkiye arasında yapılan bu gerici anlaşmaya hayır demektir, referandumda hayır demek işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarına yönelik yaşınılan saldırılara hayır demektir. AB referandumunda hayır demek bugün AB yanlısı çalışma yürüten muhafazakar hükümetin güvenoyu kaybetmesi ve düşmesi anlamına gelmektedir.  Avrupa Birliğinin işçi ve emekçilerinin hak ve özgürliklerini teminat altına aldığı koca bir yalandan başka birşey değildir. AB ülkelerinde işçi ve emekçiler haklarını kendi verdikleri mücadeleler ile kazandı, kazanılan hiç bir hak Avrupa Birliğinin armağan ettiği haklar değildir. AB işçi ve emekçilerin haklarını vermek bir yana işçi ve emekçilere karşı sürekli bir saldırı furyası içerisindedir.  Avrupa Birliği referandumunda hayır demek aynı zamanda sermayenin birliğine hayır demektir.

    Göçmen İşçiler Kültür Derneği olarak Britanyada yaşayan Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı halkımızı 23 Haziran 2016 tarihinde gerçekleşecek olan referandumda çıkmak yönünde oy kullanmaya çağırıyoruz. Sermayenin birliğine hayır!”

    İsrafil Erbl – İngiltere Alevi Federasyonu Başkanı

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 4

    “İngiltere’nin Suriye’yi bombalaması Suriye’deki demokrasiye asla katkı sunmaz. Fakat daha önceki aylarda batılı gazetecilerin boğazları kesilirken ve Kobane düştü düşecek kaygıları yaşanırken sivil toplum örgütleri olarak İngiliz başbakanlığı önünde “Britanya uyuma” diye sloganlar atıldı. İŞİD ve benzeri örgütlerin yaratılmasında emperyal devletlerin katkısının büyük olduğunu biliyoruz. Güçlü devletler Suriye’deki demokrasi güçlerine destek vermelidir. Fakat doğrudan hava saldırısı gibi tüm sivillerinde öldürüldüğü harekatlarda bulunmaları yanlıştır.

    İngiltere’deki tehditleri yeterince algılamış değiliz. Daha dikkatli ve örgütlü olmalıyız.

    Britanya’da ırkçı bir katil tarafından öldürülen Milletvekili Jo Cox’u saygı ile anıyoruz! Ömrü boyunca ırkçılığa karşı mücadele eden ve mültecilerin dostu olan bayan Cox, Avrupa Birliğine “EVET” dediği için öldürüldü. Britanya’nın Avrupa Birliğinde kalmasını desteklediği için öldürülen Jo Cox’un “EVET” kampanyasını destekliyoruz.
    Çünkü;
    Aynı dili konuştuğumuz, aynı inancı paylaştığımız milyonlarca canımız Avrupa topraklarında yaşıyor. Binlerce insanımızın Avrupa ile ticari ilişkileri var, yüzlerce Alevi ve demokratik kurumlarımız Avrupa topraklarında faaliyet yürütmektedir. Bu kurumlarımız ile ortak faaliyetler yürütüyoruz.

    Britanya’nın ırkçı gurupları İngilizlerin “üstün” bir ırk olduğunu savunuyor. Halen ölçü, tartı birimlerinin ve teafik kurallarının farklı kullanılmasını bile bu düşünceye bağlayabiliriz. Avrupa Birliğinden ayrılmaları bu düşünceyi ve ırkçılığı yükseltecektir. Avrupa ve Britanya’nın birliğini savunmak için sadece bu nedenler bile yeterliyken daha eklenebilecek birçok nedenimiz var. Göçmen aileler olarak Britanya’nın yeni göçmenlere kapılarını kapatmasına razı olamayız.

    Tüm bu nedenlerden dolayı, ırkçılığa karşı referandumda “EVET” demek önemlidir. Aksi halde ingiliz ırkçı ve yabancı düşmanları ile Aylan bebeklere Akdeniz i mezar edenlerle aynı safta oluruz.”

     

  • Middlesex Hastanesi Acil Bölümü ‘Hastaların Hayatlarını Tehlikeye Atıyor’

    Middlesex Hastanesi Acil Bölümü ‘Hastaların Hayatlarını Tehlikeye Atıyor’

    Edmonton’da bulunan Middlesex Hastanesinin acil bölümü hastaların hayatlarını tehlikeye attığı ve yeterli hizmet sunamadığı için kapatılmayla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı.

    Günde 500 hastanın ziyaret ettiği acil bölümdeki ciddi derecedeki sorunlara rağmen, bu bilginin gizli tutulması bölgede büyük topladı.

    Guardian gazetesinin ortaya çıkardığı bilgiye göre, sağlık hizmetlerini denetleyen GMC ve Health Education England’ın hastanenin acil bölümünün kapanma ile tehdit edildiği fakat bu bilginin halkla paylaşılmadığı aktarıldı.

    Haberin yayınlanmasının üzerine bölgenin milletvekilleri bu bilgilerin halktan gizlenerek, hastaları daha da tehlikeye attılmalarına tepki gösterdiler ve sağlık bakanı Jeremy Hunt’ın sorularını yanıtlamalarını talep ettiler.

    Middlesex Hastanesi, NHS tarihinde acil bölümü güvenlik gerekçesiyle kapatılma tehlikesi yaşayan ilk hastane.

    İşçi Parti’li Edmonton milletvekili Kate Osamor web sayfasında yayınladığı açıklamada, ‘‘Middlesex Hastanesinin acil bölümünün kapatılmayla tehdit edildiğinin haberi beni oldukça üzdü ve endişelendirdi’’ ifadelerini kullandı.

    Osamor, Enfield North milletvekili Joan Ryan ile Hunt’a mektup yazdıklarını ifade etti.

    Ryan da, hastanenin durumuna ilişkin yayınladığı açıklamada seçim bölgesindeki halkına hastaneyi kullandıklarında ‘güvenli ve etkili acil hizmet’ verileceğinin güvencesini talep etti.

    Ryan, 2013 yılında Chase Farm hastanesinin acil bölümünüm kapatılmasının, Kuzey Londra’da, özellikle Barnet ve Middlesex hastanelerini zorladığını ekledi.

    NHS’in, hastanelerin acil bölümlerine gelen hastaların yüzde 95’inin dört saat içerisinde tedavi görmelerini hedeflediğini hatırlatan Ryan, Middlesex hastanesinde bu rakamın yüzde 68 olduğunu belirtti. Bu rakam, hastanenin acil hizmetinin ne derecede tehlikede olduğunu sergiliyor.

    Kürt ve Türk toplumunun yoğun olarak kullandığı hastanede geçtiğimiz bir yılda hastanenin acil bölümünde iki şüpheli ölüm yaşandı. İlk olarak 30 yaşındaki Murat Alaboğaz hayatını kaybetti, daha sonra da Nisan ayında üç yaşındaki Armağan Denli aynı hastanede hayatını kaybetti. Her iki ölümle ilgili aileler hastanenin ihmali olduğunu düşünerek şikayette bulundular. Soruşturmalar devam ediyor.

    İşçi Parti Tottenham milletvekili David Lammy bölge milletvekilleri olarak hastanenin sorunlarına ilişkin ‘karanlıkta bırakılmalarını’ anlamadığını ifade ederek, Hunt’ın durumu düzeltmek için ‘neden bir şey yapmadığını’ öğrenmek istediğini ve konuya ilişkin soruları yanıtlamak için Parlamentoda çıkması gerektiğini belirtti.

    Guardian gazetesinin haberine göre, hastanenin acil bölümünde bir çok zaman yeterli doktor olmadığı ve deneyimsiz doktorların sorunlu olarak yalnız bırakılıyorlar.

  • Mahkemeden Sanık Kaçırma Teşebbüsü Davasında Hapis Cezaları Belli Oldu

    Mahkemeden Sanık Kaçırma Teşebbüsü Davasında Hapis Cezaları Belli Oldu

    Wood Green Magistrates Mahkemesine çıkartılacak İzzet Eren’i kaçırmayı planlama davasında, sanıkların hapis cezaları belli oldu.

    Haber: Egemen Arkut

    Özcan Eren (32), tutuklu olan İzzet Eren’i kaçırmaya yardımcı olmakla suç işlemeye teşebbüs ve suç işleme niyetiyle imitasyon silah taşımak suçundan sekiz buçuk yıl ceza aldı. İzzet Eren (33), tutukluyken kaçmaya teşebbüs etmekten ve suç işleme amaçlı imitasyon silah taşımaktan sekiz buçuk yıl ceza aldı.

    Aralık 2015’te çete suçlarından kaynaklı mahkemeye çıkartılırken İzzet Eren’i kaçırma teşebbüsü esnasında, çetenin aracında bulunan, Jermaine Baker, polis tarafından vurularak öldürüldü.

    Baker’ı vuran polisin yargılanması ve olayın soruşturulması devam ediyor.

    İzzet Eren’i kaçırmaya teşebbüs ve suç işlemek amacıyla imitasyon silah bulundurmak suçlarından, Nathan Mason dokuz yıl ve Gökay Soğucaklı beş buçuk yıl hapis cezası aldılar.

    Eren Hasyer, İzzet Eren’i kaçırmaya teşebbüs suçundan 26 Mayıs’ta, çıkarıldığı Woolwich Crown Court mahkemesinde suçlu bulunmuştu, fakat cezası henüz belirlenmedi.

    Polis, İzzet Eren’in, uzun süre hapiste kalmak istemediği için Özcan Eren’e bir çete toparlayarak mahkemeye giderken kaçmasını sağlaması için tuttuğunu düşünüyorlar.

    İzzet Eren’i, mahkemeye gelen polis vanından kaçırmak isteyen Mason, Soğucaklı ve Baker, sabah saat 08:00’den itibaren Wood Green mahkemesinin önünde beklemeye başladılar. Araca dinleme cihazı yerleştiren polis, müdahalede bulundu. Özcan Eren ve Hasyer diğer bir araçta eylemi kontrol ettikleri bildirildi.

    İzzet Eren ve Amoah-Gyamfi 13 Ekim’de çalıntı motosiklet kullanırken silahlı polisler tarafından durduruldular. Üzerlerinde Skorpion otomatik silah ve Tokarov el silahı bulunan sanıklar, öldürme ve yaralama amacıyla silah taşıma suçundan tutuklandılar. Polis, tutuklamanın ‘öldür, yarala ya da sakatla’ eylemine gidilirken gerçekleştiğini açıkladı. İki sanık, 29 Ekim’de çıkarıldıkları Wood Green Magistrates mahkemesinde suçlarını kabul ettiler. İzzet Eren ve Amoah-Gyamfi, kaçırılma teşebbüsünün gerçekleştiği, 11 Aralık’ta mahkemeye çıkarılarak, 14’er yıl hapis cezası aldılar.

  • Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi

    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi

    Başkent Londra’da çalışmalarını yürüten Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği gerçekleştirdiği olağan kongresinde 15 kişiden oluşan yeni yönetimini belirledi.

    12 Haziran Pazar günü Tottenham Selby Centre’da bulunan dernek binasında gerçekleşen kongre canlı tartışmalara sahne olurken geçmiş çalışmaların değerlendirildiği, eksikliklerin masaya yatırılıp tartışıldığı ve önümüzdeki sürecin tartışıldığı bir platform oldu.

    HDP milletvekili Müslüm Doğan’ın açılış konuşmasını yaptığı Kongre saat 12.00’da başladı. Örgütlenmenin ve dernek kurmanın önemine değinen Doğan, Tilkilileerin büyük bir nüfusa sahip olduğunu, bu nufusun ihtiyacına cevap verecek tarzda çalışmalar gerçekleştirmenin gerekli olduğunu belirterek eski yönetime emeklerinden dolayı teşekkür edip yeni seçilecek olan yönetim kuruluna da başarılar diledi.

    HDP milletveki Müslüm Doğan’ın ardından söz alan Mehmet Yüksel Dede, Tilkilerin yapmış olduğu kurumsal çalışmaların önemine değinerek bu çalışmaların aksatılmadan sürdürülmesi ve toplumumuzun ihtiyaçlarının cevap bulması gerektiğini belirtti.

    Divan seçimi ile başlayan kongre geçmiş çalışmaların değerlendirilmesi ile devam etti. Geçmiş çalışmalardaki eksiklikler üzerine yapılan tartışmaların ardından önümüzdeki dönem yönetime seçilecek olanalara çeşitli önerilerde bulunuldu.

    Geçmiş çalışmaların değerlendirilmesinin ardından Londra’da bulunan Demokratik Kitle Örgütlerinden GİK-DER ve DAY-MER tarafından sözlü mesajlar iletildi.

    DAY-MER adına konuşan Feyzullah Cinpolat Tilkiler Derneğine çalışmalarından dolayı başarılar dilerken, önümüzdeki dönemde birlikte çalışmak istediklerini ve toplumumuzun sosyal, siyasal ve kültürel ihtiyaçlarına birlikte cevap vermek istediklerini belirtti.

    Gerçekleşen 5. Kongre’ye Almanya Tilkiler Dayanışma Derneği eşbaşkanları katılarak birer konuşma gerçekleştirdiler, yine Fransa Tilkilililer Derneği, Antep Tilkililer Derneği, İsviçre Tilkililer Derneği yazılı mesajlarını sundular.

    Önümüzdeki sürecin planlaması ve örgütlenmesinin tartışılmasının ardından yeni yönetim kurulu seçimleri’nin gerçekleştiği kongre 15 kişinin yeni yönetime seçilmesi ve 7 kişinin de denetim kuruluna seçilmesi ile son buldu.

    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi 1

    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi 1
    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetim kurulu