Tag: Hot News

  • Devletlerin yapmadığını DAYMER yaptı, yardım eli uzattı…

    Devletlerin yapmadığını DAYMER yaptı, yardım eli uzattı…

    İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyet gösteren Türk-Kürt Toplum Merkezi DAYMER, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen “Barış yürüyüşü” sırasında meydana gelen patlamalardan yaralananların tedavilerine destek verebilmek için yürütülen kampanya ve 2011 yılından bu yana Suriye’de süren savaştan kaçarak yaşama tutunma mücadelesi veren mültecilerin kaldığı Fransa’nın Calais Mülteci Kampına yaptıkları yardım kampanyası hakkında basın açıklaması yapılarak kamuoyuna bilgiler verildi.

    Londra Toplum Merkezi’nde, yapılan basın açıklamasında Oktay Şahbaz, Aslı Gül ve Zübeyde Aydemir yapılan kampanyalar ile ilgili bilgiler verdiler.

    DAYMER ve DAYMER gençlik tarafından yürütülen Ankara katliamı yardım kampanyasında 32 200 İngiliz sterlini, 100 Euro ve 100 Türk lirası yardım toplandığını belirten yetkililer, toplanan yardımların EMEK Partisi aracılığı ile iletileceğini ifade ettiler.

    Daymer başkanı Aslı Gül Ankara katliamına Londra’daki toplumun ellerinden geldiği ölçülerde genç, yaşlı, çocuk demeden katkı sunarak destek verdiğini belirtiyor ve sözlerine şöyle devam ediyor.

    IMG_9880

    “Sendikal konfederasyonların toplantıları oldu, bu toplantılara katıldığımızda bizden de konuşmacı çağırdılar, Türkiye’deki gündem özellikle Ankara katliamı ile ilgili. Biz orada Ankara katliamındaki yaralılar için bağışlar topladık. Sendikalar bu anlamda destek verdi.”

    Fransa’nın Calais Mülteci Kampına daha önce gerçekleştirdikleri ziyaretlerde orada yaşam mücadelesi veren insanların neler ile karşı karşıya kaldıklarını, Fransa hükümetinin hiç bir yardımda bulunmadığı mülteci kampında yaşam koşullarının ne kadar zor olduğunu belirten yetkililer, kampta görev yapan gönüllülerin mevcut olan içme suyundan içmediklerini, içtikleri takdirde hastalandıklarını, kampta yaşam savaşı veren genç, yaşlı ve çocukların hastalıklarla karşı karşıya kalmalarının dışında yaklaşan kış nedeni ile de soğuk ile mücadele etmeye çalıştıklarını dile getirdiler.

    Paris’te meydana gelen saldırılar sonrasında mültecilerin daha kaygılı olduğunu belirten Zübeyde Aydemir; mültecilerin boş bir alanda kaldığını, güvenliklerinin olmadığını bir, iki çadırın yandığını söylüyor. Kampta bulunan mülteciler Fransa’daki Paris saldırılarında ölenleri kendi aralarında düzenledikleri anmalar ile onların acılarına ortak olduklarını da konuşmasına ekliyor.

    Fransa’nın Calais Mülteci Kampına yardım amacı ile yürütülen kampanyada yaklaşık olarak 500 kutu yardımında bulunduklarını bununla birlikte kampta insanların hiç bir şekilde ihtiyaçlarına yaramayacak eşyalarında yapılan kampanya ile geldiğini ve bu eşyaların satışından 409 sterlin gelir elde edildiğini belirtirlerken insanların kendi kişisel çabaları ile de destek verdiklerini söylediler.

    IMG_9863

    Reading’de Dilan Taş’ın kendi okulunda gerçekleştirdiği mülteci dayanışma gecesinde 308 sterlin toplayarak kampanyaya destek verdiğini açıklayan Daymer yetkilileri toplanan tüm yardımların kamp yetkililerine bizzat teslim edildiğini duyurdular.

    9 Aralık 2015 tarihinde İngiltere parlamentosunda gerçekleştirdikleri bir konuşmada Fransa’nın Calais Mülteci Kampında yaşanan olayları ve sorunları İngiliz milletvekillerine ileten Daymer yetkilileri, milletvekillerinden bu konuyu parlamento gündeminde dilegetireceklerine dair söz aldıklarını ifade ettiler. Oktay Şahbaz, Daymer’in Fransa’ya yaptığı kamp ziyaretleri sırasında görmüş oldukları her 1 kilometrede bir polisin araçlar içerisinde silahlarla beklediğini ve kampa yaklaştıkça soruların ve güvenlik kontrollerinin arttığını belirtirken Fransız halkının oradaki mülteciler ile ilgilenmediğini de sözlerine ekliyor.

    Haber-Şükrü Bolat-Foto:Erem Kansoy

    IMG_9855

     

  • KCC’de Hêvî filmi gösterimi

    KCC’de Hêvî filmi gösterimi

    Yönetmen Yüksel Yavuz’un Kürt kadınlarının mücadelesini anlattığı ’Hêvî’ (Umut) belgeseli, Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde gösterildi.

    Ciwanên Azad organizesiyle yapılan gösterime çok sayıda genç katıldı. Filmin gösteriminden önce araştırmacı Yeşim Yaprak Yıldız dünya insan  hakları günü vesilesiyle  Kürdistan’da 1990’lardan bu yanan yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili bir sunum yaptı.

    ’Hêvî’ (Umut) belgeseli, PKK’nin kurucularından Sakine Cansız, Av. Eren Keskin, Amed Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk’un yaşam öyküsünden yola çıkılarak, Kürt Özgürlük Hareketi’nde kadının rolü ve mücadelesinin anlatıldığı ‘Hêvî’, (Umut) İstanbul’da bir hukuk bürosundan başlayıp, Amed, Kandil dağları, Dêrsim ve Avrupa’da devam ediyor. Film, faili meçhul cinayetler, işkence, cezaevi, köy yakmalar, adaletsiz yargılamalar olmak üzere Türkiye’nin Kürdistan’daki kirli dosyası beyaz perdeye aktarıyor.

    hevi gosterim2

  • Şilan Kobani ve 4 arkadaşı Londra’da anıldı

    Şilan Kobani ve 4 arkadaşı Londra’da anıldı

    29 Kasım 2014’te komplo sonucu yaşamlarını yitiren PYD yöneticileri Şilan Kobani ve 4 arkadaşı şehadetlerinin yıl dönümünde Londra’da anıldı.

    29 Kasım 2004’te Musul’da bir pusuda yaşamlarını yitiren PYD yöneticileri Şîlan Kobanî (Meysa Baqî), Zekeriya (Zekeriya Îbrahim), Fuat (Hikmet Tokmak), Cemil (Nebo Ali) ve Ciwan(Hacı Cuma Ali) Kürt Toplum Merkezinde organize edilen bir etkinlikle anıldılar. Tüm devrim şehitlerini anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anma etkinliğinde yaşamlarını yitiren devrimcilerin hayatlarından kesitler sunuldu.

    PYD Britanya temsilciliği tarafından organize edilen anmaya çok sayıda kişi katıldı. Anmada Britanya Kürt Halk Meclisi adına bir konuşma yapıldı. Kürt Halk Meclisi adına Ercan Akbal’ın yaptığı konuşmada şehitler anılırken, özellikle Kuzey ve Rojava Kürdistan’ında Kürt halkının verdiği mücadele ve yaşanan saldırılara vurgu yaptı. Akbal, Kürt halkının şehitlerine çok şey borçlu olduğunu ve onların anısına mücadeleyi zafere taşıyacaklarını belirterek, Avrupa’da yaşayan Kürt halkını ve dostlarını Kürdistan’da verilen mücadeleye destek olmaya çağırdı.

    kcc anma pyd2

  • Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür 1

    Halkların Demokratik Partisi, eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Londra ziyareti kapsamında Britanya Parlamentosunun Avam Kamarasında gerçekleşen toplantıda konuştu.

    Yüksekdağ, Pazartesi akşamı gerçekleşen toplantıda sözlerine 1 Kasım seçimlerini değerlendirerek başladı.

    ‘‘7 Haziran’da %41’e gerileyen AKP, ‘AKP hükümetini tek başına iktidara getirmezseniz, Tayyip Erdoğan’a başkanlık yolunu açmazsanız, Türkiye’de kaos, istikrarsızlık ve güvenlik problemleri olur ‘demişti. Bu aynı zamanda açık bir tehdit olarak dile getirilmişti,’’ şeklinde konuşan Yüksekdağ, konuşmasının geri kalan bölümünde Türkiye iç siyaseti ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

    Gik-der ve Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği toplantıda Yüksekdağ, AKP’nin korku ve kaos ortamı yaratarak 1 Kasım’da oy çoğunluğu kazandığını ifade etti: ‘‘Bu korku ve gerilim ortamı AKP’ye daha fazla insanın oy vermesini sağladı. İnsanlar güvenliğin sağlanması ve şiddetin son bulması, siyasi bir istikrarın oluşturulması ve hükümetin kurulması için zorunlu olarak AKP’ye oy verdiler. Ama 1 Kasım seçimlerinden sonra AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın sözünü verdiği güvenlik hala sağlanamadı ve Türkiye çok güvensiz bir ülke haline geldi.’’

    Halkın güvenliğinin 1 Kasım sonrasında oluşan kabineyle sağlanamadığını söyleyen Yüksekdağ, ‘‘Uzun yıllar boyunca, çok zorlu mücadelelerle kazandığımız hak ve özgürlüklerin hepsi teker teker gasp ediliyor,’’ dedi.

    1 Kasım sonucu ‘Postmodern darbe’

    Türkiye siyasi rejiminin bir cumhuriyet olduğunu, fakat demokratik bir cumhuriyet olmadığı için ‘rejimin adını koymakta zorlanıyoruz’ diyen Yüksekdağ, Türkiye halkının, 7 Haziran’da tekçi bir rejim istemediğini ilan ettiğini, fakat, Tayyip Erdoğan’ın bu sonucu yok sayarak ‘postmodern bir darbe’ gerçekleştirdiğini söyledi: ‘‘Bizler, bunu sandıklara yapılmış postmodern bir darbe olarak tanımlıyoruz. Seçim sonuçlarını değiştirmek için başlatılan bir darbe ve operasyon süreciydi. Ve hükümet kurulmaması gerekiyordu bu süreçte. Tayyip Erdoğan sonuna kadar hükümetin kurulmasını engelledi. Seçimin birinci ve ikinci partisiyle kurulacak koalisyona engel oldu. Bir AKP ve CHP koalisyonu, aynı zamanda, bizim dışarından destekleyeceğimiz bir koalisyon modeliydi ve Türkiye için birleştirici ve üretken bir koalisyon deneyimi ortaya çıkacaktı.’’

    Yüksekdağ’ın konuşmasının devamı:

    İstediğini alan saray savaştan yine de vazgeçmedi

    En korkunç olanı da AKP ve saray hükümetinin kazandıktan sonra da savaştan vazgeçmemesi oldu. Oysa ki, seçimlerden bu kadar büyük bir sonuçla çıkan bir hükümetin, üstelik meşruyetine toplumu ikna edememiş bir hükümetin böyle bir başarıdan sonra daha uzlaşmacı olması gerekir. AKP ve Erdoğan haklı bir zafer kazanmış gibi davranmıyor. Ve tam da bu nedenle uzlaşmıyor. Uzlaşmacı ve birleştirici bir siyasi çizgiden ziyade, çatışmayı sürdürme ve gerilim politikasında istikrar ve süreklilik sağlama çizgisi izliyor.

    Tahir Elçi Kürt ve ılımlı olduğu için hedef alınarak öldürüldü

    Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye ve siyasi iktidarla bizlerin ilişkisi bakımından ve halkın ilişkisi bakımından çok önemli bir kırılma noktası oldu. Ilımlı ve objektif mücadele yürüten ve bağımsız siyaset yapan muhataplara artık yaşam alanı tanımayacağını söylemiş oldu aslında siyasi iktidar bu cinayet ile.

    Tahir Elçi’nin siyasi iktidarın denetiminde öldürüldüğünü düşünüyoruz. Kısa bir süre önce siyasi iktidar sözcüleri tarafından hedef gösterildi ve adeta linç kampanyası yürütüldü hakkında. İzlediğimiz görüntüler ve dinlediğimiz tanıklar da olayın basit bir kaza kurşunu olmadığını. Çatışmadan kaynaklı bir ölüm olmadığını gösteriyor. Tahir Elçi, hedef gösterilerek ve planlı bir şekilde katledildi. Türkiye iktidarı daha büyük ve tehlikeli bir savaşa girmeye hazırlanıyor. Ve böyle bir savaş döneminde toplumun vicdanı ve denetleyicisi olacak kastayıcı, ılımlı siyasetçileri önünde engel olmaktan çıkarmak istiyor. Türkiye’de kimsenin arada kalmasına, tarafsız veya başka bir taraf olmasına izin vermiyor. Mutlaka kutuplaşmak zorunda bırakıyor. Örneğin, Tahir Elçi bir PKK’li de değildi, ama bir devlet taraftarı da değildi. Bağımsız, demokratik bir kişilikti.

    Ama böyle insanların yaşamasına AKP hükümeti izin vermeyeceğini gösteriyor. Tahir Elçi’nin de ölümünün sebebi, yine aslında Kürt olmasıdır. Kürtlerin bir statü kazanma mücadelesine inanıyor olmasıydı.

    AKP’nin daha büyük bir savaşa girmesini engellemeye çalışıyoruz

    Bugün geldiğimiz noktada AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan, bizim HDP olarak elde ettiğimiz başarıyı, Türkiye toplumu üzerinde oluşturduğumuz heyecanı, coşkuyu unutturmak istiyor.

    HDP’yi etkisizleştirerek ve HDP’ye operasyonlar düzenleyerek aslında Türkiye halkının bu demokrasi enerjisini ve gücünü söküp atmak istiyorlar.

    Şu an AKP ve Erdoğan iktidarının daha büyük bir savaşa girmesini, demokratik bir mücadeleyle engellemeye çalışıyoruz. Bu nedenle partimiz, Kürt sorununda çözüm ve müzakere sürecinin yeniden başlaması ve masaya oturulması için çağrı yapıyor.

    Türkiye’nin siyasal dengesini İmralı sağlıyor

    Sayın Öcalan ile tekrar masaya oturmalı, AKP hükümeti ve bu çatışma, kan ve ölüm siyasetine bir son verilmeli. Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dengesini sağlayan en önemli merkez İmralı’dır- bunu kimsenin unutmaması lazım.

    Eğer müzakere olmazsa, İmralı muhatap olmaktan çıkarsa, Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal dengeler bozulur. 7 Haziran’dan bu yana olduğu gibi.

    Rus uçağının düşürülmesi çatışmayı derinleştirir

    Türkiye hükümetinin Suriye’ye dönük bir müdahalesine karşı, demokratik bir kamuoyu, demokratik bir tepki oluşturmaya çalışıyoruz. Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye’ye dönük bir Türkiye müdahalesi, Suriye’deki kaosu ve çatışmayı, daha da derinleştirir.

    Bizler o nedenle, Suriye sorununun çözümü ve Orta Doğu’da demokratik bir geçişin sağlanması için yerel demokrasi güçlerinin desteklenmesini çok önemli buluyoruz.

    Mülteci sorunun, savaş ve İşid katliamları ve vahşeti gibi sorunların çözümlenebilmesi için Suriye’deki Kürt güçleri ve PYD bütün uluslararası toplum tarafından kararlı bir biçimde desteklenmelidir.

    PYD Türkiye halkının dostudur

    Suriye’ye istikrar ve demokrasi dışarıdan enjekte edilemez. İçeride bir demokrasi ve istikrar gücü varsa onu değerlendirmek gerekir. Ve PYD Suriye içerisindeki demokrasi ve istikrar gücüdür.

    Ve PYD aynı zamanda Türkiye halkının dostudur, Türkiye’deki Kürtlerin de kardeşi ve akrabasıdır. O nedenle Suriye Kürtlerine dönük her düşmanca davranış, aynı zamanda Türkiye hükümetinin kendi halkının da daha fazla karşısına alması anlamına gelir.

    Bizler bu nedenle, Türkiye hükümetinin Suriye’deki Kürtlerle ve PYD ile kardeşlik hukuku temelinde, tarihsel bir ittifak geliştirmesini çok anlamlı ve değerli buluyoruz. ve hep bunun için çağrı yapıyoruz. Umarım kendi ülkemizdeki hükümeti ikna edebilirz ve Suriye’e İşid ile komşu olmaktan vazgeçip PYD ile Kürtlerle ve demokrasi güçleriyle komşu olmayı tercih ederler.

    Bir kaos ve savaş cehenneminde güvenilir müttefiklerle hareket etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bizim başka bir şansımız yok.

    İstanbul ve Ankara’da yaşayan Türklerin, Suriye’deki en güvenilir yol arkadaşı Kürtlerdir.

    Yanlış Ortadoğu politikalarının bedelini artık sadece biz ödemiyoruz. Paris’te de, başka yerlerde de bedel ödüyorlar. O yüzden daha kalıcı çözüm gerekmekte. Bu da, Suriye’de, Irakta, yerel dinamiklere, yerel demokrasi güçlerine dayanan bir değişim sürecini başlatmak ve her koşulda bunun arkasında olmaktır.

    Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür
    Ortadoğu’da kurulan dolar, Euro ve petrol dengesi yıllar önce bozulmuştu, ve Suriye’de bu denge daha fazla alt üst oldu. O nedenle yeni bir denge unsuru, yeni bir denge merkezine ihtiyaç var. Bu da demokratik siyaset ve demokratik Ortadoğu’yu oluşturmak için gerekli olan denge merkezidir. Petrol yine çıkabilir, paylaşılabilir belki, ama bir coğrafyada petrolden daha fazla kan akmaya başladıysa, o dengeler artık çürümüştür. Kimse zorla, kanla, o dengeleri sürdüremez. Bu statükoyu devam ettiremez.

    İnsan odaklı yeni bir düzenleme ve Suriye’de demokratik bir geçiş sürecinin hazırlanması için bizler gerek Türkiye iç siyasetinde, gerekse de Kürdistan üzerinden her türlü sorumluluğu aldık ve alacağız. Bundan sonraki dönemde, hem Türkiye iç siyasetinde, hem de bölgede daha farklı ve daha yeni bir sayfa açacağımıza inanıyorum.

  • ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’

    ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’

    Pazar akşamı Londra’da “Rojava’dan Suruç’a Şehitlerimiz Devrime Çağırıyor” adı altında yapılan Kasım ayı şehitlerini anma gecesinde Kürdistan’da yaşamını yitiren Eric Scurfield ve İvana Hoffman’ın da ailelerinin olduğu çok sayıda enternasyonal devrimcinin yakını bir araya geldi. Aileler yaptıkları konuşmalarda çocuklarının yolunda yürüyeceklerini belirterek, mücadeleyi daha da büyütme çağrısı yaptı.

    ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’ 1
    Gamze yildiz, Vasiliki Scurfield, Michaela Hoffmann

    Gece devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler adına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından şehit aileleri sahneye davet edildi.

    Geçtiğimiz Mart ayında Rojava’da YPG saflarında savaşırken yaşamını yitiren Kemal kod adlı İngiliz savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in annesi Vasiliki Scurfield anma gecesinde yaptığı konuşmada; ‘‘Daha güçlü olmamız gerekiyor. Başarılı oldukça düşmanımız daha da azgınlaşacaktır, vahşileşecektir. Ancak düşmanınız korkuyla saldırdıkça bu sizin başarınız ve zaferiniz olacaktır. Ben sadece bir anneyim, ve sizin acınızı paylaşıyorum, sessiz durmayıp sizinle beraber yürümeye ve dayanışmaya devam edeceğim.’’ dedi.
    https://youtu.be/jz8-TMSSQxs
    Yine geçtiğimiz Mart ayında yaşamını yitiren bir diğer enternasyonalist savaşçı Avaşin Tekoşin koda adlı Alman vatandaşı Ivana Hoffman’ın annesi Michaela Hoffmann gecede yaptığı konuşmada: ‘‘Ivana yaşam dolu muhteşem bir insandı. Ivana Kürdistan ve Insanlık mücadelesi için şehit düştü. Ivana ve tüm devrimci şehitlerin yolu bizim yolumuzdur ve bu yolda başarıya ulaşacağız’’ dedi.
    https://youtu.be/UxPBDBZWsyU
    Britanya Kürt Halk Meclisi Şehit Ailelerini Komisyonu adına yapılan konuşmada da şehitlerin bizlere yol gösterdiği vurgulanarak onlara devrim sözümüz var denildi. Britanya Kürt Halk Meclisi üyesi Ali Boyraz, ‘‘Kürtler son 40 yıl içerisinde çok büyük bedeller ödedi, büyük acılar yaşadı ve bedel ödemeye devam ediyor. Kürt halkı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar da devam edecektir.’’ dedi.
    https://youtu.be/JbD_HMj6Prc
    Suruç’ta yaşanan bombalı saldırıda yaşamını yitiren Sinoplu devrimci Cemil Yıldız’ın kızı Gamze Yıldız ise yaptığı konuşmada; ‘‘Babam da enternasyonal bir devrimciydi, onun kızı ve yoldaşı olmak, resmini taşımak bana gurur veriyor.’’
    https://youtu.be/XJ305N-2chA
    Şehit aileleri sahneden inerken geceye katılanlar “Şehit Namirin, Şehitler Yaşıyor MLKP savaşıyor, Rojavada Düşene Dövüşene Bin Selam” sloganlarını haykırdı.

    Şehit ailelerinin ardından gece, şehitleri anlatan sinevizyon gösterimi ile devam etti. Sinevizyon gösteriminin ardından ise MLKP adına konuşma gerçekleştirildi.

    “Kasım umuttur, dayanışmadır; umudun, öfkenin büyüğü aydır” diyerek konuşmasına başlayan konuşmacı, Türk burjuva devletinin tarihinin bir katliamlar tarihi olduğunu belirterek; “Ermenilere, Rumlara, Alevilere, Kürtlere, devrimcilere ve sosyalistlere katliamlar yapılarak varlığını sürdürmüştür. Dostlar, yoldaşlar; bu katliamlara karşı karamsarlığa sürüklenmedik ve buna izin vermeyeceğiz. Gücümüzü örgütlülüğümüzle büyüteceğiz. “MLKP’ye komünist öncüye güvenin ve onun etrafında örgütlenin, yarın bizimdir yoldaşlar” diyerek sözlerini tamamladı.

    Gecede ayrıca “Tutsakların Sesi Platformu”nun gönderdiği mesaj okundu. Mesajda tutsak yoldaşlara sahip çıkma ve duyarlılık çağrısı yapıldı.

    Geceye sanatçılar Özkan Orman ve Grup Zeleme katılarak ezgilerini ölümsüzleşenler için seslendirdiler.
    https://youtu.be/GxUO45_YMFs

     

     

     

  • Elçi’nin Katledilmesi Londra’da Protesto Edildi

    Elçi’nin Katledilmesi Londra’da Protesto Edildi

    Amed barosu başkanı Tahir Elçi’nin Amed’te katledilmesi başkent Londra’da yapılan basın açıklaması ve yürüyüşle protesto edildi.

    Elçi’nin Katledilmesi Londra’da Protesto Edildi 1

    Akşam saatlerinde Britanya Demokratik Güçbirliği çağrısıyla Woodgreen kütüphanesi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi Amed barosu başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesini protesto etti. Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıyan kalabalık adına yapılan açıklamada Elçi’nin katledilmesi protesto edilirken, Elçi’nin kısa bir sure önce ‘PKK terör örgütü değildir’ dediğinden kaynaklı gözaltına alınmasına vurgu yapıldı.
    https://youtu.be/yn1fr5cN9w8
    Yapılan konuşmalarda, Tahir Elçi cinayetinin Kürdistan yaşanan diğer devlet saldırılarından bağımsız olmadığı ifade edildi. Kalabalık sık sık ‘Terörist Turkey, Katil Erdogan’ sloganları attı.
    https://www.youtube.com/watch?v=NK3sc4WykB0
    Konuşmaların ardında kalabalık WoodGreen’den Turnpikelane istasyonuna kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi.

  • PKK’nin Kuruluş Yıldönümü İçin Londra’da Görkemli Kutlama

    PKK’nin Kuruluş Yıldönümü İçin Londra’da Görkemli Kutlama

    PKK’nin 37’inci kuruluş yıldönümü başkent Londra’da yapılan bir etkinlikle görkemli bir şekilde kutlandı.

    PKK’nin Kuruluş Yıldönümü İçin Londra’da Görkemli Kutlama 4

    Partiya Karkeren Kurdistan-PKK’nin 37’inci Kuruluş yıldönümü Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde dün akşam yapılan bir etkinlik ile kutlandı. Kutlama Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Yapılan saygı duruşundan sonra Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın konuşmasının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.
    https://youtu.be/4WEURr_1OUw
    Kutlamada Kürt halk meclisi adına bir konuşma yapan Ercan Akbal, ‘Halklaşan PKK gerçekliği direnerek devletin tüm inkar ve imha saldırılarını boşa çıkarmıştır’ dedi. Akbal konuşmasında Avrupa’da PKK’nin terror örgütü listesinde olmasının hiçbir haklı gerekçesi olmadığını ve derhal listeden çıkarılması gerektiğini ifade etti.
    https://youtu.be/rr3SFxxBPpU
    Yapılan konuşmalardan sonra Govenda Aşiti yaptığı performans gösterisiyle büyük ilgi topladı. Govenda Aşiti’den sonra İbocan, Sezgin Coşkun gibi müzisyenler sahneye çıkarak performans sergiledi. Kutlama geç saatlere kadar halaylarla kutlandı.

    FOTO:ARİ MURAD