Tag: Website
-

Tevacüzle suçlanan uzman çavuşun bırakılmasına tepki
Batman Demokrasi Platformu, Beşiri’de İ.P.’ye tecavüz eden uzman çavuş M.O.’nun serbest bırakılmasına yaptıkları açıklama ile tepkilerini gösterip, kamu görevlilerince işlenen suçlardaki ‘cezasızlık’ politikasına dikkat çekti.Batman Demokrasi Platformu üyeleri, Beşiri ilçesinde 17 yaşındaki İ.P.’ye tecavüz eden M.O. adlı uzman çavuşun gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmasına yönelik tepkilerini yaptıkları açıklamayla gösterdi. Açıklamanın yapıldığın Batman Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’na “Sessiz kalmayacağız! İntiharın hesabı soruluna kadar konunun takipçisi olacağız” yazılı pankart asıldı.‘BATMAN SESSİZ KALMAMALI’Açıklama öncesinde konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Batman Şubesi Eşbaşkanı Deniz Topkan, meydana gelen olayın takipçisi olacaklarını belirterek, kolluk birimlerine dönük ‘cezasızlık’ politikası üzerinde durdu.Kimi çevrelerin ‘Olay Siirt’te geçmiş Batman’ın adını kirletmeyin’ yönündeki açıklama ve beyanlarına tepki gösteren Topkan, “Yaşanan olay nerede olursa olsun, Batman halkı olarak bu olaya sessiz kalmamız mümkün değildir. Bir genç kadının hayatı söz konudur. Dolayısıyla Batman bu olaya sessiz kalmamalı” dedi.‘RAPORA RAĞMEN SERBEST BIRAKILDI’Ardından Platform adına hazırlanan açıklamayı okuyan TMMOB Batman İl Koordinasyon Kurulu’ndan Melek Atalay, son günlerde Şırnak ve Batman’da gerçekleşen taciz, tecavüz vakalarının ardından hükümet ve devlet yetkililerince bu vakaların örtbas edilmesine yönelik çabalara tanık olduklarını dile getirdi.Atalay, “Tecavüz insanlık suçudur aklanamaz. Bunun mazereti de olamaz. Daha önceden alınan mağdurun açık beyanı ve dosyada bulunan cinsel saldırı olduğunu belirten Adli Tıp raporuna rağmen serbest bırakıldı. Belirtmek isteriz ki, cinsel saldırı suçu Türk Ceza Kanunu’nun 102/2 maddesinde ‘Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur’’ şeklinde düzenlenmiştir. Verilecek ceza miktarı cezayı arttıran nedenlerin varlığı halinde yarı oranında arttırılması durumu da dikkate alındığında Siirt Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararının hakkaniyetle bağdaşmadığı ve toplum vicdanı tarafından kabul edilebilir hiçbir yönünün olmadığı ortadadır” dedi.‘CEZASIZLIK POLİTİKASI’Atalay, Adli Tıp raporuna rağmen uzman çavuşun serbest bırakılmasını ise “Bölgemizde kamu görevlilerince işlenen suçların cezasızlık politikası ile sonuçlanmasının bir pratiği olarak” değerlendirdiklerini ifade etti.‘TAKİPÇİ OLACAĞIZ’Batman ve Şırnak’ta yaşanan cinsel istismar vakalarıyla, İstanbul Sözleşmesi’nin öneminin bir kez daha açığa çıktığının altını çizen Atalay, “Bütün bu olaylar bize İstanbul Sözleşmesinin de ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermektedir. Yasayı suçlamak yerine suçlulara gereken cezaların verilmesi gerekmektedir. Cezasızlık güvencesiyle özellikle güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen istismar, işkence gibi insanlık dışı uygulamaların Batman Demokrasi Platformu olarak takipçisi olacağımızın tüm kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz” dedi. -

‘Suruç’un hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz’
Ferhat Çelik – Mehmet Aslan
Suruç Katliamı’ndan yaralı kurtulan Koray Türkay, “Buranın hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz” dedi.
Kobanê’ye oyuncak götürmek ve çocuklara yeni yaşam alanları yaratmak amacıyla 20 Temmuz 2015’te Türkiye’nin dört bir yanından Sosyalist Gençlik Federasyonu Derneği’nin (SGDF) çağrısıyla bir araya gelen gençler, Suruç’ta buluştu. Amara Kültür Evi’nin bahçesinde açıklama yapmak için toplanan onlarca kişi arasına giren canlı bombanın kendini patlatması sonucu 33 kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi yaralandı. Yaşamını yitirenler geride tarifi zor acılar bırakırken, yaralananlar ise yıllardır katliamın izlerini üzerinde taşıyor. Katliamın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada arpa boyu yol alınamadı.Suruç Katliamı’ndan yaralı olarak kurtulan Koray Türkay yaşanan sürece ilişkin konuştu.‘KİRLİ SİYASETİN BİZZAT TANIĞIYIM’Kobane’ye dönük saldırılar döneminde Suruç’ta tutulan nöbet eylemlerine katıldığını hatırlatan Türkay, “Kobanê’nin İŞİD tarafından ablukaya alınması ve AKP’nin desteğiyle 4 taraftan sarılması sürecine bilfiil tanıklık ettim. Türkiye’nin İŞİD’le ne kadar kirli bir siyaset yürüttüğünün bizzat tanığıyım” dedi. Bu süreçte Kobanê’nin tamamen yerle bir edildiğini, kadınların, çocukların ve yaşlıların yaşam koşullarının çok ciddi bir şekilde zora girdiğini vurgulayan Türkay, “Bu sırada SGDF’nin ‘Kobanê’yi yeniden inşa ediyoruz’ çağrısını gördüm. Bu dayanışmaya destek olmak amacıyla bu çağrıya icabet ettim. Bu şekilde Suruç’a gittik. Ben oraya çocuklara jimnastik ile tanıştırmak için bazı jimnastik aletlerini götürmüştüm. Kürdistan’ın dört bir tarafından insanlar gelmişlerdi. Herkes o dayanışmaya destek vermek bir şeyler götürmek istiyordu” diye belirtti.‘PARÇALANMIŞ BEDENLERE BASARAK GİTTİM’Patlama anına ilişkin de konuşan Türkay, şunları dile getirdi: “Patlama anında sanki arkamdan biri kafama sopayla vurdu sandım. Ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Sonrasını hatırlamıyorum. Belli süre sonra gözümü açtığımda ağır şekilde çığlıklar kulağımda yankılanıyordu. ‘İkinci bir bomba var, kaçın’ sesini duyduğumda anladım ki bomba patlamış. Sonra ben kalkmaya çalıştım ama sağ kolum sağ bacağım yok sandım. Sonra sol bacağımın üzerinden kalkarak yürümeye çalıştım. Aşağıya baktım arkadaşlarımın parçalanmış bedenlerine basıyordum. Gözlerimi kapattım kapıya kadar öyle gittim. Beni kapıda bir arkadaş gördü. Diğer arkadaşları çağırdı gelip beni aldılar. Kapının önünde de siyah bir jeep vardı. Beni ona atmak istediler ama o kaçtı. Kamera görüntülerinde bunun plakasız olduğunu daha sonra tespit ettik. Sonra beni bir belediye aracına atıp Suruç Devlet Hastanesine oradan da Urfa’ya sevk ettiler. Urfa’ya geldiğimizde doktorun ‘bendesin kendini bırakabilirsin’ dediğini hatırlıyorum. Ben zaten o anda uyku haline girmişim. Burada iki defa kalbim duruyor ikisinde de çalıştırıyorlar. Doktorlar beni yaşatmak için çok büyük bir çaba sarf etmişlerdi.”‘HAYATIMDA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER OLDU’Patlamanın birçok şeyi yeniden görmesini sağladığını ve bununla birlikte kararlılığının yükseldiğini dile getiren Türkay, hayatında çok köklü değişikliklerin olduğunu söyledi. Türkay, yaşadığı değişiklikleri şöyle ifade etti: “Daha önce kaybedecek şeylerim maddi ve gelecek temelliydi. Yani mevcut sistem içerisinde bir beklenti ve bunun karşılanması üzerinden beyhude bir çaba içerisindeydim. Ama şuanda daha büyük bir iddia için çaba sarf ediyorum. İddia o ki daha güzel ve yaşanılır bir dünya ve bir Türkiye. Bunun için bir çaba içerisinde olmaya çalışıyorum.”‘HALKLAR ARASINDA ÖNEMLİ BİR BULUŞMA’Kobanê için başlatılan dayanışmanın Gezi’deki dayanışmanın daha üst bir tezahürü olarak kendisine umut olduğunu vurgulayan Türkay, “Gezi’de Kürt halkı ile Türk halkı arasında önemli bir buluşma gerçekleşti. Suruç Katliamı da aslında Kürt direnişi ile Türkiye’nin diğer halklarının direnişinin birleşmesine dönüktü. Çünkü bu birleşme olduğu taktirde bugünkü iktidar veya zorba düzeniyle iktidarlarını sürdürmeye çalışanlar sekteye uğruyor. Bundan dolayı bu mücadelenin önüne set çekmek istediler” dedi.ERDOĞAN KATLİAMIN STARTINI VERDİCumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinde önce “400 sandalyeyi verin bu iş huzur içinde çözülsün” sözünü hatırlatan Türkay, bu mesajla katliamın ilanının verildiğinin altını çizdi. Bu huzur vermeme ilanının 7 Haziran’da hükümetin düşmesiyle birlikte hemen harekete geçirildiğini belirten Türkay, “20 Temmuz Suruç Katliamı, 10 Ekim Ankara Katliamı bunun için gerçekleşti. Bu iki büyük huzur vermeme halinin planlı olduğunu biz o gün söylediğimizde insanlar; ‘Bunlar katliamda çok yara aldılar bir intikam duygusu içindeler normaldir. Bunu mazur görmek lazım’ diyorlardı. Böyle bir durumda adalet mücadelesi vermeye çalışıyoruz” dedi.‘BİR AKP GİDER BİR AKP GELİR’Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Eğer 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanların ne olduğunu açıklarsak kimse yerinde oturamaz” sözlerini de hatırlatan Türkay, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu söz aslında kendi kendini ihbar etmedir. İtiraf niteliğindeki bu açıklama belki şimdiki mahkemelerde ele alınmıyor olabilir ama yarın özgürleşecek mahkemelerde bunların hesabı sorulacak. Bunlar yaşanan katliamın bizzat özneleridir ve bunu itiraf ediyorlar. Suruç ve Ankara katliamları Türkiye’nin karanlıktan kurtulup demokratikleşmesi için çok önemli bir kesit. Bunların hesabı sorulmadan Türkiye’nin aydınlığa kavuşmasının imkanı yok. Bu karanlıktan kurtulma bununla yüzleşmekten geçer. Bugün Türkiye’de demokrasi isteyen kim varsa iki katliamın peşine düşmesi lazım. Bunun peşine düşmeden Türkiye’de demokrasi olmaz. Bir AKP gider başka bir AKP gelir. Ben hem bu iki katliamın hesabının sorulmasından hem de Türkiye’nin demokratikleşmenin uzağında olmadığından dolayı umutluyum.”Kaynak : MA
-

Gazeteci Deniz Yücel’e 2 yıl 9 ay hapis cezası
Die Welt gazetesi Türkiye eski muhabiri Deniz Yücel’e 2 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Yücel, iki ayrı suçtan da beraat etti.
Die Welt gazetesi Türkiye eski muhabiri Deniz Yücel’in “örgüt propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuksuz yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 32’ Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya Yücel katılmazken, avukatı Veysel Ok hazır bulundu.
Avukat Veysel Ok, müvekkilinin beraat etmesini talep etti.
2 YIL 9 AY HAPİS CEZASI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın üzerine atılı “PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan, suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, yapılan paylaşımların içeriğini dikkate alarak Deniz Yücel’in önce 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Heyet, sanığın suçu basın yoluyla işlediği ve değişik zamanlarda aynı suçu işlediği gerekçesiyle cezada artırım uygulayarak 2 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti.
Heyet, sanık Deniz Yücel’in üzerine atılı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlarından beraatine karar verdi.
SUÇ DUYURUSU
Ayrıca mahkeme Yücel’in “Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen aşağılamak” ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlarını oluşturduğuna kanaat getirerek, Deniz Yücel hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
NE OLMUŞTU?
14 Şubat 2017’de kendi isteğiyle ifade vermek için gittiği emniyette gözaltına alınan Yücel, 27 Şubat 2017’de “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve terör propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Silivri Cezaevi’ndeki bir yıllık tutukluluğunun ardından 16 Şubat 2018’de İstanbul 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Yücel, Almanya’ya dönmüştü. Anayasa Mahkemesi, 2019 yılı Haziran ayında Yücel’in başvurusunu karara bağlayarak bir yıl boyunca Silivri Cezaevi’nde tutulan Yücel’in hem kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının hem de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetmişti. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Şubat ayındaki duruşmada savcılık 15 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteminde bulunmuştu.
-

HDP’li vekil hakkında ‘uzaklaştırma’ kararı
Eşi Ebru Işık’ı darp ettiği iddia edilen HDP Muş Milletvekili Mensur Işık hakkında “uzaklaştırma” kararı alındı.Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Mensur Işık’ın dün gece saatlerinde, öğretmen eşi Ebru Işık’ı Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan evinde darp ettiği iddia edildi. Ebru Işık’ın hastaneye götürülmesi üzerine olayın adli mercilere yansıdığı belirtildi.Etimesgut ilçesinde bulunan bir özel hastanede tedavi olan Ebru Işık’ın, eşi hakkında şikayetçi olduğu ve sonrasında konuya ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında HDP’li Işık hakkında uzaklaştırma kararı verildiği ifade edildi.HDP’nin ilerleyen saatlerde konuya ilişkin açıklama yapması bekleniliyor. -

Tahliye edilmeyen Yüksekdağ: Demokratik yaşam inisiyatifi geliştirilmeli
Yargılandığı davada tutukluluk halinin devamına karar verilen HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Halkımız bir siyasi ve ekonomik krizle karşı karşıya. Bu koşullarda insani, demokratik taleplerde bir yaşam inisiyatifi geliştirilmelidir” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı dava görüldü. Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Yüksekdağ savunma yaptı. Pandemiyle birlikte dışarıda olduğu gibi cezaevlerinde de hakları birer birer ellerinden aldığını aktaran Yüksekdağ, Türkiye’nin önünü göremez hale getirildiğini belirtti.Yüksekdağ, “Bizler hapishane koşullarında önümüzü göremiyoruz. Kural, toplumsal ve hukuksal düzenin olmazsa olmazıdır. Yargılama süreçlerinde çok daha katı ve ilkeli uygulanması gerekiyordu ama dört ay boyunca en temel hakkımız olan savunma hakkı elimizden alındı. Bana kalırsa avukatların o kapalı görüş beyanına görüş yapmayı bile reddetmesi gerekiyor. Bu zihniyeti artık çok iyi biliyoruz. Bu koşullar içinde avukatlarımla savunma hazırlamam. Daha sık benim davaların bütünüyle aleni olsa bile siyasi davalardır; ben de çıkarım siyasi savunma yaparım. Bu koşullarda avukatlarımla sağlıklı insan haklarına yakışır temas ve koşul sağlamadan her şey olağan koşulunda devam ediyormuş gibi savunma yapamam. Bu hukuka aykırıdır, siyaset anlayışına aykırıdır. Siyasi kimliği bir tarafa bırakarak, bunu yapmam, fezlekelerle ilgili mazeretim budur” diye konuştu.BİR MASKE DAĞITAMAYAN SİYASİ İKTİDAR…Anlattığı gerekçelerden kaynaklı savunma yapmayı doğru bulmadığını belirten Yüksekdağ, dava dosyasında bulunan 3 fezleke hakkında cezaevindeki koşullardan kaynaklı savunma yapmayacağını söyledi. Cezaevlerindeki koşulların düzeltilmesi talebinde bulunan Yüksekdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kapalı görüş mekanlarında her şeyimiz kayıt altına alınıyor. Tedbir altında bir dizi yasak ve kısıtlama var, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Virüse karşı insanlar savunmasız. Bu kriz çok daha önce çözülebilecekken siyasi iktidarın beceriksizliği nedeniyle faturanın halka çıkarıldığını görüyoruz. Kapitalizmin aşırı kar hırsı, devletlerin gözünü kör ettiği koşullarda bu tür felaketlerin yaşanmaması mümkün değil. Bir acı gerçek de ortaya çıktı, hiçbir devlet toplumu koruyacak pozisyonda değil. Devlet bir kalkan enstrümanıdır ama böyle bir devlet olma özelliğini tamamen bitirmiş durumda. Bize, kendi halkına ücretsiz maske dağıtmayan bir siyasi iktidar ne kadar mükemmel bir politika uygulayabilir ki. Bu süreçte siyasi iktidar avukatımla görüşme hakkımı gasp ediyor. Salgın sürecinin üstesinden gelebilmenin ilk yolu halk sağlığıdır. Amerika’da niye yer yerinden oynadı çünkü halk sağlığı üzerine kurulu bir sistemleri yok. Geriye baktığımız 20 yıl içerisinde toplum sağlığı tamamen rafa kaldırıldı; çocukluğumda hatırlarım sıtma salgınları çok fazla yaşanırdı, kapı kapı dolaşırdı sağlık çalışanları, 1980’nin başında bahsediyorum. Toplumsal zenginliğin çok daha düşük olduğu koşullarda felaketleri engellemek için kapı kapı sağlık çalışanları dolaşırdı. 83 milyonun yarısına test yapmayı başaramamış bir siyasi iktidar mükemmellik göstermesin.”YARGIDA DARBEMutlak tecrit ve hapishanedeki hak ihlalleri konusunda sahiplenmenin geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Yüksekdağ, bugün 15 Temmuz darbe girişiminin artçı darbelerinin yaşandığını vurguladı. Yargı alanının bu darbenin geliştiği alanlardan biri olduğunu ifade eden Yüksekdağ, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) denge denetleme kurumu haline geldiğini belirtti. AYM’nin Anayasa’dan doğan gücü ile denetleme mekanizması olarak çalışması gerektiğine dikkat çeken Yüksekdağ, “AYM, oluşan haksızlıkları ortadan kaldıracak iyileştirici bir rol ortaya koyamıyor. AYM’nin en önemli faktörlerinden birisi, haksız yargılama süreçlerinde ulusal mahkemeler arsında bir tampon görevi görmek. Ama 20 yılın yığılması var. Bir baraj olarak kurulmuş AYM’de korkunç bir yığılma var. Yargı kurumu bunun altından nasıl kalkacak? Dünyada neredeyse eşi benzeri görülmemiş bir tablo ortaya çıkarıldı; Yargıtay’ın durumu ortada. Bu sadece devlet krizi değil, memleket krizidir. 100 bin insan adil yargılama talebiyle başvuru yapmış; korkunç bir başvuru var, bunların her birisi de siyasi iktidarın yargı operasyonları sonucudur” ifadelerini kullandı.MAHKEMELERE OPERASYONGezi’de söylenen “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganının bugün de güncelliğini sürdürdüğüne işaret eden Yüksekdağ, “Olağanüstü şatlarla karşı karşıyayız. Durmadan siyasi iktidar yargıya talimat veriyor. HDP’nin iki eşbaşkanı olarak iki defa tutuklanarak hapiste tutuluyoruz. Selahattin Demirtaş’ı 10 yıl hapiste tutmak için ikinci tutuklama kararı verildi. Bize operasyon yapıyorsunuz; kendi mahkemenize niye yapıyorsunuz? Kötülük icat etme yetenekleri bazen köreliyor demek ki, tekrara düşüyorlar. Kendi sistemlerini de katlederek bunu yaptılar. Bir tanesi çıkıp kral çıplak diyemiyor” dedi.ÖLÜM ORUCUNDAKİLERİ SELAMLADIHukukun aynı zamanda insani olması gerektiğine dikkati çeken Yüksekdağ, Türkiye’de hukukun insani özelliğini yitirdiğini belirterek, “Hukuk tamamen siyasi iktidarın uzvuna dönüştürülmüştür” diye belirtti. Türkiye’de insanların ve hukukçuların adil yargılanma talebiyle ölüm orucuna başladığını kaydeden Yüksekdağ, ölüm orucunda bulunan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ı selamladı. “Adil yargılanma talebiyle Türkiye’de ilk defa açlık grevi yapılıyor” diyen Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Bu memlekette çeşitli taleplerle açlık grevi ve ölüm oruçları yapıldı ama bakın talepler hangi seviyeye geldi. Bu memlekette hukukçular adil yargılanma talebiyle ölüm orucu yapıyorsa bu siyasi iktidarın suratına inmiş bir tokat olması gerekir. O insanların bedenlerinden başka koyacak bir şeyleri yok; güvenecek hiçbir kurum kalmamış. Bu kitlesel düzeye yayılırsa kimse şaşırmasın. Çünkü insanların güvenebileceği bir şey kalmadı, siyasi kurumların tamamında bir zorbalık hakim, bu koşullar içerisinde toplumsal güven de tamamen ortada kalkar. Kaybedeceği bir şeyi kalmayan toplumun her şey yapması ve savunması mecburdur. ‘Ben vurayım vurayım bunlar da sokağa çıksın hepsini hapse atayım’ diyor. Biz bu koşullar içerisinde adaletin sağlanabilmesi için toplumsal muhalefetin olması bilincindeyiz. En azından asgari ve zorunlu bazı kuralların yerine getirilmesi gerekir. Türkiye’de kuralsızlık egemen hale getirilmiştir. Biz demokratik kurallar ve insani kurallar üzerinden yeni bir normalleşme istiyoruz bu normalleşme için halkımızın bir arada mücadelesi çok önemlidir. İnsanlar sağlıklı, huzurlu ve güvenlikli yaşamamanın nasıl bir şey olduğunu bu süreçte gördüler. Halkımız bir siyasi ve ekonomik krizle karşı karşıya. Bu koşullar içerisinde insani, demokratik taleplerde bir yaşam inisiyatifinin geliştirilmesi gerekiyor.”DEMİRTAŞ KARARI YÜKSEKDAĞ’I BAĞLARYüksekdağ’ın savunması ardından avukatlar söz aldı.Avukat Ruken Gülağacı, Anayasa Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş kararına değinerek, Yüksekdağ’ın da aynı durumda olduğunu söyledi. Gülağacı, “AYM kararı başkası hakkında verilmiş diye yok sayılacak bir karar değil. Kararı inceleme fırsatınız olduysa karar birebir Figen Yüksekdağ’ı bağlar, kararın esasında Demirtaş’ın tutuklunun makul süreyi aştığını söylüyor. Bizim söylediğimiz her şeyi AYM gerekçeli kararına yerleştirilmiştir” dedi.Avukat Sezin Uçar, müvekkilinin ifadesinde hapishane koşulları hakkında beyanda bulunduğunu belirterek, “Müvekkilimiz dört yıla yaklaşan tutukluk süreci içerisinde hakları kısıtlanmış, savunmasını bu nedenle parça parça ifade etmiştir. Bu sürecin ne kadar süreceği ve müvekkilimizle ne zaman açık görüş yapabileceğimiz belirsizliğini sürdürüyor. Pandemi nedeniyle alınan kimi tedbirler suiistimale dönüşmüş durumda. Savunma hakkımız kısıtlanmayacağı bir şekilde diğer dosya ilgili daha sonra beyanda bulunacağız” diye konuştu.Yüksekdağ ve Demirtaş hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ikinci kez tutuklanma verildiğini anımsatan Uçar, “Türk yargı tarihi tarafından aynı fiil nedeniyle ikinci defa tutuklanmış olmaları bir istisna. Mevcut yasalarda hukuksal normlara dahi riayet edilmediğini görüyoruz. Tutukluğunun devamı kararı hukuki değil” dedi.TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINAArdından söz alan iddia makamı, Yüksekdağ hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin müzekkere yazılarak, dosyanın istenmesini ve incelenerek, dosyayla bağlantılı olup, olmadığının tespit edilmesini talep etti.İddia makamı ise, Yüksekdağ hakkında tutukluluğun devamını istedi.Mahkeme heyeti tarafından duruşmaya ara verildi. Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme heyetinin bir üye hakimi, tutukluluk kararına şerh koydu.Bir sonraki duruşma 28 Eylül tarihine ertelendi. -

Diyadin Belediye Eşbaşkanı Yaşar tutuklandı
Gözaltına alınan ve yerine kayyım atanan Diyadin Belediye Eşbaskanı Betül Yaşar, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Dün sabah saatlerinde evine baskın yapıldıktan sonra gözaltına alınarak Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve yerine kayyım atanan Diyadin Belediye Eşbaskanı Betül Yaşar, saatlerce süren ifade işlemlerinin bitmesi ardından savcılığa sevk edildi.
Savcılıkta alınan ifade sonrası tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Hakimliği’ne sevk edilen Yaşar tutuklandı.
