Tag: Website

  • Danıştay Ayasayofya’ya dair kararı iptal etti

    Danıştay Ayasayofya’ya dair kararı iptal etti

    ANKARA – Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.

    Danıştay 10’uncu Dairesi, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal ederek, ibatede açılması önündeki engeli kaldırdı. Karara Danıştay savcısından bir itiraz gelmezse, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararı ile Ayasofya camii olarak ibadete açılacak.
    Karar uyarınca idarenin 30 gün içerisinde Ayasofya’nın müze öncesindeki durumuna getirerek, tamamının camii olacak şekle dönüştürmesi gerekiyor.
    NE OLMUŞTU?
    Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya için ilk olarak 2005’te Danıştay’a dava açtı. Dernek, Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet’in şahsi mülkü olduğunu belirterek 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulmasını istedi.
    Danıştay 10. Dairesi, 24 Haziran 2005’te söz konusu Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurma istemini reddetti. Daire 2008’de ise Ayasofya Camisi’nin müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığına işaret ederek, davayı reddetti.
    Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Dairenin bu kararını onadı ve dernek, 2016’da tekrar Danıştay’a dava açtı.
    Derneğin, Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru hakkında ise 2018’de karar verildi. Yüksek Mahkeme, Ayasofya’nın namaz kılınması için ibadete açılması yönündeki talebin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuruyu, ‘incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik’ nedeniyle kabul edilemez buldu. Bu kararla Danıştay başvurucu derneğin talebini uygun bulmuş oldu.
  • 5 yılda 47 saldırı

    5 yılda 47 saldırı

    HABER MERKEZİ – İktidarın “çözüm sürecini” bitirmesinden sonra bölge kentlerinde mezarlıklara yönelik saldırılar arttı. Birçok mezarlığa 5 yılda 47 saldırı yapılırken, hukuki girişimlerin tamamı sonuçsuz kaldı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Mart 2015’te Dolmabahçe Mutabakatı’nı reddetmesi sonrası başlayan çatışmalı süreçle birlikte bölge kentlerinde cenaze ve mezarlıklara yönelik birçok saldırı yapıldı. Farklı tarihlerde çıkan çatışmalarda hayatını kaybeden PKK, YPG ve YPS’lilerin cenazelerinin gömülü olduğu mezarlıklar kolluk kuvvetleri tarafından kimi zaman helikopterlerle bombalandı, kimi zaman balyoz ve kepçelerle parçalandı.
    CENAZELER KALDIRIMA GÖMÜLDÜ
    Birçoğu Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Van, Siirt ve Hakkari kentleri kırsallarında yer alan mezarlıklar, aileler tarafından onarıldıktan sonra da defalarca benzer şekilde tahrip edildi. Mezarlık ve cenazelere yönelik saldırılar özellikle bölge kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sonrasında artış gösterdi. Kolluk kuvvetleri, kent merkezlerinde bulunan mezarlıkları da bu süreçte tahrip etmeye başladı. Diyarbakır’ın Lice ve Hakkari’nin Yüksekova ilçelerinde bulunan mezarlıklar en çok saldırıya uğrayan mezarlıklar oldu. Garzan Mezarlığı’nda 282 PKK’linin cenazeleri yerlerinden çıkarılarak, Kilyos’ta kaldırıma gömüldü. Kolluk kuvvetleri son dönemlerde mezar taşlarının sökülmesi için aileler üzerinde baskı kurmaya başladı.
    HUKUKİ GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI
    Ekim 2015’ten bugüne kadar mezarlıklara yönelik en az 47 saldırı tespit edildi. İnsan hakları örgütleri tarafından “uluslararası sözleşmelere aykırı” ve “ailelere işkence” olarak değerlendirilen saldırılara ilişkin hem aileler hem de hukuk örgütleri birçok kez suç duyurusunda bulundu. Ancak söz konusu hukuki girişimlerden herhangi bir sonuç alınamadı.
    Geçmiş dönemlerde mezarlıklara yönelik gerçekleştirilen saldırılardan bazıları şöyle:
    * 2015; Mardin’in Nusaybin ilçe kırsalındaki Bagok Dağı’nda bulunan ve 43 PKK’linin defnedildiği “Agit Suruç Şehitliği” yıkıldı.
    * 17 Ekim 2015; Şırnak kırsalındaki Cudi Dağı bölgesinde bulunan “Şehit Cuma ve Şehit Binefş Şehitliği” askerler tarafından tahrip edildi.
    * 18 Ekim 2015; Dersim Alacık (Zage) Köyü yakınlarında, PKK’lilere ait cenazelerin ve 38 Dersim Katliamı’ında yaşamını yitirenlerin kemiklerinin  de bulunduğu “Suna Çiçek ve Doktor Baran Şehitliği” helikopeterle bombalandı. Mezarlık içindeki cemevi, içine yerleştirilen patlayıcılarla yerle bir edildi.
    * 18 Ekim 2015; Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı Mahallesi’ndeki (Sîsê) “Şehit Amed û Şehit Hêvîdar Şehitliği” tahrip edildi.
    * 22 Ekim 2015; Siirt, Mardin ve Batman üçgeninde yer alan “Mawa Şehitliği”nde yer alan mezarlar kepçelerle yıkıldı.
    * 4 Kasım 2015; Diyarbakır’ın Dicle ilçesine bağlı Pirejman Mahallesi’nde bulunan ve PKK’lilerin defnedildiği mezarlık, bölgede bulunan cami ve misafirhane askerler tarafından yıkıldı.
    * 12 Kasım 2015; Şırnak’ın Beytüşşebap ilçe kırsalında bulunan Meydan Kolya yaylasındaki “Şehit Kurtay Feraşîn Şehitliği” bombalanarak yıkıldı.
    * 22 Kasım 2015; Diyarbakır’ın Lice ilçesi kırsalındaki “Şehid Harun Şehitliği” zırhlı araçlarla açılan ateş sonucu tahrip edildi. Mezarlık girişinde bulunan cami, dinlenme salonu, kütüphane, çeşme ve tabela bombardıman sonucunda yerle bir olurken, HPG’lilere ait 140 mezardan 78’i tahrip oldu.
    * 1 Mayıs 2016; Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı’nda bulunan PKK, HPG ve YPG’lilere ait mezarlar polisler tarafından tahrip edildi. Mezar taşları ortalığı atılırken, fotoğraflar ise kırıldı.
    * 16 Şubat 2017; Batman’daki İkiztepe Mezarlığı’nda bulunan ve aralarında 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin cenazelerinin de bulunduğu 23 mezarlığın taşları, savcılık ve belediyeye atanan kayyımın talimatı üzerine değiştirildi. Söz konusu duruma karşı çıkan kimi işçilerin işlerine son verildi.
    * 21 Şubat 2017; Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Yeni Mahalle Mezarlığı’nda bulunan ve farklı tarihlerde yaşamlarını yitirenlerin kabirlerinin de bulunduğu mezarlık polisler tarafından tahrip edildi. Mezarlıkların bir çoğuna ‘T.C.’ yazılaması yapıldı.
    * 7 Nisan 2017; Dersim’in Mazgirt ilçesinde bağlı Akpazar (Perî) Beldesi’nin Karabulut (Sürek) Köyü’nde Vali ve kayyım Osman Kaymak’ın talimatıyla askerler, HPG’li Sancar Buluç ve Baran Çetinkaya’nın mezarlarını tahrip etti.
    * 28 Nisan 2017; Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Orman Mahallesi’nde bulunan mezarlık, özel harekat polisleri tarafından tahrip edildi. Mezar taşlarının üzerine “Leş” yazılaması yapıldı.
    * Kasım 2017; Beytüşşebap kırsalındaki Meydan Kolya yaylasındaki “Şehit Kurtay Feraşîn Şehitliği” bir kez daha yıkıldı. Yanına askeri üs bölgesi kuruldu.
    * 12 Haziran 2017; Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile birlikte öldürülen Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız’ın Dersim’de bulunan anıt mezarı tahrip edildi.
    * 26 Haziran 2017; Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı (Sîse) köyündeki “Şehit Hêvîdar ve Şehit Amed Şehitliği” operasyona çıkan askerlerce yıkıldı. Mezarlıktaki misafirlik olarak kullanılan 2 konteyner da yakıldı.
    * 14 Eylül 2017; Tutuklu Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un gömülen cenazesi ırkçı bir gurubun saldırısı üzerine yerinden çıkarılarak, Dersim’de defnedildi.
    * 29 Ekim 2017; Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı’nda bulunan mezarlar polislerce tahrip edildi.
    * 1 Kasım 2017; Siirt kırsalındaki Herekol bölgesinde operasyona çıkan askerler PKK’lilerin cenazelerinin defnedildiği “Şehit Resul ve Şehit Azime Mezarlığı’nı tahrip etti.
    * 19 Aralık 2017; Bitlis’in Yukarı Ölek (Oleka Jor) Mahallesi’nde bulunan Garzan Mezarlığı’nda defnedilen 282 PKK’linin cenazeleri yerlerinden çıkarılarak, mezarlık yerle bir edildi.
    * 26 Aralık 2017; Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı’ndaki mezarlar bir kez daha tahrip edildi. Mezarlar taşları kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce spiral makinesiyle tahrip edildi.
    * 29 Mart 2019; Bismil’in Kazancı (Kaniya Kurda) Mahallesi’ndeki HPG ve YPG üyelerinin cenazelerinin bulunduğu mezarlık askerler tarafından tahrip edildi.
    * 4 Haziran 2019; Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı (Sîsê) Mahallesi’ndeki “Şehit Amed û Şehit Hêvîdar Şehitliği” bir kez daha tahrip edildi.
    * 30 Eylül 2019; Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde defnedilen Mahmut Alınbay’ın mezarı 6’ncı kez saldırıya uğradı.
    * 4 Nisan 2020; Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Yarbaşı (Hespist) köyünde farklı tarihlerde yaşamını yitiren 6 PKK’linin cenazesinin bulunduğu mezarların taşları askerlerce balyozlarla parçalandı. 6 mezar, 2016 yılında da askerlerce yıkılmış ve köylüler tarafından onarılmıştı.
    * 17 Nisan 2020; Muş Malazgirt ve merkezde bulunan köylerde kimi HPG’lilere ait mezar taşları kırıldı.
    * 18 Nisan 2020; Bingöl Karlıova Karakolu’ndaki askerler, sokağa çıkma yasağı döneminde yaşamını yitiren HPG’li Zamani Çamak’ın mezar taşının kaldırılması aileden istedi.
    * 24 Nisan 2020; Diyarbakır Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı, çatışmalarda yaşamını yitirenlerin ailelerini telefonla arayarak, yakınlarının defnedildiği mezarlardaki taşların kırılmasını ve Kürtçe alfabede olan X, W, Q harflerinin silinmesini istedi.
    * 26 Nisan 2020; Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Orman Mahallesi’nde buunan mezarlık 6’ncı kez saldırıya uğradı. Urfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısında hayatını kaybeden 33 gençten Süleyman Aksu’nun mezarı da tahrip edildi.
    * 22 Mayıs 2020; Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı (Sîsê) Mahallesi’nden bulunan mezarlık tahrip edildi. Tüm mezarların tahrip edildiği ve isimlerin yazılı olduğu mermerlerin parçalandığı ortaya çıktı.
    * 25 Mayıs 2020; Batman’ın Hasankeyf ilçesine bağlı Güneşli (Şemse) Köyü’ndeki mezarlık bir kez daha tahrip edilerek, mezarlıktaki ağaçlara bayrak asıldı.
    * 8 Haziran 2020; Diyarbakır’da 1992’de düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitiren Özgür Gündem gazetesi muhabiri Hafız Akdemir’in mezar taşındaki fotoğrafın söküldüğü ortaya çıktı.
    * 10 Haziran 2020; Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı (Sîsê) Mahallesi’ndeki mezarlık tahrip edildi.
    * 12 Haziran 2020; Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Esenler (Balicne) Mahallesi’ne bağlı Goçxar Mezrası’ndaki mezarlıkta bulunan HPG’li Rıdvan Mutlu ve Mehmet Mutlu’nun mezar taşları tahrip edildi.
    * Urfa’nın Karakoöprü, Viranşehir ve Suruç’ta bulunan mezarlıklarda HPG’liler ve Suruç Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin bulunduğu mezarlar tahrip edildi.
    * Malatya’nın Oluklu Mahallesi’nde bulunan Volkan Bora’nın mezar taşı kırıldı.
    * Van’ın Erciş ilçesinde, farklı tarihler yaşamını yitiren HPG’lilerin cenazelerinin gömülü olduğu çok sayıda mezarlık tahrip edildi.
  • Dersim keçileri için ‘kırmızı liste’ uyarısı

    Dersim keçileri için ‘kırmızı liste’ uyarısı

    Dersim’de 17 dağ keçisinin avlanması için ihale açılmasına tepki gösteren Veteriner Hekimler Odası, keçilerin IUCN’nin kırmızı listesinde yer aldığını anımsattı.

    İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Dersim’de 17 dağ keçisinin avlanması için ihale açmasına tepki gösterdi. Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, keçilerin Türkiye’nin de tarafı olduğu Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik’in (IUCN) kırmızı listesinde yer aldığı hatırlatıldı.
    ‘PANDEMİ AÇISINDAN RİSK’
    Yaban hayvanlarının avlanıp tüketilmesinin pandemi açısından da risk oluşturduğu vurgulanan açıklamada, birçok zoonotik etkenin bu yollarla insana bulaştığını kaydedildi. Aylardır mücadele edilen salgından ders çıkarılamadığına dikkat çekilen açıklamada, “Doğaya, yaban hayatına yapılan müdahaleler yeni ve giderek daha tehlikeli salgınlarla insanlığı karşı karşıya bırakmaktadır. Ülkemizde endemik olarak bulunan canlıların korunması esasen bölgenin ekosistemini ve toplumun sağlığını korumakla eşdeğerdir” denildi.
  • Gazeteci Aziz Oruç için adalet talebi

    Gazeteci Aziz Oruç için adalet talebi

    Tutuklu gazeteci Aziz Oruç için 21 Temmuz’da görülecek duruşması öncesinde Çağlayan Adliyesi önünde tutulan “Adalet Nöbeti”nde adalet istendi. Eşi Hülya Oruç, “Aziz gazetecidir. Kendisine atılan suçlamalar çok ağır” diyerek, destek çağrısında bulundu.
    Adalet İstiyoruz Platformu tarafından Çağlayan Adliyesi önünde sürdürülen “Adalet Nöbeti” eyleminde bu hafta tutuklu gazeteci Aziz Oruç için adalet talebinde bulunuldu. Açıklamaya Aziz Oruç’un eşi Hülya Oruç iki çocuğuyla birlikte katıldı.
    “Adalet istiyoruz” pankartının açılıp, Aziz’in fotoğraflarının taşındığı eylemde  sık sık “Aziz için adalet istiyoruz” sloganı atıldı.
    Direnişler Meclisi Üyesi Volkan Çeşma tarafından yapılan açıklamada, ülkedeki adaletsizliğe karşı adliye önlerinde adalet arandığı ifade edildi. Her hafta farklı bir adaletsizliğe karşı eylem yaptıklarını söyleyen Çeşma, bu hafta Aziz Oruç şahsında tutuklu bulunan 197 gazetecinin durumuna dikkat çekmek istediklerini dile getirdi. Türkiye’de iktidara muhalif, gerçekleri söyleyen gazetecilerin tutuklandığını belirten Çeşma, bunlardan birinin de Aziz Oruç olduğunu kaydetti. Çeşma, tutuklandığı sürecini aktardığı Oruç’un yaptığı haberler, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklandığını vurguladı.
    “İktidara yakın olmadığı” için tutuklandığını söylediği Aziz’in 21 Temmuz’da hakimn karşısına çıkacağını hatırlatan Çeşma, “21 Temmuz’da sadece Aziz değil, tutuklu bulunan tüm gazeteciler yargılanacak” diyerek duruşmayı katılım çağrısında bulundu.
    ‘ÇOCUKLARIM BABALARIYLA BÜYÜSÜN’
    Oruç’un eşi Hülya Oruç ise, herkes gibi kendisinin de adalet istediğini belirterek, “çocuklarının babalarıyla büyümesini istediğini” ifade etti. Eşinin özgürlüğünü isteyen Oruç, “Aziz gazetecidir. Kendisine atılan suçlamalar çok ağır. Herkesin bizlere destek olmasını istiyorum” dedi.
    ‘GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR AMA İŞKENCE YAPMAK SUÇTUR’
    Oruç’un gözaltında günlerce işkenceye maruz kaldığını söyleyen Direnişler Meclisi Üyesi Nuriye Gülmen de, “Gazetecilik suç değildir ama işkence yapmak suçtur. Aziz Oruç’a işkence yapanlar yargılanana kadar ve Oruç serbest bırakılana kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu. Konuşmaların ardından “Adalet Nöbeti”  tutuldu.
    Aziz Oruç’un yargılandığı davanın ilk duruşması 21 Temmuz günü Ağrı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
  • Demirtaş’tan mesaj: Halkın gücü görünür kılınmalı

    Demirtaş’tan mesaj: Halkın gücü görünür kılınmalı

    HDP’nin 81 il ve tüm ilçelerde forumlar, paneller, konferanslar düzenlemesi çağrısında bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Türkiye’nin geleceğini halkla konuşarak netleştirmeli ve halkın gücünü görünür kılmalıdır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, resmi Twitter hesabı üzerinden paylaşımda bulundu.

    Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Demirtaş, demokrasi için parlamento içinden ve dışından etkili bir mücadele yürütmenin şart olduğuna dikkat çekti.

    Demirtaş’ın paylaşımları şöyle:

    “ * Demokrasi için parlamento içinden ve dışından etkili bir mücadele yürütmek elbette şarttır. Bunu yaparken Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-muhafazakar ayrımı olmaksızın yan yana durmaktan, yan yana görünmekten imtina etmemeliyiz.

    * Türkiye hepimizindir. Hepimiz birlikte Türkiye’yiz. O halde, birlikte yönetebilme ve geleceği birlikte inşa edebilme erdemini ortaya koymak zorundayız.

    * Sırf AKP karşıtlığı üzerinden gelecek inşa edilemez. Artık AKP’yi değil, geleceği konuşmanın zamanıdır. AKP ilk seçimde kaybedecektir. Ancak bu sırada, demokrasi ilkeleri etrafında topluma güven veren güçlü bir alternatifini ortaya çıkarmak, muhalefetin tarihi sorumluluğudur.

    HERKES HALKLA BULUŞMALI

    * Muhalefet artık kendini yakın geleceğin iktidarı olarak görmeli ve bu ciddiyetle, çözüm önerilerini ortaklaştırarak halkla doğrudan buluşmalıdır. Sadece partiler değil; medya, akademi, entelektüel camia ve sivil toplum kuruluşları halkla buluşma etkinlikleri düzenlemelidir.

    * HDP şimdi bunu yapıyor. Ancak bu yetmez. 81 il ve tüm ilçelerde forumlar, paneller, konferanslar, çalıştaylarla tüm muhalefet aynı etkinliklerde buluşabilmeli, Türkiye’nin geleceğini halkla konuşarak netleştirmeli ve halkın gücünü görünür kılmalıdır.

    HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ

    * Ve tüm partiler şimdiden sahada seçim hazırlığına (seçim güvenliğini de sağlayacak şekilde) başlamalıdır. Önümüzdeki seçim, Türkiye siyasi tarihinin en önemli ve en muhteşem seçimi olacaktır. Bu seçimle, demokrasiyi yeniden ve gerçek anlamda inşa etme fırsatı doğacaktır.

    * Dolayısıyla hem umutlu olun hem dirençli; hem kaygılı olun hem de cesur. Az kaldı. İyiler kazanacak, hep birlikte kazanacağız.”

  • 33 düş yolcusu anısına fidan diktiler

    33 düş yolcusu anısına fidan diktiler

    ANKARA – Gençlik örgütleri, Suruç Katliamı’nın 5’inci yıldönümünde katliamda yaşamının yitiren 33 düş yolcusu anısına fidan dikerek, “Bu fidan mücadelemizin temsilidir.  Hesap sormaya devam edeceğiz” dedi.

    Ankara’daki Gençlik Örgütleri, Kavaklı İnisiyatifi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencileri, 20 Temmuz Suruç Katliamı’nın 5’inci yıldönümü nedeniyle ODTÜ kampüs içerisinde yer alan Kavaklık bölgesine, katliamda yaşamını yitiren 33 düş yolcusu anısına fidan dikti.

    Fidan dikiminden sonra yapılan kısa açıklamada, “Beş sene önce, İŞİD çeteleri tarafından katledilen 33 düş yolcusunu anmak için bugün Kavaklık’a fidan diktik. Bu fidan mücadelemizin temsilidir. Biz bu çeteleri barındıranları, bekleyenleri çok iyi biliyoruz, hesap sormaya devam edeceğiz” denildi.

    Açıklamanın ardından 20 Temmuz saat 18.00’de Güvenpark’ta yapılacak olan Suruç anmasına çağrı yapıldı.

  • Dengbêjlik geleneğinin önemli ismi Seyidxanê Boyaxçî yaşamını yitirdi

    Dengbêjlik geleneğinin önemli ismi Seyidxanê Boyaxçî yaşamını yitirdi

    Dengbêjlik deyince akla ilk gelen isimlerden biri olan Seyidxanê Boyaxçî, 87 yaşında yaşama veda etti.

    Kürt kültürünün aşıklık geleneği olan denbêjlik deyince akla il gelen isimlerden biri olan Seyidxanê Boyaxçî yaşama veda etti.

    Bir süre önce vücudunun tamamının enfeksiyon kapmasının ardından felç geçiren Seyidxanê Boyaxçî, Diyarbakır’daki evinde hayatını kaybetti.

    Dengbêjlik geleneğinin yüzlerce yıla yayılan tarihindeki birçok ezgiyi hafızasında taşıyan sanatçı, kendisinden önceki örneklerin de aktarıcısı konumundaydı.

    Seyidxanê Boyaxçî kimdir?

    Seyidxanê Boyaxçî, Diyarbakır’ın Ergani ilçesine bağlı Lexerî köyünde 1933 yılında dünyaya geldi. 2 yaşında iken annesini, 4 yaşında iken babasını kaybeden Boyaxçî, amcası tarafından büyütülür ve hiç okula gitmez. Çocukluğu çobanlıkla geçen Boyaxçî, 15 yaşından sonra Diyarbakır merkeze yerleşir ve Sur ilçesinde ayakkabı boyacılığı yapmaya başlar. Boyaxçî, bu işi 25 yıl boyunca sürdürür. Boyaxçî, bir dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde temizlik personeli olarak çalışır.

    Uzun yıllar Sur’da bulunan Dengbêj Evi’nde bütün gününü biriktirdiği kilamlarını seslendirmekle geçiren Boyaxcî, sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine bir süre önce hastaneye kaldırıldı ve vücudunun tamamının enfeksiyon kaptığını öğrendi. Boyaxçî, uzun bir tedavi sürecinden sonra felç geçirdi. Bütün günü evindeki odasında geçen Boyaxcî, eski bir radyo-teyp ile kasetlerden dinlediği kilamlara eşlik ederek zamanını geçiriyordu.