Author: ali

  • Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi

    Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi düzenlendi. Kobane’nin Daiş çetelerinden kurtuluşunun 4’üncü yıldönümü vesilesiyle yapılan eylemde Türk devletinin Kürdistan’ın üç parçasına yönelik saldırıları protesto edildi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi ve Kürdistan Dayanışma Kampanyası’nın ortak organizesi ile bugün öğleden sonra yapılan eyleme yüzlerce Kürt ve dostları katıldı. Londra merkezde bulunan BBC televizyonu önünde toplanan kitle kısa bir miting düzenledi. Destek amacıyla katılan İngiliz sol örgütler adına yapılan konuşmalarda Türk devletinin Kürt halkına dönük saldırıları ve Rojava’yı işgal etme planlarına dikkat çekilerek, Kürt halkının haklı davasında her zamandan daha fazla kararlı bir şekilde duracakları mesajları verildi.

    Organize komitesi adına yapılan açıklamada ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması için devam eden açlık grevleri selamlanırken, şehadetlerin yaşanmaması için dayanışma eylemlerinin büyütülmesi çağrısı yapıldı.
    ‘‘Türk devletinin Kürt halkına dönük saldırıları Kürdistan’ın her üç parçasında devam ediyor. Türk devletinin saldırıları bir kesime veya bir örgüte karşı değil, tamamen Kürt ulusuna yönelik saldırılardır. Kürt halkı da bu barbar saldırılara karşı dünyanın her yerinde tepkilerini ortaya koymaya devam edecektir. Güney Kürdistan’daki halkımız bu barbarlığa karşı, Güney Kürdistan’da bulunan Türklerin askeri üssünü ateşe vererek gereken cevabı vermiştir. Türk devleti Güney’de, Kuzey’de ve Rojava’da işgalcidir ve Kürt halkı Kobane direniş ruhuyla bu işgali mutlaka kıracaktır.’’

    Strasbourg’da devam eden açlık grevcileri de telefon üzeri kitleye bir konuşma yaptı. Yapılan konuşmalardan sonra kitle Londra’nın en kalabalık merkezi caddesi olan Oxford Street’e doğru yürüyüşe başladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resimleri, YPG, YPJ ve PKK bayraklarının taşındığı eylemde Rojava’da yaşamını yitiren Britanyalı savaşçıların fotoğrafları taşındı. Yürüyüşün en önünde de 81 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in büyük boy resmi taşındı.

    Polislerin PKK bayrağına müdahale etmeye çalışması gençlerin tepkisi ile karşılaşınca polisler geri çekildi. Yağan yoğun yağmura rağmen yürüyüş Trafalgar meydanına kadar devam etti. Burada çekilen halaylardan sonra eylem sona erdi.
    

  • Londra Parlamentosunda Toplantı:‘Açlık grevini Boby Sands’tan biliriz’

    Londra Parlamentosunda Toplantı:‘Açlık grevini Boby Sands’tan biliriz’

    Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy “Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor” dedi.

    Birleşik Krallık Parlamentosu’nda yapılan “Türkiye’deki devlet hukuku, insan hakları ve Abdullah Öcalan davası” konulu toplantıda açlık grevlerine ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekildi. Yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir aşamaya geldiği belirtilerek, geç olmadan Türk devletinin adım atması çağrısı yapıldı.

    Birleşik Krallık Parlamentosu’nda Salı akşamı yapılan toplantıya Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy, İnsan Hakları avukatı Margaret Owen, akademisyen Thomas Jeffrey Miley, Öcalan’a Özgürlük Uluslararası İnisiyatifi Sözcüsü Reimar Heider, Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins ve Daimi Halk Mahkemesi Genel Sekreteri Dr. Gianni Tognoni konuşmacı olarak katıldı. Britanya Kürt Halk Meclisi, Kürdistan’a Barış, KNK ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası tarafından ortak organize edilen toplantıyı Elif Sarıcan yönetti.

    Boby Sands ve Leyla Güven

    Toplantının ev sahipliğini yapan İrlandalı Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy İrlanda halkı olarak, Kürt halkının sürdürdüğü direnişe yabancı olmadıklarını, sahiplendiklerini ve dayanışmayı büyüteceklerini ifade etti.

    “Bu kritik dönemde sesimizi daha da yükseltmemiz gerekiyor” diyen Molloy şöyle konuştu: “Bugün burada Öcalan’ın özgürlüğü ve açlık grevinde olanların taleplerini anlatmak, mevcut duruma dikkat çekmek için buradayız. Benim için ayrı bir anlam ve önemi var tabi. Biz açlık grevi eylemlerini yakından bilen bir halkız. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevlerinde yaşamlarını yitirdi. Biz halklar arası dayanışmanın ne kadar önemli ve hayati olduğunu çok iyi biliyoruz. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi de Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor. Çok geç olmadan taleplerin karşılanması, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması çağrısı yapıyoruz. Biz parti olarak bunun takipçisi olmaya ve bu sesi yükseltmeye devam edeceğiz.”

    Kürt halkına yaklaşımı ile paraleldir

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, İmralı cezaevi koşullarına dikkat çektikten sonra, devletin tecrit politikasının aynı zamanda Kürt sorununun çözümsüzlüğü anlamına geldiğini ifade etti. Bilmez, “Tecrit demek Kürt sorunun çözümsüzlüğü demek. Türk devletinin Sayın Öcalan’a yaklaşımı Kürt meselesine yaklaşımı ile aynıdır. Türk devleti ilk günden bu yana uyguladığı tecrit ile Öcalan’ı psikolojik olarak bitirmek istedi. Ancak Sayın Öcalan bunun tersine daha güçlü bir iradeyle direnerek, Kürt sorunun demokratik çözümü için yoğun çaba harcadı” dedi.

    Güven ve arkadaşları kararlı

    Leyla Güven ve arkadaşlarının eylemlerinde kararlı olduklarını vurgulayan Bilmez, “Leyla Güven ve arkadaşları kararlı. Ölümü göze almışlar. Güven’in durumu çok kritik. Tüm demokratik çevrelerin haberdar edilmesi gerekiyor. Türkiye’de medyanın duruşundan kaynaklı halen Türkiye’deki birçok kesim haberdar bile değil açlık grevlerinden” diye belirtti.

    Kopuş ölümlerle tamamlanır!

    Bilmez, açlık grevi eyleminde gerçekleşecek bir ölümün Kürt halkında devam eden duygusal kopuşu tamamlayacağını vurgulayarak “Açlık grevleri ölümle sonuçlanırsa, Sur, Cizre ve Nusaybin’de derinleşen duygusal kopuş tamamlanacaktır. Kürtlerin tüm duygusal bağları kopacaktır. Türkiye büyük bir kaosun içine sürüklenecektir” uyarısında bulundu.

    Öcalan özgürleşene kadar

    İngiltere’nin en büyük sendikalarından birisi olan Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins de “Öcalan’ın ve Kürt hareketinin bağlı olduğu değerler ve prensipler aynı zamanda biz emek hareketinin de değerleridir. Yıllardır aynı değerler çerçevesinde biz de mücadele veriyoruz. Bu yüzden şu an Kürtlerle dayanışmamızın nedeni çok açık. Bu yüzden Öcalan’a Özgürlük Kampanyası başlattık” dedi. Başlattıkları kampanyanın büyümeye devam ettiğini söyleyen Dubbins, “6 milyon emekçinin temsiliyetini yapan 15 sendika kampanyanın resmi yürütücüsü ve bu sayı daha da büyümeye devam edecek. Öcalan özgürlüğüne kavuşuncaya dek bizim mücadelemiz durmayacak” diye konuştu.

    Cezaevleri toplama kampı gibi

    Türkiye’deki insan hakları ihlallerini yakından takip eden ve kısa bir süre önce bir delegasyon ile birlikte Amed’e giden insan hakları avukatı Margaret Owen ise Türkiye’deki cezaevlerinin durumuna dikkat çekti: “Cezaevleri toplama kampına dönüşmüş, işkence merkezleri gibi. Adil yargılama kalmamış, yıllarca yargılamadan tutuklu kalıyor tutsaklar. Diyarbakır’dan yeni döndük. Leyla Güven’in açlık grevindeki 66’ıncı günüydü, onu ziyaret etmek istedik. Bildiğiniz gibi Boby Sands 66’ıncı gününde yaşamını yitirmişti. Bırakın Güven ile görüşmemize izin çıkmasını, polisler hunharca bize de saldırdı.”

    Dünyayı değiştirebiliriz

    Abdullah Öcalan’ın görüşlerine dikkat çeken Owen, Öcalan’ın görüşlerinin ve sistem önerilerinin dünyayı mevcut krizden kurtarabileceğini belirterek ekledi: “Dünyadaki hiçbir erkek lider bugüne kadar cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü konusunda Öcalan gibi bir rol oynamadı. Öcalan’ın önerdiği sistem modeli tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu bir sistem. Dünyayı değiştirebiliriz.”

    Yapılan konuşmalardan sonra, 39 gündür Galler’in Newport kentinde açlık grevinde bulunan İmam Şiş telefonla bağlanarak açlık grevine girme gerekçelerini anlattı.

  • Londra’da Açlık Grevi Eylemcilerine Destek Yürüyüşü

    Londra’da Açlık Grevi Eylemcilerine Destek Yürüyüşü

    Başkent Londra’da Leyla Güven ve diğer açlık grevi eylemcilerine destek amacıyla bir yürüyüş düzenlendi. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından organize edilen eylemde, Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği belirtilirken, taleplerinin biran önce yerine getirilip Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması çağrısı yapıldı.

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla Trafalgar meydanında biraraya gelen yüzlerce kişi Leyla Güven, İmam Sis ve Nasır Yağız’ın resimlerini kaldırırken, üzerinde ‘Tecride son, politik tutsaklara özgürlük’, ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘Açlık grevi eylemcilerine destek’, ve ‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için yürüyoruz’ yazılı büyük pankartlar açıldı.
    https://youtu.be/hD68SHIHyJc
    Eylemde yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği, bu andan itibaren geçen her saatin hayati önemde olduğu ifade edilirken, açlık grevi gerekçesi olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin biran önce kaldırılması çağrısı yapıldı.

    Yapılan konuşmalardan sonra başbakanlık ve parlamento binasına doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüş boyunca Türk devleti karşıtı sloganlar atıldı. Başbakanlık binası önünde kitle kısa bir süre oturma eylemi yaptı. Parlamento binasına varan kitle, orada bulunan yoğun kavşağını kısa bir süreliğine araç trafiğine kapattı.

    Parlamento meydanında bir süre daha devam eden eylem sona erdirildi.

     

     

  • Britanyalı 14 sendikadan Türk elçinin tehdidine yanıt

    Britanyalı 14 sendikadan Türk elçinin tehdidine yanıt

    Londra’daki Türk Büyükelçisi, Kürt halkı ile dayanışma içinde olan sendikaları tehdit etti. Britanyalı 14 sendikanın genel başkanları tehdide “dayanışmaya devam edeceğiz” yanıtını verdi. Türk devleti, içerde Kürtlere ve muhaliflere yönelik benzeri görülmemiş baskıları yurtdışına da ihraç etmeye devam ediyor. Birleşik Krallık’ta faaliyet gösteren sendikalara da Ankara rejiminin baskısına maruz kaldı, ancak ters tepti.

    Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın tarafından, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası yürüten sendikalara gönderilen mektupta, kampanyadan çekilmeleri istendi. Yalçın, Kürtlerle dayanışma amacıyla Salı günü Londra Büyükşehir Belediyesi’nde düzenlenen etkinliğin de iptal edilmesini dayatmıştı.

    Türk elçi tarafından gönderilen mektupta, yapılması planlanan etkinliğin ‘provakatif’ bir girişim olduğu iddia edilerek, Öcalan’a özgürlük talebinden vazgeçilmesi istendi.

    İPTALİ İSTENEN RESEPSİYONA YOĞUN İLGİ

    Baskı ve tehditlere rağmen Birleşik Krallık’taki sendikacılar tarafından 2016 yılında parlamentoda startı verilen ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası” büyüyerek devam ediyor.

    Kampanya çerçevesinde Londra Büyükşehir Belediyesi salonunda düzenlenen resepsiyon, iptal girişimine rağmen büyük bir ilgi gördü. Sendika temsilcilerinin yanısıra çok sayıda farklı sivil toplum temsilcisi, siyasetçi ve aktivist katıldı.

    “TEHDİTLERE BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Unite The Union sendikası temsilcisi ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası eş başkanı Simon Dubbins, Türk devletinin tehditlerine boyun eğmeyeceklerini, her zamankinden daha fazla dayanışma içerisinde olacaklarını ifade etti.

    Dubbins, “Kürt halkı ile dayanışmamızdan Türk devletinin rahatsız olduğu çok açık. Biz eskisinden daha kararlı ve daha fazla birlik içinde olmaya devam edeceğiz. Öcalan’a Özgürlük Kampanyasını daha da büyüterek devam edeceğiz” dedi.

    “KÜRT HALKI İLE DAYANIŞMAK GÖREVİMİZDİR”

    Uzun yıllardır ırkçılık ve faşizm karşıtı mücadele veren Londra Büyükşehir Belediye Meclis üyesi Unmesh Desai, ezilen halklar ile dayanışmanın kendileri açısından bir görev olduğunu belirterek, Türk elçinin baskılarının kendilerinin bu yoldan alıkoyamayacağını ifade etti.

    Türk elçi tarafından iptal edilmesi istenen etkinliğe ev sahipliği yapan Desai şunları belirtti:

    “Biz enternasyonaller ve emekçiler olarak Türkiye’deki acımasız sürece ve aşırı milliyetçi Erdoğan hükümetinin Kürt halkı başta olmak üzere diğer tüm muhaliflere yönelik saldırılarına dikkat çekmek ve buna karşı durma gibi bir görevimiz var. Rojava’ya yönelik işgal girişimlerine dikkat çekmek ve Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşup Kürt sorunun demokratik çözümünde rol oynaması çağrısı yapmak amacıyla bu etkinliği düzenliyoruz. Ben ve arkadaşlarım bu konuda kararlıyız, ve baskı kimden, nereden gelirse gelsin geri adım atmayacağız.”

    14 SENDİKA GENEL BAŞKANINDAN TÜRK ELÇİYE YANIT

    Yaklaşık 5 milyon emekçinin temsilciliğini yapan sendikaların genel başkanları Türk elçiye yazdıkları mektupta, Öcalan’a özgürlük kampanyasına destek vermeye devam edeceklerini ve planlanan etkinliğin de yapılacağını vurguladı.

    Mektupta şunlar ifade edildi: “Birleşik Krallıktaki emek hareketi, uluslararası dayanışma çalışması konusunda uzun ve onurlu bir tarihe sahip ve bu çerçevede Filistin, Güney Afrika ve Kolombiya gibi ülkelerde ezilen halklar ile hep omuz omuza olmuştur.

    Bizler Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve Kürt halkına dönük baskılardan derin kaygı duyuyoruz. Bizler prensip olarak Kürt halkı haklarına kavuşuncaya kadar onlar ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

    Bizler, Birleşik Krallık ve İrlanda’daki deneyimlerimizden kaynaklı silahlı çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisinin farkındayız. Türk başkan Recep Tayip Erdoğan’ın 2015’te PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen barış görüşmelerini tek taraflı olarak sona erdirmesi bizleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Türkiye’de barışın tahsisi için PKK lideri Abdullah Öcalan ve Kürt halkının temsilcileriyle görüşmelerinin tekrar başlaması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu sayın Öcalan tecrit altındayken, avukatları ve ailesi ile görüştürülmüyorken mümkün olacak bir durum değil. Bu nedenle insanlık dışı koşulların derhal düzeltilmesi ve ülkede barışın tahsisi için serbest bırakılması için Türk devletine tekrardan çağrı yapıyoruz.”

    Mektuba imza atan sendika başkanları:

    Mick Whelan – Genel Başkan, Associated Society of Locomotive Engineers and Firemen

    Dave Ward – Genel Başkan, Communications Workers Union

    Larry Flanagan – Genel Başkan, Educational Institute of Scotland

    Matt Wrack – Genel Başkan, Fire Brigades Union

    Doug Nicholls – Genel Başkan, General Federation of Trade Unions

    Tim Roache – Genel Başkan, GMB union

    Mary Bousted – Genel Başkan, National Education Union

    Kevin Courtney – Genel Başkan, National Education Union

    Mick Cash – Genel Başkan, National Union of Rail, Maritime and Transport Workers

    Mike Clancy – Genel Başkan, Prospect

    Mark Serwotka – Genel Başkan, Public and Commercial Services Union

    Manuel Cortes – Genel Başkan, Transport Salaried Staffs’ Association

    Len McCluskey – Genel Başkan, Unite the Union

    Paddy Lillis – Genel Başkan, Union of Shop, Distributive and Allied Workers 3

    Stephen Cavalier – Baş yönetici, Thompsons Solicitors

  • Londra Büyükşehir Belediyesi’nde Öcalan’a Özgürlük Talebi

    Londra Büyükşehir Belediyesi’nde Öcalan’a Özgürlük Talebi

    Birleşik Krallık’taki sendikacılar tarafından 2016 yılında parlamentoda startı verilen ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ büyüyerek devam ediyor. Devam eden kampanya ile ilgili Londra Büyükşehir Belediyesi salonunda bir resepsiyon düzenlendi. Düzenlenen resepsiyona kampanyayı yürüten sendikaların temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda, toplum temsilcisi, politikacı ve aktivist katıldı.

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması için Kürdistan ve dünyada açlık grevleri ve destek eylemleri devam ederken, başkent Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ kapsamında düzenlenen resepsiyonda Öcalan’a özgürlük talebi ön plana çıktı.

    Birleşik Krallık emek cephesinde büyüyerek devam eden kampanya resmi olarak UNITE, GMB, FBU, ASLEF, TSSA, RMT, USDAW, PROSPECT, GFTU, PCS, EIS, TUC, THOMPSONS SOLICITORS, CWU ve NEU adlı sendikalar tarafından yürütülüyor.

    Londra Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Unmesh Desai’nin ev sahipliğinde Büyükşehir Belediye ana binasında yapılan resepsiyonun açılış konuşmasını Belediye Meclisi başkan yardımcısı Jenette Arnold yaptı.

    Resepsiyonda Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri Desai ve Arnold’un yanısıra Stephen Smellie-Unison sendikası, Simon Dubbins-Unite the union sendikası, Stephen Cavalier-Thomson Solicitors, Ali Gül Özbek-Kürdistan’a Adalet ve GMB sendikası temsilcisi birer konuşma yaptı.

    Öcalan’a Özgürlük Kampanyası eş başkanı Simon Dubbins tarafından gazetemize yapılan açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgürlüğünün sağlanması çağrısı yaparken, devam eden açlık grevleri ile dayanışmanın daha da büyütülmesi çağrısı yaptı.

    ‘‘Bu yıl 70 yaşına girecek olan sayın Öcalan 20 yıldır İmralı cezaevinde. Türkiye’deki koşullar her gün biraz daha kötüleşirken, ve Rojava’ya yönelik saldırı tehditleri devam ederken, bu zor zamanlarda biz sendikacıların dayanışma çalışmalarımızı da iki katına çıkarmamız hayati önemdedir.’’

  • Koçyiğit: Rojava sistemi umut oldu

    Koçyiğit: Rojava sistemi umut oldu

    Bristol Üniversitesinde master eğitimine devam eden Özlem Koçyiğit, üniversitede yapılan konferansta ‘sürdürülebilir kalkınma ve eğitimin rolü’ üzerine yaptığı sunumda Rojava’daki eğitim sistemini anlattı.

     

    Koçyiğit pazartesi günü Bristol üniversitesinde yapılan konferansta yaptığı sunumda Kürt çocuklarının yıllardır asimilasyona maruz bırakıldığına vurgu yaparken, ulus-devlet mantalitesi yüzünden Kürt halkının Kürdistan’ın dört parçasında katliamlar yaşadığını anlattı.

    ”Suriye’de devam eden savaşta Rojava’nın benzersiz hikayesi Ortadoğu’daki farklı kültürleri birarada tutan mevcut sistemin kaçınılmaz olduğunu düşünenler için büyük umut oldu. Rojava Birinci Dünya Savaşından sonra uluslararası sözleşmelerle bölünen Kürdistan coğrafyasının batısında bulunmaktadır. Kürtler Kürdistan’ın dört parçasında (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) ulus devlet mantalitesi altında katliamlara maruz kalmış, dilleri yasaklanmış, asimilasyona tabi tutulmuş ve kültürel-ekonomik olarak sömürgeleştirilmiştir. Kürt çocukları 2011 yılına kadar kimliklerinden bile yoksun bırakılmış ve ana dilleri yasaklanmıştır.”

     

    Rojava sistemi bölgenin istikrarı için hayati

    Koçyiğit sunumunun devamında Rojava’da yaratılan sistemin bölgenin istikrarı açısından hayati olduğunu ifade etti.

    ”Bölge halkı(Rojava), Arap baharı sonucunda Suriye sivil savaşı içerisinde otonomilerini ilan ederek tüm inançları ve kimlikleri temsil eden Rojava Demokratik Konfederasyonu’nu kurdular. Bu savaşta binlerce insanın öldüğü, milyonlarca insanın yurdundan edildiği, 250 bin çocuğun kaybolduğu unutulmamalı. Rojava çok kültürlü, çok inançlı yapısıyla bilinir, ki bu geçmişte hep çatışmaların kaynağı olmuştur. Rojava’da yaratılan bun alternatif sistem tüm bölgenin istikrarı açısından çok hayati.”

     

  • Britanyalı 5 Milyon Emekçinin Temsilcilerinden Efrin Çağrısı

    Britanyalı 5 Milyon Emekçinin Temsilcilerinden Efrin Çağrısı

    Britanya’nın en büyük ve önemli sendikaları Türk devletinin Efrin’i işgal girişimine karşı eyleme geçti. Üç gün önce Unison sendikası tarafından Boris Johnson’a gönderilen mektuptan sonra Unite sendikası, GMB ve NUT sendikası da birer mektup gönderdi

     

    Bir buçuk milyon üyesiyle Britanya’nın en köklü ve en büyük sendikası, Unite Türkiye’nin Efrin işgal girişimlerine yönelik ‘savaşı durdurun’ çağrısını İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a gönderdi. Gönderilen mektupta “Suriye’nin kuzeyindeki saldırılar yalnızca Türkiye’nin Kürtlere yönelik soykırım politikasının tırmanması olarak görülebilir” ifadelerine yer verildi.

    UNITE Genel Sekreteri Len McCluskey, Efrîn’de Kürtlere yönelik işgal girişimine tepki göstererek, Dışişleri Bakanı  Boris Johnson’u barış, demokrasi ve hoşgörü mücadelesi vererek, saldırıları durdurmak için tüm yetkisini kullanmaya çağırdı. McCluskey, Johnson’a yazdığı mektupta “Bildiğiniz gibi, Kuzey Suriye’de Kürt halkı, müttefiklerimiz ve DAİŞ ile mücadelede kritik öneme sahip. Şüphesiz İngiltere’yi ve uygar dünyayı, DAİŞ’in temsil ettiği barbarlığı korumada büyük bir rol oynamışlardır” ifadelerine yer verdi.

    Türkiye’nin insanlığa saldırısı söz konusu

    “Efrîn’in Suriye iç savaşında tam bir barış ve güvenlik alanı olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebepten dolayı yerlerinden edinilen birçok insan mülteciler bu bölgeye gidip sığınmışlardı” diyen McColuskey, Johnson’u Türk devletinin saldırılarını durdurması için harekete geçmeye çağırdı.  UNITE olarak bölgede yaşanan insani krizle ilgili kaygı ve endişelerini de dile getiren McColuskey, “Bizim gibi NATO üyesi bir diğer ülke olan Türkiye, şu anda herhangi bir saldırıya uğramış değildir. Kendilerinin insanlığa saldırısı söz konusudur. Bu insani krizin kaynağında kendi saldırganlıkları var” dedi.

    Tutumunuzu değiştirin

    Mektupta Kürtlere yönelik saldırılar da kınanarak, Temmuz 2015’te PKK ile yapılan görüşmelerin sona ermesinden bu yana Türkiye’nin kendi ülkesindeki Kürtlere karşı savaş açtığını da açıkça belirtti. “Muhafazakar yönetim daha fazla görmezden gelmemeli” vurgusu yapılan mektupta “Efrîn’in Türkiye’nin sınırlarına hiçbir tehdit oluşturmadığı açıktır ve Türk devletinin vereceği zulümleri gözler önüne sererken Türkiye’nin ‘meşru güvenlik endişeleri’ne değinmeye devam etmenizden ciddi hayal kırıklığına uğramaktayız” vurgusu yapıldı.

    Müttefiklerimiz saldırı altında

    “BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan Birleşik Krallık hükümetini ve ‘Dış sekreter’ olarak sizi hemen harekete geçmeye çağırıyoruz” diyen UNITE, Türk ordusunun Efrîn saldırısını durdurmak ve etkilenen güçleri desteklemek için derhal harekete geçme çağrısında da bulundu ve ekledi: “Barış, demokrasi ve tolerans için mücadele eden müttefiklerimiz bu sıkıntılı bölgede Türk saldırısı altındadır.”

    NUT: Sınır koruması bahane!

    Efrîn saldırısına ilişkin bir kınama da Britanya’nın en büyük eğitim sendikalarından biri olan Ulusal Öğretmenler Birliği Sendikası (NUT) tarafından yapıldı. NUT, İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a da ayrıca mektupla Türk devletinin Efrîn işgalini kınayarak konuyla ilgili 3 maddelik talepte bulundu.

    NUT Genel Sekreteri Kevin Courtney imzalı mektupta, “Efrîn insanlarının en hızlı şekilde harekete geçerek güvenliğini sağlamanız için size yazıyorum. Farkındasınızdır ki; 20 Ocaktan bu yana Türkiye, Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Kuzey Suriye’nin Kürt Bölgesi Efrîn’e hava saldırıları başlatmıştır. Türk ordusunun ‘sınırlarımızı korumak’ bahanesiyle suçsuz Kürt insanlarına saldırdıklarının tamamen farkındayız. Efrîn Suriye krizinde en sakin ve en sorunsuz bölge iken Türkiye’nin buraya saldırması tamamen yersiz ve tanımlanamazdır” denildi.

    NUT’un talepleri

    Avrupa İnsan Hakları, 2017 raporlarına göre Türkiye’nin hem sınırlarının ötesinde hemde kendi ülke topraklarında insan haklarını çok kez ihlal ettiğine dikkat çekilen açıklamada şu talepler sıralandı:

    *Derhal en uygun şekilde Efrîn insanlarının güvenliğinin sağlanması ve garanti altına alınması,

    *Saldırıları kınayan açıklamalar yapmalısınız,

    *Britanya’nın Türkiye ile olan silah ticaretini derhal durdurun” denildi. Elektronik postayla Britanya Dış İlişkiler Bakanı Boris Johnson’a ulaştığı öğrenildi.

    UNİSON: Türkiye’ye silah satmaktan vazgeçin

    1.3 milyon üyesiyle Britanya’nın ikinci büyük emek örgütü olan UNISON sendikası bir açıklama yaparak, İngiliz hükümetinin işgalci Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgal saldırısı karşısında derhal harekete geçmesi ve bu ülkeye silah satışını durdurmasını istedi.  Efrîn’e yönelik işgal girişimi yayınladığı bir bildiri ile protesto eden 1 milyon 300 bin üyeli işçi sendikası UNISON ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Borris Johanson’a da özel bir mektup gönderdi.

    UNISON Genel Sekreteri Dave Prentis imzalı ve Dışişleri Bakanı Borris Johnson’a hitaben hazırlanmış bildiride şu ifadeler bulunuyor: “Türk ordusunun Efrîn’e düzenlediği operasyonlardan oldukça kaygılıyız. Yoğun Kürt nüfusunun yanı sıra Efrîn toplumunda ayrıca göçmenler de bulunuyor. Bu göçmenlerin bir çoğu Suriye’nin değişik bölgelerinde savaştan etkilenen ve yerlerinden edilen insanlardır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliği’nin raporunda 2011’den bu yana 5.4 milyon Suriyeli’nin yerinden göçettiği belirtiliyor. Türkiye’nin düzenlediği saldırılarda bu insanların sayısının hızlı bir şekilde artacağını düşünüyoruz. Türk devleti ile PKK arasındaki ateşkesin 2015 Temmuz’da kopmasının ardından, Kuzey Kürdistan’da çok sayıda Kürt, Türkiye’nin saldırıları sonucu yaşamını yitirdi. Türkiye’nin Kürt bölgeleri ve Suriye’nin kuzeyine saldırılarına devam etmesi, 2015 Temmuz ayındaki politikalarının devamı gibi görünüyor. Sizden talebimiz, derhal Türkiye’yi Efrîn’e ve Suriye’deki diğer Kürt bölgelerine saldırmaması konusunda uyarmanızdır. Bir diğer önemli talebimiz ise İngiltere’de üretilen silahları, Türkiye’ye satmaktan hemen vazgeçmenizdir. Ayrıca satılan silahların Türkiye ve Suriye’deki Kürtlere karşı kullanılmayacağını garanti etmenizi istiyoruz.”

    GMB: İki yüzlü politikaya son verin

    Öte yandan İngiltere’de 700 bin üyesi olan GMB Sendikası İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un açıklamalarına tepki gösterdi.  GMB sendikası Johnson’un Efrîn işgal girişimini Johnson’un “Türkiye’nin sınırlarını koruması girişimi” olarak lanse etmesini “yanlış, bilgisiz ve ikiyüzlü” olarak niteledi.  GMB’nin açıklamasında özetle şu ifadeler kullanıldı: “Gerçek şu ki, Suriye’deki ihtilaf esnasında Efrîn ülkenin en sakin bölgesi olmuştur ve Türkiye için tehdit oluşturmamaktadır.   Türkiye’nin saldırılarının hemen durdurulmasını talep ediyoruz ve Johnson’un ikiyüzlü yanlış politikalarının da son bulmasını istiyoruz.”