Author: ali

  • BAF: Karanlığa Karşı Aydınlığı Örgütleme İçin Ortak Mücadele

    BAF: Karanlığa Karşı Aydınlığı Örgütleme İçin Ortak Mücadele

    Britanya Alevi Federasyonu geçtiğimiz Pazar günü Enfield’te bulunan binasında üçüncü genel kurulunu gerçekleştirdi. İşçi Parti Milletvekilleri Joan Ryan ve Kate Osamor’un da hazır bulunduğu kurula çok sayıda sivil toplum örgütü ve yöre derneği temsilcisi katıldı.

     

    İsrafil Erbil’in yeniden başkan seçildiği üçüncü genel kurulda Türkiye’de yaşanan son gelişmelere ve Efrin’e yönelik saldırılara da değinildi.

    -Britanya Alevi Federasyonu 3. Olağan Genel Kurulu Sonuç Bildirgesi’ni yayımladı. “Türkiye’de Aleviliğe ve Alevilere yönelik mezhepçi, ayrımcı, asimilasyoncu ve ötekileştirici politikaların sonucu, kimliğimiz ve çocuklarımız geleceği çalınıyor” denilen bildirgede, “BAF olarak, farklı inançların, kültürel kimliklerin şeriatçı, cihadist, siyasal islamcı kuşatmalarına karşı, Türkiye Alevi hareketi olarak, dayanışmacı ve musahip ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz” ifadelerine yer verildi.

    Genel Kurula Britanya Alevi Federasyonu’na (BAF) bağlı 18 Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’ne kayıtlı 162 Delege, Britanya Alevi Kadınlar Birliği, Britanya Alevi Gençlik Federasyonu, BAF Qızılbaş Yayınları, Alevi Spor Akademisi, Alevi Eğitim ve Sanat Merkezi ile birlikte, İngiltere Parlamenterleri, Yerel Yöneticileri, Demokratik Kitle Örgütleri ve Yöre Dernekleri temsilcileri katılmıştı.

    Genel Kurulun ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde şu noktalara vurgu yapıldı:

    “AKP iktidarı döneminde, gericiliği ve mezhepçiliği egemen kılmak için, eğitim dinselleştiriliyor. Laik, bilimsel, çoğulcu ve demokratik eğitim için mücadele kararlığımızı sürdüreceğiz. Dünya’da ve ülkemizde giderek artan karanlığa karşı, aydınlık bir gelecek için, adalet ve barış talebimizi yükselteceğiz.

    Türkiye’de tek adam rejimi inşa edilirken, baskıların ve savaşın iç ve dış politikada bir araç haline getirildiğini biliyoruz. Türkiye’de toplumsal yaşamdaki endişeler ve kırılmalar artarken, AKP iktidarının Suriye’nin iç işlerine askeri müdahale ile karışmasına itiraz ediyor, Afrin’deki yüzbinlerce halkın yanında olarak savaş politikasını asla tasvip etmiyor ve inadına barış diyoruz.

    Kutuplaştırıcı tartışmalardan uzak durulmalı

    Ülkemizdeki OHAL ve KHK rejimi ile toplumsal barışın sağlanması, demokratikleşme ihtiyaçlarının önü tıkanmıştır. Basın, siyaset, hukuk, yargı, emek, akademisyenler ve farklı kültürel kimlikler üzerindeki, OHAL’in kaldırılması ve Anayasa ve insan haklarına aykırı KHK’ların iptalini savunmaya ve adalet istemeye devam edeceğiz.

    BAF Dünya’da ve Türkiye’de yükselen gericileşmeye karşı; Avrupa’da ve Türkiye’de tüm toplumsal demokratik muhalif kesimlerle birlikte mücadele içinde olacağız. BAF gerek Aleviler, gerekse tüm demokratik kamuoyu içinde, birlikte mücadeleyi engelleyen, gereksiz ve kutuplaştırıcı tartışmalardan uzak durulması gerekliliğine işaret etmiştir.

    BAF önümüzdeki süreçte, laik yaşam, laik siyaset ve laik düzen talebiyle, gericiliğe karşı aydınlık bir Türkiye’nin kurulması mücadelesinin yanında yer alacaktır.

    Barışı, özgürlüğü, eşitliği talep etmeye devam edeceğiz

    Alevilerin, Avrupa’da ve Türkiye’deki eşit yurttaşlık ve eşit hak talebini güçlendiricek, çalışmaları faaliyetin merkezine koymaya devam edecektir.

    BAF, başta Britanya siyaset kurumları, parlamento, belediyeler olmak üzere, AB Parlamentosunda resmi makamların ve hükümetlerin yetkili muhatabıdır.

    BAF dün olduğu gibi, bugünde, gelecekte de, Britanya’da yaşayan tüm Alevilerin sosyal, hukuksal, politik ve inançsal platformdaki tek meşru ve yetkili temsilcisidir. BAF bu yetkiyi Alevi toplumun rızalığı ve güveni ile almıştır.

    Kurumsallaşma hedeflerini tartışan BAF, 2018 ve 2020 faaliyet dönemini yenilenme, güncellenme, yeni düşünsel açılımlarla destekleyecektir.

    Alevi köylerine cami yapılması durdurulsun

    BAF olarak, Britanya’da yaşayan Aleviler ve tüm toplumsal kesimler için daha adaletli, daha barışçıl ve yaşanılabilir bir dünya için mücadele edecektir. BAF olarak barışı, özgürlüğü, eşitliği talep etmeye devam edeceğiz.

    BAF olarak geçmişinden beslenerek ve güç alarak, Alevi hareketinin geleceğine bu birikimle bakacaktır. Aleviliğin kendine özgü öğretileri, kurumları ve ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemi olduğunun bilinciyle hareket eder.
    BAF, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın”, “Devlet adına verilen tüm din eğitimlerinin ve din okullarının kapatılması”, “Madımak otelinin utanç müzesi yapılsın”, ”Başta Alevilere yönelik katliamlar olmak üzere, insanlığa yönelik tüm katliamların araştırılsın”, “Alevi köylerine cami yapılması durdurulsun” ve “Alevilere ait kutsal mekanlar Alevilere iade edilsin” gibi taleplerimiz daha etkili ve yaygın şekilde savunulacaktır.

    “Tüm kimlikler insani bir hak”

    BAF, olarak elde ettiğimiz “Alevilik Dersleri“ kazanımımızı yeniden düzenlenmek, bunun tüm Britanya’ya yaygınlaşması, Alevilerin yoğun yaşadığı şehirlerdeki okullarla ilişkilerin güçlenmesi ve Alevilik dersleri için gerekli müfredatların hazırlanması ve öğretmenlerin eğitilmesini sağlayacaktır.

    BAF, Alevilik ile ilgili araştırmaların akademik düzeyde devamının sağlanması için Delil Eğitim Akademisi ve Üniversiteler ile birlikte çalışmalar yürütmeyi esas alacaktır. Bu konuda Alevi Eğitim ve Sanat Merkezi’miz, Britanya’daki tüm Cemevlerimize yönelik eğitim programları konusunda destek olacaktır.

    BAF, Britanya’da Alevi inancının ve kültürel kimliğinin tanınması ve tanıtılması için çalışacaktır.

    BAF başta Britanya olmak üzere, Avrupa düzeyinde, yerel ve ulusal seçimlere katılacak Alevi adayları saptayıp, seçim çalışmalarına katılmak için çalışır.

    BAF olarak, çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli yaşamdan yana, yetmiş iki millete aynı nazarla bakarak, biz Alevilerin, kendimiz için dile getirdiğimiz tüm eşitlikçi talepleri, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Laz, Ermeni, Süryani, Roman ve tüm kimlikler için, insani bir hak olduğunu savunuyoruz.

    Alevi davasına ve kimliğine omuz verme, güç katma zamanıdır

    2018-2020 yılında bu kazanımlarımızın içini hep birlikte doldurarak ve yenilerini hedefleyerek hizmetimizi devam ettireceğiz. Bu hizmetler aynı zamanda, toplum bilinci oluşturarak bencil ve bireysel düşünceyi öteleyen, paylaşımı ve eşitliği öne çıkaran hizmetlerdir.

    Kendi ülkesinde yok sayılan ve Britanya da göç koşullarında Alevi halkı tarafından atılan bu tarihi adımlar, dünyanın içinde bulunduğu savaşçı, çıkarcı, yozlaşan ve şiddeti özendiren zaman dilimine karşı verilen bir kavgadır.

    Egemenlere verilen en güzel cevaptır! Küllerinden yeniden doğmaktır!
    Tüm Alevi kurumlarımızın hizmetleri önünde saygı ile eğiliyoruz…
    Şimdi hep birlikte Alevi davasına ve kimliğine omuz verme, güç katma, hizmet etme zamanıdır..

    Bu duygu ve düşüncelerimizle önümüz aydınlık dolu yıllar olması ve Alevilerin eşitlik ve adalet uğruna verdiği bu mücadelede Bozatlı Hızır’ları bize ve yolumuza yardımcı olsun.”

    İsrafil Erbil tekrardan genel başkanlığa seçildi

  • Birleşik Krallık’ın Her Köşesinde Efrin Eylemleri

    Birleşik Krallık’ın Her Köşesinde Efrin Eylemleri

    Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, başta Londra olmak üzere Birleşik Krallık’ın birçok kentinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Eylemlerin merkezi olan Londra’da Cumartesi günü yapılan büyük bir yürüyüşle beraber Pazartesi ve Salı günleri de farklı eylemler düzenlendi. Londra dışında, Edinburgh, Leeds, Nottingham, Brighton, Cardiff, Oxford ve birçok merkezde daha eylemler yapıldı. Bugün yine Parlamento önünde bir eylem yapıldı.

     

    Kürt Kadınları Muhafazakar Parti Genel Merkezinde Sivil İtaatsizlik Eylemi Yaptı.

    Birleşik Krallık’ta iktidarda olan Muhafazakar Parti Genel Merkezinde bir grup Kürt kadın aktivist Pazartesi günü sivil itaatsizlik eylemi gerçekleştirdi.

    Kadınlar Muhafazakar Parti Genel Merkezinde

    Efrin işgal girişimi sürecinde Birleşik Krallık hükümetinin Türk devletini destekleyen politikasını protesto eden kadınlar parti genel merkezinde eylemini uzun bir süre devam ettirdi. YPG, YPJ bayrakları ve Efrin’de katledilen çocukların fotoğraflarını taşıyan kadınlar Türk devleti aleyhine slogan attı. Kadınlar parlamentoya ellerindeki dosyayı sunma ve hükümet yetkililerinden birisiyle görüşme talebi kabul edildikten sonra kadınlar eylemine son verdi.

    Parlamento Meydanında Kefenli Eylem

    Türk devletinin Efrin’e yönelik barbarca saldırılarının 11’inci gününde Salı günü Parlamento binası önünde bir grup kanlı kefenler giyerek Türk devletini protesto etti.

    Öğlen saatlerinde Birleşik Krallık Parlamentosu önünde biraraya gelen grup kanlı kefenler giyerek yere uzandı. Üzerinde ‘Sessizliğe son, Efrin’i sahiplen’ yazılı pankart açan eylemciler Birleşik Krallık hükümetinin Türk devletine destek açıklamaları protesto edildi. Yoğun ilgi gören eylem çerçevesinde, binlerce bildiri dağıtıldı.

    Londra Parlamento Meydanı

    Parlamento önündeki ana cadde trafiğe kapatıldı

    Bugün de Birleşik Krallık Parlamentosu Avam Kamarasında yapılan ‘Başbakan’a Sorular’ oturumundan dolayı parlamento önünde bir eylem düzenlendi. Yapılan konuşmalar ve atılan sloganlardan sonra parlamento önündeki ana cadde grup tarafından bir süreliğine trafiğe kapatıldı.

    Cadde trafiğe kapatıldı
    Leeds
    Oxford
    Brighton
  • Londra’da Binlerce Kişi Efrin İçin Yürüdü

    Londra’da Binlerce Kişi Efrin İçin Yürüdü

    Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Dünyanın birçok merkezinde olduğu gibi başkent Londra’da da büyük bir yürüyüş düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı eylem Oxford Circus’ta bulunan BBC televizyonu önünde başlayıp Downing Street’te bulunan başbakanlık konutu önünde sona erdi.

     

    Dün (Cumartesi) Londra’nın Oxford Circus yakınında bulunan BBC televizyonu binası önünde başlayıp Downing Street’ta tamamlanan yürüyüşe 10 bine yakın kişi katıldı. Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Daymer ve Gikder’in de aralarında bulunduğu Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenlerinin bir araya gelerek oluşturduğu platformun organize ettiği yürüyüşe çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasetçi katıldı. Avrupa’nın en büyük savaş karşıtı sivil toplum örgütü olan ve daha önce Filistin için yaptığı eylemlerde 100 bin insanı bir araya getiren Stop The War Coalition da eyleme katılarak destek verdi.

    Kurumlar kendi bayrakları ve hazırladıkları pankartlarla eyleme katılırken YPG ve YPJ bayrakları çoğunluktaydı. BBC televizyonu binası önünde toplanan kitle yürüyüş öncesi mini bir miting gerçekleştirdi. Eyleme destek veren çok sayıda kurum temsilcisi birer kısa konuşma yaptı. İlk konuşmayı Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Evrim Yılmaz yaptı. Yılmaz konuşmasında Kobane ruhuyla Efrin’e sahip çıkmanın insani bir sorumluluk olduğunu ve bu konuda seferberlik ruhuyla sürece cevap olmanın önemi dikkat çekti.

    https://youtu.be/xrV3rSt54kU

    Eylemde yapılan konuşmalardan satırbaşları:

    ‘Türk devletinin saldırıları sivil ölümlere neden oluyor’

    İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn gönderdiği yazılı mesaj: (Milletvekili Dan Cordon tarafından okundu): ‘‘Kürt halkı ile dayanışma duygularımı gönderiyorum. Şuan Suriye’de acil ihtiyaç olan şey bir ateşkestir. Bu aşamadan sonra sorunların diyalogla siyasi yöntemlerle çözülmesi gerekmektedir. Yeni bir çatışma sadece ölümü artıracaktır ve çözüme bir katkı sunmayacaktır. Dış güçlerin müdahalesi Suriye’ya daha fazla yıkımdan başka birşey getirmeyecektir.  Türk devletinin Efrin’e müdahalesi şuan halihazırda sivillerin ölümüne neden olmaktadır, bunların içinde Suriye’nin diğer bölgelerinden savaştan kaçıp oraya Efrin’e göç edenler var. Birleşik Krallık hükümeti Suriye’ye yönelik dış müdahalenin durdurulmasında etkisiz kalmıştır.’’

    ‘Türk devletine silah satışı durdurulmalı’

    Ulusal Eğitim Sendikası eşbaşkanı Louise Regon: ‘‘Efrin’e yönelik saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Biz sendikacıların bir sorumluluğu da şuan Efrin halkıyla dayanışmaktır. Biz sendika olarak Birleşik krallık hükümetine Türk devletinin saldırılarını durdurması için yazılı talepte bulunduk, talepte ayrıca Türk devletine silah satışının da acilen durdurulmasını istedik.’’

    Ulusal Sendika Temsilcileri Ağı başkanı Rob Williams: ‘‘Diktatör Erdoğan öncülüğündeki Efrin’de Kürt halkına karşı uygulanan faşist devlet terörüne karşı şuan sizin yanınızda olmak onur verici. Boris Johnson’un Türk devletine destek açıklamaları utanç verici.’’

    ‘Saldırılar devam ederse barış uzak olur’

    İşçi Parti Milletvekili Dan Cordon: Bölgede barış için savaşanların hep yanındayız. Biz bölgenin barışa kavuşmasını istiyoruz. Ama Türk devleti gibi ülkelerinin istedikleri zaman bir yeri işgal etme girişimleri devam ederse bu barışın gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. İşçi Parti’nin Kürt halkıyla dayanışması devam edecektir.

    Dayanışma Ekonomisi Derneği başkanı Cold Massey: Biz iki senedir Rojava’daki kooperatiflerle dayanışma içindeyiz. Bu işgal sadırılarına karşı tüm kesimlerin olduğu gibi Birleşik Krallık’taki kooperatiflerin de karşı durması ve sesini yükseltmesi çok önemli.

    ‘Gerçek terörist Türk devletidir’

    Sosyalist İşçi Partisin yöneticisi Charlie Kim: Partimin sizinle dayanışma içinde olduğunu, sizlerle beraber olduğunu söylemek istiyorum. Gerçeklerin ortaya çıkma zamanıdır. Asıl Türk devletinin gerçek terörist olduğunu tüm dünyaya göstermemiz gerekiyor. Erdoğan’ın elleri kanlıdır, ve Birleşik Krallık hükümeti de silah satarak bu cinayetlere ortaktır. Efrin halkıyla dayanışmak, Kürt halkı için adalet talep etmek hepimizin sorumluluğu.

    Sosyalist Parti sözcüsü Paula Mitchell: Türk devletinin barbar saldırılarına karşı bugün Kürt halkıyla, Efrin halkıyla dayanışma içinde olmak bizim için onur verici. Kürt halkı barbar Daiş’e karşı kahramanca mücadele etti, ve şimdi ABD ve diğer koalisyon güçleri Türk devletinin işgal girişime seyirci kalmaktadır. Sosyalist ve demokratik bir Ortadoğu için Kürt halkıyla dayanışmamız sonuna kadar devam edecektir.

    ‘Efrin Erdoğan rejiminin sonu olacaktır’

    Akademisyen Doktor Thomas J. Milley: ‘‘Şuan Ortadoğu’da demokrasi, özgürlük ve birlikte yaşam için mücadele veren tek güç olan Kürt halkına böylesi bir saldırı kabul edilemez. Erdoğan kendisini neyin beklediğinin farkında değil. Efrin onun rejiminin sonu olacaktır. Kürt halkı direnmeye devam ediecektir ve tüm dünyaya nasıl direnilmesi gerektiğini bir kez daha öğretecektir.’’

    Efrin halkı ile dayanışma platformu adına Britanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil: ‘‘Bugün Efrin’de Kürt, Ermeni, Ezidi, Alevi mazlum halkların çocuklarını katleden Erdoğan ve çevresindekiler 15 Temmuz’da Türk askerinin boğazını kesenlerdir. Erdoğan kendi halkına büyük yalan söylüyor, bu bir vatan savunması değildir. Şuan Erdoğan İşid, El kaide, El Nusara ve ÖSO ile iş tutuyor. Zaman mazlumun yanında olma zamanıdır, zaman zaman mazlumlarımın biraraya gelme zamanıdır.’’

    Eylemde ayrıca PYD Britanya temsilcisi Ehmed Muslim, Britanya Kürt Halk Meclisi EŞbaşkanı Evrim Yılmaz, Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins birer konuşma yaptılar.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle yürüyüşe geçti. Yaklaşık iki saat süren yürüyüşten sonra Downing Street’te bulunan başbakanlık binası önünde toplanan kitle ana caddeyi trafiğe kapatarak eyleme devam etti. Eylem devam ederken Efrin’e yönelik saldırılarla ilgili geniş bir dosya Başbakanlığa sunuldu.

    Ulusal Eğitim Sendikası eşbaşkanı Louise Regon
    Ulusal Sendika Temsilcileri Ağı başkanı Rob Williams
    İşçi Parti Milletvekili Dan Cordon
    Sosyalist İşçi Partisin yöneticisi Charlie Kim
    Akademisyen Doktor Thomas J. Milley
    Britanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil

  • Londra Büyük Efrin Buluşmasına Hazırlanıyor

    Londra Büyük Efrin Buluşmasına Hazırlanıyor

    Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Efrin ile dayanışma günü ilan edilen 27 Ocak Cumartesi günü tüm dünyada olduğu gibi başkent Londra’da da büyük bir eylem düzenlenecek.

     

    27 Ocak Cumartesi günü Londra’nın Oxford Circus yakınında bulunan BBC televizyonu binası önünde başlayıp Downing Street’ta tamamlanacak yürüyüşe binlerce kişinin katılması bekleniyor. Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Daymer ve Gikder’in de aralarında bulunduğu Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenlerinin organize edeceği yürüyüş için hazırlıklar devam ediyor. Avrupa’nın en büyük savaş karşıtı sivil toplum örgütü olan ve daha önce Filistin için yaptığı eylemlerde 100 bin insanı bir araya getiren Stop The War Coalition da eyleme katılım çağrısı yaptı.

    Cumartesi günü saat 1’de başlayacak eyleme çok sayıda milletvekili ve siyasetçinin de katılması bekleniyor. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından yapılan açıklamada, işgal girişimine karşı Efrin halkıyla dayanışmak için Cumartesi günü yapılacak büyük yürüyüşe katılım çağrısı yaptı. Altında 25 kurumun imzası alan çağrıda şunlar belirtildi;

    ‘‘İşgal, katliam ve yargısız infazlarla anılan Kürdistan coğrafyası, faşist TC’nin Efrîn işgali girişimiyle yeni bir boyut kazanmaktadır. Havadan, karadan devşirme çetelerle birlikte giriştiği işgal, direnen Efrîn halkının kazanımlarıyla devam etmektedir. Özellikle yoğun uçak bombardımanına tutulan bölgede bir çok sivilin katledildiği söz konusudur.

    İngiltere’de yaşayan demokrasi güçleri olarak; Efrîn direnişini sahiplenmek, yerli kitleler içerisinde kamuoyu oluşturmak ve Kobane ruhuyla direnişi büyütmek bir görevdir. Efrî’i Sahiplenme Platformu olarak; tüm yerli ve göçmen demokratik güçleri ve ilerici güçleri direnen Efrîn halkıyla dayanışmaya, işgale karşı mücadeleyi büyütmeye, Türk devletini ve faşist çeteleri destekleyen İngiliz hükümetini kınamaya çağırıyoruz.’’

    ‘Boris Johnson’un açıklaması utanç verici’

    Dünyanın en büyük savaş karşıtı organizasyon olarak kabul edilen Londra merkezli çalışmalarını yürüten Stop The War Coalition da yayınladığı açıklamayla yürüyüşe katılım çağrısı yaptı. Açıklamada Birleşik Krallık’ın Tğrk devletine yaptığı destek açıklamasının utanç verici olduğu ifade edildi. ‘‘Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Türk devletinin Kürtlere saldırısını destekleyerek utanç verici bir açıklama yayınladı. Birleşik Krallık silah ticareti ve ekonomik çıkarlarını insan haklarının önüne koymuştur. Türklerin ve bir elit Britanyalı tarafından savaş mağduru olan Kürtler ile dayanışmak için Cumartesi günü yapılacak eyleme katılalım.’’

    Yürüyüş detayları:

    Tarih: 27 Ocak 2018

    Saat: 13:00

    Yer: BBC binasının önü (Portland Place London W1A 1AA)

    Not: En yakın Tren istasyonu: Oxford Circus (Victoria, Central ve Bakerloo hattı)

    Organize: Efrin’i Sahiplenme Platformu

    Britanya Demokratik Kurt halk meclisi-

    Britanya Alevi Federasyonu-BAF

    Day-Mer

    Gik-Der

    HDK-İngiltere

    Roj Kadin Meclisi,

    Taybet Ana Croydon Kadin Meclisi,

    Özgür Roni Gençlik meclisi,

    Kongreya Star,

    PYD,

    PJAK,

    YÇKM yüz çiçek açsın kültür merkezi.

    Koçgirililer derneği

    Alxas der

    Elkom der.

    Kürecikler der

    Kaşanlılar der

    Dersim der

    Kırkısraklar der

    Demircilikler der

    Paz der

    Bozca-der

    Tilkililer der

    Tohum kültür merkezi

  • Londra’da ‘Afrin Erdoğan’a Mezar Olacak’ Sloganları

    Londra’da ‘Afrin Erdoğan’a Mezar Olacak’ Sloganları

    Türk devletinin Afrin’e yönelik işgal girişimleri ve saldırıları Londra’da protesto edildi. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği önünde öğlen saatlerinde yapılan protestoya Kürdistan’nın dört parçasından yüzlerce Kürt ve dostları katıldı.

     

    Türk devletinin Kürt halkına dönük düşmanca politikaları ve Afrin’e yönelik işgal girişimleri başkent Londra’da yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. TC Londra Büyükelçiliği önünde yapılan eylemde açılan YPG ve YPJ bayraklarının yanında eyleme katılan ABD’li ve Britanyalı Kürt dostları ABD ve Birleşik Krallık bayrakları ile eyleme katıldılar. Eyleme Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins, İnsan hakları savunucusu hukukçu Margaret Owen, Akademisyen Rahila Gupta ile beraber çok sayıda Kürt dostu ve kurum katılarak Türk devletinin işgal girişimlerini protesto ettiler.

    Sık sık ‘Afrin Erdoğan’a mezar olacak’, ‘TC Kürdistan’dan defol’, ‘Yaşasın YPG, YPJ’ gibi sloganlar atılırken, üzerinde İngilizce olarak ‘TC Afrin’den çek ellerini’, ‘Türk devleti saldırılarına son ver’ yazılı pankartlar açıldı.

    Erdoğan ateş ile oynuyor!

    Eylemde yapılan konuşmalarda Erdoğan’ın ateş ile oynadığı ve olası işgal girişiminin büyük bir savaşa evirileceği ve bunun bölgedeki tüm halklara kandan başka birşey getirmeyeceği ifade edildi.

  • Ülkeler Arası Bilgi Paylaşımları Başladı

    Ülkeler Arası Bilgi Paylaşımları Başladı

    Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bilgi paylaşımı sözleşmesi yürürlüğe girdi ve ilk paylaşımlar 2018 yılının ilk günlerinde maliye yetkilileri ve bankalar arasında gerçekleşti.

     

    Konunun önemini paylaşımlar sonrası idrak etmeye başlayan Avrupa’da yaşayan Türkiyeli vatandaşlar; panik yaşamaya başladı ve ne yapacaklarını bilmeden yetkili kişilerden bilgi almaya çalışıyorlar. Biz de konu hakkında finans konusunda yıllardır uzmanlaşmış bir kurum olan Ulus Group yetkilisi Haydar Ülüş’ten bilgi almaya çalıştık. Ülüş, konu ile ilgili özellikle İngiltere merkezli HSBC Bank’tan müşterilerine mektuplar gittiğini anlattı. Telaşa kapılmış onlarca müşterisinin de kendisini arayarak bilgi almaya çalıştığını dile getiren Ülüş, “Yıllardır dilimizde tüy bitti, insanlarımıza anlatamadık. Bu ülkenin vergi sistemi şeffaflığı talep ediyor. Bu şeffaflık yerine getirilmediği taktirde ağır yaptırımlar ve cezalar öngörüyor. Şimdi artık bu aşamaya gelinmiş durumda. Önerimiz insanların biran evvel bilgili ve tecrübeli muhasebeciler ile çalışmaları” dedi.

    Hem Yardımlar Kesilecek Hem de Ceza Kesilecek!

    Avrupa’da yerleşik olup doğdukları ülkelerde yatırımlar yapan ve bu yatırımları yerleşik oldukları ülkelerin maliyesine bildirmeden yardım alan her kişiyi yakından ilgilendiren bu konu, 2018 yılının gündemini işgal edeceğe benziyor. 2015 yılında 106 ülke arasında imzalanan anlaşma gereği mal beyanı yapılmasını gönüllük çerçevesinden çıkarıp zorunluluk çerçevesine sokan anlaşma 1 Ocak 2018 itibariyle hayata geçirilmeye başladı. Daha önce mal beyanını mahkeme aracılığıyla yetkili birimlere aktaran ülkelerin maliye yetkilileri, şu anda istedikleri zaman istedikleri bilgiyi 2018 yılında 106 ülke arasında imzalanan anlaşma gereği maliye yetkililerinden talep edebilecek.

    Bu anlaşmaya göre; Britanya’da ve Avrupa’da yaşayan bir kişinin Türkiye’de hesabı varsa, varlığı varsa yerleşik olduğu ülkenin maliyesiyle bu bilgiyi paylaşma zorunluluğu var.

    “Türkiye Uyguladığı Kararları Akıllıca Alıyor”

    Bu bilgi paylaşımının bugün gündeme gelmesinin nedenini sorduğumuz Haydar Ülüş, Uluslararası terörizme karşı finans kaynaklarını durdurmak ve engellemek başlığı altında böyle bir sözleşmeye imza atıldığına dikkat çekti. Türkiye’nin bu bilgi paylaşımı anlaşmasının altına imza atma nedenlerinin sorgulanması gerektiğine de dikkat çeken Ülüş, alınan siyasi kararların çok akıllıca alındığını ve ötekileştirilmeye çalışılan bir milletin varlığını tehdit eder bir sistem uygulanmaya çalışıldığına işaret etti. Son 10 yıldır bu çalışmanın alt yapısının oluşturulmaya çalışıldığının bilgisini veren Ülüş, “Bu yılın ilk günlerinde bu çalışma yaşama geçmeye başladı. Özellikle İngiltere merkezli çalışan HSBC’den müşterilerimize mektuplar gelmeye başladı. Elinde mektuplar kapımızı aşındıran müşterilerimizin işlemlerini en ince ayrıntısına kadar inceleyip formlarını dolduruyoruz. Gereken makamlara; müşterilerimizin bir suç işlemediğini, bilgi eksikliğinden kaynaklı böyle bir durum yaşadıklarını anlatıyoruz. İngiltere Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelirler ve Gümrük Departmanı (HMRC) verdiğimiz bilgilerin doğruluğunu inceliyor ve gereğini yapıyor” dedi.

    Yalan Beyanda Bulunuyorsanız Suç İşliyorsunuz!

    Bu durumun sadece Türkiyelileri kapsamadığının da altını çizen Haydar Ülüş, “Britanya’da yaşayan herkes için geçerli bu durum. Hindistanlılar, siyahiler, Türkiyeliler bu gibi milletlerin kendi ülkelerinde yatırımları var. Britanya’da yaşayıp Britanya’da vergi mükellefi iseniz ve yurt dışında kaynaklarınız ve gelirleriniz var ise bunları yerleşik olduğunuz ülkelerdeki vergi birimlerine bildirmeniz gerekiyor. Örnek verirsek; sosyal yardım veya emeklilik maaşı, patent haklarından para aldınız mı? Veya şahıslardan para mı aldınız, başka ülkede para kaynağınız var mı? Hesaplarınız arası faiz kazançlarına kadar; sizin diğer kira gelirleriniz dahi varsa bunları bildirmeniz gerekiyor.

    Siz bu bölümü doldurmazsanız yalan beyanda bulunuyorsunuz. Suç işlemiş oluyorsunuz. Birçok insan bu suçu işledi ve bu suçun içinde. Önemli olan bunun farkına varılması ve gereken bildirimleri uygun zaman diliminde yetkili birimler ile paylaşmak. Aksi taktirde mevcut yardımlarınızın kesilmesinin yanında geçmiş 6 yıl hatta 10 yıla kadar vergi incelemesine tabi tutulabiliyorsunuz ve vergi cezasının yanında caydırıcı ve örnek oluşturması açısından ciddi cezalarla da karşı karşıya kalabilirsiniz” diyerek durumun ciddiyetinin farkına varılması gerektiğini anlattı.

    Haydar Ulus

    Formların Amacı

    Özellikle son dönemlerde, bankalar tarafından mevduat sahiplerinden istenen; hangi ülkede mukim yani yerleşik olduğumuz, hangi ülke veya ülkelerde vergilendirildiğimiz, vergi numaralarımız ve diğer adres vs. gibi soruları içeren formların esas gayesi, bilgi paylaşımı altyapısının oluşturulmasına yöneliktir.

    Aslında, devletler arasında zaten yürürlükte olan “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları” bu paylaşıma imkan tanıyordu. Ancak, sadece özellikli durumları veya talep edilmesi durumunda bu bilgi paylaşımına izin veren uygulama yetersiz kaldığı gerekçesi ile, CRS sistemi uygulamaya geçirildi. Bu sistem, tüm bilgilerin dönemsel olarak ve düzenli bir şekilde, talep edilmeksizin paylaşılmasını zorunlu kılıyor.

    Bilgi Paylaşımı Nedir?

    Dünya üzerinde sermaye ya da para hareketleri, çeşitli faktörlerin etkisi ile sürekli hareket halinde. Düşük vergi oranları, yüksek faizler, bilgilerin gizliliği, güvenlik gibi faktörler paranın hareketlerini belirleyen en önemli unsurlar. Devletler vergi gelirlerini kontrol altında tutmak, vergi kayıplarını önlemek ve en önemlisi de terör bağlantılı ekonomik girdi çıktıların kontrolünü sağlamak amacıyla kendilerince önlemler almaya başladılar. Bu önlemler devletlerin gerçekleştirdiği G20 zirvesi görüşmelerinde gündemi oluşturan önemli maddelerden biriydi.

    Ülkelerarası yapılan antlaşmalar çerçevesinde yürürlükte olan ve birçok ülkenin de taraf olduğu önemli 2 anlaşma mevcut. Bu antlaşmaların biri; ABD tarafından hazırlanan ve tüm ülkelere imzalatılmış olan FATCA (Foreign Account Tax Compliance Act) anlaşmasıdır. Bu anlaşma sayesinde Amerika Birleşik Devletleri, vatandaşlarının tüm dünyadaki gelir ve gelir kaynaklarını izleyebiliyor. Diğer anlaşma ise OECD tarafından hazırlanan ve hem Avrupa Birliği ülkelerini, hem de OECD ülkelerini kapsayan “Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi”dir. Türkiye’nin her iki anlaşmada da imzası bulunuyor.

    Özellikle, OECD tarafından hazırlanan anlaşmanın, Otomatik Bilgi Değişimi (OBD) ya da CRS (Common Reporting Standart) olarak bilinen bölümünün hayata geçirilmesi 2018 itibariyle başladı.

    CRS sistemi, özü itibariyle; üye her devletin, kendi bünyesinde yer alan banka ve finansal kuruluşlarından bilgileri toplayıp, bu bilgileri diğer üye devletlerin maliye sistemlerine bildirmesi esasına dayanıyor.

    CRS sistemine dahil olan ülkelerin sayısı bugün 106 ülkeye ulaşmış durumda.

    Paylaşımlar Neye Göre Yapılıyor?

    Burada önemli bir nokta; bilgi paylaşımı, vatandaşlık esasına göre değil, yerleşik olma esasına göre yapılıyor. Yani örneğin; Almanya’da yerleşik olan bir Türk vatandaşının, İngiltere’de bulunan banka mevduat bilgisi, İngiltere devleti tarafından Almanya Maliye sistemi ile paylaşılacak. Türkiye’ye herhangi bir bildirimde bulunulmayacak.

    Karşılıklı paylaşılacak olan bilgiler ise; isim ve adres bilgileri, vergi yükümlülüğünde yerleşik olduğu ülke, vergi numarası, doğum yeri ve tarihi, hesap numarası, hesap bakiyesi/değeri, hesaba yapılan ödemeler ve hareketler.

    OECD ülkeleri arasında imzalanan bu anlaşma, sadece Bilgi Paylaşımı ile sınırlı değildir. Aynı zamanda, ülkeler arası eş zamanlı vergi incelemeleri, yurtdışında vergi incelemeleri, tahsilat ve tebligat konularında da birtakım iş birlikleri sağlıyor.

  • Londra’da ‘Olağanüstü Hal Altındaki Türkiye’ Konferansı

    Londra’da ‘Olağanüstü Hal Altındaki Türkiye’ Konferansı

    Türkiye Halkları ile Dayanışma-SPOT tarafından başkent Londra’da ‘Olağanüstü hal altındaki Türkiye’ adı altında bir konferans düzenlenecek. Tüm gün devam edecek olan konferans 20 Ocak’ta Öğretmenler Sendikası binasında düzenlenecek.

     

    Şimdiye kadar konuşmacı olarak konferansa katılımları kesinleşen konuşmacılar arasında Louise Regan (NEU eş başkanı), Ken Loach (yönetmen), Fatih Polat (Evrensel gazetesi editörü), Seyit Aslan (GIDA-IS ), Owen Jones (The Guardian yazarı), Kemal Göktaş (Cumhuriyet yazarı), Kate Osamor (Labour milletvekili), David Lammy (Labour Milletvekili), Hisyar Ozsoy (HDP Milletvekili), Mehmet Tum (CHP Milletvekili), Simon Dubbins (Unite the Union), Kani Beko (DISK Başkanı), Lindsey German (Stop the War Coalition), Esra Özyürek (LSE), Mustafa Yalçıner (Yazar), Aydin Çubukçu (Yazar).

    Konferans 20 Ocak 2018 saat 09:30 – 16:15 arasında NEU / NUT Headquarters, Hamilton House, Mabledon Pl, Kings Cross, London WC1H 9BD adresinde yapılacak.