Author: ali

  • Wood Green’de Yine Bir Cinayet Haberi

    Wood Green’de Yine Bir Cinayet Haberi

    Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra’nın Wood Green bölgesinden yeni bir cinayet haberi geldi.

     

    Bugün saat 3:30’da Wood Green bölgesinde bulunan Station Road üzerinde bulunan bir Pubın önünde 33 yaşında bir adam bıçaklanarak öldürüldü. Jolly Anglers adlı pubın önünde yaşanan cinayette Vincent Harvey adındaki erkek olay yerinde hayatını kaybetti.

    Olayın yaşandığı cadde trafiğe kapatılırken polisin araştırması devam ediyor. Cinayet ile ilgili henüz gözaltına alınan olmadı.

  • ‘Türk Devletinin Bu Ayıbına Dur Demeliyiz’

    ‘Türk Devletinin Bu Ayıbına Dur Demeliyiz’

    Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) eski yönetim kurulu üyesi ve NUJ (İngiliz gazeteciler sendikası) yönetim kurulu üyesi Barry White, Türkiye ziyaretinin ardından gazetemize açıklamada bulunarak muhalif basına yönelik AKP hükümetinin hukuk dışı tutumunu değerlendirdi.

    Üç hafta önce tutuklu gazetecilerin mahkemesini takip etmek üzere IFJ Uluslararası Gazeteciler Federasyonu adına Türkiye’ye giden Barry White, baskı altındaki bazı radyo ve televizyonları da ziyaret etmişti. White gazetemize yaptığı açıklamada Erdoğan’ın kendisinin demokrasiye darbe vurduğunu ifade etti;

    ‘‘Türkiye’deki gerçek şudur ki, darbe girişimi aslında demokrasiyi yok etmeye çalışanları ortadan kaldırması gerekiyordu, ama Erdoğan ve onun hükümeti demokrasiyi yok etme çabalarına kendileri devam ediyor. Çünkü özgür ve çeşitli seslerde medya olmadan halk yeterince geniş, detaylı bilgi alamıyor ve bütün ülkenin bir diktatör tarafından yönetilme tehlikesi var şuanda Türkiye’de, Erdoğan’ın diktatör olabilmesi için her şeyden önce özgür basını susturması gerekiyor bizim görevimiz onları bunu yapmaktan alı koymak engellemektir.’’

    ‘Erdoğan’ın basına yönelik saldırılarını engellemek için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz’ sorumuza, daha fazla dayanışma ve mevcut durumu kendi ülkelerimizdeki hükümetlere ifade etmek şeklinde cevap veren White şunları belirtti;

    Bu sorunların üzerine giderken 2 odak noktamız var. Birincisi tek kelime ile dayanışma. Avrupa’da biz gazeteci sendikaları ile hem Avrupa parlamentosunun ilgisini olanlara doğru çekmek için ve onların ifade özgürlüğü için desteklerini almak için hem de kendi parlamentomuz ile bu sorunları paylaşıyoruz çalışıyoruz ki insan hakları önceliklerini uygulamaya geçirebilelim. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü bilinsin ki azınlığın işine gelen ticaret ve turizmden önceliklidir. Bunun mücadelesini vermek ve özgürlüklerini meslektaşlarımıza kazandırmak için çaba sarf edeceğiz.”

    Türk devletinin bu ayıbına dur demek için çabaladıklarını ve baskı altındaki meslektaşlarının yalnız olmadığını ifade eden White, mücadeleye devam edeceklerini belirtti;

    ‘‘Özgür ve bağımsız bir basının olmadığı yerde demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Türkiye’deki özellikle Kürt gazeteciler ve tüm muhalif basın insanları aslında halkın gözü kulağıdır O’nlar sosyal ve siyasi yaşamın gözlemcileridir. Kendi ülkemizde, Türkiye’deki Kürt ve muhalif gazetecilerle dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Parlamento üyelerimize aralıksız yazılar yazarak onları bilgilendirmeye ve Türkiye’nin bu ayıbına dur demeye zorluyoruz.

    Elimizden geldiğince, işimi kaybeden, ailesi tehdit edilen, baskılara maruz kalan tutuklanan, alı koyulan ve eziyet edilen Kürt gazeteciler ile iletişim kurmaya çalışıyoruz. Şuan için özellikle İngiltere’de bulunan Türkiyeli ve sizin gibi Kürt gazeteci arkadaşlarımızın ülkelerine giriş çıkışında sorun yaşamamak için elimizden geleni yapıyoruz.

    Gazeteci dostlarımız yalnız değildir, Erdoğan ve hükümetinin demokrasi dışı yaptırımlarının önüne geçmek için hep birlikte sizlerle dayanışma içerisinde mücadeleye devam edeceğiz.”

    Haber: Erem Kansoy

     

  • Londra’da Rojhilat (Doğu Kürdistan) Günleri Düzenlenecek

    Londra’da Rojhilat (Doğu Kürdistan) Günleri Düzenlenecek

    Başkent Londra’da Doğu Kürdistan’ın tarihi ve kültürünü tanıtma amaçlı ‘Doğu Kürdistan Günleri’ adı altında iki günlük bir etkinlik düzenlenecek.

     

    Bir grup gönüllü Kürdistanlı tarafından düzenlenecek olan ‘Rojhilat Günleri’ etkinliği programında panel, film gösterimi ve müzik yer alacak. 29 Ekim’de başlayacak olan etkinlik iki gün devam edecek.

    Koçgiri Toplum Merkezinde düzenlenecek olan etkinliğin ilk gününde yapılacak açılış konuşmalarından sonra üç tane kısa film gösterimin yanı sıra Nahid Ghobadi’nin yönetmenliğini yaptığı‘111 Girls’ adlı uzun metrajlı filmi gösterilecek.

    Etkinliğin ikinci gününde ise Doğu Kürdistanlı akademisyenler Bayan Kailmi ve Hemn Seyedi’nin konuşmacı olarak katılacağı, akademisyen Deniz Çiftçi tarafından yönetilecek bir panel düzenlenecek. Panelde Doğu Kürdistan’ın tarihi ve kültürü konusundan sunumlar yapılacak.

    Etkinlik Londra’da yaşayan bir grup yerel sanatçının vereceği konserlerle son bulacak.

    PROGRAM:

    29 Ekim Cumartesi: Saat 14.00

    Açılış konuşması

    111 Girls Film gösterimi

    30 Ekim Pazar: Saat 14:00

    Panel: Bayan Kailmi, Hemn Seyedi, Deniz Çiftçi

    Saat 16:00

    Müzik:Bergüzar Erdoğan, Salman Aybars, Genco Özkan

    Yer: Koçgiri Toplum Merkezi (4 Booker Road, N18 2US, 02088878945)

    rojen-rojhilat
    Londra Rojhilat Günleri

     

  • HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    Londra merkezli Centre for Kurdish Progress önceki gün HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Parlamentosu Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Salar Mahmood’un konuşmacı olarak katıldıkları bir panel düzenledi.

    İngiliz Parlamentosu Lordlar Kamarası’nda 11 Ekim 2016’da gerçekleşen, “Türkiye’de darbe girişimi sonrası demokrasi ve Kürt Bakış Açısı” konulu panelin ev sahipliğini ve başkanlığını Richmond Barones’i Angela Harris yaptı.

    Harris’in açılış konuşmasından sonra sözü alan HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, Türkiye’de bugün yaşananların idrak edilmesi için geçmişin anlaşılıp, analiz edilmesi gerektiğini, özellikle demokratikleşme ve Kürt sorununa değinmeden bugün yaşanılanların anlaşılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

    Öztürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimleri sonrasında HDP’nin başarısını kabul etmeyerek, erken seçime gidilmesi kararı aldığını ve buna rağmen 2 Kasım’daki seçimlerde de HDP’nin yine %10 barajını geçtiğini söyledi.

    Öztürk şöyle devam etti; “Türkiye’de kalan son demokratik rejimin kırıntılarının da HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile tehlike altında olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda Alevi ve diğer azınlık gruplara yapılan saldırılarda, Türkiye’de artık politik olarak iletişim kurulmasına izin verilmeyeceği mesajı veriliyor.”

    HDP olarak darbeye karşı olduklarını ve bunu darbe girişimi sonrasında derhal belirttiklerini söyleyen Öztürk, Türkiye’de demokratikleşme süreci başlatılmadığı sürece her zaman askeri darbe riski olacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi bu demokratikleşme sağlanamadığı sürece Türkiye’de hâlâ askeri darbeyi umut edecekler olacağını dile getirdi.

    Öztürk, darbe girişimi sonrasında ilân edilen OHAL sonrasında, devlet kademelerinde 40-50 sene görev yapmış, Fethullah Gülen’in cemaatine mensup üyelerin temizlenmesi bahanesiyle, hükümet aleyhine düşünen herkesin uzaklaştırılmasının hedeflendiğini öne sürdü.

    Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye parlamenter demokrasiden tek kişiye bağlı bir sisteme geçiş yapmış durumdadır. OHAL sonrasında 93 bin kişi açığa alındı. 40 bin kişi halen gözaltında.

    Üniversitelerde 5,247 akademisyen gözaltında. 3,392 hakim ve savcı görevlerinden alındı. 28.163 eğitim müdürü,2,018 sağlık müdürü,1,642 finans müdürü görevden alındı. 35 adet sağlık merkezi kapatıldı, 1.061 eğitim kurumu kapatıldı.

    En önemlisi 11.301 öğretmen görevden, terörist oldukları gerekçesiyle açığa alındı. Bu sayısal figürler olayın vahametinin görülmesi açısından çok önemli.”

    Özellikle hapishanelerde insan hakları ihlali yapıldığını belirten Öztürk, insanların kendi memleketlerinden çok uzak şehirlerde hapishanelere koyulduğunu ve ekonomik durumları iyi olmayanların ailelerinin ve avukatlarının onları görmeye gidemediklerini belirtti. Avukat görüşmelerinin kayıt altına alındığını söyleyen Öztürk, böyle bir uygulamanın demokratik bir ülkede olmaması gerektiğini, 4 kişilik koğuşlarda tutukluların 12 kişi kaldığını ve dönüşümlü olarak uyuduklarını dile getirdi.

    HDP’nin demokratik seçimle kazandığı 24 belediye başkanının tutukladığını ve bu belediyelere AKP hükümetinden kişilerin atandığını söyleyen Öztürk, yasalara göre bu belediyelere HDP’nin havuzundan kişilerin atanması gerektiğini belirtti.

    Öztürk sözlerine şöyle devam etti; “Darbe girişimi sonrasında Kürt kasabalarındaki belediye başkanlarına saldırılar düzenlendi. Bu kasabalardaki insanların iradesi göz ardı edildi ve AKP mensubu kişiler bu kasabaların idaresine atandı.”

    Muhalif olan yerel televizyon ve radyo kanallarının kapatıldığını belirten Öztürk, bunların arasında Alevi kanalının da olduğunu ileri sürdü.

    Son olarak Türkiye’deki, hapishanelerdeki baskının son bulması ve demokratik sürecin başlatılması gerektiğinin altını çizen Öztürk, Öcalan’ın serbest kalmasının milyonlarca Kürt’ün ortak arzusu olduğunu belirterek bu baskının son bulması gerektiğini belirtti.

    Kürtler yerine Araplar desteklendi…

    Salar Mahmood konuşmasına Britanya’nın Kürt sorunlarında oldukça pasif kaldığını belirterek başladı. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü sonrasında, Kürt ulusunun dörde ayrıldığını öne süren Mahmood, dönemin başbakanı Lloyd George’un Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmasında Kürtlerin kendi özerk bölgelerini kurma hakları olduğunu dile getirdiğini, o dönemde birçok umut aşılandığını fakat 1920 sonrasında yapılan anlaşma sonrasında Büyük Güçlerin etkisiyle bu anlaşmaların geçersiz kılındığının altını çizdi.

    “O dönem Türkiye, Irak ve İran birlikte hareket ederek, Kürt ülküsü hareketinin ve devriminin önünde durdular. Bölgede yeni bir haritanın kurulmasının karşısındaydılar. Sykes Picot Anlaşması 100.yıldönümünde Kürt insanına çok şey borçludur. Diğer uluslar Sykes Picot anlaşmasında yapılan hataları düzelterek, Kürtlerin haklarını tanımaları gerekmektedir. Bu bizim geçtiğimiz 100 yıl içerisindeki tarihimiz ve bu nedenle bölgede bir türlü istikrar sağlanamıyor. Bu istikrarsızlığın sebeplerini sormamız gerekiyor.”

    Mahmood, Türkiye’nin Irak sınırlarını, DAEŞ ile mücadele bahanesiyle ihlal ettiğini ve sadece geçen hafta Irak Parlamentosu’ndan bir deklarasyon yayınlanarak Türkiye’nin sınır ihlali yaptığının açıklandığını söyledi.

    Türkiye, Britanya ve Amerika ve diğer büyük ülkelerin, bölgede kendi çıkarları, doğal kaynaklar ve zenginlikler için mücadele ettiklerini ileri süren Mahmood, bu ülkelerle ekonomik ilişkilerin önem taşıdığını fakat geçmişe dayanan tarihi ve ulusal sorunlar olduğunun da bilinmesi gerektiğini belirtti.

    Çok Uluslu Proje’ye Kürtler ve diğer etnik kökenler de dahil…

    Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Uzun süredir Rojova ve Başur’da DAİŞ’le mücadele ediliyor. Kürt kadınları DAİŞ’le savaşırken efsanevi bir mücadele veriyorlar. Türkiye, Irak ve Suriye’deki hükümetler bilindiği gibi oldukça zayıflar ve büyük güçler bunları iktidarda tutarak daha küçük kültürlerle uğraşmalarına izin veriyorlar. Kürtlerin şuan çok uluslu bir projesi var. Sadece Kürtlerden bahsetmiyoruz, Türkmenler ve diğer etnik kökenler de bu proje dahilindedir.”

    Ulusal işbirliği ve kendi davaları için mücadele ettiklerini, demokrasi ile problem yaşadıklarını dile getiren Mahmood, bu sorunun uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğunu, Kürdistan’daki demokratik sürecin gözlemlenip, desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    Güney Kürdistan’da bu zamana kadar uygulanmamış bir model olduğunu ileri süren Mahmood, Irak Parlamentosu sözcüsünün dünyadaki tüm parlamentolarda konuşabildiğini fakat kendi parlamentosuna giremediğini belirtti. Mahmood, Kürdistan bölgesinde sınırlı politik elit bir grubun bulunduğunu ve her şeyi kontrol ettiğini ve bunun demokratik ilerleme için bir yük olduğunu dile getirdi.

    Kürdistan’da demokratik süreç için büyük çaplı bir değişim yapılması gerektiğine dikkat çeken Mahmood, halk olarak hem büyük bir riskin hem de büyük bir başarının önünde olduklarını belirtti.

    Sivil toplum örgütlerinin Kürt toplumunu desteklemesi gerektiğinin altını çizen Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Batı’ya baskı uygulayarak onlardan sadece silah yardımı değil, ayrıyeten demokrasi inşası ve barış için destek almalıyız. Şengal’de 2 yıl öncesinde yapılan soykırım sonrasında şunu belirtmek isterim ki Kürtler , Kürdistan’ın diğer üç bölgesinde hâlâ katliam riski ile karşı karşıyadır. Soykırım uluslararası bir suçtur ve bununla ilgili uluslararası bir yasa çıkarılması gerekmektedir.”

    Mahmood konuşmasına, uluslararası toplumun özellikle Kürtlerle ilişkisi bulunanların, politikalarında radikal değişimler yapmadığı takdirde Orta Doğu’nun huzur göremeyeceğini, Kürtlerin, bölgedeki diğerleri gibi kendi bağımsız devletlerine ihtiyaçları olduğunu söyleyerek bitirdi.

  • ‘Avrupa’da Aleviler’ Kitabının Tanıtımı Yapıldı

    ‘Avrupa’da Aleviler’ Kitabının Tanıtımı Yapıldı

    Dr. Tözün İsa tarafından kaleme alınan ve birçok farklı yazarların destek verdiği “Alevis in Europe” (Avrupa’da Aleviler) kitabı geçtiğimiz hafta Metropolitan Üniversitesi Holloway kampüs binasında gerçekleşti.

     

    Tanıtım gecesine; Üniversite Rektörü Prof. Dr. John Raftery, Haringey Belediye Başkanı Ali Özbek, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil’in yanısıra geçen yıl yaşamını yitiren Tözün İsa’nın ailesi. dernek temsilcileri ve toplum üyelerinden kalabalık bir katılım oldu.

    Gecenin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. John Raftery, kitabın, Alevilerin göçmenlik serüveni ve nedenlerine ışık tuttuğunu belirterek kitabın yazılmasında emeği geçen ve aramızda olmayan Dr. Tözün İsa başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Prof. Dr. John Raftery, “öğretmek” kelimesini “devrimci” olarak niteleyerek, “Bütün dünyayı ancak böyle değiştirebiliriz” dedi.

    Kendisinin de İrlandalı bir göçmen olduğunu belirten Prof. Dr. John Raftery, “İrlanda’dalı ikinci kuşak göçmenler, göç serüveninde ne tür bedeller ödendiğini bilmiyorlar.  İrlanda’daki ruh sağlığı bozuklukları, eğitimdeki olumsuzluklar, intiharlar gibi pek çok olumsuz toplumsuz grafiklerle göçmen İrlandalıların grafikleri kıyaslandığında bu bedel bilimsel olarak da kanıtlanmaktadır. Alevis in Europe gibi çalışmalar bu bedelin tarihini anlatma açısından çok önemli” diye konuştu.

    Avrupa’da Aleviler kitabının yayın koordinatörlüğünü üslenen Prof. Dr. Alistair Ross da, İsa Tözün’ün emek verdiği kitabın yayınlandığını görememesinden büyük bir hüzün duyduğunu söyledi. Prof. Dr. Alistair Ross, kitabın ortaya çıkmasına kadar Alevilerle ilgili ayrıntılı bilgisi olmadığını belirterek, “İyi bir ekiple kalıcı bir eser ortaya çıktı. Kutluyorum” dedi.

    Kitabın bölüm yazarları Filiz Çelik, Hüseyin Mirza Karagöz ve Burcu Şentürk Gökpek de kitapta kaleme aldıkları bölümü özetleyerek Alevilerin tarihine ışık tutmaktan memnun olduklarını dile getirdiler.

    BAF Başkanı İsrafil Erbil de “Alevis in Europe” kitabının yalnızca Alyevilerin değil göçmenlerin bir rehberi olduğunu belirterek, “Kitaba emeğe geçen herkese teşekkür ediyoruz. Kitabın editörü değerli dostumuz İsa Tözün toplum için büyük bir kayıp. Onun eserini geniş okur kitlesine ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız. Devri daim olsun” dedi.

    ALEVIS IN EUROPE?

    Routledge yayınlarından çıkan kitap Tözün İsa tarafından edit edildi. Alevilerin kimliğini anlatan kitap, Alevilerin Türkiye’deki konumları ve Avrupa’daki serüvenlerini anlatan farklı makalelerden oluşuyor. 252 sayfa ve 8 illistürasyonun yer aldığı kitabın kapağında, Vehbi Koca’nın çektiği Londra’daki Trafalgar Meydanı’nda semah dönerek barış güvercini uçuran  Alevilerin fotoğrafı yer alıyor.

    alevism-2
    Avrupa’da ALeviler kitabı
  • HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş Britanya Parlamentosunda Konuşacak

    HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş Britanya Parlamentosunda Konuşacak

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bir dizi etkinlik ve toplantıya katılmak üzere Londra’ya geliyor. Demirtaş, 23 Ekim’de yapılacak olan Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesinden sonra 24 Ekim’de de Britanya parlamentosunda yapılacak toplantıya katılacak.

     

    Centre for Kurdish Progress/Kürt Araştırmalar Merkezi’nin organize ettiği halka açık bir toplantıda Selahattin Demirtaş İngiliz parlamenterler ile görüşmelerinin yanı sıra Türkiye’deki siyasi gelişmeleri değerlendirecek.

    Ev sahipliğini Edmonton bölgesi İşçi Partisi Milletvekili Kate Osamor’un yapacağı toplantı 24 Ekim akşam 19:00-21:00 saatleri arasında Parlamento’nun Portcullis House binasında Boothroyd odasında gerçekleşecek.

    Toplantıya katılmak için kurdishprogress2014@gmail.com adresine kayıt yaptırılabilir.

    HDP Eşgenel başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılacağı Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesi 23 Ekim Pazar akşamı saat 18:00’de Wood Green’de bulunan Dominion Centre’da gerçekleşecek.

     

  • Bozca-Der Dayanışma Gecesi Gençlerin Eğitimlerine Katkı Sunacak

    Bozca-Der Dayanışma Gecesi Gençlerin Eğitimlerine Katkı Sunacak

    Bozca-der her yıl gerçekleştirdiği geleneksel dayanışma gecesini eğitim ve sosyal çalışmalarına destek olmasını hedefliyor.

    İrfan Sağır’ın başkanlığındaki dernek, bu yıl eğitim ve sanat çalışmalarına öncelik vererek, geceden elde edeceği geliri bu çalışmaların devamına yatırım yapmayı hedefliyor.

    Genel sekreter Ergül Kömür’ün öncülüğünde yürütülen eğitim çalışmaları akademik ve sanatsal kurslardan oluşuyor.

    Derneğin kurulmasındaki temel hedefin gençlere hizmet olduğunu hatırlatan Kömür, şöyle konuştu: ‘‘İngiltere’de büyüyen toplumumuzun en büyük sorununun eğitim olduğunu düşünüyoruz. Kurumumuza düşen bu görevin farkında olarak, Bozca-der, altyapı çalışmalarını tamamlayıp eğitimde halkımıza hizmet vermeye başlamıştır.’’

    Dernek, ek hizmet olarak, kurslara katılan bütün öğrencilere, ücretsiz olarak mentoring hizmeti sunuyor. Öğrenci koçluğu olarak da bilinen, bu danışmanlık hizmeti Rafet Dügencili tarafından veriliyor.

    Akademik alanda 5. ve 6. sınıf öğrencilerini Sats sınavlarına hazırlık dersleri ve orta okul sonu sınavları olan GCSE hazırlık dersleri verilmektedir.

    Derneğin sanatsal eğitim programı, Mersin Üniversitesi orkestra şefliği ve kompozisyon bölümü mezunu ve eski öğretim görevlisi, Murat Sığırcı tarafından yürütülüyor. Sanat eğitimi kapsamında bağlama, gitar, piyano ve perküsyon dersleri verilmekte.

    img_0627

    Ayrıyeten, tiyatro dersleri, Dalston’da bulunan Arcola Tiyatrosunda çalışma yürüten, Tuncay Akpınar tarafından verilmekte.

    Bozca-der eğitim alanı yanı sıra, sosyal alanda da çalışmalara yer veriyor. Dernek yönetimi, en son, Dalston’da bulunan Cemevinde Hasan Ergisi dede ile Birlik Cemi organize etti.

    Eğitim kursları için kayıtlar devam etmekte.

    Bozca-der’in geleneksel dayanışma gecesi, 26 Ekim Çarşamba, saat 18:00-23:00 arası, Kervan Düğün Salonunda gerçekleşecek.

    Gecede Grup Abdal, Emre Saltık ve Zuhal sahne alacak.

    Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Bozhüyük ve Camiliyurt köylelerine ait Bozca-der, 2008 yılında kuruldu.

    img_0626