Author: ali

  • Kıbrıs’ta ‘SU’ meselesi giderek karışıyor

    Kıbrıs’ta ‘SU’ meselesi giderek karışıyor

    Türkiye devleti tarafından 1974 yılında bölünerek işgal altına alınan `Ada`da, Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin çıkarcı politikaları her nekadar da Türkiye ve Kürdistanda yaşanan kanlı savaş ile gündemden düşse de Kıbrıs’ta yaşanan son gelişmeler Erdoğan diktatörlüğünün boyunduruğu altında ilerliyor.

    Haber : Erem Kansoy

    Özellikle geçtiğimiz yaz döneminde gündeme gelen barış görüşmeleri ve yönetime yeni seçilen, ayni zamanda ‘solcu’ olarak da bilinen KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile de, Kıbrıs halkları barış adına ümitlenirken TC devleti ada üzerindeki kirli oyunlarına aralıksız devam ediyor.

    İnşaat, tarım, enerji, memur maaşları,hava alanı ve şimdi de adadaki su kaynaklarına ve su yönetimi ile ilgili özelleştirme planlarını Akıncı hükümetine dayatan Erdoğan’a, Akıncı’nın ‘biz yavru vatan değiliz, artık büyüdük kardeş vatanız’ çıkışı da işe yaramadı. Kıbrıs Türkü ‘solcu’ bir Cumhurbaşkanının dahi adadaki TC devletinin kirli oyunlarına karşı koyamadığını veya düzenin bir parçası olarak haksızlıklara sessiz kaldığına, yine ‘solcu’ eski KKTC  CumhurBaşkanı Mehmetali Talat’tan sonra bir kez daha tanık oldu.

    Kıbrıs Cumhuriyetinde ve ayni zamanda Londra’da da aktif Kıbrıslı Rumların en büyük sol partisi AKEL- Emekçi  İlerici Halkın Partisi, Kıbrıslı Türklerin yönetim mercilerinin yapamadığını yaparak Erdoğan’ın adadaki suyu özelleştirmeye yönelik yaptığı bölgesel sözleşmeleri tanımadığını açıklayan bir yazı yayınladı.

    Kıbrıs’ta su meselesi giderek karışıyor 1

    AKEL’in KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) için ‘yasadışı devlet’ terimini kullandığı ‘Yeni sömürgeci içerikli, yasa dışı Su “Anlaşma”sı tarafımız için hiçbir taahhüt yaratmıyor’ başlıklı açıklamada TC devletnin Kıbrıs üzerindeki su ile ilgili kirli oyunlarına yönelik sert tepki ortaya kondu.

    Türkiye ve yasa dışı “devlet”(KKTC-Kıbrısın Kuzeyi) arasındaki su “anlaşma”sı hakkında AKEL M.K. Basın Sözcüsü Yorgos Lukaidis tarafından yapılan açıklamada, “Kıbrıs sorununun çözümü için çabaların ortaya koyulduğu bir dönemde, Türkiye ile yasa dışı “devlet” arasında su “anlaşma”sının imzalanması ciddi bir ek sorun yaratmaktadır. Kabul edilemez ve özünde yeni sömürgeci içerikli söz konusu “anlaşma”ya Kıbrıslıtürklerin içerisinden yoğun tepkilerin gösterildiği koşullarda, bizden bu “anlaşma”yı kabul etmemizin beklenmesi asla mümkün değildir.

    Bu meselede izlenebilecek tek yol, federal Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye arasında devletlerarası ilgili anlaşmanın yapılmasıdır ve böyle bir anlaşmanın elbette Kıbrıs sorununun çözüm ilkeleriyle ve çerçevesiyle bağdaşır olması gerekir. Türkiye ile yasa dışı “devlet” arasındaki “anlaşma”nın çözümden sonra bizi bağlayacağına dair fikirler gerçek dışıdır ve olası böylesi yönelimler kritik bir noktada olan müzakere sürecine çok ciddi zarar verecektir.” İfadeleri yer aldı.

    Türkiye ve yasa dışı “devlet”(KKTC-Kıbrısın Kuzeyi) arasındaki su anlaşmasına imza koymak üzere yasadışı devletin Başbakanı Ömer Kalyoncu Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlunun davetlisi olarak 2 Mart günü Ankara’da olacak.

    Kıbrıs’ta su meselesi giderek karışıyor 1

     

  • İrlandalı şair Kürt direnişinin şiirini yazdı

    İrlandalı şair Kürt direnişinin şiirini yazdı

    İrlandalı Şair Séamas Carraher, Kürt halkına ithaf ettiği şiirinde, Türk devletinin Kuzey Kürdistan’daki soykırımcı saldırılarına dikkati çekti. Devlet güçlerince katledilen kimi çocukların adlarına yer verdiği şiirinin sonunda Carraher, Erdoğan’ı katliamdan vazgeçmeye çağırıyor.

     

    Carraher’in şiirinden bazı bölümler şöyle:

    “Diyarbakır ve ötesindeki Kürt halkı için

    Bir çukurda oturuyorum, bombalanmış bir aklın içinde,

    Oturuyor ve gürültünün bitmesini bekliyorum

    Bu sessiz bağırış ve çığlıkların,

    Bu rezil dünyayı ölümden uyandırmasını bekliyorum.

    Bir çukurda oturuyorum,

    Tarihin bodrumu gibi olan.

    Birisi kollarımı kesti az önce,

    Bacaklarımı kesti,

    Geri kalanını da çukurdaki boşlukta salınmaya terk etti,

    Aklımdaki bombalanmış bodrumda.

    Eve gitmek istiyorum, eve gitmek istiyorum

    Diyor bu ses

    Defol, diyorum ona,

    Ama eve gitmek istiyorum, diyor çocuksu sesler

    Defol, defol ve defol,

    Uzun bir sıra var buradan dışarı çıkmak için,

    Birisi televizyonun sesini açıyor,

    Diyarbakır’daki tankların, silahların,

    Türk askerlerinin bu sesi,

    Dünyayı duvar gibi sağır eyledi

    Sıra hala duruyor

    Bekleyen ölülerin sırası;

    Ardahan’dan Kamber Morkoç,

    70 yaşında, Türk askerlerinin ateşinde öldü.

    Cizre’den Abdullah Özdal, 21 yaşında, erkek

    Polis tarafından vuruldu

    İstanbul’dan Günay Özarslan, kadın, 27 yaşında

    Haberler diyor ki,

    Polisin yargısız infazıydı.

    Ama belki, belki de çocuklar, 73 ölü çocuk

    ‘Polis tarafından yargısız infazla öldürüldü’

    Ya da top ateşi, bomba veya zırhlı araçlarla.

    Cizre’deki Nisar Sümer gibi, 17 yaşında

    Zırhlı araçtan açılan ateşle öldürüldü.

    Ya da Yusuf Akalın, Cizre’den, 12 yaşında

    O da zırhlı araç ateşiyle vuruldu

    Ya da Büşra Akalın, bir sonraki gün;

    (aynı araç ve aynı katiller miydi,

    bir gün, bir hafta ya da bir ömür sonrası?)

    Hayrettin Şınık, 10 yaşında, havan ateşiyle öldürüldü

    Beytullah Aydın, kadim Diyarbakır’dan,

    11 yaşında, polis kovalarken

    Yere düştü ve öldü.

    Durmaksınız devam eden bir liste,

    Hüseyin Paksoy, 16 yaşında, ambulans beklediği

    4 günün sonunda öldü…

    Ölüm ve yine ölüm, bütün sokağa çıkma yasakları, bütün mahkemeler

    Bütün avukatlar ve tartışmalara rağmen,

    Güç sahipleri konuşurken, mazlum halk yine ölüyor

    283 ses içeri girmeyi bekliyor şimdi

    Sessizlikten sonra neyin geleceğini bekliyorlar

    Buraya bombalanmış akıl boşluğumuza girilmesini bekliyorlar,

    Bu delilikten kaçacak başka neresi var şimdi?

    Belki de öldürdükleri çocuklardır beni bu acılı öfkeye götüren?

    Öyle ya da böyle, hiçbirimiz eve gitmiyoruz.”

    Şiirde, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da “Kürdistan halkını öldürmekten vazgeçin” diye sesleniliyor.

    Modern İrlanda şiir sanatında önemli bir yere sahip olan 1956 doğumlu Séamas Carraher, şu anda Dublin’de yaşıyor. Eserleri birçok yazılı ve online gazete ve antolojide yer aldı.

    Kaynak: ANF

    Çeviri: Robin Ronî

  • BERÎ KU KOMKUJIYEKE NU ÇÊBIBE, BIKEVIN NAV TEVGERÊ

    BERÎ KU KOMKUJIYEKE NU ÇÊBIBE, BIKEVIN NAV TEVGERÊ

    Delegasyona ji Brîtanya çûyî bajarê Surê vegeriya Londonê û bang li dewleta Brîtanî kir ku berî ku komkûjiyeke din pêk were bikeve nav tevgerê. Delegasyona ku du rojan li Amedê mayî, yek ji endamên wê parlementera Îskoç Natalie McGarry li Surê ji hêla polêsên Tirk ve hatibû binçav kirin û rastî heqaretê hatibû.

    Delegasyona ku ji parlementer, sendîqa û rêxistinên sîvîl pêk dihat jibo êrîşên dewleta Tirk yên li dijî bajarê Surê di cîh de bişopînin çûbûn Amedê roja Duşemê vegeriyan Londonê. Piştî vegerê delegasyonê banga lezgîn li hikûmeta Brîtanî kir bikeve nav tevgerê. 

    Yek ji endama delegasyonê ya kul i Sûrê hatibû binçav kirin, parlementera Îskoç Natalie Mcgarry daxûyaniyeke nivîskî ji raya giştî re weşand û tiştên k udi du rojan de dîtîn wekî ´dehşet´ binavkir. McGarry wiha axivî: ´Her çiqas ez tenê du saetan de di binçav de mam jî, tiştên ku min dîtin pir hovane bûn. Ez nikarim êdî xeyal jî bikim, bê ka Kurdên ku her tim di bin van êrîşan de jiyan dikin di çi derûniyê de ne.” McGarry bang li NATO jî kir ku pêşîya van êrîşan bigire û dewleta Tirk hişyar bike.

    McGarry di daxûyaniya hevpar ya delegasyonê de bang li hikûmeta Brîtanî jî kir. “Berî ku komkujiyeke nu çêbibe, hikûmeta Brîtanî divê bikeve nav tevgerê.”

    Dîrektorê sendîqeya Unite Simon Dubbins jî rewş wiha anî ziman: “Em bi çavên xwe bûn şahid ku, dewleta Tirk hûrmetê ji mafên mirovan û demokrasiye re nagire. Hemû kesên mûxalîf îro li Tirkiye bi êrîşên tund re rubiru ye.”

    Rayedarê sendîqaya GMB Bert Schouwenburg jî ev gotin: “Min hêvî dikir ku di warê mafê mirovan de li Tirkiye hin pêşketin hene, lê min dît ku berovajî vê yekê, di bin serokkomariya Erdogan de Tirkiye ber bi sîstemeke totaliter û dîktator ve diçe.”

    Serokê Federasyona Elewiyan Israfil Erbil jî di daxuyaniya çapemeniyê ya duh li Day-Merê pêk hatî de anî ziman ku rewşeke pir xeter heye û êrîşên dewleta Tirk bi awayekî tund berdewam dikin. Erbil da zanîn ku li hember van êrîşan hemûyan gel bi awayekî mezin li berxwe dide. Yek ji endama delegasyonê Serpil Ersan jî da zanîn ku 150 kes li Surê di bin bombebaranê de jiyana wan di xetereyê de ye. Dîrektorê Ceftusê Ibrahim Dogus jî anî ziman ku bi çekan dewlet nikare pirsgirêka Kurd çareser bike û divê dewleta Tirk bi awayekî lezgîn dîsa dest bi hevdîtan û mûzakereyan bike.

    Navçeya Amedê Sur, ev not rojin ji aliyê hêzên ewlehiya dewleta Tirk ve hatiye dorpêç kirin û bi tenk û topan êrîşî navçeyê dike. Bajarê dîrokî Sur ji ber êrîşa dewleta Tirk ji sedî 80 xerabûye. Li gorî agahiyên dawî 150 kes di nav de zarok û jin jî heyî li Surê ne.

  • Li Londonê 60 hezar kes beşdarî çalakiya li dijî nukleerê bû

    Li Londonê 60 hezar kes beşdarî çalakiya li dijî nukleerê bû

    Li paytext Lndonê, bi deh hezaran mirov li dijî modernîzekirina fîloya keştiya binê avê, li hev civiyan. Hikûmeta Brîtanî dixwaze bernameya nukleerî ya jêvegerandina Trîdent nû bike. Li hemberî vê yekê bi hezarna kes daketin kolanên Londonê.

    Ji amadekarên meşa mezin Campaîng for Nucklear Dîsarmament (Kampanya Bêçekkirinê ya Nukleerî) da xuyakirin, 60 hezar kes li Trafalgar Square li hev civiyane.

    Çalakgeran di meşê de dowîzên bi nivîsa “Em ne bombeyan, pirtûkan dixwazin”, “ne nukleerê, otobusan dixwazin” hilgirtin.

    Seroka vê saziya civakî ya sivîl Kate Hûdson di destpêka meşê de axivî û got, “Mûxalefeta cemaweriyê xurt dibe. Ev ne kombûneke ji rêzê ya li hemberî nukleerê ye. Ev çalakî wê asta nerazîbûnan nîşan bide.”

    Serokwezîra Skoçyayê Nîcola Stûrgeon û lîderê Partiya Karker a li mûxalefetê Jeremy Corbyn jî di çalakiyê de amade bûn. Stûrgeon û Corbyn, bernameya modernîzekirina nukleerî weke “bê exlaqî” pênase kirin û nerazîbûn nîşan dan.

    Seroka berê ya Partiya Keskan Carolîne Lûcas jî ji bo bernameyê got, “emaneta pîroz a şerê sar” û nerazîbûn nîşan da.

    Tê payîn ku hikûmet îsal biryarê bide. Tê plankirin ku 4 keştiyên binê avê yên nukleerî Trîdent, bi 57 mîlyar dolarî werin nûkirin.

    Hikûmet îdîa dike ku ev keştiyên binê avê ji bo ewlekariya neteweyî di asta jiyanî de girîng in û dijderketina li vê yekê wê bi kêrî ‘dijminan’ bê.

    Lîderê Partiya Karker jî dixwaze bernameya nukleerê ji holê bê rakirin, lê di nava partiya wî de nêrîneke hevpar a di vî warî de nîne. Ev helwesta Corbyn ji aliyê temamiya partiyê ve nayê pejirandin.

    Londra’da Şimdiye Kadarki En Büyük Nükleer Silah Karşıtı Eylem 4

  • Derhênerê Kurd li Londonê xelat red kir; Hûn durû ne!

    Derhênerê Kurd li Londonê xelat red kir; Hûn durû ne!

    Derhênerê belgefîlma “Kurdistan Kurdistan” Bulent Gunduz di Festîvala Navnetewî ya Fîlmên Sînemagerên Cîhanî ya Londonê de bi xelatê “fîlma herî baş a biyanî” hat xelatkirin, lê wî ew xelat red kir.

    Belgefîlma bi navê “Kurdistan Kurdistan” a derhênerê kurd Bulent Gunduz dawiya hefteyê di Festîvala Navnetewî ya Fîlmên Sînemagerên Cîhanî ya Londonê de weke fîlma baştirîn a biyanî hat diyarkirin.

    Derhênerê kurd Bulent Gunduz anî ziman ku, welatên ewropî derbarê Kurdan de “sîyaseteke durû” dimeşine û ji ber wê yekê wî xelatê Festîvala Navnetewî ya Fîlmên Sînemagerên Cîhanî ya Londonê red kiriye.
    https://youtu.be/7UdgdzoNPkc
    Bulent Gunduz wiha got: “Xelata heya niha me standine, me diyariyê zarokên penaber ên li ser rêya jiyana xwe ji dest dane û şehîdên hatine qetilkirin kiriye. Min ji bo kesên li hemberî vê trajediya Kurdan bêdeng dimînin, ew protesto kir û min got dê zêdetir bandore bike.”

    “Ev helwesta me diyar e bandore li ser siyaseta dewletan nake, lê li salonê ji çend dewletên cuda derhêner û hunermend hebûn. Di vê çarçoveyê de em wek hunermend em dikarin balê bikişînin li ser vê yekê û lobiyê bikin. Heger derhêner û hunermendên li wê derê piştgirî dane me li welatên xwe balê bikêşinin ser vê yekê, ji bo me destkeftiyeke girîng e.”

    Bulent Gunduz anî ziman, îro ji her tişt zêdetir pêwîstiya Kurdan bi lobiyê heye û wiha domand: “Di serî de jî lobiya hunerî tê. Ez hêvî dikim ev helwesta me bandoreke bike. Gel bertekên xwe yên erênî li hemberî me nîşandan.”

    Derhênerê kurd destnîşan kir ku her çi qasî niha kurd rastî “tevkujiyên” herî mezin tê, lê bi ew qasî nêzîk azadiyê jî bûne û wiha pê de çû:

    “Ez ditrusim heya ku hêzên siyasî yên li her perçeyên nebin yek em pêşnekevin. Heger em ji dest berjewendiyên xwe yên aborî û siyasî berdin û tifaqiyek Neteweyî pêk bînin, emê bikaribin çarenîvisa xwe jî diyar bikin.”

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 2
    Derhênerê Kurdistan Kurdistan Bulent Gunduz
  • Süresiz Oturum ve Vatandaşlık Başvurularında Yeni Yasal Gelişmeler

    Süresiz Oturum ve Vatandaşlık Başvurularında Yeni Yasal Gelişmeler

    Home Office, 2013’den itibaren süresiz oturum başvurularının çoğuna ve vatandaşlık başvuruları için İngilizce sertifikası B1 (ESOL level 3) ve “Life in the UK” testi koşulu getirdi.

    Avukat Yasmin Armağan

    Ankara Anlaşması sürecinde olan kişiler eş ve/ veya çocukları konumundaki aile üyeleri de süresiz oturum başvurusunda Life in the UK testi koşulundan ve İngilizce koşulundan muaf.   Ancak onlar da İngiliz vatandaşlık başvurusunu yaparken bu koşulları yerine getirmelidirler.

    Sadece zihinsel ve fiziksel engel gibi ciddi sağlık sorunları olanlar ve 65 yaş ve üstü kişiler bu koşuldan muaf olacaklar.

    Ingiliz vatandaşlık ya da süresiz oturum (indefinite) almış kişinin eşi olarak ülkeye gelmiş kişiler süresiz oturum başvurularında “Life in the UK” testini geçme belgelerini ve en az B1 (ESOL Entry Level 3) İngilizce belgelerini sunabilmeleri gerekmekte. Bu belgeleri sunamazlarsa süresiz oturum yerine uzatma alacaklardır ve süresiz oturum “indefinite” alabilmek için ileriki bir tarihte bu belgeleri sağlayabilmeleri gerekmektedir.

    Önemli bir unsur ise İngiltere’de Ankara Anlaşmasında süresiz (indefinite) kapsamında kendi işini yaparak kalmakta olan kişiler birden fazla işletme sahibi olduğu halde bunları Home Office’se bildirmemiş olabilirler. İkinci iş edinenler ya da iş değişikliği yaptığı halde haber vermeyenler Home Office’ten gönderilen bir soru listesi ve evrak takibiyle karşılaşabiliyor ya da yüz yüze görüşmeye çağrılabiliyor.

    Maalesef bazı müvekkiller az evrak göndermek daha iyidir gibi bir kanaat içindeler ve “Home Office sorarsa sonra gönderirim” gibi bir yaklaşım içindeler. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Tabii ki gereksiz bilgilerle dosyayı büyütmek de marifet değil, ancak eksik başvurular da bir o kadar dezavantajdır. Dosyasını istenen tüm belgelerle tam hazırlamayan müvekkillerimiz başvuruyu gönderdikten sonra daha stresli bir süreç yaşayabilirler. Benim tavsiyem istenilen tüm evrakların bir seferde sağlanması.

    Süresiz oturum almış olan ve İngiliz vatandaşlık için hazırlanan kişilere tavsiyem süresiz oturum alındıktan sonraki 12 aylık sürenin sonunda vatandaşlık başvurusu yapmayı düşünenlere de önemle tavsiye ettiğimiz, ülke dışında 90 günden fazla kalmamaları. Eğer 90 gün aşılmışsa sebebinin açıklanması gereklidir. Tekrar hatırlatalım ki Ankara Anlaşması üzerinden “indefinite” almış olsalar bile vatandaşlık başvurularında da “Life in the UK” testini ve “B1” (ESOL entry level 3) İngilizce belgelerini sunmaları gerekir.

    Konuyla ilgili detaylı bilgi almak isteyenler bizimle ilesime geçebilirler:

    Avukat Yasmin Armagan, yada Alev Uzun, Simon Noble Solicitors, 27a Westbury Avenue, London, N22 6BS. Tel: 0203 638 0400, Mob: 07771 945 951

    Life in the UK Kursu

    Londra Avukat

  • Centre for Kurdish Progress’ten Parlamentoda Newroz Resepsiyonu

    Centre for Kurdish Progress’ten Parlamentoda Newroz Resepsiyonu

    Londra merkezli çalışmalarını yürüten Centre for Kurdish Progress tarafından her yıl geleneksel olarak Britanya parlamentosunda düzenlenen Newroz resepsiyonu ve en başarılı Kürtler ödül töreni bu yıl Muhafazakar Parti’nin önemli milletvekillerinden Nadhim Zahawi ile Isci partili milletvekili ve gölge bakan Kate Osamor’un ev sahipliğinde düzenleniyor. 

    Parlamentonun en büyük resepsiyon salonlarından olan Attlee Suite’de gerçekleşecek olan resepsiyona aralarında Isci Parti’si lideri Jeremy Corbyn, Devlet bakanları Robert Halfon, Tobias Elwood, Alistair Burt basta olmak üzere yüzü askın milletvekili ve Lordlar kamarası üyesinin katılması bekleniyor.

    Kürdistan bölge hükümeti Britanya temsilcisi Karwan Jamal Tahir, Halkların Demokratik partisi milletvekili ve dişiliklerden sorumlu başkan yardımcısı Hişyar Özsoy, Demokratik bölgeler partisi es başkanı Kamuran Yuksek, Kürdistan bölgesel hükümeti dışişleri bakanı Falah Mustafa Bakir başta olmak üzere KDP, YNK, PYD, Goran hareketi gibi tüm Kurt siyasi hareketlerinden üst düzey katılımın beklendiği ekinlik 15 Mart Salı akşamı saat 7-9 arası gerçekleşecek.

    Newroz resepsiyonu kapsamında En başarılı Kürtler ödül töreninde gerçekleşeceğini belirten Centre for Kurdish Progress yetkililerinden yapılan açıklamaya göre, farklı kategorilerde yüzlerce öneri arasından 15 kişiye ödül verileceği açıklandı.

    Geçtiğimiz yıl ayni etkinliğe 300’u aşkın kişi katılmış, aralarından tanınmış işverenlerden Süleyman Cağın’inda bulunduğu 15 kişiye farklı kategorilerde ödüller verilmişti.

    Centre for Kurdish Progress yetkililerinden Hilat Ozcan yaptığı açıklamada geceye katılmak isteyenlerin www.kurdishprogress.org websitesine ziyaret edip detaylı bilgi alabileceklerini belirterek katilim için ayrıca kurdishprogress2014@gmail.com email adresine yazılı olarak başvurulabileceğini açıkladı.