Green Parti lideri Natalie Bennet ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Jean Lambert yarın (4 Mayıs Pazartesi) saat 11:00’de Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde (KCC) düzenlenecek olan halk toplantısına katılacak.
Green Parti Lideri Natalie Bennet
7 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere dört gün kala parti liderlerinin seçim çalışmaları da hızla devam ediyor. Göçmenlik, sağlık ve çevre politikalarıyla ön plana çıkan Yeşiller partisinin lideri Natalie Bennet seçim çalışmaları kapsamında KCC’de yapılacak toplantıda parti politikalarını ve seçim vaatlerini anlatacak.
Daha çok göçmenlik konusu ile ilgili konuşacak olan Bennet’in şu açıklamaları yapması bekleniyor; ‘‘Bu ülkeyi seven bir göçmen olarak, hükümet politikalarının başarısızlığının göçmenlere ihale edilmesini hayretle izliyorum. Başka bir ülkede doğmuş olmak bu ülkeyi sevmemek anlamına gelmez. UKIP başta olmak üzere diğer parti politikacılarının doğduğumuz ülke üzerinden bizleri ayırmaya çalışmalarını kesinlikle red ediyoruz.’’
Ülkenin en büyük üye sayısına sahip üçüncü partisi olan Yeşillerin (Green Party) bu seçimlerde büyük bir çıkış yapması bekleniyor.
Yeşiller Partisi lideri Natalie Bennett seçim manifestosunu Dalston’da bulunan Arcola Tiyatrosunda açıklamıştı. ‘Barışçıl Politik Devrim’ sloganıyla seçim çalışmalarını yürüten Yeşiller açıkladıkları manifestoda; asgari ücretin 10 sterline çıkarılması, 1 milyon kişiye istihdam alanı, üniversite harçlarını kaldırmak, 500 bin sosyal konut, demiryollarını tekrardan kamulaştırmak, özelliştermeyi durdurmak, tren ücretlerinde yüzde 10 indirim ve küresel ısınma ile aktif mücadele gibi vaatleri sıralamıştı.
Seçim beyannemesinde öne çıkan başlıklar şunlardı:
Tasarruf politikalarına son ver ve kamu hizmetlerini tekrar güçlendirip, böylece asgari ücret ödeyen işler yaratmak.
NHS’in özelleştirilmesini durdurmak.
Diğer ülkelerle ortaklaşa çalışıp küresel havanın 2 dereceden fazla yükselmesini önlemek.
Evlere yalıtım, yenilenebilir elektrik üretimi ve sele karşı güvenlik programları için 85 milyar sterlin ayırma.
2020 yılına kadar, 500 bin sosyal kira konutu sunup kira artışların önüne geçmek için sınırlama uygulamak.
Kara yollarını tekrar kamusallaştırmak.
Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Haringey, London N4 1HU, Saat 11.00 4 Mayıs 2015 Pazartesi.
Birleşik Krallığın Şimdiye Kadar Yaptığı En Büyük Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 9 Kişinin Hepsi Türk Vatandaşı.
Değeri 500 milyon sterlinden fazla olan 3 ton kokainin şimdiye kadar Birleşik Krallık’ta ele geçirilen en büyük A sınıfı uyuşturucu olduğu açıklanırken, teknede yakalanan 9 kişinin hepsinin Türk vatandaşı olduğu açıklandı.
Ulusal Suç Ajansı’ndan (NCA) yapılan açıklamada, Birleşik Krallık donanması, sınır polisi ve NCA ortaklığında Kuzey Denizi’nde geçen 23 Nisan günü düzenlenen bir operasyonda 3 tondan fazla kokain maddesi taşıyan bir kılavuz teknenin (römorkör) ele geçirildiğini bildirildi. İskoçya’nın Aberdeen kenti yakınlarında yapılan operasyonda, yaşları 23 ile 26 arasında olan 9 kişi yakalanırken, her dokuzunun da Türk vatandaşı olduğu açıklandı.
Açıklamada, NCA’in sağladığı istihbarat üzerine harekete geçen İngiliz donanmasının, “MV Hamal” isimli kılavuz tekneyi geçen Perşembe günü İskoçya’nın kuzeydoğusundaki Aberdeen kentinin yaklaşık 160 km açığında tespit ettiği kaydedildi. Fransız gümrük memurları ile yakından yürütülen işbirliği sonucunda MV Hamal’a operasyon düzenlendiğinin belirtildiği açıklamada, Aberdeen limanına götürülen teknede, İskoç polisinin desteğiyle Birleşik Krallık sınır polisince teknede geniş çaplı bir aramanın yapıldığı aktarıldı.
Açıklamada, kokainin toplam ağırlığının 3 tonu geçtiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: “Kokainin kalitesine bağlı olarak, kesilmesi ve Birleşik Krallık’ta satılması halinde, potansiyel piyasa değeri 500 milyon sterlinden fazla olurdu. Hamal’ın, yaşları 26 ile 63 arasındaki hepsi Türk vatandaşı olan 9 mürettebatı uyuşturucu ticaretinden suçlanıyor. 9 kişi, 27 Nisan Pazartesi günü Aberdeen Sheriff Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Kişilerin, bir sonraki mahkeme tarihi olan 5 Mayıs’a kadar gözaltında tutulmasına karar verildi.”
Yakalanan 9 Türk vatandaşının 5 Mayıs’ta mahkemeye çıkarılması bekleniyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak isimlendirilen ve 1974 yılında Türkiye’nin adaya gerçekleştirdiği askeri harekat ile Kıbrıs topraklarında kurulan devlet 4. Cumhurbaşkanı’nı hafta sonu gerçekleştirilen ikinci tur seçimlerde belirledi. Türk askerinin halen adada aktif olarak bulunduğu yine Türkiye Cumhuriyeti devletinin maddi kaynakları ile ekonomisi ayakta tutulan ve 2003 yılında da barış sürecinden geçen Kıbrıs’ın Kuzey’inde sol kökenli bağımsız aday Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanlığı yarışında, aşırı milliyetci aday Derviş Eroğlu’nu büyük oy farkı ile geride bırakarak sandıktan çıkan isim oldu.
Cumhurbaşkanlığı 2. Tur seçiminde yüzde 60.5 oy oranıyla seçilen Mustafa Akıncı, Toplumcu Kurtuluş Partisi ile uzun yıllar siyaset yapmış ve bir dönemde başkent Lefkoşa belediye başkanlığı görevinde de bulunmuştu.
Uluslar arası tanınmışlığı henüz bulunmayan ve Kıbrıs’ın Kuzeyindeki KKTC devleti Cumhurbaşanlığı seçimlerinin hemen ardından Türkiye’den tehdit mesajları gecikmedi.
Sol görüşlü ve adada yaşayan Kıbrıslılar arasında barışı destekleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya seçilmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan gönderdiği ‘teprik’ mesajı ile yine gündem olmayı başardı. Sosyal medyada ve haber sitelerinde ayrıca toplumsal boyutta da büyük tepkilerin gösterildiği Erdoğan’ın tebrik mesajı, göreve yeni başlayan Akıncı’ya ve Kıbrıs Türk toplumuna yönelik ‘büyük tehditler’ içerdiği savunuluyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Mustafa Akıncı’dan, “Yavru vatan değil, kardeş ülkeyiz” sözlerine “Ağzından çıkanı kulağı duymalı” diyerek sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a anında yanıt geldi. Erdoğan’ın konuşması sırasında CNN Türk’te canlı yayın konuğu olan Akıncı, “Hep yavru vatan mı kalalım, büyümeyelim mi?” dedi. “Söylediklerimin arkasındayım” diyen Akıncı, “Sadece kulaklarımla duymuyorum, kalbimle de beynimle de konuşuyorum. Söylediklerim inandıklarımdır, doğru olandır” ifadesini kullandı.
Canlı yayında Erdoğan’a cevap veren Akıncı, programdan ‘Sayın Erdoğan şu anda hattaymış, konuşacağım’ diyerek ayrıldı.
Akıncı’nın Erdoğan’ın sözlerine ilişkin olarak yaptığı değerlendirme şöyle:
“Ben şunu söylemek istiyorum. Dün sonuçlanan seçimler, benim programımı, düşüncelerimi ve paylaştıklarımı halkıma anlatarak, halkımın onay verdiği düşüncelerdir. Neden rahatsız olunuyor, iki kardeş ilişkisinden anlamakta zorlandım. Yavrunun büyümesini istemiyor mu Türkiye?
Biz hep yavru mu kalalım, ayaklarımızın üzerinde durmasını beceremeyelim mi? Artık yetişkin bir ülke olmayalım mı? Söylediklerimin arkasındayım. Sadece kulaklarımla duymuyorum, kalbimle de beynimle de konuşuyorum. Söylediklerim inandıklarımdır, doğru olandır.
Cumhurbaşkanı seçimini kazandığım ilk günde böyle bir tartışmanın içine çekilmekten mutlu değilim. Anlaşılan o ki Sayın Erdoğan’a bazı konular anlatılmış, o yüzden o şekilde konuşuyor. Ben Türkiye ile ilişki istemeyen, dışlayan bir söylemde bulunmadım. Tam tersine sağlıklı ilişkiden bahsettim ama belli ki bu konuda farklı yaklaşımlar var. Olabilir, oturur değerlendiririz. Kıbrıs Türk halkı elbette anavatan sevgisini yüreğinde taşımaya devam edecektir ancak bu topraklarda da artık Rum toplumuyla baş edebilmek adına, kendi kişiliğini kanıtlamak adına, bebeklikten, yavruluktan kurtulup ayakları üzerinde durmalıdır. Bu adada kök salabilmenin başka yolu yoktur. Bu Türkiye’nin de yararına, ısrarla söylüyorum. Yavru olarak görmenin çok doğru bir siyaset olduğunu düşünmüyorum. Burada bir devlet var ve Türkiye de bu devleti tanıyor. Yavru vatan söylemi yüreklerde olması gereken bir söylemdir, ama eşit ilişki gereklidir.
Küçük bir toplum olabiliriz, küçük bir toprak parçasında yaşıyor olabiliriz ama biz bir varlığız. Bu varlığın Türkiye tarafından da tanınmasını istiyoruz. Sanıyorum ki bunda da anlaşılmayacak bir tutum yok.
Türk kamuoyuna şunu söylemek istiyorum. Bizi daha ilk günümüzden kimse yanlış yere oturtmasın. Karşınızda bir Türkiye düşmanı yoktur. Türkiye’nin esenliğini isteyen, çok daha demokratik, şeffaf, güçlü bir ülke, AB üyesi olmasını isteyen birisi var. Türkiye’nin Kıbrıs’la hem bir garantör ülke olarak, hem de yakın ilişki içinde olmasının önemini bilen biri var. Güney’le olan ilişkide, evet 10 yıl önce onlar hayır, biz evet dedik ama günün sonunda yeni bir dönem başlıyor.
Birbirimizi suçlayarak bir yere varamayız, dolayısıyla yeni bir dönem başlıyor. Rumlara da bu fırsatı vermemiz lazım, hatalarını gözden geçirsinler.
Elbistanlılar dayanışma derneğinde Cumartesi günü yapılan ‘Maraş Kürtçesi’ konulu panelde konuşan Mazlum Doğan, Cumhuriyet döneminin en büyük mağdurunun Maraş Kürtçesi olduğunu belirterek 20 yıl içerisinde büyük bir asimilasyon yaşandığını belirtti. Konuyla ilgili bir örnek te veren Doğan, Annesinin tek kelime Türkçe bilmediğini ve Torunun da şuan tek kelime Kürtçe bilmediğini söyleyerek yaşanan trajedinin boyutlarını gösterdi.
Kürtçe üzerine çalışmalar yürüten ve aslen Elbistanlı olan Mazlum Doğan, El-Com binasında düzenlenen panelde Maraş Kürtçesi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhuriyet döneminin en büyük mağdurunun Maraş Kürtçesi olduğunu belirten Mazlum Doğan şunları belirtti; ‘‘İnsanlar bir şekilde Aleviliklerini korudular ama Kürtçelerine bir yara, bir çıban gibi yaklaştılar. Ama Aleviliklerini evlerinde gururla bir mücevher gibi taşıdılar. Bu açıdan Cumhuriyet döneminin en büyük mağduru Kürtçe, özelde de Maraş Kürtçesi.’’
CUMHURİYET İLE BERABER İNKAR POLİTİKASI BAŞLADI
Osmanlı döneminde, Kürtçe ile ilgili yargıların, Cumhuriyet dönemine hiç benzemediğini belirten Doğan, Şemseddin Sami adlı dilbilimcinin kitaplarında Kürtçe ile ilgili yazdıklarını anlattı. Doğan; ‘‘ Şemseddi Sami Türkiye’de dil biliminin kurucusu olarak bilinir, 8-9 lisan bilir. Kitabında Kürtçe’ye bir değer veriyor. Kürtçe doğal bir dil olduğu için dil bilimcilerin gözünde daha değerli ve önemli oluyor. Cumhuriyet dönemine geldiğimiz zaman bu yargı değişiyor. Artık Kürtçe melez, bozma bir dil, hatta Türkçenin bir lehçesi, dağ Türkçesi olarak adlandırılıyor. Bu yaklaşım Türkiye’deki sol cenahta bulunan yazar ve aydınlarda var. Bir sürü solcu olarak bilinen dil bilimci kitaplarında Kürtçe’den bahsedilmemektedir. Hatta profesör Ahmet Burhan Kürtçenin 164 kelimeden oluştuğunu söyleyip bozma, Farsçanın bir lehçesi olduğunu dahi söylemiştir.
MARAŞLILAR KÜRTÇELERİNDEN UTANMAYA BAŞLADI
Bu sistematik politikalar Maraş’taki Kürtleri de etkiledi. Dolayısıyla bu insanların dillerine bakışı, dillerini algılayışı daha çok Kürtçe köylülükle gericilikle özdeşleştirildi. Dolayısıyla insanlar yavaş yavaş Kürtçe ‘den utanır oldu. Kürtçeyi konuşmak onlar için köylülük oldu. Mesela ben üniversiteye gittiğim yıllarda, köye geldiğimde insanlar bana ‘Üniversiteye gidiyor ama Kürtçe konuşuyor’ gibi alaycı yaklaşırlardı. İnsanlar doktora gittiği zaman, doktor onlarla Kürtçe konuştuğu zaman ‘oo doktor bizlen Kürtçe konuştu’ diye küçümserlerdi. Çünkü Kürtçe konuşmak köylülüktür algısı hakimdi. Dolayısıyla insanlar köklerinden dillerinden utanır oldular. Bu politika öyle derin bir politika ki insanlarımız Avrupa’ya geldiler, Avrupa’da da dahi aynı devam etti. Yasak olmamasına rağmen, insanlar daha da politikleşmelerine rağmen bu yaklaşım değişmedi, ve dillerinden utanmaya devam ettiler.
Maraşlı Kürtler önce Türkçe bilmedikleri için bir travma yaşadılar, Sonra diğer Kürtler ile iletişime geçtiklerinde kendi Kürtçeleriyle konuşamadıkları için, ya da onların Kürtçesi küçük görüldüğü için yine bir travma geçirdiler. Bu açıdan bakıldığında Maraş Kürtlerinin, Kürtçesinin hali tam bir trajedi.
BİZİM KÜRTÇEMİZ GERÇEK KÜRTÇE DEĞİL YANILGISI
Şöylesi bir yanılgıda var. En aydın okumuş Maraşlı bile, ‘bizim Kürtçemiz gerçek kürtçe değil, Kürtçemiz bozuk bir kürtçe’. Gerçek kürtçe diye bir şey yok. Bu göreceli birşey. Gerçek kürtçe arayışı yumuşak bir faşizmin göstergesi. Maraş Kürtçesi bugün Hakkari ile beraber Kürtçenin en orjinal formlarını taşıyan Kürtçedir. Bu boyutuyla yaklaşırsak Maraş Kürtçesi Mardin, Amed, Kars gibi bölgelerinkinden daha orjinaldir. Arap-İslam etkisi olmadığı için biraz daha arkaik kalmış.
BUNA DİLSEL ÖTENAZİ DİYORUM
Bu inkar durumuna ben dilsel ötenazi diyorum. Devletin politikaları sonucu insanlarımız öyle bir dillerinden utandılar ki dilleri ölsün istediler. Öyle bir nefret oluştu ki, Kürtçe konuşan insanlar dışlanır oldu, küçümsenir oldu. Alay konusu oldu. Ben bunları söylerken Maraşlı Kürtleri suçlamıyorum tabi ki, tartışmasız bunun tek sorumlusu devlettir. Ama sonuçları itibariyle düşünürsek, Maraşlı Kürtler dilsel bir ötenazi yaşamak istediler ve dillerini unutmak istediler.
20 YILDA ASİMİLE OLDUK
Şuan Maraş Kürtçesine baktığımız zaman tam dibe vurduğu bir nokta. İnsanlar dillerini sahiplenmiyorlar, şuan deliler ve yaşlılar dışında kimse Kürtçe konuşmuyor. Yurtdışındakiler de buna dahildir. 500 yıl önce buradan, Dersim’den Horasana gitmiş Kürtler var, bu insanlar 500 yıldır dillerini koruyorlar. Aynı bizim Maraş Kürtçesini konuşuyorlar. Ama biz 20 yılda asimile olduk. Benim Annem 20 yıl önce Türkçe bilmiyordu, Torunu bugün Kürtçe anlamıyor. Bu inanılmaz bir trajedi. 20 yılda ne değişti. Bu 20 yıl politikleşmenin en çok arttığı dönem. Bunun dünyada başka bir örneği yok.
Doğan verdiği onlarca örnekle Maraş yöresinde konuşulan Kürtçenin ne kadar zengin bir içeriğe sahip olduğunu anlattı.
Panelin ikinci bölümünde yapılan soru-cevap kısmından sonra panel sona erdi.
Halkların Demokratik Partisi’nin çalışmalarına Britanya’da destek veren HDP Britanya Seçim Koordinasyonu, 7 Haziran’da yapılacak seçimler için Londra’daki çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ediyor. 30-31 Mayıs’ta Londra ve Edinburgh’ta kurulacak sandıklarda oy kullanacak olan Türkiye vatandaşı seçmenlere dönük çalışmalarını seferberlik ruhuyla yürüten HDP Britanya Seçim koordinasyonu Britanya’da yaşayan tüm seçmenlere ulaşma hedefinde.
Britanya Demokratik Güç Birliği Platformu bünyesinde yer alan birçok kurumun temsilcilerinin aldığı kararla kurulan HDP Britanya Seçim Koordinasyonu; 29 kurum ve derneğin yanısıra, gençlik ve kadın koordinasyonu bileşenlerinden oluşuyor. Yönetim kurulunu kurum temsilcilerinin, yürütme kurulunu ise 4 kişinin temsil ettiği koordinasyonun; İskoçya ve Londra dışındaki bölgelerde oluşturduğu komiteler şöyle: Brighton, Croydon, Liverpool, York ve Manchester.
HDP Britanya Seçim Koordinasyonu temsilcisi Arzu Peşmen ve HDP Kadın Koordinasyonu temsilcisi Devrim Has’dan Türkiye’de 7 Haziran’da yapılacak seçimler için bugüne kadar Britanya’da yürütülen seçim çalışmaları hakkında bilgi aldık.
Arzu Peşmen
Sayısal olarak kaç seçmene ulaşabildiniz ve kaç yeni seçmen kaydı yapıldı?
Yaklaşık 5 bin yeni seçmen kaydı yapıldı ve ulaşılan seçmen sayısı ise yaklaşık 18 bin.
HDP Britanya Seçim Koordinasyonu’nu oluşturan kurum ve dernekler ittifak çalışması kararını nasıl aldı?
İlk etapta 17 kurum tespit edildi ve bu 17 kurumla geçtiğimiz Şubat ayında bir basın açıklaması yaptık. Basın açıklamamızda diğer kurumlarıda çalışmalarımıza katılmaya davet ettik. Zaten Güç Birliği’ndeki kurumlar örgüt çalışması içine gireceklerine daha önceden karar vermişti. Bu çağrıdan sonra sayımız giderek arttı. HDP’nin tüm kimlikleri bünyesinde barındırması herkesi HDP’de birleştirdi. Koordinasyona sonradan katılan kurumlar da canı gönülden seçim çalışmalarını yürütüyorlar.
Devrim Has
Bu seçim ittifakı kurumları birleştirdi mi?
Evet, bu seçimler kurumları birleştirdi diyebiliriz. Kurumlar arası uyumlu bir çalışma ve fikir birliği söz konusu… Herkesin hedefinin aynı olması sebebiyle hiçbir kurum bir diğerine üstünlük sağlamıyor. Bizler birlikte yaşamanın hem güzel, hem mümkün olduğunu biliyoruz. Bu çalışmalar aynı zamanda kadınları da bir çatı altında birleşti.
Seçim kayıt çalışmalarını nasıl yürüttünüz?
Seçim kayıt çalışmalarımızı elimizdeki tüm imkanları kullanarak yürüttük. Medya ve sosyal medya aracılığı ile yapılan çağrılar, yöre derneklerinin kendi üyelerine ulaşması, bizzat seçim bürolarını arayan seçmenler, kayıtlı olan tüm seçmenlere ulaşılması, kaydı olmayanların kaydedilmesi, gönüllü kadınların seçmenlerin evlerinden kayıtlarını yapması, seçim bürolarından yapılan kayıtlar…
Kayıt çalışmalarını yürütürken nasıl sıkıntılar ile karşılaştınız?
Kaydını yaptığımız tüm seçmenlerin kayıtlarının kopyalarını aldık. Ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun tarih değişikliği beyanları, yani son kayıt tarihlerinin sürekli değiştirilmesi kısıtlı zaman nedeniyle kayıt örneklerini alamamamıza sebep oldu.
HDP Britanya Kadın Koordinasyonu’nun kurulmasının amacı nedir?
Kadın koordinasyonlarının kurulmasının amacı; zaten gönüllü olarak çalışan kadınların emeğinin ortaya çıkmasını sağlamaktı. Kadın koordinasyonları olarak, HDP Britanya seçim koordinasyonunun aldığı kararlara da katkıda bulunuyoruz ve bizlerde ayrıca etkinlikler düzenliyoruz. 2 ve 9 Mayıs’da sadece kadınların katılacağı yürüyüşler yapılacak. Bu yürüyüşlerde kadınlar olarak, oylar HDP’ ye çağrısı yapacağız.
Avrupadaki seçim koordinasyonları ile ittifak çalışması var mı?
HDP Britanya Seçim Koordinasyonu, Avrupa Seçim Koordinasyonu’na bağlıdır. Britanya’da alınan kararları Avrupa’ya iletiyoruz yada orada alınan kararlar bize iletiliyor. Toplantılara her ülkeden temsilciler katılıyor ve çalışmalarını aktarıyor. Birçok şey paylaşılıp, fikir alışverişi ve önerilerde bulunuluyoruz.
Seçim kampanyası nasıl yürütülüyor?
Seçim standları, miting çağrıları, ev ziyaretleri, Türkiyeli seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde seçim bildirgelerinin dağıtımı….
Birinci kuşak bu seçimler konusunda heyecanlı mı? Burada doğmuş büyümüş ikinci kuşağın seçimlere ilgisi nasıl? Bir de üçüncü kuşak var; Türkiye ile bağı kopmuş, seçmen bilinci gelişmemiş… Bu kuşakların Türkiye’deki seçimlerden haberi var mı?
Birinci kuşak 7 Haziran seçimlerinin öneminin farkında. İkinci kuşağında Türkiye ile halen bağlantısı kopmadığı için en az birinci kuşak kadar ilgi gösteriyor. Ancak üçüncü kuşak gençlerde de bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 500 gencin katıldığı Halay gecesinde bir gençlik koordinasyonu oluşturuldu ve çalışmalarına başlandı. Gençler de seçim çalışmalarını büyük bir azimle sürdürüyor. Ancak bu gençler arasında TC kimliği olmayanların oy kullanamaması söz konusu.
Türkiye’de olan olayların hangisinden en çok endişe duyuluyor?
İnsanların en çok endişe ettiği şey AKP’nin mutlak iktidar olması.
Seçim bildirgesi maddelerinden hangisi yurtdışı seçmenin daha çok ilgisini çekiyor?
Seçmenin en çok ilgisini çeken şeyler; yasakların kalkması ve dönüş yolunun açılması, askerlikten muaf olma hakkı (vicdanı red) ve yurtdışı borçlanması ile emeklilikte eşitlik, inanç özgürlüğü, çoğulcu demokrasi ve kadın hakları.
Seçmeni HDP’de birleşmesi için nasıl ikna ediyorsunuz.
Öncelikli amacımız HDP seçmeninin bu seçimlere katılımını arttırmaktı. Yaptığımız seçim çalışmalarında diğer partilerin seçmenleri ile de konuşuyoruz. CHP seçmeninin en çok endişe ettiği şey başkanlık sisteminin gelmesi. HDP’nin barajı aşamaması durumunda bunun gerçekleşeceğinin farkındalar. Hüda Par seçmenlerini bile ikna ettiğimiz oldu. Kararsız olanlara da Türkiye’nin kaderini değiştirecek olan bu seçimlerde HDP’de birleşmelerini öneriyoruz.
HDP seçmeni barajı aşacağına inanıyor ve biz HDP’ye barajı aştıracağız diyorlar.
Britanya’da yaşayan Türkiyeli seçmenler bu yıl nasıl oy kullanacak?
Londra başkonsolosluğu ile yürüttüğümüz görüşmeler neticesinde bu yıl Londra’nın yanı sıra İskoçya’nın başkenti Edinburgh’ta da sandıklar kurulacak. Seçmenler 30-31 Mayıs tarihleri arasında bu merkezlerde oylarını kullanabilecek. Gümrüklerde oy kullanma süreci ise 8 Mayıs’da başlayıp 7 Haziran’da bitiyor.
HDP’yi güçlendirmek adına seçimlerden sonra da bu tür çalışmalar devam edecek mi? Barajı aşıp meclise girsin veya girmesin…
Bizler HDP’nin bir yaşam biçimi olduğunu düşünüyoruz. HDP’nin parlementoda olması Türkiye için önemli, ama HDP için değil. HDP çalışmalarına aynı tempoda devam edecek ve barajı aşamaması bu partiyi destekleyenler için hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Çünkü bizim savunduğumuz şeyler evrensel. ‘Organik bir geleceğe’ hizmet eden bir ideoloji.
Önümüzdeki seçimlere yönelik söylemek istedikleriniz var mı?
Arzu Peşmen: “Türkiye’de tek dil, tek din ve tek ulus anlayışı kalmadı. Çoğulcu anlayışı benimsemiş ve Türkiye’deki bütün farklılıları kapsayacak HDP dışında başka bir parti yok. HDP gibi veya bu anlayışta bir parti Türkiye’ye 100 yıl önce gelmeliydi. Kürt hareketinin vermiş olduğu mücadele diğer farklı kimliklerin de kendilerini ifade etmelerinin önünü açmış oldu. HDP kadınlar ile eşit yönetim anlayışını savunduğu için diğer partiler de kadın adaylarını ön plana çıkarmaya çalışıyor fakat bu partiler kadın adaylarını seçilemeyecek yerlerden aday gösteriyorlar. HDP kendi parti programı ve seçim stratejisi ile diğer partileri de bu anlamda etkilemiş durumda. HDP’nin Türkiye’nin demokrasisine kattığı çok şey var. Seçmenlerin HDP’nin vaat ettiklerini yerine getireceğine inancı tam. Ancak; HDP’ye kuşku ile bakan bazı Aleviler için de şunu söylemek istiyorum: Oluşturulan algıdan ziyade, insanların somut anlamda yapılanlara bakması gerekiyor. ”
Devrim Has: “HDP tüm farklı etnik ve dini kimlikleri kapsayan ve bu farklılıkların kendini özgürce ifade edebileceği tek adresdir. HDP beyan ettiği gibi bir kadın partisidir; kadının sesi ve özgür iradesidir. Aynı zamanda kadınların siyasette ön saflarda yer almasının önünü açan tek Türkiye partisidir. HDP’nin bugün yükselişe geçmesinin sebebi herkesin bu partide kendinden bir şey bulması. Seçim çalışmalarımızdan deneyimlediğimiz en önemli şey; kadınların dayanışma içinde, birlikte hareket ederek bir araya gelebilmeleri…Kadınlar gücünü ve iradesini ortaya koymayı başardı.”
HDP Britanya Kadın Koordinasyonu’nu destekleyen kadın kuruluşları
Kırkısraklılar Derneği
Alxas Kistik Kom
Paz-Der
Kaşanlı Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği
Sosyalist Kadınlar Birliği
Roj Women
Yeni Kadın
Day-Mer Kadın Komisyonu
Dersim-Der
Ve gönüllü kadınlar
HDP Britanya Seçim Koordinasyonu Bileşenleri
Britanya Kürt Halk Meclisi
Kürt Toplum Merkezi
Londra Halkevi
Nothingham Kürt Toplum Merkezi
Sussex Kürt Toplum Merkezi
Roj Kadın Meclisi
Göçmen İşçiler Kültür Derneği – GİK-DER
Londra Sosyalist Kadınlar Birliği
Britanya Özgür Tutsaklarla Dayanışma Komitesi
Londra Toplum Merkezi
DAY-MER
Londra Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi – Londra YÇKM
Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi Yüzüncü Yılında Ermeni Soykırımı ile ilgili bir panel düzenledi. Dinleyicilerin ilgi ile izlediği panele konuşmacı olarak Dr. Tözün İsa ve yazar Ahmet Güven katıldı.
İlk sunumu yapan Ahmet Güven Ermeni ve Alevi ilişkileri üzerinde durdu ve iki toplum arasında sağlam bir dostluğun olduğunu belirtti. Bu ilişkinin öncelikle aydınlanma ile ilgili olduğunu, ikincisinin 1915’de Ermeni soykırımı yapıldığında çoğu yerde Alevilerin Ermenilere sahip çıktığını belirten Güven şunları söyledi;
”Ermeniler Osmanlıda aydınlanmanın öncüsüydüler. Aleviler de aydınlanmanın temel gücüydüler. Ancak Osmanlı tarihi boyunca katliamlara ve baskılara maruz kalan Aleviler dağlara sığınmışlardı. Dolayısıyla aydınlanma düşünsel bazdaydı, ekonomik güçleri yoktu. Ermeniler ise ekonomik olarak güçlüydüler. Çok iyi eğitim alan Ermeni gençleri sayesinde Osmanlı’da halklar batının değerleri olan eşitlik, özgürlük ve demokrasi gibi aydınlanmacı düşüncelerle tanıştılar.
Abdülhamit aydınlanmaya karşı bir despot olarak Ermenilere yönelmiş ve 1894-1896 yılları arasında yüz binin üzerinde Ermeni katletmiştir. O dönem Osmanlı Alevilere’ de baskı ve katliam yapmış, bir çok yerde olduğu gibi 1895 yılında Kürecik’in Tümükler köyünde kırktan fazla Kürt Alevi katledilmiştir”
Ermeni soykırımın 1894 yılında 2. Abdülhamit dönenimde başlatıldığını ve 1915 yılında İttihatçılar tarafında tamamlandığını belirten Güven;
”1915 yılında Ermenilere soykırım yapıldığında, çoğu yerde Alevilerin hayatlarını riske atarak Ermenilere sahip çıkmışlardır. Alevilerin içinde kalan Ermeniler kimliklerini korumuş, ancak müslümanların içinde kalan Ermeni çocukları Türkleştirilmiş ve Müslümanlaştırlmıştır.” dedi.
Panelistlerden Dr.Tözün İsa ise bir eğitimci olarak her disiplinde olduğu gibi tarihsel süreçteki olaylarında objektif olarak gelecek kuşaklara taşınması açısından önemli olduğu; ve özellikle toplumların demokratikleşme süreçlerinde bunun çok önemli olduğuna vurgu yaptı.
Ayrıca olayların -jenosid mi değil mi -politik ve polarize edilme tartışmalarının dışına çıkması açısından çeşitli boyutlardan ve birbirine bağlantılı olayların bir sonucu olduğu gerçeğini göstermek açısından önemine vurgu yaptı ve bu olayları özetle şu başlıklar altında topladı;
Osmanlı’nın 18. yüzyıldaki konumu; özellikle toprak kayıpları ve yabancılar tarafında empoze edilen reformların uygulanmadığı
Ermeniler’in Osmanlı’da konumları
Dış güçler; Almanya, Britanya, Fransa ve Avusturya’nın rolleri
Abdülhamd’in ve sonra İttihat ve Terakki’nin politikaları ve Ermenilere uygulanan soykırım
Doğu illerinde demogratif değişim, Çerkez ve Kürt aşiretlerin Ermenilere uyguladıkları vergi sistemi, Sultanın duyarsızlığı
6.İttihat ve Terakki’nin konumu, birinci dünya savaşındaki hezimetleri ve bunların Ermenilere yansıması.
Konuşmacaların sunumlarının ardından yapılan soru cevap bölümüyle panel bitirildi.
Barış Atay tarafından çekilen ‘Eksik’ filmi 1 Mayıs’tan itibaren Londra’da da gösterime girecek. Türkiye’de 17 ve Avrupa’da 23 Nisan’da vizyona giren Eksik’in Londra gösterimlerine Edmonton’da ki Lee Valley sineması ev sahipliği yapacak. Sanatçı kimliği kadar toplumsal gelişmeler karşısında ki tavrı ile de Londra’da yaşayan Türk ve Kürt toplumlarının yakından tanıdığı Barış Atay’ın yönetmenliğini yaptığı Eksik, senaryosu kadar oyuncu kadrosu ile de öne çıkıyor.
Edmonton’daki Lee Valley Odeon sinemasında 1 Mayıs’tan itibaren gösterime girecek olan Eksik, 1980 darbesinin yol açtığı toplumsal yıkıma, darbe nedeniyle parçalanmış bir ailenin 30 yıllık ayrılığı üzerinden ışık tutuyor. Aradan geçen 35 yıla rağmen 12 Eylül darbesinin yol açtığı toplumsal yıkımın hala devam eden etkilerini, beyaz perdeye taşıyan Eksik’in senrayosu Mehmet Kala ve Şeref Nokta’ya ait
Bir Barikat Film yapımı olan ‘Eksik’in başrollerini Nur Sürer, Barış Atay, Özgür Emre Yıldırım ve Toprak Sağlam paylaşıyor. Çekimleri Antakya’da gerçekleştirilen filmin müzikleri Uğur Ateş ve Saki Çimen tarafından bestelendi.
İngiltere’ye 80’li yılların sonu ve 90’li yılların başında yoğun olarak göç eden çok sayıda Türk ve Kürt’ü de mülteci konumuna düşüren 12 Eylül’ün eksilttiği hayatlar Eksik ile bir kez daha sorgulanacak.
Eksik 1 Mayıs’tan itibaren Lee Valley Odeon sinemasında, gösterimler için ayrıntılı bilgi ve biletleri sinemanın internet sitesinden temin edebilirsiniz.