Author: ali

  • Baydemir’den Kürtlere ‘nüfus sayımı’ çağrısı

    Baydemir’den Kürtlere ‘nüfus sayımı’ çağrısı

    HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, Britanya’da 21 Mart’ta yapılacak olan nüfus sayımına tüm Kürdistanlıların katılması çağrısında bulunarak, “Nüfus sayımına katılalım asilimasyona karşı kimliğimizi yansıtalım. Kürdistan nüfusunun tescili demek aynı zamanda çok büyük bir ekonomik, siyasal, sosyal gücün de ifadesi olacaktır” dedi.

    Britanya’da sürgünde yaşayan Diyarbakır eski Büyükşehir Belediye Başkanı ve HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Britanya’da 21 Mart’a kadar yapılacak olan nüfus sayımı’na (CENSUS) ilişkin Kürdistanlılara çağrıda bulundu.

    Kürt siyasetçi Osman Baydemir, nüfus sayımında her etnik ve inancın kendi kimliği ile sayıma katılma hakkına sahip olduğunu vurgulayarak, “Çağrım Britanya’da yaşayan tüm Kürdistanlılara, Alevi, Kakai ve Ezidi canlaradır. Nültfen kayıt işlemi yaparken Kürt kimliğini yazdıralım. Kayıt işlemi yaparken inançsal kimliğimiz neyse onu yazdıralım. Bu bizim temel hakkımızdır” dedi.

    Kürt kimliğinin, Kürt Alevi yada Kürt Ezidi kimliğinin tanınması için on binlerce yüzbinlerce insanın hayatını yitirdiğine dikkat çeken Baydemir, milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldığını ve halen de binlerce insan cezaevinde olduğuna dikkat çekti.

    Yüz yıldır özellikle Kuzey Kürdistan’da Kürt dilinin büyük bir asimilasyon saldırısı altında olduğunu ifade eden Baydemir, nüfus sayımına katılmanın önemini şöyle ifade etti: “Bundan dolayıdır ki Kürt olup dilini bilmeyen bir nüfus oluştu. Aslında buna bir tepki olarak ta bu çağrıyı yapıyorum. Mutlak suretle o kayıt işlemi sırasında kendi dilimizi kendi inancımızı kendi kimliğimizi kayıt altına almamız gerekiyor. Aynı zamanda Britanya’da beş yüz bini aşkın Kürt nüfusu ve Kürdistanlının bulunduğu tahmin ediliyor. Bu nüfus çok büyük bir ekonomik, siyasal, sosyal gücün de ifadesidir. Ama maalesef bu nüfusun önemli bir kısmı kayıtlar da ya Fars ya Arap yada Türk olarak geçiyor. Bu hakikati yansıtmıyor. Elbetteki bizim bu halklara karşı bir kinimiz bir düşmanlığımız yoktur. Bizim komşu olduğumuz halklardan aynı zamanda kimliğimize dilimize saygı duymaları beklentimiz vardır. Kendimize olan saygımızında gereği olarak kayıtlar da dilimizin inancımızın kimliğimizin olduğu gibi yansıması talebini ortaya koymuş olacağız.”

    Britanya’da 21 Mart’a kadar sayım çalışmasında mutlak suretle tüm Kürdistanlıların inancı ne olursa olsun sadece gerçeği kayıtlara geçirmesi gerektiğini vurgulayan Baydemir, “Kürtsek Kürt, Alevi isek Alevi, Kakai isek Kakai Ezidi isek Ezidi Sunni isek Sunni kimliğimizi, hangi inançsal kimliğimiz varsa o kimliğimizi kayıtlara geçirmemiz gerekiyor. Bu öyle bir imkan sağlayacaktır ki Diaspora da olan Britanya’da olan nüfusumuzun varlığı tescil altına alınmış olacak. Bunun anlamı şudur: Daha çok Cemevi’ne kavuşmuş olacağız daha çok Kürt dili ve edebiyatına yönelik yerel yönetimlerin hizmet etmesine vesile olacağız. Belki de Parlamento’da yerel yönetimler de daha çok temsil sahibi olacağız” diye kaydetti. Baydemir, tüm Kürdistanlıların nüfus sayımına denk gelecek olan 21 Mart Newroz bayramını da kutladı.

    DİREN DİCLE

  • Halepçe katliamının hatırlattıkları

    Halepçe katliamının hatırlattıkları

    Her büyük felaket insanlara kimi değerler hatırlatır ve gerçekler gösterir. Halepçe katliamı da Kürt halkına: ‘Özgür olmadığınız sürece katliamlardan kurtulamazsınız’ diyor.
    İSKAN AMED

    Yaraları olmadı onların kanayacak
    Oysaki kanayan bir yara olarak
    Asılı kalacak.
    İnsanlığın günahkar boynunda Halepçe.

    Halepçe katliamının hatırlattıkları
    Halepçe katliamının hatırlattıkları

    Halepçe ölüm ile anılan bir kent. Her kentin sokaklarında olduğu gibi Halepçe’nin sokaklarında da çocuklar oyunlar oynuyor, insanlar yaşamın akışına karışıyordu. 16 Mart 1988 günü Newroz’a beş gün kala sessiz bir dünyanın içinde ölüler, kansız bir nehir gibi aktı Halepçe’nin bağrında. Halepçe doğanın en güzel deminde Irak ulus-devleti tarafından kansız cesetler nehrine dönüştürüldü.

    Halepçe zamanın kendisinden utanacağı bir demdir, Kürtlerin hafızasında, ruhunda ve yüreğinde. Yine de her şeye rağmen Halepçe kentinde kimyasal silahlarla dehşet verici bir soykırıma maruz kalan Kürt halkı öldükçe diriliyor, dirildikçe cellatlarına korku salmaya devam ediyor ve Newroz gibi hayata duruyor.

    16 Mart günü, ölüm Hiroşima ve Nagazaki’de olduğu gibi Halepçe’de de kirliydi. Oysaki doğal ölüm, yaşamı temiz kılar, besler ve sürdürürdü. Ama o gün ölüm vakitsiz bir şekilde çırpınan her canlıya apansız dokunuyordu. Ölüm ilk başta elma kokusuyla yayılıyordu. Bir karabasan, bir ahir zaman ve bir kıyamet Halepçe’yi pençesine almıştı. Çiçeklerin kokusuna, kuşların berrak ve tiz ötüşüne, ağaçların her bir yaprağına dokunan ölümdü. Bir kentin insanları, tüm canlılarla birlikte, beyinlerini paraya satan ‘bilim adamları’nın, elma kokusu ile yaptığı kimyasal gazlarla yok ediliyordu.

    Sayıları çok az olsa da iyilerini ve dürüstlerini tenzih ederekten. Bilim insanları iktidarın yani parayı ve gücü elinde bulunduran elit bir zümrenin eli kanlı katillerinden başka hiçbir şey değildir. Bilim insanlarının: ‘Toplum adına bilim yapıyoruz’ diye uydurdukları yalan, topluma ve doğaya yoksulluktan, yıkımdan ve felaketten başka da bir şey getirmiyor. Onlar; devletleri, iktidarları ve zenginleri ihya eden canavarlara dönüştüler. Tıp, fizik, kimya, matematik ve birçok dalın maaşlı profesörleri, mühendisleri; devletlerin çıkarları için el üstünde tuttuğu kişiler olmaya devam ediyor. Özünde ise onlar sadece hırsızdırlar. İnsan toplumunun çağlar boyunca oluşturduğu icatları ve birikimleri çalıp, iktidarlara teknoloji diye satan hırsızlar ve tarihin hainleridirler.

    Çocuklar ‘Bêhna Sêwa Tê’ diyerek ölmüşlerdi

    Kadınlar bebelerini Azrail’in tırpanından göğüslerine bastırarak kurtarmaya, korumaya çalışmıştı. Hangi bilim insanı çocukların yüzlerine bir tebessüm dahi kazandırabilirdi ki? Çocuklar koşarak: ‘Bêhna Sêwa Tê’ diyerek ölmüşlerdi. Son koşulları oldu. Elma kokusu tuzaktı. Katiller, kölelerini yaratmak için ölüm gazına elma tadı verecek kadar ahlaktan ve vicdandan yoksundu.

    16 Mart sabahı ölüm de en az Kürtleri sömüren ırkçı devletler kadar vahşi ve acımasızdı. Diktatör Saddam Hüseyin’in faşist Irak ordusu sabah saatlerinde evlerin camları kırılsın diye Halepçe’yi önce savaş uçaklarıyla bombaladı. Camlar kırılsın ki daha çok kadın, yaşlı, çocuk ayırmadan insan öldürsünlerdi. Sonra -kendilerine göre- gavur dedikleri devletlerden aldıkları savaş uçaklarından Halepçe’ye attığı elma kokusu yayan kimyasal bombalar devreye girdi. Halepçe’nin üstüne kara bulutlar gibi kesif bir koku yayıldı. Katliama uğrayanların elma kokusu dediği şeye anlam verecek zamanları olmamıştı. Gazı soluyanların derisi yanmaya başlamış, solunum sistemleri çökmüş, oldukları yerde ölüm, onları karanlığına birer birer almıştı.

    Kimisi evinin kapısının eşiğinde, kimisi bahçesinde, kimisi duvar dibinde, kimisi de kurtulurum umuduyla kaçtığı dağlarda ölüme yakalandı. Kokuyu genizlerinde hissedenler birer birer düşüp kaskatı kesilmişti. Hem insanlar, hem çiçekler, hem hayvanlar, hem de her şey o gün Halepçe’de öldürülüyordu. Oysaki ölen insana dair hakikatti.

    O gün; eline Kuran-ı Kerim alıp da güruhunu selamlayan Saddam Hüseyin tarafından gelen ölüm esir almıştı Halepçe’de Kürtleri ve yaşamı. O gün insan ırkının en eski kavimlerinden biri olan Kürtler, sömürgeci canilerin en alçakça saldırılarından sadece biriyle yüz yüze kalmıştı. O gün Halepçe toprağı, üstü örtülemeyen açık bir mezarlıktı. Tıpkı Gelîyê Zîlan, Dersim, Amed, Cîzîr, Efrîn, Şengal gibi.

    Halepçe katliamının üzerinden 33 yıl geçti. Bu süre içerisinde faşist Saddam rejimi çöktü. Kendisi de ektiğini biçti. Fakat adalet yerini buldu mu? Kurdistan ülkesi, emperyalist devletler tarafından masa başında çizilen haritalarla sözde İslam devletleri olan Türkiye, Irak, Suriye ve İran’a peşkeş çekildi. Bu sözde İslam devletleri Kürtlere acıların ve katliamların her türünü pervasızca yaşattı.

    Saddam’ın ibret dolu sonu…

    Her büyük felaket insanlara kimi değerler hatırlatır ve gerçekler gösterir. Halepçe katliamı da Kürt halkına: ‘Özgür olmadığınız sürece katliamlardan kurtulamazsınız’ diyor. Halepçe katliamı, Kürt halkının sömürgeci devletlerden koparak dağlarıyla özgürlüğe yürümesine yol açmalıdır. Kürtler, devletlere ve işbirlikçilere değil, öz güçlerine güvenmeli ve statüsüz bir yaşamı ayaklarının altına almalıdır.

    Son günlerde PKK’ye silah bırakma çağrısı yapan tipler türedi. Bunu herkesin çok iyi bilmesi ve anlaması gerekir; Kürtler özgür olmadan, Kurdistan tanınmadan, Kürtlerin doğuştan gelen ulusal, insani, siyasal ve kültürel hakları tanınmadan, PKK’nin silah bırakmasını isteyenler, Halepçe katliamını, DAİŞ’in Kobanâ’ye, Şengal’e, Erdoğan ve çetelerinin Efrîn’e, Gerê Spî’ye, Serêkanîyê’ye saldırmasını isteyenlerdir. Bu kişilere sormazlar mı; Dersim, Amed, Agirî, Geliyê Zîlan, Şengal, Rojava ve Halepçe’de Kürtler katledilirken PKK mi vardı?

    Gerçi Türk derin devletinin, suretini haktan göstermeye çalışan, kendilerine gazeteci-yazar, solcu, sosyolog diye sıfatlar takan, iblislerini tanıyoruz. PKK’ye silah bırakma çağrısı yapan, özgürlük için savaşmanın ne olduğunu bilmeyen ve anlamayan bu kişilere son bir soru soralım; Türk devleti, 70 yaşını aşan Kürt kadınlarını zindanlara atarken sizler ne hissediyor ve düşünüyorsunuz?

    Cevaplarınızın hiçbir bir önemi yok, çünkü gerçekler ayan beyan ortada. Faşist devletlerin zulmü, Kürt halkına mutlak zafer getirecek, zulmün saltanatını yıkacaktır. Halepçe katliamını yapan Saddam Hüseyin’in ibret dolu sonu bu hakikatin en yalın ifadesidir. Ve şunu da kimse unutmasın herkes hakikatinden payını alır.

    Mistik ve gizemli bir güç olan PKK gerillaları Kürt halkını dağlarda, ovalarda ve şehirlerde savunacaktır. Kürtlerin özgürlüğü dağlarda ve gerilladadır. Kürtlerin özgürlüğü, sömürgeci devletlerin zayıflamasında ve hatta yerle yeksan olmasındadır.

  • Karl Marks 137. yıldönümünde unutulmadı

    Karl Marks 137. yıldönümünde unutulmadı

    İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marks mezarı başında anıldı.
    Bilimsel sosyalizmin kurucularından Karl Marx, ölümünün 137. Yıl dönümünde de unutulmadı. High Gate Mezarlığı’nda yapılan anma bu yıl kitlesel gerçekleşmedi. Sol, sosyalist, komünist örgüt ve yapılar

    Karl Marks 137. yıldönümünde unutulmadı
    Karl Marks 137. yıldönümünde unutulmadı

    ‘online’ panel ve etkinlikler gerçekleştirdi.

    Binlerce insan da Marks’ı unutmayarak anıt mezarına çiçekler ve sevgi sözcükler içeren her dilde notlar bırakıldı.

    Kürdistan ve Türkiye toplumları da Marks’ı mezarı başında ziyaret ederken, Kürt ve Türk Dayanışma Merkezi (DAY-MER) yönetimi üyeleri kısa bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

    Karl Marks 137. yıldönümünde unutulmadı
    Karl Marks 137. yıldönümünde unutulmadı

    Komünizm ideolojisinin yaratıcısı ve en büyük temsilcisi olan büyük düşünür! Engels ile birlikte Komünist Manifesto’yu kaleme alan ünlü ekonomist ve devrimci! İşte efsanevi sözleriyle Karl Marx:

    -Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.

    -Cehalet, ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır.

    -Asacağımız son kapitalist, muhtemelen bize asma halatını satan kişi olacaktır.

    -Hadi oradan. Son sözler yeterince doğru söz söylememiş aptallar içindir.

    -Eğer sevgi üretmiyorsa yüreğiniz, başarılı bir üretici değilsiniz.

    -Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterli.

    DİREN DİCLE

  • Kürt Kadın insiyatifi Sarah için sokaktaydı

    Kürt Kadın insiyatifi Sarah için sokaktaydı

    İngiltere’de akşam eve yürürken kaçırılarak öldürülen 33 yaşındaki Sarah Everard’ı anmak ve kadına yönelik şiddeti protesto etmek için toplanan kalabalığa polis müdahale etti.

    Binlerce kadının dayanışma içerisinde katıldığı prtesto gösterilerinde Londra’da yaşayan Kürt kadınları da Kürt Kadın İnsiyatifinin çağırısıyla alanlarda Sarah için buluştu.

    Kürt Kadın insiyatifi Sarah için sokaktaydı (1)
    Kürt Kadın insiyatifi Sarah için sokaktaydı (1)

    Sarah Everard’ın kaçırıldığı bölge olan Clapham’da planlanan anma için polis izin vermeyeceğini açıklamıştı. Buna rağmen çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 5 bin kişi bir araya geldi. Gösteriye katılanların büyük bir çoğunluğunun ellerinde çiçeklerle gelmesi dikkat çekti.

    Polis ablukasında kadınların protestosu akşam geç saatlere kadar devam etti.

  • Londra SKB’den Sarah Everard ve şiddete karşı sokakta eylem de!

    Londra SKB’den Sarah Everard ve şiddete karşı sokakta eylem de!

    Londra’da 3 Mart tarihinde arkadaşının evinden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sarah Everard’ın aynı akşam bir polis tarafından kaçırılıp öldürüldüğünün tespit edilmesinin ardından, kadın örgütleri kadın cinayetlerine ve kadına karşı şiddet olaylarına tepki için başta Sarah Everardın öldürüldüğü Clapham Common olmak üzere tüm ülkede 13 Mart akşamı eylemler düzenlemek istediler.

    Polisin bir çok bölgedeki eylemlere müsade etmemesi ve göstericilere 10 bin pound para cezası verileceği tehdidini savunması üzerine #Reclaimingthesestreets adındaki grup eylemlerini iptal ettiklerini açıkladılar.
    Bir çok bölgede eylemlerin iptal edilmesinin ardından Londra’da faaliyetlerini sürdüren Sosyalist Kadınlar Birliği bir çağrı yaparak kadınları Kuzey Londra’ da toplanmaya çağırdı.

    Sosyalist Kadınlar Birliğinin yanısıra Britanya Alevi Federasyonu’ndan kadınların da katıldığı eylemde okunan SKB imzalı bildiride “Öfkeliyiz, Sarah’nın öldürülmesinin ardından polis teşkilatının kadınlara geç saatlerde sokağa çıkmayın demesinden dolayı öfkeliyiz.
    Öfkeliyiz, şiddete uğrayan kadınların şiddetin sebebi olarak görüşmelerinden dolayı öfkeliyiz.
    Öfkeliyiz; kadınlara, saldırganlardan daha rahat kaçabilmeleri için spor ayakkabı giymelerini önermelerine öfkeliyiz.
    Öfkeliyiz; polisin elindeki tüm imkanları kullanarak, kadına yönelik cinayet ve şiddete karşı gerçekleşecek eylemi yasaklamalarından dolayı öfkeliyiz.

    Evet kadınlar sokaklarda güvenceye değiller, ama bunun sebebi kadınlar değil tam tersine erkek egemen kapitalist sistemdir.’ denildi.
    Eylem boyunca sık sık ingilizce “Kadına yönelik şiddete son, Ne istiyoruz- güvenli sokaklar/ Ne zaman-Şimdi ” sloganları atıldı.

  • Soğuk havada 40 gündür elektriksizler

    Soğuk havada 40 gündür elektriksizler

    Birikmiş borçlarından kaynaklı elektrikleri kesilen ve 40 gündür elektriksiz mum ışığında yaşayan 3 çocuklu Nilli ailesi, borcun ödenmesi için destek bekliyor.
    Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Yenimahalle’de ikamet eden 3 çocuklu Nilli ailesi 40 gündür elektriksiz. Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (VEDAŞ) “ödenmeyen borç” nedeniyle elektriksiz bıraktığı aile, maddi yetersizliklerinden kaynaklı faturalarının biriktiğini ve kendilerine 140 bin TL borç çıkarıldığını aktardı. Aile, bunu ödeyecek güçlerinin olmadığını belirterek, destek bekliyor.

    NEREDEN GETİREYİM?

    40 gündür mum ışığında idare ettiklerini ve çocuklarının karanlıkta derslerine çalıştığına dikkati çeken Yusuf Nilli, işsiz olduğunu ve sadece akrabalarının desteğiyle ayakta kalabildiklerini ifade etti. Nilli, “VEDAŞ 140 bin TL bir borç çıkarmış. Bu borcu yatırmadığım için şu an elektriklerimizi kesmişler. Nereye gittiysem kimse yardımcı olmadı. Annem de babam da hayatta değil. Maddi durumumuz yok. Hamallık yaparak geçimimizi sağlıyorum. Bel fıtığım olmasına rağmen çalışmak zorundayım” diye konuştu. VEDAŞ yetkililerinin 40 bin TL karşılığında yeniden eve enerji vereceğini söylediğini aktaran Nilli, “Ben bu kadar parayı nerden getireceğim” dedi.

    BORÇ İÇİN DESTEK ÇAĞRISI

    Anne Emine Nilli ise, elektrik olmadığı için sobanın üzerinde yemek pişirdiğini ifade etti. “Ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyen anne Nilli, “Elektriklerimizin bırakılmasını istiyoruz. Havalar ısındı. Yarın ya da öbür gün sobaları da kaldıracağız. Yemeği nerede yapacağım? Komşuların verdiği yardımlarla geçiniyoruz. Nereye gitsem bize yüz çeviriyorlar. Valiliğe dahi gittim. Bizimle görüşmeyi kabul etmediler. Bu evimizi de akrabalarımız bize yaptı” sözleriyle destek çağrısı yaptı.

  • Britanya 2021 Nüfus Sayımına dahil olduğunuzdan emin olun!

    Britanya 2021 Nüfus Sayımına dahil olduğunuzdan emin olun!

    Nüfus sayımı tarihi giderek yaklaşıyor, Kürt ve Kürt toplumunun da bu sayıma dahil olmasi büyük önem taşıyor.

    Ulusal İstatistik Bürosu tarafından yürütülen nüfus sayımı, İngiltere ve Galler’deki tüm insanlar ve hane halkları hakkında en doğru tahminleri veren, on yılda bir yapılan bir ankettir. 1941 yılı hariç, 1801’den beri her on yılda bir gerçekleştirilmiştir.

    2021 yılı için nüfus sayım günü 21 Mart’tir, sonuçlara ise 2022’de ulaşılabilecek ancak kişisel kayıtlar 100 yıl boyunca saklanacak ve gelecek nesiller için güvende tutulacak.

    2021 Sayımı, yoksunluk alanlarını vurgulayacak, ülkenin etnik yapısını gösterecek, yaşam düzenlemelerimiz, sağlığımız, eğitimimiz ve yaptığımız işler hakkında bilgi verecek ve nüfus sayımından elde edilecek veriler gelecek yıllar için yerel ve ulusal düzeyde degerlendirilecek. Ayrıca koronavirüs salgınının toplum üzerindeki etkisine dair de önemli bilgiler sağlayacaktır.

    2021 Nüfus Sayımının buyuk cogunlugunun  cevrimici olarak gerceklestirilmesi planlanmakta olup, Mart ayında her haneye özel erişim kodu içeren bir mektup gönderilecek.  Kişiler bilgisayarlarında, telefonlarında veya tabletlerinde nufus sayim anketini doldurabilecekler.

    Dil desteği ile birlikte kağıt anketler de istek üzerine adreslerinize gönderilebilecektir. Kişiler ayrıca ücretsiz telefon iletişim merkezimiz aracılığıyla eğitimli personelin yardımıyla telefonla nüfus sayımını tamamlayabilirler.

    ONS, Sayım Destek Merkezleri aracılığıyla sayimi çevrimiçi olarak tamamlamak için yüz yüze destek sağlamayı amaçlamaktadır.

    Ulusal İstatistik Ofisi’nin ulusal istatistik yardimcisi Iain Bell, “Başarılı bir nüfus sayımı, yerel yönetimlerden hayır kurumlarına kadar herkesin en çok ihtiyaç duyulan yerlere hizmet ve finansman aktarılabilmesini sağlayacaktır” dedi.

    “Bu, doktor muayenehaneleri, okullar ve yeni ulaşım yolları gibi şeyler anlamına gelebilir. İşte bu yüzden sayımda herkesin yer alması çok önemli, ihtiyaç duyanlar için kağıt anketler aracılığıyla ve insanların bu anketi herhangi bir cihazda çevrimiçi olarak yapmasını kolaylaştırdık. ”

    Nüfus sayımı, cinsiyetiniz, yaşınız, işiniz, sağlığınız, eğitiminiz, hanehalkı büyüklüğünüz ve etnik kökeniniz hakkında soruları herkesin istediği gibi tanımlamasına izin veren yazma seçenekleri içerir.

    Sayımınızı tamamlamak ve nasıl yardım alabileceğinizi öğrenmek için lütfen census.gov.uk adresini ziyaret edin veya 0800 141 2021’i arayın.