Roj Kadın Vakfı’nca düzenlenen Dikiş Kursu Projesi kapsamında kurulan tam donanımlı atölye de 10 kadına daha eğitim verilecek.
Kadın sorunlarına dönük çözüm projeleri ile bilinen Roj Kadın Vakfı bünyesinde kurulan Dikiş Kursu ile birlikte tam donanımlı bir atölye kuruldu. Atölye de daha fazla kadın ile buluşup üretimi kalıcı hale getirmeye çalışan Roj Kadın Vakfi, proje kapsamında 10 kadın daha bünyesine dahil edecek.
Roj Kadın Vakfı, kadınları Dikiş Kursu’na davet ederek, “Kurmuş olduğumuz tam donanımlı tam donanımlı dikiş atölyemizde bizlerle birlikte hem öğrenecek hem de üretime katkı sağlayabilecek kadınlarımıza ihtiyacımız var. Dikiş konusunda tecrübesi olan yada kendisini dikiş konusunda geliştirmek isteyen 10 kadın arkadaşımızı altı ay sürecek olan projemizde bizimle birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Projemizi 6 aydan sonra da devam ettirmeyi planlıyoruz” denildi.
Projeye dahil olacak olan kadınlara bir gün Dikiş Eğitim Kursu ve iki gün dikiş yapılacak şekilde organize edileceğini ifade Kadın Vakfı, katılanlara gün 5 pound yol masraflarının da karşılanacağı belirtildi.
Roj Kadın Vakfı tarafından yürütülen Dikiş Kursu, Paddington Development Trust tarafından sağlanan Equip Community Grants ve European Union Community Fund tarafından finanse edilmekte.
Dikiş Kursu Detayları Şöyle:
Yer: Studio15, Brook Road London N22 6TZ
Tarih: 15 Mart 2021 tarihinde başlayacak. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri 09:30-14:00 arasında olacaktır. (Her zaman kayıt olma şansı olacak)
AB’nin en üst düzey yetkilisi AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in, İngiltere’nin Covid-19 aşısı ihracatını tamamen yasakladığını iddia etmesinin ardından, Londra ve Brüksel arasında yeni bir tartışma çıktı.
Michel, yanlış bir şekilde İngiltere’nin topraklarında üretilen aşıların ihracatını “toptan yasakladığını” iddia etti.
BBC’nin edindiği bilgilere göre İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Michel’e bir mektup yazıp, iddiaların “tamamen yanlış” olduğunu söyledi.
Ayrıca bir AB Temsilcisi “görüşmeler için” çağırıldı.
Böylece İngiltere ve AB yılbaşından bu yana ikinci kez koronavirüs aşılarının üretimi ve dağıtımı konusunda karşı karşıya geldi.
Ocak ayında AB, Brexit sonrası düzenlemeler ve denetlemeler konusunda yaşanan sorunlar yüzünden, Kuzey İrlanda’dan tüm aşı ithalatını askıya alma tehdidinde bulunmuştu.
AB liderleri, aşı programının kıtada yavaş ilerlemesi yüzünden baskı altında. İngiltere’de ise 22,5 milyon kişi, bir başka deyişle yetişkin nüfusun üçte birine ilk doz aşı yapıldı.
Ay başında İtalya da 250 bin doz Oxford-AstraZeneca aşısının Avustralya’ya ihracatını engellemişti.
‘Vaccine nationalism’
AB Konseyi Başkanı Michel haftalık brifing notunda, “aşı ihracatını hiç durdurmayan” AB’nin “aşı milliyetçiliğiyle suçlandığını duymanın, kendisini şoke ettiğini söyledi.
Michel “Burada yine gerçekler yalan söylemiyor. İngiltere ve ABD topraklarında üretilen aşı ve aşı üretim malzemelerinin ihracatını toptan yasak koydu. Ama en büyük aşı üretim kapasitesine sahip bölge olan Avrupa Birliği, sadece AB’de üretilen dozların ihracatını kontrol etmek için bir sistem yürürlüğe soktu” diye devam etti.
İngiliz Bakan Raab da, Michel’e bir mektup yazıp, “gerçekleri söylemesi gerektiğini” söyledi ve “bu yanlış iddianın AB ve AB Komisyonu’nun çeşitli mevkilerinde tekrarlanmasından kaygı duyulduğu” belirtildi.
Raab mektupta “İngiltere hükümeti tek bir Covid-19 aşısının ya da aşı üretim malzemesinin ihracatını engellemedi. İngiltere’nin ihracat yasağı ya da kısıtlamasına yapılan tüm referanslar tamamen yanlıştır” denildi.
AB başlıca üç aşının üretiminde sorunlarla karşı karşıya.
Pfizer-BioNTech aşısının dağıtımı, Pfizer’ın Belçika’daki tesisinde kapasiteyi artırma çalışmaları nedeniyle yavaşladı.
Moderna aşısının dağıtımında da sorunlar yaşandı. İtalya ve Fransa beklenenden daha az sayıda doz alabildiklerini açıkladı.
Oxford-AstraZeneca aşısı da Belçika ve Hollanda’daki üretim tesislerinde yaşanan sorunlar yüzünden beklenenden daha az sayıda.
400 milyon doz aşı sipariş verdikten sonra büyük bir aşı fazlası olmasını bekleyen İngiltere ise kalan aşıların çoğunu yoksul ülkelere bağışlayacağını açıkladı.
Britanya Demokratik Güç Birliği tarafından yapılan açıklmada, Mart ayı katliamlarının konu alınacağı bir e-panel yapılacağı ve canlı olarak yayınlanacağı belirtildi. Açıklamanın tamamı şu şekild:
“Mart ayı katliamların ve acıların yaşandığı bir ay olmakla beraber, aynı zamanda büyük direnişlerin yaşandığı bir aydır.
Ezilen halklar, işçi sınıfı ve devrimciler açısından, Mart ayının önemli bir yeri vardır. Katliamların dünü ve bugününü anlamak ve bugünkü sorunlara çözüm bulmak amacıyla, Demokratik Güç Birliği olarak, 14 Mart 2021 Pazar günü, saaat17:00 ‘de “Mart ayı, Katlimlar ve Direniş” konulu bir panel düzenliyoruz. Panele konuşmacı olarak Ayşe Yılmaz, Mustafa Yalçıner, Remzi Kartal ve Oğuzhan Kayserilioğlu katılıyor. 14 Mart 2021 Pazar günü, Britanya saati ile 17:00 ‘de, gerçekleşecek olan paneli, Demokratik Güç Birliği -Britanya ve güç birliğini oluşturan kurumların, facebook sayfalarından izleyebilir, soru ve görüşlerinizle, katkı sunabilirsiniz.
İlginiz için şimdiden teşekkür ederiz. Demokratik Güç Birliği -Britanya”
Avrupa’daki kadın hareketleri ve kadın mücadelesine öncülük eden önemli isimler, Rojava’daki Kürt kadın mücadelesi ve Kürt kadınlarının yeni bir yaşamın inşasında aldıkları önemli rolün kendilerine ilham kaynağı olduğunu vurguladılar.
Britanya ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden kadın enternayonaller Kürt kadınlarının 8 Mart gününü ve Türk devletinin baskılarına karşı direnişini selamladı. Mesajlarda Kürt kadın hareketi Rojava devrimine öncülük eden kadınlarla dayanışma vurgusu yapıldı.
UCL Üniversitesinden Antropolog Camilla Power, Iraklı sanatçı ve Kürt feminist Houzan Mahmoud , Stop the War Koalisyonu kurucularından Lindsey German’ın 8 Mart değerlendirme ve dayanışma mesajları.
CAMİLLA POWER: JİNELOJİ KADIN GÜCÜNÜN İLİM VE BİLİMİDİR
Camilla Power
Bir çok kere Jineloji konferanslarında bulunan UCL Üniversitesinden Antropolog Camilla Power, jinelojinin kadınlar için ilim ve bilim olduğunu hatırlattı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, siz defalarca Jineloji konferanslarında bulundunuz, Rojava ve Rojava’daki devrimin öncüleri kadınlar ile ilgili birçok araştırmanız var, sizce Avrupa’daki kadın hareketleri Rojava’da devrime öncülük eden Kürt kadınlarından ilham alıyor mu?
“Kuzey Suriye ve Rojava’da olduğu gibi kadınların devrime öncülük ettiği herhangi başka bir örnek yer gösteremeyiz, Kürt kadınları öncülüğünde, Asuri, Ermeni, Arab, Suryani, Ezidi kadınlar da devrime öncülük etmektedir.
Dünyada artık Rojava’daki devrimden haberdar olan birçok insan var, 2014’de Jineloji konferasındayken oradaki atmosfer beni çok etkilemişti kadınlar orada yeni bir yaşamın inşaasını gerçekleştiriyorlardı, Kobane’deki kadın direnişi ve kadınların islamcı faşist ataerkillerden devrimi korumaları, kadın savaşçıların direnci ve azmi, beni çok derinden etkilemişti. Bu hepimiz için, dünyanın her yerindeki kadınlar için bu ilham kaynağı olmuştur kesinlikle bunu belirtmeliyiz. Araştırmalarımda görüyorum ki, kadınlar devrim için daha yoğun mücadele veriyor, 2015 yılında Rojava’daki ziyaretimde ise kadınların bölgede yeni bir politik sistemide yarattıklarını gözlemledim, kadın haklarını koruyorlar ve baskıyı önlerken aynı zamanda savaşıda yönetiyorlardı. Benim en çok ilgilimi çeken konu ise Jineoloji idi, bence jineoloji, Kürt kadınlarının dünya kadınlarına en önemli hediyesidir. Jineloji kadın gücünün bilim ve ilimidir.”
Kürt kız kardeşlerinize 8 Mart mesajınız nedir?
“Tüm Kürt kız kardeşlerime, annelere, ablalara teyzelerime, Rojava’nın tüm kadınlarına dayanışmamızı iletiyorum, mücadelenizde yanınızdayız ve başaracağız. Çok zor olduğunu biliyoruz ama siz bizim ilham kaynağımızsınız, sizden öğrenecek çok şeyimiz var, kadınlar sadece çocuk bakıcısı değildir aynı zamanda dünyayı da koruyanlardır, kadın, demokrasi ve ekoloji mükemmel bir üçgendir ve bunu çok iyi biliyoruz. Ben Rojava’dayken Fazıl Yousuf’un, “eğer kadın gelişirse devrimi gerçekleştirir” dediğini hatırlıyorum, Kürt kız kardeşlerimiz devirme öncülük ediyor ve bizlerde onları desteklemeliyiz, yanlarında durmalıyız.”
HOUZAN MAHMOUD: KÜRT KADINLARININ YAŞAMI AVRUPAYA İLHAM KAYNAĞI OLUYOR
Iraklı tanınmış sanatçı, Kürt feminist ve Kürt Kadın Hikayeleri kitabı Editörü Houzan Mahmoud ise Rojava devrimine öncülük eden Kürt kadınlarının Avrupa ve dünyaya ilham kaynağı olduğuna dikkat çekti.
Kürt kadınlarının devrime öncülük etmesini ve 8 Mart’ın önemini nasıl yorumlayacaksınız?
8 mart her zaman politik bir gün olmuştur, kadın mücadelesi ve kadın haklarının korunması için bir gündür, aynı zamanda devrimci fikirler barındırmaktadır. Rojava’daki Kürt kadınları defalarca
Houzan Mahmoud
devrimci duruş ve mücadelelerini kanıtlamıştır, kadın hakları için savaştıklarını da göstermişlerdir, Onların sayaseninde 8 mart anlam kazanmış ve birçok şey başarılmıştır. Herşeyin elektronikleştiği ve soyutlaştığı, kadın organizasyonlarının sadece capitalist düzenden ekonomik kaynak sağlamak adına sadece toplantılar yapıp devrimci fikirleri barındırmayan populist söylemlerin bulunduğu bu Yeni çağda, Rojava’daki Kürt kadınlarının mücadelesi fikirleri ve duruşu tüm dünyaya örnek olmaktadır. Kadının politik duruşunun önemi Kürt kadınları ile dünayya kanıtlanmıştır, kendi ülkelerini korudular ve islamist faşistlere karşı kendi haklarını kendi özgürlüklerini korumak aynı zamanda kendilerini geliştirerek Kürt ataerkilliğindenden kurtulduklarını tüm dünyaya gösterdiler.
Kürt Kadın Hikayeleri kitabının editörüsünüz ve bu kitap 20’den fazla Kürt kadının yazılarından oluşuyor, bu kitaba ilişkin detayları sizden öğrenebilirmiyiz?
Kitap, 25 farklı kadının Kürdistanın farklı parçalarından yazdıkları kendi hikayelerinden oluşuyor, kitap kurmaca değildir gerçek yaşam hikayelerinden derlenmiştir. Kendi mücadelelerini anlatan bir kitaptır, bu hikayeleri topladık ve bir takım oluşturarak düzenledik, Kürt kadınlarını dünyaaya daha iyi tanıtabilme adına, mücadelelerini anlatabilmek ve ataerkil sistemi nasıl yıktıklarını gösterebilmek adına hazırlanmış bir kitaptır. Kadınların Kürtdistan’ın farklı bölgelerinde farklı mücadeleleri söz konusudur, silahlı mücadelede de kadınlar var, tarlada bahçede de kadınlar var, artık politik alandada kadınlar var ve kadın her alanda evlerinde de bir mücadele aslında yürütmektedir, aynı zamanda birer bireyler ve faşizme karşı ayrıca kendi hakları içinde insanca mücadele vermektedirler. Bu kitap da dediğim gibi kurmaca değildir, ve 25 Kürt kadının kendi yazdığı gerçek hayat hikayelerinden oluşmaktadır.
Son olarak Kürt kadın mücadelesini 8 Mart’da nasıl selamlıyorsunuz
İçten söylüyorum ki, Kürdistan’ın her bölgesindeki kadınların ve mücadelelerinin yanındayım ve hayranlıkla izliyorum, Rojava’daki kadın devriminden oldukça etkileniyoruz. Bu dünyadaki her kadın şunu görmelidir, bizler kadınlar olarak kendşmize dönmeliyiz, dünya git gide yaşaması daha zor bir yer oluyor ve kadınlar gelecekte daha fazla söz sahibi olacaktır, capitalist düzenin yarattığı açlık ve yoksulluğun önüne kadınlar geçecektir, bir birmizle daha fazla dayanışmalıyız, eşitlik ve özgürlükler için politik çıkarlarımız ve dünyamızı basit bir kumabaraya çevirmeye çalışan kapitalizme karşı kız kardeşler olarak mücadeleye devam etmeliyiz. Kadınlar mücadelede dah da aktif olmalıdır, gelecek kadınlarla gelecek ve kadınlar herzaman daha iyi bir daha huzurlu bir dünya yaratabileceklerini kanıtlamışlardır.
LİNDSEY GERMAN: ROJAVA DEVRİMİNE ÖNCÜLÜK EDEN KADINLARI ÖRNEK ALIYORUZ
Lindsey German
Stop the War Koalisyonu kurucu üyesi Lindsey German ise gazetemize verdiği mesajda, “daha yaşanır bir dünya için Kürt kadınlarının mücadelesine ortak olmalıyız ve daha fazla destek olmalıyız” vurgusu yaptı. German devrimin öncülerini örnek alıyoruz dedi.
Rojava’da Kürt kadınları devrime öncülük ediyor ve Kürt halk önderi sayın Öcalan’ın cinsiyet eşitliğine dair fikirleri artık Avrupa’da tanınıyor, Avrupa’daki kadın aktivist ve kadın hareketlerinin Kürt kadın özgürlük hareketinden ilham aldığını düşünüyor musunuz?
Kürt kadınlarının mücadelesi çok büyüktür, Kürt kadınları mücadelenin organizasyonunda ve gelişimde çok ciddi bir tecrübe ile hareket etmektedir, bu olgunluk ve bilinç bir çok insana Avrupa ve dünyada ilham kaynağı olmuştur. İnsanlar artık Kürt kadının rolünü iyi görüyorlar, her türlü devlet baskısı ve yoğun saldırıya rağmen Kürt kadını ilham kaynağı olmayı başarmıştır. Ayrıca, Kürt kadınları sadece birkaç kadının hakları için değil, tüm kadınların mücadelesinde yanlarındadır, dünyanın daha yaşanır bir yer olması için mücadeleye devam etmektedirler.
8 mart dünya emekçi kadınlar gününde Kürt kız kardeşlerinize mesajınız nedir.
Rojava ve bölgede Kürt kadınları çok büyük bir rol oynamaktadır, bugün onlara mesajım şu ki; sizinle dayanışma içerisindeyim, yoldaşlarıma, kız kardeşlerime, aarkadaşlarıma özgürlük umuyorum, biliniz ki Britanya’da elimizin ulaştığı heryerde sizin için destek çağırılarına devam edeceğiz.
Küresel ısınma artık neredeyse dünyadaki tüm sorunları geride bırakacak düzeyde bir tehdit olarak kabul edilirken, ısınma sonucunda tüm buzulların erimesi durumunda birçok ülke ve kentin yok olacağı tahmin ediliyor.
National Geographic’te yayınlanan bir videoda, küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tüm buzulların erimesi durumunda neler olacağı gösteriliyor.
Tüm buzulların erimesi halinde mevcut okyanus seviyelerinin 65 metre kadar yükseleceği, yıllık sıcaklık ortalamasının ise 14 dereceden 26 dereceye kadar yükseleceği öngörülüyor. Bu ise dünyanın mevcut coğrafyasının ciddi dönüşümlere maruz kalması demek. Zira okyanus ve deniz kıyılarındaki bazı ülkeler ile dünyanın önde gelen birçok şehri de tümüyle sular altında kalacak.
BUZULLARIN TÜMÜYLE ERİMESİ 5 BİN YILI ALACAK
Küresel ısınmaya dair ölçümler 19’uncu yüzyıl sonlarından bu yana yapılıyor ve mevcut sıcaklık değerlendirmeleri bu dönemle karşılaştırılarak yapılıyor. 2020 itibariyle dünyanın 1850-1900 yılları arasındaki sanayileşme öncesine oranla 1,2 derece kadar sıcaklık artışına maruz kaldığı hesaplanıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından baz alınan araştırmalar, ısınma artışının 2 derecenin üstünde olması halinde buzul erimelerinin hızlanacağını ve birçok iklimsel değişiklikle birlikte birçok ekonomik ve sosyal krizin tetikleneceğini öngörüyor. Zira kimi kıyı kentlerinin sular altında kalması bekleniyor veya kuraklıklar ya da diğer farklı iklimsel olaylar nedeniyle önemli tarımsal alanlar yok olacak. Bu da bir yandan açlık tehlikesini arttırırken, su savaşlarının gündeme gelmesine ve yüz milyonlarca kişinin iklim göçmeni olmasına neden olacak.
National Geographic’te yapılan çalışma ise, küresel ısınma artışının 12 dereceye ulaştığı ve dünyadaki tüm buzulların istisnasız erimesi ihtimaline dayandırılıyor. Bu sürecin önümüzdeki 5 bin yılda tamamlanacağı öngörülüyor.
HOLLANDA İLK YOK OLACAK ÜLKE
Küresel ısınmanın sonucu olarak önümüzdeki bin yıllara kalmadan sular altında kalacak olan ülkeler de dikkat çekiyor. Bunların başında ise 1950’li yıllardan sonra dolgu çalışmalarıyla topraklarının yüzde 40’ının kazanıldığı Hollanda olacak. Zaten bu ülkenin adı deniz seviyesinden aşağıda olması nedeniyle Felemenkçe’de ‘Nederland’ yani ‘alçak’ veya ‘aşağıdaki ülke’.
BİRÇOK KITADAN BÜYÜK ŞEHİRLER SULAR ALTINDA KALACAK
Günümüzde büyük çoğunluğu BM üyesi olmak üzere 200’ün üzerinde devletin onlarcası ada ülkesi. Bu ülkelerin bir kısmı dünyadaki tüm buzulların erimesini beklemeden sular altında kalacağı zaten biliniyordu.
Küresel ısınmanın etkilerinin belki de 5 bin yıl beklenmeden en çok etkileyeceği yerler arasında ise bugün dünyanın en büyük ekonomilerine sahip ülkelerdeki büyük kentler de bulunuyor. Tüm buzulların erimesiyle okyanus seviyelerinin 65 metre kadar yükselmesiyle İngiltere’nin başkenti Londra’nın önemli oranda sular altında kalması işten bile değil. Fransa’nın Marsilya, İtalya’nın zaten önemli oranda deniz içinde olan şehri Venedik veya Danimarka’nın başkenti Kopenhag da buzul erimelerinin kurbanları arasında olacak.
Karadeniz ve Hazar Denizi’nde su seviyelerinin on kat artacağı öngörülürken, Kuzey ve Orta Amerika’da özellikle Atlantik kıyılarında ciddi değişimler yaşanacak. New York, Miami, Havana veya Cancun gibi şehirler sular altında kalacakların başında geliyorlar.
Kuzey Amerika’nın Pasifik Okyanusu’na bakan batı yakasında ise benzeri dönüşümler olacak. Örneğin San Francisco’nun büyük oranda sular altında kalmasıyla kenti çevreleyen tepeler küçük takımadalara dönüşecek.
Güney Amerika’da ise okyanus seviyelerinin yükselmesiyle kıtanın yarısına yakınını oluşturan Amazon havzası ile Atlantik Okyanusu birleşecek ve Asuncion, Buenos Aires veya Montevideo gibi şehirler sular altında kalacaklar.
ASYA’NIN SUALTI KENTLERİ
Buzulların erimesinden etkilenecek bir diğer kıta ise Asya, özellikle de kıtanın güney ve güneydoğusu. Topraklarının önemli bir kısmı nehir havzasında olan Bangladeş’in sular altında kalacağı öngörülürken, Hindistan ve Çin kıyılarında su seviyesinin yükselmesi sonucu birçok büyük kent sular altında kalacak. Bunlar arasında Hindistan’ın Calcutta ve Bombay, Çin’in başkenti Pekin ile Şangay şehirleri bulunuyor.
Kıtanın bir parçası olan Kamboçya’nın ise Asya’dan kopuk bir ada haline gelmesi kaçınılmaz olacak.
Benzer şekilde Okyanusya’daki su seviyesinin yükselmesiyle Avustralya’nın orta kesimlerine kadar deniz sularının akmasıyla dev bir göl oluşacak. Bu da ülkenin coğrafyasını tümüyle değiştirecek.
Batı, doğu ve güneyi okyanuslar, kuzeyi ise Akdeniz’le çevrili Afrika kıtasında ise su seviyelerinin yükselmesiyle yutulacak şehirler arasında Mısır’ın başkenti Kahire, Senegal’in başkenti Dakar ve Nijerya’nın en büyük şehri Lagos bulunuyor. Diğer kıtalara oranla su seviyesindeki yükselişten daha az etkileneceği hesaplanan Afrika’da daha çok 12 derecelik sıcaklık artışının etkisi görülecek. Ve bununla Afrika’nın büyük bir kısmının yaşanılmaz hale geleceği ise kesin.
TATLI SULARIN DURUMU
Bu senaryo doğrudan Antarktika kıtasıyla da bağlantılı. Son on yıllara kadar yeryüzündeki tüm buzulların yüzde 90’ının, tatlı su kaynaklarının ise yüzde 70’inin bu kıtada olduğu biliniyordu.
İnsanlık tarihi açısından bakıldığında önümüzdeki 5 bin yılda tamamlanacak olan buzulların tümüyle erimesi süreci çok uzun gelebilir. Ancak dünyanın 4,5 milyar yıl önce oluşumunun başladığı düşünüldüğünde bu süre çok kısa kalıyor. Ayrıca küresel ısınmanın 2 dereceyi aşması halinde zaten birçok felaketlerin bu yüzyıl bitmeden kapıda olduğu bilinen bir diğer gerçek.
İngiltere’de son 24 saatte 4 bin 712 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakasının tespit edilmesiyle “28 Eylül 2020’den bu yana en düşük günlük vaka sayısı” görüldü.
Sağlık Bakanlığının yayımladığı verilere göre, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 65 artarak 124 bin 566’ya yükseldi.
Son 24 saatte 4 bin 712 yeni vaka tespit edildi. Bu, “4 bin 44 vakanın saptandığı 28 Eylül 2020’den bu yana görülen en düşük günlük vaka sayısı” oldu. Toplam vaka sayısı da 4 milyon 223 bin 232’ye çıktı.
Kovid-19 aşısının ilk dozunu yaptıranların sayısı 22 milyon 377 bin 255’e ulaştı, bunlardan 1 milyon 142 bin 643’üne ikinci doz aşı uygulandı.
Ülkede 10 bin 898 kişinin hastanelerde tedavisi sürüyor, bunlardan 1542’si yoğun bakımda bulunuyor.
Britanya’da Kürt Kadın İnisiyatifi, Alevi örgütleri ve sol, sosyalist kadın örgütleri
8 Mart dolayısı ile online olarak panel, seminer ve kültür gecesi düzenledi. Kadın örgütleri, 8 Mart’ta “birlikte mücadele” ve ‘kadın kırımına karşı özgür kadın özgür toplumu savunalım” mesajı verdi.
Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından 8 Mart dolayısıyla hazırlanan 3 günlük program kapsamında online bir panel düzenlendi. Panele HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, Yazar Gönül Kaya ve Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Elif Sarıcan konuşmacı olarak katıldı. Kürt Özgürlük Mücadelesinde kadın mücadelesinin nasıl büyüyerek geliştiğinin anlatıldığı panelde, Rojava’da kadın devrimi, cinsiyet özgürlükçü sistemin önemi, kadın kırımı ve buna karşı özgür kadın ve özgür toplumun mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Kürt kadın mücadelesinin faşist, diktatoryal ve gerici sistemlerin nasıl korkulu rüyası haline geldiği dile getirilen panelde, Kürt kadın mücadelesinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği özgürlükçü paradigmanın etkisinin altı çizildi.
Kadın İnisiyatifi pandemiden kaynaklı online olarak bir de Kültür Gecesi düzenledi. Yüzlerce kişinin izleyerek katıldığı Kültür Gecesi’nde, Amel Saeed, Kurda, Suna Alan, Evin Şah, Jola Senaee, Nadia Visser, Paula Darwish, Ruken Yılmaz ve Türkan Şahan sahne aldı. Gecede, dünyanın bir çok ülkesinden Kürt kadınları ile dayanışma içerisinde bulunan kadın örgütü aktivistlerinin mesajları yayınlandı.
Aralarında Britanya Alevi Federasyonu, Kürt Halk Meclisi, Kürt ve Türk Toplum Merkezi (DAY-MER), Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER), Alevi örgütleri ve yöresel derneklerin bulunduğu Demokratik Güç Birliği’de bir açıklama yaparak 8 Mart’ı kutladı. Açıklamada,
Kadınların birleşik devrimci mücadelesi, sınırsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın müjdecisi olduğu vurgulanarak, “Kürdistan dağlarının bombalanmasına, belediyelere kayyum atanmasına karşı mücadeleyle taciz ve tecavüze karşı mücadele ortaklaşmalıdır. Kadın kırımına karşı mücadeleyle gerilla kadının bedenine işkence eden vahşete karşı isyan, aynı devrimci şiddette yankısını bulmalıdır” dedi.
Londra Sosyalist Kadınları Birliği’de (SKB) 8 Mart dolayısıyla online bir müzik dinletisi sundu. SKB, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel ve Şevin Alaca şahsında tüm politik kadın tutsakların öfke, direniş ve isyanınını alanlara taşıyacaklarını vurguladı.
Britanya Alevi Federasyonu, Cemevi ve Enfield Alevi Kültür Merkezi Kadın Örgütleri’de 8 Mart dolayısıyla online ‘muhabbet’ etkinliği düzenledi. AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağoğlu, Gazeteci Çilem Küçükkeleş ve AAKB Başkanı Zeynep Can Ayaz’ın katıldığı muhabbette, kadın mücadelesi ve birlikte mücadelenin önemine vurgu yapıldı. Panelde, Alevi kadın örgütlülüğü ve güncel durumu da ele alındı.
İngiltere Halk Cephesi’de 8 Mart’ı kutlayarak, “Özgür kadın, emperyalizme ve faşizme karşı direnme ve savaşma iradesi olan kadındır. Kadınlar olmazsa devrim, devrim olmadan kadın kurtuluşu olmaz. Nihai kurtuluş kapitalist sömürü zincirlerinin kırılmasıdır” dedi.
Londra’dan 8 Mart mesajı Kadın kırımına karşı ‘birlikte mücadele’
Londra’dan 8 Mart mesajı Kadın kırımına karşı ‘birlikte mücadele’
Londra’dan 8 Mart mesajı Kadın kırımına karşı ‘birlikte mücadele’
Londra’dan 8 Mart mesajı Kadın kırımına karşı ‘birlikte mücadele’