Author: ali

  • Londra’da ‘kadın cinayeti’ne karşı toplananlara polis müdahalesine sert tepki

    Londra’da ‘kadın cinayeti’ne karşı toplananlara polis müdahalesine sert tepki

    İngiltere’de akşam eve yürürken kaçırılarak öldürülen 33 yaşındaki Sarah Everard’ı anmak ve kadına yönelik şiddeti protesto etmek için toplanan kalabalığa müdahale eden Londra Polis Teşkilatı’na büyük tepki gösterildi.

    Londra’da ‘kadın cinayeti’ne karşı toplananlara polis müdahalesine sert tepki (6)
    Londra’da ‘kadın cinayeti’ne karşı toplananlara polis müdahalesine sert tepki (6)

    İçişleri Bakanı Priti Patel, eyleme ilişkin bazı görüntüleri “üzüntü verici” olarak nitelendirdi ve konuyla ilgili kendisine bir rapor hazırlanmasını istediğini söyledi.

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Sir Keir Starmer, polis müdahalesinin yarattığı öfke ve üzüntüyü paylaştığını söyledi. Liberal Demokrat Parti’nin lideri Sir Ed Davey, müdahaleyi “utanç verici sahneler” olarak tanımladı ve Londra Emniyet Müdürü Cressida Dick’e istifa çağrısı yaptı.

    Everard, geçen hafta Londra’nın güneyindeki Clapham bölgesinde bir arkadaşını ziyaretinin ardından akşam saatlerinde eve yürüyerek dönerken kaybolmuştu. Everard’ın cansız bedeni günler sonra İngiltere’nin doğusundaki Kent bölgesindeki ormanlık alanda bulunmuştu.

    Olayla ilgili olarak bir polis memuru gözaltına alındı. Gözaltında bulunan polis memuru Wayne Couzens’e zorla alıkoyma ve cinayet suçlamaları yöneltildi.

    Arama çalışmaları sırasında polisin, Everard’ın son görüldüğü bölgede yaşayan kadınlara gece yalnız sokağa çıkmamalarını söylemesi tepki topladı. “Sokakları Geri İstiyoruz” (Reclaim These Streets) sloganı altında bir araya gelen bir grup kadın, Cumartesi akşamı için eylem çağrısı yaptı.

    Polis toplananlara müdahale etti

    Polis, İngiltere’de Covid-19 pandemisi nedeniyle geçerli olan kurallar çerçevesinde eyleme katılanlara işlem yapılabileceğini söyledi. Bunun üzerine eylemi düzenleyenler, toplanma çağrısını geri çekti ve herkese kapısının önünde mum yakma çağrısı yaptı.

    Ancak buna rağmen yüzlerce kadın Clapham Common bölgesinde toplandı ve polis de kalabalığı dağıtmak için güç kullanarak müdahale etti. Gözaltı sırasında bazı kadınların kelepçelendiği ve yerlerde sürüklendiği görüldü.

    Sokakları Geri İstiyoruz grubu yaptığı açıklamada, polisin müdahalesinin kendilerini “derinden üzdüğünü ve öfkelendirdiğini” belirterek, Londra polisine “erkek şiddetine karşı yapılan bir eylemde kadınlara fiziksel şiddet uyguladıkları” eleştirisi yöneltti.

    Grup, “Kamu düzenini, halk sağlığını ve protesto hakkını korumak polisin sorumluluğudur. Bu gece bunların tamamında başarısız oldular” dedi.

    Londra Polis Teşkilatı, “kamu güvenliğini korumak” amacıyla dört kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

    Sosyal medyada yayınlanan bir videoda, polisin eylemin düzenlendiği parkta bulunan ve anma törenlerinin merkezi olan kameriyede duran kadınları zor kullanarak götürdüğü görülüyor.

    Kalabalığın “utanmanız yok mu” ve “bırak gitsinler” gibi sözlerle tepki gösterdiği duyuluyor. Videoda, daha sonra bir polis minibüsüne bindirilip götürüldüklerini gösteriyordu.

    Hem iktidar hem de muhalefetten tepki

    Londra polisinin eylemde takındığı tutum, hem iktidar hem de muhalefetin tepkisini çekti.

    İçişleri Bakanı Patel, sosyal medyada dolaşan Clapham’daki eyleme dair bazı görüntülerin “üzüntü verici olduğunu” söyledi.

    Patel, “Londra Polis Teşkilatı’ndan neler olduğuna dair eksiksiz bir rapor talep ettim. Bu korkunç dönemde düşüncelerim Sarah’ın ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte” dedi.

    Londra’nın İşçi Partili Belediye Başkanı Sadiq Khan, Emniyet Müdürü Dick’in kentte yaşayan “milyonlarca kadının güvenini kaybettiğini” belirtti.

    Khan, yaşanan sahneleri “kabul edilemez” olarak tanımladı ve Dick’ten acilen bir açıklama istediğini sözlerine ekledi.

    Khan, “Polisin Covid yasalarını uygulama sorumluluğu var, ancak görüntülerden gördüğüm kadarıyla verilen karşılık zaman zaman ne uygun ne de orantılı” diye yazdı.

    İşçi Partisi lideri Starmer, sahnelerin “ciddi şekilde rahatsız edici” olduğunu söyledi.

    Starmer, “Kadınlar, Sarah Everard’ın yasını tutmak için bir araya geldiler ve bunu barışçıl bir şekilde yapabilmeleri gerekiyordu… Bu olaya dair verilen yanıtın yarattığı öfke ve üzüntüyü paylaşıyorum. Bu eylemde güvenliği sağlamanın yolu bu değildi” dedi.

    Avam Kamarası Kadınlar ve Eşitlikler Karma Komitesi Başkanı, Muhafazakar Parti Milletvekili Caroline Nokes, eylemden yansıyan görüntülerin “gerçekten şoke edici” olduğunu belirtti.

    Nokes Twitter’dan attığı mesajda, “Bu ülkede güvenliği, öldürülen bir kadın için düzenlenen anma törenini ayaklar altına alarak ve başka kadınları yerlerde sürükleyerek değil, rızaya dayalı bir şekilde sağlıyoruz. Londra emniyeti durumu doğru okuyamadı” dedi.

    Emniyet: Covid riski yüksekti

    Londra Emniyet Müdür Yardımcısı Helen Ball, eylem sırasında yüzlerce insanın “sıkışık nizamda durduğunu” ve bunun Covid-19 bulaşma riski oluşturduğunu söyledi.

    Ball, yaptığı açıklamada, “Polis, insanların güvenliği için hareket etmelidir, yapılacak tek sorumlu şey budur” dedi ve şunları ekledi:

    “Asayişi zorla sağlayacak bir eylemde bulunacak bir durumda kalmayı kesinlikle istemedik. Ancak, insanların güvenliğini korumaya yönelik ihtiyacın çok ciddi boyuta ulaşması nedeniyle böyle bir durumda kaldık.”

    Kamu güvenliği gerekçesiyle dört kişinin gözaltına alındığını duyuran Londra Emniyet Müdürlüğü, kamu güvenliğini sağlamayı “yapabilecekleri tek sorumlu davranış” olarak tanımladı.

    Emniyet’ten yapılan açıklamada, yaşananlarla ilgili “hangi derslerin alınabileceğine ilişkin” polis teşkilatı içerisinde bir inceleme yapılacağı da belirtildi.

    Eylem çağrısı yapan grup daha önce yaptığı açıklamalarda Londra Polis Teşkilatı’nı, eylemi pandemi riskini azaltmaya yönelik güvenli bir şekilde yapma planlarına “yapıcı bir şekilde dahil olmamakla” eleştirmişti.

    Grup, daha sonra toplananlara yönelik işlem yapılabileceği kaygısıyla eylem çağrısını geri çekmişti.

    Bunun yerine, Everard’ın en son görüldüğü saat olan 21.30’da (TSİ 00.30) kapılarının önünde mum yakma ve ışıkları açık tutmaya çağrısı yapılmıştı.

    Mum yakma çağrısına, Başbakan Boris Johnson ve nişanlısı Carrie Symonds da katıldı. Başbakanlık resmi çalışma ofisi ve konutu olan Downing Street’teki 10 numaralı evin önüne yanan bir mum konuldu.

    Johnson, dün erken saatlerde attığı mesajda, “Sokakların güvenli olmasını sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.

    Cambridge Düşesi Kate Middleton da dün erken saatlerde Clapham’daki parka gelerek, Everard’ı anmak için çiçek bırakılan ve mum yakılan kameriyeyi ziyaret etti.

    İngiltere’de toplanmalarla ilgili mevcut kurallar neler?

    İngiltere, Covid-19 salgınıyla mücadele için üçüncü tam kapanma döneminden geçiyor.

    Mevcut kurallara göre, aynı evde yaşamayan iki kişinin “bir bankta oturup birlikte kahve içmek” gibi bir şekilde açık havada sosyalleşmesine izin veriliyor.

    29 Mart’tan itibaren, başka evde yaşayanlarla ya da en az fazla altı kişiyle açık havada buluşmalara izin verilecek.

    Polis, yasadışı kalabalık toplantılara müdahale edebilir. 30’dan daha kalabalık toplanmalarda organizatörlere 10 bin sterline kadar para cezası verilebiliyor..

    Geçen yılki kapanma dönemlerinde, Siyahların Hayatı Değerlidir eylemleri ile kapanma karşıtı gösterilere polis müdahalesi olmamıştı.

    Kaynak: BBCTÜRKÇE

  • İngiltere’de günlerdir kayıp olan Sarah Everard’ın cesedine ulaşıldı

    İngiltere’de günlerdir kayıp olan Sarah Everard’ın cesedine ulaşıldı

    İngiltere’de günlerdir kayıp olan ve öldüğü düşünülen Sarah Everard’ın cansız bedenine ulaşıldı. Londra Polisi, şehir dışındaki bir kent ormanında bulunan insan kalıntılarının 1 hafta önce kaybolan Sarah Everard’a ait olduğunu doğrulandı.

    Polis, günlerdir kayıp olan ve polis tarafından öldürüldüğü düşünülen Sarah Everard’ın cansız bedenini bulduklarını ve teşhis ettiklerini söyledi.

    Londra Polis teşkilatı komiser yardımcısı Nick Ephgrave, bugün Sarah Everard ile ilgili duyuruyu yaptı. Kent ormanında parçalanan bir kadın cesedi bulan polis ekipleri, günlerdir cansız bedenin kayıp kadına ait olup olmadığını araştırıyordu.

    Bedenin teşhiş edildiğini duyuran Ephgrave, “Ceset şimdi belirlendi ve resmi bir kimlik belirleme prosedürü uygulandı. Bulunulan cesedin Sarah Everard’a ait olduğunu doğrulayabilirim” dedi.

    33 yaşındaki pazarlama yöneticisi Sarah Everard’ın ölümüde ve kaçırılmasında parmağı olduğundan şüphelenilen 2 polisten biri şu an gözaltında bulunuyor.

    Şüpheli ile ilgili yürütülen başka bir soruşturma nedeniyle Londra Polis Teşkilatı’ndaki iki polis memuru hakkında da inceleme başlatıldı.

    48 yaşındaki şüpheli polisin, Parlamento ve Başbakanlık ofisini de kapsayan, diplomatik misyonlarda görevli elit bir birimin üyesi olduğu ve Everard’ın ortadan kaybolduğu sırada görev başında olmadığı belirtiliyor.

    Everard’ın en son 3 Mart’ta güney Londra’da evine giderken ortadan kaybolduğu biliniyor.

    Londra Emniyet Müdürü Cressida Dick, Çarşamba akşamı yaptığı basın toplantısında, Londra polisinde görevli bir memurunun, Sarah Everard’ı öldürmek şüphesiyle gözaltında olmasının kurumda ve halkta şok etkisi yarattığını ifade etmişti.

    Cressida Dick, “Bu korkunç haber nedeniyle hepimiz dehşete düştük derken, tüm meslektaşlarım adına konuşuyorum. Bizim görevimiz sokaklarda gezerek insanları korumak” dedi. Polislerin tutumlarını denetlemekle görevli bağımsız gözlemci kurum IOPC şimdi, bu soruşturmayı yürüten polis memurlarının şikayetleri nasıl ele aldığı ile ilgili inceleme başlattı.

    BİRLEŞİK KRALLIK’TA SON BİR YILDA 118 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

    İngiltere’deki Aile İçi Şiddet Bakanı Jess Phillips, geçen yıl Birleşik Krallık’ta 118 kadının öldürüldüğünü duyurmuştu.

    Phillips, “Yapılan aşıları, yardım alan insan sayısını sayıyoruz, bir sayıma göre karar veriyoruz veya karşı çıkıyoruz ve bu verileri saplantılı bir şekilde izliyoruz. Kendi popülaritemizle ilgili verileri saymayı seviyoruz. Ancak şu anda ölü kadınları saymıyoruz” demişti.

    İngiltere’de 2020’deki karantinanın ilk üç ayında Ulusal Aile İçi Taciz Yardım Hattı’na 40 binden fazla çağrı yapılmıştı.

    NE OLMUŞTU?

    33 yaşındaki pazarlama yöneticisi Everard, 3 Mart günü saat 21.00 sıralarında Clapham semtindeki bir arkadaşının evinden ayrıldıktan sonra kaybolmuştu.

    Everard’ın ortadan kaybolduğu sırada Clapham’dan Brixton’daki evine doğru yürüdüğü düşünülüyor.

    Everard’ın, son olarak 21.30 civarında Clapham’daki bir evin kapı zilindeki kamerada görüldüğü belirlenmişti. Daha sonra olayla ilgili olarak Kent bölgesinde bir erkek polis memuru ve bir kadın gözaltına alınmıştı

     

     

  • Britanya Halk Meclisi: Halkımızı CENSUS’a katılmaya çağırıyoruz

    Britanya Halk Meclisi: Halkımızı CENSUS’a katılmaya çağırıyoruz

    Britanya Kürt Halk Meclisi, “Halkımızı 21 Mart’ta sonlanacak CENSUS’a (Genel Sayım) katılmaya çağırıyoruz” dedi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Britanya’da yaşayan tüm Kürdistan halkımızı 21 Mart 2021’de sonlanacak CENSUS’a (Genel Sayım) katılmaya çağırıyoruz” dedi.

    KİMLİĞİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Britanya’daki genel sayıma Kürt halkının ısrarla katılıp etnik aidiyet bölümüne kendilerini, Kürt olarak yazmanın kimliğimizin tanınması için derin önem ve anlam arz ettiğini özellikle belirtmekte fayda vardır.

    Bilindiği gibi Kürt kimliğinin inkarı ve Kürt halkına yönelik uygulanan asimilasyon politikaları, Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi ile hız kazanmıştır. Kürdistanın dört parçaya bölünmesi ile sonuçlanan antlaşmaya Britanya hükümeti öncülük etmiştir.

    Uluslararası güçler kendi çıkarları söz konusu olduğunda, gerek evrensel sözleşmelerle tanınmış temel insan haklarına karşı, gerekse halkların kendi kimliği, kültürü ve inançları ile ifade etmesine karşı, her zaman, çıkarlarını esas alarak tavır geliştirmişlerdir. Bu çıkarıcı yaklaşımlardan kaynaklı bir çok halk, kültür ve inanç kendi doğal haklarını yaşamadıkları gibi, haklarını talep ettiklerinde de fiziki saldırılara ve katliamlara maruz kalarak büyük trajediler yaşamışlardır.

    Kürdistan’ı sömürgeleştiren, Türk, İran, Irak ve Suriye devletleri de uluslararası devletlerin çıkarcı yaklaşımlarından cesaret alarak, Kürt halkına yönelik katliam ve zora dayalı asimilasyon politikalarını uygulamaktan çekinmemişlerdir. İki asırdır ki Kürt kimliğini ve kültürünü inkar politikasını, aralıksız sürdürmektedirler. Öyle ki sömürgeci devletlerden Türk devleti, katı asimilasyon ve katliam uygulamaları ile yetinmeyip Kürtlerin, Türk olduğunu bazı sözde bilimsel ve akademik temellere dayandırarak inkar politikasını sürdürmeye çalışmıştır.
    Kürt halkı iki asırdır doğuştan gelen temel haklarını yaşamak ve kimliğini ifade etmek uğruna, büyük bedeller ödeyerek zorlu bir mücadele sürdürmüştür. Kürtlerin en insani taleplerine karşı sömürgeci devletler, çok sert yöntemlerle karşılık vererek Kürdistan’da büyük trajedilere yol açmışlardır. Buna rağmen Kürt halkı kimliğini, kültürünü ve temel demokratik haklarını yaşama mücadelesinden hiçbir zaman taviz vermemiş ve yenilmez bir direniş kültürünü ortaya çıkarmıştır.

    ‘MÜCADELEMİZİN PARÇASI OLACAK’

    Bu nedenlerdir’ki halen Britanya’da devam etmekte olan genel sayıma katılmayı, özellikle her bir Kürdistanlı birey, kendisine zorunlu kılmalıdır. Bu aynı zamanda yıllardır büyük emeklerle verdiğimiz mücadelenin bir parçası olarak Britanya’da, kendi irademizi beyan etme eylemi olacaktır. Bir başka boyutuyla da siyasal, ekonomik, sosyal ve kurumsal alanlarda irademizi ortaya koymanın güçlü bir ifadesi olacaktır.”

  • Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    Britanya’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için binlerce mektup BM Genel Sekreterliği’ne gönderildi.

    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu
    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    Britanya Kürt Halk Meclisi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan tecridin kırılması ve fiziki özgürlüğü için başlatılan mektup kampanyası kapsamında bugüne kadar binlerce mektubu BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdi. Kampanya kapsamında Londra, Manchester, Leeds, Exeter ve Brighton gibi bir çok kentten mektuplar gönderildi. Şu ana kadar bin 778 mektup posta yolu ile 345 mektup ise e-mail üzerinden ulaştırıldı.

    Zamanı Geldi: “Türkiye’de adil bir barış için Abdullah Öcalan’a özgürlük” başlığıyla gönderilen

    mektuplarda, Türk devleti ve faşizan uygulamalarına dikkat çekilerek, “Ortadoğu barışı için en önemli şans

    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu
    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 22 yıldır esaret ve tecrit altındadır. Barışa giden yolda Öcalan üzerindeki tecrit ve esaret sona erdirilmelidir” denildi.
    Kürt Halk Meclisi kampanya kapsamında çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Halkımız gönderdikleri mektuplarla irade beyanında da bulunuyorlar aslında. Önder Apo’nun esaretine karşı başlatılan ‘Zamanı geldi’ hamlesi sonuç alıncaya kadar mücadeleyi büyüteceğiz. Önder Apo’nun özgürlüğü aynı zamanda faşizmin yıkılıp halkların özgürlük mücadelesinin zaferi olacaktır. Halkımızı kampanyaya daha fazla katılmaya davet ediyoruz” diye kaydetti.

  • Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)
    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)

    Britanya’da 21 Mart’a kadar sürecek olan Nüfus sayımına dönük ‘Alevilik Haktır Alevilik vardır’ adlı kampanyası kapsamında Alevi örgütleri ülkenin dört bir yanında çalışmalarını sürdürüyor. Aleviliğin hak olduğunu ve görünür kılınması için nüfus sayımına katılım çağrısı yapan Alevi örgütlerine, sanatçı, sivil toplum örgütü ve siyasetçilerden destek mesajları yağdı.
    Britanya Alevi Federasyonu Britanya’da 40 yıldır yaşamlarını sürdüren Aleviler için 2021 nüfus sayımında,

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)
    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)

    inanç hanesinde görünür olma talebi ile başlattığı ‘Aleviler vardır Alevilik haktır’ kampanyası her kesimden destek gördü.

    Britanya’da her on yılda bir gerçekleşen nüfus sayımında katılımda inanç hanesine yazılacak olan ‘Alevi’

    inancı ülkedeki Alevi nüfusunu ortaya koymuş olacak. Alevi nüfusunun ortaya çıkması aynı zamanda Britanya’da Alevi inancının her alanda gelişmesi için önemli bir rol oynayacak. Yine katliamlara, baskılara, ötekileştirmelere maruz kalan Aleviler, ‘Biz de varız. Alevilik’ haktır diyecekler.

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek
    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek

    ‘Alevilik haktır’ kampanyasına siyasetçi, yazar, akademisyen, işçi ve emekçiler, Londra’daki ağırlıklı Kürt Alevi yöresel dernekleri, sol, sosyalist kurumlar destek beyanlarında bulundu.

    Yine kampanyaya dünyanın dört bir yanından destek mesajları gelirken, ünlü sanatçılar, Füsun Demirel,

    Suavi, İlkay Akkaya, Hüseyin Turan, Barış Atay gibi isimler video-mesaj yolu ile kampanyaya katılım çağrısında bulundu.

    BAF Genel Başkanı İsrafil Erbil ve Alevi örgütü temsilcileri ise bir çok komisyon ile Galler’de kampanya çalışmaları yürütüyor. Bir çok kentte Cemevleri ve Alevi kurumları aracılığıyla neredeyse kapı kapı dolaşılarak nüfus sayımına katılım çağrısı yapıldı.

    Bununla birlikte Londra’da Cemevi, BAF Genel Merkezi ve yöresel derneklerde masalar kurularak online nüfus sayımına katılacak olanlar için formların doldurulması için destek masaları oluşturuldu.

    NEWROZ ATEŞİNE SELAM EDECEĞİZ

    Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil
    Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil

    Basına açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Britanya’da her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımında Alevi yurttaşların da tanınması gerektiğini söyleyerek, “‘Biz de varız. Aleviler vardır. Alevilik haktır’ demek için yola çıktık” dedi.

    Tüm kimliklerin kendisini nüfus sayımında ifade etmesi gerektiğini dile getiren Erbil, “Bir bütün olarak Britanya’nın dört bir yanında yaşıyorsak da aslında duygularımızın, kimliklerimizin aynı olduğunu, bu topraklarda Alevi olarak yaşamak istediğimizi bir kez daha dile getireceğiz. 21 Mart’ın sıcaklığına, 21 Mart’ın Newroz ateşine, 21 Mart’ın Şahı Merdan’ın doğumuna, Mart ayının direnişine selam ederim. 21 Mart günü yapılacak olan nüfus sayımında ‘Biz de varız’ diyelim. ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ diyelim” diye kaydetti.

    ‘TARİHİ BİR OLAY’

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı Zeynel Akdoğan
    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı Zeynel Akdoğan

    ise nüfus sayımının önemine dikkat çekerek “Biz Alevi ve Kürtler diğer kimliklerin, İngiltere toplumu içerisinde kendimizi belli etmemiz, yer almamız açısından çok önemli tarihi bir olay” dedi.

    Akdoğan, tüm sol sosyalist demokrat kurumlara da kampanyaya destek çağrısında bulunurken, “Bütün Alevi vatandaşlarımıza buradan sesleniyoruz; eğer sayımı kendi olanaklarınızla yapamıyorsanız lütfen kurumlarımıza gelin, biz buralarda size yardımcı olmaya hazırız” diye kaydetti.

    ‘ÖLDÜRÜLDÜK SÜRGÜNE GÖNDERİLDİK’

    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Zeynep Demir ise Britanya’da Alevi mücadelesinin 30 yıldır sürdüğüne işaret ederek “Yüzyıllardır hayatta kalma mücadelesi veriyorduk. Bugün ise kimlik mücadelesi veriyoruz. Yaşadığımız her ülkede yok sayıldık, öldürüldük ve Sürgüne gönderildik. Ekmek kadar su kadar

    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Zeynep Demir
    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Zeynep Demir

    kimliğe ihtiyacımız var” dedi.

    NÜFUS SAYIMI NEDEN ÖNEMLİ?

    Nüfus sayımları Britanya’da her on yılda bir gerçekleşmektedir ve yasal olarak katılım zorunludur. Bu ülkede yaşayan tüm insanların etnik kökeni, cinsiyeti, konuştuğu diller, eğitim durumu, medeni hali ve inancı gibi konularda istatistiklerin yapılabilmesi ve kamu yatırımlarının ihtiyaçlara göre yönlendirilmesi için nüfus sayımı sonuçları kullanılmaktadır.

    2021 online nüfus sayımı formlarında inanç-din ve hanesinde Alevilik seçeneği yer alacaktır. Yine kimlik seçeneğinde Kürtler de yer alacak ve ‘Kürt’ olarak kayıt altına alınabilecek. İnançlar listesinde diğer seçeneğinin altına ALE harfleri yazıldığında dahi Alevi seçeneği görülecektir. Online formlar, cep telefonu, bilgisayar ya da tabletten doldurulabilir. Basılı formlarda diğer seçeneği işaretlenerek ‘Alevi’ kelimesi yazılabilecektir.

    DİREN DİCLE

  • DGB Mart Ayı katliamlarını kınadı şehitleri andı

    DGB Mart Ayı katliamlarını kınadı şehitleri andı

    Britanya Demokratik Güç Birliği Kızıldere, Halepçe ve Koçgiri gibi Mart ayında yaşanan katliamları kınayarak, direnişlerde yaşamını yitirenleri andı.

    Britanya DGB tarafından Türk devleti tarafından Kürt, sosyalist ve Alevilere dönük Mart ayında gerçekleşen katliamlara ilişkin bir açıklama yaptı.

    Katlimcıları naletleyen ve katledilen devrimci ve direnişçileri saygıyla anan DGB’nin açıklaması şöyle:
    “İçinde bulunduğumuz Mart ayı Kürtler, Aleviler ve sosyalistler için katliamlar ayıdır. 1921 Koçgıri, 1971 Kırıkhan, 1972 Kızıldere, 1978 İstanbul Üniversitesi, 1988 Halepçe, 1995 Gazi, 2004 Kamışlı katliamını unutmadık ve unutturmayacağız.
    Bundan 100 yıl önce 6 Mart 1921’de Koçgıri bölgesinde Alevi Kürtleri katleden devlet, ardından baskı ve sömürü politikası ile Kürtlere, Alevilere, işçi sınıfına ve sosyalistlere karşı katliamları kesintisiz sürdürmüştür.
    1960’lı yıllar ve 1970’lerin başı sınıf mücadelesinin ivme kazandığı toplumsal muhalefetin yükseldiği ve devrimci mücadelenin önemli bir dönemidir. 12 Mart darbesi ülkede başlayan devrimci yükselişin önüne geçmeye yönelik yapılmış, o dönemin devrimci önderlerinde Deniz darağacında, Mahirler Kızıldere’de, İbrahimler işkencede katledilmiş, sendikalar kapatılarak,grevler yasaklanarak ülkemizin bugünkü siyasal ve toplumsal süreçlerine zeminini hazırlanmıştır.
    5 Mart 1971’de, devlet destekli onbinlerce ırkçı ve dinci faşist cihat çağrıları yaparak Kırıkhan ilçe merkezini basmış, Alevi mahallelerine saldırarak devrimcilere ve Alevilere ait işyerlerini tahrip etmiştir. Bu saldırılarda bir çok insan hayatını kaybetmiş ve onlarca insan yaralanmıştır.
    30 Mart 1972’de polis ve askerle gerçekleştirilen kontrgerilla operasyonu sonucunda Kızıldere Köyü’nde Mahir Çayan ve arkadaşları alçakca katledilmiş ve darbe düzeni kurumsal bir güç olarak ülkenin başına çöreklenmiştir.
    16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi öğrencisi yedi genç güvenlik güçlerinin gözleri önünde kontra güçler tarafından katledilmiştir. Günler öncesinde katliam hazırlığı yapıldığı yönündeki istihbarata rağmen hiçbir önlem alınmamış, yapan belli, yaptıran belli olduğu halde katliamın üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen bir türlü adalet yerini bulmamıştır.
    12 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi mahallesinde Aleviler hedef alınmış ve yapılan silahlı saldırılarda bir Alevi hayatını kaybetmiştir. Saldırıları protesto etmek için toplanan halkın üzerine ateş açılması sonucunda 22 kişi katledilmiş ve resmi kayıtlara göre 300 kişi yaralanmıştır. Gazi katliamı, aradan geçen 26 yıl geçmesine rağmen asıl failleri karanlıkta bırakılan bir dosya oldu. Katliam sonrası 20 polisten sadece 2 polis ceza aldı. Cezaları ertelenen polisler, tekrardan polisliğe devam etti ve katiller birer birer aklanmış oldu.
    16 Mart 1988 tarihinde Kürtlere karşı tarihin en utanç verici insanlık suçlarından biri işlendi. Saddam rejimi tarafından Irak Federal Kürdistan Bölgesi Halepçe şehrinde kimyasal silahlarla Kürt halkı soykırıma tabi tutuldu ve 5 binden fazla çocuk, kadın ve erkek kimyasal silahlarla acımasızca katledilmiştir. Ne yazikki devrik diktatör ve arkadaşları Halepçe’de işledikleri soykırım suçundan dolayı yargılanmamışlardır.
    Yine 12 Mart 2004 tarihinde Suriye rejimi tarafından Kürt halkına karşı Qamişlo’da (Kamışlı) bir katliam gerçekleştirdi. Kürtlerin devletin baskılarını protesto için yaptıkları gösteriye Suriye güvenlik güçlerinin saldırması sonucu 52 kişi yaşamını yitirmiş ve yaklaşık 200 kişi de yaralanmıştı.
    Mart ayı katliam ayı olduğu kadar aynı zamanda büyük direnişlerin yaşandığı bir aydır. Koçgıri’de Kürtlerin kendini yönetme talepleri kanla bastırılsada, ardında Kürtlerin özgürlük mücadelesinde çığır açmıştır. 30 Mart 1972 tarihinde Kızıldere`de Mahir ve arkadaşları, Denizlerin idamını engellemek için tarihte eşine ender rastlanan bir direniş, bir dayanışma destanı yazıldılar. Onca katliama ve zulme rağmen 21 Mart 1982’de Diyarbakır Zindanı’nda teslimiyete ve işkenceye karşı Mazlum Doğan’ın yaktığı isyan ateşi bugün bir halkın özgürlük yürüyüşüne dönüştü. Anıları önünde saygı ile eğiliyoruz. Devrim için düşenler onurumuzdur.
    Bugün 12 Mart ve 12 Eylül darbe düzeni AKP/MHP iktidarı ile devam ediyor. Muhalif basının kapatıldığı, barış isteyen akademisyenler ve siyasetçilerin tutuklandığı, Kürt Belediyelerine kayyum atanarak gasp edildiği, yargıyı, diyaneti, orduyu, polisi ve üniversiteleri emrine alan, camileri ideolojik araçları haline getiren, içerde katliamcı, dışarda işgalci bir siyaset yürüten, işsizlik, yoksulluk, savaş ve gericilik üreten faşist bir rejimle karşı karşıyayız.
    Bu faşist rejimi tarihin kara sayfalarına gömmek için, darbecilerden hesap sormak sormak için, barış ve demeokrasinin kazanması için ve sosyalizim için ortak mücadele şart.
    Bu duyarlılıkla devrim için düşenleri ve katledilen halkımızı saygı ile anıyoruz ve katil rejimleri lanetliyoruz.”

  • GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı

    GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı

    Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER) tarafından aile için şiddete karşı ‘Birlikte mücadele ediyoruz’ adlı bir proje başlattı.

    GİK-DER tarafından kadın ve çocuklar için başlatılan proje kapsamında şiddete uğrayan bireyler için hukuki, psikolojik ve sosyal destek sunulacak. ‘Aile İçi Şiddetle Birlikte Mücadele Ediyoruz’ adlı proje kapsamında yardım ve destek almak isteyenler için bir hat oluşturuldu. Hattı arayanlara profesyonel ve güvenilir kişiler tarafından destek sunulacak.

    GİK-DER Ücretsiz Destek Hizmet Hattı numarası: 07510009153

    GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı
    GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı