Author: ali

  • İsveç’ten LGBTİ aktivisti Kürt mülteciye ‘sınır dışı’ kararı

    İsveç’ten LGBTİ aktivisti Kürt mülteciye ‘sınır dışı’ kararı

    İsveç Göçmen Yüksek Mahkemesi, 3 yıl önce ülkeden siyasi sığınma talep eden LGBTİ aktivisti Kürt mülteci Ferhat İnam’ın sığınma başvurusunu reddederek, İnam’ın “iki hafta içerisinde ülkeyi terk etmesi” kararı verdi.

    Türkiye’de HDP Gençlik Meclisi Sözcülüğü görevi yürüten, aynı zamanda Çukurova HDP Gençlik Meclisi ve Çukurova HDP LGBTİ Meclisi kurucularından olan İnam, bu faaliyetleri gerekçe gösterilerek hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiaları ile açılan davalar nedeniyle 3 yıl önce İsveç’e geçti.

    Burada siyasi sığınma talebinde bulunan İnam, 3 yıllık sürecin ardından yüksek mahkemenin verdiği bu kararla sınır dışı edilme riski ile karşı karşıya. İsveç’in Göteborg kentinde yaşayan İnam’ın siyasi sığınma talebi ilk olarak 2019 Nisan ayında reddedildi.

    İsveç Göçmenlik Bürosu, ret kararında Türkiye’deki yargı kararlarını esas alarak İnam’ın HDP faaliyetlerinden dolayı değil “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığını belirtti. Bir üst merciye taşıyarak karara itiraz eden İnam’ın bu itirazı da aynı gerekçelerle 23 Ekim’de reddedildi.

    Ferhat İnam’ın son çıkan bu karara da itiraz hakkı bulunuyor. Fakat siyasi sığınma talebi iki kez reddedilen İnam’ın yapacağı son itirazın mahkeme tarafından incelenmeme ihtimali de bulunuyor.

    Karar uluslararası sözleşmelere aykırı

    Avukatı Abdullah Deveci ile birlikte “sınır dışı” kararına itiraza hazırlanan İnam, İsveç’in Türkiye yargısını esas alarak verdiği bu kararın açıkça uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirtti.

    İsveç’in böylesi kararlarla siyasi sığınmacıları “terörize” etmeye çalıştığını kaydeden İnam, kararı şöyle değerlendirdi:

    Türkiye’de yürüttüğüm legal demokratik faaliyetlerim mahkemeler tarafından ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ olarak görülüyor. İsveç de maalesef Türkiye yargısını esas alıyor. Yani ‘Türkiye seni örgüt üyeliği ile yargılıyorsa bizim için de örgüt üyesisin’ diyorlar. HDP’nin belediye başkanları ve eski eş genel başkanları da demokratik siyasi faaliyetleri gerekçe gösterilerek ‘örgüt üyeliği’ ile yargılanıyor ama İsveç bu çarpık ve hukuksuz yargılamaları görmek istemiyor.

    Siyasi mültecilerin devletler tarafından gösterildiği gibi ‘tehdit unsuru’ olmadığını vurgulayan İnam, bu anti demokratik ve hukuksuz karara karşı da mücadele edeceğini belirtti.

    İlk değil

    İsveç Göçmenlik Bürosu son yıllarda İnam hakkında verdiği karar gibi, birçok siyasi mülteci hakkında da benzer sınır dışı kararları verdi.

    İsveç Göçmen Yüksek Mahkemesi, 23 yaşında Kürt siyasi mülteci Resul Özdemir hakkında sınır dışı kararı vermiş, Özdemir Nisan ayında Türkiye’ye teslim edilmişti. Türkiye’de, ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Özdemir 2018 yılında tedavi olmak için ailesinin bulunduğu İsveç’e gelmiş, kesinleşmiş cezası da dahil olmak üzere, yaşadığı süreçle ilgili tüm delilleri sunmasına rağmen iltica başvurusu reddedilmişti.

    Kamuoyunun tüm demokratik çağrılarına ve avukatlarının tüm hukuki girişimlerine rağmen Özdemir, ailesi ve avukatlarına haber verilmeden özel bir uçakla Türkiye’ye götürülmüştü.

    Gazete Karınca / Çağdaş Kaplan

     

  • İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabave : “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir.”

    İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabave : “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir.”

    İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabaveh’in talebiyle Erdoğan’ın saldırgan ve yayılmacı politikasının parlamentoda tartışılması sırasında İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ile Kakabaveh arasında PKK tartışması yaşandı.

    Tartışmalar sırasında Kakabaveh, Kürtler ve demokrasi güçlerinin mücadelesini desteklediklerini söyleyen Ann Linde’ye PKK terör örgütleri listesinde kaldıkça Kürtlerin Türkiye’nin hedefi olmaya devam edeceği, Erdoğan’ın Kürtlere yönelik saldırı ve tutuklamalarının süreceğini söyledi.

    Kakabeveh, Kürtler ve demokrasi güçlerine yönelik saldırıların son bulması için öncelikle İsveç’in PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması için girişimde bulunmasını istedi.

    Kakabaveh’in ısrarlı soruları karşısında Linde, PKK’nin 2002 yılından beri terör örgütleri listesinde bulunduğunu ve İsveç’in konuyu Avrupa Birliği gündemine getirmeyeceğini ifade etti.

    Kakabaveh, Ekim ayının ortalarında verdiği “Türk rejiminin yayılmacı politikası” başlıklı önergesinde Erdoğan rejiminin Türkiye ve Kürdistan’da gerçekleştirdiği katliam ve insan hakları ihlallerini ile Libya, Somali, Azarbaycan, Balkanlardaki yayılmacı emellerini gündeme getirdi.

    Kakabaveh, Türk devletinin Rojava’nın bir bölümünü ve Efrîn’in tamamını işgal ettiğini ve terörizme karşı mücadele bahanesiyle Güney Kürdistan’a savaş uçaklarıyla sivillere bombalar yağdırdığını kaydetti.

    28 Eylül’de Türkiye’nin Ermenistan’la savaş halinde bulunan Azerbaycan’a 4 bin paralı asker gönderdiği yönünde haberlerinin geldiğini hatırlatan Kakabaveh, Erdoğan’ın Ege Denizi’nde petrol için Yunanistan’la var olan eski anlaşmazlığı tazelediğini dile getirdi.

    Kakabaveh, hükümetin en büyük sorununun ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz olduğunu değerlendirmesini yaptı. Önergede, Erdoğan’ın dikkatleri krizden uzaklaştırmak için yayılmacı ve saldırgan bir dış politika uyguladığına dikkat çekildi.

     

    ‘GÖREVDEN ALMA VE TUTUKLAMALARI KABUL ETMİYORUZ’

    Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Linde, İsveç Hükümeti’nin Türkiye’nin insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin çiğnenmesini çok ciddi olarak gördüklerini ifade etti. Linde, muhalefet partisine mensup politikacıların temelsiz suçlamalarla görevden alınmaları ve tutuklanmalarını kabul etmeyeceklerini sözlerine ekledi.

    Saldırıların HDP üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken Linde, “Özgür muhalefet demokratik ve çoğulcu bir toplumun temel şartıdır. Bunu Ankara, Stockholm ve başka yerlerde görüştüğümüz Türk yetkililerine sürekli olarak iletiyoruz” dedi.

    Önceki hafta Türkiye’yi ziyaret ettiğini belirten Linde, İsveç’in tutumunu şu ifadelerle dile getirdi:

    “Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla yaptığım görüşmede temel değerlere saygı gösterilmesi ve Türkiye’nin yakın bölgesinde neden olduğu kaygılarını ele aldım. Özellikle halk tarafından seçilmiş Kürt temsilcilere, insan hakları savunucularına, azınlıklar ve sendikal temsilcilere yönelik baskılardan söz ettim. Ben, İsveç Hükümeti’nin yapılan tutuklamaları ciddi olarak gördüğünü ilettim.”

     

    LİNDE TÜRKİYE’NİN KUZEYDOĞU SURİYE’DEN ÇEKİLMESİNİ TALEP ETMİŞTİ

    Linde ve Çavuşoğlu arasında yapılan ikili görüşmelerden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında tartışma yaşanmıştı.

    Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini gündeme getiren Linde, Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’den çekilmesini de talep etmişti.

    Ankara ziyareti sırasında HDP Eşbaşkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeler yaptığını hatırlatan Linde, “Tutuklanan muhalefet partileri politikacılarının durumlarını tartıştık ve ben İsveç’in Türkiye’deki gelişimin barışçıl ve demokratik araçlarla sağlanabilmesi için İsveç’in desteğini ifade ettim” dedi.

    Linde, ziyareti sırasında siyasi parti temsilcilerinin yanı sivil toplumun temsilcileriyle ifade özgürlüğü, hukuk devleti ilkeleri, LGBTİ bireyler ve kadınların insan hakları ve sendikal hakları desteklemek için görüşmeler yaptığını hatırlattı.

     

    TÜRKİYE’NİN İHLALLERİNİ ULUSLARARASI PLATFORMLARDA GÜNDEME GETİRİYORUZ

    İsveç Hükümeti’nin Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlediğini söyleyen Linde, İsveçli kurumların Türkiye’deki çalışmalarını şu ifadelerle dile getirdi:

    “Türkiye’deki İsveçli kurumlar davaları örneğin tutuklu muhalefet politikacıları ve halkın seçtiği parlamenterlerin duruşmalarını izliyor. Bunlar arasında örneğin HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın ve Osman Kavala’nın duruşmaları var. Biz çeşitli bağlamlarda serbest bırakılmalarını talep ettik. İsveç son zamanlarda tutuklanan ve yerlerine başkaları atanan HDP’li politikacıların durumlarını Avrupa Parlamentosu’nun gündemine getirdi. Ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası platformlarda gündeme getiriyoruz.”

    Kakabeveh’in önergesinde Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye yönelik müdahalelerini de gündeme getirdiğini söyleyen Linde, “Türkiye’nin Kürt gruplarla ilişkilerinin kötüleşmeye devam etmesi yerel perspektifle de kaygı vericidir. Avrupa Birliği ve hükümet açıkça 2019 yılı güzünde Türkiye’nin Kürt bölgelerine DAİŞ’tan kurtarılan topraklarda büyük acılara neden olan saldırılarını kınadı. Bu, Birleşmiş Milletler tüzüğü şiddet yasakları ve uluslararası hukuka aykırı” dedi.

     

    ‘BİZ TÜRKİYE’NİN GERİ ÇEKİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’

    Türk devletinin saldırılarnın DAİŞ’ın işine yaradığı ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde sürdürülen politik sürece zarar verdiğini belirten Linde, İsveç’in azınlık halkların yanında olacağına şu ifadelerle vurgu yaptı:

    “Kürt grupları ve bölgedeki azınlıklar; Asuri-Süryani ve Êzidîler korunmalı. Biz Türkiye’nin geri çekilmesini talep ediyoruz.”

    Türkiye’nin Güney Irak’a yönelik saldırılarının bölgede yaşayan sivillerin güvenliği için büyük sorunlara yol açtığına dikkat çekti.

    Linde’nin konuşmasından sonra söz alan Kakabaveh, Türkiye’nin saldırgan ve yayılmacı politikasını şimdi de Azerbaycan ve Ermenistan savaşı sırasında gösterdiğini belirtti.

     

    ‘TEK ENGEL HDP, AFOROZ ETMEK İSTİYORLAR’

    Erdoğan’ın dışarıda yayılmacı politika izlerken içeride Kürtlere ve demokrasi güçlerine yönelik saldırılarını artırdığına dikkat çeken Kakabaveh, “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir. O anayasayı değiştirip daha fazla yetkiye sahip olmak için parlamentoda çoğunluğu istiyor. Onu engelleyen tek güç HDP” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının devamında Dışişleri Bakanı Linde’nin Türkiye ve Suriye’de Kürtlerin ve kadınların haklarını savunmasının memnuniyet verici olduğunu söyleyen Kakabaveh, Türk devletinin Kürdistan parçalarında Kürtlere saldırmasının asıl nedeninin Kürt Özgürdük Hareketi PKK’ye vurulan terörist damgası olduğuna dikkat çekti.

    Kürdistan’ın dört parçasında Kürtlerin yaşadıklarını ve üç parçada Türkiye’nin Kürtlere karşı savaş yürüttüğünü belirten Kakabaveh, Türk devletin terörizme karşı mücadele bahanesiyle 1980 ve 90’lı yıllardan bu yana suçsuz insanları, kadın ve çocukları katlettiğini ve binlerce köyü yok ettiğini kaydetti.

     

    PKK LİSTEDE KALDIKÇA KÜRTLER SALDIRILARIN HADEFİNDE OLACAK

    Avrupa Birliği’nin her 6 ayda bir terör örgütleri listesini yeniden gözden geçirdiğini hatırlatan Kakabaveh, PKK terör örgütleri listesinden çıkarılmadıkça Kürtlerin Türkiye’nin saldırılarının hedefinde olmaya devam edeceğine, hangi partilerin kurulacağından bağımsız olarak işgal ve tutuklamaların süreceğine dikkat çekti.

    Kakabaveh, Linde’ye tarafların yeniden barış görüşmelerine başlaması için PKK’nin terör örgütleri listesinde yer almasına karşı mücadele edip etmeyeceği sorusunu sordu.

    Avrupa Birliği ve İsveç’in 2002 yılından bu yana PKK’yi terör örgütü listesine aldığını söyleyen Linde, İsveç’in PKK’nın listeden çıkarılmasını gündeme getirmelerinin söz konusu olmayacağını söyledi.

    Erdoğan’ın işgal ettiğini, bombaladığını ve herkesi terörist olarak suçladığını söyleyen Kakabaveh, “Biz İsveç ve Avrupa’da ne yapıyoruz? Biz Erdoğan’a işgalleri haklı çıkarması için, katliamları ve kadın ve politikacıları linç etmesi için daha fazla mühimmat veriyoruz. DAİŞ’a karşı savaşı kazananlara tecavüz ediliyor. O onları bombaıyor, terörist olduklarını söylüyor” ifadeleriyle PKK’nin terör listesinde yer almasının sonuçlarına dikkat çekti.

     

    ERDOĞAN YARGI KARŞISINA ÇIKARILMALI

    Tartışmaların ardından ANF’nin sorularını yanıtlayan Kakabaveh, bundan bir yıl önce Linde’nin HDP eşbaşkanları ve HDP’li diğer politikacıların serbest bırakılma talebini Türkiye’de yapılacak görüşmelerde gündeme getirme sözü verdiğini söyledi.

    Linde’nin konuyu Çavuşoğlu ile yaptığı toplantıda gündeme getirmesini takdir ettiğini söyleyen Kakabaveh, “Ama PKK ve Türk devletinin yeniden barış görüşmelerine dönüş yapabilmeleri için PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması gerekir. PKK lideri 20 yıldan beri cezaevinde ve PKK çok büyük bedeller ödedi. Linde’nin benimle aynı düşüncede olmaması üzüntü verici. Kürt sorunu çözülmedikçe Erdoğan, dört parada yaşayan Kürtleri bombalamayı sürdürecektir. İsveç’in yeni bir barış sürecine katkıda bulunmaması çok talihsiz. İsveç PKK’nın terör listesinde olmasını uzattıkça ve Kürt sorununun çözümünü zorlaştıracaktır” dedi.

    Bir zamanlar Erdoğan’ın PKK ile masaya oturduğunu hatırlatan Kakabaveh, “PKK terör eylemlerine başvurmuyor. Erdoğan uyguladığı devlet teröründen dolayı mahkemeye çıkarılmalı ve yargılanmalı”

    ANF
  • ‘Kobanê soruşturması’nda yeni gözaltılar

    ‘Kobanê soruşturması’nda yeni gözaltılar

    BDP eski Milletvekili İbrahim Binici ve HDP PM üyesi Mesut Bağcık “Kobanê soruşturması” kapsamında gözaltına alındı.

     

    Ankara’da bu sabah yapılan ev baskınlarında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) eski Milletvekili İbrahim Binici gözaltına alındı. Binici’nin evinde yapılan aramada, daha önce polisler tarafından el konulan ve sonrasında tutanakla aileye teslim edilen kitap ve materyallere bir kez daha el konuldu. Binici hakkında 24 saat avukat kısıtlılığı getirildi.

     

    PM ÜYESİ BAĞCIK GÖZALTINA ALINDI

    Öte yandan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Mesut Bağcık, sabah saatlerinde Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesindeki evinde gözaltına alındı. Yapılan aramanın ardından Bağcık, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı “Kobanê soruşturması”  kapsamında gözaltına alındığı öğrenilen Bağcık, emniyetteki işlemlerinin ardından uçakla Ankara’ya götürüldü.

     

    EMNİYETİ’EN AÇIKLAMA

    Gözaltılaa ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Kobanê soruşturması” kapsamında 8 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 3 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama şöyle: “Haklarında PKK/KCK terör örgütü içerisinde sözde komiteler içerisinde örgütsel görev yaptıkları bilgilerine ulaşılan 8 şahsa yönelik gerçekleştirilen operasyonda 3 şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor” denildi.

    Soruşturma kapsamında Ankara, Adıyaman, Diyarbakır ve Batman’da ev baskınları yapıldığı öğrenildi.

  • HDP Diyarbakır il binası önünde bekleyen aileleri Meclis’e davet etti

    HDP Diyarbakır il binası önünde bekleyen aileleri Meclis’e davet etti

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Diyarbakır’da partisinin binası önünde bekleyen aileleri sorunların çözümü için bekletilenleri Meclis’e davet etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Örgütü binası önünde çocuklarının dağa gönderildiğini iddia ederek bekleyen aileler, her gün polis eşliğinde gidip geliyor.

    Grup içerisinde yer alan bazı kişilerin, parti binasına giren siyasetçilere, zaman zaman basın mensuplarına sözlü ve fiziki saldırıda bulduğu öne sürülüyor.

    İl binası önünde onlarca polis de olmasına rağmen söz konusu saldırılara herhangi bir müdahalede bulunulmadığı  ve saldırganlar hakkında herhangi bir işlem de yapılmadığı iddialar arasında.

    Mezopotamya’dan  Ergin Çağlar – Fahrettin Kılıç’ın haberine göre, aksine saldırıya maruz kalan partililer, soruşturmalara maruz kaldı ve birçok kişi yapılan şikayetler nedeniyle gözaltına alındı.

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da parti binasına yapılan baskın sırasında grubun bir kez daha partililere sözlü hakaretlerinin ardından 23 Ekim’de bekleyen grubu dinlemek istedi. Beştaş, yaptığı görüşmeyi ve polisin engellemelerini Mezopotamya Ajansı’na anlattı.

    Beştaş, ailelerle temaslarının polis tarafından sürekli engellendiğini ve hedef gösterildiklerini savunarak, “Sadece yandaş medya birkaç kare çekebilsin, HDP’ye birkaç hakaret, HDP’yi suçlayacak bir malzeme çıksın diye uğraşılıyor. Buradan bir şey çıkmaz” dedi.

     

    ‘İKTİDAR HEDEF GÖSTERİYOR’

    İl binası önünde bekletilenlerin iktidar tarafından konumlandırıldığını ve HDP’yi kriminalize etmek için ortaya konulan bir tür “psikolojik savaş” olduğunu dile getiren Beştaş, bekletilenlerle bugüne kadar birçok kez görüşmek istediklerini ancak her defasında engellendiklerini söyledi.

    Bekletilenlerin taleplerini dinlemek ve konumlandıkları yerin yanlış olduğunu aktarmak için kendileriyle görüşmeye çalıştıklarını ifade eden Beştaş, “Geçmişte de ben ve arkadaşlarım ailelerle konuşmaya çalıştık, bundan hiçbir zaman kaçınmadık. Bugün de kaçınmıyoruz. Ailelere çağrı yapıyoruz: Biz HDP olarak sizin düşüncelerinizi, taleplerinizi, önerilerinizi dinlemeye hazırız, sizinle birlikte barış mücadelesini vermeye hazırız. Biz zaten bu mücadeleyi veriyoruz. İçişleri Bakanlığı’nın, Cumhurbaşkanının eşinin gelip binamızın önünde oturmaları, asıl çözüm gücü, çözüm iradesi iktidarda olan partinin, kendinde bu gücü görmek yerine, başka bir noktayı hedef göstermesi kabul edilemez. Bunun farkındayız, burada HDP’yi ötekileştirmek için kullanılan bir yöntem” diye konuştu.

     

    ‘HDP İLE TEMAS ENGELLENİYOR’

    İl binası önünde bekletilenlerle yapmış olduğu görüşmeyi anlatan Beştaş, bekletilenlerin görüşme için istekli olduğunu fakat polisler tarafından engellendiğini söyledi.

     

    Beştaş’ın açıklaması şu şekilde:

    “Görüşme noktasında aileler istekliydi. Onları dinlemek istedim, iki üç tanesini de dinledim. Engellemeler oldu, kameralara yansımayan sözsel, fiziksel görüntülere bende tanıklık ettim. Mesela kadınların öne çıkmasına izin verilmedi, onlarla temas etmem engellendi. Halbuki ben hepsini dinlemek için bekledim, neticede bu da asıl amaçlarını ortaya koyuyor, HDP’nin önünde oturuyorlar ama HDP ile temas kurulmasını, konuşulmasını istemiyorlar. Olacaksa bir temas, bir hakaret, bir saldırı ya da başka yöntemlerle bir teşvik hali var ve bunu HDP’ye karşı kullanmak amacıyla yapılıyor.”

     

    ‘ÇÖZÜM MECLİS’TE’

    İktidarın Kürtlere karşı savaş politikasını her alanda sürdürdüğünü dile getiren Beştaş, “Kürtlerin tamamını düşman ilan eden, Kuzeydoğu Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Türkiye’de, hatta kutuplarda bile bir Kürt olsa, düşmanlık eden bu zihniyet, ailelere ‘çocuklarınızı bulmak için burada oturun’ demesi iyi niyetli değil ve iki yüzlü bir politikadır” ifadelerini kullandı.

    Tüm sorunları demokratik siyaset ve diyalogla çözmeye çalıştıklarını söyleyen Beştaş, il binası önünde bekleyen aileleride Meclis’i işaret ederek, şöyle konuştu:

    “Biz aileleri bir kez daha Meclis’e davet ediyoruz. Gelsinler, biz hazırız, çözüm için, diyalog için, hiçbir çocuğun ölmemesi için, ne dağdaki ne bayırdaki ne şehirdeki ne asker ne polis ne de bir militanın ölmemesi için, her şeyi yapmaya hazırız. Zaten biz demokratik siyaset, diyalog, parlamento yoluyla Türkiye’deki meselelerin çözümü için buradayız. Partimizin temel paradigması, hedefi budur. İktidar ise tam tersine şiddeti körükleyen, bu baskılarla insanları dağa teşvik eden bir yol izliyor.”

    HDP önünde beklerken çocuklarının ölüm haberini alan Gürtürk ailesinin taziyesinin engellenmesini anımsatan Beştaş, “O annenin taziye kurmasına bile izin verilmedi. Bu onların ne kadar samimiyetsiz olduklarını gösteriyor. Oysa HDP, o annenin çocuğu ölmesin diye her gün bedel ödüyor” şeklinde konuştu.

     

    ‘İKTİDARIN OYUNUNA ALET OLUYORLAR’

    HDP önünde bekleyen ailelerin iktidar tarafından bir araç olarak kullanıldığını ifade eden Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “HDP önünde bekletilen ailelere şunu söylemek istiyoruz, sizin yanınızda olan biziz, sizden ayrı değiliz. Acınızı hissediyoruz. Bu oyuna alet olmayın. Aileler bir yılı aşkın süredir il binası önünde bekliyorlar. Sadece yandaş medyaya HDP’yi suçlayacak bir malzeme çıksın diye uğraşılıyor. Buradan size bir şey çıkmaz, neticede biz her gün sözümüzü söylüyoruz. Bu aileler bizim ailelerimiz ve engellenmeselerdi, biz her zaman onlarla irtibatta olurduk.”

  • Fransa’dan Türkiye’deki vatandaşlarına uyarı

    Fransa’dan Türkiye’deki vatandaşlarına uyarı

    Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’deki vatandaşlarına “halka açık yerlerde herhangi bir toplantı veya gösteriden kaçınma” uyarısında bulundu.

    Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’deki Fransız vatandaşları için sosyal medya üzerinden uyarı açıklaması yaptı.

    Büyükelçilikten yapılan açıklamada, “Yerel ve uluslararası bağlam nedeniyle, Fransa’da ikamet edenlerin veya Türkiye’den geçenlerin seyahat ederken çok dikkatli olmaları ve özellikle halka açık yerlerde herhangi bir toplantı veya gösterilerden kaçınmaları önerilir” ifadeleri kullanıldı.

  • Mazlum Abdi: Erdoğan, İslam’ı kişisel çıkarları için kullanıyor

    Mazlum Abdi: Erdoğan, İslam’ı kişisel çıkarları için kullanıyor

    Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Abdi, DAİŞ’e destek vermekle itham ettiği AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İslam’ı kişisel çıkarları için kullandığını” belirtti.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yönelik hakaret içerikli söylemleriyle Türkiye ve Fransa arasındaki gerilim artıyor. Erdoğan’ın hedef aldığı Macron’a Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Abdi’den destek geldi.

    QSD Genel Komutanı Abdi, sosyal medya hesabından Macron’a ilişkin mesajlar verdi.

    Abdi, şu mesajları verdi:  “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Müslümanları IŞİD’ten korumaya yardım etti ve örgütün yenilmesinde, insani değerlerin korunmasında önemli bir rol oynadı. DAİŞ’i destekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine hakaret ederek Müslümanların görüşlerini ve İslam dünyasının çıkarlarını ifade etmiyor. Daha çok Müslüman dinini kişisel çıkarları için kullanıyor.”

     

    KRİZ NASIL BAŞLADI?

    Fransa’nın başkenti Paris’te, sınıfta öğrencilerine Charlie Hebdo dergisinde yayımlanan Hz. Muhammed karikatürünü gösteren bir öğretmenin başı kesilerek öldürülmesi üzerine sözkonusu karikatür ülkedeki kamu binalarına yansıtıldı.  Bu duruma tepki gösteren Tayyip Erdoğan, hafta sonu Kayseri ve Malatya’da katıldığı parti kongrelerinde  Macron’a yönelik sözler sarf etti.

    Erdoğan’ın sözlerinin yol açtığı gerilim ile Fransa ve Türkiye karşılıklı olarak büyükelçilerini ülkeye çağırdı. Akabinde de Erdoğan’dan Fransız mallarını boykot çağrısı yaptı.

    Kuzey ve Doğu Suriye’nin Türkiye ve desteklediği paramiliter grupların denetiminde bulunan Serêkaniye kentinde düzenlenen Fransa karşıtı protesto eyleminde de DAİŞ bayrakları açıldı.

  • Oxford’un COVID-19 aşısı yaşlılarda güçlü bağışıklık tepkisi sağladı

    Oxford’un COVID-19 aşısı yaşlılarda güçlü bağışıklık tepkisi sağladı

    Financial Times, University of Oxford’un AstraZeneca Plc ile iş birliği içinde geliştirdiği yeni tip koronavirüs (COVID-19) aşısı deneylerinden elde edilen ilk sonuçların, en yüksek risk altında olan yaşlılarda güçlü bir bağışıklık tepkisi ürettiğini gösteriyor.

     

    FT’de yer alan ve konuya yakın iki kişiye dayandırılan habere göre aşının ileri yaş gruplarında koruyucu antikorları ve T hücrelerini tetiklediği keşfedildi. Bu sonuç araştırmacıları cesaretlendirdi.

    İmmünojenite kan testlerinin sonuçlarından haberdar olan iki kişinin açıklamalarına göre bulgular, temmuz ayında yayınlanan ve aşının 18 ila 55 yaşları arasındaki sağlıklı yetişkinler grubunda “güçlü bağışıklık tepkileri” ürettiğini gösteren verileri tekrarladı.

    Ancak FT, pozitif immünojenisite testlerinin, aşının nihayetinde yaşlı insanlarda güvenli ve etkili olacağını garanti etmediği konusunda uyardı.

     

    Oxford University araştırmacıları ile aşıyı geliştiren AstraZeneca, COVID-19’a karşı koruma amaçlı bir aşı üretme yarışında önde gittiği görülüyor.

    FT, bulgunun ayrıntılarının kısa süre içinde bir klinik dergide yayınlanmasının beklendiğini söyledi ancak derginin ismini vermedi.

    Oxford ve AstraZeneca’nın, Reuters haber ajansının açıklama talebine yanıt vermediği ifade edildi.