Author: ali

  • Birleşik Krallık’taki bir araştırmaya göre koronavirüs taşıyan kişilerin üçte ikisi belirti göstermiyor

    Birleşik Krallık’taki bir araştırmaya göre koronavirüs taşıyan kişilerin üçte ikisi belirti göstermiyor

    Birleşik Krallık (BK) Ulusal İstatistik Ofisi’ne (ONS) göre koronavirüs testi pozitif çıkan kişilerin üçte ikisi belirti göstermiyor.

    Yeni rakamlar, çok sayıda asemptomatik (belirtisiz) vaka potansiyeli bulunduğunu gösteriyor. Bu da virüsü taşıdığından habersiz kişilerin onu yayabileceği anlamına geliyor.

    ONS analizine göre, Kovid-19 testi pozitif çıkanlar arasında sürüntü örneği testlerinde veya bu testten önce ve sonra, belirti gösterdiği bildiriminde bulunanların oranı sadece yüzde 33 olarak gerçekleşti.

    Bu oran, yalnızca sürüntü testi sırasında belirti gösterdiğini bildirenler dikkate alındığında yüzde 22’ye düşüyor.

    ONS analizi, İngiltere’deki özel konut meskenlerinden Kovid-19 testi pozitif sonuç veren 115 kişilik küçük bir örneklem üzerinde gerçekleşti. Analize hastaneler, bakımevleri ve diğer kurumsal ortamlar dahil edilmedi.

    Ev dışında çalışanların sürüntü testinin, evden çalışanlara göre daha yüksek oranda pozitif sonuç verdiği bulundu.

    Veriler, hastalarla ve yurttaşlarla yüz yüze çalılan sağlık ve sosyal bakım çalışanları arasında virüsün bulaşma oranının, bu işlerde çalışmayan kişilere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.

    Bir ve iki kişilik hanelerde bulaşma oranının büyük hanelere kıyasla daha düşük olduğunu gösteren bazı kanıtlar da mevcut.

    Ayrıca antikor testi sonucu verileri, beyazların geçmişte Kovid-19 geçirmiş olma olasılığının beyaz olmayan etnik gruplara göre daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.

    Bu arada ONS verileri, İngiltere ve Galler’de koronavirüs kaynaklı resmi ölü sayısının 50 bine ulaştığını da gösteriyor.

    Salı günü yayımlanan verilere göre, 28 Aralık ve 26 Haziran tarihleri arasındaki ölüm belgelerinde Kovid-19 bahsi geçen 50 bin vaka gerçekleşti.

    ONS, 26 Haziran tarihinde sona eren haftada her iki ülkede kaydedilen toplam ölüm sayısının 8 bin 979 olduğunu açıkladı. Bu sayı geçen haftaya kıyasla 360 kişi daha az.

    Bakımevlerindeki yüksek ölüm sayısı sebebiyle işletme sahiplerini suçladığı izlenimini uyandıran Boris Johnson bu sebeple kınanmıştı.

    Pazartesi günü Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) Genel Müdürü Simon Stevens’in dile getirdiği endişelere yanıt veren BK Başbakanı, “Birçok bakımevinin, prosedürleri yapmaları gerektiği şekilde takip etmediğini keşfettik” iddiasında bulunmuştu.

    Ulusal Bakım Derneği, söz konusu açıklamanın sektör çalışanlarının “yüzüne atılmış bir tokat” olduğunu belirtirken, Ulusal Bakım Forumu da Johnson’ın yorumunu “büyük hakaret” diye nitelendirdi.

    *İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

    https://www.independent.co.uk/news/health/

    Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

  • ‘Suruç’un hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz’

    ‘Suruç’un hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz’

    Ferhat Çelik – Mehmet Aslan 

    Suruç Katliamı’ndan yaralı kurtulan Koray Türkay, “Buranın hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz” dedi.

    Kobanê’ye oyuncak götürmek ve çocuklara yeni yaşam alanları yaratmak amacıyla 20 Temmuz 2015’te Türkiye’nin dört bir yanından Sosyalist Gençlik Federasyonu Derneği’nin (SGDF) çağrısıyla bir araya gelen gençler, Suruç’ta buluştu. Amara Kültür Evi’nin bahçesinde açıklama yapmak için toplanan onlarca kişi arasına giren canlı bombanın kendini patlatması sonucu 33 kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi yaralandı. Yaşamını yitirenler geride tarifi zor acılar bırakırken, yaralananlar ise yıllardır katliamın izlerini üzerinde taşıyor. Katliamın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada arpa boyu yol alınamadı.
    Suruç Katliamı’ndan yaralı olarak kurtulan Koray Türkay yaşanan sürece ilişkin konuştu.
    ‘KİRLİ SİYASETİN BİZZAT TANIĞIYIM’
    Kobane’ye dönük saldırılar döneminde Suruç’ta tutulan nöbet eylemlerine katıldığını hatırlatan Türkay, “Kobanê’nin İŞİD tarafından ablukaya alınması ve AKP’nin desteğiyle 4 taraftan sarılması sürecine bilfiil tanıklık ettim. Türkiye’nin İŞİD’le ne kadar kirli bir siyaset yürüttüğünün bizzat tanığıyım” dedi. Bu süreçte Kobanê’nin tamamen yerle bir edildiğini, kadınların, çocukların ve yaşlıların yaşam koşullarının çok ciddi bir şekilde zora girdiğini vurgulayan Türkay, “Bu sırada SGDF’nin ‘Kobanê’yi yeniden inşa ediyoruz’ çağrısını gördüm. Bu dayanışmaya destek olmak amacıyla bu çağrıya icabet ettim. Bu şekilde Suruç’a gittik. Ben oraya çocuklara jimnastik ile tanıştırmak için bazı jimnastik aletlerini götürmüştüm. Kürdistan’ın dört bir tarafından insanlar gelmişlerdi. Herkes o dayanışmaya destek vermek bir şeyler götürmek istiyordu” diye belirtti.
    ‘PARÇALANMIŞ BEDENLERE BASARAK GİTTİM’
    Patlama anına ilişkin de konuşan Türkay, şunları dile getirdi: “Patlama anında sanki arkamdan biri kafama sopayla vurdu sandım. Ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Sonrasını hatırlamıyorum. Belli süre sonra gözümü açtığımda ağır şekilde çığlıklar kulağımda yankılanıyordu. ‘İkinci bir bomba var, kaçın’ sesini duyduğumda anladım ki bomba patlamış. Sonra ben kalkmaya çalıştım ama sağ kolum sağ bacağım yok sandım. Sonra sol bacağımın üzerinden kalkarak yürümeye çalıştım. Aşağıya baktım arkadaşlarımın parçalanmış bedenlerine basıyordum. Gözlerimi kapattım kapıya kadar öyle gittim. Beni kapıda bir arkadaş gördü. Diğer arkadaşları çağırdı gelip beni aldılar. Kapının önünde de siyah bir jeep vardı. Beni ona atmak istediler ama o kaçtı. Kamera görüntülerinde bunun plakasız olduğunu daha sonra tespit ettik. Sonra beni bir belediye aracına atıp Suruç Devlet Hastanesine oradan da Urfa’ya sevk ettiler. Urfa’ya geldiğimizde doktorun ‘bendesin kendini bırakabilirsin’ dediğini hatırlıyorum. Ben zaten o anda uyku haline girmişim. Burada iki defa kalbim duruyor ikisinde de çalıştırıyorlar. Doktorlar beni yaşatmak için çok büyük bir çaba sarf etmişlerdi.”
    ‘HAYATIMDA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER OLDU’
    Patlamanın birçok şeyi yeniden görmesini sağladığını ve bununla birlikte kararlılığının yükseldiğini dile getiren Türkay, hayatında çok köklü değişikliklerin olduğunu söyledi. Türkay, yaşadığı değişiklikleri şöyle ifade etti: “Daha önce kaybedecek şeylerim maddi ve gelecek temelliydi. Yani mevcut sistem içerisinde bir beklenti ve bunun karşılanması üzerinden beyhude bir çaba içerisindeydim. Ama şuanda daha büyük bir iddia için çaba sarf ediyorum. İddia o ki daha güzel ve yaşanılır bir dünya ve bir Türkiye. Bunun için bir çaba içerisinde olmaya çalışıyorum.”
    ‘HALKLAR ARASINDA ÖNEMLİ BİR BULUŞMA’
    Kobanê için başlatılan dayanışmanın Gezi’deki dayanışmanın daha üst bir tezahürü olarak kendisine umut olduğunu vurgulayan Türkay, “Gezi’de Kürt halkı ile Türk halkı arasında önemli bir buluşma gerçekleşti. Suruç Katliamı da aslında Kürt direnişi ile Türkiye’nin diğer halklarının direnişinin birleşmesine dönüktü. Çünkü bu birleşme olduğu taktirde bugünkü iktidar veya zorba düzeniyle iktidarlarını sürdürmeye çalışanlar sekteye uğruyor. Bundan dolayı bu mücadelenin önüne set çekmek istediler” dedi.
    ERDOĞAN KATLİAMIN STARTINI VERDİ
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinde önce “400 sandalyeyi verin bu iş huzur içinde çözülsün” sözünü hatırlatan Türkay, bu mesajla katliamın ilanının verildiğinin altını çizdi. Bu huzur vermeme ilanının 7 Haziran’da hükümetin düşmesiyle birlikte hemen harekete geçirildiğini belirten Türkay, “20 Temmuz Suruç Katliamı, 10 Ekim Ankara Katliamı bunun için gerçekleşti. Bu iki büyük huzur vermeme halinin planlı olduğunu biz o gün söylediğimizde insanlar; ‘Bunlar katliamda çok yara aldılar bir intikam duygusu içindeler normaldir. Bunu mazur görmek lazım’ diyorlardı. Böyle bir durumda adalet mücadelesi vermeye çalışıyoruz” dedi.
    ‘BİR AKP GİDER BİR AKP GELİR’
    Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Eğer 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanların ne olduğunu açıklarsak kimse yerinde oturamaz” sözlerini de hatırlatan Türkay, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu söz aslında kendi kendini ihbar etmedir. İtiraf niteliğindeki bu açıklama belki şimdiki mahkemelerde ele alınmıyor olabilir ama yarın özgürleşecek mahkemelerde bunların hesabı sorulacak. Bunlar yaşanan katliamın bizzat özneleridir ve bunu itiraf ediyorlar. Suruç ve Ankara katliamları Türkiye’nin karanlıktan kurtulup demokratikleşmesi için çok önemli bir kesit. Bunların hesabı sorulmadan Türkiye’nin aydınlığa kavuşmasının imkanı yok. Bu karanlıktan kurtulma bununla yüzleşmekten geçer. Bugün Türkiye’de demokrasi isteyen kim varsa iki katliamın peşine düşmesi lazım.  Bunun peşine düşmeden Türkiye’de demokrasi olmaz. Bir AKP gider başka bir AKP gelir. Ben hem bu iki katliamın hesabının sorulmasından hem de Türkiye’nin demokratikleşmenin uzağında olmadığından dolayı umutluyum.”
    Kaynak : MA
  • Gazeteci Deniz Yücel’e 2 yıl 9 ay hapis cezası

    Gazeteci Deniz Yücel’e 2 yıl 9 ay hapis cezası

    Die Welt gazetesi Türkiye eski muhabiri Deniz Yücel’e 2 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Yücel, iki ayrı suçtan da beraat etti.

    Die Welt gazetesi Türkiye eski muhabiri Deniz Yücel’in “örgüt propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuksuz yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 32’ Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya Yücel katılmazken, avukatı Veysel Ok hazır bulundu.

    Avukat Veysel Ok, müvekkilinin beraat etmesini talep etti.

    2 YIL 9 AY HAPİS CEZASI

    Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın üzerine atılı “PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan, suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, yapılan paylaşımların içeriğini dikkate alarak Deniz Yücel’in önce 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Heyet, sanığın suçu basın yoluyla işlediği ve değişik zamanlarda aynı suçu işlediği gerekçesiyle cezada artırım uygulayarak 2 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti.

    Heyet, sanık Deniz Yücel’in üzerine atılı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlarından beraatine karar verdi.

    SUÇ DUYURUSU

    Ayrıca mahkeme Yücel’in “Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen aşağılamak” ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlarını oluşturduğuna kanaat getirerek, Deniz Yücel hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

    NE OLMUŞTU?

    14 Şubat 2017’de kendi isteğiyle ifade vermek için gittiği emniyette gözaltına alınan Yücel, 27 Şubat 2017’de “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve terör propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Silivri Cezaevi’ndeki bir yıllık tutukluluğunun ardından 16 Şubat 2018’de İstanbul 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Yücel, Almanya’ya dönmüştü. Anayasa Mahkemesi, 2019 yılı Haziran ayında Yücel’in başvurusunu karara bağlayarak bir yıl boyunca Silivri Cezaevi’nde tutulan Yücel’in hem kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının hem de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetmişti. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Şubat ayındaki duruşmada savcılık 15 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteminde bulunmuştu.

  • Galler’de bağımsızlık tartışması

    Galler’de bağımsızlık tartışması

    Brexit’in ardından birlikten ayrılma yönündeki desteğin rekor düzeye ulaştığı Galler’de parlamento, tarihinde ilk kez bağımsızlığı gündeme aldı. Bu ‘tarihi’ adımda, salgında benimsenen bağımsız ve merkezi hükümetten daha etkili olduğu açıkça görülen politika da etkili oldu.

    Britanya’nın AB’den ayrılmasıyla birlikte ülkeyi oluşturan İngiltere, İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda bölgelerinin birliği soru işaretine dönüşürken bağımsızlık sesinin yükseldiği bölge bu kez Galler oldu.

    Galler parlamentosu Senedd, tarihinde ilk kez bağımsızlığı gündeme aldı. Milliyetçi parti Plaid Cymru’nun çağrısı üzerine bu akşam toplanacak olan parlamento, Britanya’dan ayrılmayı öngören tasarıyı tartışacak.

    ‘Tarihi’ hamle, bağımsızlığa verilen desteğin rekor boyuta ulaştığını gösteren kamuoyu araştırmasının ardından geldi. Buna göre halkın yüzde 25’i ayrılığı destekliyor.

    Bu oran, her ne kadar halkın yüzde 54’ünün bağımsızlığa destek verdiği İskoçya’nın çok gerisinde görülse de, ocak ayından bu yana yüzde 4 artması bakımından önemli sayılıyor.

    Plaid Cymru’nun Lideri Adam Price, Galler’in koronavirüs krizinde benimsediği İngiltere’den bağımsız yaklaşımıyla ‘kendini ispatladığını’, merkezi yönetimin ‘yetersizliğine ve işlevsizliğine’ karşı kendi halkını koruyabildiğini savundu.

    Price, “Bu krizden çıkarken statükoya geri dönemeyiz. Statüko Galler’i başarısız kıldı. Yetersiz yatırım ve haksız fon dağılımı, yerine getirilmeyen sözlerden oluşan bu eşitsiz sistemin ana sorunu; ki bu sistem Westminster’daki Toryler (Muhafazakâr Parti) tarafından üretiliyor ve hiç değişmeyen statükoya verdikleri destek nedeniyle İşçi Partisi tarafından da savunuluyor” dedi.

    Önlem almakta geciken İngiliz hükümetinden farklı olarak sıkı sosyal mesafe ve karantina kurallarını hayata geçiren Galler’de bu ay üst üst dört gün hiç can kaybı yaşanmadı. Halkın yüzde 62’si de Galler’de krizin iyi yönetildiğini düşünürken, bunların sadece yüzde 34’ü İngiliz hükümeti için aynı şeyi söylüyor.

    Ancak Adam Price başta olmak üzere bağımsızlığı savunan kesimler, Galler Başbakanı ve İşçi Partisi Lideri Mark Drakeford yönetiminin statükoyu destekleyeceğini belirtiyor.

    Nitekim hükümet sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Galler hükümetinin görüşü açıktır; Galler’in çıkarları, en iyi şekilde, güçlü bir devir anlaşması yoluyla güçlü bir Britanya’da sağlanır” ifadelerine yer verildi.

  • İngiltere’de koronavirüs salgını döneminde ‘bir milyon kişi sigarayı bıraktı’

    İngiltere’de koronavirüs salgını döneminde ‘bir milyon kişi sigarayı bıraktı’

    İngiltere’de yapılan araştırma, Nisan ayından bu yana bir milyondan fazla insanın sigarayı bıraktığını ortaya koyuyor. Bu, Sigara ve Sağlık Hareketi (Ash) isimli sigara kullanımıyla mücadele vakfına göre son 10 yılda görülen en yüksek sayı.

    Son dört ay içinde sigarayı bırakan kişilerin yüzde 41’i, birincil sebebin koronavirüs olduğunu belirtti.

    Londra’daki University College London (UCL) Hastanesi’nin araştırması da henüz yılın ilk altı ayı geçmiş olmasına karşın 2020’nin en fazla sigara bırakılan yıl olduğunu ortaya koyuyor.

    UCL’in araştırması 2007 yılından bu yana her yıl yapılıyordu.

    İngiltere hükümeti sağlık kurumları, sigara kullananların daha ağır Covid 19 semptomları gösterebileceği uyarısını yapıyor.

    15 Nisan ve 20 Haziran arasında YouGov isimli araştırma şirketi tarafından Ash adına 10 bin kişilik bir örnek grup seçilerek, sigara alışkanlıkları takip edildi.

    Sonuçlar da İngiltere genelinde sigara bırakma oranlarını tahmin etmek üzere nüfusla orantılı olarak hesaplandı.

    Son 4 ayda sigarayı bırakan kişilerin yarısına yakını, kararlarında doğrudan koronavirüs salgınının etkili olduğunu belirtiyor. Bunun altında da farklı sebepler olabilir: Sağlık konusundaki endişeler, karantina sırasında tütün ürünlerine erişim zorluğu ya da sosyal içicilerin dahafazla sosyal ortama girmemesi gibi…

    UCL de 2007’den bu yana yaptığı çalışmada, her ay 1000 kişinin sigara alışkanlıklarını takip ediyor. Haziran 2020’de sigara içenlerin bulunduğu araştırmaya katılanların yüzde 7.6’sı sigarayı bıraktı. Bu da, araştırma başladığından bu yanai yani 13 yıldır görülen en yüksek sigara bırakma oranının neredeyse üç katı kadar fazla.

    2007’den bu yana, araştırmaya katılanlar arasında ortalama sigara bırakma oranı yüzde 5.9 oldu.

    Ash Direktörü Deborah Arnott, “Bir milyondan fazla sigara tiryakisi Covid-19 İngiltere’ye ulaştığından beri sigarayı bıraktı. Ancak milyonlarca kişide devam ediyor” dedi.

    2019’da İngiltere’de sigara içenlerin sayısının yaklaşık 7 milyon olduğu tahmin ediliyor.

    Newcastle’da yaşayan Terrence Craggs, ocak ayında ve mart ayında iki kez solunumda zorluk yaşayınca hastaneye kaldırıldı. Koronavirüs testi negatif çıkmasına rağmen oksijen bağlanarak tedavi edildi. İkinci kez iyileşmesinin ardından sigarayı bıraktı:

    “Çok zor nefes alıyordum. Tüm bu süre boyunca azıcık hava için çabalıyordum. Pandemi bir teşvik oldu, tabii aslında bu dönemde sigarayı bırakmak daha zor çünkü çok stresliyiz.”

    Ülkenin kuzey doğusu, 2005’ten bu yana sigara bırakma oranlarının en yüksek olarak tespit edildiği bölge oldu.

    Riskler neler?

    Zoe Covid Semptom Takipçisi isimli uygulamanın verilerine göre, sigara içen Covid-19 hastalarında, içmeyenlere göre yüzde 14 daha fazla oranda şu üç semptoma rastlandı: Yüksek ateş, aralıksız öksürük ve nefes darlığı.

    Guy’s and St Thomas’ Hastanesi ve King’s College London’da çalışan uzmanlar tarafından geliştirilen uygulamayla, İngiltere genelinde 2.4 milyondan fazla katılımcı takip edildi.

    Bu takibin sonucunda Covid-19 testi pozitif çıkan kişiler arasında sigara içenlerin, içmeyenlere göre hastaneye kaldırılma oranının iki katından fazla olduğu ortaya çıktı.

    ABD’de yapılan bir araştırma da, Covid-19 sebebiyle hastaneye kaldırılanlar arasında sigara içenlerin hayatını kaybetme ihtimalinin, içmeyenlere göre 1.8 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.

  • Coronavirus: AB’nin ‘güvenli ülkeler’ listesinde Türkiye yine yok

    Coronavirus: AB’nin ‘güvenli ülkeler’ listesinde Türkiye yine yok

    Avrupa Birliği (AB), her 15 günde bir yenilenen “güvenli ülkeler listesinde” Türkiye’ye yine yer vermedi.

    Türkiye hala, “zorunlu haller dışında gidilmemesi gereken ülkeleri” simgeleyen turuncu listede yer alıyor.

    BBC Türkçe’deki habere göre, Avrupa makamları, tatil ya da aile ziyaretinin zorunluluk olmadığına işaret ederek, bu nedenlerle Türkiye’ye gidilmemesi uyarısında bulunuyor.

    Başta Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, Türkiye’den dönenlere 14 günlük zorunlu karantina uyguluyor.

    AB tarafından 1 Temmuz’da açıklanan güvenli ülkeler listesinde, vaka sayılarının yüksek olduğu gerekçesiyle Türkiye yer almamıştı. Coronavirus vaka sayısı 100 bin kişide 16 ve aşağısı olan ülkeleri güvenli sayan AB, Türkiye’de bu rakamın 23,5 olduğunu bildirmişti.

    Brüksel yönetimi, vaka sayılarının azalması durumunda 15 Temmuz’da yapılacak güncellemede, Türkiye’nin güvenli ülkeler arasına alınabileceğini açıklamıştı.

    Ancak son yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’de Coronavirus vakalarının hala 100 bin kişi başına 20 civarında olduğu belirtildi. Bu nedenle de Türkiye, zorunlu haller dışında gidilmemesi gereken ülkeler arasında yer aldı.

    Türkiye gibi turuncu listede yer alan ülkelere seyahat edenler, dönüşlerinde 14 günlük zorunlu karantina uygulamasına tabi tutulacak. Avrupa’daki sigorta şirketleri de, zorunlu haller dışında gidilmemesi istenen ülkeleri, güvence kapsamından çıkardı.

    Türkiye’den dönüşlerinde 2 hafta karantinaya tabi tutulanlar, bu süreyi yıllık izinlerinden düşemeyecek. Bunun da, çalıştıkları iş yerleri ile zorun yaşamalarına neden olacağı belirtiliyor.

    AB, 1 Temmuz’da güvenli ülke ilan ettiği Sırbistan ve Karadağ’ı da, son dönemde Coronavirus vakası sayılarındaki artış nedeniyle yeniden turuncu listeye aldı.

    AB üyesi Bulgaristan da, vaka sayılarının hızla arttığı gerekçesiyle Avusturya ve Hollanda tarafından turuncu listeye alındı. Turuncu listedeki ülkelerden dönenler, 14 gün karantinaya alınacak.

    Kara yoluyla anavatanlarına giden Avrupa’daki Türkiye kökenli göçmenlerin yolu üzerinde bulunan Bulgaristan ve Sırbistan’ın karantina kapsamına alınmasının, dönüş yolunda sıkıntı yaratabileceği belirtiliyor.

    Avusturya hükumeti, Bulgaristan, Romanya ve Moldovya’dan gelenlere zorunlu karantina uygulayacak. Bu ülkelerden transit geçiş yapanlar ise, son 48 saat içinde yaptırdıkların testin sonuçlarının negatif olduğunu gösteren raporu Avusturya makamlarına iletmeleri durumunda karantinadan muaf tutulacaklar.

    Ancak, Türkiye’de test yaptırıp yola çıkan kişilerin, gümrük kapılarındaki yığılma ve yol boyunca yaşanacak olası aksaklıklar nedeniyle 48 saatlik süreyi aşabilecekleri, bu durumda da, 14 gün zorunlu karantinaya tabi tutulacakları belirtiliyor.

    FAS İÇİN DE UYARI GELDİ

    Türkiye gibi Avrupa’ya çok sayıda göçmen gönderen ülkelerden biri olan Fas ise, AB’nin güvenli ülkeler listesinde yer aldı.

    Ancak, Avrupa’daki hükümetler, Faslı göçmenlere, “bu yaz ülkenize gitmeyin” çağrısı yapıyor.

    Avrupa – Akdeniz Göç ve Kalkınma Merkezi’ne (EMCEMO) göre, Fas’taki Coronavirus vakalarına ilişkin rakamlar yeterince şeffaf değil.

    Zorunlu testin neredeyse imkansız ve çok pahalı olduğunu belirten merkeze göre, Fas’ta hala birçok şehir salgın nedeniyle kilit altında.

    EMCEMO, böyle bir ortamda Fas’a gitmenin büyük bir macera olduğunu ve zorunlu olmadıkça gidilmemesi gerektiğini bildirdi.

    AB, güvenli ülkeler listesini 1 Ağustos’ta yeniden güncelleyecek.

  • HDP’li vekil hakkında ‘uzaklaştırma’ kararı

    HDP’li vekil hakkında ‘uzaklaştırma’ kararı

    Eşi Ebru Işık’ı darp ettiği iddia edilen HDP Muş Milletvekili Mensur Işık hakkında “uzaklaştırma” kararı alındı.
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Mensur Işık’ın dün gece saatlerinde, öğretmen eşi Ebru Işık’ı Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan evinde darp ettiği iddia edildi. Ebru Işık’ın hastaneye götürülmesi üzerine olayın adli mercilere yansıdığı belirtildi.
    Etimesgut ilçesinde bulunan bir özel hastanede tedavi olan Ebru Işık’ın, eşi hakkında şikayetçi olduğu ve sonrasında konuya ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında HDP’li Işık hakkında uzaklaştırma kararı verildiği ifade edildi.
    HDP’nin ilerleyen saatlerde konuya ilişkin açıklama yapması bekleniliyor.