Author: ali

  • King’s College araştırması: ‘Koronavirüste antikor birkaç ay içinde kayboluyor, hastalığa grip gibi sürekli yakalanabiliriz’

    King’s College araştırması: ‘Koronavirüste antikor birkaç ay içinde kayboluyor, hastalığa grip gibi sürekli yakalanabiliriz’

    İngiltere’de yapılan bir çalışma, koronavirüse yakalanıp iyileşenlerin birkaç ay içinde bağışıklığını yitirebileceğine ve gripte olduğu gibi her yıl yeniden hastalanabileceğine işaret ediyor.

    Türünün ilk örneği olduğu belirtilen araştırma kapsamında Londra Guy’s and St Thomas Hastanesi’ndeki 90’dan hasta ve sağlık çalışanının bağışıklık sistemi tepkileri incelendi.

    Virüse karşı savaşan antikorların seviyesinin ilk belirtiler göründüğü andan itibaren yükselerek üç hafta içinde zirveye çıktığı ve sonra hızla azalmaya başladığı görüldü.

    Bağışıklık seviyesi 23’te bire düştü

    Kan testlerine göre, hastaların yüzde 60’ı virüsle savaşlarının doruk noktasında güçlü bir antikor tepkisi geliştirdi.

    Üç ay sonra bu hastaların sadece 17’sinde bağışıklık seviyesinin korunduğu ortaya çıktı. Aynı dönem içinde bağışıklık seviyesi 23’te bire düştü. Bazı vakalarda ise hiç antikor bulunamadı.

    King’s College Üniversitesi’nin yaptığı çalışmaya öncülük eden Dr. Katie Doores, “İnsanlar, virüse karşı makul seviyede antikor geliştiriyor ancak bu seviye, zirvenizin ne kadar yüksek olduğuna bağlı olarak kısa sürede düşmeye başlıyor. Bu zirve noktası, antikorların ne kadar vücudunuzda kalmaya devam edeceğini belirliyor” dedi.

    Bu çalışmanın hastalığa karşı aşı geliştirilmesi ve zaman içinde sürü bağışıklığının kazanılması sürecinde olabileceklere ilişkin ipuçları verdiği belirtiliyor.

    ‘Aşı uzun süreli koruma sağlamayabilir’

    Uzmanlara göre bağışıklık sisteminin koronavirüse karşı mücadele için farklı yolları var. Fakat çalışma, antikorların ana savunma mekanizması olduğu durumlarda insanların dönem dönem gelebilecek dalgalarda yeniden hasta olabileceğine ve aşının uzun süre koruma sağlayamayabileceğine işaret ediyor.

    Dr. Doores, “Eğer enfeksiyonunuzda antikor seviyeniz iki-üç ay içinde zayıflamaya başlıyorsa aşı da muhtemelen aynı şeyi yapacak. İnsanların takviye alması gerekecek ve bir doz yeterli olmayabilecek” dedi.

    Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği aşıyla ilgili araştırmanın ilk sonuçları da aşının, makak maymunlarında hastalığa yakalanmış insanlarınkine kıyasla daha az antikor ürettiği ortaya çıktı.

    Buna göre aşı hayvanları ağır enfeksiyonlara karşı koruyor. Ancak hayvanlar tekrar hastalığa yakalanabiliyor ve başkalarına hastalık geçirebiliyor.

    Imperial College’dan Prof. Robin Shattock, klinik deneylerin yolunda gitmesi halinde geliştirdikleri aşının gelecek yılın ilk yarısında hazır hale gelebileceğini, ancak geliştirilme aşamasındaki herhangi bir aşının sonuç vereceğinin garantisi olmadığını ve enfeksiyonu önlemek için ne tür bir bağışıklık tepkisine ihtiyaç duyulduğunun bilinmediğini söyledi.

  • Çin’den İngiltere’ye uyarı: Huawei’yi yasaklamak size pahalıya mal olacak

    Çin’den İngiltere’ye uyarı: Huawei’yi yasaklamak size pahalıya mal olacak

    Çin, ABD Başkanı Donald Trump’ın uyarısı sonucu harekete geçerek Huawei’yi 5G ağlarında yasaklayan İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a uyarı geldi. Çin, bu hamlenin yatırım anlamında İngiltere’ye pahalıya patlayacağını söyledi.

    Boris Johnson’ın Huawei ekipmanlarının 5G ağlarında kullanılmasını yasaklaması ve var olan ekipmanların 2027 yılına kadar değiştirilmesi kararı sonrası, ABD Başkanı Donald Trump krediyi kendine toplayarak, eğer ülkeler ABD ile iş yapmak istiyorsa, Huawei’yi yasaklamalı dedi.

    Ancak İngiltere’den 5 kat büyük bir ekonomiye sahip olan Çin, şirketlerin Londra’nın ulusal telekom liderini yasaklamasını izlediğini ve bu kararın Britanya’yı yatırım anlamında yaralayacağını söyledi.

    Çin Büyükelçisi Liu Xiaoming, “Bunun sadece hayal kırıklığı olduğunu değil, cesaret kırıcı olduğunu söyleyebilirim” diyerek İngiltere’nin Huawei’yi basitçe terk ettiğini ifade etti.

    Xiaoming, “Huawei’ye davranış şekliniz diğer Çinli firmalar tarafından çok yakından takip ediliyor ve bu firmaların daha fazla yatırım yapma konusundaki cesaretini zora sokuyor” dedi.

    Avrupa Birliği’nden çıkış sürecinde olan İngiltere’de Huawei’nin güvenliği konusundaki korkular Johnson’ı Çin ve ABD arasındaki rekabette bir taraf olmaya zorladı.

    Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, “İngiltere bağımsız statüsünü devam ettirmek mi istiyor yoksa ABD’nin bir derebeyliğine, bir aletine mi indirgenmek istiyor?” dedi ve Çin’in İngiltere’deki yatırımlarının büyük bir tehlike altında olduğunu ifade etti.

    İNGİLTERE VE ÇİN’İN EKONOMİK İLİŞKİLERİ

    İngiltere son 15 yılda Çin’e daha fazla bağımlı hale geldi. 2018’de ülkedeki ithalatın 54 milyar dolarlık yüzde 9’u Çin’den geldi.

    İngiliz şirketlerin Çin’e olan yatırımı da son yıllarda artış gösterdi. 2013 ve 2018 yılları arasında bu yatırımlar 2 katından fazla bir noktaya geldi. İngiltere’nin resmi verilerine göre İngiliz şiretlerinin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’de 16 milyar poundluk yatırımı bulunuyor.

    Buna karşın, Çin’li şirketlerin İngiltere’deki yatırımları 2018 senesinde 1.8 milyar poundda kalarak, ülkedeki en büyük yabancı yatırımcı olan ABD’den çok uzak bir noktada yer aldı.

    Trump, Çin’i ABD’nin en büyük jeopolitik rakibi olarak görüyor ve ülkeyi ticaret üzerinde avantaj sağlamakla suçluyor. Trump ayrıca ülkeyi “Çin virüsü” dediği koronavirüs pandemisi hakkındaki gerçekleri söylememekle de suçluyor.

    Washington ve müttefikleri, Huawei teknolojisinin Çin için ajanlık yapmak için kullanıldığını söylemiş, Huawei ise bunu reddetmişti.

    Trump, “Ülkeleri – büyük kısmını tek başıma yaptım – Huawei kullanmama noktasında ikna ettik. Çünkü bunun büyük bir güvenlik riski olduğunu düşünüyoruz” demişti.

    Konuşmasının devamında Trump, “Birçok ülkeyle bunu kullanmaması için konuştum: Eğer bizimle iş yapmak istiyorlarsa, bunu kullanamazlar. Bugün İngiltere artık bunu kullanmayacağını açıkladı” ifadelerini kullandı.

    İngiltere, Huawei’nin yasaklanma sebebinin kendi güvenlik endişeleri olduğunu ve ABD’nin uyguladığı yaptırımlar sebebiyle Huawei ekipmanlarının tedariğinin kesintiye uğraması endişesi olduğunu söyledi.

    İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, yalnızca Trump’ın bundan sorumlu olduğunu inkar ederek, “Hepimiz Donald Trump’ın biz olmadığını biliyoruz” dedi.

  • Tahliye edilmeyen Yüksekdağ: Demokratik yaşam inisiyatifi geliştirilmeli

    Tahliye edilmeyen Yüksekdağ: Demokratik yaşam inisiyatifi geliştirilmeli

    Yargılandığı davada tutukluluk halinin devamına karar verilen HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Halkımız bir siyasi ve ekonomik krizle karşı karşıya. Bu koşullarda insani, demokratik taleplerde bir yaşam inisiyatifi geliştirilmelidir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı dava görüldü. Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Yüksekdağ savunma yaptı. Pandemiyle birlikte dışarıda olduğu gibi cezaevlerinde de hakları birer birer ellerinden aldığını aktaran Yüksekdağ, Türkiye’nin önünü göremez hale getirildiğini belirtti.
    Yüksekdağ, “Bizler hapishane koşullarında önümüzü göremiyoruz. Kural, toplumsal ve hukuksal düzenin olmazsa olmazıdır. Yargılama süreçlerinde çok daha katı ve ilkeli uygulanması gerekiyordu ama dört ay boyunca en temel hakkımız olan savunma hakkı elimizden alındı. Bana kalırsa avukatların o kapalı görüş beyanına görüş yapmayı bile reddetmesi gerekiyor. Bu zihniyeti artık çok iyi biliyoruz. Bu koşullar içinde avukatlarımla savunma hazırlamam. Daha sık benim davaların bütünüyle aleni olsa bile siyasi davalardır; ben de çıkarım siyasi savunma yaparım. Bu koşullarda avukatlarımla sağlıklı insan haklarına yakışır temas ve koşul sağlamadan her şey olağan koşulunda devam ediyormuş gibi savunma yapamam. Bu hukuka aykırıdır, siyaset anlayışına aykırıdır. Siyasi kimliği bir tarafa bırakarak, bunu yapmam, fezlekelerle ilgili mazeretim budur” diye konuştu.
    BİR MASKE DAĞITAMAYAN SİYASİ İKTİDAR…
    Anlattığı gerekçelerden kaynaklı savunma yapmayı doğru bulmadığını belirten Yüksekdağ, dava dosyasında bulunan 3 fezleke hakkında cezaevindeki koşullardan kaynaklı savunma yapmayacağını söyledi. Cezaevlerindeki koşulların düzeltilmesi talebinde bulunan Yüksekdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kapalı görüş mekanlarında her şeyimiz kayıt altına alınıyor. Tedbir altında bir dizi yasak ve kısıtlama var, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Virüse karşı insanlar savunmasız. Bu kriz çok daha önce çözülebilecekken siyasi iktidarın beceriksizliği nedeniyle faturanın halka çıkarıldığını görüyoruz. Kapitalizmin aşırı kar hırsı, devletlerin gözünü kör ettiği koşullarda bu tür felaketlerin yaşanmaması mümkün değil. Bir acı gerçek de ortaya çıktı, hiçbir devlet toplumu koruyacak pozisyonda değil. Devlet bir kalkan enstrümanıdır ama böyle bir devlet olma özelliğini tamamen bitirmiş durumda. Bize, kendi halkına ücretsiz maske dağıtmayan bir siyasi iktidar ne kadar mükemmel bir politika uygulayabilir ki. Bu süreçte siyasi iktidar avukatımla görüşme hakkımı gasp ediyor. Salgın sürecinin üstesinden gelebilmenin ilk yolu halk sağlığıdır. Amerika’da niye yer yerinden oynadı çünkü halk sağlığı üzerine kurulu bir sistemleri yok. Geriye baktığımız 20 yıl içerisinde toplum sağlığı tamamen rafa kaldırıldı; çocukluğumda hatırlarım sıtma salgınları çok fazla yaşanırdı, kapı kapı dolaşırdı sağlık çalışanları, 1980’nin başında bahsediyorum. Toplumsal zenginliğin çok daha düşük olduğu koşullarda felaketleri engellemek için kapı kapı sağlık çalışanları dolaşırdı. 83 milyonun yarısına test yapmayı başaramamış bir siyasi iktidar mükemmellik göstermesin.”
    YARGIDA DARBE
    Mutlak tecrit ve hapishanedeki hak ihlalleri konusunda sahiplenmenin geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Yüksekdağ, bugün 15 Temmuz darbe girişiminin artçı darbelerinin yaşandığını vurguladı. Yargı alanının bu darbenin geliştiği alanlardan biri olduğunu ifade eden Yüksekdağ,  Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) denge denetleme kurumu haline geldiğini belirtti. AYM’nin Anayasa’dan doğan gücü ile denetleme mekanizması olarak çalışması gerektiğine dikkat çeken Yüksekdağ, “AYM, oluşan haksızlıkları ortadan kaldıracak iyileştirici bir rol ortaya koyamıyor. AYM’nin en önemli faktörlerinden birisi, haksız yargılama süreçlerinde ulusal mahkemeler arsında bir tampon görevi görmek. Ama 20 yılın yığılması var. Bir baraj olarak kurulmuş AYM’de korkunç bir yığılma var. Yargı kurumu bunun altından nasıl kalkacak? Dünyada neredeyse eşi benzeri görülmemiş bir tablo ortaya çıkarıldı; Yargıtay’ın durumu ortada. Bu sadece devlet krizi değil, memleket krizidir. 100 bin insan adil yargılama talebiyle başvuru yapmış; korkunç bir başvuru var, bunların her birisi de siyasi iktidarın yargı operasyonları sonucudur” ifadelerini kullandı.
    MAHKEMELERE OPERASYON 
    Gezi’de söylenen “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganının bugün de güncelliğini sürdürdüğüne işaret eden Yüksekdağ, “Olağanüstü şatlarla karşı karşıyayız. Durmadan siyasi iktidar yargıya talimat veriyor. HDP’nin iki eşbaşkanı olarak iki defa tutuklanarak hapiste tutuluyoruz. Selahattin Demirtaş’ı 10 yıl hapiste tutmak için ikinci tutuklama kararı verildi. Bize operasyon yapıyorsunuz; kendi mahkemenize niye yapıyorsunuz? Kötülük icat etme yetenekleri bazen köreliyor demek ki, tekrara düşüyorlar. Kendi sistemlerini de katlederek bunu yaptılar. Bir tanesi çıkıp kral çıplak diyemiyor” dedi.
    ÖLÜM ORUCUNDAKİLERİ SELAMLADI 
    Hukukun aynı zamanda insani olması gerektiğine dikkati çeken Yüksekdağ, Türkiye’de hukukun insani özelliğini yitirdiğini belirterek, “Hukuk tamamen siyasi iktidarın uzvuna dönüştürülmüştür” diye belirtti. Türkiye’de insanların ve hukukçuların adil yargılanma talebiyle ölüm orucuna başladığını kaydeden Yüksekdağ,  ölüm orucunda bulunan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ı selamladı. “Adil yargılanma talebiyle Türkiye’de ilk defa açlık grevi yapılıyor” diyen Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Bu memlekette çeşitli taleplerle açlık grevi ve ölüm oruçları yapıldı ama bakın talepler hangi seviyeye geldi. Bu memlekette hukukçular adil yargılanma talebiyle ölüm orucu yapıyorsa bu siyasi iktidarın suratına inmiş bir tokat olması gerekir. O insanların bedenlerinden başka koyacak bir şeyleri yok; güvenecek hiçbir kurum kalmamış. Bu kitlesel düzeye yayılırsa kimse şaşırmasın. Çünkü insanların güvenebileceği bir şey kalmadı, siyasi kurumların tamamında bir zorbalık hakim, bu koşullar içerisinde toplumsal güven de tamamen ortada kalkar. Kaybedeceği bir şeyi kalmayan toplumun her şey yapması ve savunması mecburdur. ‘Ben vurayım vurayım bunlar da sokağa çıksın hepsini hapse atayım’ diyor. Biz bu koşullar içerisinde adaletin sağlanabilmesi için toplumsal muhalefetin olması bilincindeyiz. En azından asgari ve zorunlu bazı kuralların yerine getirilmesi gerekir. Türkiye’de kuralsızlık egemen hale getirilmiştir. Biz demokratik kurallar ve insani kurallar üzerinden yeni bir normalleşme istiyoruz bu normalleşme için halkımızın bir arada mücadelesi çok önemlidir. İnsanlar sağlıklı, huzurlu ve güvenlikli yaşamamanın nasıl bir şey olduğunu bu süreçte gördüler. Halkımız bir siyasi ve ekonomik krizle karşı karşıya. Bu koşullar içerisinde insani, demokratik taleplerde bir yaşam inisiyatifinin geliştirilmesi gerekiyor.”
    DEMİRTAŞ KARARI YÜKSEKDAĞ’I BAĞLAR 
    Yüksekdağ’ın savunması ardından avukatlar söz aldı.
    Avukat Ruken Gülağacı, Anayasa Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş kararına değinerek, Yüksekdağ’ın da aynı durumda olduğunu söyledi. Gülağacı, “AYM kararı başkası hakkında verilmiş  diye yok sayılacak bir karar değil. Kararı inceleme fırsatınız olduysa karar birebir Figen Yüksekdağ’ı bağlar, kararın esasında Demirtaş’ın tutuklunun makul süreyi aştığını söylüyor. Bizim söylediğimiz her şeyi AYM gerekçeli kararına yerleştirilmiştir” dedi.
    Avukat Sezin Uçar, müvekkilinin ifadesinde hapishane koşulları hakkında beyanda bulunduğunu belirterek, “Müvekkilimiz dört yıla yaklaşan tutukluk süreci içerisinde hakları kısıtlanmış, savunmasını bu nedenle parça parça ifade etmiştir. Bu sürecin ne kadar süreceği ve müvekkilimizle ne zaman açık görüş yapabileceğimiz belirsizliğini sürdürüyor. Pandemi nedeniyle alınan kimi tedbirler suiistimale dönüşmüş durumda. Savunma hakkımız kısıtlanmayacağı bir şekilde diğer dosya ilgili daha sonra beyanda bulunacağız” diye konuştu.
    Yüksekdağ ve Demirtaş hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ikinci kez tutuklanma verildiğini anımsatan Uçar, “Türk yargı tarihi tarafından aynı fiil nedeniyle ikinci defa tutuklanmış olmaları bir istisna. Mevcut yasalarda hukuksal normlara dahi riayet edilmediğini görüyoruz. Tutukluğunun devamı kararı hukuki değil” dedi.
    TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA 
    Ardından söz alan iddia makamı, Yüksekdağ hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin müzekkere yazılarak, dosyanın istenmesini ve incelenerek, dosyayla bağlantılı olup, olmadığının tespit edilmesini talep etti.
    İddia makamı ise, Yüksekdağ hakkında tutukluluğun devamını istedi.
    Mahkeme heyeti tarafından duruşmaya ara verildi. Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme heyetinin bir üye hakimi, tutukluluk kararına şerh koydu.
    Bir sonraki duruşma 28 Eylül tarihine ertelendi.
  • Zindzi Mandela yaşamını yitirdi

    Zindzi Mandela yaşamını yitirdi

    Güney Afrika Lideri Nelson Mandela ve Mandikizela’nın kızları Zindzi Mandela yaşamını yitirdi.

    Güney Afrika Cumhuriyeti’nin apartheid rejimiyle mücadelesinde yer alan Winnie Madikizela-Mandela ile Nelson Mandela’nın kızları olan Zindzi Mandela yaşamını yitirdi. Zindzi’nin ölüm sebebi ise henüz öğrenilemedi.

    Güney Afrika Devlet Başkanı Matamela Cyril Ramaphosa, Twitter’dan yaptığı açıklamada “Üzüntümüz, Nelson Mandela’nın doğum gününden sadece birkaç gün önce öğrendiğimiz bu kayıpla daha da arttı” ifadelerini kullandı.

  • Koronavirüste 2. dalga uyarısı: İngiltere’de kışın yaşanacak salgında 120 bin kişi ölebilir

    Koronavirüste 2. dalga uyarısı: İngiltere’de kışın yaşanacak salgında 120 bin kişi ölebilir

    İngiltere’de hükümet için yapılan bir çalışmada, koronavirüs salgınında kışın yaşanacak ikinci dalganın ilkinden daha büyük olabileceği ve 120 bin kişinin daha hastanelerde ölebileceği öngörüsünde bulunuldu.

    Hükümetin bilim danışmanı Patrick Vallance’ın çağrısıyla, Tıbbi Bilimler Akademisi’nin 37 bilim insanıyla yaptığı çalışmada “makul bir en kötü senaryo” modeli oluşturuldu.

    ‘Virüs soğuk havada daha dayanıklı’

    Karantina önlemleriyle olası tedavi ve aşıların hesaba katılmadığı çalışmada virüsün soğuk hava koşullarında daha uzun süre dayanabileceği ve insanların evlerine kapanmasıyla hastalığın daha hızlı yayılabileceği belirtildi.

    İngiltere’de Covid-19 salgınında şimdiye kadar 44.830 kişi hayatını kaybetti. Ancak son haftalarda ölü sayısında azalma görüldü. Temmuz’da 1.100 kişi öldü.

    Yeni çalışmayla ilgili raporda Ocak ve Şubat’ta salgının zirve noktasına çıkabileceği ve bunun sonucunda 24.500 ila 251.000 kişinin daha hayatını kaybedebileceği vurgulandı.

    ‘Bu bir tahmin değil, olasılık’

    Southampton Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Stephen Holgate, hükümete sundukları rapor için “Bu bir tahmin değil, bir olasılık” dedi ve çalışmanın enfeksiyonların artmasına izin verilmesi ve Ulusal Sağlık Sistemiyle (NHS) sosyal hizmetlerde hazırlık yapılmaması halinde salgının nasıl evrilebileceğini ortaya koyduğunu belirtti.

    Uzmanlar sadece Covid-19 vakaları nedeniyle değil, grip mevsimi ve koronavirüsle bağlantısı olmayan hastalıklardan kaynaklanan yığılma yüzünden hastanelerin kışın çok büyük bir baskı altında kalabileceğini vurguladı.

    Raporda hastanelerin bekleme listelerindeki hasta sayısının yıl sonuna kadar 10 milyona ulaşabileceği belirtiliyor.

    Hükümete tavsiyeler

    Raporda hükümete şu tavsiyelerde bulunuldu:

    • Koronavirüs grip ve diğer kış enfeksiyonlarının ortak belirtileriyle baş edebilmek için test ve temas-takip programı kapasitesinin artırılması
    • Daha fazla insanın grip aşısı yaptırmasının sağlanması
    • Hastaneler ve bakımevlerinde kişisel koruyucu donanım tedariki için önlem alınması
    • Enfeksiyonları durdurmak için hastaneler ve bakımevlerinde koronavirüsten arındırılmış bölgeler oluşturulması

     

    Kaynak : BBC

  • Diyadin Belediye Eşbaşkanı Yaşar tutuklandı

    Diyadin Belediye Eşbaşkanı Yaşar tutuklandı

    Gözaltına alınan ve yerine kayyım atanan Diyadin Belediye Eşbaskanı Betül Yaşar, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Dün sabah saatlerinde evine baskın yapıldıktan sonra gözaltına alınarak Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve yerine kayyım atanan Diyadin Belediye Eşbaskanı Betül Yaşar, saatlerce süren ifade işlemlerinin bitmesi ardından savcılığa sevk edildi.

    Savcılıkta alınan ifade sonrası tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Hakimliği’ne sevk edilen Yaşar tutuklandı.

  • İngiliz gazetecilerden Ayşe Güney ile dayanışma

    İngiliz gazetecilerden Ayşe Güney ile dayanışma

    Türkiye ve Kürdistan’da Demokrasi için Gazeteciler Platformu, Ayşe Güney’in gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı.
    İngiltere merkezli Türkiye ve Kürdistan’da Demokrasi için Gazeteciler Platformu, Diyarbakır’da gözaltına alınan editörümüz ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü Ayşe Güney’in gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yayınladı.
    ‘Gazetecilik suç değildir’
    Açıklamada, “Güney’in gözaltında tutulması, gittikçe otoriterleşen bir devletin demokrasiyi ve özellikle Kürt kadınlarını hedef alan saldırılarını ortaya koyuyor” denilerek, Ayşe’nin  derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
    Gazeteciliğin suç olmadığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Biz sadece haber yapabilmek için yaşamlarını ve özgürlüklerini riske atan Türkiye’deki tüm kadın ve erkek kardeşlerimizin yanındayız. Bugün İngiltere hükümetinden, demokrasinin yeniden sağlanacağı ve tüm siyasi mahkumların serbest bırakılacağı zaman kadar Türkiye ile ticareti ve silah satışlarını askıya almasını talep ettik.”
    ‘Erdoğan özgür kadınlardan korkuyor’
    Platform Sözcüsü olan İngiliz gazeteci Steve Sweeney de gönderdiği mesajda, “Ayşe Güney’in gözaltına alınması Türk devletinin demokrasiye karşı işlediği suçlardan biri. Kadınlar, hükümetin vahşi zulmüne karşı direnişinin ön saflarında yer alıyor; Kürtler sadece Türkiye’de değil, Suriye’de de hedef alınırken Suriye’deki drone saldırısının üç kadını öldürdü” dedi.
    Steve mesajının devamında şunları söyledi: “Evinde üç buçuk saat süren bir işkenceli sorgulama sırasında köpekler tarafından yaralanan önde gelen kadın aktivist Rojbin Çetin’in yakın zamanda yaşadığı işkence ve tutuklama, Türk devletinin kadınlara olan derin nefretini ve kadın seslerini susturma girişimini gösterdi. Bu bir güç göstergesi değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özgür kadınlardan korktuğunu gösteren bir zayıflık işareti. Ayşe Güney’i serbest bırakın, Gazetecilik suç değildir.”
    Bethany: Gazeteci kızkardeşlerime saldırıları kınıyorum
     Kürt gazetecilerle dayanışma için başlatılan kardeş gazeteci kampanyasından Ayşe’nin kardeş gazetecisi olan Morning Star Gazetesi muhabiri Bethany Rielly de Ayşe  ile dayanışma mesajı paylaştı. Bethany, “Bu sabah Kürt gazeteciliğinin ve kadın hakları gazeteciliğinin önde gelen isimlerinden Ayşe, Türkiye’de gözaltına alındı. Bir meslektaşı olarak Ayşe ve diğer binlerce gazetecinin, Türkiye’de Kürtlerin rejimin ellerinde karşılaştığı gizli, gözden kaçan ve acımasız gerçekliği açığa çıkardıkları için maruz kaldıkları zulmü açıkça kınamak istiyorum. Yurtdışındaki gazeteci kız kardeşlerime bu korkunç saldırıları kınıyorum ve derhal tahliye edilmelerini talep ediyorum” ifadelerini kullandı.