Category: Haber

  • Kobanê’den Dünyaya: Faşizme karşı duralım

    Kobanê’den Dünyaya: Faşizme karşı duralım

    Riseup4Rojava, 1 Kasım Dünya Kobanê vesilesiyle 1Kasım-8 Kasım tarihleri arasında birçok merkezde etkinlik düzenleyecek.

    Platform tarafından yapılan açıklamada “Küresel olarak antifaşist mücadeleyi güçlendirmek için faşist yönetimlere karşı bütün devrimci güçleri sivil itaatsizliğe çağırıyoruz” denildi.

    Kobanê’de, DAİŞ çetelerine karşı YPJ ve YPG savaşçılarının verdiği mücadeleyi hatırlatan Riseup4Rojava, bu direnişin “1 Kasım Dünya Kobanê Günü” olarak küresel çapta kutlandığına dikkat çekti.

    Faşizme karşı başka bir dünyanın mümkün olduğunu ve bunun ancak birleşik mücadele ile yaratılabileceğini belirten Riseup4Rojava Platformu, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü kapsamında düzenlenecek bir haftalık eylem planı için şunları belirtti:

     

    1 Kasım: Dünya Kobanê Günü

    Kürt toplumu ile birlikte birçok kentte gösteriler düzenlenecek. Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve Almanya’da Kürt hareketinin kriminalize edilmesi protesto edilecek. Öcalan’ın devrimle ilgili fikirleri sokaklara taşınacak.

     

    2 Kasım: Savaş makinesine saldırın

    Alman silahlarını imal eden fabrikaları bloke edilecek, şirket binaları önünde sivil itaatsızlık eylemleri düzenlenerek, bu şirketlerin Türk devletine silah satışı protesto edilecek. 

     

    3 Kasım : Dünya çapında devrimci mücadele

    Dünya çapında önemli sosyal ayaklanmaları anlamak, tanımak ve bakış açılarını genişletmek amacıyla farklı gruplarla ortak etkinlikler veya aktiviteler organize edilecek.

     

    4 Kasım: Kadınların kurtuluşu

    Rojava’daki devrim bir kadın devrimidir. Kürdistan’da ve dünyada yaşanan ataerkil saldırılara dikkat çekmek ve Kürt kadın hareketinin başarıları hakkında toplumu bilgilendirmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenecek, feminist ablukalar gerçekleştirilecek.

    5 Kasım: sorumlu kişileri ziyaret edin

    Faşist Türk devleti ile iş yapan veya diplomatik destek veren kurum ve şahsiyetler ziyaret edilecek, faşizme karşı durmaları istenecek.

     
    6 Kasım: Ekolojiye odaklanın

    Demokratik konfederalizmin temel taşlarından biri ekolojidir. Geçtiğimiz sonbaharda Türkiye’nin Rojava’ya yönelik işgal saldırıları sürecinde “Fridays For Future” iklim adaleti hareketi ve yerel gruplarla geniş bir dayanışma dalgası yaratıldı. Bu dayanışma çerçevesinde yeniden sokaklara çıkalım, büyük kalabalıklar ve ablukalar oluşturalım.

     

    7 Kasım: Anti-faşizm

    Riseup4Rojava’nın hedeflerinden biri de anti-faşist cephe inşa etmektir. Bu bizim için ne anlama geliyor? Faşizmden ne anlıyoruz ve Türk ve Alman faşizmi tarihsel olarak nasıl ilişki içinde? Dünya çapında faşizme karşı mücadeleyi nasıl birleştirebiliriz? Bu kapsamda fikir alışverişi yapılacak, bilgilendirmeler yapılacak.

     

    8 Kasım: Devrim şehitleri anması

    Devrim mücadelesinde şehit düşenler için anma etkinlikleri düzenlenecek. Aynı zamanda 9 Kasım’a atıfta bulunarak tüm faşist ve ırkçı şiddet kurbanları anılacak. 

     

    Riseup4Rojava Platformu, 12 ülkeden 41 demokratik ve devrimci örgütten oluşuyor. Kampanyada Katalonya’dan CNT ve CGT sendikaları, İtalya’dan özerk InfoAut ağı, İngiltere’den Plan C ve Rojava Enternasyonal Komünü gibi örgütlenmeler aktif yer alıyor.

    Daha geniş bilgi için: https://riseup4rojava.org/

  • Kandilli Rasathanesi: Artçılar 15 gün sürebilir

    Kandilli Rasathanesi: Artçılar 15 gün sürebilir

    Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, İzmir açıklarındaki depremde 30-40 kilometrelik bir fay hattının kırıldığını söyledi.

    İzmir’in Seferihisar açıklarında 6,6 büyüklüğünde meydana gelen depreme ilişkin Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener açıklamalarda bulundu.

    Özener, depremin normal bir deprem olduğunu ve şuana kadar 21 artçı depremin meydana geldiğini söyledi. 30-40 kilometrelik fayın kırıldığını belirten Özener, “1.5 saatte 21 artçı deprem meydana geldi. Artçıların 1 hafta-15 gün kadar sürmesi bekleniyor. Doğal prensip olarak da yaklaşık 1 derece altına kadar, 6 civarında da artçılar bekleyebiliriz. Bugün tsunami meydana geldi. Deprem olduktan tam 9 dakika sonra üye ülkelere tsunami uyarı mesajını gönderildi. Vatandaşlardan isteğimiz kıyı bölgelerindeyseniz hızla kıyı bölgesinden uzaklaşarak barınmakta fayda var. Artçıların süreceği çok açık. Evlere girmemekte ve artçılara hazırlık olunmalı” dedi.

  • AFAD: 6 kişi hayatını kaybetti, en az 202 kişi yaralandı

    AFAD: 6 kişi hayatını kaybetti, en az 202 kişi yaralandı

    AFAD, İzmir Seferihisar ilçesinde meydana gelen 6,6 şiddetinde bir depremde ilk belirlemelere göre 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve en az 202 kişinin de yaralandığını duyurdu.

    İzmir’de saat 14.51’de merkez üssü Seferihisar ilçesi olan 6,6 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Deprem ardından bölgeden ilk elden bilgiler de gelmeye başladı.

    Yıkımın yoğun olduğu Bayraklı ilçesinde bulunan Manavkuyu Mahallesi Sakarya Caddesi’nde yıkılan bir binada 60 kişinin olduğu tahmin ediliyor. Binadan bir saat içinde 7 kişi çıkarıldı. Çıkarılanlar arasında birinin bebek olduğu öğrenildi.

    AVUKATLARIN OLDUĞU BİNADA YIKIM

    Manavkuyu’da ÖHD’li avukatlarının yanı sıra çok sayıda avukatlık bürosunun bulunduğu bir bina da yıkıldı, enkaz altında kalan avukatlardan Esercan Turgut’un (27) durumunun iyi olduğu ve enkaz altından kurtarılmayı beklediği belirtildi.

     

    TRAFİK YOĞUNLUĞU YAŞANIYOR

    Yıkılan binalarda arama kurtarma çalışmaları devam ederken, İzmir genelinde camilerden anonslar geçilerek yaşanan yoğunluk nedeniyle özel araçlarla trafiğe çıkılmaması uyarısında bulunuluyor. Bölgede artçı sarsıntılar devam ederken, çok sayıda hasarlı bina olduğu bilgisi de mevcut. Telefon ve internet erişiminde sorunlar yaşanmaya ve yurttaşların dışarıda endişeli bekleyişleri ise sürüyor.

    Öte yandan Alsancak ilçesinde de bir köprünün yıkıldığı gelen görüntüler arasında. Seferihisar ilçesinde ise küçük çaplı tsunami nedeniyle deniz taşması meydana geldi. Yetkililer denizden uzak durulması konusunda çağrıda bulundu.

     

    AFAD: 6 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ,  202 KİŞİ YARALI

    İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), merkez üssü İzmir’in Seferihisar açıkları olan depremde 1’i boğulma olmak üzere 6 kişinin hayatını kaybettiğini, en az 202 kişinin yaralandığını bildirdi.

    Başkanlıktan yapılan yazılı açıklamada,”Sağlık Afet Koordinasyon Merkezinden alınan bilgilere göre, 1’i boğulma olmak üzere 4 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 120 vatandaşımız da yaralanmıştır. AFAD Başkanlığı tarafından, bölgede yürütülen çalışmalarda kullanılmak üzere 3 milyon lira acil yardım ödeneği gönderilmiştir. Sakarya, Bursa ve Afyon’dan 3 mobil koordinasyon tırı bölgeye yönlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

     

    VALİLİKTEN AÇIKLAMA 

    Açıklama yapan İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, “Şu ana kadar tespitlerimiz 4 binanın tam olarak yıkılmış olduğu. 10’un üzerinde de yan yatmış bina var. Çok hasarlı binalar da var” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise,  depremin ardından “Şu ana kadar İzmir Bornova ve Bayraklı’da 6 binanın yıkıldığı ihbarı geldi” açıklamasında bulundu. Soylu, “Uşak, Denizli, Manisa, Balıkesir, Aydın ve Muğla’da binalarda ufak çatlaklar dışında ve can kaybı ile ilgili herhangi bir ihbar gelmemiştir” ifadelerini kullandı.

     

    DENİZDEKİ BALIKÇILARDAN HABER ALINAMIYOR

    Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin de yaptığı açıklamada, açıkta olan balıkçılardan haber alınamadığını duyurdu.

     

  • Fransa’nın Nice kentinde bıçaklı saldırı: 3 kişi hayatını kaybetti!

    Fransa’nın Nice kentinde bıçaklı saldırı: 3 kişi hayatını kaybetti!

    Fransa’nın Nice kentinde bir bıçaklı saldırı meydana geldi. Saldırıda 3 kişinin hayatını kaybettiği ve birden fazla yaralı olduğu belirtildi.

    Reuters, polis kaynaklarına dayandırarak saldırıda bir kadının başı kesilerek, bir erkeğin ise boğazı kesilerek öldürüldüğünü aktardı. Polis, hayatını kaybedenlerin sayısının 3’e çıktığını açıkladı. Birden fazla yaralı olduğu belirtildi.

    Le Figaro gazetesinin polis kaynaklarından aktardığı habere göre, hayatını kaybeden kadınlardan biri kilise içinde, diğer ise yolda bulundu. Hayatını kaybeden üçüncü kişinin ise bir erkek olduğu belirtildi.

    Fransa Terörle Mücadele Birimi bıçaklı saldırıyı soruşturmak için göreve çağrıldı.

    Saldırı, Nice’te Notre Dame Kilisesi yakınında meydana geldi.

    Nice Belediye Başkanı Christian Estrosi, terör saldırısı olduğuna dair şüphelerin olduğunu, bir şüphelinin gözaltına alındığını söyledi.

    Estrosi, gazetecilere açıklamasında ‘polis müdahalesinde yaralanan şüphelinin ‘Allahu Ekber’ diye bağırdığını’ söyledi. Estrosi, “Bugün, İslami faşizme yeni kurbanlar vererek çok daha ağır bedeller ödemekteyiz. Buna şüphe yok (…) Sürekli ‘Allahu Ekber’ diye tekrar tekrar bağırdı” dedi.

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da kriz değerlendirmesi için bakanları topladı. Nice Belediye Başkanı Estrosi, Macron’un Nice’e gelip incelemelerde bulunacağını ifade etti.

    Fransa’nın başkenti Paris’te de 16 Ekim’de ifade özgürlüğü ile ilgili dersinde Muhammed Peygamber’in karikatürlerini gösteren öğretmen Samuel Paty başı kesilerek öldürülmüştü. Hükûmet, saldırıdan sonra radikal İslam’la mücadele etmek için operasyonların artılacağını söylemişti.

    Nice kentinde ise 2016 yılında Bastille Günü kutlamaları sırasında 30 kişinin hayatını kaybettiği bir terör eylemi meydana gelmişti. Kutlamalar sırasında kalabalığın arasına giren bir kamyon en az 30 kişinin hayatını kaybetmesine, 100’den fazla insanın da yaralanmasına neden olmuştu.

  • İsveç’ten LGBTİ aktivisti Kürt mülteciye ‘sınır dışı’ kararı

    İsveç’ten LGBTİ aktivisti Kürt mülteciye ‘sınır dışı’ kararı

    İsveç Göçmen Yüksek Mahkemesi, 3 yıl önce ülkeden siyasi sığınma talep eden LGBTİ aktivisti Kürt mülteci Ferhat İnam’ın sığınma başvurusunu reddederek, İnam’ın “iki hafta içerisinde ülkeyi terk etmesi” kararı verdi.

    Türkiye’de HDP Gençlik Meclisi Sözcülüğü görevi yürüten, aynı zamanda Çukurova HDP Gençlik Meclisi ve Çukurova HDP LGBTİ Meclisi kurucularından olan İnam, bu faaliyetleri gerekçe gösterilerek hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiaları ile açılan davalar nedeniyle 3 yıl önce İsveç’e geçti.

    Burada siyasi sığınma talebinde bulunan İnam, 3 yıllık sürecin ardından yüksek mahkemenin verdiği bu kararla sınır dışı edilme riski ile karşı karşıya. İsveç’in Göteborg kentinde yaşayan İnam’ın siyasi sığınma talebi ilk olarak 2019 Nisan ayında reddedildi.

    İsveç Göçmenlik Bürosu, ret kararında Türkiye’deki yargı kararlarını esas alarak İnam’ın HDP faaliyetlerinden dolayı değil “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığını belirtti. Bir üst merciye taşıyarak karara itiraz eden İnam’ın bu itirazı da aynı gerekçelerle 23 Ekim’de reddedildi.

    Ferhat İnam’ın son çıkan bu karara da itiraz hakkı bulunuyor. Fakat siyasi sığınma talebi iki kez reddedilen İnam’ın yapacağı son itirazın mahkeme tarafından incelenmeme ihtimali de bulunuyor.

    Karar uluslararası sözleşmelere aykırı

    Avukatı Abdullah Deveci ile birlikte “sınır dışı” kararına itiraza hazırlanan İnam, İsveç’in Türkiye yargısını esas alarak verdiği bu kararın açıkça uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirtti.

    İsveç’in böylesi kararlarla siyasi sığınmacıları “terörize” etmeye çalıştığını kaydeden İnam, kararı şöyle değerlendirdi:

    Türkiye’de yürüttüğüm legal demokratik faaliyetlerim mahkemeler tarafından ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ olarak görülüyor. İsveç de maalesef Türkiye yargısını esas alıyor. Yani ‘Türkiye seni örgüt üyeliği ile yargılıyorsa bizim için de örgüt üyesisin’ diyorlar. HDP’nin belediye başkanları ve eski eş genel başkanları da demokratik siyasi faaliyetleri gerekçe gösterilerek ‘örgüt üyeliği’ ile yargılanıyor ama İsveç bu çarpık ve hukuksuz yargılamaları görmek istemiyor.

    Siyasi mültecilerin devletler tarafından gösterildiği gibi ‘tehdit unsuru’ olmadığını vurgulayan İnam, bu anti demokratik ve hukuksuz karara karşı da mücadele edeceğini belirtti.

    İlk değil

    İsveç Göçmenlik Bürosu son yıllarda İnam hakkında verdiği karar gibi, birçok siyasi mülteci hakkında da benzer sınır dışı kararları verdi.

    İsveç Göçmen Yüksek Mahkemesi, 23 yaşında Kürt siyasi mülteci Resul Özdemir hakkında sınır dışı kararı vermiş, Özdemir Nisan ayında Türkiye’ye teslim edilmişti. Türkiye’de, ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Özdemir 2018 yılında tedavi olmak için ailesinin bulunduğu İsveç’e gelmiş, kesinleşmiş cezası da dahil olmak üzere, yaşadığı süreçle ilgili tüm delilleri sunmasına rağmen iltica başvurusu reddedilmişti.

    Kamuoyunun tüm demokratik çağrılarına ve avukatlarının tüm hukuki girişimlerine rağmen Özdemir, ailesi ve avukatlarına haber verilmeden özel bir uçakla Türkiye’ye götürülmüştü.

    Gazete Karınca / Çağdaş Kaplan

     

  • İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabave : “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir.”

    İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabave : “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir.”

    İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabaveh’in talebiyle Erdoğan’ın saldırgan ve yayılmacı politikasının parlamentoda tartışılması sırasında İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ile Kakabaveh arasında PKK tartışması yaşandı.

    Tartışmalar sırasında Kakabaveh, Kürtler ve demokrasi güçlerinin mücadelesini desteklediklerini söyleyen Ann Linde’ye PKK terör örgütleri listesinde kaldıkça Kürtlerin Türkiye’nin hedefi olmaya devam edeceği, Erdoğan’ın Kürtlere yönelik saldırı ve tutuklamalarının süreceğini söyledi.

    Kakabeveh, Kürtler ve demokrasi güçlerine yönelik saldırıların son bulması için öncelikle İsveç’in PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması için girişimde bulunmasını istedi.

    Kakabaveh’in ısrarlı soruları karşısında Linde, PKK’nin 2002 yılından beri terör örgütleri listesinde bulunduğunu ve İsveç’in konuyu Avrupa Birliği gündemine getirmeyeceğini ifade etti.

    Kakabaveh, Ekim ayının ortalarında verdiği “Türk rejiminin yayılmacı politikası” başlıklı önergesinde Erdoğan rejiminin Türkiye ve Kürdistan’da gerçekleştirdiği katliam ve insan hakları ihlallerini ile Libya, Somali, Azarbaycan, Balkanlardaki yayılmacı emellerini gündeme getirdi.

    Kakabaveh, Türk devletinin Rojava’nın bir bölümünü ve Efrîn’in tamamını işgal ettiğini ve terörizme karşı mücadele bahanesiyle Güney Kürdistan’a savaş uçaklarıyla sivillere bombalar yağdırdığını kaydetti.

    28 Eylül’de Türkiye’nin Ermenistan’la savaş halinde bulunan Azerbaycan’a 4 bin paralı asker gönderdiği yönünde haberlerinin geldiğini hatırlatan Kakabaveh, Erdoğan’ın Ege Denizi’nde petrol için Yunanistan’la var olan eski anlaşmazlığı tazelediğini dile getirdi.

    Kakabaveh, hükümetin en büyük sorununun ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz olduğunu değerlendirmesini yaptı. Önergede, Erdoğan’ın dikkatleri krizden uzaklaştırmak için yayılmacı ve saldırgan bir dış politika uyguladığına dikkat çekildi.

     

    ‘GÖREVDEN ALMA VE TUTUKLAMALARI KABUL ETMİYORUZ’

    Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Linde, İsveç Hükümeti’nin Türkiye’nin insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin çiğnenmesini çok ciddi olarak gördüklerini ifade etti. Linde, muhalefet partisine mensup politikacıların temelsiz suçlamalarla görevden alınmaları ve tutuklanmalarını kabul etmeyeceklerini sözlerine ekledi.

    Saldırıların HDP üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken Linde, “Özgür muhalefet demokratik ve çoğulcu bir toplumun temel şartıdır. Bunu Ankara, Stockholm ve başka yerlerde görüştüğümüz Türk yetkililerine sürekli olarak iletiyoruz” dedi.

    Önceki hafta Türkiye’yi ziyaret ettiğini belirten Linde, İsveç’in tutumunu şu ifadelerle dile getirdi:

    “Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla yaptığım görüşmede temel değerlere saygı gösterilmesi ve Türkiye’nin yakın bölgesinde neden olduğu kaygılarını ele aldım. Özellikle halk tarafından seçilmiş Kürt temsilcilere, insan hakları savunucularına, azınlıklar ve sendikal temsilcilere yönelik baskılardan söz ettim. Ben, İsveç Hükümeti’nin yapılan tutuklamaları ciddi olarak gördüğünü ilettim.”

     

    LİNDE TÜRKİYE’NİN KUZEYDOĞU SURİYE’DEN ÇEKİLMESİNİ TALEP ETMİŞTİ

    Linde ve Çavuşoğlu arasında yapılan ikili görüşmelerden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında tartışma yaşanmıştı.

    Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini gündeme getiren Linde, Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’den çekilmesini de talep etmişti.

    Ankara ziyareti sırasında HDP Eşbaşkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeler yaptığını hatırlatan Linde, “Tutuklanan muhalefet partileri politikacılarının durumlarını tartıştık ve ben İsveç’in Türkiye’deki gelişimin barışçıl ve demokratik araçlarla sağlanabilmesi için İsveç’in desteğini ifade ettim” dedi.

    Linde, ziyareti sırasında siyasi parti temsilcilerinin yanı sivil toplumun temsilcileriyle ifade özgürlüğü, hukuk devleti ilkeleri, LGBTİ bireyler ve kadınların insan hakları ve sendikal hakları desteklemek için görüşmeler yaptığını hatırlattı.

     

    TÜRKİYE’NİN İHLALLERİNİ ULUSLARARASI PLATFORMLARDA GÜNDEME GETİRİYORUZ

    İsveç Hükümeti’nin Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlediğini söyleyen Linde, İsveçli kurumların Türkiye’deki çalışmalarını şu ifadelerle dile getirdi:

    “Türkiye’deki İsveçli kurumlar davaları örneğin tutuklu muhalefet politikacıları ve halkın seçtiği parlamenterlerin duruşmalarını izliyor. Bunlar arasında örneğin HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın ve Osman Kavala’nın duruşmaları var. Biz çeşitli bağlamlarda serbest bırakılmalarını talep ettik. İsveç son zamanlarda tutuklanan ve yerlerine başkaları atanan HDP’li politikacıların durumlarını Avrupa Parlamentosu’nun gündemine getirdi. Ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası platformlarda gündeme getiriyoruz.”

    Kakabeveh’in önergesinde Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye yönelik müdahalelerini de gündeme getirdiğini söyleyen Linde, “Türkiye’nin Kürt gruplarla ilişkilerinin kötüleşmeye devam etmesi yerel perspektifle de kaygı vericidir. Avrupa Birliği ve hükümet açıkça 2019 yılı güzünde Türkiye’nin Kürt bölgelerine DAİŞ’tan kurtarılan topraklarda büyük acılara neden olan saldırılarını kınadı. Bu, Birleşmiş Milletler tüzüğü şiddet yasakları ve uluslararası hukuka aykırı” dedi.

     

    ‘BİZ TÜRKİYE’NİN GERİ ÇEKİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’

    Türk devletinin saldırılarnın DAİŞ’ın işine yaradığı ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde sürdürülen politik sürece zarar verdiğini belirten Linde, İsveç’in azınlık halkların yanında olacağına şu ifadelerle vurgu yaptı:

    “Kürt grupları ve bölgedeki azınlıklar; Asuri-Süryani ve Êzidîler korunmalı. Biz Türkiye’nin geri çekilmesini talep ediyoruz.”

    Türkiye’nin Güney Irak’a yönelik saldırılarının bölgede yaşayan sivillerin güvenliği için büyük sorunlara yol açtığına dikkat çekti.

    Linde’nin konuşmasından sonra söz alan Kakabaveh, Türkiye’nin saldırgan ve yayılmacı politikasını şimdi de Azerbaycan ve Ermenistan savaşı sırasında gösterdiğini belirtti.

     

    ‘TEK ENGEL HDP, AFOROZ ETMEK İSTİYORLAR’

    Erdoğan’ın dışarıda yayılmacı politika izlerken içeride Kürtlere ve demokrasi güçlerine yönelik saldırılarını artırdığına dikkat çeken Kakabaveh, “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir. O anayasayı değiştirip daha fazla yetkiye sahip olmak için parlamentoda çoğunluğu istiyor. Onu engelleyen tek güç HDP” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının devamında Dışişleri Bakanı Linde’nin Türkiye ve Suriye’de Kürtlerin ve kadınların haklarını savunmasının memnuniyet verici olduğunu söyleyen Kakabaveh, Türk devletinin Kürdistan parçalarında Kürtlere saldırmasının asıl nedeninin Kürt Özgürdük Hareketi PKK’ye vurulan terörist damgası olduğuna dikkat çekti.

    Kürdistan’ın dört parçasında Kürtlerin yaşadıklarını ve üç parçada Türkiye’nin Kürtlere karşı savaş yürüttüğünü belirten Kakabaveh, Türk devletin terörizme karşı mücadele bahanesiyle 1980 ve 90’lı yıllardan bu yana suçsuz insanları, kadın ve çocukları katlettiğini ve binlerce köyü yok ettiğini kaydetti.

     

    PKK LİSTEDE KALDIKÇA KÜRTLER SALDIRILARIN HADEFİNDE OLACAK

    Avrupa Birliği’nin her 6 ayda bir terör örgütleri listesini yeniden gözden geçirdiğini hatırlatan Kakabaveh, PKK terör örgütleri listesinden çıkarılmadıkça Kürtlerin Türkiye’nin saldırılarının hedefinde olmaya devam edeceğine, hangi partilerin kurulacağından bağımsız olarak işgal ve tutuklamaların süreceğine dikkat çekti.

    Kakabaveh, Linde’ye tarafların yeniden barış görüşmelerine başlaması için PKK’nin terör örgütleri listesinde yer almasına karşı mücadele edip etmeyeceği sorusunu sordu.

    Avrupa Birliği ve İsveç’in 2002 yılından bu yana PKK’yi terör örgütü listesine aldığını söyleyen Linde, İsveç’in PKK’nın listeden çıkarılmasını gündeme getirmelerinin söz konusu olmayacağını söyledi.

    Erdoğan’ın işgal ettiğini, bombaladığını ve herkesi terörist olarak suçladığını söyleyen Kakabaveh, “Biz İsveç ve Avrupa’da ne yapıyoruz? Biz Erdoğan’a işgalleri haklı çıkarması için, katliamları ve kadın ve politikacıları linç etmesi için daha fazla mühimmat veriyoruz. DAİŞ’a karşı savaşı kazananlara tecavüz ediliyor. O onları bombaıyor, terörist olduklarını söylüyor” ifadeleriyle PKK’nin terör listesinde yer almasının sonuçlarına dikkat çekti.

     

    ERDOĞAN YARGI KARŞISINA ÇIKARILMALI

    Tartışmaların ardından ANF’nin sorularını yanıtlayan Kakabaveh, bundan bir yıl önce Linde’nin HDP eşbaşkanları ve HDP’li diğer politikacıların serbest bırakılma talebini Türkiye’de yapılacak görüşmelerde gündeme getirme sözü verdiğini söyledi.

    Linde’nin konuyu Çavuşoğlu ile yaptığı toplantıda gündeme getirmesini takdir ettiğini söyleyen Kakabaveh, “Ama PKK ve Türk devletinin yeniden barış görüşmelerine dönüş yapabilmeleri için PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması gerekir. PKK lideri 20 yıldan beri cezaevinde ve PKK çok büyük bedeller ödedi. Linde’nin benimle aynı düşüncede olmaması üzüntü verici. Kürt sorunu çözülmedikçe Erdoğan, dört parada yaşayan Kürtleri bombalamayı sürdürecektir. İsveç’in yeni bir barış sürecine katkıda bulunmaması çok talihsiz. İsveç PKK’nın terör listesinde olmasını uzattıkça ve Kürt sorununun çözümünü zorlaştıracaktır” dedi.

    Bir zamanlar Erdoğan’ın PKK ile masaya oturduğunu hatırlatan Kakabaveh, “PKK terör eylemlerine başvurmuyor. Erdoğan uyguladığı devlet teröründen dolayı mahkemeye çıkarılmalı ve yargılanmalı”

    ANF
  • Mazlum Abdi: Erdoğan, İslam’ı kişisel çıkarları için kullanıyor

    Mazlum Abdi: Erdoğan, İslam’ı kişisel çıkarları için kullanıyor

    Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Abdi, DAİŞ’e destek vermekle itham ettiği AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İslam’ı kişisel çıkarları için kullandığını” belirtti.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yönelik hakaret içerikli söylemleriyle Türkiye ve Fransa arasındaki gerilim artıyor. Erdoğan’ın hedef aldığı Macron’a Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Abdi’den destek geldi.

    QSD Genel Komutanı Abdi, sosyal medya hesabından Macron’a ilişkin mesajlar verdi.

    Abdi, şu mesajları verdi:  “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Müslümanları IŞİD’ten korumaya yardım etti ve örgütün yenilmesinde, insani değerlerin korunmasında önemli bir rol oynadı. DAİŞ’i destekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine hakaret ederek Müslümanların görüşlerini ve İslam dünyasının çıkarlarını ifade etmiyor. Daha çok Müslüman dinini kişisel çıkarları için kullanıyor.”

     

    KRİZ NASIL BAŞLADI?

    Fransa’nın başkenti Paris’te, sınıfta öğrencilerine Charlie Hebdo dergisinde yayımlanan Hz. Muhammed karikatürünü gösteren bir öğretmenin başı kesilerek öldürülmesi üzerine sözkonusu karikatür ülkedeki kamu binalarına yansıtıldı.  Bu duruma tepki gösteren Tayyip Erdoğan, hafta sonu Kayseri ve Malatya’da katıldığı parti kongrelerinde  Macron’a yönelik sözler sarf etti.

    Erdoğan’ın sözlerinin yol açtığı gerilim ile Fransa ve Türkiye karşılıklı olarak büyükelçilerini ülkeye çağırdı. Akabinde de Erdoğan’dan Fransız mallarını boykot çağrısı yaptı.

    Kuzey ve Doğu Suriye’nin Türkiye ve desteklediği paramiliter grupların denetiminde bulunan Serêkaniye kentinde düzenlenen Fransa karşıtı protesto eyleminde de DAİŞ bayrakları açıldı.