Category: Haber

  • HDP Cizre ilçe örgütü: Diz çökmedik, çökmeyeceğiz

    HDP Cizre ilçe örgütü: Diz çökmedik, çökmeyeceğiz

    Şırnak Cizre’de yöneticilerine yönelik yapılan operasyonlarda 10 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren HDP İlçe Örgütü, “HDP diz çökmedi, çökmeyecektir” açıklaması yaptı.

    Şırnak’ın Cizre ilçesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe yöneticileri, üye ve Belediye Meclis üyelerine dönük yapılan operasyonda, aralarında İlçe Eşbaşkanı Güler Tunç ve yerine kayyım atanan Cizre Belediye Eşbaşkanı Berivan Kutlu ile birlikte 10 kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı. Cizre Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturmaya “gizlilik” kararı getirilerek, 24 saat avukat görüş yasağı da konuldu.

    HDP Cizre ilçe örgütü binasında Şırnak Milletvekili Nuran İmir, Hasan Özgüneş, Cizre Belediye meclis üyeleri, TJA ve HDP il ilçe yöneticilerinin katılımıyla operasyonlara tepki gösterdi. “Baskılar Bizi yıldıramaz” pankartı açılan açıklamada yerine kayyum atanan Mehmet Zırığ açıklama metnini okudu.

    AKP-MHP iktidarının yargıyı kullanarak, muhalefeti bastırmaya çalıştığını belirten Zırığ, “Faşizm, toplumun direnen, umut ve moral kaynağı olan güçlerine yönelerek büyük bir umutsuzluk ve yılgınlık yaratmak istemektedir. İktidar, demokratik mücadele dinamiklerini eritmek ve bir araya gelmelerini önlemek için tüm ideolojik aygıtlarını ve zor araçlarını devreye koymuş, başta partimiz HDP olmak üzere muhalif ve toplumsal mücadele yürüten tüm siyasi partileri, meslek odalarını, sendikaları, dernekleri, inanç gruplarını, kadın ve gençlik örgütlerini ortadan kaldırmaya; vicdanlı olan yazar, aydın ve sanatçıları yargı eliyle sindirmeye çalışmaktadır” diye konuştu.

     

    ‘BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ’

    HDP ve Kürt halkına karşı düşmanca bir politika yürütüldüğünü belirten Zırığ, “İktidar bloğu şunu çok iyi bilsin ki HDP’liler hiçbir zaman diz çökmedi diz çökmeyecekte, Botan halkı, her zaman olduğu gibi baskılara karşı dimdik ayaktadır ayakta kalacaktır. Baskılar bizi yıldıramaz” dedi.

    Ardından konuşan Şırnak Milletvekili Nuran İmir de operasyonlara dikkati çekerek, şunları söyledi: “Her gün bir baskınla uyanıyoruz. Bu HDP’den korktuğunuzun ilanıdır. Ne yaparsanız yapın HDP güçleniyor. Saldırılarınız bizi bitirmeyecek, büyüyecektir. Her sokakta, her mahalle de halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

    Konuşmaların ardından 5 dakikalık oturma eylemine geçildi. Oturma eylemi “HDP halktır halk burada” sloganlarıyla son buldu.

     

    MA

  • Londra’da onlarca noktaya  ‘Öcalan’ afişleri asıldı

    Londra’da onlarca noktaya  ‘Öcalan’ afişleri asıldı

    Londra’da  ‘Öcalan’a Özgürlük’ Kampanyası kapsamında evlere, parklara, otobüs duraklarına ve işyerlerine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın poster ve afişleri asıldı.

    Londra Kürt Halk Meclisi Örgütleme Komisyonu tarafından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecriti kırmak ve özgürlüğüne dikkat çekmek amacıyla başlatılan pankart eylemleri kapsamında  Kuzey Londra’nın bir çok bölgesine Öcalan’ın poster ve afişleri asıldı.

    Haggerston Park, Enfield Town, Alexandra Palace, Finsbury, Rivaly, Victoria ve Scale Mile gibi ünlü ve yoğun parklara Öcalan pankartları asılırken, onlarca ev , işyeri ve otobüs durağına ‘Öcalan’ı anlatan afişlemeler yapıldı. Afiş ve pankartlar yoğun ilgi ile karşılaşırken, bazı bölgeler de ise Öcalan’ın fikirleri ve tecriti anlatan bildiriler de dağıtıldı.

    Kürt Halk Meclisi Örgütleme Komisyonu sözcülerinden Mehmet Sait Yılmaz, eylem ve etkinliklerinin pankart ve afişleme ile sınırlı kalmayacağını belirterek, “Şu anda özellikle halkın yoğun olduğu bölgelere pankart ve afişler asıyoruz. Yine halkımız da evlerinin pencerelerine Önder Apo’nun afişlerini asıyor. Ancak bir sonraki çalışmamız kentin en önemli köprü ve merkezlerine dev Öcalan pankartlarını asacağız. Türk devlet faşizmine ve önderliğimiz üzerindeki esaret artık kabullenilmeyecektir. Önder Apo’nun özgürlüğü faşizmin yıkılması demektir. Önder Apo’nun özgürlüğü Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik geleceğinin teminatıdır. Faşizm orta yerde dururken halkımız üzerinde her türlü barbarlık uygulanırken, bunun karşısında izleyici olmak ahlaki ve insani bir tutum değildir. Bu yüzden şimdi her yerde Önder Apo’nun özgürlüğünü haykırma zamanı’’ dedi.

    Londra’da  kampanya kapsamında bu hafta yüzlerce ev ve işyerine Öcalan poster ve afişleri asılacak.

    Londra – Diren Amed

  • Joe Biden’la ABD’nin Orta Doğu politikası nasıl şekillenecek?

    Joe Biden’la ABD’nin Orta Doğu politikası nasıl şekillenecek?

    ABD’nin Orta Doğu siyaseti belirsizlikler, gerilemeler ve ağırlık noktalarındaki kaymalara rağmen genel olarak İsrail’i güvende tutma, İran gibi kontrol dışı aktörleri etkisizleştirme, Rusya benzeri alternatif güç odaklarını uzak tutma ve petrolün arz güvenliğini sürdürme ekseninde dönüyor. Sonuncusunun bağlamı epeyce zayıfladı.

    Stratejik yönelim olarak ağırlığın Orta Doğu’dan Çin’i kuşatacak şekilde Asya’ya kayması son dönemlerde Orta Doğu siyasetinde boşluklar ve gri alanlar yarattı. Bu, ABD’nin yerel ortaklarının kendi oyunlarını da oynamalarına izin verirken, müttefikler arası uyumsuzluklara da yol açtı.

    ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden’ın döneminde siyasetteki gri alanların nasıl dolacağı merak ediliyor.  Kimilerine pervasız gelen ve diplomatik atışmalara yol açan sözlerine rağmen Biden; altı dönem Senato üyeliği, iki dönem de başkan yardımcılığı sayesinde sistemin işleyişini en iyi bilen siyasetçilerin başında geliyor.

    Bu, her şeyden önce Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump döneminde Beyaz Saray ile kurumsal yapılarla arasında yaşanan uyumsuzluğu bitirmeyi vadeden bir profil.  Trump, Suriye’de Fırat’ın doğusundaki güçleri çekip alanı Türkiye’ye bırakma manevrasında olduğu gibi, Pentagon ve Dışişlerini ters köşeye yatıran ani kararlar alabiliyordu.

    Biden’ın dümene geçmesi temel parametrelerde radikal değişikliklere yol açmayabilir. Yine de Biden kurulu düzenin reflekslerine göre şekillenmiş temel politikaların yürütülmesinde farklılığını hissettirecek yaklaşım, yöntem ve tercihlere sahip.

    Bunun etkisini göstereceği alanlar belli: Biden’in öncelikleri Suriye, Kürtler, S-400 ve NATO ile ilişkiler bağlamında Türkiye’yi; Trump’ın çöpe attığı nükleer anlaşmaya dönüş hedefi nedeniyle İran ve hasımlarını; pek çok açıdan Rusya’yı ilgilendiriyor.

    Çakışma alanları: Suriye, Kürtler ve Libya

    Biden’ın Irak, Suriye ve Libya’daki çatışmalarla ilgili yaklaşımı ABD’nin önderlik rolünü üstlenmesi gerektiği yönünde. ABD liderlik rolü üstlenecekse, Türkiye ile çakışmalar ya da ayrışmalar kaçınılmaz gözüküyor. Arzulanan rolün ne kadar diplomatik ne kadar askeri olacağı önem kazanıyor.

    Trump gelgitlere rağmen Irak ve Suriye’den çekilme niyetini korurken, Biden’ın Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yeniden dirilmesine izin vermeme ve Kürtleri koruma taahhüdü sahada az da olsa asker tutmayı gerektiriyor. Doğrusu bu konularda çizgilerin çok net çizildiği de söylenemez.  Biden’ın dış politika danışmanı Antony Blinken, Suriye’de sınırlı sayıdaki Amerikan askeri varlığını ve kuzeydoğuda kontrol edilen petrolü, yeniden inşa sürecine destek olma önerisiyle birleştirerek, siyasi geçiş için bir koza dönüştürmekten bahsediyor.

    Biden’ın danışmanları ABD’nin sahadaki askeri varlığına rağmen Cenevre süreci dahil siyasi geçişle ilgili çalışmalarda ağırlığını Rusya lehine yitirdiğini ve bunun tersine çevrilmesi gerektiğine inanıyor. Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki kimyasal uyumun ne tür sürprizler getireceğini bilmedikleri için hem Irak hem Suriyeli Kürtler Biden’ın daha istikrarlı ve güvenli bir siyaset güdebileceğini umuyor.

    Fakat nihayetinde Trump’ın da Suriye’den çekilme planını Pentagon, CIA ve Dışişleri’nin yönlendirmesiyle İran’ı ihata etme hedefine bağlayarak değiştirdiğini biliyoruz. Yine de Biden, Kürtler açısından daha öngörülebilir bir lider sayılıyor. Biden, Trump’ın “Kum ve ölüm” diye tarif ettiği Suriye’den çekilme kararını “Kürtlere ihanet” olarak nitelemişti.

    Biden yeri geldiğinde müttefikleri eleştirmekten kaçınmamıştı. 2014’te Harvard’daki konuşmasında “En büyük problemimiz bölgedeki müttefiklerimiz. Türkler, Suudiler, Emirlikler vs. ne yapıyorlardı? Esad’ı devirme ve vekaleten bir Sünni-Şii savaşı çıkarma konusunda o kadar kararlıydılar ki herkese yüz milyonlarca dolar ve on binlerce ton silah akıttılar. Ancak desteği alanlar El Nusra, El Kaide ve dünyanın diğer yerlerinden gelen cihatçılardı” demişti.

     

    Türk-Rus ortak çözüm mekanizmalarını sorun edebilir

    Peki Joe Biden cihatçı örgütlerin üslenme alanına dönüşen İdlib’de farklı bir yaklaşım geliştirebilir mi? Joe Biden’ın da İdlib’i Türkiye’nin koruması altında Şam ve ortaklarına karşı bir koz olarak görme eğilimini koruması muhtemel.  Biden, Trump’ın aksine çatışma alanlarında Türk-Rus ortak çözüm mekanizmalarını da sorun edebilir. Biden, Türkiye’nin Libya siyasetiyle de ilişkilendirdiği Doğu Akdeniz’deki manevralarının durdurulmasından yana. Biden, Türkiye’nin Libya siyasetiyle de ilişkilendirdiği Doğu Akdeniz’deki manevralarının durdurulmasından yana.

    ABD, Libya Büyükelçisi Christopher Stevens’ın öldürüldüğü 2012’den beri kendi haline bıraktığı bu ülkede son zamanlarda diplomatik ağırlığını hissettirmeye başlamıştı. Bu eğilim askeri boyut kazanmadan diplomatik çizgide daha belirginleşebilir. Suriye’nin aksine Libya’da Türkiye ile eşgüdümün daha kolay şekillenmesi de mümkün.

    Elbette kurumsal yapıların belirleyici etkisi tüm başkanlar için geçerli. Yeni dönemde önceliğin Türkiye ile ilişkileri iki lider arasındaki özel kanalından çıkartıp kurumsal çerçeveye ve NATO ortaklığı zeminine oturtmak olacağı öngörülebilir.  Müttefiklerle örselenen ilişkileri tamir etme hedefi özellikle Türkiye’nin yakın planda tutulmasını gerektiriyor. Fakat izlenecek politikaların sonuçları açısından Türkiye’yi kazanmak ya da kaybetmek Biden’ın da yüzleşmekten kaçamayacağı bir ikilem.

    Biden, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) çerçevesinde Kongre’den geçen yaptırım tasarısını önemsiyor. Bu konuda Başkan sıfatıyla göstereceği nihai tutum ilişkilerin yönünü tayin edecektir.

    Varsayım olarak, oyunun Türkiye’yi kazanmak üzerine kurgulanacağı, bu yüzden ABD’nin S-400 ve Halkbank dosyalarında sertleşip Suriye ve Kürtler konusunda Ankara’yı teskin etme yönünde esneyebileceği söylenebilir. Türkiye ile ortaklığın gidişatı da ABD’nin Suriye siyasetinin şekillenmesinde de etkili olacaktır.

     

    İran’la eskiye dönüş: Zor bir dosya

    Biden’ın en çok konuşulan dış politika tercihi İran’la 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya dönüp, Tahran üzerinde etkili olabilecek bir diyalog kanalı açmak. Tahran açısından bu saatten sonra nükleer anlaşmaya dönüş tüm yaptırımların kaldırılması halinde bir anlam ifade ediyor. Biden ve Obama İran’la varılan nükleer anlaşmayı birlikte duyurmuştu. Kongre’deki güçlü İran karşıtlığı dikkate alındığında, Biden’ın bunu yapması zor gözüküyor. Sadece nükleer programla ilgili yaptırımların kaldırılması düğümü açar mı, şimdilik belirsiz. Nükleer anlaşmaya dönülürse bu adım Trump zamanında Körfez ülkeleriyle yeniden yakalanan uyumu sarsacaktır.

    Biden’ın dış politika ekibi İran’ı ana tehdit olarak görüp kuşatma siyaseti izlemek yerine Tahran ile komşuları arasında diyaloğu destekleyen bir yol öneriyor. Obama’nın yaklaşımı da bu minvaldeydi. Ancak özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İran’la müzakereci yoldan çok rahatsızdı. Trump’ın siyaseti ise İsrail-Arap normalleşme süreciyle Tahran’a karşı ortak bir cephe oluşturmak üzerine kurulu.

    Muhtemelen Suudi liderliğindeki Arap bloku bir önceki kurguya dönme önerisine direnecektir. Biden’ın Yemen’deki savaşı desteklemediğine ilişkin sözleri de Suudi-Amerikan ekseninin önünde duran bir diğer sınav. 2014’te IŞİD’e karşı Irak’a yeniden dönmüş olan Amerikan askeri varlığının geleceğine dair tablo da biraz flu.

    Trump Irak’taki askeri varlığı İran’ı kuşatma siyasetinin bir parçasına dönüştürerek işleri karmakarışık hale getirdi. Biden’ın hassasiyet gösterdiği Kürtlerin yanı sıra Sünniler ve belli Şii bloklar İran’ı dengelemek için Amerikan askerinin kalmasını istiyor.

    Bağdat ile Washington arasında halihazırda tartışılan “stratejik anlaşma” güçlerin statüsü için yeni bir çerçeve oluşturacak. Müzakerelerin gidişatına göre Irak’ta Amerikalıların fiilen kullandığı üslerin kalıcı hale gelip gelemeyeceği ya da asker kalacaksa hangi statüde kalacağı belli olacak.

     

    Filistin-İsrail: Büyük yanılsama

    Biden’ın başkanlık koltuğuna oturması halinde Trump’ın damadı Jared Kushner’e hazırlattığı “Yüzyılın Anlaşması” çerçevesindeki inisiyatifleri sürdürüp sürdürmeyeceği de merak ediliyor.  Biden Kushner’in Orta Doğu’nun en zorlu meselesinde bir barış inisiyatifi yürütecek kapasitede biri olduğuna inanmıyordu.  Fakat kim gelirse gelsin, İsrail-Amerikan ilişkilerinin tabiatı değişmiyor.

    İsrail 2016’da ABD’den görülmemiş düzeydeki 38 milyar dolarlık yardım paketini Biden sayesinde garantilemişti.  Biden iki devletli çözüme inanıp, yasadışı yerleşimlerin genişlemesine karşı çıkarken, Trump’ın barışı imkansız kılan adımlarını tersine çevireceğini söylüyor.  Yine de öngörü, Trump’ın İsrail lehine sağladığı kazanımları koruyacağı yönünde. Bunlara Amerikan Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması dahil.

    Biden, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ndeki ilhakı tanıyan başkanlık kararnamesine de sadık kalabilir. Kendisini “Siyonist” ve “İsrail’in sadık destekçisi” olarak tanımlayan Biden’ın, BAE ve Bahreyn ile başlayan Araplarla İsrail arasındaki normalleşme sürecine tam destek sunması da bekleniyor.

    Biden, Trump döneminde oluşmuş yeni durum üzerinden Filistin Yönetimi’ni muhatap alan görece dengeli eski politikaya dönebilir. Bunlarla birlikte Biden, Trump döneminde oluşmuş yeni durum üzerinden Filistin Yönetimi’ni muhatap alan görece dengeli eski politikaya dönebilir.

    Bu politika iki devletli çözümü dillendirmeyi, Filistin diplomatik misyonunun Washington’da çalışmasına izin vermeyi ve Birleşmiş Milletler’in Filistin’e destek programlarına katılmayı içeriyor.

    BBC / Fehim Taştekin

  • ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden

    ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden

    ABD’de 3 Kasım’da yapılan 59. başkanlık seçimlerini, mevcut Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ı geride bırakan Demokrat Joe Biden kazandı. 2008-2016 yıllarında dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın başkan yardımcılığını yapan Biden, toplamda 279 delegeye ulaşarak başkan olmaya hak kazandı.

    Demokratların seçimi kazanmasıyla birlikte Kamala Harris de başkan yardımcısı oluyor. Böylece ABD tarihinde ilk kez bir siyah ve ilk kez bir kadın, başkan yardımcısı olacak.

    Joe Biden kimdir?

    Joe Biden, 20 Kasım 1942’de Pensilvanya eyaletinin Scranton kentinde İrlanda kökenli Katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1953 yılında ailesiyle beraber Delaware eyaletinin Claymont kentine taşındı. Delaware Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden 1965’te mezun oldu, ardından Syracuse Üniversitesi Hukuk fakültesini 1969’da bitirdi ve Wilmington’da avukatlık yaptı. 31 yaşındayken 1972 yılında ABD Senatosuna seçilen Biden, en genç senatörlerden biri olarak kayıtlara girdi.

    37 yıl senatörlük yaptı

    2009 yılının ocak ayında başkan yardımcısı olarak yemin edene kadar bu görevini sürdüren Biden, aralıksız olarak 37 yıl boyunca Delaware eyaletinin senatörlüğünü yaptı. Biden, 2008 yılında yapılan ABD başkanlık seçimlerinde Demokratik Partiden başkanlığa adaylığını koydu ancak Iowa’daki ön seçimlerde başarısızlığa uğrayınca adaylıktan çekildi.

    23 Ağustos 2008 tarihinde Demokratik Parti’nin başkan adayı Barack Obama tarafından başkan yardımcılığına aday gösterilen Biden, 4 Kasım’da yapılan seçimleri Demokratların kazanmasıyla birlikte 20 Ocak 2009’da 47. başkan yardımcısı olarak yemin etti. 8 Kasım 2016’daki seçimleri Trump’ın kazanmasının ardından 20 Ocak 2017’de görevini Mike Pence’e devretti.

    İlk eşi Neilla Hunter 1972 yılında vefat eden Biden, 1977 yılında Jill Jacobs ile evlendi. Beau adlı oğlu beyin kanserinden 2015 yılında vefat eden Biden’ın 3 çocuğu bulunuyor.

    ABD başkan adaylığını 25 Nisan 2019 tarihinde yayımladığı 3,5 dakikalık video ile duyuran Biden, burada Trump’ın ülkeyi kutuplaştırdığını vurgulayarak, kendisinin halkı birleştireceğini öne sürdü.

    Ön seçim sürecinde diğer Demokrat başkan aday adayları ile hararetli tartışmalara imza atan Biden, 5 Şubat 2020 günü Iowa’da Demokrat aday adayları arasında yapılan ilk ön seçimi 4. sırada, 11 Şubat’ta New Hampshire’da yapılan ikinci ön seçimi ise 5. sırada bitirdi.

    Ay sonunda Güney Carolina’da yapılan ön seçimde ivme yakalayan Biden, Demokrat rakipleri Pete Buttigieg, Amy Klobuchar ve Elizabeth Warren’ın yarıştan çekilmesiyle avantaj yakaladı.

    3 Mart’taki Süper salı olarak nitelendirilen ve 14 eyalette yapılan ön seçimlerin 9’unu kazanan Biden, 8 Nisan 2020’de Bernie Sanders’ın da yarıştan çekilmesiyle partisinin tek başkan adayı olarak kaldı. Biden “ABD yakın tarihinin en kritik başkanlık seçimleri” olarak nitelendirilen seçimlerde mevcut başkan Cumhuriyetçi Donald Trump ile karşı karşıya geldi.

    ABD Başkanlık seçimlerinin sonuçları diğerlerinden farklı olarak bu yıl seçim gecesi netleşmedi ve iki aday da uzun süre başkan olmak için gerekli 270 delegeye ulaşamadı. Bu süreçte Biden tarafı “kazanan biz olacağız” açıklamalarında bulunurken, Trump tarafı seçimlerde usulsüzlükler olduğunu iddia etti.

    Associated Press (AP) ajansının açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre bugüne kadar Biden 253, Trump’ın 214 delegesi vardı.

    Öğlen saatlerinde 20 delegeli Pennsylvania eyaletini kazanan Biden, ülkenin 46. başkanı olmaya hak kazandı. Ardından günlerdir merakla beklenen Nevada eyaletindeki 6 delegeyi de Biden’ın kazandığı duyuruldu.

    Şu anda 77 yaşında olan ve 20 Kasım’da 78 yaşına girecek olan Biden, ABD tarihinde seçilen en yaşlı başkan oldu. Ülke tarihindeki en yüksek katılımla gerçekleştirilen seçimlerde Biden, 74,5 milyonu aşkın oy alarak ülke tarihinde en yüksek oyu alarak başkan seçilen kişi oldu.

    Biden ayrıca yaklaşık 30 yıl aranın ardından görevdeki bir başkana ilk döneminde seçimi kaybettiren ilk kişi oldu. Öte yandan, Biden, John F. Kennedy’nin ardından ABD’nin ikinci Katolik başkanı olacak. Biden sonuçların resmileşmesi durumunda 20 Ocak 2021 günü 78 yaşında görevine başlayacak.


  • HDK: AKP-MHP’nin kabusu olan Kobanê parlıyor

    HDK: AKP-MHP’nin kabusu olan Kobanê parlıyor

    HDK, Kobanê ruhunun AKP-MHP iktidarının kabusu olduğunu belirterek, “IŞİD’e karşı özgürlüğü esas alan Rojava’nın direnişi, yaşamın yeniden yapılandırıldığı yer olarak parlıyor” açıklaması yaptı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, DAİŞ’in Ortadoğu halkları için umut olan Rojava Devrimi’ni çökertmek isteği ancak başaramadığı ifade edildi. AKP iktidarının DAİŞ ve benzeri cihatçı çetelerle işbirliğine işaret edilen açıklamada, “AKP, IŞİD’in Kobanê halkını kırıma uğratmasına sessiz kalmayan ve yeni yaşamı savunan binleri polis, asker ve jandarmanın şiddetli müdahaleleriyle karşılıyordu. Dönemin Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, IŞİD sanığı ve ÖSO için dernek kurarak örgütlendiğini polis ifadesinde itiraf eden Bahaa Alden Najeep’le belediyede görüşmeler yapıyordu” hatırlatması yapıldı.

     

    ‘İNSANLIK TARİHİNDE YERİNİ ALDI’

    Açıklamada, “Kobanê; ezilen, dışlanan, sömürülen, ötelenen, baskıya ve zulme uğrayan tüm halkların sahiplendiği, güç aldığı en temel mücadele kaynağı olarak sembolleşti. Ortadoğu’da gerici, faşist, kadın düşmanı IŞİD zihniyetinin zulmüne karşı direniş çığlığı olarak yükseldi ve insanlık tarihindeki onurlu yerini aldı. Emperyalist paylaşımla şekillendirilmiş Ortadoğu’nun inkârcı-asimilasyoncu ulus-devletlerine karşı özyönetimci, halk meclislerine dayanan demokrasi ile eşit ve özgür bir yaşam ihtimalinin olduğunu gösterdi” ifadelerine yer verildi.

     

    ‘AKP DÜŞLERİNİ SUYA DÜŞÜRDÜ’

    Kobanê’nin kazanmasıyla ortaya çıkan iradeyle birlikte AKP’nin Ortadoğu’daki yayılmacı düşlerinin suya düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “AKP Genel Başkanı Erdoğan, çözüm sürecini tek taraflı olarak bitirdi ve Kürt halkına yönelik kırım politikasını adım adım uygulamaya koydu. Nusaybin’de, Cizre’de, Sur’da kent ablukaları ve ardından gelişen kayyum atamaları, Kürtlerin tarihine, diline, kültürüne, coğrafyasına dair ne varsa hepsini yağmacı, talancı, IŞİD’vari yöntemlerle hedef aldı. Bu uygulamalar, Kürtlerin Kobanê’de olduğu gibi Kuzey Kürdistan’da da kendini yönetme iradesine, toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesine, kendi yönetim modelini oluşturarak ve iradesine sahip çıkarak tarih sahnesinde yerini almasına yönelik geliştirilmiş kapsamlı siyasal ve ideolojik saldırının bir parçasıydı. Yıllar önce Erdoğan’ın diğer sistem partilerini ‘Sivas’ın ötesine geçemiyorsunuz’ diye eleştirirken dile getirdikleri, IŞİD benzeri bu ‘fetih süreci’nde kendisine biçilen rolü de içermekteydi.”

     

    ‘NAMAZ KILMA HEDEFLERİ AYNI’

    Sokağa çıkma yasakları sırasında “şükür namazlarının” organize edilmesi, yine Kars Belediyesi’ne atanan kayyımın belediye önünde namaz kılmasının; DAİŞ’in Kobanê’de bayram namazı kılma ve Erdoğan’ın Şam’daki Emevi Camii’nde Cuma namazı kılma hedefinden farksız olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bunların tümü ırkçı, kırımcı, kendinden olmayanı imha etmeyi meşru gören fetih anlayışının somutlaşmış halleridir. Bugün Kobanê ruhu, işte bu, halkları zorla ve baskıyla yönetmek isteyen, yönetemediğini imha etmeyi hedefleyen AKP-MHP bloğunun ve fetihçi yandaşlarının kâbusu olmaya devam ediyor. Soykırımı mümkün ve meşru gören IŞİD’e karşı özgürlüğü esas alan Rojava’nın direnişi yaşamın yeniden yapılandırıldığı yer olarak parlıyor. Kendinden olmayanı vahşice öldüren insanlık düşmanı IŞİD’e karşı mücadelede, kendinden olmayanın sorumluluğunu taşımaya hazır halkçı yönetim anlayışıyla bu topraklarda ve dünyanın her yerindeki direnişlere ilham veriyor” denildi.

     

    ‘HALKLARIN TEMİNATI OLDU’

    Kobanê direnişinin Ortadoğu halklarının umudu olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bugün Kobanê direnişi, halkların, emperyalistlerin emellerine ulaşmaları için uyguladıkları zulmün nesnesi değil kendi geleceklerinin öznesi ve yeni yaşamın güvencesi olduğunu söylüyor. Ortadoğu’nun keşmekeşinde, cinsiyet eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik iradelerin hem gericiliğe hem de bölgede yüz yıllardır süren ordu-devletlere karşı kazanabilecek güçte olduğunu haykırıyor. Şimdi tüm Türkiye ve Kürdistan halklarıyla birlikte Kobanê ruhunun verdiği inanç, ilham ve kararlılıkla emek ve demokrasi güçlerinin birlik ve mücadelesini büyütme zamanı. Baskının ve sömürünün her türlüsünden kurtuluş için, özgür ve eşit yeni bir toplumun inşası için verilen mücadelede direnenleri selamlıyor, 1 Kasım Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.”

     

  • 134 gün süren direnişten Dünya Kobanê Günü’ne

    134 gün süren direnişten Dünya Kobanê Günü’ne

    IŞİD’in ilk yenilgisini tattığı kent olan Kobanê’de verilen direnişin dünyaya mal olmasıyla 1 Kasım, tarihe ‘Dünya Kobanê Günü’ olarak kazındı.

    IŞİD’in 2014’te Kuzey ve Doğu Suriye kantonlarından Kobanê’ye yönelik giriştiği saldırının üzerinden 6 yıl geçti. Kobanê’de IŞİD’e karşı verilen mücadele Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da yeni bir sayfa açtı. Devletleri dize getiren IŞİD’in yenilebileceği ilk kez Kobanê’de kanıtlandı. Sergilenen direniş tüm dünyada ilham kaynağı olurken, Kobanê etrafında kenetlenen dünya halkları, yeni bir yaşam arayışına girdi. Suriye’de açılan bu yeni sayfa, tüm halklar için bir mücadele birlikteliğini sağlarken, bunun başını ise Kobanê çekti.

     

    Musul’dan Rakka’ya

    5 yıl Suriye sahasında kalan IŞİD, Ortadoğu’ya dair planlarını hayata geçirmeye çalışıyordu. Bu kapsamda Rakka’yı işgal eden IŞİD, 2014 yılının Haziran ayında ise Musul’u ele geçirdi. Musul’u bir günde düşüren IŞİD, 3 Ağustos’ta ise Şengal’e yöneldi. Şengal’i de işgal ederek, Êzidîleri katliamdan geçiren, binlerce kadını kaçırıp, kurduğu köle pazarlarında satan, onbinlercesini sürgüne gönderen IŞİD, Êzidî halkına “73. fermanı” yaşattı. Böylesi bir vahşete maruz kalan Êzidîlerin imdadına ise, HPG/YJA Star ve YPG/YPJ güçleri yetişti. Bu güçler, IŞİD ile çatışa çatışa onbinlerce Êzidî’nin Şengal Dağı’na geçmesini sağladı. Ardından yapılan çağrılarla YPG/YPJ savaşçıları tarafından Şengal ile Rojava arasındaki Cezaa yolunun güvenliği alındı. Fermandan kurtarılan Êzidîler, bu yol ile Şengal Dağı’ndan Rojava’ya geçirildi. Kuşatmayı kırmayı başaran YPG/YPJ güçleri, Şengal’i özgürleştirdikleri 13 Kasım 2015 tarihine kadar IŞİD’e karşı savaştı.

     

    Kobanê…

    Rojava Devrimi’nin ilk kıvılcımının yakıldığı yer olan Kobanê’de ise, Cizîre ve Efrîn kantonları ile birlikte “demokratik özerklik” ilan edilmişti. Şengal’den sonra buraya yönelen IŞİD,15 Eylül 2014’te Kobanê’ye dönük kapsamlı bir saldırı başlattı. Kenti kısa bir sürede düşürmeyi planlayan IŞİD, tarihte görülen ender direnişlerden biri ile karşılaştı ve bütün planları altüst oldu. Kobanê’de aylar süren direnişle tüm dünyaya korku salan IŞİD ilk yenilgisini burada tattı.

     

    Sonuna kadar direniş

    IŞİD’in üç koldan saldırıya giriştiği Kobanê’deki direniş çizgisini kentin yaklaşık 35 kilometre doğusundaki Serzûrî köyünde bulunan 12 savaşçı çizdi. Yüzlerce IŞİD’li çatışmaların ikinci gününde Rodi Efrîn komutasındaki bu YPG ve YPJ’lilere tankla, topla saldırıya girişti. Karargahtan gelen “geri çekilin” talimatını dinlemeyen 12 savaşçı, mevzilendikleri köy okulunda 24 saat boyunca IŞİD’e geçit vermedi. Kobanê tarihine kazınacak direnişin kararlılığını gösteren ise Rodi Efrîn’in şu sözleri oldu: “Biz sonuna kadar direneceğiz ve düşmanın geçişine izin vermeyeceğiz. Şehit düşeceğimizi biliyoruz, ancak yolumuzdan yürüyecek olanlar da var.” Serzûrî’de tohumu ekilen direniş, Kobanê kent merkezinde Arîn Mîrkan, Gelhat Gabar, Êrîş Efrîn, Zozan Kobanê ve Baran Kobanê gibi yaşamını yitiren yüzlerce savaşçının kahramanlığı ile devam etti.

     

    Direniş büyüyor

    Kobanê’de verilen direniş, diğer parçalar gibi dünya genelindeki milyonlarca Kürdü yekvücut haline getirdi. Saldırıların devam ettiği 22 Eylül günü, PKK Lideri Abdullah Öcalan “Kobanê’nin düşüşü, tüm Kürdistan’ın düşüşü demektir. Herkes bu gerçekliğe göre hareket etmeli” diyerek direnişi büyütme çağrısı yaptı. Öcalan’ın “Kobanê, Kürt sorunun çözüm anahtarıdır” söylemi üzerine Kobanê etrafında kenetlenen Kürtler, ulusal birliğin nüvelerini attı.

     

    Öcalan’ın mesajı

    Öcalan’ın çağrısı ile fitili ateşlenen direniş, aynı zamanda Türk askerleri ile IŞİD’lilerin Kobanê sınırında yan yana gözüken fotoğraflarının yanı sıra ekranların karşısına geçen dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın Kobanê’ye dair sarf ettiği ‘düştü, düşecek’ sözüyle de büyüdü. Ayağa kalkan Kürtler karşısında biçare kalan dönemin hükümeti yine ancak Öcalan’ın çağrısı ile Kürtleri durdurabildi.

     

    Milyonlar sokaklara aktı

    Kobanê’nin hemen karşısında bulunan Urfa’nın Suruç ilçesi ve sınır köylerinin birçoğunda aylarca direnişte kalan Kürtlerin yanı sıra Kobanê için tüm dünya ayağa kalktı. Aralarında Nobel Barış Ödülü sahipleri ve filozofların da olduğu binlerce kişinin çağrısı ile Avrupa, Amerika, Afrika, Asya, Avustralya kıtalarında komiteler oluşturuldu. Almanya, İtalya, Fransa, Hollanda, Kıbrıs, Avusturya, İsviçre, Belçika, Yunanistan, İspanya, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, İsveç, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Hindistan, ABD, Arjantin, Ekvador, Honduras, Kanada, Avustralya, Venezuela, Pakistan ve Şili gibi ülkelerde organize edilen eylemlerde milyonlar sokaklara çıktı.

     

    Denge değişimleri ve adımlar

    Giderek büyüyen ve sınırları aşan bu destek, uluslararası koalisyon güçlerini süren direnişi desteklenmek zorunda bıraktırdı. Kobanê direnişi ile birlikte bölgede yeni ilişki, ittifak ve dengelerin kurulması adımları geldi. ABD liderliğinde uluslararası koalisyon güçlerinin Kobanê’de hava saldırılarına katılması, ABD’nin inisiyatifinde yürütülen Kobanê’ye havadan silah yardımı, AKP’nin yardım koridorunu açılmak zorunda kalması ve Federe Kürdistan Bölgesi’nin silahlı gücü olan peşmergelerin Kobanê’ye geçişi yaşandı.

     

    Dünya Kobanê Günü’ne…

    Dünyanın dört bir tarafından Kobanê’ye akın eden direnişçilerin yürüttüğü mücadele evrensel bir boyut kazanırken, dünyaca ünlü isimlerin çağrısıyla bu direnişe destek için 1 Kasım tarihi “Dünya Kobanê Günü” ilan edildi. O günün öncesinde Türkiye’de dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Alâ, 6-8 Ekim tarihlerinde yaşananların korkusu ile sokağa çıkılması halinde tereddütsüz müdahale edileceği yönünde açıklamalar yaptı. Bu doğrultuda da 1 Kasım sabahı başta bölge kentleri olmak üzere birçok şehirde kolluk birimleri meydan ve sokaklara konumlandırıldı. Ancak tüm bu uyarı ve önlemler, yüz binleri Dünya Kobanê Günü’nde sokağa çıkmadan vazgeçiremedi. Bu destekle emsalsiz bir direnişe sahne olan Kobanê, 134 gün sonra 26 Ocak 2015’te IŞİD’den temizlendi. Kobanê’nin ardından IŞİD hakim olduğu diğer kent ve bölgelerde de adım adım yenilgiye uğratıldı. Kürtlerin IŞİD’e karşı elde ettiği kazanım sürekli Türkiye’yi rahatsız ederken, Türkiye Suriye’de denkleme dahil olabilmek için eğitip donattığı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) denilen paramiliter güçlerle doğrudan kendisi sahaya inerek hayata geçirmeye çalıştı. Cerablus, Ezaz, Bab’tan sonra 20 Ocak 2018’de Efrîn’e saldıran Türkiye, aylarca süren çatışmalardan sonra Efrîn’e girdi.

     

    Serêkaniyê ve Girê Spî

    Efrîn’den bir yıl sonra ‘Suriye Milli Ordusu’ adı altında topladığı paramiliter güçlerle birlikte 9 Ekim 2019’da bu kez Serêkaniyê ve Girê Spî kentlerine saldıran Türkiye, bu kentlerde de yüzlerce sivilin ölümüne neden oldu. Önce IŞİD’in ardından ise Türkiye’nin giriştiği saldırı Kürtleri yeniden tüm dünyanın gündemine oturttu.

     

    Dünya Rojava Günü

    Dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye yönelik tepkiler yağarken, IŞİD’in saldırısına karşı 1 Kasım’ı “Dünya Kobanê Günü” olarak sahiplenen dünya halkları, Türkiye’nin giriştiği saldırılara yanıt olarak ise 2 Kasım’ı da “Dünya Rojava Günü” olarak ilan etti.

     

    MA / Nazım Daştan / Kobanê

  • Depremden yan yatan bina vinç desteği ile ayakta duruyor

    Depremden yan yatan bina vinç desteği ile ayakta duruyor

    Seferihisar ilçesinde dün meydana gelen ve 6.6 büyüklükte açıklanan depremde, ilk 3 katı çöküp yan yatan 11 katlı binaya vinç desteği sağlandı.

    İzmir’in Seferihisar açıklarında dün meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki depremde, Bayraklı ilçesinde bulunan Demirkent Sitesi’ndeki bir binanın ilk 3 katı çöktü. En alt katında iş yerlerinin bulunduğu bina yan yattı. İlk 3 katı çöküp yan yatan 11 katlı binada yapılan arama kurtarma çalışması sırasında vinçlerle destek sağlandı. Binanın tamamen çökmemesi için 3 vinçle destek verildi. Çökmemesi için desteklenen binanın alt katlarında arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

    Öte yandan Bayraklı’daki Rızabey apartmanı enkazından Ayşe Köse’nin cansız bedene ulaşıldı. Yaşamını yitirenlerin sayısı 25’e yükseldi. Aynı binanın enkazında Sayra ve Çınar Akagündüz (15) adlı ikiz kız kardeşlerden biriyle temas kuruldu. İkizlerin çıkarılması için çalışmalar sürüyor. Bu binanın enkazında 16 yaşında İnci adındaki genç bir kızın daha bulunduğu bilgisine ulaşıldı.

    Yine Doğanlar Apartmanı enkazında kalan anne ve 4 çocuğuyla iletişim kurdu. Enkaz altındaki 38 yaşındaki anne Seher Dereli Perinçek’le iletişime geçen ekipler, Perinçek’in çocukları ikiz kardeşler Ezel ve Elzem Perinçek (10), Umut Perinçek (7) ve Elif Perinçek’le (3) beraber olduğunu öğrendi.

    AFAD’dan İzmir’deki deprem sonrası “hasarlı yapılara girmeyin” uyarısı yapılmaya devam ediyor. Yine edinilen bilgilere göre İzmir Adliyesi’nde de hasarların meydana geldiği öğrenildi.