Category: İngiltere

İngiltere Haberleri

  • Londra’dan HES’lere Tepki

    Londra’dan HES’lere Tepki

    Elbistan’daki Hidroelektrik Santrallerin çevreye ve yöre halkına verdiği zararlar gün ve gün artmakta. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) yerleşkesinde düzenlenen toplantıda, HES’lerin doğaya verdiği zarar vurgulanırken insanların üzerinde yarattığı kanser hastalıklarına da dikkat çekildi.

    Basın açıklaması, Avşin-Elbistan Çevre Platformu Britanya tarafından düzenlendi. Katılımcılar, ellerindeki ‘termik santraller kapatılsın” “Termik santrallere, HES’lere ve maden ocakları hayır” “Doğama, suyuma, havama dokunma” pankartlarıyla destek verdi.

    Londra'dan Elbistan'a HES karşıtı eylem
    Londra’dan Elbistan’a HES karşıtı eylem

    Toplantıda yaptığı kısa konuşmada BAF başkanı İsrafil Erbil, Türkiye Devleti’nin baskıcı rejim politikasını ve bu rejimin insana, kadına, çocuğa, gazeteciye düşmanlığının yanı sıra yer altı ve yer üstü zenginliklerine de düşman olduğunu ifade etti.

    Çevre Platformu adına konuşan Feyzullah Cinpolat ise, İnsan hayatının hiçe sayıldığını dile getirdi. Cinpolat, “Elbistan halkının önemli bir bölümü solunum yolu veya kanser hastalığı ile mücadele ediyor. Hali hazırda insanı ve doğayı yok etmeleri yetmiyormuş gibi şimdi 3 tane termik santrali daha yapmaya çalışıyorlar” dedi.

    HES nedir?

    Hidroelektrik Santral (HES) kısaca suyun potansiyel enerjisinden yararlanarak elektrik üretilen tesistir. Suyun kullanım hakkının özel şirketlere verilmesi ve inşaatları için binlerce ağacın kesilmesi demektir.

    Hidroelektrik yenilenebilir bir enerji kaynağıdır fakat yapımı aşamasında ve sonrasındaki işletim sürecinde çevreye ve insana zarar veren etkileri çıkabilir ve bu noktada sürdürülebilir olmaktan tamamen çıkmış olur. Türkiye’deki HES projelerinin %71’inin Çevre Etki Değerlendirmesi’nden muaf tutuluyor.

     

    Telgraf – Yasemin Çelik

     

     

     

  • Londra’da “Özgürlüğün Zamanı Geldi” eylemi

    Londra’da “Özgürlüğün Zamanı Geldi” eylemi

    KCK’nin hafta içerisinde ilan ettiği ‘Tecride, Faşizme, İşgallere Son; Özgürlüğü Sağlama Zamanı’ hamlesi kapsamında, Londra’da da Kürtler ve dostları zamanı geldi mesajı verdi. 

    Londra'da Özgürlük Eylemi
    Londra’da Özgürlük Eylemi

    Merkez Londra’nın ünlü Picadilly Circus meydanında bir araya gelen kitle, Kürt halk önderi Öcalan bayraklarıyla ‘Öcalana özgürlük, biji Serok Apo, faşizme son, terorist Akp – Mhp iktidarı, tecrite son’ sloganları attı.

    Londra Picadilly Circus Meydanı
    Londra Picadilly Circus Meydanı

    Eylemde Londra Kürt Halk Meclisi ve Britanya Kürt halk meclisi ile Öcalan’a Özgürlük kampanyası, Kürt kadın insiyatifi, ayrıca Kürdistan Özgürlük kampanyası’da katılmcılarıyla hazır bulundu. Hazırlanan basın açıklaması Ingilizce, Kürtce ve Türkce olarak okundu. Kürt halk önderi Öcalan’a uygulanan tecrit ve insan hakları ihlallerini kapsayan yüzlerce Ingilizce bildiri de çevredikelere dağıtıldı.

  • David Graeber bizi daha iyi bir insanlık düşlemeye çağırıyordu

    David Graeber bizi daha iyi bir insanlık düşlemeye çağırıyordu

    Geçtiğimiz hafta vefat eden antropolog, bilim insanı ve aktivist David Graeber, günümüzün ezilen insanları için gerçek bir ilham kaynağıydı. Graeber, insanlığın dayanışmacı ve eşitlikçi bir karakterden zamanla bencil ve tahakkümcü bir karaktere evrildiğini öne süren geleneksel anlatıyı reddetti ve eğer istersek, özgürlük ve eşitliğin önünde hiçbir şeyin duramayacağını dile getirdi.

     

    Bu hafta, bir insan olarak David Graeber’ı kaybetmenin üzüntüsünü ve yazar David Graeber’a kapılıp gitmenin sevincini yaşarken, birçok heyecan verici orijinal denemesine ve kitaplarına dalıp giderek bir karmaşa yaşadım; öte yandan bu eserlerin görkemi, yaşadığımız kaybı daha da üzücü bir hale getirdi. Antropolog ve aktivist Graeber, 2 Eylül günü Venedik’te birdenbire ve beklenmedik bir şekilde öldü ve dünyanın dört bir yanında keder, anma ve şükran dalgalarına neden oldu.

    O, olağanüstü bir insan, seçkin bir bilim insanı ve kararlı bir doğrudan eylem örgütleyicisiydi. Sonuncu özelliği, 1990’ların sonlarındaki küresel adalet hareketinden 2011’deki ‘Wall Street’i İşgal Et’ (Occupy Wall Street) hareketine ve son yıllarda Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan güzel ve anarşik özerk Rojava bölgesine verdiği desteğe kadar uzanıyordu.

     

    BAŞINDAN BERİ KÜRTLERİN İYİ BİR DOSTUYDU

    Haberin duyulmasının ardından, Kürt aktivist Hawzin Azeez şunları söyledi: “David, bizler henüz hiçbir desteğe sahip değilken bile Kürtlerin dostuydu. Ezilenler olarak, böylesine büyük entelektüellerin bizimle dayanışma içinde olmasına ve sarsılmaz bir destek sunmasına ihtiyacımız vardı. Buna karşılık, ona sunabileceğimiz en büyük sevgi eylemi, onun ufuk açıcı yazılarını okuyarak mirasını korumak, onu Kürtler, aktivistler, solcular, anarşistler ve özgürlük ve umut sevdalıları olarak çalışmalarımızda ve mücadelemizde yaşatmaktır. Bununla birlikte, David Graeber’ı yitirmiş değiliz; onun mirası, değerleri, fikirleri, Rojava’nın zeytin bahçelerinde, komünlerinde ve kooperatiflerinde yaşıyor.” Fransa’daki dostları, Graeber’ın Rojava bölgesine insansız hava araçları götürdüğünü söylüyorlar.

     

    ‘İLHAM VERİCİ BİR UCUBE’

    Tanıdığım insanların büyük kısmı onu biliyor ve seviyordu; zira onunla birlikte örgütlenmiş ve protestolara katılmışlardı. Toplantılarda ne kadar neşeli ve sabırlı, aynı zamanda ne kadar iyi bir dinleyici olduğunu anlatıyorlardı. Bunlardan birisi, 20 yıl önce David’in 19 yaşındayken ona ilk eylem kaskını nasıl aldığını sevgiyle hatırlıyor; “Nasıl da ilham verici bir ucubeydi” diyor. O, konuşmalarını, gündelik yaşamında, özgürleştirici ve cesaret verici fikirleri bağlamında çekinmeksizin sürdürdü. Ölümünden kısa süre önce siyasi düşünür Astra Taylor ile yaptığı bir yazışmada, ona “iyi bir yazar” olduğunu söylemiş ve bunun “solcular arasında ender görülen bir beceri” olduğunu sözlerine eklemişti. Ona teşekkür ederek şöyle demişti: “Buna, bir anlamda siyasetin bir uzantısı olarak ‘okuyucuya iyi davranmak’ diyorum.”

    Japonya’dan, Ortadoğu’dan, ABD’den ve Avrupa’dan kendisiyle ilgili övgü ve üzüntü dolu birçok mesaj yayınlandı: bunlar, Graeber’ın coşkusunu, nezaketini, derleyiciliğini, kimi zaman teatralliğini ve genellikle kırışık olan elbiselerini anlatan sevgi dolu hatıralar içeriyordu. David’i çok iyi tanımıyordum ama yıllar içerisinde konuşmalarla ve yürüyüşlerle birkaç harika ikindi geçirmiştik ve onun çalışmalarından birçok defa ilham almıştım; o zamandan beri, birden fazla insanın bilimsel bir kariyer seçmesine neden olduğunu söylediği, boyutu küçük ve fikirleri büyük bir kitap olan Anarşist Antropoloji’nin Parçaları (Fragments of an Anarchist Anthropology) ortaya çıktı.

     

    TARİHİ ÖZGÜRLÜKÇÜ BİÇİMDE YENİDEN YORUMLADI

    O, yalnızca kendisine ait birisiydi ve geçen hafta Zoom üzerinde düzenlenen anma töreninde birinin belirttiği üzere, akademide olsa da oraya teslim olmamıştı. Akademi, tutuculuğu ödüllendirirdi ve David’in alışılmışın dışındaki karakteri kazara açık bir kapıdan gelen taze bir rüzgâr gibi içeri dolmuştu.

    2011 yılında yayımlanan kitabı ‘Dept: The First 5.000 Years’ (Borç: İlk 5.000 Yıl), paranın neden var olduğuna dair geleneksel açıklamayı ters yüz etti ve yeni borçluların yaratılışının gayrimeşruluğunu göstermek için gereken argümanları ortaya koydu. Bunu, (Wall Street bölgesinde 17 Eylül 2011 tarihindeki işgale kadar geçen aylarda örgütlenmesine yardımcı olduğu) ‘Occupy Wall Street’ hareketinden doğan çeşitli girişimlerde borç direnişi aktivisti olarak sürdürdü. Bu olay dünya çapında binlerce işgal hareketine yol açtı ve ekonomik adaletsizlik ve bunun alternatifleriyle ilgili küresel tartışmalarda değişime neden oldu.

     

    İŞÇİ SINIFININ GELENEKSEL DİŞ BİLEMESİNDEN FARKLI BİR ÇERÇEVE SUNDU

    Occupy Wall Street’in “Biz yüzde doksan dokuzuz!” sloganını atanları övmekte daima hızlı olmasına rağmen, esasına yüzde 99’u ortaya atan da bizzat kendisiydi ve David’in alışılmış iyimser bakış açısından, bu slogan, aslında çoğu insanın gerçekten de zenginlere karşı aynı tarafta olduğunu ifade ediyordu; ve ayrıca yüzde 1 olarak adlandırdığımız, sınırları belirsiz bir işçi sınıfının benzer biçimde sınırları belirsiz bir orta sınıfa karşı geleneksel diş bilemesinden çok daha farklı bir çerçeve sunuyordu.

    David’in 2018 yılında yayımlanan ve neşeli, isyancı coşkusunu somutlaştıran bir yazısında bir bölüm başlığı vardı: Kısaca “Yeniden düşünmenin zamanı geldi” diyordu. Aslında, bu ortak çalışma, antropolog arkadaşı David Wengrow ile birlikte yazdığı bir makaleydi ve göründüğü kadarıyla, daha sonra yazacağı kitapların da tohumuydu. Bu makalenin mizahi bir şekilde iddialı bir başlığı vardı: “İnsanlık tarihinin gidişatı nasıl değiştirebilir (en azından zaten yaşanmış olan kısmını).”

     

    ‘OLASILIK’: YENİ BİR İNSANLIK YARATMAK

    Bunu, insanların eşitlikçi avcı-toplayıcı gruplardan ortaya çıktığına ve daha sonra bir şekilde faziletten eşitsizliğe yöneldiğine, küçük toplumun eşitlikçi, büyük toplumun hiyerarşik olduğuna ve 8 milyar nüfus büyük olduğu için makus kaderimize mahkum olduğumuza ilişkin geleneksel fikri sorgulayarak yaptı. Çalışmalarının çoğunda olduğu gibi, insan toplumlarının yabani çeşitliliğine, bir çeşit davet gibi baktı. ‘Utopia of Rules’ (Kuralların Ütopyası) adlı kitabında şunları söylüyordu: “Dünyanın en büyük ve gizli gerçeği, bizim yaptığımız ve kolaylıkla farklı bir şekilde yapabileceğimiz bir şey olmasıdır.” Onun çalışmalarının bütünü, işlerin farklı bir şekilde yapılması için sunulan davetiyelerdi.

    ‘Olasılıklar’, şu açılış satırlarıyla birlikte 2007’de yayımladığı bir deneme kitabının başlığıydı: “Bu derlemeye ‘Olasılıklar’ adını vermeye karar verdim; çünkü bu sözcük, bir antropolog olmak için başlangıçta bana ilham veren şeylerin büyük bir kısmını içinde barındırıyor. İnsanın sosyal varlığının diğer olası biçimlerine pencereler açtığı için disipline odaklandım; ayrıca, bu, değiştirilemez olduğunu düşündüğümüz şeylerin çoğunun farklı zaman ve yerlerde ziyadesiyle farklı şekillerde düzenlendiğine ve bu yüzden, insanla ilgili olasılıkların normalde hayal ettiğimizden hemen hemen her şekilde daha büyük olduğuna dair bilinçsel bir hatırlatıcı işlevi gördü.”

    2014’te Missouri eyaletindeki Ferguson kentinin polisiyle ilgili makalesinden devrimin yeniden gözden geçirilmesine, bürokrasiye yönelik hararetli eleştirilerinden bir diğer kitabının başlığı olan ‘Bullshit Jobs’a (Saçma İşler) kadar yazdığı neredeyse her şey, geri kalanımıza bir armağan, bu büyütülmüş olasılıkları hayal etmek ve görmek için bir teşvik olarak sunulmuştu.

     

    Rebecca Solnit

    Makalenin orijinali The Guardian gazetesinde yayımlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

     

  • İngiltere’de Churchill’e ait heykele 4 ay sonra yeniden : “Bir ırkçıydı” yazıldı

    İngiltere’de Churchill’e ait heykele 4 ay sonra yeniden : “Bir ırkçıydı” yazıldı

    İngiltere’de eski Başbakan Winston Churchill’in heykeli 4 ay sonra ikinci kez “Irkçı” yazılaması yapıldı.

    İngiltere’de Extinction Rebellion adlı çevreci grubun protestoları sırasında eski Başbakan Winston Churchill’in heykeline de Black Lives Matter eylemlerinde yazılan “Bir Irkçıydı” yazılaması tekrar yapıldı. Başkent Londra’da bulunan Parlamento Meydanı’nda toplanan yüzlerce çevreci bugün de eylemlerine devam etmiş, çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Gösteriler sırasında meydanda bulunan Churchill heykelinin kaidesine sarı boya ile “Bir ırkçı” ifadesi yazıldı. Metropolitan polisi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Parlamento Meydanı’ndaki Winston Churchill heykeline zarar verdiği şüphesiyle bir kişi gözaltına alındı” dedi.

  • AB’den İngiltere’ye çağrı: Brexit anlaşmasına uyun

    AB’den İngiltere’ye çağrı: Brexit anlaşmasına uyun

    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, İngiltere’nin Brexit ayrılık anlaşmasının bazı maddelerini ihlal etmeyi planladığının ortaya çıkmasının ardından yapılan ‘AB-İngiltere Ayrılık Anlaşması Ortak Komite’ toplantısı bitiminde açıklama yayımladı.

    Açıklamada, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic ve İngiltere Başbakan Yardımcısı Michale Gove’un bugün Londra’da komite toplantısı gerçekleştirdiği kaydedildi.

    Brexit ayrılık anlaşmasının ve İrlanda protokolünün tam ve zamanında uygulanması gerektiği belirtilen açıklamada, anlaşmaya uyumun “yasal yükümlülük” olduğuna dikkat çekildi.

    Açıklamada, “AB, bu anlaşmanın içeriğine ve ruhuna saygı gösterilmesini beklemektedir. Ayrılık anlaşmasının şartlarına uymamak uluslararası hukuku ihlal anlamını taşır. Bu durum güvene zarar vermekle birlikte gelecekteki ilişkilere yönelik müzakereleri de riske atar” ifadeleri kullanıldı.

    ‘Tek taraflı değiştirilemez’

    Ayrılık anlaşmasının 1 Şubat 2020’de yürürlüğe girdiği anımsatılan açıklamada, “AB veya İngiltere anlaşmayı tek taraflı olarak değiştiremez, düzeltemez, yorumlayamaz veya yok sayamaz. İrlanda ve Kuzey İrlanda protokolü de ayrılık anlaşmasının ana unsurlarından biridir” değerlendirmesinde bulunuldu.

    İngiliz hükümetinin sunduğu tasarıyı geri çekmesi talep edilen açıklamada, “İngiltere’deki tasarının kabul edilmesi halinde, ayrılık anlaşması ve uluslararası hukuk son derece ciddi biçimde ihlal edilmiş olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    Ayrılık Anlaşması Ortak Komitesi, AB ve İngiltere’nin Brexit anlaşmasının uygulanmasını ve yorumlanmasını denetlemek ile ortaya çıkabilecek sorunların çözümü amacıyla kurulmuştu. Anlaşma gereği tarafların talep etmesi halinde komitenin 30 gün içinde bir araya gelmesi ve sorunları ele alması gerekiyor.

    Süreç hakkında

    AB’den 31 Ocak’ta ayrılan İngiltere, Birlik ile ticaret başta olmak üzere, ikili ilişkiler konusunda kapsamlı müzakereler yürütüyor. Müzakerelerde, ticaretin yanı sıra balıkçılık, havacılık, ilaç ve güvenliğe kadar çeşitli konular ele alınıyor.

    Anlaşmaya varılamaması halinde iki taraf arasındaki ticari ilişkiler, 31 Aralık 2020 sonrasında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre yapılacak. Bu tarihe kadar olan geçiş süreci boyunca İngiltere, AB kurallarına bağlı kalmayı sürdürüyor.

    Kaynak : Sputnik

  • Vakaların tekrar yükselişe geçmesi ile İngiltere’de tekrar kısıtlamalar başladı

    Vakaların tekrar yükselişe geçmesi ile İngiltere’de tekrar kısıtlamalar başladı

    İngiltere’de koronavirüs (Covid-19) vakaları tekrar yükselişe geçerken; Başbakan Boris Johnson, yaptığı konuşmada kısıtlamaların tekrar sıkılaştırılacağını ifade ederek, “Herkesin kurallara uymasını bekliyoruz” dedi.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ülke genelinde vaka artışlarının tehlikeli boyutlara ulaştığını ve bu konuda adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Kısıtlamaların daha da sıkılaştırılacağını vurgulayan Johnson, bu adımların stabil ekonominin sağlanması, okulların açık kalması ve virüsün kontrol altında tutulması için atılacağının altını çizdi.

    Haber Global’in aktardığına göre Johnson, “Bu ülkedeki herkesin kurallara uymasını bekliyoruz. Virüsün yayılmasını durdurmak için hemen harekete geçmeliyiz. Bu yüzden sosyal iletişim kurallarını basitleştiriyor ve güçlendiriyoruz” dedi.

    6 kişi kuralı

    Geçtiğimiz gün 107 günde görülen en yüksek günlük vaka sayısının kaydedildiği İngiltere’de salgının yeniden yükselişe geçmesiyle hükümet bazı bölgelerde kısıtlamaları artırma kararı aldı.

    • 14 Eylül Pazartesi gününden itibaren 6’dan fazla kişinin bir araya gelmesi yasaklanacak.
    • Okul, işyeri, düğün ve cenazeler yasak kapsamına girmezken, kurallara uymayanlar 100 ila 3 bin 200 sterline kadar para cezasına çarptırılacak.

    Sağlık Bakanı Matt Hancock, “İnsanların durumun ciddiyetini anlaması, virüse karşı gevşek davranmaması açısından kuralları sertleştirmemiz gerekiyordu. Tabii ki bu kurallar insan hayatını korumak için” ifadelerini kullandı.

     

  • Koronavirüs aşısı: Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca’nın testleri bir deneğin rahatsızlanması üzerine durduruldu

    Koronavirüs aşısı: Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca’nın testleri bir deneğin rahatsızlanması üzerine durduruldu

    Oxford Üniversitesi ve ilaç şirketi AstraZeneca’nın birlikte geliştirdiği koronavirüs aşısının son aşamadaki klinik testleri, bir deneğin aşıya olumsuz tepkiler vermesi üzerine askıya alındı.

    AstraZeneca’dan yapılan açıklamada, bir denekte “açıklanamayan bir hastalığın” ortaya çıkmasının ardından testlerin durdurulduğu belirtildi ve bu, “rutin bir prosedür” olarak tanımlandı.  Açıklamada, yaşanan durumun arkasındaki nedenlerin araştırılmaya başlandığı belirtildi.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, şu anda koronavirüs aşısı geliştirilmesini öngören dünya genelinde 176 farklı çalışma var. Bunların 33’ünde insanlar üzerinde denemeler yapılıyor, dokuz çalışma ise test sürecinin son aşamasında bulunuyor.  Oxford Üniversitesi ile AstraZeneca’nın birlikte geliştirdiği aşı, etkili olma ihtimali yüksek çalışmalar arasında nitelendiriliyor ve yakından takip ediliyor.

    Aşının birinci ve ikinci test aşamaları başarıyla tamamlandı. Kısa bir süre önce üçüncü aşamasına geçildi. Bu çalışmalara, ABD, İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika’da yaklaşık 30 bin denek katılıyor.

    Yaşanan durumla ilgili neler biliniyor?

    BBC’nin Sağlık Editörü Fergus Walsh, yapılacak bağımsız incelemenin verileri gözden geçirmesinin ardından düzenleyici birimlerin testlerin yeniden başlamasına karar verene kadar tüm ülkelerdeki testlerin askıya alındığını bildirdi.

    Oxford Üniversitesi’nden bir sözcü, “Böylesine büyük testlerde, tesadüfen bazı hastalık vakaları ortaya çıkabilir ancak bunların dikkatli bir şekilde bağımsız birimlerce kontrol edilmesi gerekir” dedi. Oxford’un geliştirdiği aşının test çalışmaları ikinci kez askıya alınıyor. Böyle durumlarda, testlerin olayın incelenmesinin ardından genellikle kısa bir süre içerisinde yeniden başlıyor.

    Konuyla ilgili haber ilk olarak sağlık ve ilaç sektörüyle ilgili haberler yapan Stat News web sitesi tarafından duyuruldu. Stat News’un haberinde, hastalanan deneğin İngiltere’de olduğu ancak vücudunun verdiği ters tepkinin detaylarının bilinmediği belirtildi. Haberde, deneğin hayati tehlikesinin bulunmadığı, birkaç gün içerisinde iyileşmesinin beklendiği aktarıldı.

    Kaynak : BBC