Category: KÜRDİSTAN

  • Dünya Kobanê Günü: Tarihi direnişi kadınlar ördü

    Tarihi direnişle dünyada yankı uyandıran Kobanê’nin önemine vurgu yapan kadınlar,  DAİŞ saldırısında “Bizim iç meselemiz değil” diyen Türkiye’nin olası bir saldırıdan kaçınmasını istedi.
    Suriye’de Mart 2011’de “Arap baharı” adı altında başlayarak yayılan protestolar, daha sonra çatışma ve işgallerle sürdü. Ocak 2014’te Suriye’nin Rakka kentini işgal eden, 8 Haziran 2014 yılında ise Irak’ta bir kurşun bile sıkmadan Musul’u ele geçiren DAİŞ, 3 Ağustos’ta 2014’te ise Şengal’e saldırarak Êzîdîlere yönelik katliam gerçekleştirdi. Irak ve Suriye’de geniş bir alanı kontrolüne alan DAİŞ, 15 Eylül 2014’te bu kez aynı yıl Kuzey ve Doğu Suriye’de kantonlar kurarak bulundukları bölgeleri savunan Kürtleri hedef aldı. DAİŞ’in saldırdığı ve Suriye-Irak’ta aldığı diğer kentler gibi kısa sürede almayı planladığı Kobanê Kantonu, tarihin en büyük direnişlerinden birini verdi.
    SERZÛRÎ DİRENİŞİ 
    Kobanê’deki direnişin doğrultusunu, saldırıların henüz ikinci gününde kentin yaklaşık 35 kilometre doğusundaki Serzûrî köyünde 12 savaşçı çizdi. Rodî Efrîn komutanlığındaki YPG/YPJ’lilere, 15 Eylül akşamı yüzlerce DAİŞ’li tank ve toplarla saldırdı. “Geri çekilin” talimatını dinlemeyen savaşçılar, mevzilendikleri köy okulunda 24 saat boyunca saldırılara karşı direndi. Savaşçıların başındaki komutan Rodî Efrîn, mesajını telsiz üzerinden YPG/YPJ komutanlığına “Biz sonuna kadar direneceğiz ve düşmanın geçişine izin vermeyeceğiz. Şehit düşeceğimizi biliyoruz, ancak yolumuzdan yürüyecek olanlar da var” diye verdi.
    ÖCALAN’IN ÇAĞRISI 
    Serzûrî’deki direnişin yanı sıra Kobanê’de Arîn Mîrkan başta olmak üzere yaşamını yitiren yüzlerce kişinin direnişi, Irak, Türkiye ile İran’la birlikte dünya genelindeki milyonlarca Kürdü birleştirdi. Saldırıların devam ettiği 22 Eylül’de PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Kobanê’nin düşüşü, tüm Kürdistan’ın düşüşü demektir. Herkes bu gerçekliğe göre hareket etmeli” değerlendirmesi ve Kürt sorununun çözüm anahtarının Kobanê olduğu çağrısı sonrası, Kürtler yönünü Kobanê’ye çevirdi.
    HALK SOKAKLARA DÖKÜLDÜ
    Öcalan’ın bu mesajıyla Kobanê’ye yönelik saldırılara karşı büyüyen öfke ve tepki, Türk askerleri ile DAİŞ üyelerinin sınırda yan yana gözüktüğü fotoğraflar ve dönemin Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın “Kobanê düştü, düşecek” sözleri, halkı sokaklara döktü. Başta Türkiye ve bölge kentleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde Kobanê’ye ilişkin görülmemiş eylemler gerçekleşti. Bu eylemlerden sonra uluslararası koalisyon güçleri süren direnişi desteklenmek zorunda kaldı. ABD liderliğindeki koalisyon, DAİŞ hedeflerini bombalarken baskılar sonucu Türkiye’nin açtığı koridordan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmergeler Kobanê’ye geçti.
    134 GÜN SONRA
    Kobanê, 134 gün sonra 26 Ocak 2015’te DAİŞ’ten tamamen temizlenirken, bu sonuç DAİŞ’in sonunu getiren ilk yenilgi oldu. DAİŞ, daha sonra hakim olduğu kentlerde de yine Kürtler tarafından yenilgiye uğratıldı.
    DÜNYA KOBANÊ GÜNÜ
    Farklı inanç ve haklardan direnişçilerin katılımı ile enternasyonal bir boyut kazanan Kobanê direnişi devam ederken, dünyaca ünlü isimlerin çağrısıyla bu direnişe destek için 1 Kasım tarihi “Dünya Kobanê Günü” ilan edildi.
    DÜNYA ROJAVA GÜNÜ
    DAİŞ’in tamamlayamadığı Kürtlerin mücadelesini boğma görevini, Türkiye tamamlama çabasına girdi. Bu bağlamda 2018 yılında Efrîn, 2019 yılında ise Girê Spî ve Serêkaniye’ye desteklediği paramiliter güçlerle saldıran Türkiye, Suriye’nin Kuzey ve Doğu’sunda ortaya çıkan iradeyi kırmayı amaçladı. Bu saldırılara karşı direnişi seçen Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni ve diğer halklar ise, direnişleri ile 2 Kasım’ın da Dünya Rojava Günü olarak ilan edilmesini sağladı.
    KENT YİNE SALDIRILARIN HEDEFİNDE
    Tarihi direnişin üzerinden 7 yıl geçerken, Kobanê bugünlerde yine Türkiye’nin hedefinde. Türkiye’nin operasyon düzenlemeyi planladığı kentlerin başında gelen Kobanê’ye yönelik son günlerde saldırılar gerçekleştiriliyor.
    Tarihi direnişe Urfa’nın Suruç ilçesindeki Kobanê sınırında dahil olan anneler, yaşananları anlattı.
    BİNLERCE İNSAN SINIRA AKIN ETTİ
    Sınırda aylarca yaşananlara ortak olan annelerden Adalet Çay, o dönem yaşananları anlatırken, “Dünyanın birçok yerinden insanlar sınıra geldi. Yine Kobanê tarafından da insanlar geliyordu. Kimisi çocuğunu, yaşlısını, evini arkasında bırakmıştı. En azından ruhumuzu kurtaralım diyordu. Sınırı geçmek için kendini teller üzerinden atanlar oldu. İnsanları katlediyorlardı. Gelenler ‘DAİŞ’liler köylere girmiş çocukların kafalarını kesip katlediyorlar’ diyorlardı. Çok çetin bir süreçti ama yine halklar Kobanê’ye sahip çıkıyordu” dedi.
    KADINLAR SINIRI TERK ETMEDİ
    Günlerce sınırda yüreklerinin yandığını belirten Çay, sınırdan gelen Kobanêli yurttaşlara yardımcı olduklarını söyledi. Yükselen dumanları gördüklerini belirten Çay, bu vahşilerin nasıl biteceğini düşündüklerini söyledi. Çay, “Biz gözümüzle görüyorduk. Motor ve araçlarla evleri talan ediyorlardı, hayvanları katlediyorlardı. Binlerce genç belki yaşamını yitirdi ama tüm bu zorluklara rağmen Kürtler DAİŞ’in üstesinden geldi. Ülkesini, toprağını, halklar büyük mücadele ile kurtardı” diye belirtti.
    Kadınların direnişinin sınırın bu tarafında da olduğunu belirten Çay, “Kadınlar DAİŞ bitene kadar sınırı asla terk etmediler. Büyük bir direniş gösterdiler” dedi.
    KOBANÊ YİNE SAHİPLENİLMELİ
    Sınırda günlerce, haftalarca beklediklerini söyleyen Çay, Kobanê’ye yardıma dünyanın her yerinden insanların geldiğini ifade etti. Çay, “Önceden DAİŞ’di, şimdi ise Türkiye. Gerek fezleke, gerek söylemlerle Kobanê’ye saldırı sinyalleri veriliyor. Halklar olası saldırılara karşı inşallah yine kenetlenir. Biz anneler artık savaş istemiyoruz. Kadınların, gençlerin öldürülmesini istemiyoruz. Biz barışın temelli tesis edilmesini istiyoruz” diye konuştu.
    ‘AYNISI BAŞUR’DA DA YAŞANIYOR’ 
    Annelerden Fatma Akbaş ise, Kobanê sürecinin bin bir zahmetle çok acılar biriktiren bir süreç olduğuna değindi. Akbaş, “Yüzlerce insanımız DAİŞ tarafından katledildi. Gelen yaralı insanlarla karşılaşıyorduk, insanın kaldıracağı acılar değildi” şeklinde konuştu. Kobanê’de yaşananların üzerlerindeki etkisinden bahseden Akbaş, “Kobanê’ye dünyanın her yerinden destek gösteriliyordu. Bugün Kobanê’de yaşananlar, Başur’da, Rojhilat’ta da yaşanıyor. Her gün kan akıyor. Akan kanlar da bizlerindir. Bundan dolayı ne askerlerin ne de gerillaların ölmesini istemiyoruz. Bunun üstüne siyaset yapmalarını istemiyoruz” şeklinde konuştu.
    ‘HALA BİZE AĞIR GELİYOR’
    Kobanê’de kadınların gösterdiği direnişe dikkati çeken Akbaş, “İlk başta kadın düşmanı barbar İŞİD’e karşı Arin Mirkan’ın gerçekleştirdiği fedai eylemi biz kadınları çok etkiledi. Kobanê’nin DAİŞ’ten alınması da Arîn Mîrkan şahsında kadınların gösterdiği direniş ile oldu. Birçok kişi aslında Kobanê’nin düşmesini istiyordu. Ama orada kadın ve erkek savaşçılar, fedai tarzda yaptıkları eylemler ile bunun önüne geçtiler. Kobanê’de şu an Kobanêliler kalıyor. DAİŞ almış ve işgal etmiş olsaydı neler yaşanacağına şahit olurduk. Bu onların topraklarıdır, nasıl çıksınlar? Yaşadığınız, büyüdüğünüz toprakları öyle kolay bir şekilde terk edemezsiniz. DAİŞ, çoluk çocuk demeden insanları katletti, kadın ve gençleri kaçırıp köleleştirmeye çalıştı, yurtlarını talan etti. Bu yaşananlar hala bize ağır geliyor” ifadelerini kullandı.
    ‘NE OLDU DA İÇ MESELE OLDU?’
    Kobanê direnişinin ve zaferinin yıl dönümü olduğu için mutlu olduğunu ifade eden Akbaş, “Umarım asla bir daha hiç kimse böyle şeyler yaşamaz. Kobanê’ye saldırı yapılmasını istemiyoruz. Hiç kimsenin hakkı yoktur. DAİŞ Kobanê’ye saldırdığında Türkiye, ‘Bizim iç meselemiz değil, müdahale edemeyiz’ diyordu. Şimdi ne oldu da iç meseleleri oldu. DAİŞ olunca iç mesele olmuyor da Kürtler olunca mı iç mesele oluyor? Bunu kabul etmiyoruz” diyerek, olası bir saldırıya tepki gösterdi.
    ‘GECE GÜNDÜZ SINIRDAYDIK’
    Annelerden Hadle Oğur da Kobanê sürecinde yaşanan vahşeti anlatmaya günlerin yetmeyeceğini belirtti. Kobanê’nin Qeremox köyünden sınıra geçmek isteyenlere devletin izin vermediğini ifade ederek Oğur, şunları söyledi: “Bir tane 2 yaşlarında bir çocuk sınırda bulmuştum. Ben onu kucağıma alarak ona, ‘Kimse kalmadı, sen merak etme ben seni korur ve sana bakarım’ dedim. Uzun bir aradan sonra bir kadın çocuklarının peşinden gelmişti. Kadın gelirken hemen önünde bomba patladı ve gözümüzün önünde havaya uçtu. Kadın 40-50 yaşlarındaydı. Ben bu kadının yanında 6 gün kaldım. O süreç onun için biraz ağır geçti. Sonra bizler anonslar yaparak ailelerin gelip çocuklarını almasını istedik. Biz gece gündüz sınırdaydık. Bu süreç bizler için ağır geçti.”
    ‘HALK AKIN ETTİ’
    “Kobane’yi illa ki alacağız. Ya ölüm ya Kobanê” dediklerini hatırlatan Oğur, “Şükürler olsun ki Kobanê’yi aldık. Aldıklarında Urfa kilitlenmişti. Kobanê’nin bütün sokakları dolmuş, taşmıştı. Herkes çok mutluydu” diye konuştu.
    Muşlu yaralı bir genç kadının 3 ay 28 gün boyunca yoğun bakımda kaldığını ve Kobanê’nin özgürlüğünü televizyonda duyduktan sonra ellerini kaldırarak şehadete erdiğini belirten Oğur, “Bizim gördüklerimiz ve yaşadıklarımız hiç bir zaman unutulacak şeyler değil” dedi.
    ‘KOBANÊ NE ANLATILIR NE DE YAŞANIR’
    “Kobane süreci ne anlatılır ne de yaşanılır” diyen Oğur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz o sürecin binde birini bile anlatamıyoruz halen. Çok büyük bir direniş vardı. O süreçte halk mücadele de seferber oldu. Ne Türk, ne Kürt, ne Çerkez ne ABD’lisi, ne Avustralyalısı kaldı, herkes akın etti. Etrafımız dolup taştı. Bize ‘burası neresi’ diyorlardı. Biz onlara Kobanê diyorduk. Sonra bize ‘peki Suriye nerede’ diye soruyorlardı. Biz onlara Kobanê’nin Suriye’nin bir kenti olduğunu söylüyorduk. Onlar bize Kobanê’nin Suriye’nin tümü olduğunu sandıklarını söylüyorlardı.”
    ‘KOBANÊ ÇOK ÖZEL BİR YER’
    Bu kadar acı ve direnişlere tanıklık eden Kobanê’nin Kürtler için özel bir yer olduğunu belirten Oğur, “30-40 yıl da geçse o şehitlerin kanı Kobanê’de silinmez. Ağır yaralılar, kalkıp savaşacağım diyordu. Otur yaran iyileşsin diyorduk. Bize dönüp daye ‘Kobanê gitti’ diyorlardı. Biz o süreci hiç bir zaman unutmayacağız. Kobanê temizlendikten sonra çok farklı duygular yaşadık. Kobane’yi kendi haline bırakmalılar. Çünkü Kobanê çok özel bir yer. Burada dünyanın gözü önünde büyük bedeller verildi. Kimse Kobanê’ye dönük saldırılara karşı sağır ve dilsiz olmamalıdır” dedi.
    MA / Müjdat Can 

    Kobane özgürlük meydanı
  • Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ diyen Taşkesen serbest bırakıldı

    Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ diyen Taşkesen serbest bırakıldı

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Siirt’in Kurtalan ilçesindeki esnaf ziyaretinde “bulunduğunuz yer ‘Kürdistan’dır” ifadesini kullanan Cemil Taşkesen adlı yurttaş için savcılığın soruşturma başlattı. Gözaltına alınan Taşkesen ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    Siirt Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Akşener’in dün ilçede gerçekleştirdiği ziyarette Cemil Taşkesen adlı esnafın, “Dilimiz inkar ediliyor, kimliğimiz inkar ediliyor, ‘Kürdistan’ inkar ediliyor. Biz buna karşıyız. Şu an sizin bulunduğunuz yer ‘Kürdistan’dır ama ne yazık ki Meclis’te bu ‘Kürdistan’ inkar ediliyor.” sözleri üzerine Kurtalan Cumhuriyet Başsavcılığınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan soruşturma başlatıldı.

    Polis ekipleri, soruşturma kapsamında Taşkesen’i adresinde gözaltına aldı.

    Akşam saatlerinde emniyet işlemleri sona eren Taşkesen, savcılığa çıkarıldı. Savcılıkta ifadesi alınan Taşkesen, serbest bırakıldı.

    Taşkesen, serbest bırakılmasının ardından aralarında HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve beraberindeki birçok kişi Adliye binası önünde basın açıklaması yapmak istedi.

    Polis engeline rağmen yapılan açıklamada HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Taşkesen’in hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmasının birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandığını hatırlatarak, “Emniyet sorularına baktık. Sorular şu; Kimden talimat aldınız? Hangi örgütten talimat aldınız? Herkes biliyor, tüm bir bölgeyi gezerseniz size buranın Kürdistan olduğunu niteler” dedi.

    Danış Beştaş’ın konuşması esnasında polisler açıklamayı engellemek istedi. Bunun üstüne Beştaş, “Polisler açıklamayı engellemesin. Polisler şuanda suç işliyor. Biz burada açıklama yapmak için izin almak zorunda değiliz” diyerek tepki gösterdi.

    Yaşadıklarına dair Mezopotamya Ajansı’na konuşan Danış Beştaş, Taşkesen’in emniyet ve savcılık ifadelerinin gördüklerinde “Büyük bir korku, gerçeklerin inkarı” şeklinde yorumladıklarını söyledi.

    Beştaş, “Kürtler Kürdistan’a Kürdistan der. Kendilerine de Kürdüm der. Bunun için kimseden talimat almalarına da gerek yok. Çünkü savcı ve emniyetin sorusu ‘Kim size talimat verdi? Hangi örgüt size talimat verdi?’ diye sorulmuş. Bu gerçeklerin hangi aşamaya geldiğini de ortaya koyuyor. Bin yıllık tarihten ve tarihsel belgelerden habersiz olmak değil aslında. Bu, înkar siyasetini devam ettirmektir. Bu şekilde kesinlikle Türkiye’ ye bir fayda sağlayamaz. Türkiye toplumuna hiç bir katkı yapılamaz. Bu zaten Kürt sorunun varlığını ispatlamaya ve açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

     

  • Amed’de yüz binler Newroz alanında

    Amed’de yüz binler Newroz alanında

    Amed’de Newroz alanını dolduran yüz binler, İmralı tecridi protesto ederken, tutsakları selamladı. Alanda “Kürt halkı AKP-MHP’nin biletini kesecek” mesajı verildi.

    Amed’de “Newroz ateşiyle direnelim, özgürleşelim” şiarıyla gerçekleştirilen kutlama, yüz binlerin doldurduğu alanda çekilen halaylarla devam ediyor. Newroz ateşi yüz binlerce kişi tarafından “Bijî serok Apo” sloganlarıyla yakıldı. Polisin sahneden tehditleri ve müzik sesini yükseltmesine rağmen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri ve “Bijî Serok Apo” sloganları atılıyor.
    Newroz alanını dolduran yüz binleri selamlayan HDP Amed Milletvekili Semra Güzel, “Amed bugün Demirci Kawa’nın çekici, Çağdaş Kawa’nın direnişi, Zekiyeler’in, Rahşanlar’ın yoldaşları oldu. Newroz direnişi getiriyor, direniş yaşamı getiriyor. Mart ayı Kürdistan için direniş ayıdır. Newroz meydanları direniş meydanlarıdır. Halkımız her şeye rağmen meydanlarda, köylerde, yaylalarda, gençlerin ve kadınların öncülüğünde Newroz ateşi harlanıyor. Kürtleri yok sayanlar bu meydana baksınlar. Kürtler bu direniş meydanında. Hangi iktidar bu gerçekliği yok edebilir” dedi.

    Amed'de yüz binler Newroz alanında
    Amed’de yüz binler Newroz alanında

    KADIN DÜŞMANLIĞINA TEPKİ

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine de değinen Güzel, “Direnişçi kadınlar, iktidarlar mücadelemizi yok etmek istiyor, kazanımlarımızı elimizden almak istiyorlar. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Biz varız, var olacağız, kendimiz olacağız. Cumhurbaşkanı, bu kararla kadın düşmanı olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu karar kadın katillerine cesaret verecektir. Bundan sonra kadın katliamlarının sorumlusu AKP’dir. Bu karar, kadın katliamını, şiddetini meşrulaştıran bir karardır. Ama bizler sözleşmenin iptal edilmesine izin vermeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi, eşbaşkanlık gibi kırmızı çizgimizdir. Bu kararı tanımıyoruz, mücadele edeceğiz. Bu politikalara karşı mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    TUTSAKLARIN DİRENİŞİ SAHİPLENİLDİ

    Kürt Halk Önderi üzerinde ağır bir tecrit sürdürüldüğüne dikkat çeken Güzel, “Ortaya atılan iddiaların giderilmesi için tecridin sonlandırılması gerekiyor. İmralı’ya yaklaşım, Kürt halkına, Kürt sorununa yaklaşımdır. Tecride karşı 115 gündür tutsaklar açlık grevinde. Mazlumların ve Saraların Esat Oktay’a karşı direnişi sürüyor. Tecrit sürdükçe, direniş sürecektir. Tecrit kalkmadıkça, bu topraklara barış gelmeyecektir. Tutsakların direnişi, bizim direnişimizdir, talepleri bizim talebimizdir” diye kaydetti.

    ÇİFTYÜREK: ONLARIN BİLETİNİ KESECEĞİZ!

    Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek ise Kürt halkının Newroz’unu kutlayarak, Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olması için başlatılan imza kampanyasına destek vermeye çağırdı. Çiftyürek, Kürt halkına ve Kürt siyasetine yönelik baskılara değinerek, şunları söyledi: “Ferman padişahın ise meydan halkımızındır. İşte meydan, işte Kürt halkı. Kürt siyaseti yüz yıldır sokaklarda siyaset yapıyor. Meclis’te Kürt siyasetini hedef alınmasıyla siyaset bitmez. Fermanlarınızı tanımıyoruz, işte Kürt halkı, işte siyaset bu meydanda. Bu saldırılar Cumhur İttifakı’nın yok olmasıdır. Artık sandığa gidecek bir durumda değil. Kürt halkı Cumhur İttifakı’nın biletini kesecek. Bunu gördüğü için Kürt halkına saldırıyorlar.”

    ‘BİRLİK OLURSAK ZAFER YAKINDIR’

    Kürt ulusal birliğinin sağlanması gerektiğinin altını çizen Çiftyürek, “21’inci Yüzyıl Kürdistan’da ulusal birliğin sağlanması yüzyılı olacaktır. Eğer bunu sağlayamazsak, tek tek yok olacağız. Artık birlik zamanıdır. Bugün birlik olursak, zafer yakındır. Bir kez daha bu meydandan çağrı yapıyoruz. Türkiye ve Rusya birlik oluyor ama Kürt partileri birlik olamıyor. Gelin, birliği sağlayalım” dedi.
    Konuşmaların ardından HDP Amed milletvekilleri halkı selamladı. Newroz, sahne alan Şilan Dora’nın şarkılarıyla devam ediyor

    ‘Öcalan’a özgürlük’ talebi barikatları aştı

    Yüzbinlerin hep bir ağızdan “Öcalan’a özgürlük” sloganını haykırdığı Diyarbakır Newroz’unda barikatları aşan gençler “özgürlük” taleplerini sahneye taşıdı.

    Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Newroz ateşini yakmak için yola koyulan binler, Diyarbakır Newroz meydanında yüzbinlere ulaştı. Öğlen saatlerinden sonra dolup taşan Newroz meydanı, gençlerin ve kadınların ulusal kıyafetleriyle renkli görüntülere sahne oldu.

    Gün boyunca PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterleri ve PKK bayraklarıyla birlikte “Bijî Serok Apo” sloganları atan yüzbinler barikatları aşarak, Öcalan’a özgürlük taleplerini sahneye taşıdı. Polis, ses sistemine müdahale etmesine rağmen yüzbinlerin sloganlarını bastıramadı.

    Yapılan konuşmaların ardından sahne alan Kadir Çat’ın, seslendirdiği “Kemal Pir yoldaş” ve “Diren ha Diyarbekir” şarkılarla, yüzbinler İmralı tecridine karşı 115’inci gününde devam eden açlık grevi eylemlerini sahiplendi.

    Coşkunun doruğa ulaştığı Newroz Parkı’nda, yüzbinler sloganlar eşliğinde halaylar çekiyor.

  • Adıyaman, Malatya ve Maraş HDP’ye sahip çıktı

    Adıyaman, Malatya ve Maraş HDP’ye sahip çıktı

    Adıyaman, Malatya ve Maraş’ın Pazarcık ilçesinde binlerce kişi alanlarda buluşarak, Newroz’u kutladı. Hakkında kapatma davası açılan HDP’nin sahiplenildiği kutlamalarda, tecridin kaldırılması istendi.
    Adıyaman, Malatya ve Maraş’ın Pazarcık ilçesinde “Newroz ateşiyle direnelim özgürleşelim” şiarıyla Newroz kutlandı. Binlerce kişinin katıldığı kutlamalarda, tecride ve HDP’nin kapatılma davasına tepki gösterildi. “Özgürlük zamanı” mesajlarının verildiği alanlarda, Öcalan’a özgürlük talep edilirken, “HDP halktır halk burada” denildi.

    MALATYA

    Malatya’da Newroz Bayramı Emeksiz Meydanı’nda kutlandı. Meydana çıkan yollar otobüslerle bariyer oluşturularak trafiğe kapatılırken, alana girişlerde polis arama yaptı. HES kodlarıyla alana alınan yurttaşlar, programa bir saat kala alana gelmeye başladı. Arama noktasından sarı kırmızı yeşil şal ile geçmek isteyen İkbal Yalçınkaya ve 10 yaşındaki kızının alana girmesi polisler tarafından engellendi. Şala el koyan polisler, Yalçınkaya ve kızı girişte bir süre alıkonulduktan sonra gözaltına alındı. Yalçınkaya ve kızı İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube’ye götürülüp alınan ifadelerinden sonra serbest bırakıldı.

    Yazar-gazeteci Mazlum Çetinkaya’nın kendi yazdığı kitapları alanda bulunan bir arkadaşına getirmesi polis tarafından engellenmek istendi. Kitabın toplatılıp toplatılmadığını kontrol eden polisler, daha sonra kitapların alana sokulmasına izin verdi. Polisin tutumuna, “Kitaba düşmansınız” diyerek tepki gösteren Çetinkaya, “Kendi yazdığım kitabı taşıyamayacak mıyım?” diye sordu.

    Türkçe ve Kürtçe “Newroz ateşiyle direnelim özgürleşelim” pankartının yer aldığı alana kadınlar yöresel kıyafetleriyle katıldı. Sık sık fiziki mesafe kurallarının hatırlatıldığı kutlamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Kürdistan Komünist Partisi, EMEK Partisi ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) yöneticilerinin yanı sıra kente bulunan demokratik kitle örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    TUNCEL’DEN MESAJ

    Newroz Tertip Komitesi’nin Kürtçe ve Türkçe yaptığı selamlamalardan sonra özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla kutlama başladı. Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’in gönderdiği mesaj okundu. Tuncel mesajında, Newroz’un barışa vesile olmasını diledi.

    ‘ARTIK VAAT EDECEK BİR ŞEYLERİ YOK’

    Newroz ateşinin yakılmasıyla devam eden kutlamada konuşan HDP Malatya İl Eşbaşkanı Perihan Yücekaya, HDP’ye yönelik saldırılara tepki göstererek, Newroz’un saldırılara cevap olduğunu söyledi.

    EMEP adına konuşan GYK üyesi Halil İrmek, son dönemde HDP üzerinde artan baskılara dikkat çekti. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye tepki gösteren İrmek, “Sözleşme uygulansın derken bir anda çektiler. Kadınlar her alanda haklarına sahip çıkacak. AKP’nin artık vaat edecek bir şeyi yok. Kendi bekası için HDP’yi kapatmak istiyor ama demokrasi güçleri buna izin vermeyecek. Yoksulluk arttığı için, emekçilerin ekmeği azaldığı için milliyetçiliği körüklüyorlar” diye konuştu.

    SÜRÜCÜ: MÜCADELEYE DEVAM

    Ardından konuşan HDP Milletvekili Ayşe Sürücü, partileri üzerindeki baskılara ve süren direnişe dikkat çekerek, şunları söyledi: “Kadınların haklarını korumaları gerekirken kararnameyle çekildiler, siz çekilemezsiniz. Kadınların mücadelesiyle o sözleşme geldi ve kadınların mücadelesiyle uygulanacak. Gergerlioğlu’nun vekilliği hukuksuz bir şekilde düşürüldü. Bütün hukuksuzluklara karşı mücadele edeceğiz, kararlıyız. Şu an ülkede bir kaos hakim. 2013 Newroz’unda bir deklarasyon yayınlandı ve Sayın Öcalan’ın katkılarıyla hiçbir eve cenaze gitmiyordu. AKP iktidarı müzakereleri sonlandırdı ve İmralı’da tecrit derinleştirildi. Buna karşı 114 gündür devam eden açlık grevi var. Talep tecridin son bulmasıdır. Bu talep bir an önce kabul edilmelidir. Barış gelene kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    Kutlama Grup Hivron’un seslendirdiği ezgiler, çekilen halaylar eşliğinde son buldu.

    MARAŞ

    Maraş’ın Pazarcık ilçesinde HDP’nin öncülüğünde Celal Doğan Parkı’nda Newroz kutlaması yapıldı. Kutlamaya, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, MYK Üyesi İlknur Birol, PM üyelerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Kutlamanın yapıldığı park, HDP bayraklarıyla süslenirken, “Newroz ateşiyle direnelim özgürleşelim” ve “Em bi agirê Newrozê li ber xwe bidin, bi serbikevin” yazılı pankartlar asıldı.

    Kutlamaya gelen yurttaşlar Genel Bilgi Taraması’na (GBT) tabi tutuldu. Newroz kutlaması, Nuray Balık ve ekibinin müzik dinletisiyle başladı. Şarkılar eşliğinde halaylar çeken kitle, sık sık “HDP halktır halk burada” ve “Bijî Newroz” sloganları attı.

    ‘HDP HALKTIR’

    Müzik dinletisinden sonra konuşan HDP’li vekil Zeynel Özen, partisinin kapatılmasına yönelik girişimlere tepki göstererek, “HDP hem kazandıran hem de kaybettiren bir partidir. HDP olmazsa bu ülkeye barış gelmez. Kürtleri hedef göstererek sürdürülen bir savaş var. Barış dedikçe saldırıyorlar. HDP’yi iyi okusunlar. Bir gider bin geliriz. HDP’yi kapatamazlar. HDP halktır. Biat etmeyeceğiz. Direnmek yaşamaktır ve yaşatmak demektir” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına tepki göstererek konuşmasına başlayan İlknur Birol ise, “Kadın tecavüzcülerinin, katillerinin talebini karşıladılar. Ama kadınlar asla size boyun eğmeyecek” dedi.

    Kutlama, yakılan Newroz ateşi etrafında çekilen halaylarla son buldu.

    ADIYAMAN

    Adıyaman’da Newroz Bayramı, Mahmut Gürbüz Camii yanındaki alanda kutlandı. “Newroz pîroz be” bayraklarının asıldığı alanda kitle sık sık “HDP halktır halk burada”, “Jin jiyan azadî”, “Bijî berxwedana zindana” sloganları attı. Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan kutlamada, ilk olarak Talat Yeşil sahne aldı. Şarkılar eşliğinde kitle halaylar çekti.

    Newroz’da konuşma yapan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, HDP hakkında açılan kapatma davasına ilişkin olarak, “HDP bir dükkan değildir hemen kapatılsın. HDP sadece bir kurum değildir; HDP sizsiniz, HDP halktır” dedi.

    ‘TECRİT KALDIRILSIN’

    İmralı’da 22 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile kurulacak diyalogun barışın anahtarı olduğunu ifade eden Toğrul, “Taleplerimizi bir kez de buradan yükseltiyoruz. Tecrit bir an önce kaldırılmalıdır. Tecrit kırılırsa açlık grevleri son bulur. Eğer bu tecrit kırılmazsa bir sonraki seçimlerde AKP-MHP tarihe gömülecektir” diye konuştu.

    Toğrul’un konuşmasının ardından söz alan Kürdistanî parti temsilcileri, ulusal birlik vurgusu yaptı.

    Konuşmaların ardından sahne alan Devrim Demir’in seslendirdiği ezgilerle coşan kitle, halaylar çekerken, barış ve Newroz’a ilişkin sloganlar attı.

  • Kürdistanlı siyasetçilerden Britanya’da yaşayan Kürtlere çağrı

    Kürdistanlı siyasetçilerden Britanya’da yaşayan Kürtlere çağrı

    İngiltere ve Galler’de her 10 yılda bir gerçekleştirilen nüfus sayımı bu yıl 21 Mart Pazar günü gerçekleşecek. Yapılan akademik araştırmalarda Birleşik Krallık’ta 500 bin civarında Kürt yaşıyor olsa da en son 2011 yılında gerçekleştirilen nüfus sayımında sadece 49 bin kişi etnik kimliklerinin Kürt olduğunu belirtti. Kürtlerin ulusal bayramı Newroz bayramına denk gelen bu yılki nüfus sayımı için Kürdistanlı siyasetçiler ve toplum önderlerinden Birleşik Krallık’ta yaşayan Kürtlere nüfus sayımına kendi kimlikleri ve inancını kayıt altına almaları çağrısı yapıldı.

    Nüfus sayımını İngiltere ve Galler’de Office for National Istatistics (Ulusal İstatistik Ofisi) organize ederken, Kuzey Irlanda’daki Kuzey Irlanda Istatistik Kurumu tarafından yürütülüyor. Her ikisi aynı zamanda yapılırken, İskoçya’daki sayım pandemiden kaynaklı 2022’ye ertelendi. Nüfus sayımında elde edilen bilgiler yerel ve merkezi hükümet tarafından verilen dil hizmetleri, eğitim gibi birçok hizmetin nasıl yürütüleceğine de yön veriyor.

    Salih Muslim: PYD Meclis Üyesi

    Salih Muslim: PYD Meclis Üyesi
    Salih Muslim: PYD Meclis Üyesi

    Britanya’da yaşayan Kürt halkımıza çağrımız herkesin nüfus sayımında kendilerini Kürt olarak kaydetmeli. Bu Kürt halkının daha iyi tanınmasına, diplomasinin güçlenmesine ve halk olarak daha ciddiye alınmasına vesile olacaktır. Yaşadığımız her yerde kendi kimliğimizle gurur duyuyoruz. Dünyanın tümü Kürt halkının terörizme karşı verdiği mücadeleyi iyi biliyor ve takdir ediyor. Halkımız bu konuyu ciddiye almalı ve her Kürt nüfus sayımında kendi kimliğini ve dilini yazdırmalıdır.

    Remzi Kartal: Kongra Gel Eşbaşkanı

    Birleşik Krallık’ta yaşayan halkımız için önemli bir dönem, halkımıza çağrımız ve ricamız nüfus sayımında herkesin kendi ulusal kimliğiyle

    Remzi Kartal: Kongra Gel Eşbaşkanı
    Remzi Kartal: Kongra Gel Eşbaşkanı

    kendilerini kaydetmeleridir. Bunun çok ciddi siyasi ve toplumsal sonuçları olacaktır.

    Feryal Clark: İşçi Parti Enfield Milletvekili

    Merkezi hükümet ve yerel yönetimler tarafından farklı toplumsal kesimlere dönük verilen hizmetler nüfus sayımı sonuçlarına göre belirlenir.

    Feryal Clark: İşçi Parti Enfield Milletvekili
    Feryal Clark: İşçi Parti Enfield Milletvekili

    Sağlık, eğitim başta olmak üzere toplumumuza dönük yapılacak hizmetleri doğru bir şekilde almak istiyorsak mutlaka etnik kimliğimizi ve inancımızı kayıt altına almalıyız. İngiltere ve Galler’de yaşayan halkımızın da etnik kimliklerini Kürt, inancı Alevi olanların da mutlaka Alevi olarak kayıt altına almaları her anlamda daha doğru hizmete ulaşmalarını sağlayacaktır.

    Besime Konca: HDP eski milletvekili, TJK-E Aktivisti

    İngiltere ve Galler’de gerçekleşecek nüfus sayımında her halkın kendi etnik kimliğiyle katılma hakkı var. Kürt halkı olarak biz de 2021 nüfus sayımında Kürt olduğumuzu ve inanç olarak ta Alevi, Ezidi, Müslüman, inancımız her neyse onu mutlaka kayıtlara geçirmeliyiz. Yıllardır kendi topraklarımızda inkar edildik, hakikatimiz yok sayıldı ve buna karşı mücadele verdik. Diasporada da kimliksizleştirme politikaları ile karşı karşıyayız, bunun için bu

    nüfus sayımında kendi kimliğimiz ve inancımızı kayıt altına almak çok önem arz etmektedir ve her Kürdün bu hissiyatla yaklaşacağına inanıyorum.

    Tayip Temel: HDP Milletvekili

    Besime Konca: HDP eski milletvekili, TJK-E Aktivisti
    Besime Konca: HDP eski milletvekili, TJK-E Aktivisti

    Umudum o ki İngiltere ve Galler’de yaşayan tüm Kürt halkımızın bu nüfus sayımında kendilerini ulusal kimlik ve inançlarıyla kaydetmesidir. Bunun eğitim, kültür, diplomasi alanında büyük katkısı olacaktır, bu şekilde devletin de bu yönlü hizmetleri olacaktır. Çağrım ve ricam tüm halkımızın Kürt kimliklerini ve inançlarını kayıt altına almalarıdır.

    Demir Çelik: FEDA Başkanı-HDP eski milletvekili

    Türkiye’de nüfusa Kürt ve Alevi olarak kaydolma koşulları yokken, İngiltere ve Galler’de yapılacak nüfus sayımında Kürt halkının böyle bir şansı ve imkanı vardır. Bu

    nedenle Birleşik Krallık’ta yaşayan tüm halkımızı Kürt kimliği ve Alevi inancıyla kendilerini kaydetme çağrısı yapıyorum.

    Tayip Temel: HDP Milletvekili
    Tayip Temel: HDP Milletvekili

    Britanya Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Ercan Akbal, Göçmen İşçiler Kültür derneği eşbakanı İbrahim Avcıl ve Kırkısraklılar derneği başkanı araştırmacı yazar Ahmet

    Demir Çelik: FEDA Başkanı-HDP eski milletvekili
    Demir Çelik: FEDA Başkanı-HDP eski milletvekili

    Güven de birer açıklama yaparak Kürt halkını nüfus sayımına katılmaya ve kendi ulusal kimlikleri ve inançlarıyla kaydolmaları çağrısı yaptılar.

    Kürt Toplum Merkezinde kayıt masaları kuruldu

    21 Mart Pazar günü itibariyle her haneye kayıt kodunun içerdiği mektuplar gönderilmiş durumda. Gelen mektuplarda olan kayıt kodu ile www.census.gov.uk portalı üzerinden online kayıt yapılabilir. Mektubu almayan veya kayıt kodunu kaybedenler yine census portalı üzerinden adreslerini ve telefon numaralarını girerek kayıt kodu talep edebilirler. Bu şekilde kayıt kodu kısa mesajla anında cep telefonlarına gönderilir. Online formu doldurmak istemeyenler 0800 141 2021 telefon numaralarından yazılı kağıt formu talep edebilirler.

    İngilizce dil bariyeri olanlar için Londra Kürt Toplum Merkezinde form doldurma yardım masaları kuruldu. İsteyenler Kürt Toplum Merkezinden gerekli desteği alabilirler. Nüfus sayımı zorunluluğu sadece vatadandaşlar için geçerli değil, aynı zamanda İngiltere ve Galler’de oturumu olan herkes için geçerli. Nüfus sayımına katılmamanın 1000 sterlin cezası bulunmaktadır.

  • Halepçe katliamının hatırlattıkları

    Halepçe katliamının hatırlattıkları

    Her büyük felaket insanlara kimi değerler hatırlatır ve gerçekler gösterir. Halepçe katliamı da Kürt halkına: ‘Özgür olmadığınız sürece katliamlardan kurtulamazsınız’ diyor.
    İSKAN AMED

    Yaraları olmadı onların kanayacak
    Oysaki kanayan bir yara olarak
    Asılı kalacak.
    İnsanlığın günahkar boynunda Halepçe.

    Halepçe katliamının hatırlattıkları
    Halepçe katliamının hatırlattıkları

    Halepçe ölüm ile anılan bir kent. Her kentin sokaklarında olduğu gibi Halepçe’nin sokaklarında da çocuklar oyunlar oynuyor, insanlar yaşamın akışına karışıyordu. 16 Mart 1988 günü Newroz’a beş gün kala sessiz bir dünyanın içinde ölüler, kansız bir nehir gibi aktı Halepçe’nin bağrında. Halepçe doğanın en güzel deminde Irak ulus-devleti tarafından kansız cesetler nehrine dönüştürüldü.

    Halepçe zamanın kendisinden utanacağı bir demdir, Kürtlerin hafızasında, ruhunda ve yüreğinde. Yine de her şeye rağmen Halepçe kentinde kimyasal silahlarla dehşet verici bir soykırıma maruz kalan Kürt halkı öldükçe diriliyor, dirildikçe cellatlarına korku salmaya devam ediyor ve Newroz gibi hayata duruyor.

    16 Mart günü, ölüm Hiroşima ve Nagazaki’de olduğu gibi Halepçe’de de kirliydi. Oysaki doğal ölüm, yaşamı temiz kılar, besler ve sürdürürdü. Ama o gün ölüm vakitsiz bir şekilde çırpınan her canlıya apansız dokunuyordu. Ölüm ilk başta elma kokusuyla yayılıyordu. Bir karabasan, bir ahir zaman ve bir kıyamet Halepçe’yi pençesine almıştı. Çiçeklerin kokusuna, kuşların berrak ve tiz ötüşüne, ağaçların her bir yaprağına dokunan ölümdü. Bir kentin insanları, tüm canlılarla birlikte, beyinlerini paraya satan ‘bilim adamları’nın, elma kokusu ile yaptığı kimyasal gazlarla yok ediliyordu.

    Sayıları çok az olsa da iyilerini ve dürüstlerini tenzih ederekten. Bilim insanları iktidarın yani parayı ve gücü elinde bulunduran elit bir zümrenin eli kanlı katillerinden başka hiçbir şey değildir. Bilim insanlarının: ‘Toplum adına bilim yapıyoruz’ diye uydurdukları yalan, topluma ve doğaya yoksulluktan, yıkımdan ve felaketten başka da bir şey getirmiyor. Onlar; devletleri, iktidarları ve zenginleri ihya eden canavarlara dönüştüler. Tıp, fizik, kimya, matematik ve birçok dalın maaşlı profesörleri, mühendisleri; devletlerin çıkarları için el üstünde tuttuğu kişiler olmaya devam ediyor. Özünde ise onlar sadece hırsızdırlar. İnsan toplumunun çağlar boyunca oluşturduğu icatları ve birikimleri çalıp, iktidarlara teknoloji diye satan hırsızlar ve tarihin hainleridirler.

    Çocuklar ‘Bêhna Sêwa Tê’ diyerek ölmüşlerdi

    Kadınlar bebelerini Azrail’in tırpanından göğüslerine bastırarak kurtarmaya, korumaya çalışmıştı. Hangi bilim insanı çocukların yüzlerine bir tebessüm dahi kazandırabilirdi ki? Çocuklar koşarak: ‘Bêhna Sêwa Tê’ diyerek ölmüşlerdi. Son koşulları oldu. Elma kokusu tuzaktı. Katiller, kölelerini yaratmak için ölüm gazına elma tadı verecek kadar ahlaktan ve vicdandan yoksundu.

    16 Mart sabahı ölüm de en az Kürtleri sömüren ırkçı devletler kadar vahşi ve acımasızdı. Diktatör Saddam Hüseyin’in faşist Irak ordusu sabah saatlerinde evlerin camları kırılsın diye Halepçe’yi önce savaş uçaklarıyla bombaladı. Camlar kırılsın ki daha çok kadın, yaşlı, çocuk ayırmadan insan öldürsünlerdi. Sonra -kendilerine göre- gavur dedikleri devletlerden aldıkları savaş uçaklarından Halepçe’ye attığı elma kokusu yayan kimyasal bombalar devreye girdi. Halepçe’nin üstüne kara bulutlar gibi kesif bir koku yayıldı. Katliama uğrayanların elma kokusu dediği şeye anlam verecek zamanları olmamıştı. Gazı soluyanların derisi yanmaya başlamış, solunum sistemleri çökmüş, oldukları yerde ölüm, onları karanlığına birer birer almıştı.

    Kimisi evinin kapısının eşiğinde, kimisi bahçesinde, kimisi duvar dibinde, kimisi de kurtulurum umuduyla kaçtığı dağlarda ölüme yakalandı. Kokuyu genizlerinde hissedenler birer birer düşüp kaskatı kesilmişti. Hem insanlar, hem çiçekler, hem hayvanlar, hem de her şey o gün Halepçe’de öldürülüyordu. Oysaki ölen insana dair hakikatti.

    O gün; eline Kuran-ı Kerim alıp da güruhunu selamlayan Saddam Hüseyin tarafından gelen ölüm esir almıştı Halepçe’de Kürtleri ve yaşamı. O gün insan ırkının en eski kavimlerinden biri olan Kürtler, sömürgeci canilerin en alçakça saldırılarından sadece biriyle yüz yüze kalmıştı. O gün Halepçe toprağı, üstü örtülemeyen açık bir mezarlıktı. Tıpkı Gelîyê Zîlan, Dersim, Amed, Cîzîr, Efrîn, Şengal gibi.

    Halepçe katliamının üzerinden 33 yıl geçti. Bu süre içerisinde faşist Saddam rejimi çöktü. Kendisi de ektiğini biçti. Fakat adalet yerini buldu mu? Kurdistan ülkesi, emperyalist devletler tarafından masa başında çizilen haritalarla sözde İslam devletleri olan Türkiye, Irak, Suriye ve İran’a peşkeş çekildi. Bu sözde İslam devletleri Kürtlere acıların ve katliamların her türünü pervasızca yaşattı.

    Saddam’ın ibret dolu sonu…

    Her büyük felaket insanlara kimi değerler hatırlatır ve gerçekler gösterir. Halepçe katliamı da Kürt halkına: ‘Özgür olmadığınız sürece katliamlardan kurtulamazsınız’ diyor. Halepçe katliamı, Kürt halkının sömürgeci devletlerden koparak dağlarıyla özgürlüğe yürümesine yol açmalıdır. Kürtler, devletlere ve işbirlikçilere değil, öz güçlerine güvenmeli ve statüsüz bir yaşamı ayaklarının altına almalıdır.

    Son günlerde PKK’ye silah bırakma çağrısı yapan tipler türedi. Bunu herkesin çok iyi bilmesi ve anlaması gerekir; Kürtler özgür olmadan, Kurdistan tanınmadan, Kürtlerin doğuştan gelen ulusal, insani, siyasal ve kültürel hakları tanınmadan, PKK’nin silah bırakmasını isteyenler, Halepçe katliamını, DAİŞ’in Kobanâ’ye, Şengal’e, Erdoğan ve çetelerinin Efrîn’e, Gerê Spî’ye, Serêkanîyê’ye saldırmasını isteyenlerdir. Bu kişilere sormazlar mı; Dersim, Amed, Agirî, Geliyê Zîlan, Şengal, Rojava ve Halepçe’de Kürtler katledilirken PKK mi vardı?

    Gerçi Türk derin devletinin, suretini haktan göstermeye çalışan, kendilerine gazeteci-yazar, solcu, sosyolog diye sıfatlar takan, iblislerini tanıyoruz. PKK’ye silah bırakma çağrısı yapan, özgürlük için savaşmanın ne olduğunu bilmeyen ve anlamayan bu kişilere son bir soru soralım; Türk devleti, 70 yaşını aşan Kürt kadınlarını zindanlara atarken sizler ne hissediyor ve düşünüyorsunuz?

    Cevaplarınızın hiçbir bir önemi yok, çünkü gerçekler ayan beyan ortada. Faşist devletlerin zulmü, Kürt halkına mutlak zafer getirecek, zulmün saltanatını yıkacaktır. Halepçe katliamını yapan Saddam Hüseyin’in ibret dolu sonu bu hakikatin en yalın ifadesidir. Ve şunu da kimse unutmasın herkes hakikatinden payını alır.

    Mistik ve gizemli bir güç olan PKK gerillaları Kürt halkını dağlarda, ovalarda ve şehirlerde savunacaktır. Kürtlerin özgürlüğü dağlarda ve gerilladadır. Kürtlerin özgürlüğü, sömürgeci devletlerin zayıflamasında ve hatta yerle yeksan olmasındadır.

  • Soğuk havada 40 gündür elektriksizler

    Soğuk havada 40 gündür elektriksizler

    Birikmiş borçlarından kaynaklı elektrikleri kesilen ve 40 gündür elektriksiz mum ışığında yaşayan 3 çocuklu Nilli ailesi, borcun ödenmesi için destek bekliyor.
    Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Yenimahalle’de ikamet eden 3 çocuklu Nilli ailesi 40 gündür elektriksiz. Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (VEDAŞ) “ödenmeyen borç” nedeniyle elektriksiz bıraktığı aile, maddi yetersizliklerinden kaynaklı faturalarının biriktiğini ve kendilerine 140 bin TL borç çıkarıldığını aktardı. Aile, bunu ödeyecek güçlerinin olmadığını belirterek, destek bekliyor.

    NEREDEN GETİREYİM?

    40 gündür mum ışığında idare ettiklerini ve çocuklarının karanlıkta derslerine çalıştığına dikkati çeken Yusuf Nilli, işsiz olduğunu ve sadece akrabalarının desteğiyle ayakta kalabildiklerini ifade etti. Nilli, “VEDAŞ 140 bin TL bir borç çıkarmış. Bu borcu yatırmadığım için şu an elektriklerimizi kesmişler. Nereye gittiysem kimse yardımcı olmadı. Annem de babam da hayatta değil. Maddi durumumuz yok. Hamallık yaparak geçimimizi sağlıyorum. Bel fıtığım olmasına rağmen çalışmak zorundayım” diye konuştu. VEDAŞ yetkililerinin 40 bin TL karşılığında yeniden eve enerji vereceğini söylediğini aktaran Nilli, “Ben bu kadar parayı nerden getireceğim” dedi.

    BORÇ İÇİN DESTEK ÇAĞRISI

    Anne Emine Nilli ise, elektrik olmadığı için sobanın üzerinde yemek pişirdiğini ifade etti. “Ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyen anne Nilli, “Elektriklerimizin bırakılmasını istiyoruz. Havalar ısındı. Yarın ya da öbür gün sobaları da kaldıracağız. Yemeği nerede yapacağım? Komşuların verdiği yardımlarla geçiniyoruz. Nereye gitsem bize yüz çeviriyorlar. Valiliğe dahi gittim. Bizimle görüşmeyi kabul etmediler. Bu evimizi de akrabalarımız bize yaptı” sözleriyle destek çağrısı yaptı.