Category: Oktay Şahbaz

  • GCSE sınavları ne kadar önemli?

    GCSE sınavları ne kadar önemli?

    GCSE sınavları bir çoğumuz için ismini duyduğumuz ve bu konuda çocuklarımız için önemli olduğunu düşündüğümüz bir terim. Bazılarımız için ise bu konuda araştırma yapıp GCSE’lerin çocuklarımız ortaokul sonunda yaptığı ve geleceklerini yakından ilgilendiren bir dizi sınavdan oluştuğunu öğrenmesidir. Çocuklarımız için oldukça stresli olan bu dönem neden bu kadar önemli? Bu sınavlarda başarısız olan bir öğrenci için okul hayata bitiyor mu? Bu hafta bu konuya değinip bu konudaki bilgilerimizi sizin ile paylaşacağız. Her zamanki gibi umarım faydalı olur.

    GCSE yane General Certificate of Secondary Education çocuklarımızın ortaokul sonunda yaptığı, bir nevi ortaokul bitirme değerlendirmesi olarak bilinen sınavları oluşturur. Çocuklar ortaokuldaki gördükleri bir çok dersten GCSE sınavlara girerler. Çocuklar için önemli GCSE ders sonuçları ana dersler olarak bilinen İngilizce, Matematik ve Fen’den oluşur. Bir öğrenci ancak bu derslerde başarılı olduğunda diğer derslerindeki başarısının bir önemi ve değeri olur. Matematik ve İngilizce GCSE sınav sonuçları İngiltere’de iyi bir kurs, iyi bir kolej yada iyi bir altıncı sınıfa gitmek için gereken en temel gerekliliktir.

    Peki ama GCSE’lerin neden bu kadar önemli? GCSE sınav sonuçları çocuklarımızın eğitim hayatındaki temel basamakları oluşturur. Bu basamaklar iyi atıldığında, yane iyi sonuçlar alındığında, bir sonraki adımı daha ileri atıp eğitim hayatını da hem daha erken hem de daha başarılı bitirebilir. GCSE’ler bir çok öğrenci için hayatlarında tecrübe ettikleri ilk ciddi sınavdır. Buradaki alınan sonuçlar aynı zamanda bir öğrenciye kendi akademik kabiliyet görme fırsatı verip, bir sonraki kolej, altıncı sınıf yada meslek seçiminde belirgin bir rol oynar. Sınav sonuçları eski sisteme göre daha çok A’lardan yeni sisteme göre ise 1’lerden (2016 akademi yılı ile sonuçlar harf sisteminden numara sistemine geçecek) oluşan bir öğrencinin kolej, altıncı sınıf ve kurs konusunda daha çok imkana sahip olacaktır. Yani A Level gibi, daha akademik olarak bilinen, kurslar yapması daha mümkün olacaktır.

    GCSE sınav sonuçları üniversite başvurularını etkiler mi? Her ne kadar GCSE sınavları ortaokul sonunda yapılsa da etkisi ve önemi konusunda öğrencinin ilerdeki akademik hayatını yakından ilgilendirir. Bu etki hem üniversite hem de çalışma hayatına kadar kendini gösterebilir. Bir çok üniversite öğrencilerin özellikle İngilizce, Matemetik ve Fen derslerindeki sonuçlarına bakar ve bunu kayıt döneminde değerlendirir. Örnek vermek gerekirse yöneticilik okumak isteyen öğrencilerden bir çok üniversite daha spesifik bir şekilde İngilizce ve Matematik derslerinde B isterken üniversitede Pisikoloji okumak isteyen öğrencilerden Mathematik, İngilizce ve Fen derslerinden A isteyebilir. Tabii ki bu notlar kolej yada altıncı sınıfta okunan kursa ek olarak istenilen notlar olarak talep edildiğini söylemek önemli. Bunun yanında GCSE sınav sonuçlarının iyi olması gidilebilinecek üniversitenin kalitesini de belirlemede önemli olacaktır. İyi GCSE sınav sonuçları bu anlamda Cambridge, Oxford, LSE, Kings ve içinde diğer Russell Group üniversiteler bulunduğu daha prestijli üniversitelere gitme konusunda daha avantajlı duruma getirecektir.

    Yukarda anlattığım gibi ortaokul sınavları olarak bilinen GCSE sınavları aslında çocuğumuzun geleceği açısından büyük önem taşıyor. Bu konuda GCSE sınavlarının önemini çocuklarımıza anlatmak önemli. Fakat bunu yapmaya 11. sınıfta değil ortaokula başlaması ile yapmamız önemli. Ortoakul 7. sınıftan sınavlara kadar öğrenilen her şeyin GCSE sınavlarında başarılı sonuç almak için önemli bir etken oynadığını her zaman anlatmamız ve okula ve öğrenmeye bu konuda yönlendirmemiz önemli. Aksi takdirde kötü sınav sonuçları ile çocuklarımız bir yada iki yılını tekrarlayıp eğitim hayatını daha geç tamamlar.

    Oktay Şahbaz

  • Eğer aile hayatı bir araba ise..

    Hepimiz çocuklarımızı çok severiz ve onların mutlu olması için elimizden geleni yapmaktan kaçınmayız. Fakat bunu yaparken bazılarımız kontrolü elden bırakıp her şeyi çocuklarımızın yönetmesine izin veririz. Her şey onların istekleri doğrultusunda olur, onlar isteyince yenilir, onlar isteyince gezilir yada onlar isteyince yatılır. Öyle aileler ve çocuklar görüyorum ki gerçekten deyim yerindeyse ailelerini ‘ellerinde oynatıyorlar’. Peki bunun çocuklarımıza ne gibi bir faydası ve zararı olabilir? Böyle yetişen çocukları ileride eğitimde ve iş hayatında ne tür sorunlar bekliyor? Bu haftaki yazımda sizlere bu konudaki düşünce ve görüşlerimi dile getireceğim.

    Gerek çalıştığım okulda, gerek aile ortamlarında gerekse de çevrede farklı aile yapıları ile karşılaşıyorum. Bu aile yapıları arasında beni en çok tedirgin eden ise kontrolü çocukların elinde olan aile yapıları. Görmesem bile aslında bunu bir çok anne babadan da bizzat duyuyorum “parmağında oynatıyor bizi” “ne istese yaptırıyor” diye. Misafir evde otururken, çocuğu ‘sen de uyu’ dediği için misafiri bırakıp gidip yatan, her istediğini yapmak için sokak sokak çocuğunun peşinden koşan yada ağlayıp sızladığı için cebindeki tüm parayı tablet yada başka bir şeye harcayan. Ya da son günlerdeki en büyük sorunlardan biri haline gelen çocuğunu bilgisayar/tablet önünden kaldırmak için saatlerce çocuğuna yalvaran anne baba. Umarım bu örnekler bir çoğumuza tanıdık gelmiştir. Bu örnekleri zenginleştirmek ve farklılaştırmak mümkün.

    “Aman aman üzülmesin!” diye yapıyoruz. Bazen kolayımıza kaçıyor. “Ağlamasın şimdi kim uğraşacak, dediğini yapıverelim” diyoruz. Bazen bu durum o kadar çok oluyor ki, fark etmeden yeni bir alışkanlık ediniyoruz, hem de istemediğimiz bir alışkanlık. Bu konuda çalışma yürüten The Parent Coaching Academy bu durumu şöyle bir örnek ile anlatıyor “Eğer aile hayatı bir araba ise; direksiyonda anne ve/veya baba oturuyor. Yanında ise eşi. Zaman zaman şoför değişimi olmalı tabii. Arabanın nereye gideceğine; nerede durulacağına anne baba ortak karar vermeli. Çocuklar ise arkada. Tabii ki onların da söz hakkı var ama, ebeveynler her seferinde arkaya dönerse araba bir yerlere toslayabilir. Ya da çocuklar arkadan gördükleri kadarıyla yolu tarif ederse, yanlış yerlere gidilebilir.”

    Umarım bu örnekten yola çıkarak kontrolün neden biz anne ve babalarda olması gerektiğini anlamışızdır. Ailenin ve çocukların yönetimi biz anne ve babaların sorumluk alanında olması gerekiyor. Kararlar ve kurallar, neyin ne zaman, ne kadar ne niçin yapılacağı aile tarafından belirlenmeli. Bu çocuklarımız ile bir şey konuşmayacağız yada onların düşüncelerini almayacağız anlamına gelmiyor. Onların fikirleri ve istekleri tabiki sorulacak, alınacak karara katkıları olacak, ama bu anne ve babanın önderliğinde yapılacak. Çocukları bazı kararları kendi istekleri doğrultusuna değiştirmek için içimize işleyen bakışlarıyla, “annecim babacım noolur” “mummy please” gibi sözleriyle bazen de bağırıp çağırma ağlama sızlamalarıyla çaba göstereceklerdir. Ama burada önemli olan anne ve babanın kararlı davranması. Bu konuda tutarlı ve kararlı davranış gösteren aileler her zaman daha disiplinli bireyler yetiştirmiştir. Bu disiplini erken yaşta alan bir çocuk sorunsuz bir eğitim süreci yaşar ve hayata daha sağlam bir tutumla başlar. Evet çocuğumuzun ağlaması yada acılı bakışlarına karşın belki bir kaç defa üzülebiliriz ama uzun dönemde aslında onlara hayatın nasıl işlediği konusunda büyük bir derste vermiş oluruz.

    Kontrolü ele almak ve bu anlamda yapılması gerekenleri yapmaya çalışmak kısa dönemli bakıldığında işleri zorlaştırabilir. Ancak uzun dönemli düşündüğümüzde daha istikrarlı ilişkiler ve sağlam bir aile yapısı için gerekli. Yoka ilerde şoförü olmayan bir arabada kendizi bulabilirsiniz!!

  • Sınavlara hazırlanmanın tam zamanı

    Sınavlar, her çocuğun ve ailenin korkulu rüyasıdır. Yeni yıla girdiğimize göre sınavlarda yaklaşıyor anlamına geliyor. İster ilkokulda olun, ister ortaokulda isterseniz de kolej veya üniversitede İngiltere’de Mayıs ve Haziran ayları sınav dönemine tekabül ediyor. Bir çok çocuk bu dönemde hem ailesi hem de okul tarafından büyük bir baskı altına alınır. Beklentiler yüksektir ama yardım hiç bir zaman yeterli değildir. Öğrencinin yaşı kaç olursa olsun bu dönem her zaman zor bir dönemdir. Bir çocuk bu döneme daha iyi nasıl hazırlanır? Bu haftaki yazımda bu konuda yardımcı olmaya, önemli gördüğüm bir kaç öneri yaparak değineceğim. Umarım yardımcı olur…

    Sınavlara hazırlanmanın en önemli noktası her şeyi son dakikaya bırakmamak ile başlar. Her ne kadar bu anlayış etrafta yaygın olsa bile bilenmesi gereken bunun en iyi yöntem olmadığı gerçeğidir. Bir çalışma programı doğrultusunda günlük düzenli ders çalışan çocuklar her zaman başarılı olmuşlardır. Kaç dersiniz var? Toplamda kaç sınav yapacaksınız? En çok hangi derte zorlanıyorsunuz? Bu soruların cevaplarını yazdıktan sonra bir çalışma programı yapmak mümkün olacaktır. Bu doğrultuda bir öğrenci okul sonrası zamanını 1’er saatlik seanslara bölerek ne kadar ders çalışacağını belirleyebilir.

    Sınavlara hazırlanırken bol bol soru çözmek önemli. Fakat soru çözerken iki nokta daha da önemli, hangi soruları çözeceğiniz ve ne kadar iyi çözdüğünüz. Sınavlara hazırlanırken bir öğrenci için en iyi soru bankası geçmiş sınav kağıtları olacaktır. Bir öğrenci bu kağıtları ister okulda öğretmeninden isterse de kitapçılardan temin etmesi mümkün ve kolaydır. Daha sonra bilgisi dahilinde bu soruları çözmek öğrenci için faydalı olacaktır. Çözmekten daha da önemlisi aslında bir öğrencinin bu çalışmadan çıkartması gereken sonuç konuya ne kadar hakim olduğunu anlamasıdır. Bunun içinde yapılacak en iyi etkinlik soruyu çözdükten sonra cevabı bir arkadaşına yada öğretmenine anlatması. Hem cevabını anlatmak hem de vardığı sonuca nasıl ulaştığını belirtmesi önemli. İyi yapıldığında öğrenciye ciddi bir öz güven gelecektir, iyi yapılmadığı takdirde öğrencinin eksikliğini görmesine ve o konuyu tekrar çalışma ihtiyacı duymasını sağlayacaktır.

    Sınav çalışırken en çok yapılan etkinlik not veya yazı yazmaktır. Klasik olan bu yöntem dışında bilgiyi resim veya diyagram ile anlatmak bazı şeyleri daha iyi hatırlamamızı sağlayacaktır. Görsel olması beynimizin bazı bilgileri bazı şekiller veya resimler ile bağ kurmasını ve hafızamıza kolay ulaşmamızı mümkün kılar. Bu konuda en iyi hazırlık için ilk olarak öğrencinin bir konu seçmesi olacaktır. Daha sonra seçtiği konu hakkında bildiği her şeyi sıralamak ile başlayacaktır. Sıralama yapıldıktan sonra hatırlamakta zorlanılan alt başlıkların işaretlenmesi lazım. Son olarak her işaretlenen alt başlığa uygun resim veya diyagram çizilip tekrarlanırlar. Öğrencinin bundan sonra yapması gereken konuyu resimler veya diyagramlar kullanarak birine anlatması olacaktır.

    Yukarda belirtiğim gibi sınav dönemi herkes için, özelliklede öğrenci için, stresli bir dönemdir. Bu dönemde sakın çocuklarınızdan 24 saat ders çalışmalarını beklemeyin. Onlardan sadece düzenli ve programlı ders çalışmalarını bekleyin. Konu aralarında dinlenmelerini önerin, gezmelerini, sağlık bir şekilde beslenmelerini sağlayın. Sınavların önemini anlatın ama hiç bir zaman ‘Dünyanın sonuymuş’ gibi bir psikoloji ile yaklaşmayın. Başarılı olsa da olmasa da çocuklarınızın bir sonraki adımı sağlam atmaları için onlara yardımcı olun. Başka bir alternatifiniz olmamalı!

  • İngiltere’de öğretmen krizine doğru!

    İngiltere’de öğretmen krizine doğru!

    İngiltere’deki öğretmenlerin çalışma koşullarında ve ücretlerinde bir an önce bir iyileştirmeye gidilmezse, yeni kuşak öğretmenlerini mesleğe çekmek ve her okul için yeterince öğretmen bulmak eğitimdeki sorunların başında gelecek. İngiltere’de, okul müdürlerinin de içinde bulunduğu ve eğitim çalışanlarını örgütleyen, altı sendika öğretmenlerin çalışma koşullarını ve ücretlerini belirleyen komiteye yaptıkları açıklamada bu koşullar devam edildiğinde kaliteli ve kalıcı öğretmen bulmakta zorlanılacağını açıkladılar. Bu hafta sizlere İngiltere’yi önümüzdeki dönemde bekleyen büyük öğretmen krizi hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

    İngiltere’de bir yandan öğretmenlerin çalışma koşulları ve ücretleri konusunda kesintiler yapılırken bir yandan da okulların bütçelerinden büyük kesintiler yapılıyor. Londra’daki bir çok okulu önümüzdeki dönem yaklaşık %15 kesinti bekliyor. Hiç şüphesiz bu kesintiler araç gereç ve bir çok olanağı etkileyecek olsa da bunun aynı zamanda öğretmen kadrolarını etkilemesine kesin gözüyle bakılıyor. Öğretmen bulunamayan okullarda ise büyük korku sınıf nüfusunun artışı olarak görülüyor. Şimdi bile ortalama 30 öğrenci olan sınıf sayısı oldukça yoğunken bu sayının önümüzdeki günlerde 35-40 arası olması bekleniliyor.

     

    İngiltere’de öğretmenlerin mesleği bırakması çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Bunun asıl sebeplerden bir tanesi çalışma koşulları olurken diğeri ise öğretmen ücretlerine yapılan ücret zammının %1 ile sınırlanması. Bu sınırlanmanın yaklaşık 4 yıllık ücret dondurulmasından sonra gelmesi de öğretmenleri kızdıran bir başka etken. Öğretmen krizini önlemenin en iyi yöntemi öyle görünüyor ki ancak önerilecek iyi bir zam olacak. Tabii bunun yanında çalışma koşullarında iyileştirme ve bürokrasiyi azaltmak da faydalı olacaktır. Aksi takdirde genç kuşakta öğretmen olma isteği gittikçe azalıp, genç kuşakları meslekten soğutacak.

    Peki önümüzdeki dönem kaç tane öğretmen ihtiyacı olması bekleniliyor? Eğer öğretmen kayıpları bu hızla devam ederse önümüzdeki üç yılda 160 bin öğretmene ihtiyaç olacak. Bu sayı yine önümüzdeki üç yıl içinde artacağı beklenilen öğrenci sayısını karşılayabilmesi için gereken minimum sayı. Eğer bu sayı artmazsa bir çok okul için iki seçenek olacak, ya okul kapatılacak yada sınıf sayısında ciddi bir artış olup yukarıda bahsettiğimiz sayılara yakın öğrenci sayıları sınıfları dolduracak.

    Bu konuda yaşanılacak olan gelişmeleri takip edip okullarımızda yapılacak kampanyalarda yerimizi almak veliler olarak yapacağımız en faydalı çalışma olacaktır. Aksi takdirde İngiltere’de bir çok mücadele ile elde edilen herkes için eşit ve ücretsiz eğitim hakkı yavaş yavaş yok olmayla karşı karşıya kalacak. Bu hakkımıza sahip çıkmak ile en temelde geleceğimize sahip çıkmış olacağız.

  • Bir test daha…

    Bir test daha…

    Çocukların en çok test edildiği ülkelerin başında gelen İngiltere Eğitim Sistemi, yeni bir sınavı hayata geçirmek için harekete geçti. Eğitim bakanı Nicky Morgan geçen hafta yaptığı açıklamada ilkokul çocuklarının şimdide çarpım tablosu testi yapacaklarını açıkladı. İlkokul eğitimleri boyunca hazırlık sınıfından başlayarak hemen hemen her yıl test olan çocukların şimdide ilkokul sonunda SAT sınavları ile beraber çarpım tablosu bilgileri ölçülecek. İlk aşamada 80 okulda 3000 öğrenci üzerinde denenecek uygulamanın ilerleyen yıllarda tüm 11 yaşındaki öğrencilerin üzerinde yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu testler doğrultusunda çocukların 12 x 12’ye kadar olan çarpım tablosu bilgileri bilgisayar üzerinden sorgulanacak. Bu konuda şikayetçi olan öğretmen ve uzmanlardan tepkilerin gelmesi de çok gecikmedi.

    İngiltere’de çocukların sınav maratonu bu yıl hayata geçirilen uygulamalar ile hazırlık (reception) sınıfı ile başlıyor. Çocukların eğitim hayatından zevk aldıkları ve yaratıcılık yoluyla bir şeyler öğrenmesi yerine onların erken yaşta sınav stresine girmesini sağlayan ve hem çocukları hem de öğretmenleri eğitimden soğutan bu anlayış gittikçe ilerliyor. Çocukların seviyelerini belirlemek için öğretmen bilgisine başvurmaktansa sürekli sınavlar ile bu işi yapmaya çalışan İngiliz Eğitim Sistemi dünyada en çok sınavlar yer aldığı eğitim sistemi olarak da dikkat çekiyor. Tüm değerlendirmeleri sınav sonuçları üzerine yapan hükümet öğretmenleri de kısıtlayıp sadece sınava göre öğretmeyi zorluyor.

    Yeni uygulanmak istenen çarpım tablosu testi bilgisayar üzerinden yapılıp çocuklara hemen sonucunu vermesi bekleniliyor. Fakat öyle görünüyor ki hükümetin bu konuda gözden kaçırdığı şey ise aslında 12 x12’ye kadar olan çarpım tablosunun var olan müfredatta olması. Dahası altıncı sınıfın sonunda yapılan SAT testlerinde çarpım tablosu sorularını görmek oldukça mümkün. Yani, aslında bu yeni olarak gösterilen ama hiç de yeni olmayan bir başka gereksiz uygulama. Tek yeni olan yanı testin bilgisayar üzerinden yapılıyor olması.

    Öğretmenler çarpım tablosunun önemine her zaman değiniyor. Fakat öyle görünüyor ki, hükümet yine eğitim konusunda öğretmenleri destekleyip onların profesyonel bilgi ve yeteneklerine güvenmektense, gereksiz sınav uygulamalarını hayata geçirip öğretmenleri cezalandırmayı tercih ediyor. Alınacak sonuçlar ile hem çocuklar hem de öğretmenler fişlenip kategorilere konulacaklar, buda öğrenmekten başka her şeye hizmet eder.

    Anne babalar olarak bu tür uygulamaların çocuklarımıza uzun dönemde vereceği zararları iyi görüp ona göre yaklaşmamız önemli olacaktır. Her yeni uygulama doğru uygulamadır diye bir şey yok!

  • Herkese İyi Noeller!

    İngiltere’de okullar geçen hafta Noel (Christmas) ve yeni yıl merasimiyle tatile girdi. Bir çok çocuk Noel kutlamaları için ve hele hele de hediyeler için gün saymaya başladı. Peki ama bu Noel kutlaması nedir ve neden kutlanır? Noel sözcüğü köken olarak Latince Natalis (doğum) kelimesinden gelmektedir. Türkçeye Fransızca Noël (Noel sezonu) sözcüğünden geçmiştir. Fransızca haber veya yeni anlamındaki nouvelle kelimesinden geldiği de düşünülmektedir. Bunun yanında Hristiyan olan ülkelerde her yıl 25 Aralık tarihinde İsa’nın doğumu olarak kutlanan Noel, Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milât Yortusu isimleriyle de bilinmektedir. Hristiyan olmayan toplumlarca da büyük bir sevinç ve coşkuyla kutlanan Noel, dini içeriği olmayan, sadece eğlence amaçlı, hediyeleşme ve yeni bir yılı karşılamak amaçlı kutlanmaktadır. Bundan da anlaşıldığı gibi aslında Noel ya da Christmas olarak bilenen kutlama öyle sadece dini inançlar altında kutlanan bir etkinlikten daha çok insanların bir araya gelmelerine vesile olan bir etkinlikten başka bir şey değil.

    Toplum olarak yıllardır İngiltere’de yaşamamıza rağmen söz Noel kutlamalarından açıldığında hemen savunmaya geçip ‘Biz Müslümanız kutlamıyoruz’ ya da ‘Biz Aleviyiz’ deyip bir yandan geçiştirmeye bir yandan alacağımız iki tane hediyenin masrafından kaçınmaya çalışırız. Fakat İngiltere’de bir çok okulda Noel dönemine doğru çocuklara bunun sebebi ve neden kutlandığı anlatılır. Bununla beraber Noel Baba hikayeleri ve getirilecek hediyeler konusunda bir çok sohbet edilir. Çocuklar Noel sonrası aldıkları hediyeleri bir birlerine anlatarak gördükleri kuzenleri, amcaları, dayıları, teyze, dede ve neneleri ile geçirdikleri güzel günü anlatır. Bu sohbetler sadece Hristiyan çocuklar arasında olmaz, değişik din ve etnik gruplarından bir çok çocuk arasında yapılır ve onları birbirine yakınlaştırır. Ön yargıların kırılmasına yardımcı olup aile özlem ve kutlamalar arasındaki benzerlikleri ortaya çıkartır. Her ne kadar bir kesim bunu İsa’nın doğum günü olarak kutlasa da eminim ki İngiltere’deki toplumun neredeyse %60 bunu ailenin bir araya gelme şenliği olarak kutlar ve öyle değerlendirir. Noel sonrası kimse gidilen kilise ziyareti ya da okunan dualardan bahsetmez.

    Toplum olarak Noel kutlaması yapmamız yanlış mı? Bence hiç de yanlış olmayan tam tersine ilerisi açısından düşündüğümüzde çocuklarımızın İngiltere’deki yasama daha çok yakınlaşması ve entegre olması için faydalı olacak bir etkinlik diye düşünüyorum. Çocuklarımız okullarında bunu sohbetini yaparken biz büyükler içinde yıllardır konuşmaktan çekindiğimiz komşularımızın kapısını çalmamız için bir olanak yaratır. Bir kutu çikolata ya da bir şişe şarap ile beraber vereceğimiz bir kart toplumların birbirine olan saygısını göstermesinin yanında yapılan bölücü propagandaya karşı verilecek en güzel cevapların başında gelir. Yani, aslında kendimize çok yabancı gördüğümüz bu dönem aslında kendimize uzun dönemde yapacağımız iyiliklerin başında gelir.

    Daha önceki yazılarımda da sürekli vurgulamak istediğim konuların başında gelir entegrasyon. Bu süreç bizler ve çocuklarımız için ne kadar erken atlatılırsa bu ülkede akademik ya da is hayatında başarıda bir o kadar çabuk olur. Anne ve babalar olarak bizler ne kadar bu ülkede kendimizi geçici görsek de çocuklarımızın buralı olduğunu unutmayalım. Çocuklarımızın bu ülkeye akademik ve politik uyumlarının yanında sosyal anlamında da bu ülkeye uyum sağlamaları, bu ülkenin de gelenek ve göreneklerini öğrenmeleri, kendilerini burada yabancıdan daha çok buranın yerlisi oldukları hissini sağlar. Buda benim Noel dileğim.

    Herkese iyi Noeller!

  • Ev Ödevinin Önemi ve Çocuklarımıza Yardımcı Olmak

    Ev ödevleri, öğrencilerin okul içindeki çalışmalarından elde ettikleri bilgi ve becerileri eleştirebilmeleri için, öğretmenler tarafından verilen okul dışı etkinlikler olarak tanımlanabilir. Öğrenciler ev devlerini yaparken yeni malzemeler ve bilgilerle yeni deneyimler edinirler. Bu deneyimler ise öğrencilerin yetenek, ilgi ve bilgilerinin farkına varmalarına, geliştirmelerine, eksik yönlerini görüp tamamlamalarına, düzenli ders çalışma alışkanlığı kazanmalarına, ezbercilikten uzak, araştırmaya dayalı bir çalışma biçimi oluşturmalarına, yaratıcılıklarını arttırmaya yaramaktadır. Dolayısıyla ödev yapmanın iyi notlar almak gibi yakın; başarılı, sorumluluk sahibi, yaratıcı, araştırmacı yetişkinler olmaya destek olmak gibi uzun vadeli faydaları vardır.

    Ev ödevlerini düzenli biçimde yapan öğrenciler olduğu gibi, bu görevi düzenli yapmayan öğrenciler de bulunmaktadır. Ev ödevlerini yapan, yada okulda gördüğü dersleri evde üstünden en az bir kez geçip bunu tekrarlayan öğrenci çoğu zaman daha başarılı olur. Zaten öğrenme dediğimiz şey bilgiyi tekrarlamak anlamına geliyor. Bu anlamda bilgi ne kadar çok tekrar edilirse o kadar iyi öğrenilir. İngiltere’de bir çok okul çocukların kendilerini daha iyi organize etmeleri için onlara günlük (planner) verirler. Günlük hem öğrenciye, ondanda daha önemlisi veliye, verilen ev ödevleri konusunda gereken bilgiyi verir. Bir velinin en temelde yapması gereken bu günlüklere bakıp öğrencisinin ödevlerini yapıp yapmadıkları konusunda gözlemci olabilir. Bu yöntemle çocuk ailesinin eğitime desteği görüp bunun sadece sözde bir şey olmadığı anlar. Aslında her ailenin kolayca uygulayacağı bu yöntem bir çok aile tarafından eksik bırakılan bir görevi.

    Ailelerin yukardaki yöntemin dışında atabilecekleri başka adımlar var. Çocuklarınızın haftanın her günü için bir çizelgesi yapmasına yardımcı olun. Ödevlerini yapmak çocuğunuzun sorumluluğudur. Bu sorumluluğu taşımasını ve doğru çalışma alışkanlıklarını edinmesini öğrenmenin bir yolu ona “”Günlük Ödev Yapma Saati”” belirlemenizdir. Günlük ödev yapma saati, önceden planlayarak günün belirli bir saatini ödev yapmaya ayırmaktır. Bu saat süresince diğer bütün etkinlikler durmalıdır. Çocuğunuz kendisine ayrılmış özel çalışma köşesine giderek çalışmalıdır. İkinci olarak çocuğunuza plan yapması ve zamanını akıllıca kullanması konusunda yardımcı olun. Çocukların ev ödevlerini yapma zamanını planlamada güçlükler ortaya çıkabilmektedir. Çocuklar genellikle oyuna veya televizyon izlemeye daha fazla süre harcayarak ödev yapmayı aksatabilmektedirler. Bu nedenle anne babalar olarak sizler, ödevlerin yapılacağı zamanı çocuğunuzla birlikte planlamanız önemli. Son öneri olarak, çocuğunuzu övün diyeceğim. Tutarlı olarak çocuğunuzun ödev için gösterdiği çabaları takdir edin; onu bazı özel başarıları için de övün. Pozitif yorumlar, eleştirel olanlara nazaran çocuğunuzun davranışlarının değişiminde daha fazla etkiye sahiptirler. Ev ödevlerinin mükemmelliğe ulaşmayı değil, öğrenmeyi hedeflediğini unutmayın. Belirlenmiş programa uygun davrandığı her adımı ödüllendirin. Bu tutum, çocuğunuzun öz güven ve öz disiplinini geliştirebilmesi açısından pekiştirici bir rol oynayacaktır

    Ev ödevlerinin öğrencinin başarısı üzerinde olumlu etkilerinin yanı sıra daha başka yararları da vardır. Ev ödevinin öğrencilere yaşam boyu sahip oldukları kendi kendine disiplin, bağımsızlık ve sorumluluk gibi kişisel özellikleri öğretir. Böylesi önemli bir sorumluluğu dershanelerden beklemeyelim, bir veli olarak bizler elimizden geldikçe uygulamaya çalışalım.