Category: SEÇME YAZILAR

  • Londra’da Oy Verme İşlemine Yoğun İlgi

    Londra’da Oy Verme İşlemine Yoğun İlgi

    Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiye vatandaşları bugün sabah saat 10’dan itibaren oy vermeye başladı. Seçim merkezi önünde uzun kuyruklar oluşurken bilgisayar sisteminin bozuk olmasından kaynaklı oy verme işlemi bir saat gecikmeli başladı.

    secimler8

    Bugün ve yarın devam edecek seçimlerde Birleşik Krallıkta 81 bin 643 Londra’da, 2 bin 915’i ise Edinburgh’da olmak üzere toplam 84 bin 558 kayıtlı seçmen bulunuyor.

    Birleşik Krallıkta sadece iki merkezde kurulan sandıklara halk tepkili. Çok uzak bölgelerden Londra’ya gelmek zorunda kalan vatandaşlar YSK’yı eleştirdi.

    secimler15

    Kayıt oldukları halde oy verme merkezine geldiklerinde kayıtları gözükmeyen vatandaşlar başkonsolos Emirhan Yorulmazlar’ın da içinde yer aldığı kriz masasına tepkilerini bildirdi. Çok sayıda vatandaş oy kullanamadan dönmek zorunda kalırken bazı vatandaşlar da bunun bilinçli yapıldığını ifade etti.

    secimler11

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Türkan Budak’ın da Kaydı Çıkmadı

    Britanya Kürt Halk meclisi eş başkanı Türkan Budak kayıt yaptırdığı halde kaydı gözükmediği için oy kullanamadı. Seçimlerden önce üç defa kontrol ettiğini ve her defasında Londra Başkonsolosluğunda kayıtlı olduğunu belirten Budak başkonsolos Yorulmazlar ile görüşerek şikayetini dile getirdi. Budak, ‘Kesinlikle bu bilinçli bir durumdur, sadece benim değil oğlumun da kaydı Mersin’de gözüküyor. Mersin ile ne alakam var, şuan benim durumumda olan yüzlerce kişi var, bazılarının da ta Almanya’da gözüküyor.’

    secimler17

    UCFL yöneticisi Zelal Nimet Polat da aynı durumdan şikayetçi. Polat kayıt yaptırdığını ve bunu daha sonra kontrol ettiğini ancak buna rağmen gözükmediğini dile getirerek tepki gösterdi.

    secimler6

    Londra’nın batısındaki Olympia Sergi ve Konferans Merkezi’nde, İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da ise Edinburgh Başkonsolosluğu çalışma ofisinde bugün yerel saatle 10.00-19.00 arasında oy kullanacak. Yarın da aynı saatlerde devam edecek.

    Oy kullanma merkezi Hammersmith Road, Kensington, London W14 8UX adresinde bulunuyor.

    secimler1

  • Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı

    Birleşik Krallık’ta Mayıs ayı başında yapılan genel seçim sonucu tek başına iktidar olan Muhafazakar Parti’nin kemer sıkma politikaları, yüzlerce kişi tarafından Londra’da protesto edildi.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 5

    İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in parlamentonun yeni yasama döneminin resmi açılışını yapması ve hükümet programını okumasını takiben, kemer sıkma karşıtı göstericiler, Londra’nın Trafalgar Meydanı’nda protesto eylemi düzenlediler.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 11

    Trafalgar Meydanı’ından Başbakanlık binasının bulunduğu Downing Caddesine ve oradan da Parlamento binasına doğru yürüyen göstericiler, “Kesintilere son ver”, “Muhafazakarları def edin”,”Ücretsiz eğitim, Zengini vergilendir”, Kesintileri Muhafazakarlara yapın” yazılı pankartlar taşıdı.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 8

    Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı gösteride, protestocular ve polis arasında zaman zaman arbede yaşandı. Parlamento Meydanı yakınlarında, polis tarafından tartaklandıktan sonra yere yatırılan bir protestocu daha sonra göz altına alındı. Bazı polisler göstericileri uyarmak için coplarını çıkardı. Çıkan olaylar sonucu 3 kişi göz altına aldındı.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 1

    Olayların devam ettiği sırada, Ukip milletvekili Douglas Carswell, prostocuların geçtiği alanda bir gösterici tarafından fark edildikten sonra ablukaya alınarak “Irkçı Ukip” sloganları atıldı.Güvenliği sağlamaya çalışan polis, kalabalığı geri püskürterek, Douglas Carswell’i polis aracına bindirdikten sonra olay yerinden uzaklaştırdı.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 13

    NCAFC (Ücret ve Kesintilere Karşı Ulusal Kampanya) ve People’s Assembly (Halk Meclisi) adlı gruplar tarafından düzenlenen protesto gösterisinin, parlamentonun açılış töreni ile eş zamanlı yapılmasının sebebi hükümetin barbarca politikalarına karşı mücadele edileceğinin mesajını vermek. Grup, 20 Haziran’da gerçekleşecek kesinti karşıtı protestoya, yoksul, özürlü, göçmen, öğrenci, işsiz, herkesi hükümetin yıkıcı politikalarına karşı yürümeye davet etti.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 7

    Gösteriye katılan yüzlerce kişi, Muhafazakar hükümetin önümüzdeki dönemde yürüteceği kemer sıkma politikalarıyla mevcut ekonomik durumu daha da kötüleştireceği kanaatinde. Ülkenin sağlık sisteminin özelleştirilmesine, eğitim ve kamu hizmetlerindeki kesintilere karşı çıkan protestocular aynı zamanda grevlerin yasadışı, göçmenlerin ise günah keçisi ilan edilmesini eleştirdi.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 6

    Protesto gösterisi, Trafalgar Meydanı’nında geri toplanan göstericilerin taleplerini dile getirmesi ile sona erdi.

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 4

     

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 9

     

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 3

     

    kesinti-protes6

     

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 2

     

    Parlamentonun Resmi Açılışı Protesto İle Başladı 1

  • Uca Türkiye’nin İlk Ezidi Kadın Milletvekili Olma Yolunda

    Uca Türkiye’nin İlk Ezidi Kadın Milletvekili Olma Yolunda

    Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili Ünvanına Sahip Olan Uca, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda.

    7 Haziran’da yapılacak Türkiye genel seçimlerine sayılı günler kaldı. Ülkenin en kritik seçimlerinden birisi olarak tanımlanıyor. Herkes HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı noktasına kilitlenmiş. Tartışmaların temel gündemini HDP oluşturuyor. Farklı kimliklerden ve inançlardan adayları parti bünyesinde toplayan HDP barajı aştığı takdirde meclise ilk defa birisi Diyarbakır’dan, birisi de Batman’dan olmak üzere iki tane Ezidi de gönderecek.

     

    Daiş’in Şengale saldırısı ile beraber büyük bir insanlık trajedisi yaşayan Ezidileri, dünya bu saldırı ile beraber en çok tanıdı. Biz de hem bu trajediyi, hem de seçimleri HDP Diyarbakır milletvekili adayı Feleknas Uca’ya sorduk.

    Seçim çalışmalarınız ile başlayalım, nasıl gidiyor çalışmalar?

    Çok yoğun geçen bir seçim çalışması var. Çalışmalar kapsamında il ve ilçeler başta olmak üzere, köy köy, ev ev dolaşmayı ve çalışma yürütmeyi hedef olarak koyduk önümüze. Yoğun bir tempoyla çalışıyoruz, Herkese ulaşıp, herkesi ikna etmeye çalışacağız..Hedefimizi Amed’ten 11 milletvekili çıkarmak. Bağımsız olarak 6 milletvekili çıkarmıştık daha önce, o dönem parti olarak girmiş olsaydık bu 9 milletvekiline denk geliyordu. Fakat bu seçimlerdeki hedefimiz 11 milletvekilidir. Tabi birkaç milletvekili seçmenin ötesinde bir anlamı var bu seçimlerin. Adeta savaş ile barış arasında bir referandum.

    Meclise girmeniz Ezidi toplumu için ne ifade eder ve siz bu konuda ne gibi çalışmalar yapacaksınız?

    Mevcut sistem askeri darbenin dizayn ettiği bir sistem, ülkenin yüzde 90’ı Müslüman kabul edilen bir sistem. Bu yüzden ülkedeki Alevi, Ezidi, Hristiyan, Yahudi ve Süryaniler Müslüman olarak kabul ediliyor. Ülkenin anayasasında inanç özgürlüğü yok. Yani bizlerin inançları din olarak kabul edilmiyor. Halen okullarda farklı dinlere mensup çocuklara zorla islam dini dersi veriliyor. Cemevleri halen ibadethane statüsünde değil. Tamamı farklı dine mensup olan köylere camiler inşa ediliyor. Bunların hepsi birer sorun. Birçok Ezidi köylerine, topraklarına geri dönmek istiyor, ama halen bunun önünde büyük sıkıntılar var, arazi meselesi gibi.

    Ezidilik resmiyette halen bir din olarak kabul edilmiyor. Ezidilerin kimliğinde din hanesine halen dinsiz ve çarpı işareti koyuluyor. Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan tüm dinlerin kabul edilmesi ve anayasada yer alması için yoğun bir çalışma yürüteceğiz.

    Şengal’den Türkiye’ye gelen Ezidiler ne durumdalar?

    Şengal katliamından sonra göç eden yüzbinlerce Ezidi’den 31 bini Kuzey Kürdistan’a geldi ve şuan farklı kamplarda yaşıyorlar. Bunlar halen devlet tarafından mülteci olarak bile kabul edilmiş değil. Mülteci statüsünde kabul edilmedikleri için hastanelere gidemiyorlar, tedavi göremiyorlar. Bu sorunların çözümü için çalışmalar yürüteceğiz.

    Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda 1
    FELEKNAZ UCA

    Şengal’de yaşanan insanlık trajedisine gelirsek, en önemli konuların başında Daiş’in elindeki Ezidi kadınların durumu. Bu konuda neler yapıyorsunuz ve neler yapacaksınız?

     

    Halen Daiş’in elinde esir olan binlerce Ezidi kadın var. Son Demokratik Özgür Kadın hareketi kongresinde bu konuyla ilgili bir platform kuruldu. Ezidi Kadınları Özgürleştirme platformu olarak çalışmalarımıza başladık. Daiş’in elinde tek bir kadın kalana kadar bu çalışmamız devam edecek. Ellerinde sadece Ezidi kadınlar yok tabiki, şuan ellerinde Arap, Süryani, Türkmen ve Hristiyan kadınlar da var.

    Çünkü bu bir insanlık sorunudur ve biz bu sorunun çözümü için büyük bir mücadele vereceğiz. Hatta kadın pazarları Türkiye’ye kadar ulaşmış. Urfa’da bile Ezidi kadınların satıldığı bilgisi geldi bize.

    Daiş’in elindeki Ezidi kadınların sayısı ile ilgili elinizde bir rakam var mı?

    Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkan duruma göre 5 bin ile 7 bin arası Ezidi kadın kayıp. Şimdiye kadar 500 civarında Ezidi kadın özgürleştirildi.

    YPG ve YPJ güçleri beş kadını özgürleştirmişti. Kobane’ye getirdiler. Ben de bu bahsettiğim platform adına gidip onları oradan aldık. Gerekli tedavileri Türkiye’de yaptık sonra Duhok’ta ailelerine teslim ettik.

    Meclise girdiğinizde bu çalışmaları oraya nasıl yansıtacaksınız?

    Partimiz barajı aşıp meclise girdiği zaman sadece Ezidi kimliğimle değil, kadın kimliğimle de tüm kadınların temsilcisi ve kadın mücadelesinin bir neferi gibi hareket edeceğim.

    Genel olarak Ezidiler ne yapmalı, bu acı olayların yaşanmaması için nasıl bir tedbir almalılar?

    Ezidiler kendilerini daha fazla örgütlemeli. Şayet Ezidilerin kendi askeri gücü olsaydı, örgütlü olsalardı bu kadar büyük felakatler, trajediler ve katliamlar yaşanmazdı. Bu kadar kadınımız da Daiş barbarlarının elinde esir olmazdı. 450 bin Ezidi yurdundan topraklarından sürgün olmazdı. Bu açıdan buna en büyük cevap Ezidilerin kendi öz örgütlülüklerini kurup kendi kaderlerini tayin edebilecek örgütlü güce ulaşmalarıdır.

    Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda 1

    Tekrar seçimlere dönersek, neden bu kadar önemli bu seçimler?

    Bizim açımızdan bir referandum niteliği taşıyor. Hem çözüm süreci, hem de Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından çok kritik bir seçim. Tüm halkların ve inançların özgürce ve eşit bir şekilde yaşayabilmesinin zeminini yaratmak için HDP gibi enerjisini ve gücünü halktan alan bir partinin meclise girmesi gerekiyor. Bakıyoruz HDP tüm halklardan aldığı destek büyüdü, tüm Türkiye’den oy alan bir noktaya geldi, bu durum birilerini korkuttu ve birçok merkezde partimize planlı bir şekilde saldırmaya başladılar.

    Neden saldırıyorlar, amaçları ne?

    AKP tek başına aslında devletin kendisi olmak istiyor, tek başına her şeye muktedir olmak istiyor. Bakıyoruz yine TEKlemeye başladılar. Halkları, farklılıkları yok sayan, herkesi kendisine benzetmeye çalışan bir anlayış hakim ve bu anlayış başkanlık sistemi ile iktidarını daha da güçlendirmek istiyor. İşte bu yüzden bizim mücadelemiz önemli, bu yüzden barajı güçlü bir şekilde aşmalıyız. Bizim şahsımızda halk bu gidişata dur diyecek. Biz bu provakasyonlara gelmeyeceğiz, tehlikeleri ve bu tehlikeler karşısındaki çözümümüzü daha fazla anlatacağız. Daha fazla örgütlenerek bu saldırılara cevap vereceğiz.

    Yapılan tüm araştırmalara göre AKP’nin oylarında bir düşüş yaşanıyor. Sizce bunun nedeni nedir?

    AKP mağduriyet politikası yaparak, özgürlük ve demokrasi vaad ederek işbaşına geldi. Ancak iktidarı ve gücü kendi etrafında topladıktan sonra bunların zıttını yapmaya başladı. Mazlum politikası ile gelen iş başına AKP en büyük zalim oldu. Şimdi maske düştü ve halk AKP’nin deşifre olan gerçek yüzünü gördü. Eskisi gibi kandıramıyor artık.

    HDP’nin kadın adaylarının çokluğu çok tartışıldı, siz bu konuda nasıl okuyorsunuz?

    Kadın adaylarımızın sayısı 268, bu sayı diğer üç partinin kadın aday sayısının toplamından fazla. Toplumu değiştirecek tek güç kadındır, ülkeyi demokratikleştirecek güç te yine kadındır. Bu yüzden kadınların güçlü temsiliyeti çok önemli. Siyaseti erkeğin işi olarak gören zihniyete de aynı zamanda bir cevaptır. Kadınlar barışın da teminatıdır. Çünkü bu savaştan en büyük zararı gören kadının kendisidir.

    Biz Türkiye’nin gerçek rengiyiz. Bizler halkların ve inançların partisiyiz. Bizler eşitliğin partisiyiz. Bizi diğerlerinden ayıran da bu noktadır ve bizi başarıya götürecek olan yine bu gerçekliktir.

    Yıllarca Avrupa Parlamentosunda milletvekilliği yaptınız. Türkiye’yi yakından takip ettiniz, şimdi de içerden bakıyorsunuz, nasıl görüyorsunuz ülkenin durumunu?

    Demokrasi ve ekonomi sorunu başta olmak üzere çok ciddi sorunlar mevcut. Halkların özgürlük ve eşitlik sorunu var. Zengin ve fakir arasındaki uçurum gittikçe büyüdü. Bu gidişata dur demek ve gittikçe büyüyen bu sorunlara çözüm bulmak amacıyla yoğun bir tartışma yürüteceğiz. Sorunları halk ile beraber, manifestomuzda da belirtildiği çerçevede ülkenin tüm sorunlarını çözmek için mücadele edeceğiz.

    HDP’nin barajı aşıp meclise girmesi ne anlama gelecek?

    ‘Bizler HDP, Bizler Meclise’ sloganı partimizin özetidir. Herkesin kendisini içinde gördüğü ve sahiplendiği bir çizgi. Diktatörlüğe karşı halkın zaferi olacak. Türkiye’nin demokratikleşmişine doğru bir yürüyüş başlamış olacak.

    Son bir mesajınız var mı?

    Özellikle Avrupa’da yaşayan insanlarımızın desteğine ihtiyacımız var. Bu mücadelenin, verilen emeğin zafere ulaşması ve aydınlık yarınlar için Avrupa’da yaşayan halkımızın mutlaka sandık başına gidip oy kullanmasını istiyoruz. Umudum odur ki 8 Mart sabahı daha güzel bir Türkiye’ye hep birlikte uyanacağız.

    Feleknas Uca kimdir?

    Ezidi bir Kürt ailenin çocuğu olan Feleknaz Uca 1976 yılında Almanya’da doğdu. Ailesi birçok Ezidi gibi Türkiye’den Almanya’ya sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. Feleknaz Uca Avrupa Parlamentosunun ilk Ezidi milletvekili olma kimliğiyle 1999 yılından 2009 yılına kadar Avrupa parlamentosu milletvekili olarak görev yaptı. Uca şimdi de HDP Batman Milletvekili adayı Ali Atalan ile birlikte Türkiye’nin ilk Ezidi milletvekilleri olma yolunda.

  • Haringey’de Kesintilere Karşı Eylemlikler

    Haringey’de Kesintilere Karşı Eylemlikler

    Muhafazakar partinin iktidara gelmesi ve önümüzdeki 100 gün içinde yapacağı kesintiler konusunda belli başlıklar sunması ülke genelinde protesto ve eylemlerin yapılmasına yol açtı.

    Haringey'de Kesintilere Karşı Eylemlikler 1

    7 Mayıs’da yapılan genel seçimler, seçilen yeni hükümet ve bakanlar, bunun yanında maliye bakanı George Osbourne’nun açıklamaları ülke genelinde bir çok şehirde irili ufaklı protesto eylemlerin yapılmasın yol açtı. Bu anlamda önce Londra’da, daha sonra Cardif, Bristol ve Lincoln’da sayısı 5000 kişinin altına düşmeyen eylemlikler yapıldı. Bu eylemlikler konusunda en çok dikkat çeken etkenlerin başında ise sıradan mahelle ve semt halkının örgütlediği eylemler olmalarıydı. Bu konuda’ki gelişmeleri dikkate alan bir çok kesinti karşıtı kampanya örgütü 20 Haziran’da People’s Assembly (Halkların Birliği) grubunun başını çektiği bir eylemi hayata geçirmek için düğmeye bastılar.

    Eylemlikler Londra’da farklı semtlerde başladı

    Kesinti ve tasarruf politikalarına karşı eylemlikler geçen hafta sonu Londra’nın semtlerine yansıdı. Bu anlamda Londra’nın bir çok yerinde irili ufaklı eylemlikler yapılırken, Türkiye’li ve Kürt toplumun yoğunlukla yaşadığı Haringey, Hackney, Islington ve Enfield bölgelerinde toplum üyelerinin katıldığı eylemlikler yapıldı. Haringey’de yapılan eylemde yoğun yağışa rağmen yaklaşık 100 kişi katılırken, Türkiye’li toplum üyelerinin de bu eylemde yer almaları dikkat çekti. Yoğun yağmur dolayısıyla eyleme ara veren Haringey Kesintilere Karşı sakinleri daha sonra megafon ve sözlü bilgilendirme yapmak için Wood Green Alış Veriş Merkezine girdiler. Güvenlik görevlilerinin müdahalesine rağmen halktan büyük destek gören eylemciler dağıttıkları bildiri ve yaptıkları çağrılar ile halkı 20 Haziran’daki büyük eyleme çağırdılar. Bunun yanında özellikle mağaza çalışanlarının sorunlarına değinen eylemciler asgari saat ücretinin ‘Londra yaşam ücreti’ ile değiştirilip herkese daha iyi bir yaşam şansı verilmesinin altını çizdiler. Bu çağrı özellikle alış veriş merkezinde çalışan işçiler tarafında büyük destek gördü. Haringey’in dışında Hackney ve Islington’da yapılan eylemlikleri yine yoğun yağış durduramadı. Bu bölgelerde’de bir araya gelen semt sakinleri 20 Haziran için çağrı yaparak herkesi bilgilendirmeye çalıştı. Enfield’de ise Edmonton Alış Veriş Merkezi önünde açıklan stand ile bilgilendirme yapıldı.

    Haringey'de Kesintilere Karşı Eylemlikler 1

    Yapılan tüm eylemliklerde kimi yerlerde temsilen ve kimi yerlerde kitlesel katılan Türk ve Kürt Toplumu Merkezi Day-mer üyeleri, özellikle Türkiye’li ve Kürt vatandaşları kesinti ve tasarruf politikaları konusunda bilgilendirmeye çalıştı. Önümüzdeki dönemde başta sosyal yardımlar olmak üzere, eğitimde ve sağlıkda büyük kesintilerin yaşanacağını belirten Day-mer temsilcileri İngiltere’de yaşayan yerli göçmen tüm halkların sorunlarına sahip çıkıp buna karşı örgütlenmeleri gerektiğini belirttiler.

  • Grupsal Yabancılaşma, ‘Solculuk’ ve HDP’yi Desteklemek

    Grupsal Yabancılaşma, ‘Solculuk’ ve HDP’yi Desteklemek


    Çoğu insanın yaşamla ve yaşamın herhangi bir alanıyla ilgili yaklaşımlarına yakından baktığımızda siyah ve beyaz, uç noktalarda dolaşan değerlendirmeler yaptığını görürüz. Onlar için yaşam ya siyahtır ya beyaz, ya bir insanı tam sevecektir ya da hiç sevmeyecektir, ya bir insan tam bir milliyetçidir ya da hiç milliyetçi değildir.

    Mahir Güden

    CBT (Bilişsel Davranışsal Terapi) Psikoterapist 

    mahircbt@yahoo.co.uk

     

    Grupsal Yabancılaşma, 'Solculuk' ve HDP'yi Desteklemek 2

    Bu durumu yaşayan bireyler olayları, objektif nesnel ve olduğu koşullara / çevreye göre değerlendirme konusunda zorluklar çekerler. Subjektif değerlendirmelerinin, kendi tarihlerinden beslenerek olgu ve olayları ‘yanılsamalarla’ oluşturduğunu görmekte zorlanırlar.

    Bireyler, yaşamlarının ilk yıllarından beri çeşitli nedenlerle beslenen, hatta beslemek zorunda hissettikleri yaklaşımlar -davranışsal alışkanlıklar, inanışlar vasıtasıyla hayatlarına yön veren seçimler yaparlar. Örneğin başkalarının kendisinden daha iyi ve başarılı olduğunu ve kendisini değersiz biri olduğunu ailesi ve en yakın çevresi vasıtasıyla yaşayan, düşünen biri var olmak için her zaman başarılı olması gerektiğini ve bu başarının herkesin başarısından daha üstün olmasında yattığını, bunun dışında durumların, yaşayış tarzlarının başarısızlık manasına geleceğini düşünür ve ona göre davranışlar döngüsü içerisine girer. Dünya da ona karşıdır o yüzden her hâlükârda dünyayı alt etme ona gününü göstermeyi hedefler. Bu dünya bazen kendisini dışlayan arkadaşları, belki komşuları belki de tuttuğu takımın ezeli rakibi, aşkına karşılık vermeyen sevgili ya da farklı görüşte olan bir siyasi partidir.

    Grupsal Yabancılaşma, 'Solculuk' ve HDP'yi Desteklemek 1

    Ezilmişlik, hiçlikler, dışlanmışlıklar, hor görülmeler, baskılar, eziyetler, cinnetler döngüsünde toplumsallığın yaşadığı topraklarımızda bu bireyselliklerin kendisini toplumsallıklar ve oradan grupsal kurumsallaşmalar olarak ortaya çıkarmaları doğaldır. Aynı bireylerde olduğu gibi ‘büzülmüş’ bireylerin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan toplumsal oluşumlar, gruplar, örgütler kendi varlıklarını var etme ya da diğerlerine onlar kadar değerli olduklarını ve o değerleri kendilerinin de elde edebileceklerini ispat etme isteği / uğraşıyla çözümler üretmeye girişirler. Fakat çözüm üretmeye girişirken aslında ürettikleri çözümlerin kendi problematik varoluş, düşünüş tarzlarından beslendiğinin farkına varmazlar. Örneğin değersizlik duyguları yaşayan bir bireyin çözümü mükemmel, hatasız olmakta araması ve oradan dünyayı, yaşadıklarını siyah ya da beyaz kategorilerde değerlendirip ona göre yaşamına yön vermesi gibi, toplumsal gruplaşmalar da problemli varoluşlarından beslenen bir pratik içerisine girerler. Böylece bireyin tek başına yaşadığı değersizlik duygularının toplumsal birliktelik içerisinde yaşanması, o topluluğu bir araya getiren bireylerin subjektifliklerinin farkına varamayan, kendi asıl hallerini bir türlü yaşayamayan ‘dengesiz’ (-ama kendi içinde şaşılacak kadar dengeli) psikolojik hallerinin daha da güçlenmesine neden olur. Bu yanılsamalı bireysel güç hali (aslında güçsüzlük) sonrasında bir araya getirdikleri topluluğu, grubu olduğundan daha güçlü, heybetli ve her şeye hakim bir konumda görmelerine neden olur.

    Tabii ki toplumsallığın evrimsel değişkenliği ve ekonomik gelişmelerin el verdiği ölçüde bu gruplar varlık nedenlerinden, var olma koşullarından beslenirken ona uygun politik yönelimler içerisinde bulunurlar. Komünist bir devrimi, proletarya devrimini savunan bizim topraklarımızda doğmuş bir grup doğal olarak o toprakların nesnel ve öznel kontextine göre bir pratik içerisine girecektir. O zamanın sığlıkları, el verdiği teorik ve pratik sınırlar kadarıyla bir düşünsel, eylemsel varoluş döngüsünde olacaktır. Kendisi üretemediği durumlarda ya da üretimin kendisi Bolivya’dan, Çin’den, Rusya’dan, devrim fikirleri, pratikleri aşırıp onu hayat geçirme uğraşı olacaktır. Sonrasında o pratiğin içerisinde yukarıda açıklamaya çalıştığım kısır bir döngünün içerisine girmesi de hiç de garipsenecek bir durum olmaz. Varolduğu yerin zaaflarını üzerinde taşıyan birey ve grup kendisine sunulan teorik ve de pratik zengin olanakları, deneyimleri o zaaflıkların ışığında değerlendirdiğinden (ya da değerlendiremediğinden) tarihi, nesneyi anlamakta zorluk çekecek ve hatta başkalarının neden bir türlü kendisi gibi düşünmediğine akıl sır erdiremeyecektir. Buradan Marx, Engels, Lenin, Atatürk, Deniz. Mahir, İbrahim gibi daha bilcümle tarihsel kişilikleri kendi emelleri için onları, dediklerini varoldukları kontextlerinden kopararak, ve sonrasında gelişen, büyüyen bilgi dünyasını görmeyip, hiçe sayarak sanki kendisinin yanındaymış gibi sunabilecektir. Ya da 20-30 sene önce kendi bağlamında devrimci olan eylemleri 2015 yılında tekrarlamanın yapılabilecek en büyük devrimci pratik olduğunu iddia edip herkesi buna ikna etmeye çalışacaktır.

    Grupsal Yabancılaşma, 'Solculuk' ve HDP'yi Desteklemek 3

    Bu gruplar kendisini var eden ekonomik altyapıların da temsilcisi, uzantısı olduğundan onların dinamiklerini de içlerinde taşırlar. Bu anlamda ulusal temeller üzerinde orta ve küçük burjuva üzerinden yükselen bir ulusal hareket istediği amaca, amaçlara ulaşmak için daha esnek olması gerektiğini ve olaylara pragmatist yaklaşması gerektiğini bildiğinden belki de bu durum onun daha objektif olup kendi subjektifliğinin farkında nesnel değerlendirmeler yapmasını koşullayabilir. Aynen Türkiye’de gelişen Kürt ulusal hareketinde olduğu gibi. Bunun aksine kendisini teorik olarak daha ilerde ve pratik olarak daha nihai hedeflere ulaşacak bir konumda görenler ise yukarıda açıklamaya çalıştığım durumlardan dolayı çok kaba ve yaşamın, tarihin gerektirdiklerinin aksi bir güzergahta ilerleyip ‘varoluş’ nedenleri olan toplumsal yapılarla bir türlü bir araya gelemeyebilecektir. Evrimsel döngü ve gelişim içerisinde bu grupların bazılarında bir birinden etkileşmede doğal olarak var olacak ama bu kötü alışkanlıklardan hemen vazgeçildiği anlamına gelmez.

    Böyle bir süreçte seçim sürecinde Türkiye’de son dönemde toplumsal muhalefetin en başarılı ve ezene, hor görene geri adımlar attırmayı başaran bir hareket gelişmişken / gelişmeye devam ederken onu desteklemeyenlerin neden desteklemediklerini yukarıda açıklamaya çalıştıklarıma bakarak anlamak zor değil. HDP varolan koşullarda AKP’ye geri adım attıracak, toplumsal iyiliği daha da ileriye çekebilecek, gerilemeye dur diyebilecek tarihsel bir potansiyeli içerisinde barındırıyor. Bugünkü nesnel koşullar içerisinde ‘aklıselim’ bir kişinin, özellikle ‘solcu gelenekten’ gelen bir kimsenin HDP’yi desteklememesi onun ne kadar çok dogmatik, kısır döngülerle varolduğunu işaret eder – kötü, yanlış bir insan, grup, örgüt olduğunu değil. Bunun tersine HDP’nin bugünkü nesnel koşullar içerisinde desteklemesinin gerekliliği onların her zaman her yerde doğruyu söylediği ve de söyleyeceği ya da öyle bir pratik içerisinde oldukları, olacakları anlamına gelmez. Kendisine ‘ilericiyim’, doğruyu ve halkı seviyorum diyen herkesin tarihsel anın doğruluklarını anlama ve yakalama yükümlülükleri vardır. Tarihsel koşullamalar bizi ne kadar engellese de, zamanın içindeki boşluklar bize bir geri adım atıp daha büyük resmi görme olanağını sunabilir. O olanakları kullanabildiğimiz ölçüde insanlığımızı, doğallığımızı yaşama, farklılıklar yaratma ‘şansına erişebiliriz’.

  • Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür

    Rojava’da bir dizi temas ve görüşme gerçekleştiren Birleşik Krallık Lordlar Kamarası üyesi Lord Raimond HYLTON, Demokratik özerklik yönetimin sisteminin Ortadoğu haklarının sorunlarının çözümünde en başarılı sistem olduğunu belirtti.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 1
    Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Lord Raimond HYLTON Rojava’yı Ziyaret Etti

    Iki gündür Rojava’nin Cizîr kantonu’nu ziyaret eden İngiltere Lordlar kamarası üyesi Lord Raimond HYLTON, Kanton yönetimi, siyasi partiler ve Diplomatik İlişkiler Bürosu’nun ardından bugün de Rimêlan’da kanton Eşbaşkanlarını ziyaret etti.

    İngiliz Lord Hylton, Eşbaşkanlar Şêx Himêdî El-Deham El-Hadî ve Hediya Yûsif, Yasama Meclisi Eşbaşkanı Hekem Xelo, Dışişleri Konseyi Başkanı Ebdulkerîm Umer ve yardımcısı Emîne Osê ile eşbaşkanlık danışmanları tarafından karşılandı.

    Hylton ile Eşbaşkanların görüşmesinde demokratik özerklik yönetim sistemi ile halklar arasında geliştirilen ortak yaşam konularının ele alınarak bölgeye yönelik DAIŞ çetelerinin saldırılarının değerlendirildiği öğrenildi.

    Görüşme ardından basın toplantısı düzenleyen Lord Raimond Hylton, Rojava’da sadece Cizîr bölgesini ziyaret edebildiğini, ancak kısa sürede Rojava’nın her üç kantonunun da birleşmesini istediğini söyledi. Hylton, demokratik özerklik yönetim sisteminin gerek Suriye krizinin gerekse  tüm Ortadoğu’daki halkların sorunlarının çözülmesinde iyi bir model olduğuna inandığını belirtti.

    Bölgede tüm etnik ve dini toplumsal kesimlerin bir arada ortak yaşamı geliştirmesini çok beğendiğini de ifade eden Lord Raimond Hylton, “en ilgi çeken ve güzel olan ise; Kürtçe, Süryanice ve Arapçanın kantonda resmi dil olmasıdır” dedi.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 2
    Lord Hylton Cezire Kantonunda Kanton Eşbaşkanlarını da ziyaret etti

     “İngiltere’den Rojava’ya getirdiğniz mesaj nedir?” sorusuna da Hylton, “mesajım şudur; Rojava, tüm kesimlerin, oluşumların güven ve özgürlük içinde içinde birarada yaşayabildiği bir bölge olsun ve herkes bu bölgeyi desteklesinˮ yanıtını verdi.

    Hylton, ülkesinin DAIŞ çetelerinin saldırılarına bakışına ilişkin ise, İngiltere’nin Rojava’ya yönelik çete saldırılarından kaygı duyduğunu ve kendi kanaatince Avrupa ülkelerinin DAIŞ çetelerine yönelik tedbir ve yaptırımlarının yeterli olmadığını, çetelerin sonunun getirilmesi için baskılarını daha da artırmaları gerektiğine inandığını söyledi.”

    Bir gazetecinin “Avrupa ülkeleri neden Rojava Demokratik Özerklik Yönetimini resmi olarak tanımıyor?” yönündeki sorusuna ise Lord Hylton; “ben de düşüncenize katılıyorum. Avrupa ülkeleri neden Rojava yönetimini resmi olarak tanımıyor?” cevabını verdi.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 3
    Lord Hlyton Cezire Kantonunda İki Gün Boyunca Çeşitli Kurumları Ziyaret Etti

    Gazetecilerin sorularının ardından Rojava ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Lord Raimond Hylton, bölgede halkın yaşamını ve genel durumunu 5 yıldır gözlemlediğini ve herşeyden önce buraya geliş amacının da insani olduğunu belirterek Rojava’da durumun iyi olduğunu gördüğünü, burada gördüklerini de uluslararası kamuoyuna ulaştıracağını ifade etti.

    Lord Hylton; “İngiltere Dışişleri Bakanlığı’yla olan ilişkilerim aracılığıyla, yine Avrupa Parlamentosu ve İngiltere Lordlar Meclisi (Kamarası) aracılığıyla da Rojava’nın sesini Avrupa’ya ulaştıracağım. Gazetelerde Rojava üzerine yazılar yazacağım ve bunları kendi internet sayfamdan da yayınlayacağım” dedi.

    Kaynak: ANHA

  • Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Perşembe akşamı yapılan yıllık belediye toplantısında Haringey Belediye Başkanlığına , Yardımcılığına da aslen Alxaslı Kürt Alevi olan Ali Gül Özbek Seçildi.

    haringey12
    Haringey’in yeni belediye başkanı Jennifer Mann ve başkan yardımcısı Ali Gül Özbek

    Aynı zamanda Haringey Belediyesi’nin 50. kuruluş yıldönümüne denk gelen törene çok sayıda davetli katılırken eski başkan Kaushika Amin görevini Jennifer Mann’e devretti. Alexandra Palace’ta yapılan törene yeni seçilen İşçi Partili Milletvekilleri Joan Ryan, Catherine West ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi de katıldı.

    aladdin
    Alaxendra Palace’ta yapılan törene çok sayıda davetli katıldı

    Belediye başkan yardımcılığına seçilen Ali Gül Özbek toplumun yakından tanıdığı bir isim. Aslen Alxaslı Alevi Kürt olan Özbek uzun yıllardır İşçi Parti içerisinde siyaset yapıyor. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerde St Anns bölgesinden Haringey belediye meclis üyeliğine seçilen Ali Gül Özbek Haringey Green Lanes’ta eczane işletmenin yanında toplum içerisinde yaptığı sosyal çalışmalarıyla da tanınıyor.

    haringey10

    Önümüzdeki dönem bir sorun yaşanmadığı takdirde belediye başkanı görevine seçilmesi beklenen başkan yardımcısı Özbek bugüne kadar kendisini yalnız bırakmayan kurumlara teşekkür etti. Haringey bölgesinde yaşayan tüm halklara hizmet edeceğini belirten Özbek, bu hizmetin kendisi için bir şeref olduğunu ifade etti. Özbek şunları belirtti; ‘‘Belediye meclisi üyeliğimden tutunuz bugüne kadar benden yardımını esirgemeyen basın mensuplarına ve tüm sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

    haringey7

    Özellikle yerel ve genel seçimlerde bize yardımlarını esirgemeyen başta UCFL (United community’s For LABOUR), UCFL içerisinde yer alan KURD for LABOUR’a, Britanya Kürt Halk Meclisine, ITSEB, Cemevi ve Kırkısraklılar derneği olmak üzere tüm derneklerimize; tüm sivil toplum kuruluşlarına, en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    Onları Haringey belediyesinde temsil etmek benim için şereftir, onurdur.’’

    Haringey Belediye Başkanlığına seçilen Jennifer Mann de bir konuşma yaparak herkese teşekkür etti.

    haringey13

    haringey4

    haringey9

    haringey1
    Ali Gül Özbek

    haringey11