Category: slıder

  • 6 Milyon Üyeli TUC’tan Kürt Halkıyla Dayanışma Kararı

    6 Milyon Üyeli TUC’tan Kürt Halkıyla Dayanışma Kararı

    Birleşik Krallık’ta en üst emek hareketi TUC, Kürt halkıyla aktif dayanışma kararı aldı. Daha önce Mandela için etkili kampanya yürüten TUC, barış sürecinin tekrar başlaması için Öcalan’ın özgürlüğünün şart olduğunu belirtti.

     

    Haber: Aladdin Sinayiç

    Birleşik Krallık’ın en üst emek örgütlenmesi olan Sendikalar Birliği Kongresi-TUC (Trade Union Congres), yıllık konferansında Kürt halkıyla dayanışma kararı alarak aktif dayanışma çalışması başlattı.

    Farklı iş kollarından 52 sendikanın bağlı olduğu TUC’un 6 milyon üyesi bulunuyor. Birleşik Krallık’ta sosyal, siyasal ve iş alanında en etkili örgüt olan TUC, 1868 yılında kuruldu.

    Geçtiğimiz hafta İngiltere’nin Brighton kentinde yapılan ve bir hafta devam eden TUC yıllık konferansında Unite The Union, GMB, NASUWT ve NUT sendikaları tarafından sunulan önerge kabul edilerek, Türkiye’deki sendikal hareketler ve Kürt halkıyla aktif dayanışma karar olarak konferanstan geçti.

    Konferansta kabul edilen önergede, son dönemde Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’deki muhalif kesimlere dönük saldırıların kaygıyla izlendiğini ve bu saldırıların derhal durdurulması çağrısı yapıldı. Önergede ayrıca Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumuna da dikkat çekilirken, Türk devleti tarafından tek taraflı olarak durdurulan barış sürecinin tekrardan başlatılması ve başarıya ulaşması için de Öcalan’ın özgür kalması çağrısı yapıldı.

    Mandela için etkin kampanyalar yürütmüştü

    Birleşik Krallık’ın en etkin emek hareketi olan TUC, 1971 yılındaki konferansında aldığı kararla Nelson Mandela için de etkin kampanyalar örgütlemişti. Kampanya kapsamında yapılan büyük yürüyüş ve mitinglerle beraber Güney Afrika hükümetine karşı etkin çalışmalar yürüterek Mandela’nın özgürlüğüne kavuşmasında etkin rol almıştı.

    Brighton’da yapılan TUC yıllık konferansında önerge lehine konuşma yapan Unite the Union sendikası yetkilisi Tommy Murphy gazetemize yaptığı açıklamada Erdoğan diktatörlüğüne karşı yaşanan sessizliğin kabul edilemez olduğunu ifade ederek, bu rezaletin derhal son bulması gerektiğini ifade etti.

    Murphy “Suriyeli mültecileri Türkiye’de tutmak ve Avrupa’yı rahatsız etmelerini engellemek için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan kirli pazarlık doğrultusunda dünyanın Erdoğan diktatörlüğü karşısında sessiz kalması tamamen bir rezalet. Bu utanç verici sessizliğin derhal son bulması gerekir” dedi.

    Baskı ve sindirme dalgası 

    ‘Acil önerge’ adı ve ‘Kürt Halkıyla Dayanışma’ başlığıyla TUC yıllık konferansına sunulan önergede şunlar belirtildi: “Başarısız askeri darbe girişiminden sonra uygulanan olağanüstü hal ile birlikte sendikacı, akademisyen ve öğretmenlere dönük saldırılar kongremizi derinden kaygılandırmaktadır. Kongremiz özellikle 11 bin 285 Kürt öğretmenin görevden alınmasını Kürt halkına karşı yeni bir baskı ve sindirme dalgası olarak ele almaktadır. Haziran 2015’teki genel seçimlerde başarısız olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisine muhalif tüm kesimlere karşı tümden sindirme ve bastırma planına girişerek, muhalif gazeteler kapattı, insan hakları savunucularını tutukladı. Avrupa Birliği’ne üyelik süreci yaşayan bir ülkenin böylesi bir pratik içerisinde olması kesinlikle kabul edilemez” denildi.

    Talepler

    Önergenin son bölümünde 5 maddelik talep sıralandı.

    Önergede “Gelişen tehlikeli ve kaygı verici süreci gözönünde bulundurarak, kongremiz aşağıdaki maddelerin uygulanmasını talep eder ve aktif çalışmasını yürütür” denildi. Talepler şunlar:

    * Başarısız darbe girişiminden sonra görevden alınanların haklarının iade edilmesi, Türk devletinin uluslararası emekçi hareketi temel hakları ve düşünce özgürlüğü, sendikal haklar ve basın özgürlüğüne bağlı kalması çağrısı yapar,

    * Türkiye’deki Kürt halkı, ilerici ve muhalif sendikal hareketler ile dayanışma çalışmalarının artırılması ve kendilerine maddi ve pratik destek sunulması,

    * Birleşik Krallık ve Türk hükümeti nezdinde girişimlerde bulunarak kongremizin kaygılarını ifade eden, Kürt halkı, sivil toplum ve sendikalara dönük saldırıların durdurulmasını talep eden ve Türk hükümetinin uluslararası yükümlülüklerine saygı göstermesini, yasadışı eylemlerini durdurması için aktif çalışma yürütmek,

    * Avrupa, uluslararası sendika federasyonlarını ve uluslararası kurumları Türk hükümetine baskı uygulayarak tavır değiştirmesini sağlamak,

    * Haziran 2015’te Türk hükümeti tarafından tek taraflı olarak durdurulan barış sürecinin yeniden başlatılması ve böylesi bir sürecin başarıya ulaşması için Kürt lider Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması çağrısını yapar.”

    Britanya Parlamentosu’nda kampanya başlamıştı

    Britanya’nın en büyük sendikalarından Unite ve GMB’nin öncülüğünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için başlatılan kampanyanın startı 25 Nisan’da Britanya Parlamentosu’nda verilmişti.

    Kısaca Unite olarak bilinen Unite The Union sendikası resmi olarak kayıtlı 1.5 milyon üyesiyle İngiltere ve Galler’in en büyük emekçi örgütü pozisyonunda. Onlarca farklı emek alanlarından üyelerinin bulunduğu ve 650 bin üyesiyle İngiltere’nin üçüncü büyük emek örgütü olarak bilinen GMB(Genel İş Sendikası) daha önce de Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü için çalışmalar yürütmüştü. Panele katılan Unison sendikası İskoçya yetkilisi de kampanyaya destek verdiklerini açıkladı. Unison sendikası da 1.3 Milyon üyesiyle Britanya’nın ikinci büyük sendikası.

  • İngiltere Ana Muhalefet Lideri: Öcalan Özgür Olmalı

    İngiltere Ana Muhalefet Lideri: Öcalan Özgür Olmalı

    Britanya’nın son bir yılda en çok konuşulan isimlerinden birisi olan ana muhalefetteki İşçi Parti’nin lideri Jeremy Corbyn, çözüm için Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın özgür olması gerektiğini belirtti.

     

     

    İşçi Parti içerisinde devam liderlik yarışı kampanyası çerçevesinde dün Kuzey Londra’da yapılan toplantıda konuşan İşçi Parti lideri Jeremy Corbyn, Kürt halkının kendi kendisini yönetme hakkının tanınması gerektiğini ifade etti. Britanya Kürt halk meclisinin öncülüğünde gerçekleştirilen toplantıya çok sayıda Kürdistanlı ve Türkiyeli katıldı. Kuzey Londra’nın Edmonton bölgesi milletvekili ve gölge kabine üyesi Kate Osamor tarafından yönetilen toplantıda Corbyn, ülke içi ve uluslararası konularda değerlendirmelerde bulundu.

    ÖCALAN ÖZGÜR OLMALIDIR

    Uzun yıllardır Kürt halkının mücadelesinin yanında duran Corbyn, Kürdistan’da devam eden savaşın sonlanması ve barışın sağlanması için Kürt halk önderinin özgür olması gerektiğini söyledi. Corbyn şöyle konuştu; ‘‘Sürekli dile getirdim, eğer bir çözüm ve barış süreci olacaksa, Öcalan özgür ve masada olmalıdır. İşçi Parti gölge dışişleri bakanlığı üzerinden bu konuda çalışmalarımız olacaktır. Ülkenin tüm sendikalarının üst yapılanması olan Trade Uninon kongresi çok önemli bir karara imza attı. Kürt halkı ve Öcalan’ın özgürlüğü için büyük bir kampanya yürütüyor. Bu çok önemli bir gelişme.’’
    https://youtu.be/RY1AXPpGflQ
    SURİYE’DE ÇÖZÜM OLACAKSA KÜRT HALKININ HAKLARI TANINMALI

    Ortadoğu’da devam eden savaşa da değinen Corbyn, Suriye’deki savaşta yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiğini, milyonlarca insanın göç etmek zorunda kaldığını ifade etti. Corbyn konuşmasına şöyle devam etti; ‘‘Suriye savaşında bir siyasi çözüm bulunmalı. Suriye’deki farklı halkların hakları güvenceye alınmalı, Kürt halkının hakları tanınmalı.

    Yıllardır Kürtleri yakından takip ederim, tarihlerini bilirim. 1920’lerle beraber kimlikleri red edildi. O topraklarda gözü olan Uluslar arası güçlerin başını çektiği Sykes Pickot ve diğer antlaşmalarla Kürt halkının ulusal hakları inkar ve red edildi. Ve biz halen bunların sonucunun getirdiği sorunlarla yüz yüzeyiz.

    Ve bugüne kadar hep inkar edildiler. Eğer bölgede bir barış isteniyorsa, Kürt halkının kendi kendisini yönetme hakkı Kabul edilmelidir. Bizim bu konuda temel sloganımız; barış, insan hakları, adalet ve demokrasidir.

    Birçok defa kendim Kürdistan’a gittim, yaşanan adaletsizliklere tanık oldum. Bu konuda Britanya hükümeti dış politikasının temeline insan haklarını almalıdır. Kültürel ve politik halklar ile birlikte, halkların kendi kendilerini yönetebilmesi için çalışma yürütmelidir.’’
    https://youtu.be/BQaBaOJcujg
    JEREMY CORBYN KİMDİR?

    Uzun yıllardır Kürt halkının yakın bir dostu olarak bilinen Jeremy Corbyn 33 yıldır parlamentoda bulunuyor. Eski sendikacı ve sosyalist kimliğiyle tanınan Jeremy Corbyn 1983 yılından beri Londra’nın İslington bölgesinden milletvekili seçiliyor.

    7 Mayıs 2015’te Birleşik Krallık’ta yapılan parlamento seçimlerinde yaşanan başarısızlıktan kaynaklı İşçi parti lideri Ed Milliband istifa etmişti. Milliband’ın istifası sonrası İşçi Parti liderliği için yaşanan yarışta, Corbyn Britanya siyasetine adeta yeniden bir soluk yaşattı. Yüz binden fazla insan Jeremy Corbyn’i desteklemek için İşçi partiye kaydoldu. 12 Eylül 2015’te yapılan seçimlerde Corbyn diğer adayları geride bırakarak yüzde 60 oyla İşçi Parti’nin genel başkanı seçildi.

    Seçildiği günden bu yana parti içi muhalefetten kaynaklı zor günler geçiren Corbyn parti içindeki tüm baskılara rağmen istifa etmeyerek görevine devam etti. Avrupa Birliği referandumu sonrası isyan bayrağı açan partisine mensup 172 milletvekilinin güvensizlik oyu nedeni ile yeniden liderlik yarışına girmek zorunda kalan Corbyn’in karşısında Owen Smith bulunuyor. 25 Eylül’de yapılacak yıllık konferansta İşçi Parti’nin yeni lideri belirlenecek.

    İngiltere Ana Muhalefet Lideri: Öcalan Özgür Olmalı 6
    İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn

    İngiltere Ana Muhalefet Lideri: Öcalan Özgür Olmalı 1

    İngiltere Ana Muhalefet Lideri: Öcalan Özgür Olmalı 4

  • Kürt Belediye Eşbaşkanları Britanya Parlamentosunda Konuştu: Bunun Adı Faşizmdir

    Kürt Belediye Eşbaşkanları Britanya Parlamentosunda Konuştu: Bunun Adı Faşizmdir

    Kurdish Progress ve Gomidas Enstitüsü ortaklığıyla Britanya Parlamentosunda düzenlenen ‘Kürtler, Ermeniler ve Türkler’ konulu toplantıda konuşan Kürt belediye eş başkanları, geçtiğimiz hafta Türk devleti tarafından 24 Kürt belediyeye el konulmasını halkın iradesine saldırı olarak yorumladı.

    Haber: Esra Türk – Foto: Kurdish Progress

    Lordlar Kamarası üyesi Lord Hylton tarafından yönetilen toplantıda, Bitlis Belediye Eş Başkanı Hüseyin Olan ve Mutki Belediyesi Eş Başkanı Özcan Birlik’in yanı sıra Gomidas enstitüsü direktörü Ara Sarafian ve Middlesex üniversitesinden Dr Tunç Aybak birer konuşma yaptı.

    Bitlis Belediye Eşbaşkanı Hüseyin Olan; ‘‘Biz Kürtler ve Ermeniler aynı süreçlerden geçtik. Yüzyıldır süregelen tekçi ırkçı ve faşist zihniyetten kaynaklı sorunlar ve yaşanan acılar büyüyerek devam etmektedir.’’

    Gomidas Enstitüsü direktörü Ara Sarafian; ‘‘Kürtler şimdiki zamanın ana mağdurları. Türkiye’deki öncü demokratik güç Kürtlerdir ve Ermeniler ve Kürtler olarak barışçıl köprüler kurmaya devam ediyoruz.’’

    Mutki belediyesi eş başkanı Ozcan Birlik; ‘‘Tarihte Ermenilere yapıldığı gibi, yakılıp yakılan kentlerimize farklı kesimler yerleştirilmek istenmektedir. Coğrafyamızın demografik yapısını değiştirmeye çalışıyorlar.’’

    Akademisyen Doktor Tunç Aybak: ‘‘Türk tarihine bakılırsa, tarihimizin inkar tarihi olduğunu söyleyebiliriz. İşlenen katliamlara ilişkin devamlı bir inkar. Ermenilere karşı işlenen suçlar inkar edildi, Alevi Kürtlerin inkarı, Dersim inkar edildi.’’

    parlamento-ermeniler-konusmacilar
    ‘Kürtler, Ermeniler ve Türkler’ Konulu Toplantıyı Lord Hylton yönetti

    DÖNEMİN ANA MAĞDURLARI KÜRTLER

    Lord Hylton tarafından yapılan açılış konuşmasından sonra Ermeni çalışmaları yürüten Gomidas Enstitüsü direktörü Ara Sarafian ilk konuşmayı yaptı. Sarafian konuşmasında; ‘‘Kürtler şimdiki zamanın ana mağdurları. Türkiye’deki öncü demokratik güç Kürtlerdir ve Ermeniler ve Kürtler olarak barışçıl köprüler kurmaya devam ediyoruz.’’ dedi.

    Sarafian’ın konuşmasından sonra Bitlis Belediye Eşbaşkanı Hüseyin Olan bir konuşma yaparak Kürt belediyelere yönelik kayyum atamalarını değerlendirdi. Olan konuşmasında şunları belirtti; ‘‘Bitlis gerçekten Ermeni yerleşimi açısından Muş’tan sonra en fazla tarihi değeri olan bir kentimizdir. En fazla acıların yaşandığı bir kenttir. Biz kürtlerin ve Ermeniler aynı süreçlerden geçmişiz. Yüzyıldır süregelen tekçi ırkçı ve faşist zihniyetten kaynaklı sorun devam etmektedir.

    parlamento-ermeniler-genel

    KAYYUM’UN İLK İŞİ KÜRTÇE TABELLAYI İNDİRMEK OLDU

    Yüzyıl önce Ermeni halkına yapılan soykırımı her koşulda dile getiriyoruz, aynı zamanda Kürt halkı adına özürlerimizi dile getirdik. Sürece baktığımızda Ermeniler bir kere soykırıma uğramış, ama yüzyıldır Kürtlerin soykırımı ve katliamı devam etmektedir.

    Daha dün 24 belediyemize kayyum atanarak zorla el konuldu ve ilk işleri Kürtçenin içinde olduğu tabelayı söküp sadece Türkçe olan tabelaları yerleştirmek oldu. Bu TC devletinin farklı bir ulusun diline olan tahammülsüzlüğü göstermektedir. Kürtler başta olmak üzere Türkiye’deki halklara dayatılan tek devlet, tek dil, tek millet sistemidir.

    KÜRTLER DİRENDİĞİ İÇİN SAVAŞ AÇILDI

    Son iki yılda da başkanlık sistemi getirilmek istenmektedir. Kürtler de bunun karşısında durduğu için Kürtlere savaş açılmış. Kürt halkı her anlamda büyük bir saldırı altındadır. Yapmamız gereken bu faşist tekçi zihniyete karşı direnmektir. Türkiye’yi demokratikleştirmek için tüm halklar ortak mücadele etmeli. Bu noktada Avrupa da Türk devletine baskı uygulamalı.

    parlamento-ermeniler-genel4

    TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİ TÜM HALKLARIN SORUNLARINI ÇÖZECEK

    Kürtler hiç bir zaman savaşı isteyerek seçmedi, hep barışın ve çözümün tarafı oldular. Biz inanıyoruz ki Türkiye’de demokratikleşme sağlanırsa Ermeni sorunu da çözülmüş olur. Bu şekilde de kendi gerçekliğimizle yüzleşiriz. Biz bu yönlü Bitlis’te yoğun çalışmalar sürdürdük. Bizim bu çalışmalarımızdan kaynaklı şimdiye kadar kimliklerini saklayan Ermeniler, kendi kimliklerini açıkça yaşamaya başladılar.

    Demokratikleşme sürecinin tekrar başlaması için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Devletler olmasa halklar arasında hiçbir sorun olmayacaktır. Coğrafyamızda yaşayan tüm halkların özgür ve eşit bir şekilde yaşaması için Türkiyenin demokratikleşmesine ihtiyaç var.

    Olan’ın konuşmasından sonra bir sunum yapan Mutki belediyesi eş başkanı Ozcan Birlik, Türk devletinin son bir yıl içerisinde Kürt halkına yönelik saldırılarını değerlendirdi. Birlik sunumunda şunlar belirtti; ‘‘Yüzyıllardır Ortadoğu coğraftyasında büYük yıkımlar yaşanmaktadır. Özellikle Türkiye’de birçok halk bir arada yaşarken, Rumlar sürgün edilirken, Ermeniler soykırımdan geçirildi. Kürtler bu soykırımı yüreklerinde hissetmişlerdir. Kürtlerde aynı süreçlerden geçmiştir ve halen devam etmektedir.

    Ölmekten ve göçten kurtulan Ermeni halkımız bunun üzerine bir de asimilasyona uğradı. Eşim kendisi Ermeni ama biz evlendikten sonra hem kendisi hem biz Ermeni olduğunu öğrendik. Bu durum tarihi gerçeklerle yüzleşme açısından çok korkunçtu.

    KÜRT KENTLERİ YERLE BİR EDİLDİ

    Devlet, tekçi zihniyetini tüm halklar üzerinde uygulamıştır. 20 milyon Kürdün yaşadığı Türkiye’de Kürtlerin kentleri halen bombalanmaktadır, Kürtlerin cenazeleri haftalarca sokaklarda kalmaktadır. Taybet ananın cenazesi 10 gün boyunca sokakta kalmış ve köpekler tarafından cesedi parçalanmış. Aynı şekilde bu süreçte yeni doğan bebekler de devletin güvenlik güçlerinin silahından çıkan kurşunlarla hayatını kaybetmiştir.

    parlamento-ermeniler-genel3

    BÖLGENİN DEMOGRAFİSİ DEĞİŞTİRİLİYOR

    Tarihte Ermenilere yapıldığı gibi, yakılıp yakılan kentlerimize farklı kesimler yerleştirilmek istenmektedir. Coğrafyamızın demografik yapısını değiştirmeye çalışıyorlar. Yine bizim tüm belediyelerimizin üçte birine demokrasi savunucusu olduğunu iddia eden Cumhurbaşkanını tarafında darbe uygulanarak halkın iradesine ipotek konmuştur. 12 bin Kürt öğretmen görevinden uzaklaştırıldı.

    Tüm bunlara rağmen Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan ile bir yıldan sonra bir görüşme gerçekleştirildi ve kardeşi aracılığıyla gönderdiği mesajda projelerinin olduğunu ve tüm acılara rağmen altı ay içerisinde bu sorunu çözebileceklerini açıklamıştır.

    ROJAVA TÜRKİYE İÇİN DE BİR MODELDİR

    Rojava’da demokratik, özgür ve eşitlikçi bir sistem inşası devam etmektedir. Demokratik ulus temelli bu sistem tüm Ortadoğu açısından örnek olabilir. Bizim komşu halklarla hiçbir sorunumuz yok. Ermenilerle, Çerkezlerle tüm halklarla bir arada barış içerisinde yaşıyoruz.’’

    Birlik konuşmasının sonunda, dünya halklarını baskı altında olan Kürtler ve diğer halklarla dayanışmaya çağırdı.

    TARİHİMİZ İNKAR TARİHİ

    Belediye eş başkanlarının konuşmasından sonra bir konuşma yapan akademisyen doktor Tunç Aybak, Türk tarihinin bir inkar tarihi olduğunu ifade etti. Tunç şunları belirtti; ‘‘Türk tarihine bakılırsa, tarihimizin inkar tarihi olduğunu söyleyebiliriz. İşlenen katliamlara ilişkin devamlı bir inkar. Ermenilere karşı işlenen suçlar inkar edildi, Alevi Kürtlerin inkarı, Dersim inkar edildi. Şimdi de, bir inkar sürecinden daha geçiyoruz güney doğu, Türkiye’de: Kürtlerin hakları.

    İnkar bir durum değildir. Bir süreçtir. Soykırımın son sürecidir diyebiliriz. Sürekli bir inkar süreci, hukuki ve ahlaki bir sorumluluktan muaf tutulmanın girişimidir. Bunların hafızasını yok etmek ve tarihi yeniden yazmak amacıdır.

    Ayrıyeten, mağdurların hafıza ve acılarını aşağılamak.

    Uzlaşma sürecini başlatmak için hakiki bir özür sunulması gerekir. Yoksa inkar soykırım sürecinin son aşaması olarak kalır.

    Erdoğan özür diledi ama bu ne düzeyde bir özürdür. Özür diplomatik bir terimdir.

    Hakiki bir özür sorumluluk kabul etmektir.

    Erdoğan’ın söylediklerine bakıldığında, olayları bir nevi tarihi bir kaza gibi yorumluyor. Kürtlerin yaptığı özür hakikidir.’’

    Toplantı, yapılan soru cevap kısmından sonra sona erdi.

    parlamento-ermeniler-ara-sarafian
    Gomidas Enstitüsü Direktörü Ara Sarafian

     

    lord-hylton
    Lord Hylton

     

    s%cc%a7aredare%cc%82-mutkiye%cc%82-ozcan-birlik
    Mutki Belediye Eşbaşkanı Cengiz Birlik

     

  • İşçi Parti Hackney Belediye Başkanı Adayı: Philip Glanville

    İşçi Parti Hackney Belediye Başkanı Adayı: Philip Glanville

    Hackney seçmeni Perşembe (15 Eylül, yarın) günü yeni Belediye Başkanını seçmek için sandık başına gidecek.

    Eski Belediye Başkanı Jules Pipe’nın istifa etmesiyle ara seçime giden bölgede, İşçi Parti adayı Philip Glanville, Muhafazakar Parti adayı Amy Gray, Yeşil Parti adayı Samir Jeraj, Liberal Demokrat Parti adayı Dave Raval ve Tek Sevgi Parti adayı Dawa Ma yarışacaklar.

    İşçi Parti’li Pipe, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Sadiq Khan tarafından başkan yardımcısı seçilmesinin ardından 14 yıl sürdürdüğü Hackney Belediye Başkanlık görevinden ayrılmıştı.

    Londra’da sadece Hackney ve Newham belediye başkanlarını halk seçimi ile belirlenirken, Londra’nın diğer belediyelerinde, belediye başkanı belediye meclisi tarafından seçiliyor ve her yıl değişiyor.

    İşçi Parti Hackney belediye başkanı adayı Glanville ile hedeflerini ve bölgede yapmak istediklerini konuştuk. Glanville, Hackney için öncelikli beş hedefini anlatarak, konut sorunun önemsediği en önemli konu olduğunu ifade etti.

    Konuttan sorunlu kabine üyesi olan Glanville, belediye başkanı seçildiği taktirde, bu alandaki deneyimini sosyal ve uygun fiyatta ev inşa etme planlarını yerine getirmek için kullanmak istediğini anlattı.

    Türk, Kürt ve Kıbrıslı toplumlarla iletişim ve ilişkisini geliştirmek istediğini ifade eden Glanville, toplumun önemsediği konularda ortaklaşa çalışmayı hedeflediğini söyledi.

    Konut sorunu, işsizlik, ulaşım ve hava kirliliği, daha görünür bir belediye başkanı olmak ve kesintilerle mücadele etmek öncelikli beş hedefi olduğunu anlatan belediye başkan adayı, bölgede yapmak istediği çalışmaları ve nasıl bir belediye başkanı olmak istediğini detayladı.

    Philip Glanville
    Philip Glanville

    Konut sorunu

    Hackney’de artan kira ve ev fiyatları, burada uzun yıllar yaşayan bir çok insanın bölge dışına gitmeye zorlanmaları devam eden sorunlardan birisi. Glanville, konut yapımına öncelik vererek ‘Hackney’in ihtiyacı olan evler yapacağız’ diyerek, belediye başkanı olarak bu ihtiyaca karşılık verecek şirketlerle çalışmak istediğini ifade etti.

    Kira sektöründe artan ücretlere ilişkin de çalışma yürütmek istediğini söyleyen Glanville, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı, Sadiq Khan’ın sunduğu ‘Londra yaşam kirası’ (London living wage) fikrini desteklediğini vurguladı. Uygulama bireylerin maaşlarının üçte birinden fazlasını kiraya ödemelerinin önüne geçmeyi hedefliyor.

    Glanville şöyle devam etti: ‘‘Hackney, Londra’da, en yüksek sosyal konut inşa etme projelerini yerine getiriyor ama daha fazla yapabiliriz. Bunun için artık deneyimimiz var. Hackney’de konut sorunun insanlar üzerindeki baskıyı anlamamız gerekiyor. Bunun için de, sosyal konut ve uygun fiyatta ev inşa etmenin yanında, bir de kira piyasasına nasıl dahil olabileceğimize bakmalıyız- bu alandaki sorunların da önüne geçmek için.

    ‘‘Devamlı olarak bölgedeki konut inşa programlarında uygun fiyattaki evlerin oranını arttırmayı hedefliyoruz. Zor olan yanı bütün bu inşaatlar kendini finanse etmeliler. Devlet artık uygun fiyatta konutlar için bütçe sağlamıyor. Bu bütçenin geri gelmesini beklemektense- ki hiç geri gelmeyebilir- bizim hedefimiz kendi bütçemizi yaratarak bu evleri tamamlamak. Bunun için de çoğunlukla kendimiz yapıyoruz. Woodberry Down’de Berkeley Homes ve Genesis Housing Association ile ortaklaşa çalışıyoruz, konut yenileme programını (housing regeneration programme) belediye içerisinde kontratlı çalışanlarla yapıyoruz ve konut sağlamak programı’nın (housing supply programme) tüm yapım ve satışlarını belediye olarak yapıyoruz. Konut yapım ve satımının ne kadar fazlasını belediye olarak yaparsak, sosyal konut için bütçemiz artar. Buna dayanarak, 2018 yılından itibaren Hackney’de inşa ettiğimiz sosyal konut sayısını iki katına çıkarmak istediğimizi söyleyebilirim.

    ‘‘Bir sosyal konut evi inşa edebilmek için iki özel ev inşa edip satmak gerekiyor. Ufak projelerde birebir olabiliyor ve biz bunu daha çok hedefliyoruz.

    ‘‘Konut Sağlamak programı altında De Beauvoir’da, yeni bir alanda 500 ev inşa ediliyor. Bunların üçte biri sosyal konut, üçte biri hisseli alım ve üçte biri de özel. Ben bu tür programları artırmak istiyorum.

    ‘‘Belediye olarak ilkelerimizi paylaşanlarla ortaklaşa çalışmak isterim. Ev şirketleri daha çok müteahhit gibi davranıp belediyenin ihtiyacı olmayan evler inşa etmek isterlerse buna izin vermek istemem. Başka bir yere gidebilirler.’’

    İşsizlik

    Glanville’in işsizlik ve iş yaratmak konusundaki hedefleri: ‘‘Bölgede istihdam ve insanların kariyerlerini ilerletmeleri yönünde ve girişimcilik konusunda sorunlar olduğunu düşünüyorum. ‘İşe girmenin yolları’ (Ways into work) adında, işe girmeye zorlanan bireylere destek sunduğumuz bir projemiz var. Hackney’e yatırım yapan işyerlerin yerelden işçi almalarını sağlıyoruz. Ama bu projenin farklı toplum kurumlarıyla, okullar ve gençlerle daha yakından çalışmasını istiyorum. Böylece, kariyer hedefleri okullarda başlayıp, oradan devam eder. Bir çok genç mezun olduktan sonra ya da üniversitede bunu düşünmeye başlıyor ve istediklerini her zaman bulamıyorlar.

    ‘‘Ayrıyeten, herkes başkasına çalışmak istemez. Kendi işini kurmak isteyen girişimciler de var. Sunulan iş imkanlarının nasıl kendi işini kurma yolunu açabileceğini de bulup öğretmemiz gerekiyor.’’

    Ulaşım ve hava kirliliği

    Hackney de Londra’nın geri kalanı gibi hava kirliliğinden kaynaklı bir çok ölüm yaşıyor. Glanville, Khan ile ortaklaşa çalışarak hava kirliliğine azaltmayı öncelikli hedefleri arasına koyuyor: ‘‘Hava kirliliği okullarımızın çevresinde ve merkezlerde büyük bir sorun. Bu görülmez sorunun toplumumuzun üzerindeki etkisini anlatmamız gerekiyor ve Sadiq ile birlikte çalışarak hava kirliliği konusunda daha etkili çözümler üretmek istiyorum.’’

    Daha görünür ve ulaşabilir bir belediye başkanı

    Seçim kampanyası süresinde aldığı yorumlardan birisinin eski Belediye Başkanı ile iletişim kurmanın zor olduğunu anlatan Glanville, kendisi ‘görünür’ bir belediye başkanı olmayı hedeflediğini ifade ederek, ‘‘Bütün çalışma alanlarına ilişkin, toplumun tüm kesimlerine ulaşmak istiyorum. Halkın daha kolay ulaşabileceği bir belediye başkanı olmak istiyorum’’ dedi.

    Kesintilerle mücadele

    Glanville Hükümetin belediyelerin bütçelerine yaptığı kesintilerle mücadele ederek, özellikle eğitim ve sağlık gibi alanlarda yapabileceği kadar engellemeye çalışacağını ifade etti.

    Kürt ve Türk toplumu ile ilişkisi

    Daha görünür ve kolay iletişim kurulabilen bir belediye başkanı olarak Türk ve Kürt toplumu ile daha yakından çalışmak istediğini ifade eden Glanville, toplumun kurumları yanı sıra direk olarak halka ulaşabilmeyi istiyor.

    Toplumuzun Hackney’den ayrılarak daha çok Haringey ve Enfield’e doğru taşınması son yıllarda siyasi alanda da eksiklik yarattı. Son belediye seçimlerinde Hackney’de iki yeni encümen adayı bulunurken, diğer iki belediyede sayılar daha yüksekti.

    Glanville, 2018 yerel seçimlerinde daha fazla Kürt ve Türk adayını sürece dahil olduğunu görmek istediğini ve sadece belediyede değil, diğer karar verme mecralarına da dahil olmalarının önemine vurgu yaptı.

    Glanville şöyle devam etti: ‘‘Türk ve Kürt toplumu Hackney’deki en önemli toplumların arasında, özellikle de siyasi ve ticari katkıları açısından.

    ‘‘Toplumdaki gençlerin eğitimleri açısından bir ilerleme kaydedildi, fakat bu ilerlemenin durakladığı bana aktarıldı ve bu endişe verici. Bu alanda yürüteceğimiz çalışmalar olur.

    ‘‘İşçi Parti ve belediye olarak Kürt ve Türk toplundan adayların belediye yarışlarına katılmalarını görmeye devam etmemiz gerekiyor.

    ‘‘Düzenli olarak toplumla toplantılar düzenlemek isterim ve halk toplantıları da yapmak isterim. Çünkü sadece toplum merkezleri aracılığıyla değil, direk olarak halka ulaşmak isterim.

    ‘‘Toplum içerisinde de farklı kimliklerin olduğunu tanıyarak daha doğru bir iletişim sağlayabileceğimi düşünüyorum. Aleviler, Kürtler, Türkler, Kıbrıslı Türkler var ve Türkiye’deki siyasi dinamiklerin buraya nasıl yansıdığını daha iyi anlayabilmek gerekiyor. O yüzden toplumdaki farklı kurumlarla çalışmayı hedefliyorum. Bütün siyasi dinamikleri anladığımı kesinlikle iddia etmiyorum ama çalışmam gereken konular olduğunu biliyorum. Diğer belediyelerdeki kurumalarla da çalışmam gerektiğinin farkındayım.’’

    Ufak esnafa destek

    Ufak esnafın Hackney’in çok kültürlü ve zengin yapısına katkı sunarak daha çekici bir bölge olmasına katkı sunduğunu ve bölgeye katkılarını önemsediğini ifade eden Glanville, iş yeri sahipleri ve belediye arasında daha iyi bir ilişki kurmak istediğini hedeflediğini ifade etti. Bu hedefine ulaşmak için ‘ufak esnaf forumu’ kurmayı hedefliyor: ‘‘Ufak esnafla daha yakın iletişim sağlamak istiyorum. Evet belediye çöplerinizin nereye gitmesi gerektiğini anlatır ama ilk temaslarımızda kuralların neden var olduğunu ve nasıl doğru uygulanmaları gerektiği konusunda bilgi vererek başlayabiliriz.

    ‘‘Ufak esnaf forumu kurmayı hedefliyorum. Uzun yıllardır burada olan ufak esnafın Hackney’e büyük katkısı oldu. Hackney’i çekici yapan çok kültürlüğe büyük katkısı oldu.

    ‘‘İletişim kurmak için bir mecra bulunduğunda belediye olarak, küçük esnafı yolun yarısında karşılamışız oluruz.

    ‘‘Park saatleri, çöplerin toplanılma biçimi konusunda yapabileceğimiz değişiklikler varsa işyerlerinden fikirler alabiliriz. İş yeri sahiplerinin, belediye başkanının bu konuları umursadığını bilmelerini isterim.’’

    Esra Türk

    Amy Gray
    Amy Gray
    Dave Raval
    Dave Raval
    Dawa Ma
    Dawa Ma
    Samir Jeraj
    Samir Jeraj
  • İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Toplumumuzla Buluşuyor

    İngiltere’de ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn, önümüzdeki haftalarda sonuçlanacak liderlik yarışının son dönemecinde toplumumuzla buluşacak.

    15 Eylül Persembe günü saat 5-7 arası Edmonton’da bulunan Kervan Düğün salonunda düzenlenecek etkinlikte Kürt, Türk, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileri ve İşçi Partisi üyeleri ile buluşacak olan Corbyn liderlik seçimi için destek arayacak.

    Britanya Kürt Halk Meclisi öncülüğünde organize edilecek olan toplantıya yoğun katılım bekleniyor. Britanya Kürt halk meclisi çatısı altında birlikte hareket eden bir çok dernek ve sivil toplum kurulusunun da aktif destekleyeceği toplantıya Jeremy Corbyn ile birlikte çok sayıda siyasetçi ve sendika temsilcisinin de katılması bekleniyor.

    Geçen yıl Eylül ayında açık bir farkla kazandığı parti liderliğini rakibi Owen Smith’e karşı korumaya çalışan Jeremy Corbyn, Haziran ayında yapılan AB referandumu sonrası isyan bayrağı açan partisine mensup 172 milletvekilinin güvensizlik oyu nedeni ile yeniden liderlik yarışına girmek zorunda kalmıştı.

    Seçim kampanyası için dolaşan tecrübeli politikacı, 15 Eylül Perşembe günü yapılacak toplantıda, Jeremy Corbyn ayrıca Kürt, Türk ve Kıbrıslı Türk toplumlarına mensup derneklerinin yöneticileri ile görüş alışverişinde bulunacak.

    1983 yılından bu yana toplumumuzun yoğun yaşadığı Islington North seçim bölgesini parlamentoda temsil eden milletvekili, toplumumuza toplantıya katılım çağrısı yaptı. Kürt ve Türklere yakın ilişkiler içerisinde olduğunu belirten Corbyn, İşçi Partisi’ni bütün toplum kesimlerine taşıyacak bir politik anlayışı geliştirmeye çalıştığını belirterek, partisine üye olan seçmenlerden de destek istedi.

    33 yıldır kesintisiz elde tuttuğu ünvanı ile en uzun süredir mecliste bulunan politikacılar arasında yer alan Jeremy Corbyn,  12 Eylül 2015’te yapılan ve son anda girdiği İşçi Partisi liderliği mücadelesini, sürpriz bir biçimde açık farkla kazanarak, ana muhalefet partisinin başına geçmişti.

    Toplantı tarihi: Perşembe 15 Eylül

    Saat: 17:00

    Yer: Kervan Düğün Salonu-Edmonton

  • SON DAKİKA: CPT’den Öcalan Açıklaması

    SON DAKİKA: CPT’den Öcalan Açıklaması

    Avrupa Parlamentosu İşkenceyi Önleme Komitesi-CPT geçtiğimiz hafta yaptığı Türkiye ziyareti ile ilgili bugün açıklama yaptı.

     

    Resmi web sayfasından açıklama yapan CPT, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu ile ilgili kafaları daha da karıştıracak bir açıklama yaptı.

    Açıklamada CPT’den bir heyetin 29 Ağustos ile 6 Eylül tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret ettiği ve aralarında yeni içişleri bakanı Süleyman Soylu, Adalet bakanı Bekir Bozdağ ve başbakan yardımcısı Sabahattin Öztürk’ün de aralarında bulunduğu birçok Türk yetkili ile görüşüldüğü belirtildi.

    Açıklamanın Öcalan ile ilgili bölümünde bir cümleyle şu denildi; ‘Ziyaretimizin gerekçelerinden birisi olan Yüksek güvenlikli F tipi İmralı cezaevinde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan ve diğer tutukluların durumu ile ilgili belli sorunlar komitemiz tarafından ilgili Türk yetkililerle tartışıldı.’’

    ZİYARET EDİLEN CEZAEVLERİ ARASINDA NEDEN İMRALI YOK?

    Komite açıklamasında Öcalan ile ilgili Türk yetkililerin nasıl bir açıklama yaptığına dair bilgi vermedi. Diğer bir kafa karıştıran boyutu ise, CPT’nin neden İmralı cezaevini ziyaret etmediği ile ilgili bilgi verilmemesi. Açıklamada İstanbul silivri cezaevi, Ankara Sincan cezaevi ve İzmir F tipi cezaevinin ziyaret edildiği belirtiliyor. Açıklamada ayrıca Ankara Emniyet müdürlüğü ve Gölbaşı emniyet müdürlüğünün ziyaret edildiği belirtiliyor.

    CPT açıklamasında ziyaret ile ilgili raporun Kasım ayında Türk yetkililere iletileceği belirtildi.

    Türkiye’yi ziyaret eden CPT heyetinde, Mykola Gnatovskyy (heyet başkanı), Djordje Alempijević, Julia Kozma ve Davor Strinović bulunuyor.

  • Wood Green’de Yeni Bir Cinayet

    Wood Green’de Yeni Bir Cinayet

    Toplumumuzun yoğunluklu yaşadığı bölgelerden birisi olan Wood Green’den şiddet ve cinayet haberleri eksilmiyor. Pazartesi günkü bıçaklı saldırıda 44 yaşındaki erkek hayatını kaybetti.

     

    Geçtiğimiz hafta yine Turnpike Lane’de bir genç kafasından silahla vurulmuştu. Kafasından vurulan genç halen hastanede yaşam savaşı veriyor. Olayla ilgili 20 yaşındaki Denizen Karadağ adlı Türkiyeli de tutuklanmıştı.

    Turnpike Lane saldırısından sonra Pazartesi gecesi de Wood Green de yeni bir cinayet işlendi. Wood Green’deki Pellatt Grove adresinde 44 yaşındaki erkek bıçaklı saldırıda olay yerinde hayatını kaybetti. Olayla ilgili 23 yaşındaki bir erkek cinayet zanlısı olarak polisler tarafından gözaltına alındı. Cinayete kurban giden şahsın kimliği henüz açıklanmadı.

    Metropolitan Polisin soruşturması devam ediyor.